Onbeşinci Akademik Bilişim Konferansı ise 2013 Şubat ayında Akdeniz Üniversitesinde düzenlenecek.
Bilişim camiasının en büyük iki buluşmasını takvimlerinize şimdiden işaretleyin de sonradan keşke haberim olsaydı demeyin.
Dün The Document Foundation Gezegeni’nde(LibreOffice Gezegeni) sevgili Gökçen Eraslan’ın adını görünce şaşırdım ve mutlu oldum.
Gökçen Eraslan Pardus projesinde 4 yıl özverili şekilde çalışmış ve etkileştiğim kadarıyla kibar, yardımsever ve ilgili birisiydi. KDE ve OpenOffice.org/LibreOffice paketleriyle de ilgilenmekteydi…
Başlığa dönersek, Gökçen Eraslan LibreOffice projesinin Google Summer of Code 2012 için seçilen öğrencilerinden biri olmuş ve “LibreOffice’in PDF dışa aktarma özelliğine sayısal imza desteği kazandırılması için çalışacakmış. Kendisinin gezegene düşen yazısı şu adreste: http://blog.yeredusuncedernegi.com/category/english/2012-05-14/gsoc-introduction-and-pdf
Bu haberi kısa bir sosyal paylaşım ile sınırlı tutmak doğrusu haksızlık olurdu
Daha önceki bir günlük yazımda LibreOffice‘in kod geliştirme kısmında Türkiye’den katkı yapan gönüllülerin olmadığından dert yakınmış ve sadece Gökçen Eraslan ve Görkem Çetin’in kod katkısı verenler listesinde adlarının geçtiğini belirtmiştim.
Doğrusu, Gökçen Eraslan’ın adını TDF gezegeninde görmek, LibreOffice’e aktif katkı verecek olması ve PDF dışa aktarımlarında sayısal imza gibi önemli bir özellik üzerinde çalışacak olması beni çok mutlu etti. Kendisinin bu işi başarıyla tamamlayacağını düşünüyorum.
PDF’leri sayısal imzalamak nedir neden önemli dersek, bildiğim kadarıyla kısaca anlatayım.
PDF’leri sayısal olarak imzalamak, özellikle kurumsal kullanıcılar ve KAMU için çok önemli bir özellik. Bu özellik sayesinde, LibreOffice üzerinde ürettiğiniz bir belge(fatura, bildirim, yazı aklınıza ne gelirse) PDF biçiminde dışa aktarılırken, bir sayısal imza sağlayıcı tarafından sağlanan geçerli sertifikalarla sayısal olarak imzalanmış olacak. Yani daha kolay şekilde LibreOffice ile e-imzalı PDF’ler üretilebilecek.
Sayısal imzalı PDF’ler günlük hayatımızda yavaş yavaş artmakta. Mesela özel hayatımda bir örnek, e-faturaların birçoğu artık sayısal olarak imzalı PDF dosyaları olarak gelmekte. İşyerinde ise ellerimize sayısal olarak imzalanmış(e-imza daha mı kolay söyleniyor) belgeler gelmekte. Bunun yanı sıra gözlemim şu ki, kurum içi yazışmalarda sayısal imzaların kullanımının daha hızlı şekilde artmakta olduğu. Bu sayede kurum içi imza, getir götür işleri de epeyce azalmakta.
Gökçen hocam başarırsa, ki eminim çok iyi bir iş çıkaracaktır, bugün LibreOffice’e geçen bir kuruluş bu sayede; kağıt ve posta gecikmelerinden kurtulmak ve güveniliği de eski çağdan kalma sorgulama yöntemlerine (telefon teyiti, imza sirküsü(kamuda yoktur), imza onay yazısı(bunu vermekten nefret ediyorum) bırakmamak için ihtiyacı olan çözümü, yani sayısal imzalı PDF belgeleri, LibreOffice üzerinde, başka bir yazılıma gerek duymadan özgürce oluşturabilecek.
LibreOffice’e Türkiye’den aktif katkı verilecek olması, hele böylesine önemli bir özellik üzerinde çalışılacak olması beni çok mutlu etti. Umarım Gökçen hocam diğerlerine örnek olur ve günden güne büyüyen LibreOffice katkıcılarına Türkiye’den de katılımlar artar.
İlgili Diğer Başlıklar:
Tarih: 25 Mayıs 2012 Cuma Linux Kullanıcıları Derneği ile İnternet Teknolojileri Derneği‘nin bu yıl 3.’sünü düzenlediği Linux Yaz Kampı 2012, 23 Haziran-08 Temmuz tarihlerinde Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi‘nin ev sahipliğinde yapılıyor.
Farklı alanlarda, farklı bilgi düzeylerine hitap eden 4 paralel sınıfta gerçekleşecek eğitimlere katılım ücretsizdir. Katılımcılardan yalnızca kendi masraflarını karşılamaları beklenmektedir.
Eğitim Başlıkları:
Eğitimlerde kontenjan sınırlıdır. Başvurularda öncelik, görevlendirme alan kamu ve üniversite bilgi işlem personelleri ile LKD ve INETD üyelerine verilmekle beraber; kampa katılım herkese açıktır.
Eğitim içerikleri, eğitmenler, konaklama ve başvuru bilgileri için kamp web sitesine başvurabilirsiniz.
Aşağıdaki yazı İngilizce yayınlanan Pakistan gazetesi The Express Tribune’ün Web sitesinde yayınlanan Umar Saif makalesinin çevirisidir. Tweet’iyle konudan haberdar olup makaleye ulaşmamı sağlayan adil_ilhan‘a gıyaben teşekkür ederim. İki yerde “free” sözcüğünü “ücretsiz”le karşıladım. Anladığıma göre, orijinal yazıda “özgür”den değil “ücretsiz”den söz ediliyor. Zaten Umar Saif’in benim tercih ettiğimden farklı bir terminoloji kullandığı açık. Saif’le ayrı düşebileceğimiz başka noktaların da olması muhtemeldir. Bununla birlikte, Umar Saif’in çabası ve Pakistan’da önderlik ettiği tecrübe ilgi çekici. Dikkatinize sunuyorum.
Umar Saif
Yayın tarihi: 7 Mayıs 2012
Yazar LUMS’da (Lahore University of Management Sciences) bilgisayar bilimleri doçenti. Halen Pencap Bilgi Teknolojileri Kurumu (Punjab Information Tecnology Board) başkanlığını yürütüyor. Doktorasını Cambridge Üniversitesi’nde yaptı.
İlk bilgisayarım
1990′ların sonunda Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’in üzerinde çalıştığı öncü nitelikte kablosuz ağ projesinin insanı aldatacak denli basit bir etiket satırı vardı: “En müthiş uygulama erişimdir.” Bu basit etiket satırı on yıldan fazla süredir benim bir parçam oldu. Ardımızdaki on yılda MIT ve LUMS’da geçen araştırma ve girişimcilik yaşamımda olsun son dönemde özel sektördeki bilişim teknolojileri girişimlerimde olsun, erişim sağlamak çalışmalarımın hep merkezinde yer aldı.
LUMS’daki araştırma grubumun en başarılı projelerinden biri yavaş ağ bağlantılı bilgisayarların bant genişliklerini bir havuzda toplayıp içerik indirmeyi hızlandıran BitMate adlı bir BitTorrent istemcisiydi. BitMate sistemini ilk yaptığımızda bir gazetecinin bana sistemimizin işe yararlığı hakkında soru yönelttiğini anımsıyorum. Yanıtım basitti: İnsanlara bilgiye ulaşmak için bir yol sağlayın ve onunla neler yapılabileceğine dair sizi şaşırtsınlar. BitMate şu anda 184 ülkeden 35 bini aşkın kişi tarafından e-kitaplar ve bilgisayar programları gibi içerikleri indirmede kullanılıyor. Sistemi yaygın kullanıma açtığımızdan kısa süre sonra İranlı bir öğrenciden yazılımı yaptığımız için teşekkür eden bir e-posta aldım.
Pencap Bilgi Teknolojileri Kurumu’nda devam eden görevim sırasında e-yönetim girişimlerinde temel yapı taşlarının şaşmaz biçimde bilgiye erişim olduğunu gördüm: Daha iyi karar verebilmek için, suç düzeylerine dair farklı polis karakollarından gelen verilere erişim; daha iyi önleyici tedbirler için, dang humması gibi bir hastalığın kentte yayılıyor olabileceğine dair örüntülere erişim; kaynakların daha iyi tahsisi için, devlet hastanelerince verilen hizmet düzeyine dair bilgiye erişim; hileli gayrımenkul satışlarını engellemek için, kişinin sahip olduğu arazi varlığı bilgisine erişim.
Benzer şekilde, Pencap’ta öğrencilere hediye edilen dizüstü bilgisayarların eğitim içerik ve araçlarına daha iyi erişimi kolaylaştıracağını umuyorum. Aslında MIT Her Çocuğa Bir Dizüstü (One Laptop Per Child - OLPC) girişimi ve Intel Classmate PC gibi dünya üzerindeki benzer programların çok büyük etkileri oldu. Hem Dünya Ekonomik Forumu hem Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından desteklenen MIT OLPC projesi çeşitli ülkelerde 2,5 milyondan fazla dizüstünün öğrencilere dağıtılmasıyla sonuçlandı.
MIT OLPC gibi eğitim projelerinin felsefesiyle son derece uyumlu şekilde, Pencap hükümetinin 125 bin dizüstü bilgisayarında ücretsiz, açık kaynaklı Ubuntu işletim sistemi kullanılıyor. Sahipli ve korsan yazılım kullanmanın yaygın olduğu bir ülkede açık kaynak yazılımı bu ölçekte desteklemek cesurcadır ve övgüye değer. Esnekliği, sıfır maliyetli oluşu ve geniş tabanlı akademik desteğiyle, açık kaynak yazılım yüksekokul ve üniversite öğrencileri için dünya çapında fiilî standart durumundadır. İlk kez olarak Pakistan’da yürütülen bir girişim bu çapta bir projede açık kaynak kullanıyor. Dizüstlerine açık kaynak bir işletim sistemi yüklenmesiyle, öğrenciler pahalı sahipli uygulamalar satın almak veya yasa dışı korsan sürümler kullanmak zorunda kalmaktansa geniş bir yelpazedeki ücretsiz, açık kaynak uygulamalardan yararlanabilirler.
Dizüstleriyle donanmış 125 bin parlak öğrenci hükümete, bilişim sektörüne ve üniversitelere yaygın ağ erişimi, yerelleşmiş eğitim içeriği ve yüksek eğitim sistemimizde bu dizüstlerinden en iyi şekilde yararlanmaya yönelik uygulamalar içeren bir ekosistem geliştirmek için büyük olanak sunuyor.
Babamın lise bitirme sınavında başarılı olduğumda bana ilk bilgisayarımı hediye ettiği zamanı hatırlarım. Bilgisayarların harika dünyasına böylelikle adım attım ve sonunda bilgisayar bilimleri hocası oldum. Aradan on yedi yıl geçmiş ve o bilgisayar hâlâ çalışma odamda bir kupa gibi durur. Umarım ki dizüstlerini alan öğrenciler de bu ödüle benim çok yıllar önce verdiğimle aynı değeri verirler ve eğitim sistemimize olumlu katkılar yapmaya devam ederler.
The Express Tribune [gazetesinde] yayın tarihi 8 Mayıs 2012
Herkesin bir yazıcısı olmayabilir. Mesela benim evde bir yazıcım yok, olsun istiyorum ama hem boyut hem doldurulabilir kartuş hem de GNU/Linux uyumu, hem de tarayıcısı olsun derken, hep sonraya atıyorum.
Bunlar benim nedenlerim, bunların dışında genel nedenlerden; bir yazıcıya devamlı ihtiyacımızın olmaması ve maddi imkansızlıkları sayabilirim…
Kullanımınızda bir yazıcınız olmayabilir, ama birşeyleri yazdırma ihtiyacınız olursa; yazdıracağınız belge bir ofis belgesiyse, sorun yok, resimse sorun yok yani karşı tarafın bilgisayarında açılabilir bir belgeyse özetle sorun yok… Peki ya yazdıracağınız şey bir internet sayfasıysa… Örneğin bir makale, arşivlemek istediğiniz bir sayfa, bir ilan sayfası, işyerinde sunumunuzda kullanacağınız bir sayfa, çevrimdışıyken ihtiyacınız olan bir sayfa, mesela satın aldığınız ürünün e-faturası veya aldığınız bir biletse?
Son saydıklarımla ilgili sanırım sorun yaşamayacaksınızdır, nedeniyse çoğu ulaşım şirketi veya satıcının işleminizle ilgili dökümü PDF olarak da indirebilmenize imkan tanıması. Elbette bunu sağlamayanlar da mevcut. Neyse uzatmadan böyle bir ihtiyaçta yapabileceğiniz şeyleri sayalım:
1- Sayfanın ekran görüntüsü almak(PrintScreen veya Fn+PrintScreen tuş kombinasyonu): Çok amatör, sınırlı bir görüntü, bir işinize yaramaz
2- Sayfanın içeriğini kopyalayıp Kelime İşlemciye Yapıştırmak: Yine amatörce. Dinamik içerik, resimler gibi şeyler internet bağlantısı olmadan açılmayabilir. Ayrıca bu alacağınız belgenin gerçekten o sayfadan alınmış olduğuna dair bir emare olmayınca, bir toplantıda bu elinizdeki döküm pek de ciddiye alınmaz.
3- Sayfayı XPS, PDF veya PostScript dosyası olarak yazdırmak(Dosyaya Yazdır): Şiddetle önerilir.
Dosyaya Yazdır komutu, temel olarak bir yazıcınız yoksa veya ilgili internet sayfasını kolayca paylaşılabilir, taşınabilir, kopyalanabilir bir elektronik belge haline dönüştürmek istiyorsanız kullanabileceğiniz şukela bir özelliktir.
Elinizde bir yazıcı yoksa, dosyaya yazdırdığınız belgeleri alıp bir yazıcıya bağlı bilgisayarda açarak bu belgeleri yazdırabilirsiniz. Evde yazıcım yok, yazdırmak istediğim belgeleri dosyaya yazdırarak işyerine götürüyorum ve orada yazdırıyorum. Güzel çözüm
Tarayıcınızdayken Ctrl+P tuş kombinasyonuyla açacağınız Yazdırma İletişim Penceresinde bu seçeneği görebilirsiniz.
Yazıyı bundan sonra Windows ve GNU Linux kullanıcıları için ikiye bölmek gerek sanırım…
Windows üzerinde popüler tarayıcılardan Internet Explorer, Firefox, Google Chrome ve Opera üzerinde dosyaya yazdır komutunu sizler için denedim:P Tek tek yazalım…
Tarayıcı bazında bakarsak:
Internet Explorer – Eh işte…:
Internet Explorer üzerinde sadece XPS biçiminde çıktı alabiliyorsunuz. Bu biçimi görüntülemek için Microsofr XPS Viewer yazılımına ihtiyacınız var. GNU/Linux’ta ise, Okular uygulaması bu dosya biçimini açabilmekte, ama çok başarılı sayılmaz.
XPS çok kaliteli bir çıktı biçimi değil. Biraz flu çıktı vermekte…
Internet Explorer’ın buradaki iyi yönü, dosya adının yanında çıktı konumunu seçmeye izin vemesi ki, birazdan Fİrefox ve Opera’da bu konuyu dile getireceğim..
Çeşitli sanal yazıcı yazılımlarıyla PDF ve PostScript biçiminde çıktı alabilirsiniz.
Firefox – Yapma be güzelim!:
GNU/Linux üzerinde Firefox ile onlarca güzel PDF çıktısı aldıktan sonra Windows üzerinde bunu yapamamak, bunu yapmayı bırakın çıktıyı nereye koyduğunu bulamamak beni bu sabah üzdü. Zaten bu yazıyı da yazma nedenim aslında bu.
İşyerinde Firefox ile bir sayfanın belge olarak çıktısını almak istedim. Bir baktım GNU/Linux’ta alışık olduğum iletişim penceresi yok, Micrsoft XPS Document Writer sanal yazıcısı üzerinden XPS çıktı vermekte… Dedim tamam neyse… Çıktı ver dedim, dosya adını seçtim. Ama bir türlü çıktı dosyasını bulamıyorum… Çıktının nereye kaydedileceğini de zahmet edip sormadı… Dosya adından aradım bulamadım…
Meğer Windows üzerindeki Firefox(hemen ötekileştirdim:P) hiç sormadan “C:/Program Files/…Firefox dizinine kaydetmekteymiş. Eee iş yerinde C:/ sürücüsüne girme hakkım yok ki
Sadece kullanıcıyım ve sistem dosyalarının olduğu C:/ sürücüsüne giremiyorum… Olmadı dedim yakışmadı…
Tabi bunu ancak akşam evde tam kullanıcı hakalrına sahip olduğum Windows’ta öğrenebildim. Ha bir de daha önemli bir husus var. Windows’taki Firefox, “Dosyaya Yazdırırken” dosya uzantısını vermiyor. Örneğin, yazdıracağınız dosyanın adını “dosyam” yazdınız, bu haliyle açamazsınız, illa ki dosyam.xps şeklinde yazmalısınız, veya dosya isim değişikliğinden bunu yapmalısınız. Oysa burda en azından *xps diye uzantıyı otomatik atamalıydı.
PDF ve PostScript biçimlerini kendiliğinden desteklemediği için de ayrıca kırıldığımı söyleyelim. Bu biçimler için Firefox eklenti merkezinden eklentiler kurabilirsiniz.
Opera – Aynı be ya!:
Opera’da Firefox ile aynı Dosyaya Yazdır iletişim penceresini kullanmakta. Sorunlar da aynı…
Google Chrome – En birinci:
Google Chrome’un Dosyaya Yazdırma seçenekleri çok güzel. Ctrl+P’ye basın ve siz de görün
Kendiliğinden PDF çıktı vermeyi desteklemesi de ayrı bir güzel, hatta çok güzel. Adobe ile ayrı bir işbirliği mi var bilemedim, Adobe Acrobat Reader indirme sayfasında Adobe Google Chrome tarayıcısını önermekte… Neyse dosya adı ve konumunu da güzelce seçmekte.
Bunun yanı sıra Google Cloud Print‘e de yazdırabiliyorsunuz.
Windows’taki Google Chrome’un tek eksisi, PDF çıktısının GNU/Linux üzerindeki açık kaynak versiyonu Chromium’dan daha kötü olması, fark çok az ama
Windows tarafında kazanan, kendiliğinden PDF, PostScript ve Google Cloud Print desteğiyle Google Chrome!
GNU/Linux’ta işler iyi… Popüler tarayıcıların hepsinde Dosyaya Yazdırma seçeneği var. Bu yazılım temelinde mi yoksa dağıtım temelindeki bir özellik mi bilemiyorum. Ama her aklı selim GNU/Linux sağlayıcısı bu özelliği koyacaktır.
PDF ve PostScript biçiminde çıktı alma seçenekleriniz mevcut. (Sanıyorum ki PostScript ile PDF’den biraz daha kaliteli çıktı alabiliorsunuz.) Tabiki de XPS biçimi desteklenmemekte, desteklenmediği de iyidir. Ortak standartlarda buluşmak yerine Microsoft dayatmacılığında belgeler üretmenin hiçbir manası yok, ki zaten XPS’in de kalitesizliği ortada…
Tarayıcı bazında bakarsak:
Firefox – Harika:
GNU/Linux üzerinde çalışan Firefox’un Windows üzerinde çalışan kardeşine nazaran bu işte mahareti iyi. Dosya adı ve konumu seçilebiliyor. PostScript ve PDF biçimlerinde kayıt yapma imkanınız mevcut. Çıktılar güzel.
Opera – Aynı be ya!:
Opera’nın GNU/Linux sürümü güzel. PDF ve PostScript desteklemekte. Dosya adı ve konumu seçebiliyorunuz. Çıktılar güzel.
Konqueror ve Rekonq ile aynı dosyaya yazdırma iletişim penceresini kullanmakta. Sayfa kenaro gibi ayarlar da kolay
Chromium – Çok güzel:
Dosyaya Yazdır İletişim penceresi, Windows’ta çalışan Google Chrome kadar sofistike olmasa da kaliteli PDF ve PostScript çıktıları vermekte. Dosya adı ve konumu seçebiliyoruz.
Konqueror ve Rekonq:
Güzeller… Söylenecek çok şey yok, iyiler
… Opera’da bu ikiliyle aynı iletişim penceresini kullanmakta. Sayfa boşluğu ayarlaması bunda daha kolay. Ayrıca Rekonq’un kısayolla önce yazdırma önizlemesini ayrı pencerede açması da güzel.
Velhasıl-ı kelam, çoğu kişinin bildiği, bilmeyenin de yazdır deneyimiyle kolayca farkedip anlayabileceği “Dosyaya Yazdır” komutuyla ilgili -biraz gereksiz- uzunca bir yazı yazmış oldum.
Aslında demek istediğim; Windows’ta çalışan Firefox için bir an önce bir hata/istek girilmesi. Opera severler de bunu yaparsa iyi olur. Windows kullanıcıları kurabilecekleri sanal yazıcı ve eklentilerle bu ihtiyaçlarını giderebilir.
GNU/Linux tarafındaysa işler güzel.. Nazar değmesin. Yapanların ellerine sağlık
Bolca PDF demişken meraklısına: LibreOffice’de PDF Düzenlemek
İlgili Diğer Başlıklar:

MongoDB, C++ ile geliştirilen yüksek performanslı ve ölçeklendirilebilir, açık kaynak kodlu bir NoSQL veritabanıdır. Hemen tüm *nix sistemlerde çalıştırılabilen MongoDB’nin RHEL tabanlı dağıtımlar için bir yum reposu, Debian tabanlı sistemler için ise deb reposu bulunuyor. Dolayısı ile ilgili sistemlerin paket yöneticileri üzerinden kurulumunu kolayca yapabiliyorsunuz. (Ayrıca paket olarak kurmak istemezseniz compiled sürümünü de çalıştırabiliyorsunuz.)
Ben mongoDB’yi CentOS üzerinde çalıştırıyorum; yazının devamında da CentOS 5.8 üzerine mongodb yum deposunu kullanarak kurulumun nasıl yapıldığına değineceğim.
Devamini okuyun: CentOS Üzerine MongoDB Kurulumu
Cagri Ersen tarafından Syslogs adresinde yayınlandı. | Permalink | Etiketler: CentOS, installation, sql server
21 Gündür Anadolu’nun gitmediğim bütün köşelerine ufak da olsa selam gönderiyorum.
Yokluğumda Linux dünyası da uslu durmuyor.
Apache OpenOffice 3.4 sürümü yayınlanmış. OpenOffice/LibreOffice ayrışmasında OpenOffice cephesinden ilk sürüm; bakalım daha neler göreceğiz.
RMS (Richard M. Stallman) şu habere göre hastalanmış ve çeşitli etkinliklerini iptal etmek zorunda kalmış. Tanrı acil şifalar versin.
Firefox kaç çıktı, şu an 14a2 diyen alfa/aurora sürümünü kullanıyorum. Firefox 13 ile büyük hız artışlarından bahsediliyor.
Bir 10-15 gün daha yollarda yorulduktan sonra İstanbul’a döneceğiz. O zamana kadar bize müsade.
Bir sertifika otoritesinden hizmet almıyorsanız, pek çok kullanıcı sunucunuzun ürettiği sertifikayı güvenilir sertifika otoritesi olarak eklemek isteyecektir. Windows ve Mac OS X istemcilerde sertifika dosyasını indirip yüklemeniz yeterli olacaktır.
Linux istemcilerde, Mozilla Firefox ve Chrome bir NSS (Network Security Services) kullanmayıp, otorite sertifikalarını kendi özel alanlarında saklamakta. Sertifikaları eklemek için sistem arayüzü bulunmuyordu fakat Chrome’un yeni versiyonlarında böyle bir arayüz kullanılmaya başlandı. İndirdiğiniz sertifikayı güvenilir otorite olarak eklemek için şu adımları izleyebilirsiniz;
Settings > Under the Hood > HTTPS/SSL > Manage Certificates
Authorities sekmesinden import tuşuna tıklayarak istediğiniz sertifikayı ekleyebilirsiniz.
Son birkaç günde yaşanan ayrılıklarla, TÜBİTAK’ta Pardus projesinde çalışan hiç kimse kalmamış. Kalan birkaç kişi ise diğer projelere geçmiş…
Şu anda Pardus projesinde TÜBİTAK tarafında çalışan geliştirici yok.
Ne denir bilemiyorum… Çok yazdım, yazdınız… Ben artık yazmaktan sıkıldım..
Nedir durum dersek:
Öyle işte… Pardus fiilen ölmüştür. Özgür yazılım camiaları ölülerin küllerinden doğacak projeleri gerçekleştirebilir elbette… Ama buralarda ben böyle bir camia bilmiyorum.
Emeği geçen herkese teşekkürler…
Bu trajediye sebebiyet verenleri de eminim yarın Devrim ve Kayseri Tayyare Fabrikası olaylarındaki gibi anılacaklardır.
Anmak neyi değiştiriyorsa…
İlgili Diğer Başlıklar:
11 Mayıs 2012 tarihinde Hürriyet’te yayınlanan AA mahreçli habere göre, eski genelkurmay başkanı emekli orgeneral Hilmi Özkök “Türkiye’de milli işletim sistemi olmadığı için yabancı işletim sistemi kullanmak zorunda kalındığını” belirtti ve şunları söyledi:
“Mesela Windows gibi. ABD istihbaratının Windows’tan bazı açık kapılar bırakmasını istemeyeceğinden emin miyiz?. Mutlaka yaparken, ‘birkaç kapı bırakın oradan sisteme gireyim’ diyecek. Mesela Google’u düşünün. Herkesin bir Gmail hesabı var. Benim de var. Türkiye’de ben Genelkurmay Başkanlığı yapmış bir kişiyim. Google hesabındaki tüm bilgiler ABD’deki Serverlerda saklanıyor. İstediğiniz kadar hafıza kullan diyor. Bütün bilgiler orada. Açıp bakmaz mı ne oluyor, kimler ne yazıyor. Bunların bilincinde olarak onu kullanmamız lazım.”
İş yaşamında PDF biçimindeki dosyaları düzenleyebilmek büyük nimet, kolaylık…
Sürekli gelen taslak metinler, sözleşmeler, yazılar, bildirimler, sunumlar ve aklınıza gelebilecek birçok belge PDF(Portable Document Format) biçiminde dolaşmakta. Size gönderilen PDF biçimindeki belge üzerinde çalışmak, genel PDF okuyucunuzla yapamayacağınız bir iş. Çoğu zaman da gerekli…
Öyle ki işe ilk başladığımda, gelen PDF belgelerini döktürür, üzerine elle düzeltmeleri ve notları yazardık, bu kağıdı taratıp ilgili kişilere tarama görüntüsü olarak gönderirdik. Gayet ilkel ve işe yarar bir yöntem… Fakat profesyonel mi? Tabiki de hayır
Mevcut belgelerinizi PDF’ye dönüştürmek kolay. Hatırlıyorum da PDF’ye dönüştürüp gönderdiğim PDF’in düzenlenmiş ve üzerine not alınmış şekilde “Jilet” gibi bana geri geldiğinde çok şaşırmıştım. “Vay arkadaş, adamlara bak…” demiştim. Oysa bu yapmak çok da büyük marifet değilmiş.
LibreOffice ile belgelerinizi ofis yazılımın içerisinden, bir eklentiye veya dış bir yazılıma ihtiyaç duymadan doğrudan PDF olarak dışa aktarabildiğiniz gibi aynı şekilde PDF dosyalarınızı Draw(Çizim) bileşeni içerisinde aktarıp bu dosyalarınızı düzenleyebilirsiniz.
Akşama, yarın akşama veya haftaya -yani müsait olduğum bir zaman- LibreOffice’de PDF düzenlemekle ilgili bir video çekeceğim.
LibreOffice’de PDF dosyalarını nasıl düzenleyebiliyoruz dersek, basitçe şöyle:
LibreOffice Draw(Çizim) ile PDF dosyasını açın. Draw bileşeni menüsünden “Aç ”komutuyla yapabileceğiniz gibi, dosyaay sağ tıkladığınızda “Birlikte Aç…” komutuyla LibreOffice’in herhangi bir bileşenini seçtiğinizde PDF belgesi Draw bileşeninde açılacaktır. Açıldıktan sonra PDF belgesini çizim belgesi gibi düzenleyin, not alın, açılır not ekleyin, altını çizin, şema ekleyin, resim ekleyin ne isterseniz onu ekleyin… Dosyayı daha sonra yine düzenleyebilmek isterseniz odg çizim dosyası olarak kaydedebilirsiniz.
Bu işlemleri yaptıktan sonra dosyayı PDF olarak dışa alktarmak için iki seçeneğiniz var:
1- Araç çubuğundaki PDF simgesi: Bu şekilde dosyayı doğrudan PDF olarak dışa aktarabilirsiniz. Yalnız bu simge bir kolaylaştırıcı/hızlandırıcı olduğundan dışa aktarmayla ilgili ayarları bu yolu kullanarak yapılandıramamaktasınız. PDF’yi yorumlarla birlikte dışa aktarmak için ikinci yöntemi kullanınız.
2- “Dosya->PDF Olarak Dışa Aktar” yolu: Bu yolla, PDF dosyasıyla ilgili ayarları yapılandırabilirsiniz.
Burada birçok ayar bulunmakta, ama şimdilik püf nokta olan “Yorumları Dışa Aktar” seçeneğini vurgulamak istiyorum. Bu seçenek sayesinde, belgeye eklediğiniz “Açılır Notlar” PDF çıktısında da görünmekte. (Nedenini bügün işyerinde tecrübe ettim).

LibreOffice PDF dışa aktarma ayarları
Size gönderilen ve üzerinde; işaretleme, düzeltme, not alma ve ekleme yaptığınız PDF dosyalarını “Dosya->PDF Olarak Dışa Aktar” yoluyla dönüştürünüz. ( LibreOffice hibrit bir PDF dosyası oluşturacaktır, bu dosya ODF ve PDFnin hibritifdir) Ben denedim, Adobe Reader’da bile şahane açıldı
Kurumsal kullanıcıların/kullanıcı adaylarının dikkatine: Bu işi yapabilecek bir üçüncü parti yazılım ve bunun kurumsal kullanım maliyeti, bu ek yazılımın kurulumu kullanımı vb faktörleri de ihmal etmeyin.
Bu bile bilgisayarına LibreOffice kurmanız, kurmak istemeseniz bile bir kenarda Taşınabilir LibreOffice bulundurmanız için bir neden
Bu seçenekle açılacak iletişim kutucuğundaki diğer harika seçenekleri anlatmaya gerek yok. Malum, çeviri çalışmalarımız sayesinde anlayabildiğimiz anadilimizde, yani Türkçe
Bu küçük ipucunu tecrübe edince Twitter’dan paylayaşım dedim, sonra bunu yapmamın kimseye bir faydası olmayacağını düşünüp bu günlük girdisini yazmaya karar verdim. iyi de ettim sanırım. Daha geniş anlatımda, kolay ulaşılabilir, herkes tarafından görülebilir, daha fazla kanaldan paylaşılabilir ve en önemlisi belki Google’dan bu ilşi nasıl yapacağını arayan insanlara faydası dokunur. Twitter: 0 – Günlük: 1!
Mutlu günler.
İlgili Diğer Başlıklar:
Anadolu Turu’nda olduğum için bir süredir bloguma yazı giremiyorum…
İstanbul’dan, izmit, bursa, inegöl, eskişehir, kütahya, burdur, ısparta, antalya, konya, karaman, adana, antep, adıyaman, urfa, mardin, hasankeyf, batman, bismil derken şimdi diyarbakırdayız :)
Arada atladığımız şehir varsa suç bu kadar dolaşmanın… Biraz dinlendikten sonra daha dinç yazılar ile inş. birlikte olmaya çalışacağım.
Bu arada, batman ve bismil’de kürtçe’nin türkçe’den daha yaygın bir dil olduğunu fark ettim.
Yer: Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi B Blok Konferans Salonu
Tarih: 15 Mayıs 2012
Program:
09:15 – 10:00 Açılış Konuşmaları
10:00 – 11:00 Linux Nedir, Ne Değildir ? / Necdet Yücel, Mesutcan Kurt, Ahmet Can Kepenek, Engin Manap
11:15 – 12:15 Alternatif Bilişim Derneği / Hackerspace – Ali Rıza Keleş
13:15 – 14:15 Üniversitelerde Özgür Yazılım / Necdet Yücel, Mesutcan Kurt, Ahmet Can Kepenek, Engin Manap
14:30 – 15:30 Özgür Yazılım Öğrencilere Ne Katar? / Necdet Yücel, Mesutcan Kurt, Ahmet Can Kepenek, Engin Manap
Yüksek Lisans tezimi Pardus üzerinde tamamen özgür yazılımlar kullanarak yazmıştım. Tezimin hikayesini Özgürlükİçin E-Dergi’nin 34. sayısı için kaleme almıştım.
Birilerine faydası dokunur diye -en azından arama motorları ve paylaşım kolaylığı açısından- günlüğüme de aktarmak istedim. Belki bu sayede özgür yazılımla üretmek isteyen birkaç kişiye daha ulaşmış olurum…
Tıpkı başka bir Dünya’nın mümkün olduğu gibi, özgür yazılımla da üretmek mümkün! Hem de tahmin etmeyeceğiniz kadar kolay ve nitelikli şekilde…

Tezim - Avrupa Birliği'nde Yoksullukla Mücadele ve Türkiye'nin Uyum Sürecindeki Yeni Uygulamalar
Pardus, kişisel kullanımın dışında, kişisel üretim için de barındırdığı özgür üretim araçları ile bu gibi ihtiyaçlarımızı karşılamakta oldukça başarılı bir GNU/Linux dağıtımı. Bundan yaklaşık 4 yıl önce, 2007 yılında, Yüksek Lisans eğitimine başladım. İstanbul Üniversitesi’nde tamamladığım lisans eğitimimden sonra, yüksek lisans eğitimi için de tercihim yine okulum oldu. Avrupa Birliği Anabilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başladıktan birkaç ay sonra Pardus ile tanıştım.
Aslında özgür yazılımla tanışmam ve özgür yazılım kullanma isteğim, biraz daha geriye gidiyor. Lisans eğitimim sırasında Firefox ve OpenOffice.org kullanmaya başlamıştım. Öğrencilik, ekonomik koşullar ve genel kabul görmüş “korsan yazılım” kültürü, bilgisayarımın işletim sistemi ve ofis yazılımı tercihimi, zoraki ve bilinçsiz bir şekilde, korsan yazılımdan yana kullanmaya itmişti. Lisansın son yılında tanıştığım OpenOffice.org, benim için bir dönüm noktası oldu. Okulda verilen ödevleri yaparken, emeğimi korsan bir yazılım üzerine dökmek beni içten içe rahatsız etmeye başlamıştı. Emek veriyordum, fakat bu emeği ortaya döktüğüm yazılımı kullanarak emek hırsızlığı yapıyordum ayrıca. Özgür değildim ve bu nedenle yaptığım çalışmalarda bu beni rahatsız ediyordu. OpenOffice.org ile tanıştığımda, Windows işletim sistemi üzerinde kullansam da, biraz rahatlamıştım ve çok daha rahat çalışabiliyordum. Lisansta çok ödevim olmasa da, yüksek lisansın başlangıcında bütün çalışmalarımı OpenOffice.org üzerinde yapmaya başlamıştım.
Aynı yıl Pardus 2007 yavaş yavaş tanınmaya başlamıştı. Birkaç forumda Pardus hakkında birkaç yazı okumuştum, ama denemeye pek cesaret edememiştim doğrusu. Bilgisayarımda Linux kullanabilmek aslında çok daha gerilerden gelen bir fantazimdi. Fakat o zamana kadar bilgisayar dergilerinden gördüğüm kadarıyla, konsol komutları sabit disk biçimlendirme işlemleri ve metin tabanlı kurulum beni çok ürkütmüştü. Pardus hakkında biraz okuyunca, Pardus’un getirdiği kolaylıklar ve son kullanıcı hedefi ve en önemlisi Türkiye’de geliştiriliyor oluşu beni cesaretlendirdi.
Pardus ile tanıştıktan sonra kısa süre içerisinde Pardus’a alıştım. Halihazırda tanışmış olduğum özgür ofis yazılımı OpenOffice.org ile araştırmalarımı, ödevlerimi halletmeye başladım. Özgür ofis yazılımının yanında, esas olarak kullandığım işletim sisteminin de özgür olması ile yukarıda bahsettiğim rahatsızlık duygusu ve kısıtlanmışlık hissi kayboldu. Özgür bir platformda çalışıyor olmak, insanlığın ortak emeği ile sanki bana kişisel olarak bir şeyler üretmem için sunulmuş bir fırsat gidiydi. Çok rahatlamıştım ve üretme hevesim çok fazlaydı. Şimdi bile özgür yazılımın kişisel üretim için sunduğu imkanları görünce aynı hisse ve şevke kapılıyorum. Sanki birileri bana sistem burada, araç burada, sen yeter ki üret diyor. Daha açıklayıcı olmak gerekirse, Mahmut Tuncer’in dile getirdiği gibi, şeker var, un var, yağ var ne duruyorsun yaklaşımı diyebiliriz.
Temel sisteme ve üretim araçlarına “özgürce” ve bir bedel olmadan sahip olduktan sonra, bu temelde kendi adıma bir şeyler yapmak bana haz vermeye başlamıştı. Bunların farkına vardığımda ise kendi kendime “Yüksek Lisans tezimi tamamen Pardus üzerinde yazabilir miyim acaba, nasıl olur ki?” diye sormaya başladım. Bu soruma “Evet, bunu yapabilirim, ben özgür bir işletim sistemi üzerinde Tezimi özgürce yazabilirim, insanlığın ortak bilgi birikimi bu imkanları bana sunduktan sonra ben neden özgür bir tez yazamayayım ki?” cevabını vermem uzun sürmedi. Ders yılı boyunca ödevlerimi ve çok olmasa da araştırma çalışmalarımı Pardus üzerinde sürdürdüm.
Ders yılını tamamlamamım ardından, malum ülkemizin işsizlik sorunu, ve diğer özel nedenler dolayısıyla yüksek lisans eğitimimin ilk tez yılını boş geçtim diyebilirim. Zaten lisans eğitimim de de benzer nedenlerle çok iyi bir öğrencilik dönemi geçirememiştim. Tez konumu belirlemem ve en önemlisi bu konuda çalışmaya başlamam bir hayli sürdü. İş bulmamın ardından, ekonomik olarak güvenceye kavuşmam, bu sayede evlenerek hayatımı sevdiğim insanla birleştirmeme vesile oldu. Bu gelişmeler, ülkemizde bir lüks olarak algılanan yüksek lisans eğitimini tamamlamak için bana güç verdi.
Tez Yazmaya Başlamak…İlk bölümde anlattığım hikaye kısımının ardından konunun özüne dönelim… Bir akademik çalışma olan yüksek lisans tezi; belirli şekil şartlarına sahip, akademik ölçüler ve gereklilikler doğrultusunda hazırlanması mecbur olan yazılı çalışmalardır. Tezinizi daktiloda yazabileceğiniz gibi, modern teknolojiyi kullanarak bilgisayar üzerinde de yazabilirsiniz. Ben modern bir üretim seçeneği olan bilgisayarı seçtim.
Bilgisayar üzerinde bir tez yazmanız için temelde bir kelime işlemciye ihtiyaç duyarsınız. Bu kelime işlemci gelişmiş bir kelime işlemci olabileceği gibi konsol tabanlı bir metin editörü de olabilir. Bu konuda Pardus üzerinde alternatiflerini şunlar olabilir:
Basit metin editörü(ör. konsol tabanlı, Kwrite, Gedit vb)
Ofis yazılımları-Kelime İşlemci(ör. OpenOffice.org/LibreOffice, Kword, AbiWord vb)
LaTeX editörü(ör. Lyx, Kile, Tex, Texmaker vb)
Bu seçeneklerden üçüncüsü olan LaTex konusuna kısaca değinmek gerekirse; LaTeX akademik çalışmalar için oluşturulmuş bir belge hazırlama sistemidir. Genelikle fen bilimleri ve matematik alanında kullanılsa da sosyal bilimler alanında da yoğun olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde de birçok üniversite bu alanlarda çalışmaların LaTeX üzerinde yapılamasını tavsiye emekte ve bunun için yönerge ve rehberler yayınlamaktadırlar. Latex akademik çalışmaların dışında, kitap ve diğer çeşitli belgeleri yazmak için de kullanılmaktadır. LaTeX belgelerinin kağıt ortamında en iyi çıktıyı verdiğinin de altını çizmeyi ihmal etmeyeyim. LaTeX konusunda daha fazla bilgi için ilgilenen arkadaşlar Google, PardusWİki ve Özgürlükİçin.com’da arama kutucuğuna LaTeX yazıp detaylı bilgi edinebilirler.
Benim bu seçenekler arasındaki tercihim Kelime İşlemci’den yana oldu. Bu seçimi yapmamın nedeni ise o güne kadar az çok hakim olduğum bir yazılım olması ve bu yazılımların diğer seçeneklere göre bana daha kolay kullanılabilir gelmesiydi. Bu karar basit gibi görünse de, özellikle LaTeX ile kıyaslanınca zor bir karardı.
Tezimi yazacağım platforma karar verdikten sonra işler benim için biraz daha kolaylaşmıştı. Bundan sonra sıra tez çalışmam için ihtiyacım olan yardımcı yazılımları belirlemekteydi.
Tezim için temel oluşturabilmek için birçok makale ve kitap okumam gerekiyordu. Bu makale ve kitaplar basılı ortamda olduğu gibi elektronik ortamda da bulunmaktaydı. Elektronik ortamda bulunan kitap ve makaleler genellikle PDF ve ofis dokümanı biçimindeydi. Ofis dokümanlarının üzerinde çalışmak kolaydı, fakat PDF biçimindeki belgelerde çalışmak o kadar kolay değildi.
Bildiğiniz gibi PDF biçimindeki dosyalar, ya metin halindedir ya da salt görüntü halindedir. Metin halindeki PDF belgelerininden metini seçebilir ve ofis belgelerine aktararak üzerlerinde çalışabilir not alabilirsiniz. Fakat görüntü halindeki PDF dosyaları üzerinde çalışmak hiç kolay değildir. Windows platformunda bu dosyaları okumak için kullandığınız Adobe Reader yazılımı ile bu dosyaları sadece görüntüleyebilirsiniz. Oysa Pardus üzerinde gelen belge görüntüleyici Okular size bu belgeler üzerinde çalışmak için mükemmel araçlar sunmakta.
Okular’ın size sunduğu en önemli özellikleri, PDF dosyaları içerisinde yer imleri koymak, önemli yerlerin altını çizmek, buraları serbest biçimde işaretlemek ve not almak olarak sayabilirim. Salt görüntü halindeki PDF dosyaları üzerinde not alabilmek, ve çalıştığınız bütün PDF dosyaları üzerinde aldığınız notları ve yer imlerini tek pencereden görebilmek, bu notlara hızlıca ulaşabilmek mükemmel bir şey! Okular ile bir PDF dosyası açın ve F6 tuşuna basarak neler yapabileceğinizi kendi gözleriniz ile görün derim!
Ben Okular belge görüntüleyicisinin yanında, Okular’a göre çok daha hızlı olan bir belge görüntüleyici olan Evince yazılımını aslında daha fazla kullandım. Okular nedense birkaç belge ile aynı anda çalışırken, özellikle görsel olarak zengin belgelerde performans düşüklüğü yaratıyor. Evince ile PDF dosyalarını çok daha hızlı ve kolay görüntüleyebiliyorsunuz.
Belge görüntülemenin dışında, çok önemli bir ihtiyaç ise not tutmak. Pardus üzerinde gelen masaüstü notları çok işe yarıyor. Notlarınızı daha organize olarak tutmak isterseniz, Basket yazılımı tam sizlik. Bir diğer alternatif ise notlarınızı bir ofis belgesinde tutmak. Ben bu üç yöntemi de kullandım. Hızlı notlar için KNotes masaüstü notlarını, planlama için Basket’i ve kontrol için ise ofis belgelerini not tutmak için kullandım.
Belge yazmak, görüntülemek, not almak temel düzeydeki yazılımlar ile başarılabilecek işlerdi. Ama araştırma sürecini daha hızlandırmak için biraz ileri teknolojiye ihtiyaç duymaktaydım. Bilgisayarımdaki kayıtlı tüm belgelerin içine tek tek girmek, sayfalarca belge arasında bir kavramı aramak, bu işin nasıl olacağı doğrusu kafamda bir soru işaretiydi. Google’de arama yapmak bildiğiniz gibi bilgisayar yerelinde arama yapmaktan çok daha kolaydı. Ama benim bilgisayarımda topladığım belgelerin içeriğinde de arama yapabilmem gerekirdi.
Bu noktada devreye ileri teknoloji ürünü olan Nepomuk ve Strigi servisi girdi. Belgelerimi tuttuğum dizini Nepomuk ve Strigi servisine indekslettirdim. Nepomuk sayesinde bu dosyalara etiketler koydum, işime ne kadar yaradığına göre ise dosyaları 5 yıldız üzerinden oyladım. En önemli kısım olan dosya içeriğinde arama işlemini ise Strigi ile hallettim. Dolphin’de arama kutucuğuna aramak istediğim kelimeyi yazdığımda bu dosya adında ve içeriğinde o kelimeyi içeren bütün belgeler karşıma çıktı. Bu sayede araştırma sürecim çok hızlandı. Onlarca dosya ve binlerce sayfa arasından bir kelimeyi, bir terimi daha kolay olamazdı doğrusu.
Tezlerin şekil şartlarına tabi olduğunu belirtmiştim. Bu şartlardan en önemlisi ise tezlerde kullanılan dipnotlar ve kaynakça kısımlarının bulunması. Tezi yazarken yararlandığınız onlarca kaynağı doğru şekilde belirtmelisiniz ve doğru biçimde tezinizde yer vermelisiniz.
Tez yazarken kullandığım OpenOffice.org(ve daha sonra LibreOffice yazılımı), dipnot ve kaynakça konusunda kendi iç araçlarına sahipti. Bu araçlar maalesef tıpkı Microsoft Office Word yazılımındaki gibi bu alanlarda zayıftı. Öntanımlı olarak gelen dipnot ve kaynakça biçimlendirmesi kişiselleştiremiyor ve toplu hale kontrol edilemiyordu, aynı zamanda geriye dönüp bu girdileri düzenlemek ise hiç kolay değildi. Basit olarak zamanınız var ise manuel dipnot girişi ve kaynakça oluşturabilirsiniz. Bunun yanı sıra çevrimiçi hizmetleri kullanarak bu ihtiyacınızı giderebilirsiniz.
Maalesef bu yöntemlerin hiçbiri bana makul gelmedi. Bu konuda araştırma yaparken, belki de tezim için en önemli araç olan Zotero ile karşılaştım.
Zotero, akademik alanda çalışan insanlar için bulunmaz bir nimet! Sundukları ile sizi çok büyük sıkıntılardan kurtaran mükemmel bir uygulama.
Zotero temelde bir Firefox uygulaması. Ofis yazılımız ile iletişim kurup bilgisayarınızdaki veya internette gezinirken karşılaştığınız bir eseri kütüphanenize almanızı, akademik biçemde olarak kaynak gösterebilmeniz için gerekli bilgileri kolayca girerek bu kaynakları elinizin altında tutabileceğiniz bir uygulama. Zotero sadece bununla sınırlı kalmayarak, araştırma yapanlar, kitap, belge, kılavuz yazanlar için bulunmaz nimetler sunuyor. Zotero ile araştırma yapmak, kaynak toplamak ve kütüphane oluşturmak çok kolay.
Zotero’nun sunduğu imkanlar bununla da sınırlı kalmıyor. Sunduğu ücretsiz üyelik servisi ile, kütüphanenizi, notlarınızı ve dosyalarınızı(100MB’a kadar ücretsiz) Zotero sunucusu ile eşleştirebiliyorsunuz. Bu sayede tez çalışmalarınıza internete bağlı olan herhangi bir bilgisayardan da devam edebiliyorsunuz. Bu servisin sağladığı en önemli özellik ise, veri güvenliği. Düşünsenize, çalışmanızda kullanmak için yaklaşık 100 eserlik bir kütüphane oluşturdunuz, hepsinin eser adından tutun, basım yılı, yayınevi çevirmeni gibi gerekli bilgilerini yazdınız. Ya bilgisayarınıza bir şey olursa, ya bunca veri ve veri bilginiz giderse, ya bilgisayarınız çalınırsa? Zotero, sizin için bu senkronizasyonu otomatik olarak yaparak sizi büyük bir sıkıntıdan kurtarıyor.
Zotero’yu kısaca tanıttıktan sonra, Zotero’yu Pardus üzeridne nasıl kullanılacağına değineyim. Zotero dediğim gibi bir Firefox eklentisi, Zotero’yu kendis sitesinde kolayca indirip yükleyebilirsiniz. Zotero’yu Firafox’a kurduktan sonra, yapılaması gereken önemli bir iş kalıyor. Zotero ve Kelime İşlemci’yi birbirine bağlamak. Bunun için, Zotero’nun kendi sitesinden kelime işlemciniz için uygun eklentiyi bulup kuruyorsunuz (http://www.zotero.org/support/word_processor_plugin_installation) Pardus 2011 için Zotero 2.1 ve Zotero 2.1 için OpenOffice.org/LibreOffice eklentisini seçebilirsiniz. Bu eklentileri kurduktan Firefox yeniden başlayacak ve yeni bir pencerede Zotero yapılandırma ekranı ile karşılaşacaksınız. Hiçbir ekstra ayar yapmadan “İleri” düğmesine tıklayarak kurulumu tamamlayabilirsiniz. LibreOffice programını açtığınızda araçlar çubuğunuzda Zotero araç çubuğunu göreceksiniz. Pardus 2009 üzerinde nasıl kurulum yapılacağı konusunda ise PardusWiki’deki Zotero maddesine bakabilirsiniz.
Zotero araç çubuğunu, çok basit bir kullanıma sahip. Sadece 7 tane düğmeye sahip bu düğmeler sırasıyla; Başvuru(Dipnot) ekle, Başvuru(Dipnot) Düzenle, Kaynakça(Bibliyografya) ekle, Kaynakça(Bibliyografya) düzenle, Yenile ve Zotero alan kodunu temizle. Daha kolay bir menü olamazdı doğrusu… Eser Bilgilerinizi Firefox üzerinde oluşturun, internette gezerken eser toplayın, tek tıkla bunları dipnot olarak ekleyin, tek tıkla kaynakça oluşturun, tek tıkla bütün belgelerinizi güncelleyin.
Bir belgede Zotero düğmelerine ilk kez tıkladığınızda size belgenizde hangi dipnot ve kaynakça sitili kullanmak istediğinizi soracaktır. Öntanımlı olarak dünyada yayıgın olarak kullanılan Modern Language Association, Harvard Reference Format, American Sociological Association, Chicago Manual of Style gibi birçok biçim karşınıza çıkmakta. Eğer okulunuz bu biçemleri öneriyorsa listeden seçip hemen atıf yapmaya, dipnot koymaya ve kaynakça oluşturmaya başlayabilirsiniz. Fakat benim okulum gibi okulunuz bu biçemler dışında bir biçem istiyorsa yapabileceğiniz iki şey bulunmakta. Birincisi, Zotero’nun sitesinden ekstra biçimler indirebilirsiniz, binlerce biçim sizin kullanımınız için Zotero Biçim Deposunda(bu adreste http://www.zotero.org/styles ) sizi bekliyor, buradan biçim önizlemelerini de görebiliyorsunuz. Eğer şanslıysanız okulunuzun istediği biçimi buradan tek tıklama ile (“Install”) kurabiliyorsunuz. Eğer istediğiniz biçim burada da yoksa Zotero size bir alternatif daha sunuyor. Bu ikinci seçenekte, kendi biçiminizi kendiniz oluşturabiliyorsunuz. Bu ikinci seçenek için Zotero size bu işi nasıl yapacağınız konusunda bir belgeleme sunuyor, belgeleme İngilizce (http://www.zotero.org/support/dev/citation_styles), biraz XML biliyorsanız, diğer stillerden de kopya çekerek kendi stilinizi oluşturabilirsiniz.
Ben, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü tez hazırlama yönergesine göre kendi Zotero stilimi kendim oluşturdum. Elimden geldiğince doğru yapmaya çalıştım, bazı yerlerde küçük sıkıntıları olsa da işimi gördü. Bu biçim dosyasını http://bluzz.net/tezim adresi altında bulabilirsiniz.
Zotero konusununda son olarak, Zotero’nun çok güçlü bir araştırma aracı olduğunun altını tekrar çizmek isterim, kendi sitesinden izleyebileceğiniz tanıtım videolarında da görebileceğiniz gibi, çok yetenekli ve zeki bir araç. Basit düzeyde bireysel kullanımın yanı sıra, bir araştırma grubunda çalışıyorsanız, ortaklaşa çalışma ve konusunda da araştırma grupları kurarak veya hazır gruplara katılarak ortak kütüphaneler oluşturup bu kütüphanelerden ve notlarından faydalanabiliyorsunuz. Diğer taraftan Sosyal Paylaşım paralelinde, Zotero kullanan kişileri ve çalıştıkları disiplinleri(bilim dallarını, ilgi alanlarını) görebiliyorsunuz. Örneğin Makine Mühendisliği veya Nöroloji konusunda araştırma yapıyorsanız, yurt dışında sizinle aynı alanda çalışabilen kişileri ile Zotero üzerinden iletişime geçebilir, kaynakça paylaşımında bulunabilirsiniz. Bu da gerçekten bulunmaz bir nimet, özellikle ülkemizde yurt dışındaki kişiler ile irtibata geçmenin zor olduğunu göz önüne alınca, üretimi ve araştırmayı paylaşmak Zotero’nun bize sunduğu çok güzel bir imkan.
Yukarıda bahsettiğim araçlar özellikle Zotero, tez yazım sürecimi inanılmaz kolaylaştırdı. Zemberek imla denetimi ile tez genelinde yazım denetimi sağladım. OpenOffice.org/LibreOffice Calc ile tablolar, çizelgeler ve grafikler oluşturdum, bunları kolayca Kelime işlemci içerisinde kopyaladım, ve kelime işlemci içerisinde de düzenleyebildim. Bazı ham veri, virgülle ayrılmış veri(CSV)’leri çevirmede Gedit’i kullandım. PDF dosyalarını birleştirmede, kesmede sevgili Fırat Özgül’ün yazmış olduğu Harman yazılımını kullandım. Elbette ara ara yaşadığım sorunlar, hatalar oldu. Sorunları çözmem zor olmadı, hatalar içinse hata kaydı girdim. Hatta bazı iyileştirme önerilerinde de bulundum. Tezimi yazmaya başladığımda OpenOffice.org kullanırken, tezimi yazarken yaşanan gelişmeler neticesinde tezimi, LibreOffice kullanarak bitirdim. Bu süreçte LibreOffice yerelleştirmeleri için çalışmalara katıldım, LibreOffice’in bugün %100 Türkçe bir arayüz ile karşımıza gelmesine katkı verdim, tr.libreoffice.org sitesi için çalışmalarda bulundum.
Tez yazım sürecimde, ne Pardus ne de kullandığım diğer özgür yazılımların hiçbiri beni yarı yolda bırakmadı! OpenOffice.org ara ara çökse de belgelerimi hep kurtardı, LibreOffice’de ise (Knazar değmesin!) henüz çökme yaşamadım. Bu açıdan Pardus ve üzerinde gelen yazılımlarda emekleri geçenlere çok teşekkür ediyorum.
Tezimi tamamen, Pardus üzerinde, başka bir platform veya bir araç kullanmadan yazmak benim hayalimdi. Bunu gerçekleştirebildiğim için çok mutluyum. Pardus’un bir üretim platformu olduğunu sürekli belirtmekteyim. Bilgisayarın sadece internet ve eğlence aracı olmadığını bir üretim aracı olduğunu tekrar belirmek isterim. GNU/Linux’un insanlara sunduğu fırsatlardan yararlanarak benim de kendimce bir ürün ortaya koyabilmem, bunun kabul görmesi beni manevi açıdan çok mutlu etti.
Eğer siz de akademik alanda araştırma yapıyorsanız, bu araştırmalarınızda ve tez çalışmalarınızda Pardus kullanmanızı şiddetle öneririm. Yukarıda bahsettiğim bütün yazılımlar ve size sunduğu ileri teknolojiler ile Pardus araştırma alanında diğer rakiplerinden geride kalmıyor!
Son olarak bu süreçte içimde kalan bir iki husustan bahsedeyim. Birincisi tezimi yazarken kullandığım yazı tipi, tez yönergesine uyun bir seçim yaptım, seçenekler arasından Times New Roman karakterini seçtim, alternatif olarak özgür bir yazıtipi olan Liberation Serif’i seçebilirdim, veya Arial yerine Liberation Sans’da seçimim olabilirdi. Gerek zaman gerekse bu tiplerin döküm alacağım bilgisayarlarda nasıl görüntüleneceğini bilmediğimden bu şekilde yapmak durumunda kaldım. Ama biraz daha zamanım olsaydı, yazıtipini değişik kullanmak isterdim.
İkinci olarak ise, gerek okulumun sitesinde, gerekse YÖK tez bankası ve Tez yönergelerindeki anlatımların tamamı Windows sistemleri üzerinde kullanılacak uygulamalar ile ilgili, biraz zamanım olsaydı bu yönergeleri Linux üzerinde kullanılacak yazılımlar ile değiştirip paylaşmak isterdim. Maalesef bunları yetiştiremedim.
Yapabildiğim şey, modern yazılımlar ve araştırma araçları ile Pardus’u bir araya getirebilmek ve bununla bir Tez ortaya koyabilmek oldu. Bu sayede Pardus’un araştırma alanında da kullanılabileceğini ve diğer sistemlerden hiçbir eksiği olmadığını gösterdiğim düşünüyorum.
Umarım yakın zamanda, Pardus üzerinde hazırlanan diğer tezleri, Pardus üzerinde yazılan kitapları ve eserleri görebiliriz.
Bu yazıya konu olan “Avrupa Birliği’nde Yoksullukla Mücadele ve Türkiye’nin Uyum Sürecindeki Yeni Uygulamalar” konulu tezimin bu yazı ve e-dergi’nin bu sayısına özel sürümünü http://bluzz.net/tezim adresinde bulabilirsiniz.
Merkalıları için Bağlantılar:
1-Libreoffice (http://tr.libreoffice.org)
2-OpenOffice.org(http://www.openoffice.org.tr)
3-Zotero, (www.zotero.org)
4-Okular, (http://tr.pardus-wiki.org/Okular )
5-BasKet, (http://tr.pardus-wiki.org/BasKet)
6-Knotes, (http://tr.pardus-wiki.org/KNotes)
7-Nepomuk, (http://nepomuk.semanticdesktop.org/)
İlgili Diğer Başlıklar: