Evinizdeki sunucu için kendinizi fişlemeniz gerekiyor!

Evimdeki sunucu için yaptığım BİMER başvurusuna ...tib.gov.tr adresinden yanıt geldi nihayet ve beklediğim gibi faaliyet belgesi alarak kendi kendimi fişleme yapmam gerekiyormuş, almazsam yönetmeliğin 4.maddesine göre internetim kesilecek. Ayrıca 5651'e göre log kaydı alıp 6 ay saklamam da gerekiyor.

Yanıt şöyle;

Sayın YETKİLİ,

İnternete açık hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan/işleten
gerçek veya tüzel kişiler yer sağlayıcıdır. Yer Sağlayıcılığı hizmetini
ticari olarak yapmasa bile web sitelerini kendi sunucularında barındıran
gerçek veya tüzel kişilerin Yönetmelik gereğince Yer Sağlayıcılığı
Faaliyet Belgesi almaları gerekmektedir.

Bu durumda sizinde Yer Sağlayıcı Faaliyet Belgesi almanız gerekmektedir.

Yer Sağlayıcılığı Faaliyet Belgesi almak için;
1) http://faaliyet.tib.gov.tr/yetbel/ adresinden kayıt olarak sisteme
giriş yapıp buradaki uygun elektronik formun eksiksiz doldurulması
suretiyle başvuruda bulunmak,
2) Ek 5'te örneği olan dilekçeye Elektronik ortamda doldurulan başvuru
formunun çıktısı eklenerek “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu
– Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı / İncek mah. Boztepe sok.
NO:125 06836 Gölbaşı ANKARA adresine gönderilmesi gerekmektedir.
3)Tüzel kişilerin (Anonim ve Limited Şirketler) ayrıca şirketin Ticaret
Siciline tescil edildiğini belirten son altı ay içinde alınmış Ticaret
Sicil Kaydı aslı veya noter tasdikli sureti ile Şirketin imza sirküleri
aslı veya noter tasdikli suretini de göndermeleri gerekmektedir. (Yer
Sağlayıcı Faaliyet Belgesi ücretsizdir.)

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı

Çok şükür ki fişleme ücretsiz yapılıyormuş, ne kadar rahatladım bilemezsiniz. Ancak yönetmeliğin 14.maddesine göre sitemde (jabber veya medya sunucum olsa bile bir sayfa açmam gerekiyor) telefon numarası gibi iletişim bilgilerimi yayınlamak zorundayım aksi halde 10.000-TL'ye kadar para cezası beni bekliyor.

16 Mayıs 2011

Posted In: internet, lkd_gezegen, Özgürlük için

özgürlük paketlere sığdırılamaz

bilgi teknolojileri ve iletişim kurumu'nun 22 Ağustos 2011 tarihinde devreye alacağı yeni internet filtreleme paketleri zaten yasaklarla boğuşan türkiye internet kullanıcıları için daha sevimsiz gelişmelerin ve sansürün yolunu açıyor.

15 Mayıs 2011

Posted In: Genel, Gezegen, internet

İnternet, filtreler, sansür ve yasaklar…

Son zamanlarda çok fazla tartışılan TİB tarafından getirilen filtrelemeyle ilgili bir şeyler yazmak istedim.

İnternetteki haber sitelerinde, televizyonlarda gazetelerde bu konu çokça tartışıldı çokça yazılıp çizildi. Tartışılması çok güzel  ama bana göre bu konudaki genel problem insanların meseleyi tam anlamıyla anlamayarak eleştirmesi yada savunmaya çalışması ve meseleyi bütün olarak görmekten çok kendilerini ilgilendiren parçalarına bakmaları. Kimi insanlar youtubeun yasaklanıp yasaklanmayacağının derdinde. Kimileri acaba bir gün facebooku da kapatabilirler mi diye korkuyor. Kimisi internetten pornografik içerikleri takip edemeyeceğinin derdine düşmüş. Bazı insanlar blogların yasaklanıp yasaklanmayacağıyla ilgileniyor. Aslında ilgilerin dolayısıyla korkuların farklı olması gayet doğal. Herkesin kendi istediği şeyi savunması da öyle. Ama her zaman için meseleyi bir bütün olarak görmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Böylece bizi ve ülkemizi ne şekilde etkileyeceğini daha net görmüş oluruz.

Başlangıç noktası olarak sanırım en uygun şey bu kararın kendisini okumak olur. Buradan ulaşabilirsiniz. Fakat kararın tamamını doğru şekilde anlayıp yorumlayabilmek için hem teknik olarak yeterli seviyede bilgiye hem de ne dediğini düzgün anlayıp ne şekilde kullanılabileceğini kavrayabilmek için belirli miktarda hukuk bilgisine ihtiyaç duyuluyor. İkisinin kesişimi pek de büyük bir insan topluluğunu kapsamadığından tek başına kararı okumak yeterli olmayabiliyor. Benim görüşüm açıkçası okuduğum yorumlarla şekillendi. Zaten bu konuda en güzel içeriği de sosyal medyada gördüm şimdiye kadar.

Ön bilgi olarak DNS ile uygulanan yasaklar hakkında kısaca bir bilgi verip nasıl çalıştığını ve DNS değiştirerek bu yasakalrı nasıl aştığımızı açıklamaya çalışayım (Bu konuda zaten bilgi sahibi olanlar aşağıdaki paragrafı atlayabilirler):

DNS(Domain Name System) Türkçe’ye “alan adı sistemi” olarak çevrilebilir. Tarayıcılarınızda sitelere girmek için kullandığınız (genellikle sonu com,net,org gibi olan) adres çubuğuna yazdığınız metinler aslında internet üzerindeki bir verinin adresini temsil eder. Fakat ulaşmak istediğiniz sunucu bu isimle doğrudan anlamlı değildir. (bilgisayarcı insanlar sayıları metinlerden daha anlamlı bulmuşlardır hep) İnternette bilgisayarları birbirinden ayıran ve bağlantı kurulmasını sağlayan IP sistemidir. İnternete bağlı bilgisayarların bir IP adresi vardır. Sizin ulaşmak istediğiniz siteler de bir IP adresine sahip sunuculardır. Sizin DNS olarak girdiğiniz numara da aslında bir IP adresidir. Yaptığı iş ise sizin verdiğiniz isimdeki siteye hangi ip adresinden erişilebileceğini söylemektir.

Peki DNS kullanarak bir site nasıl yasaklanır? Aslında basit… Siz yasak olan bir siteye erişmeye çalıştığınızda sizi o siteninki yerine başka bir adrese yönlendirir. Standart olarak size sağlanan DNS sunucuyu kullandığınızda genellikle bu yüzden yasakla karşılaşırsınız. DNS sunucusunu değiştirmek yada host dosyasını değiştirmek gibi yöntemler sizi doğru adrese yönlendirerek bunu etkisiz kılar.

22 Ağustosta yürürlüğe sokulması planlanan uygulama internet servis sağlayıcılarına (Telekom, Superonline, vs…) bir merkezi denetim getiriyor. Yasak olan siteler merkezi bir veri tabanında belirli durumda olacak ve insanların kullandığı pakete göre bu sitelere erişilmesi sınırlandırılacak. Fakat DNS yasağından farklı olarak yanlış adrese yönlendirmeye gerek kalmadan o IP adresiyle olan iletişimi tamamen engellediği için DNS değiştirme yöntemi işe yaramayacak. O siteye doğrudan erişmek mümkün olmayacak. Fakat hiçbir şekilde erişilemeyeceği konusu doğru değil. “Avcı nice al (hile) bilirse ayı onca yol bilir.” demişler =) Fakat problemimiz zaten bu değil.

Bu konuda söylenen temel şey standart paketin şu anki durumdan farksız olduğu ve abartıldığı yönünde. Ama bence bu savdaki temel yanlış, şu anki durumda mahkeme kararıyla engellenmiş sitelere erişmediğimiz varsayımı üzerine kurulmuş olması. Yani paketiniz standart paket olsa dahi bir sitenin erişime kapatılmasında bir engel yok. Karardaki orjinal ifade “mevcut mevzuata uygun” şeklinde. Fakat mevcut mevzuat kavramı kararnamedeki bir çok ifade gibi biraz muğlak. Yani herhangi bir sitenin bir sebepten dolayı mevcut mevzuata uygun olmadığı düşünülürse yasaklanmış olacak.

Diğer bir mesele de bu yasakları bir şekilde aşmanın cezalandırılmasına zemin hazırlaması. Aslına bakılırsa doğrudan kararnamede bu konuya değinilmemiş. Fakat internet servis sağlayıcılarla yaptığımız sözleşmelerde bunun sözleşmeye dahil edilmesi ve bu konuda yaptırım uygulanması söz konusu. Fakat mahkeme kararıyla engellenen bir siteye erişildiğinde bunun hukuki anlamda suç kabul edilip edilmeyeceği konusunu bilmiyorum. Hukuk onusunda bilgili bir arkadaş bizi aydınlatırsa da iyi olur. Benim açımdan hala muğlak olan mevzulardan birisi.

Bir de yasak kelimeler listesi mevzusu var. Alan adı isimlerinde belli kelimelerin kullanılmasını yasaklayan bir uygulama var. İlk bakışta çok saçma görünmese de listenin içerisinde “haydar, Yasak, hayvan, baldız, girl, hikaye,sıcak, nefes, şişman, teen, yerli” gibi sözcüklerin olması bu listeyi hazırlayanların nasıl bir ruh hali içinde olduğu konusunda beni düşündürdü. Bu kelimelerin sadece düşündükleri anlamda kullanılabileceğini düşünüyorlarsa en masum ifadeyle “akılları fesat”.

Özetlemek gerekirse kullanıcıların güvenliğini sağlamak için bir hizmet olarak ortaya atılıyor bu filtre uygulaması. Ama asıl mesele böyle bir hizmeti istemeyenlerin de mecburi olarak bazı sitelere erişim derdinden kurtarılarak zorunlu olarak bir hizmet verilmesinde ve erişimlere merkezi bir denetleme getirilmesinde. İnternet erişimlerini çeşitli şekillerde sınırlandırmak için bir çok uygulama mevcut. Bu hizmeti isteyen kişiler zaten kullanıyorlar. Bunu genelleştirmek ve standart pakette bile belirlenen belli sitelere erişmeyi engellemek en genel tabiriyle yanlış bir uygulama.

İnterneti kitap ve dergilerle aynı mantığı kullanarak denetlemek gibi bir durum söz konusu. Daha önce youtube,blogger, wordpress yasaklarında gördüğümüz gibi bir kişinin kendisi zararlı bulmadığı halde belli yerlere erişmekten “korunduğu” bir sistem ve mantık var maalesef. Bir şekilde bir gerekçe bulunarak erişilmesi istenmeyen yerlere erişimi engellemek de kaygı duyulan noktalardan biri. İnsanlar doğal olarak yaptığı yazdığı çizdiği şeylerin yada okumak görmek istediği şeylerin başkalarının görüşüne göre “uygunsuz” olduğu için yasaklanacağı fikrinden rahatsız.

Bu konuda rahatsızlık duyanları bir şekilde kendi sitelerinde, kullandığı sosyal ağlarda tepkisini dile getirmeye ve internet özgürlüğünü savunan uygulamaları desteklemeye davet ediyorum. 15 Mayıs’ta da yurdun bir çok yerinde bir yürüyüş olacak.

En geniş kapsamıyla bu hareketi sadece istediğimiz sitelere girmek için değil aynı zamanda çevrimiçi ortamdaki özgürlüklerimizi korumak ve geliştirmek için desteklemeliyiz.

Yararlı bir kaç bağlantı aşağıda:

Eklemek yada düzeltmek istediğiniz noktaları lütfen iletin.

14 Mayıs 2011

Posted In: 15 Mayıs, 22 Ağustos, bilgisayar, btk, hayat, internet, LinuxGezegen, özgürlük, sansür, teknik, tib, yasak

“Your Brain on the Internet”

You have to be somebody, before you can share yourself (Jaron Lanier). 140 karakter (twitter) çağında blog yazılmaz, yazılsa da okunmaz. Okunsa da şanslıysanız bir iki satırı ya okunur ya okunmaz. İşte bu sebepledir ki ben diyeceğimi –ne olur olmaz diyerek- bir alıntı aracılığıyla ilk 68 karakterde dedim. Twitter nesli burada okumayı bırakıp başka bir gadget okumaya ya da başka mecralara akmaya başlayabilir, biz kalanlarla devam edelim.

26 Ocak 2011

Posted In: Genel, Gezegen, internet, social networks

Bilgi İmparatorluklarının Yükselişi ve Düşüşü

Kitap çığır açan bu buluşların once kendi sektörlerini yarattığını ve bu sürecinde açık bir süreç olduğunu ve innovation’a açık olduğunu fakat bir sure sonra bu açıklığın gerek monopol yapıların oluşması gerekse devletin müdahalesiyle nasıl kapalı ve innovationı kısıtlayan sektörlere dönüştüğünü, yani kapalı yapılar haline geldiğini anlatırken, bir süre sonra da yeni bir teknolojinin, “disruptive innovation”, tekrar o sektörü açık bir hale getirebildiğini gösteriyor.

22 Kasım 2010

Posted In: copyright, Gezegen, internet, telecom, the master switch, tim wu

Telecommunication Sector in Coming Decade?

Next monday, 17 May is the “World Telecommunication Day”. World Telecommunication Day has been celebrated annually on 17 May since 1969, marking the founding of International Telecommunication Union and the signing of the first International Telegraph Convention in 1865. Although ITU Council adopted the theme “Better city, better life with ICTs” to mark World Telecommunication […]

14 Mayıs 2010

Posted In: bilgi teknolojileri, broadband, Gezegen, internet, ITU, mobile, operators, telecom, vendors, voice revenues, World Telecommunication Day

For whom the bell tolls?

Privacy. It has become “hot topic” as number of people who use social networking tools grows and it seems that it will be so for a while. Recent case, provoking a protest storm across the internet, is about Mark Zuckerberg, Facebook founder. According to Mark Zuckerberg, privacy is no longer a social norm. (http://www.ustream.tv/recorded/3848950) So, […]

1 Şubat 2010

Posted In: bilgi teknolojileri, facebook, Genel, Gezegen, internet, privacy, social networking

Google Chrome OS

Google’ın işletim sistemi çıkartacağına dair dedikodular çok önceden İnternet’te duyulmaya başlamıştı. Hatta söylendiğine göre daha Google buna karar vermeden böyle şeyler söyleyenler vardı. Bu söylentiler Google’a ilham kaynağı oldu. Öncelikle bir çeşit Linux dağıtımı olacağını duyduk daha sonra bir Ubuntu türevi olacağını duyduk.Herkesin kendine göre bir beklentisi gelişti. Ben de bu yazıyı Google Chrome OS’un ne olduğunu var olanlardan ne farkı olduğunu anlatmak için yazıyorum.

İngilizceyle aranız iyiyse şu videoyu izlemenizi tavsiye ediyorum. Google’ın Chrome OS’u tanıtmak için hazırladığı bir video.

Google Chrome OS’un ne olduğunu anlayabilmek için Chrome‘un en azından ne olduğunu bilmeniz gerekir. Chrome Google’ın hazırladığı webkit motorunu kullanan bir web tarayıcısıdır. Temel amacı kullanımı kolaylaştırmak, basit ve hızlı bir web deneyimi sağlamaktır.

Chrome OS ise bir işletim sistemidir. İsminde Chrome bulundurmasının sebebi kendi içerisinde Chrome tarayıcısını çalıştıran bir işletim sistemi olmasıdır. Başka bir işletim sisteminde de pekala tarayıcı çalıştırabilirsiniz fakat Google Chrome OS bilgisayar başında asıl yaptığı İnternet kullanmak olan kullanıcılar için ortaya atılmış bir işletim sistemidir. İnternet olmadan pek anlamlı olduğu söylenemez.

Beklentilerin aksine Google tarafından desteklenecek olan masaüstü bilgisayarlar için olan bir Linux dağıtımı değildir. Şu anda kaynak kodundan derlenerek bilgisayarınıza denemek amacıyla kurulabiliyor olsa da asıl amacı Apple mantığıyla belirli donanımlar üzerinde (ki bu çoğu zaman netbooklar) sorunsuz çalışmak üzere geliştirilmektedir. Klasik bir bilgisayar kullanıcısının bütün ihtiyaçlarını karşılamak amaçlanmamıştır. Tamamen hafif istemci (thinclient) mantığına göre yapılmıştır ve bütün uygulamaları web uygulamalarıdır. (E-posta, video izleme, müzik dinleme, oyun oynama, ofis uygulamaları,…) diğer yandan internette kullanabileceğiniz tüm web uygulamaları da aynı zamanda bir Chrome OS uygulamasıdır. Dolayısıyla yükleme gerektirmezler.

Proje basit şekilde çekirdeğin Chrome tarayıcısının değiştirilmiş bir versiyonunu çalıştırmak için özelleştirilmesi bunun yanında gerekli olmayacak bütün servislerin ve uygulamaların yok edilmesi ve duruma uygun kütüphanelerin, yazılımların geliştirilmesi olarak özetlenebilir. Google’ın açıklamasına göre “Televizyon mantığında açılıp kapatılarak kullanılabilen bir İnternet cihazı için öngörülen bir işletim sistemidir.”

İnternette dolaşan Türkçe haberlerde malesef haberciliğin kötü örneklerini gördük. Google’ın “Sabit disk ve RAM’e ihtiyaç duymayan işletim sistemi geliştirdiğine” dair haberler yayınlandı. Malesef bunlar meselenin bilgisiz kişiler sonucu haber yapılması tercümelerin ise eksik ve yanlış yapılması ile ilgili durumlar. Hiç RAM’e ihtiyaç duymadan şu andaki bilgisayar mimarilerinde bir işletim sisteminin çalışması mümkün değildir. Asıl söylenmek istenen “fazla” RAM ve disk alanına ihtiyaç duymayan bir işletim sistemi olduğu dolayısıyla son derece ucuz donanımlarla performans gösterebileceğidir. Dönen diskli bellekler yerine flash bellek gibi bellek üniteleri tercih edilecektir. Bu bellekler de önbellek olarak (cache) kullanılarak sistem performansını arttırmayı amaçlamaktadır. İşletim sisteminin kendisi ise salt okunur (read only) bir kısımda bulunarak herhangi zararlı bir yazılımın etkisinden korunmuş olacaktır.

Özetlemek gerekirse:

  • Google Chrome OS Chrome tarayıcısını çalıştırmak için asgari düzeyde hizmet ve yazılım koşturacak bir işletim sistemidir.
  • Verilerinizin tümü İnternet’te depolanır. Mevcut donanım üzerindeki veriler performansı arttırmak için önbelleklemede kullanılır.
  • Uygulamaların tümü web uygulamasıdır. Chrome OS ile bütün web uygulamaları da kullanılabilir. Herhangi bir uygulamanın yüklenmesi söz konusu değildir.
  • (Televizyon mantığıyla) Hızlı başlayan ve hızlı çalışan İnternet cihazları içindir.
  • Başka bir cihazda oturum açıldığında tamamen aynı arayüz ve aynı uygulamalarla karşılaşılır.
  • Kullanıcı verileri önbellekte tamamen şifrelenmiş biçimde saklanır, böylece bir başkasının veriye erişmesi engellenir.
  • Hız, basitlik ve güvenlik öğeleri üzerinde tasarlanmıştır.
  • Masaüstü (ta da dizüstü) bilgisayarınızın yanına bir internet cihazı olarak öngörülmüştür. Kullanacağınız ana işletim sistemi olarak tasarlanmamıştır.
  • Usb gibi arayüzlerden kendi bellek ünitelerinize erişmenize olanak sağlar (film izlemek, resimlere bakmak)
  • Chrome OS açık kaynak kodlu bir projedir ve açık kaynak kodlu teknolojiler kullanır.
  • Proje sonuca ulaştığında firmalarla anlaşılarak İnternet kullanımı için özelleşmiş Chrome OS cihazları çıkacaktır.

Bir arkadaşım kaynak kodundan Chrome OS’u kendi bilgisayarında derledi ve çalıştırdı. İzlenimlerini okumak isterseniz yazıya buradan ulaşa bilirsiniz.

Daya ayrıntılı bilgiye İngilizce olmak üzere şuralardan erişebilirsiniz:

  • http://en.wikipedia.org/wiki/Google_Chrome_OS
  • http://googleblog.blogspot.com/2009/07/introducing-google-chrome-os.html
  • http://www.techradar.com/news/software/operating-systems/10-things-to-know-about-google-chrome-os-614370
  • http://www.youtube.com/watch?v=5JyFbF7QFlY (Open Source Announcement)

1 Aralık 2009

Posted In: bilgisayar, google, Google Chrome, Google Chrome OS, internet, linux, LinuxGezegen, Özgür yazılım, teknik

Knowledge Economy, Copyright and IP in Digital Age?

When a law or policy draft process related to the internet or communication takes place in public, the question “What about the common/individual rights” comes to mind. But, this time, the process is not open to public. It is a little bit secret for some reason or other. What we are talking about is Anti-Counterfeiting […]

1 Aralık 2009

Posted In: ACTA, bilgi teknolojileri, copyright, eff, free software, fsf, Gezegen, internet, Özgür yazılım

Sanal Kimlik

Siteme Openid ekleme konusunu düşünürken uzun süredir düşündüğüm bir mesele tekrardan canlandı. İnternet o kadar hızla büyüyor ki içindeki verileri kontrol etmek gün geçtikçe zorlaşıyor. Sosyal ağlar, topluluklar, bloglar, her kesin açabildiği wikiler. Bu kadar yoğun bir bilgi bombardımanın ardında ihtiyacımız olan doğru veriyi alıp bilgiye ulaşmak imkansız hale gelebiliyor.
Bu sorun sadece sanal ortamda değil televizyonlarda, gazetelerde ve diğer medya unsurlarında da baş gösteriyor. Özellikle Amerikan televizyonlarında ki ekonomi ve politika programlarını seyrettikten sonra dünyanın ne büyük bir tehdit altında olduğunu bir kez daha kavrıyorum.

Ama şimdilik konumuz bunlar değil. Sadece internete yoğunlaşalım... internetin gücü diğerlerini ortadan kaldırmaya yeter. Şimdi bir kaç örnek vereyim mesela bugün başıma geldi bir kaç örnek kod aynı yerden alınmış ama eksik geçirilmişti. Ya da bazen yanlış olur sonuç olarak işime yaramayan bir bilgiyi bulmak için site site dolandım. Kaynak siteler öyle kötü ortamlarda değildi. Alanında uzman kişilerin yazdığını düşündüğümüz çeşitli metinler kullanıcıların hizmetine sunulmuştu ama sonuç olarak bana lazım olan kodun işime yaramayacağını uzun süren araştırmanın sonunda fark ettim. Bahsettiğim o uzun süre 10dakika da olsa eğer benim gibi 100 kişi varsa iş gücü kaybını hesaplayın da görelim. Başka bir kaynak direkt yalan haber yazıyor, kimisi iftira atıyor. Sadece kodlarla sınırlı değil habercilik ve eğitim kisfesi altında yanlış bilgi veren dolu kaynak var.

Aslında bilgi veren dememek gerek. Yanlış veri ileten araçlar olarak onları sıfatlandırmak gerek. Zira veri anlamlı değilse bilgi değildir. Belki şuan bende saçmalıyorum ama burası bir kaynak sitesi değil kişisel günlük :) Neyse...

Openid desteğini araştırırken aklıma Kore de uygulanan sistem geldi. Yanılmıyorsam sanal vatandaşlık kimliğiniz sanal işlemlerde kullanılabiliyordu. Bu şekilde herhangi bir yasa dışı faaliyette bulunduğunuzda hemen tespit ediliyor ve cezalandırılabiliyordunuz. Bunun yanında mesela fake hesap dediğimiz sahte hesaplar aracılığıyla insanları rahatsız etme olanağınızda ortadan kalkıyordu. Mesela bir oyun beta testine başlıyor. Her vatandaşa 1 hesap alma hakkı veriyor ve böylece ikinci üçüncü hesaplar alıp oyunu şişirmesi engellenebiliyor. Üstelik oyuncu oyunda hile yaparsa oyundan uzaklaştırılıyor ve bir daha giremiyor.

Benim istediğim işte T.C. Kimlik Numarasının sanal alemde bu şekilde kullanılabilmesi. Devlet bize bu bilgileri kontrol etme ve saklama hakkı tanısın. Tıpkı OpenId gibi Türk sitelerinde kullanabileceğimiz bir vatandaşlık numarası olsun ve bunu kontrol edebilelim. Belli bir sertifikasyon sistemi getirilsin. Bu kimlik numarası kaydını alan ve güvenli bir şekilde saklayan sitelere bu sertifikalar dağıtılsın ve siteler bu sertifikaya sahip olup / olmayan şeklinde sınıflandırılsın. Bir sonra ki aşamada bu siteleri düzenli olarak kontrol edecek bir topluluk oluşturulsun ve sertifika verilen sitelerde ki içeriği denetlesin. Uydurma / Çalıntı içerik tespit edildiği takdirde kullanıcılar bu siteleri topluluğa şikayet edebilsin ve sertifikaları elinden alınsın. Bu şekilde çekirdek olarak oluşan bir ağ zamanla gelişip güvenli içerik veren kaliteli sitelerin oluşmasına olanak verebilir. Kullanıcıların güvenini ve sertifikayı elde edebilmek için siteler kendilerine çeki düzen verir ve bizlerde işimizi çabucak hallederiz. Bu çatı elbette Linux altında kurulabilir. Elimizde e-devlet projesi ve Pardus'ta var hani... Yeterli araçlara sahibiz.

Bunu fişlemeye olanak sağlayan bir uygulama olarak görenler olabilir. Ben normal bir internet kullanıcısı olarak herhangi bir yasadışı işe karışmadıktan sonra yaptığım işlerin kayıt altına alınmasına karşı değilim. Birisi bir forumda bana hakaret ederse çabucak cezalandırılsın, cezalandırılmıyorsa da o forumdan uzaklaştırılsın ve bir daha karşıma çıkmasın isterim. Başka birisi benim sitemden yazıları çalıyorsa onu ifşa edebileyim, hakkımı koruyabileyim isterim. Bilmem siz ne düşünüyorsunuz? Önerileri alalım şöyle :)

Yazının devamı için tıklayın.

19 Kasım 2009

Posted In: güvenlik, internet, linux, pardus, topluluk

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com