İnsanlık İnternetin tetiklediği yeni bir toplum biçimine, Bilgi Toplumuna, geçişin sancılarını ve çalkantılarını yaşamakta. Sektörler yeniden yapılanmakta, meslekler yeniden şekillenmekte, ekonomiler ve toplumsal yapı yeniden düzenlenmektedir. Sosyal ağlar milyonları örgütlemekte, rejimleri sarsmakta, yer yer devirmeye vesile olmaktadır. Sosyal ağlar halkla ilişkiler, tanıtım, pazarlama, iletişim ve örgütlemeyi yeniden tanımlamaktadır. İnternetin temsil ettiği değişim, bağımsız ve yaratıcı bireyleri öne çıkartmakta, hiyerarşik olmayan ve ağ yapılarını içeren toplumsal modelleri öne çıkartmakta; katılımı ve saydamlığı, demokrasiyi, gelişmenin önemli bir parçası ve etmeni olarak öne çıkartmaktadır.
İnternetle somutlaşan bilgi ve iletişim alanındaki gelişmeler, üniversitelerin konumunu; teknoloji politikalarını, ar-ge, inovasyon, ömür boyu eğitim gibi kavramları yeniden tanımlamaya zorlamaktadır. Bu değişim, kanımızca, Sanayi Devrimi, boyutlarında köklü bir değişimdir, ve hayatın her boyutunu köklü olarak değiştirmeye başlamıştır. Bu değişim ülkemizi de bilim ve bilgi ağırlıklı bir rotaya girmeye, bir başka deyişle, Bilgi Toplumuna yönelmeye zorluyor. İnternet, Bilgi Toplumunun taşıyıcısı, ön modeli, katalizörü konumunda. Bu değişimler köklü değişimlerdir. Nasıl sanayi devrimi sancılı olduysa, Bilgi Toplumuna dönüşüm de uzun ve sancılı olacaktır.
Bu konferans dizisinde İnternetin tetiklediği bu değişime ve bu meydan okumaya Türk Üniversitelerinin cevabının aranmakta ve oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu konferans dizisi, üniversitelerde bilgi teknolojileri konusunda ilgili grupları bir araya getirerek, bilgi teknolojileri altyapısı, kullanımı, eğitimi ve üretimini tüm boyutlarıyla tanıtmak, tartışmak, tecrübeleri paylaşmak, ve ortak politika oluşturmak amaçlarıyla ulusal boyutta 1999′dan beri yapılmaktadır. Bu Konferanslar bilişime bulaşmış; üreten, kullanan, yöneten tüm üniversite topluluklarına ev sahipliği yapmaya çalışıyor. Bilgisayar, Bilişim, Enformatik bağlantılı bölümlerin yanında, kütüphaneciler, medikal bilişimciler, tarımsal bilişimciler, mekansal bilişimciler, bilişim hukukçuları, inşaat bilişimcileri, eğitim bilişimcileri de konferansın doğal katılımcılarıdır. İnternet ve Bilişim yaşamın her boyutunu etkilediği için, kamu yönetimi, siyaset, iletişim, pazarlama, sosyoloji, psikoloji, ekonomi gibi sosyal bilimcilerin de bu konferansın doğal katılımcıları olduğunu düşünüyor ve onları da aramıza katılmaya davet ediyoruz.
Akademik Bilişim Konferansı, yapıldığı şehri bir Bilişim Fırtınası ile sarsmaya çalışmaktadır. Lise öğrencilerine ve öğretmenlerine yönelik İnternet ve açık kaynak etrafında bir sohbet toplantısı, kamu çalışanlarına yönelik bir e-devlet paneli, yurttaşlara yönelik internetin güvenli kullanımı, KOBİ’lere yönelik e-ticaret etkinlikleri yapmaya çalıştıklarımız arasında. Yerel TV ve radyolar kanalıyla şehri bir bilişim ve internet fırtınasıyla sarsmak fırsat bulduğumuzda gerçekleştirdiğimiz bir eylemdir. Gönlümüzde, konferansın yapıldığı şehir ve bölgeyi kapsayan bir Bilişim Fuarı yapmak da var. Bu bağlamda konferans 2. Günü Uşaklılar konferansın bir parçası olacaktır. Uşaklı muhtarlar, e-devlet uygulamalarını tartışacaktır. Uşak Sivil Toplum Kuruluşları da e-Uşak oturumunda İnternet ve Bilişimin gelişmesi için Uşakta ne yapılmasını ve İnternet ve Bilişimin Uşak için nasıl kullanılmasını tartışılacaktır Konferansın parçası olarak 30 firmanın katıldığı bir Bilişim Fuarı da var.
Türkiye Bilgi Toplumu Yarışında Nerede ?
Ülkemiz bir bütün olarak, işin boyutlarını kavramış, katılımcı mekanizmalarını kurmuş, strateji ve eylem planını yapmış, emin adımlarla ilerleyen bir görüntü veremiyor. Kaba cizgilerle dünya ortalamasını yakalamış, ama AB ve OECD’de genel olarak en geride, 100 ülke arasında genelde 50-60 arasında, 190 ülke arasında 70-130 gibi konumlarda oynuyor. Halkımızın %45′i internet kullanıyor; ama %55 hiç internet kullanmamış. Kadın-erkek, şehir-kırsal farkı önemli. 2006-2010′u kapsayan, ama coğumuzun farkında olmadığı bir strateji ve eylem planımız vardı; büyük ölçüde eylemler bitmedi. 2012 deyiz ama hala yenisi ufukta yok. Ülkemiz internete ilişkin ana sorunlardan çok marjinal problemlere odaklanmaya meraklı. İnternet gündemimizi yasaklar ve filtreler oluşturuyor. Siyasal sahiplenme, örgütlenme, yönetişim, insan gücü, rekabet konularında ciddi sorunlar var. İnterneti sahiplenen görünen çok birim var; ama bunun için gerekli kadrolar ve siyasal sahiplenme yok. Pek çok indekste ya yerimizde sayıyoruz yada geri gidiyoruz. Kısaca, Türkiye gemisinin rotasını Bilgi Toplumuna henüz döndüremedik!
Ülkemizin gündeminde olan Fatih Projesi hakkında bir kaç noktaya değinmek istiyorum. Fatih çok kapsamlı, çok pahalı doğal olarak çok riskli bir projedir. Okullarda hızlı internet, etkileşimli tahta gibi araçların sağlanması, hatta öğrencilere uygun cihazların verilmesi dünyanın epeydir gündemindedir. 100 $lik proje daha sonra her çocuğa bir dizüstü bilgisayar adını almıştır. Deneyler, çocuğun eve götürdüğü, eğitim içeriği ve internet erişimi olan bilgisayar, coçugun ve ailenin ufkunu değiştirmiştir, dünyaya bağını artırmış ve motivasyonun yükseltmiştir. Bu nedenle bu projeler başlamıştır. Türkiye bu projelerle hiç ilgilenmemiştir. Simdi birden bire, her çocuğa bir tablet verme projesi yeterli hazırlık yapılmadan, seçim meydanında bir atışma sonrasında gündeme gelmiştir. Proje bilimsel olarak iyi incelendikten, kapsamlı pilot projeler sonrasında, yavaş ve dikkatli bir şekilde hayata geçirilmelidir. Donanım, maliyeti dışında en kolay kısmıdır projenin. Öğretmenin kazanılması, değişimin yönetilmesi, içeriğin özgürlükçü bir felsefeyle katılımcı bir şekilde üretilmesi kritik unsurlar arasındadır. Saydamlık, katılımcılık, bilim dünyası ve kamuoyu ile diyalog başarı için çok önemlidir.
Türkiye İnternetle Savaşmaya Devam Ediyor !
Ülkemizinde Bilgi Toplumu çalışmalarında ki dağınıklığın, kafa karışıklığının, Mehter hızının somut bir göstergesi youtube.com da en çarpıcı örneğini bulan İnternet Yasakları’dır. Ülkemiz kendi başına Uluslar arası hukuku tesis etmeye çalışıyor; internete kurallar getirmeye çalışıyor. Youtube yasağına bir hülle ile bir gecekondu çözümü bulundu; ama ilgili kurumsal yapı ve uygulamalar devam ediyor. Hiçbir gelişmiş ülkede olmayan bir filtre uygulaması, interneti hiç anlamayan, saydamlık, katılımcılık, yönetişim kavramlarıyla adeta alay eder bir şekilde hayat geçirildi. BTK kamuoyunu yanıltmakta, yetkisini aşmakta hiçbir sınır tanımıyor.
Önerimiz, ifade özgürlüğünü ve bireyi esas alan çözümlerdir. Olması gereken, dijital okuryazar yurttaşın bilinçli seçimidir, devletin tek tip filtreyi dayatması değil. Sivil Toplum, kamu, üniversiteler portaller, beyaz ve kara listeler önerebilir; devlet ücretsiz alternatif yazılımlar dağıtabilir. Ama, bir hukuk devletinde, bir demokraside kararı yurttaş verir. Bir bürokratik kadro yargısız infaz yapamaz.
Wikileaks ve Arap Baharı ve benzerleri kitlesel hareketler insanları İnterneti ciddiye almaya zorlayacaktır. Umarım bu İnternetden korkmayı, ve onun sınırlama çabalarına vesile olmaz. İnsanlar daha açık bir toplum istiyorlar; saydamlık, hesap verilebilirlik, yönetime katılmak ve refahtan pay almak istiyorlar. Bunu kamu yönetiminden istedikleri kadar, tüm kurumlardan istiyorlar. Wikileaks’e dünya yurttaşlarının gerçekleri öğrenme, saydamlık talebi penceresinden bakmak gerekir.
İnternet Tehdit Altında
Her devrimsel gelişmede birileri kaybeder, birileri kazanır. Kaybetme korkusunda olanlar değişime direnir. Ansiklepodiler kaybetti, dergiler yavaşta olsa kaybediyor. Sayısal ürünlerde marjinal maliyet ve dağıtım maliyetinin pratik olarak sıfır olması, Fikri Haklarda ciddi bir sorunu yarattı. Film, Muzik ve İlaç endüstrisinin başı çekmesiyle, İnternet’de de Fikri Haklar nedeniyle ciddi bir saldırı var. PIPA, SOPA tasarılarının ardından ACTA ile, hukukun evrensel ilkelerini çiğneyen uygulamalara kapıyı açan bir bakış açısı öne çıkıyor: “korsan” bahanesiyle, yargısız infaz ile orantısız cezalandırma. İnsanlık, yaratıcılığı teşvik etmek zorunda, ama bu değişen teknolojiler ışığında geniş kitlelerin hayati çıkarlarını gözönüne alarak makul bir düzeyde olmalı.
İnternetden Korkmayın!
İnternet yaşamın her boyutunu değiştiriyor; bir devrimsel değişimin temsilcisi. Teknolojiler ise kaygan. Bu değişimi zapturapt altına almak hem zor, hem de tehlikeli; önemli gelişmeleri engellemek söz konusu. Bu nedenle, düzenlemelerin, asgari, platformdan bağımsız, yavaş ve çok dikkatli yapılması gerekir. İnternet, sosyal ağlarla, yeni medyayla, kitlesel projelerle, pek çok insanı tedirgin ediyor. Biz diyoruz ki, İnternetden Korkmayın! Onu öğrenin! Olanaklarını ve olası risklerini öğrenin. İnterneti kendinizi geliştirmek, işinizi geliştirmek, daha iyi yapmak, daha iyi dünya vatandaşı olmak için kullanın. Nasıl elektriği, telefonu kullanıyorsanız, interneti de aynı ölçüde doğal, yaşamın bir parçası olarak kabul edin. Kendinizi özgürleştirmek, yenilemek için kullanın. Demokrasiyi geliştirmek, bir yurttaş olarak katkınızı göstermek için kullanın, toplumsal katılım ve denetim için kullanın.
Bu konferans dizisinde eğitim seminerleri önemli bir rol oynamıştır. Bilişimci yetiştirmenin, yeni gelişmeleri aktarmanın, insanların ellerini kirletmekten geçtiğini bildiğimiz için ortalama 2 salonu eğitim seminerlerine ayırıyoruz. Eğitim seminerleri arasında Linux, açık kaynak ve Özgür Yazılım önemli bir yer tutmaktadır. Bizler, bunların ülkede bilişimin gelişmesi, rekabet gücü, istihdam, tasarruf, güvenlik açılarından önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu konferans öncesinde 4 günlük yoğun 6 konu ve 9 salonda eğitim yaptık. 250 kişinin katıldığı eğitimler Android; Güvenlik, Linux, Python, PostgreSQL ve Libreofis/openoffice konulsrında idi.
Özgür Yazılıma Eşit Şans Tanıyın !
Açık kaynak ve özgür yazılım konusunda Üniversitelere önemli görevler düşmektedir. En başta temel bilişim eğitimin markadan bağımsız, kavram temelli eğitim olması gerekir. Bu eğitim öğrenciyi tüm seçeneklerle çalışabilir konumuna getirmesi gerekir. Her üniversite öğrencisinin Linux ve özellikle ulusal işletim sistemi Pardus’la tanışmış olması gerekir. Üniversitenin kendisinin markalara bağımlı olmadan, tüm seçenekleri fayda, maliyet, taşınabilirlik, bakım gibi kriterler açısından değerlendirerek seçim yapmasını gerekir diye düşünüyoruz. Üniversitelerin açık kaynak’in yanında, Açık Erişim ve Açık Ders Malzemesi projelerini daha yakından takip etmesi ve desteklemesi gerekir.
Konferansta 3 gün 7 paralel salonda 160 bildiri, 8 eğitim semineri, 16 LKD semineri, 9 Panel/Forum ve 24 Teknoloji sunumu gerçekleşecektir. Açılış Konferansını, Kadir Has Üniversitesi, Yeni Medya bölümü Kurucu başkanı İsmail Hakkı Polat yapacaktır. Oturumlar arasında, e-öğrenme, güvenlik, yazılım, yeni medya, inşaat ve medikal bilişim, Tıp, Tarım, Çevre , e-ticaret, Mobil, üniversite ve Açık Dünya oturumları göze çarpmaktadır.
Biz, düzenleyiciler olarak, bu konferansı bildiri sunma ve yayınlamanın çok ötesinde bir bilgi ve deneyim paylaşımı, fikir kıvılcımlarının aktarıldığı, ortak sorunların tartışıldığı, ve çözüm arandığı bir ortam olmasını hedefliyoruz. Esas olan diğer bildirileri dinleme, tartışmaya katılmadadır; bildiri sunma buna vesile olduğu için önemlidir. Bir konferans aynı zamanda sosyal bir birlikteliktir; yeni dostlukların, ortaklıkların, projelerin ortaya çıktığı ortamlardır. Tüm katılımcıların 3 gün boyunca konferansta kalmasını, tartışmalara katılmasını, istiyoruz.
Biz, İnterneti çok önemsiyoruz. Bu konferansları da ülkemizde üniversiteler ve internetin gelişmesine katkı verecek bir platform, ortak akıl için bir ortam olarak tutmaya çalışıyoruz, çalışacağız, bu davet bizim!
Katkı veren herkese tekrar teşekkür eder, başarılar dilerim.