Hadoop Application Master Container can not able to initialize user directory when your map reduce code is submitted by hdfs user

Today our Cloudera CDH 5.3 cluster throw below error when we try to submit our job from hdfs user. 

15/03/16 08:28:18 INFO mapreduce.Job: Job job_1426239544674_0019 running in uber mode : false

15/03/16 08:28:18 INFO mapreduce.Job:  map 0% reduce 0%
15/03/16 08:28:18 INFO mapreduce.Job: Job job_1426239544674_0019 failed with state FAILED due to: Application application_1426239544674_0019 failed 2 times due to AM Container for appattempt_1426239544674_0019_000002 exited with  exitCode: -1000 due to: Not able to initialize user directories in any of the configured local directories for user hdfs
.Failing this attempt.. Failing the application.

I made some research defining the problem. main reason of the problem is deletion of local directories on YARN startup, but in practice it fails to delete the directories because of permission problems. The top-level usercache directory is owned by the user but is in a directory that is not writable by the user. Therefore the deletion of the user’s usercache directory, as the user, fails due to lack of permissions.

For solution,

You should delete your usercache directory which that located in data node directory. 

rm -rf /dn/yarn/nm/usercache/*

16 Mart 2015

Posted In: applicationmaster, cdh, cloudera, hadoop, hdfs, mapreduce, yarn

Node.js ile Inotify Event’lerini İşlemek

Geçen gün bir feature (özellik) isteği gelmişti. Bir servis sunucuya bağlanıp bir dosya oluşturacak ve içini dolduracak. Kullanıcıya ise bulunduğu web sayfasında sayfayı yenilemeden bu dosyanın oluştuğundan haberdar edilecek ve tabii sonra bu dosyayı kullanıcı görüntüleyecek.

Direkt 5 saniyede bir AJAX yapıp ilgili dosya oluşmuşsa bir div’e dosyanın oluştuğuna dair mesaj basabilirdim aslında. Ancak olayı biraz daha efektif hâle getirmek istedim. Çünkü AJAX istekleri beraberinde bir dizi overhead getirecekti.

Örneğin; İlgili sayfada 10 kişi olsa, 5 saniyede bir file system‘da yeni dosya var mı diye kontrol yapılması gerekecekti. 10 kişi ayrı ayrı 5 saniyede bir backend’e istek atacaktı. Bu da istediğim bir durum değildi.

Bir diğer problem ise dosyaya yapılan yazma işleminin bittiğinden emin olunması gerek.
Örneğin; AJAX isteği attım. İstekte dosyanın varlığını kontrol ettim. Sonra baktım dosya var mı? Var. Ön tarafa haber saldım “dosya oluştuuuu” diye.
Ama o sırada third-party servis dosyaya veri yazma işlemini bitirmedi. Kullanıcı da “e dosya oluştu madem açayım” derse, sçtık. Çünkü eksik veri görüntüleyecek hatta belki de hata alacak. Sonra ayıkla pirincin taşını.

Bu iş için esas olan “dosyaya yazma işlemim bitti” mesajının gerekliliği. E third-party servis sadece dosya oluşturuyor Gidip bu third-party servisin ekstra bir yerlere mesaj yazmasını da sağlayamam (dosyaya yazdım bitti gibisinden). Hadi yazdırdım diyelim, bir de gidip orayı kontrol etmem gerekecek.

vs. vs. Daha buraya yazmadığım tonla senaryo var bu iş için.

Kısaca bana “dosyayı oluşturdum“, “dosyaya yazdım“, “dosyayı sildim” vs. gibi eventler gerekliydi. Bu bilgileri ise Linux‘ta direkt çekirdekte bulunan Inotify eventleri çok güzel sağlıyor. Yani bilgi sağlam yerden geliyor.

Node.js‘te Inotify eventlerini handle edebilen güzel bir kütüphane var (detaylar, kullanım örneği linkte): node-inotify

node-inotify kütüphanesini ise socket.io ile birleştirip kullanırsanız tadından yenmez (Ben socket.io kullanmıştım, ama siz başka bir kütüphane elbette tercih edebilirsiniz). Çünkü bu şekilde ön tarafa bir socket açıp dosya değişikliklerini bu socket üzerinden yollayabilirsiniz.

Scala ve Java’da ise bu işleri Non-blocking I/O (java.nio) paketiyle yapabilirsiniz.

14 Mart 2015

Posted In: Genel, Gezegen

Hbase oldWALs directory: what is it, when is it cleaned and who use its ?

The oldWALs folder gets cleaned regularly by a chore in master. When a WAL file is not needed any more for recovery purposes (when HBase can guaratee HBase has flushed all the data in the WAL file), it is moved to the oldWALs
folder for archival. The log stays there until all other references to the
WAL file are finished. There is currently two services which may keep the
files in the archive dir. First is a TTL process, which ensures that the
WAL files are kept at least for 10 min. This is mainly for debugging. You
can reduce this time by setting hbase.master.logcleaner.ttl configuration
property in master. It is by default 600000. The other one is replication.
If you have replication setup, the replication processes will hang on to
the WAL files until they are replicated. Even if you disabled the
replication, the files are still referenced.

Source: http://mail-archives.apache.org/mod_mbox/hbase-user/201502.mbox/%3CCAMUu0w9aOVBo7kGULiM9tXrULirqs9fm-3ra3pQccYpW_17uOw@mail.gmail.com%3E

12 Mart 2015

Posted In: hbase, oldWALs, replication, WAL

Hbase oldWALs directory: what is it, when is it cleaned and who use its ?

The oldWALs folder gets cleaned regularly by a chore in master. When a WAL file is not needed any more for recovery purposes (when HBase can guaratee HBase has flushed all the data in the WAL file), it is moved to the oldWALs
folder for archival. The log stays there until all other references to the
WAL file are finished. There is currently two services which may keep the
files in the archive dir. First is a TTL process, which ensures that the
WAL files are kept at least for 10 min. This is mainly for debugging. You
can reduce this time by setting hbase.master.logcleaner.ttl configuration
property in master. It is by default 600000. The other one is replication.
If you have replication setup, the replication processes will hang on to
the WAL files until they are replicated. Even if you disabled the
replication, the files are still referenced.

Source: http://mail-archives.apache.org/mod_mbox/hbase-user/201502.mbox/%3CCAMUu0w9aOVBo7kGULiM9tXrULirqs9fm-3ra3pQccYpW_17uOw@mail.gmail.com%3E

12 Mart 2015

Posted In: hbase, oldWALs, replication, WAL

The replication is turned off HBase, why is oldWALs directory still holded ?

Disabled replication will still hold on to the WAL files because, because it has a guarantee to not lose data between disable and enable. You can remove_peer, which frees up the WAL files to be eligible for deletion. When you re-add replication peer again, the replication will start from the current status, versus if you re-enable a peer, it will continue from where it left.

12 Mart 2015

Posted In: apache hbase, hbase, replication, WAL

The replication is turned off HBase, why is oldWALs directory still holded ?

Disabled replication will still hold on to the WAL files because, because it has a guarantee to not lose data between disable and enable. You can remove_peer, which frees up the WAL files to be eligible for deletion. When you re-add replication peer again, the replication will start from the current status, versus if you re-enable a peer, it will continue from where it left.

12 Mart 2015

Posted In: apache hbase, hbase, replication, WAL

11. BİLMÖK’ün ardından

Bilmök'ü ilk 2010'da +mete bilgin +Metin Akdere ve +Meltem Parmaksız 'ın yaptıkları harika sunumla duymuştum (bu sunum hakkında bakınız +Bahadır Kandemir 'in pek güzel yazısı). O zaman sonraki bilmök'ler için tavsiyeler yazmıştım, neredeyse hepsini hala seneye Urfa'da düzenlenecek bilmök için önerebilirim (nasılsa dinleyen yok istediğini öner diyenlere hak veriyorum).

Bence bilmök'lerin temel sorunu organizasyonu düzenleyen öğrencilerin kendilerini konuşmacı olmaya değer görmemeleri. Üç gün süren etkinlikte konuşan öğrenci sayısı bir elin parmakları kadar bile değildi. Konuşmaların çoğu ders niteliğindeydi. Zaten hepsi bilgisayar mühendisliği öğrencisi olan bu büyük kalabalığı bir salona toplayıp ders gibi sunumlar dinletmek yerine etkileşimli bir etkinlik yapılsa daha iyi olurdu diye düşünüyorum (sanki ne düşündüğünü umursayan mı var derseniz onda da haklısınız).

Etkinliğin ilk gününde özgür yazılım hareketinin başlatıcısı Stallman vardı. Stallman 30 yıl önce dünyaya karşı bir savaş açmış ve bu savaşı kazanmış bir büyük adam olduğunun bilinciyle ve özgüveniyle konuştu. Bu etkinlikten bir hafta önce sabancı üniversitesinde de dinlemiş olmama rağmen tekrar dinlemekten büyük mutluluk duydum. Anlattıkları hep bildiğimiz şeylerdi ama çok sağlam argümanlarla destekleyerek konuştu.



Üçüncü gün bu yıl birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan +Gülşah Köse LibreOffice sunumlarını Pebble ile yönetmek için hazırladığı pebble-remote uygulaması özelinden yola çıkarak özgür yazılım dünyasına nasıl dahil olunacağını kendi tecrübeleriyle anlattı. Tam da bilgisayar mühendisliği öğrencileri kongresinde böyle sunumlar olmalı dediğim gibi bir sunum oldu. Başlarda biraz heyecanlı olsa da bilgisayar mühendisliği öğrencisi bir genç kadının neler yapabileceğini göstermesi açısından çok başarılı bir örnek olarak konuştu.



Günün son oturumu ise bilişim sektöründe kadın olmak paneliydi. BMO'nun bir önceki başkanı Gölay Şakiroğulları, +Gülşah Köse ve +Zinnur Yesilyurt 'un konuştukları panel benim bu konuda dinlediğim en başarılı paneldi. Gölay hanım 30 yıllık tecrübesiyle konuşmasını çok ikna edici argümanlara dayandırarak konuştu. Yeni mezun olmasına rağmen Zinnur kadınların sektörde karşılaşılabilecekleri durumlardan bahsetti. Gülşah ağırlıklı olarak özgür yazılım dünyasının sadece kadınlara değil ırka, cinsiyete, dini inanca karşı bir ayrımcılık yapmadığını anlattı.


Bütün katılımcılarla özveriyle ilgilenen yerel organizasyon komitesine tekrar teşekkür ediyorum. Gülşah'a da kendisiyle gurur duyduğumu buradan da yazmış olayım.

12 Mart 2015

Posted In: ankara, bilmök, Gezegen, konferans, libreoffice, pebble, stallman

LibreOffice 4 serisinde bizden de bir şeyler var, daha çok olsun!

LibreOffice özgür ofis yazılımı 4 serisi ile birçok yeni özelliğe kavuştu. Bunun yanı sıra kod temizliği, kod denetimi (Coverity scan) ve 60.000 civarı belge ile yapılan sürekli ve yoğun testlerle daha sağlam bir hale geldi, çökme, donma gibi olayları neredeyse yaşamıyorum diyebilirim.

Bildiğiniz gibi OpenOffice.org’u geride bırakarak The Document Foundation çatısının kurulması ve LibreOffice’in yolculuğuna başlaması geliştirme modelinde önemli değişiklikleri de birlikte getirdi. Artık Sun gibi tam zamanlı geliştirici çalıştıran bir şirket arkasında değil. Kod katkısının çoğu dünya çağındaki bağımsız katkıcılar tarafından yapılmakta.

Başladığımız günden bugüne baktığımızda bir Brezilya olmasa da güzel şeyler yaptığımızı görüyorum. Ülkemizdeki kısıtlı insan kaynağı içinde kod katkısı veren kişi sayısının bir elin parmaklarından az olması üzücü ama yapılanlar mutluluk verici. Güzel olanı bence ne biliyor musunuz, arka planda çalışan kodlarla kalmayıp, bu yazıda evet şu arkadaşımız şunu yaptı ve gördüğünüzde onu anabilirsiniz diyebilmek.

Buyurun bakalım neler yapmış bir elin parmaklarından az sayıdaki cengaver LibreOffice geliştiricimiz. (Görselli açıklamaları LibreOffice Sürüm notlarından aynen alıntılıyorum)

1- Gökçen Eraslan – LibreOffice ile sayısal imzalı PDF belgeleri oluşturabileceğiz

Gökçen Eraslan’ın 2012 yılında Google Summer Of Code’un LibreOffice projesinde başladığı (Bknz:LibreOffice’de PDF İmzalamak: Başarılar Gökçen Hocam)  ve temel çerçevesini oluşturduğu PDF imzalama özelliği LibreOffice 4.4 sürümünde eksiklerini de tamamlayarak karşımıza çıkıyor.

Digitally signed PDF export

PDF’s generated by LibreOffice can now be digital signed directly from LibreOffice during the export. It works on Windows, OS X, and Linux, and on Windows, the built-in certificate functionality is used to store your certificates for signing. (Gökçen EraslanGSoC 2012, Markus Wernig – Wilhelm Tux, fund raising, Tor Lillqvist – Collabora)

Selecting a certificate for signing on Windows.

The Digital Signatures tab of the PDF export dialog.

 

2 – Efe Gürkan Yalaman – Uzman Yapılandırma ve Başlangıç Merkezinde Şablonlar

Efe Gürkan Yalaman’da tıpkı Gökçen Eraslan gibi GSoC öğrencilerinden. LibreOffice projesine 2013 ve 2014 yılında kabul edildi ve iki önemli özelliğin geliştirilmesine katkı verdi:

İlki 2013 yılındaki GSoC’dan ve geçtiğimiz yıl yayımlanan LibreOffice 4.2 ile duyurulan Uzman Yapılandırma. Bu mdül ile adı üzerinde LibreOffice uygulamasını ileri düzeyde yapılandırabiliyorsunuz

 

  • An Expert Configuration functionality has been added to the Options tab (Efe Gürkan YALAMAN). This can be disable by setting EnableExpertConfiguration to false in the user’s configuration.

About config page

 

LibreOffice 4.4 sürümünde bu özelliğe Araçlar – Seçenekler – LibreOffice – Gelişmiş yoluyla erişebilirsiniz.

Diğeri ise 2014 yılında katıldığı GSoC projesi olan Başlangıç Merkezinde şablonları görebileceğimiz, düzenleyebileceğimiz Şablonlar modülü oldu.

Start Center

Templates now appear directly in the Start Center and can be picked from there. (Efe Gürkan Yalaman, GSoC 2014; and Jan Holešovský, Collabora)

Templates in the Start Center.

 

 

Sadece bunlar değil, Efe’nin yaptığı ve bizim için önemli olan geliştirmelerden yerelleştirmeyle ilgili para birimimizin YTL’den sonra tekrar TL (TRY)’ye dönmesi ve bu para birimiyle ilgili biçimlendirmeler ve Türk Lirasının Yeni Sembolünün eklenmesi.

3- Gülşah Köse – Sunumlarımızı Pebble saatimizle yönetebiliyoruz.

Gülşah Köse diğer iki geliştirici arkadaşımızın aksine GSoC’a henüz katılmadı, diliyorum bu yıl başvurur. Necdet Yücel hocamızın teşviki ve yönlendirmesiyle LibreOffice Impress’e Android ve iOS kumandalarından sonra Pebble kumandasını da kazandırarak önemli bir işe imza attı. Kendi Pebble’ım ile kullanıyorum 🙂

PebbleRemote.com adresinden gerekli bilgileri alabileceğiniz bu ‘Havalı – Cool’ uzaktan kumanda katkılarımızı da beklemekte.

Pictures

 

 

Kendim kullanıyorum diye değil, gerçekten havalı bir sunum tecrübesine imkan tanıyor 😉

4- Barış Akkurt – Hakkında iletişim kutusunun iyileştirilmesi

Barış Akkurt LibreOffice 3.5 sürümünde LibreOffice’in Hakkında penceresinin geliştirilmesine kod katkısı veren diğer bir geliştiricimiz.

***

Ülkemizden LibreOffice’e kod katkısı verilmesi gerçekten mutluluk verici, hele bizim gibi son kullanıcıların görüp hissedeceği geliştirmeleri görünce insan iyice ümitleniyor. Ama sayı gördüğünüz gibi çok az, sadece 4…

Açık konuşmak gerekirse, OpenOffice.org mirasçısı bir yazılım olan LibreOffice epeyce silkinip kendi elbisesini giymeye başladı, ama daha alacak çok yol var… Özgür yazılım gönüllüleri ve kod veren kişilerin dahi beğenmediği yanları ortada. Ama ortada olan bir gerçek şu ki, katkı verilmeden bu iyileşmelerin olması mümkün değil.

LibreOffice’in özgür yazılım gönüllülerine ihtiyacı var, ülkemizin ise LibreOffice geliştiricilerine daha çok ihtiyacı var. 

Siz de LibreOffice’e Kod Katkısı Verin

Tabii, bir 'Feza Çağı Televizyonu' geliştirmek değil!

Tabii, bir ‘Feza Çağı Televizyonu’ geliştirmek değil!

Kod okur yazarlığı olan özgür yazılım severler LibreOffice’e vereceği her katkı çok değerli. Aza çoğa bakmamak gerekiyor. Biliyoruz ofis yazılımı sıkıcı olarak görülmekte, ama LibreOffice gerçekten eğlenceli bir proje. İyi insanlar, iyi ortam ve dünya çapında iyi etkinliklerle kendinize ve LibreOffice’e katkı verebilirsiniz.

1- ‘Peki nereden başlamalı?’ diyorsanız aşağıdaki bağlantılara bir göz atmaya ne dersiniz.

Bütün bilgiler burada: LibreOffice Geliştirme wiki sayfası – https://wiki.documentfoundation.org/Development 

Buradan başlayıp konuya ısındığınızda eğlenceli ilk adımlar olan EasyHacks bölümüne gitmenizi öneriliyor. Buradan dişinize göre bir EasyHack bulup çözünce hem LibreOffice üzerindeki kod hakimiyetiniz gelişiyor hem LibreOffice’e kod katkısı veriyorsunuz. Tek başınıza olacağınızı sanmayın, uzman LibreOffice geliştiricileri bu EasyHack’lerde size adım adım yardım da ediyorlar. Böylece ciddi bir tecrübe ve bilgi edinmiş oluyorsunuz. Kazan – Kazandır!

EasyHack‘ler gerçekten ilk adımlar için önemli. Tek varlık sebebi yeni geliştiricilerin gelişimlerine yardımcı olmak, yani sizin için orada bekliyorlar Açıklamalarında göreceğiniz gibi usta bir geliştiricinin çerez çekirdek çitlerken halledebileceği hackler ve siz çözün diye sizi bekliyorlar!

Bizi de unutmayın, ve LibreOffice Türkçe geliştirici listesine üye olun!

1.1- GSoC’a katılın!

Bitmedi, LibreOffice bu yıl da Google Summer of Code’a kabul edildi:
https://wiki.documentfoundation.org/Development/GSoC/2015

Şimdilik GSoC profje fikirleri şurada:
https://wiki.documentfoundation.org/Development/GSoC/Ideas

Aklınızda LibreOffice için bir fikir varsa ‘Ideas’ sayfasına ekleme de yapabilirsiniz. Yeni fikir eklemek için iki hafta gibi bir süre var. Aklıızda çalışmak, yapmak istediğiniz ve GSoC’a yakışır bir proje fikri varsa ekleyin derim

Ha bir de Çılgın Fikirler var ki – en son ESC toplantısında da ordan GSoCa bir şey çıkar mı bilinmez, fikirlerin çoğu çılgın…  https://wiki.documentfoundation.org/Development/Crazy_Ideas

Niyetiniz varsa 27 Mart’a kadar başvurunuzu yapmayı unutmayın!

Başvuru için fikir sahibi olmak adına Efe’nin yazdığı şu iletiye göz atın: http://listarchives.libreoffice.org/tr/gelistirici/msg00005.html 

2- ‘Ya ben daha çok Android falan…’ diyorsanız, LibreOffice’in Android sürümü ve uzaktan kumandasına göz atabilirsiniz.

3- ‘Kod okurum, şiir gibi de yazarım, LibreOffice’i de severim ama uğraşamam işim gücüm çok…’ diyorsanız, bağışlarınızla katkı verebilirsiniz: https://donate.libreoffice.org/tr/

4- ‘Tamam da, ben öğrenciyim/freelance’im az biraz da maddi getirisi var mı?’ derseniz sizi Freedomsponsors.org‘daki LibreOffice sayfasına alalım. Hem özgür yazılıma katkı verebilirsiniz hem de para kazanabilirsiniz. Detalı şurada anlatmışım: Freedomsponsors.org: Destek olun & Harçlık Kazanın

5- ‘Ya biz şirketiz, ihale, hizmet falan’ Bu daha geniş bir konu, kısa tutmak adına TDF’nin ihalelerine bakabilirsiniz;

5.1- Tender To Develop And Incorporate Usability Metrics Collection For LibreOffice (#201502-02)
http://blog.documentfoundation.org/2015/02/24/tender-to-develop-and-incorporate-usability-metrics-collection-for-libreoffice-201502-02/

5.2- Tender To Develop And Incorporate Multi-Language Support For UI And Test Cases Within Moztrap (#201502-01) http://blog.documentfoundation.org/2015/02/10/tender-to-develop-and-incorporate-multi-language-support-for-ui-and-test-cases-within-moztrap-201502-01/

Ayrıca Sertifika programlarına  katılabilirsiniz vs. detayları için benimle irtibat kurabilirsiniz.

PS: Dilimizde biten tüyleri ara ara alıyoruz.

Mutlu günler.

Sonrası LibreOffice 4 serisinde bizden de bir şeyler var, daha çok olsun! Günlüğüm ilk ortaya çıktı.

12 Mart 2015

Posted In: feza çağı televizyonu, geliştirici, Gezegen, libreoffice, libreoffice geliştirme, LibreOffice GSoC, libreoffice kod katkısı, linux, lkd, oi

Internet, Yeni Medya ve Özgürlükler

Yeni Medya Kongresi, Kadir Has Üniversitesi 26 Şubat 2015

Bu konuşmada, ben interneti nasıl anlıyorum, nasıl görüyorum; internet için ne yapmaya çalıştım, çalışıyorum, internet için kalın çizgileri ile ne yapılmalıyı, yeni medya ve özgürlük bağlantısına ağırlık vererek anlatmak istiyorum.

İnternet, Soğuk Savaş günlerinde, Sputnik’in yarattığı şok sonrasında, ABD’nin Bilim ve Teknolojiye yönelmesinin yarattığı ortamda bir proje olarak ortaya çıktı. İnterneti ortaya çıkartan ARPANET projesi, Ordunun Araştırma Ofisince fonlandı. Ama, Internetin ABD Ordusu için, askeri amaçlarla geliştirildiğini söylemek haksızlık olur. Licklider “Galactik Ağ” ile bugünlere yakın bir ağ hayal ediyordu. Bu 1963 de oldu, ArpaNet’in ilk düğümünün kurulması 1969 Eylül, TCP/IP’nin kullanıma girmesi ocak 1983, webin ilk tasarımı 1989, ayağa kalkması ise 1993’de oldu. Bizim İnternete bağlandığımız yılda 1993 idi.

Kanımca, İnternet insanlığın gelişmesinde Sanayi Devrimi boyutlarında bir gelişmeyi temsil etmektedir. Neelie Kroes, AB’nin önceki başkan yardımcısı ve Sayısal Gündem komiseri, NetMonial konuşmasında, interneti toplumu yeniden yapılandırma açısından, elektrik, matbaa ve sanayileşme toplamından daha fazla olduğunu söyledi. İnternet, hepimizin yaşamını köklü olarak değiştirdi. Bazılarımız, internet öncesini hatırlıyor ama genç kuşaklar internetsiz bir yaşamı hiç görmedi. Peki, interneti nasıl algılamalı? Nedir İnternet? Buna herkes muhtemelen farklı bir cevap verecektir. İnsanlık, bilim ve teknolojinin öncülüğünde yeni bir toplum biçimine geçişin sancılarını yaşıyor. Buna genelde, “Bilgi Toplumu” diyoruz. Bilgi hep önemliydi. Niye şimdi “Bilgi Toplumu” diyoruz? Ekonomik kalkınmasının ana motorunun, bilim, teknoloji, ar-ge ve inovasyon olduğu, kısaca “bilgi” bulutunda topladığımız, insan beynin ürünleri olduğunu anladık. Bunun sonucunda tüm ekonomik hayat, hizmetler, kamu yönetimi, eğitim, sağlık, eğlence, örgütlenme, halkla ilişkiler, pazarlama kısaca yaşamın tüm boyutları bir değişim, yeniden yapılanma sürecine girdi. Birey tarihte hiç olmadığı kadar öne çıktı; bireysel gelişme olanakları artı, kendi başına bir merkez oldu; kendi matbaası, radyosu, televizyonu, gazetesi mümkün. Bunu makul ücrete, bazan bedava, hızlı ve kolay, uzman olmadan, yapabiliyor.

Hepimiz internet sayesinde, sınırların fiilen ortadan kalktığı, sosyal ve kültürel açıdan birleşen bir dünyanın parçasıyız. Kitleler soysal ağlar üzerinden birleşmekte, örgütlenmekte, toplumsal, kültürel ve siyasal etkinlikler yapmakta. Dünyayı sarsan politik gelişmelere en azından katalizor olmakta. Dünya üzerinde dağılmış gönüllüler imece benzeri bir yöntemle tüm insanlığın ortak malı ürünler üretmektedir: linux ve özgür yazılım dünyası, wikipedia, açık ders malzemeleri, creative commons lisanslı sanat ve fikir ürünleri gibi. Veriye dayalı paylaşım ekonomisi, akıllı ulaşım sistemleri, büyük veri temelli yeni uygulamalar, mobil uygulamalar, IoT, ağ temelli servislerin uzaktan verilmesi gibi pek çok yeni uygulamalar ortaya çıkmaktadır. Kısaca, devrimsel bir gelişmeyi hep birlikte yaşıyoruz. Gelişmenin ne yönde olacağınızı biraz sezinliyoruz, epey de yanılıyoruz. Bu gelişmeyi bireyler, STK’lar, kurumlar olarak etkileme gücümüz var.

İnternetin işaret ettiği Bilgi Toplumun bireyleri, bağımsız, inisiyatif alabilen, yaratıcı, farklı ve aykırı düşünebilen insanlar olacaktır. Bir başka deyişle, bu tür insanları yetiştiremeyen toplumlar, yarışı kaybedeceklerdir. İnternetin tüm toplumu, kamu yönetimini, iş dünyası, sağlık, eğitim, eğlence vs’yi her gün değiştirdiği ortada. İnsanların, toplum içinde eşit bir yurttaş hatta eşit bir dünya vatandaşı olması için bu teknolojileri çok rahat, kolay ve etkin kullanabilmesi gerekir. Bu hem kendini geliştirebilmek, toplumsal hizmetlerden yararlanabilmek, hem de toplumsal yaşama, özellikle siyasal hayata katılabilmesi için elzem olduğu aşikar. İnternetin dünyaya açılan bir sokak olarak düşünürsek, sokaktan gelecek çeşitli tehditler için güvenlik ve mahremiyetin korunması için ciddi bir okur yazarlık gerekmektedir. Gerekli okur yazarlık seviyesi, dinamik olmalı ve sürekli geliştirilmelidir. Bu okur yazarlık düzeyine bilgi/bilişim/yeni medya okuryazarlığı diyoruz. Bu okur yazarlık düzeyine ulaşamamış insanlar, eşit yurttaş olmak yeteneğini kaybedecek ve geri kalacaktır. İnternete erişim temel bir insan hakkıdır. Bu görüş, hem BM belgelerine hemde Avrupa Belgelerine (Konsey, Parlamento) ve Anayasalara girmeye başlamıştır.

Bu konuda 2 yeni eğilimden bahsedeceğim. ABD’nin önemli Bilgisayar Meslek Örgütü ACM, lise fen kolundan mezunların bir çok bilgisayar dersi alması gerektiğini söylüyor. Bir başka deyişle, Bilişimin temel kavramlarını her yurttaşa öğretmek zorundayız. Bilişim sistemlerini “büyülü tek tuş” sistemi algısından kurtarıp, olanaklarını, limit ve riskleri öğretmeli, ağ, veri tabanı, güvenlik, mahremiyet, etik, estetik, ifade özgürlüğü, hukuk temel kavramlarını öğretmeliyiz. Bunu tarihçiye, iş adamına, tarımcıya, öğretmene, kısaca her yurttaşa anlatmalıyız.

Yeni gelişen ikinci nokta programlamanın herkese öğretilme çabasıdır. Web’in kurucusu Tim Berners-Lee, inovasyon kongresinde herkese program yazmayı önermişti. Poltikacılara programlama öğretmeliyiz ki, doğru düşünmeyi öğrensinler diyor. Programlama öğrenmenin düşünme alışkanlıklarını olumlu etklilediği, bütünsel düşünmeyi geliştirdiği düşünülüyor. Bu bakışın sonunda, ana okulunda pogramlama öğretme, programlama kampları, hacketonları, çalıştayları vs ile bütün dünyada en başta gençleri programlamaya alıştırmak ve sevdirmek yönünde bir çaba söz konusu. Okul öncesi çocuklara da programlama öğretme çabaları var. Türkiye’de bu yönde kampanyalar ve çalıştaylar yapılıyor, bu konuda uzmanlaşan şirketler var.

Türkiye Ne Durumda ? Ne Yapılmalı ?

Kalın cizgilerle bakarsak, iyimser yönde dünya ortalamasını yakaladık, genelde Avupanın gerisindeyiz. Bazı sektörlerde iyiyiz, finans, e-devlet hizmetlerin sunumunda, uyap, vedop gibi bir çok hizmetde ödül aldık. Özgürlük, yasaklar, toplumsal cinsiyet, hukukun üstünlüğü, gelir dağılımı gibi indekslerde cok gerideyiz, yer yer utanılacak konumdayız. Türkiye bir yandan, internet ve temsil ettiği bilişim, ar-ge, inovasyonu teşvik için, e-devlet projeler, örnek vaka haline gelmekte olan fatih projesi için çömertce para harcıyor, rol model olarak Bill Gates, Steve Jobs, Zukerman’ı öne çıkartıyor, öte yandan gerekli ön koşul olan özgürlükler, hukukun üstünlüğü, ifade ve basın özgürlüğü ve adil rekabet koşullarını sağlaması gerektiğini anlayamıyor, algılayamıyor, uygulayamıyor.

-Türkiye İnternetin neyi temsil ettiğini kavrayamadığı için, internetin gelişmesi, toplumsal yarar sağlanması, toplumu bütünleştirmesi, dünya ile rekabetin önemli aracı olarak kaullanmaya odaklanamamış, daha çok tasaruf, ihracatı teşvik gibi parçalara odaklanmaya çalışmıştır. Bu nedenle, bütünsel, tüm paydaşları kapsayan, ortak aklı ortaya çıkaran katılımcı yapılar kuramamış ve ortaya çok parçalı, daha çok marjinal problemlere ve dar çıkarlara odaklanılmış ve sonuçta Türkiye gemisinin rotası Bilgi Toplumuna dönememiştir. Gates, Jobs, Zukerman çıkartmak isteyenler, Twitter, facebook ve Youtube’un kökünü kazımayı hedeflemişlerdir.

Benim eskilerde epey tekrarladığım bir önerimi kısaca izninizle özetlemek istiyorum: 1) strateji, 2) siyasal irade, 3) sorumlu koordinasyon merkezi (bakanlık, müsteşarlık), 4) her yıl gözden geçen eylem planı, 5) TBMM de komisyon, 6) yıllık, herkese açık değerlendirme, geri besleme yapıları (konferans). Bir başka deyişle, işin önemini kavramış bir siyasi liderlikle, tüm paydaşları içeren, tüm toplumu kapsayan, katılımcı, saydam, yönetişimi öne çıkaran yapılar kurmak gerekir. Gerisi gelir. Tekrarlamakta yarar var: özgürlük, hukukun üstünlüğü, aykırı ve farklı görüşlerin yeşereceği bir ortam ön koşul.

Peki, yeni medya okur yazarlığı yelpazesinde Türkiye ne durumda? Ben konu uzmanı değilim. Elimde sunucak bilimsel veriler yok. Deneyimlerimden hareketle bir kaç şey söylemek gerekirse; durum pek parlak değil. Konferanslara bildiri sunan, kurslara katılan, katılmak isteyenler, bilişim sınıfındaki öğrencilere bakınca durum düşündürücü. Hiç grup haberleşmesine katılmamış, açık yönergeyi anlamayan, yönergeyi okumayan, şu adrese yazın denmesine rağmen, o mesajı cevaplayan o kadar çok ki.

Kendi maceram konusunda bir kaç sey söyleyip bitirmek istiyorum. Bilkent’e 1987 Haziranında katıldım. Yurt dışında iken o zamanki İnterneti kullanmıştım. Birkaç ay sonra Bilkent, ODTÜ üzerinden bir terminal ile Bitnet ağı olan TÜVAKA’ya bağlandı, daha sonra kendi makinası üzerinden bağlandı. Bağlantı tüm ülke içinde 9.6Kps, idi. 89 yılında Ege’deki düğüm üzerindeki DOST listesinde niye TCP/IP (İnternet) ağına bağlanmıyoruz tartışması oldu. Ben o tartışmanın aktif katılımcılarından biriydim. 12 nisan 1993’de Türkiye İnternete bağlandığında, herkese çok savunduğum İnterneti anlatmak zorunda hissettim. 1993 Bilişimde bir oturumda, Attila Özgit ve Ufuk Çağlayan’la buluştuk. Ufuk GOSIP hakkında, Attila TR-Net hakkında bende “İnternet: Eğitim ve Araştırma Yeni Olanaklar” başlıklığıyla konuştum. O yıl sonunda DIE’de istatistik Kongresinde İnterneti anlatan bir seminer verdim. Notları özet olarak Cumhuriyet Bilim Teknikte yayınlandı. 94 Şubatında Tubitak’ta Üniversitelere yönelik bir demo yapılmıştı. Benim notlarım gelişmişti. O dağıtıldı. 1994 yılında servis.net.tr çalışmaya başladı (ODTÜ’de). MAM’da benzeri bir servis başladı. Benim notlar, “İnternet: Bilgiye erişimin yeni araç ve olanakları” adıyla yayınlandı. 94 bilişimde “İnterneti Nasıl Geliştiririz?” konulu bir forum/çalıştay yaptık. Pek bir şey çıkmadı. Konuyu bilende azdı. Servis.net.tr ve MAM servisi ya x.25 üzerinden ya da şehirler arası tarifeden ve düşük kapasite modemlerle çalışıyordu.

Tr-net ile TT (PTT) arasındaki İnterneti birlikte büyütme projesi görüşmeler koptu. TT ihaleye çıktı. TUR-NET ortaya çıktı. İhalenin ertesi günü, inet-tr yapıldı. İnet-tr , üniversitelerde ortaya çıkan çatışmaları azaltmak, herkesi bir masa etrafında toplamak ve ortak akıl oluşturmak amacıyla ortaya atıldı. İlk konferans buna odaklandı. İnet-tr’96 yı yeni kurulan Yeditepe’de, ’97 de ODTÜ’de yaptık. Kamuya yönelik ve demokrasi oturumları hep öncelikliydi. İnet-tr’97 de özel bir kamu oturumu yaptık. Başbakanlıkla temas halindeydik, onlara ilk web, mail ve gopher sunucunu ben kurmuştum. 1997 konferansında Internet Üst Kurulu kurulma kararı çıktı. İlk toplantı Ocak 98 de idi. İlk toplantıdan sonra İnternet Haftası kararı çıktı. İnternet günü önerisi, İnternet Haftasına döndü ve 2 hafta olarak uygulanmaya başlandı. Şubat 98 de ise KamuNet konferansı yapıldı.
İnet-tr’98 de ise Akademik Bilişime karar verildi.

Kamunet 1 kere yapılabildi. Bazıları içten bazıları dıştan engellediler. Bu yıl inet-tr’nin 20.sini yapacağız. Akdemik Bilişimin 17.sini yaptık. İnternet Haftasının 18.sini yapacağız.

Bu arada bunlarla içice Özgür Yazılım ve Linux etkinliklerini yaptık. Linux kampını 2010’da başlattık. Akademik Bilişim öncesi 4 günlük kurslarıda 2010 da Urfa Konferansında başlatmıştık.

Tüm bu etkinliklerde interneti toplumun gündemine taşımak, internet kültürünü yaymaya çalışmak, bilgi ve deneyim paylaşım ortamı sunmak, insan gücü yetişmesine katkıda bulunmak, ortak akıl oluşması için çaba harcamak, iyi bir örnek olmak, ve bu konuların tartışılması için bir platform oluşturmak hedeflenmişti. Bu platformları ayakta tutmaya çalıştık. Bunu benimle birlikte hareket eden, destek olan pek çok kişiyle birlikte yaptık. “İnternet Çetesi” sözünü duyanlar, bunun bizim çekirdek kadromuz olan Ufuk, Attila ve Ethem Derman’ı kapsadığını bilir. Ama, pek çok dosttan, internet gönüllüsünden destek aldık.

Peki bundan sonra ne yapmalı? Benim nacizane önerilerim: pozitif yaklaşmak, teslim olmamak ve elden gelen çabayı, olabildiğince örgütlü bir şekilde göstermektir. Bazı daha somut örnek olarak, bu konuların doğru terim ve çerçevede tartışılmasına çaba harcamak, bu konularda ciddi araştırma yapmak ve bunu yayınlamak (bilimsel dergilerle, sınırlı olmamak kaydıyla), interneti etkin bir şekilde kendi işimizi daha iyi yapmak için kullanmak, topluma örnek olmak ve destek isteyen gruplara destek olmaktan bahsedebiliriz. Topluma Entelektüel liderlik etmek akıldan çıkmamaması gereken bir hedef. İnterneti diğer teknolojilerle birlikte kullanmaktan kaçınmamak, clicktavizm den uzak durabilmek önemli.

Ülkede ve dünyada yanlız değiliz. Eşit bir dünya vatandaşı olarak tüm dünya ile empati ve dayanışma içinde olmak gerekir.

İflah olmaz bir iyimser olarak, eski slogınımı tekrarlamama izin verin:

İnternet Yaşamdır !

yenimedya-sunum

8 Mart 2015

Posted In: bilgi toplumu, bilişim, demokrasi, Fatih Projesi, Genel, insan hakları, internet, lkd, Özgür yazılım, sosyal ağlar, temel bilişim eğitimi, yönetişim

2TB’den büyük GPT disk bölümleri nasıl oluşturulur?

32bit‘lik MBR (master boot record) tablolarının sınırı olan 2TB seviyesinin aşılmasıyla 64bit derinliğinde adresleme yeteneğine sahip GPT (GUID Partition Table) disk bölüm tabloları kullanılmaya başlandı.

Linux komut satırında PARTED adlı araç kullanılarak GPT disk bölümleri oluşturulabiliyor. Bu bölümler “FDISK -l” ile görüntülendiğinde, tam uyumlu cevap almak maalesef mümkün değil. 

Kolaylık sağlaması adına disk bölümlerini % değerler vererek oluşturmak mümkün.

En iyi performans için fiziksel disk sektörlerinin başlangıç-bitiş noktalarını, disk bölümlerinin ve dolayısıyla dosya sisteminin başlangıç-bitiş noktalarıyla hizalanması gerekiyor. Bu hizalama işlemi ALIGN komutu ile tamamlanıyor.

PARTED kullanırken ihtiyaç duyulan temel komutlar aşağıdaki gibi. Komutlar genel Linux CLI standartlarında hazırlandığından işlevleri rahatlıkla öngörülebiliyor, bu yüzden açıklama satırı eklemiyorum;

parted
select /dev/sda
mklabel gpt
print
print free
rm 1
mkpart primary 50% 100%
unit <s | MB | GB | TB>
align-check optimal 1
align <optimal | minimal> 1

Detaylı bilgi için PARTED MAN PAGE.

Disk bölüm tablosu (partition table) oluşturmadan, diskin tamamını kapsayan, tek parça dosya sistemi kullanmak mümkün. Tavsiye edilen bir yöntem olmamasına karşın pratikte bir sorunla karşılaşmadım.

mkfs.ext4 /dev/sda

Hamdi ÖZCAN – ozcan.com

8 Mart 2015

Posted In: align, disk bölümleme, fdisk, gpt, linux, lkd, mbr, parted, partition, teknik, tr

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com