Google Summer of Code 2016

Bu yıl kabul edilen bizim çocuklar:

Cihad Güzel - Apache CouchDB datastore implementation for Apache GORA
Talat Uyarer - HBASE-15530 Snappy Compression and Data Block Encoding 
Furkan Kamacı - Security Layer for NutchServer (NUTCH-1756)
Canberk Koç - CI for Debian-Med
Mesut Can Gürle - Improving voice, video and chat communication with free software
Mert Kahyaoğlu - Proposal for 'GUI/Administrative interface for Jekyll'
Taha Doğan Güneş - DAG-based Rendering Pipelines for Terasology
Metin Can Siper - Improving Web Based SBGN Editor SBGNViz.js
İstemi Bahçeci - Visualizing genomic alterations in TCGA cancer pathways in cBioPortal
mgökırmak - Kurmanji (Kurdish)-English MT


Meraklısı için: 200620072008200920102011201220132014, 2015

22 Nisan 2016

Posted In: Gezegen, gsoc, haber

Veri Bilimi Bülteni — 36

Her cuma yayın­ladığım ‘Veri Bil­imi Bül­teni’ ile son 1 haf­tada veri ve veri bil­imi konusuyla ilgili okuduk­larım­dan dikka­timi çeken­leri pay­laşıy­o­rum. Bu bül­ten her yayın­landığında hab­er­dar olmak istiy­or­sanız “Haf­talık Veri Bil­imi Bül­teni” linkedin grubuna üye ola­bilirsiniz. İyi Okumalar. Machine Learning başlığı altında geçen fakat pek de konuşulmayan bir konu da “Metric Learning”. Metric learning algoritmaları temel Devamını Oku […]

22 Nisan 2016

Posted In: Linux Gezegeni'nde Gözüken Yazılar, Veri Bilimi Bülteni

İnternet, Kalkınma ve Demokrasi için Yaşamsal Önemdedir

ihafta16

19. İnternet Haftası Bilişim STK’ları Bildirisi

Biz Bilişim STK’ları İnternet kültürünü yaymak, İnternetin Türkiye için önemini anlatmak, ülkemiz İnternet politikalarını tartışmak, yeni projeler başlatmak için İnternet Haftalarını yapıyoruz. Bu yılda, Türkiye İnternetinin 23 yaşı nedeniyle, 11- 24 Nisan tarihlerinde 19. İnternet Haftasını kutluyoruz.

Bizler, İnterneti, insanlığın yeni toplum biçimi olduğunu düşündüğümüz, Bilgi Toplumunu oluşturan araç ve kavramların temsilcisi olarak görüyoruz. Sanayi devrimi insanın kol gücünü çokladı, onun etkin kullanımını mümkün kıldı. İnternetin temsil ettiği devrim ise, insanın beyin gücünü çokluyor, onun ürünlerinin paylaşılmasını, yeniden üretilmesini kolaylaştırıyor. Yaşam gittikçe artan bir şekilde bilgi ve enformasyon üzerine dönüyor. Artı değer yaratmanın ana unsuru, bilgi, ar-ge, inovasyon, yani eğitimli insanların beyinsel ürünleri oluyor. İnternet bireyi özgürleştiriyor, güçlendiriyor. Kitlelere örgütlenme ortamları sunuyor, onları güçlendiriyor. İnternet dünya üzerinde milyarlarca insanın katıldığı bir paylaşım, öğrenme, üretim ve eğlence ortamıdır. Biz, toplum olarak sosyal medya da kavga ederken pek fark etmiyoruz, ama İnternet, sektörleri yeniden yapılandıran, meslekleri değiştiren, kamu yönetimi, demokrasi, hizmet ve ticareti yeniden tanımlayan devrimsel bir gelişmedir. Birbirlerini hiç görmeyen insanlar, insanlığın ortak mülkiyeti için ürünler geliştirmekte; özgür yazılım, açık erişim, açık ders malzemeleri, açık bilim, açık tıp, açık biyoloji gibi projeleri hayata geçirmektedirler. Bu bağlamda İnternet, Sanayi devriminden daha önemli bir gelişmedir. AB’nin bir önceki Sayısal Gündem sorumlusu, toplumu yeniden yapılandırmak açısından, İnternetin elektrik, telgraf ve matbaadan daha önemli olduğunu söylemiştir. Bu gün, 4. Sanayi Devrimi, İnternetin tetiklediği bir gelişmedir.

Dünyada 3.4 milyara yakın insan İnternet kullanıcısı, bunun yaklaşık yarısı Facebook kullanıyor. Türkiye’de 16-74 yaş grubunda İnternet kullanımı %56, Erkekler %66, Kadınlar %46, Kent ve Kırsal arasında kadın erkek arasında ciddi bir fark var. 2013 verilerine göre Kent’te %61 Erkek -%42 Kadın ve Kırsalda bu %33 ve %14. Kabaca değerlendirirsek; dünya ortalamasını yakaladık ama Avrupa ortalamasını yakalayamadık.
Ülkeler, İnterneti ekonomiyi geliştirme, kamu hizmetlerini iyileştirme, toplumsal katılımı artırmak, demokrasiyi geliştirmek için kullanmak çabasında. Dünya bireyin gelişmesi, toplumun üretken bir parçası olması için İnternetin önemli olduğuna karar vermiş ve bilgiye ve İnternete erişimi temel bir yurttaşlık hizmeti olarak ilan etmiştir. Bu temel hak, anayasalara ve hükümet programlarına girmeye başlamıştır.

Önemli gelişmelere rağmen, maalesef, ülkemiz bir bütün olarak, İnterneti ekonomik kalkınmanın, bireysel gelişmenin, toplumsal katılımın motoru olarak görememiş, marjinal problemlere odaklanarak, İnterneti olanak değil, baş edilecek bir sorun olarak görmüştür. Siyasi kadrolar, gündelik siyasi hesaplarını bir kenara koymalı ve yurttaşların temel hak ve özgürlüklerine saygı göstermelidir.

Uluslararası indekslerde olmayı hedeflediğimiz yerde değiliz. Genellikle, 190 ülke arasında 60’ın üstündeyiz. İnsani gelişme indeksinde 192 ülke arasında 72. sıradayız: 72/192, demokrasi indeksinde 97/167 hibrid kategorisinde. Web vakfının sıralamasında 38/86 durumdayız. Toplumsal cinsiyet indeksinde 130/145. ITU’nün IDI (Bilişim Gelişmişlik) indeksinde 167 ülke arasında 69. sıradayız. IDI’de Avrupa da 40 ülke arasında 38. sıradayız. Sadece Bosna ve Arnavutluk’tan daha iyiyiz. Tüm Bilişim için sepet fiyatının sıralamasında ise 63/170 konumundayız. Sınır tanımayan gazetecilerin basın özgürlüğü indeksinde de 149/180’deyiz. Freedom House özgürlük indeksinde 100 üzerinden 53 ile kısmi özgür durumunda, alt indekslerde siyasal özgürlük 3/7, sivil özgürlüklerde 4/7, ortalama 3.5/7. Freedom House İnternet indeksinde de 100 üzerinden 60 ile kısmi özgür konumundayız.
Türkiye İnterneti gelişiyor. Mobilde ilginç uygulamalar var, en yeni cihazları alıyoruz. Finans sektörümüz İnternet işinde oldukça başarılı. Kamuda Maliye, Sağlık, Adalet sisteminde önemli projeler var. E-devlet hizmetleri sunumunda Avrupa ortalamasının üstündeyiz. Ülkemizde çeşitli ar-ge teşvikleri var, teknokentler çoğalıyor. İnternet ve Bilişimle ilgili bir kaç bakanımız var. Bütün bunlara rağmen:
Türkiye Gemisi Rotasını Bilgi Toplumuna Döndüremedi
Ülkemizde önemli gelişmelerde olsa, bütünsel bir bakış açısıyla koordineli bir çaba eksik. Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı ile e-devlet eylem planımız var, ama pek bir kimsenin haberi yok. Yönetişim yapısı yok. Bilişim STK’ları olarak önerimiz:
Ülkemiz Bilişim ve İnterneti stratejik sektör ilan etmelidir. Bunun için en başta Bakan düzeyinde bir siyasal sahiplenme olmalıdır. Tüm paydaşları kapsayan, katılımcı saydam yapılar kurulmalı, kamuoyunca açık ortamlarda yeterince tartışılan, gözden geçirilen eylem planları yapılmalı ve hayata geçirilmelidir. Yurttaş ve sivil toplum bu gelişmelerin odağında olmalı, gelişmeler saydam ve katılımcı bir şekilde hayata geçmelidir.
Telekom ve Bilişim sektöründe adil rekabet koşulları yok. Devlet ve tarafsız olması gereken kurumlar tekeli koruyorlar. Fiber altyapısında ülke olarak geri kaldık. Ağ tarafsızlığını sağlamak üzere hem ekonomik, hem siyasi önlemlerin alınması, bu önlemlerin bilginin serbest akışını güvence altına alacak politikalarla desteklenmesi gerekmektedir.
50 milyona yakın yetişkin insanın önemli kişisel verilerin ele geçmiş olması ve bunun webden indirilebilir olması çok ciddi bir sorundur. İlgili tüm kurumların konu üzerinde ciddi olarak durması, olası riskleri, yarar ve zararları, alternatif çözüm yollarını bulmaya çalışması gerekir. Konuyu bir polemik konusu yapmadan, suçlu aramanın ötesine geçip, ne yapılması gerektiğini bilimsel olarak araştırılması gerekir. İlgili bütün paydaşları, STK’ları, Üniversiteleri, Özel sektörü ve kamuyu kapsayan bilimsel çalışma grupları oluşturup, konuyu enine boyuna incelenmelidir. TC Kimlik numaralarını yeniden tanımlamayı ciddi olarak düşünmeliyiz. Ortada olan risk küçümsenemez bir risktir. Yeni Nüfus cüzdanları dağıtılmaya başlandı. AB uyumu için yeni pasaportlar söz konusu. TC kimlik no’sunu yenilersek, bunu şimdi yapmanın büyük avantajı vardır. “Bize bir şey olmaz” klişesinin ötesini düşünmek gerekir. İnternet ve bilişim hiç birimizin aklına bile gelmeyen pek çok şeyi hayatımıza getirdi. Bu nedenle, bu konuyu partiler üstü bir anlayışla, ortak akıl oluşturarak çözüm aramalıyız.

TC Kimlik numarasının tüm kamu veri tabanlarında ana giriş noktası ciddi bir risk oluşturmaktadır. Kişisel verilerde yurttaşı devlete karşı korumak önemli bir boyuttur. Yeni çıkan yasa bu açıdan ciddi sorunlar içermektedir. Katılımcı şekilde gözden geçmesi gerekir.

3G ve 4G gecikmeli olarak hayata geçmiştir. 4G için fiber altyapısı yeterli değildir. Fiber altyapısı konusunda ülke olarak oldukça geri kalmış durumdayız. Türkiye’de sabit ve mobil genisbant değerleri OECD ortalamasının yarısında. 189 ülkede arasında sabit de 73 sırada, mobil’de 75. sıradayız. 3G ve 4G göstermelik yerli araştırma şartı arandı, ama ülkede geliştirilen 4G için baz istasyonları, Ulak projesi, kenara konuldu. Fiber altyapısının gelişmesi önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Ülkemiz İnternetin devrimsel bir gelişme olduğunu algılayamamış, İnternetin kalkınma, demokrasi, yönetim boyutlarından çok, marjinal problemlerine odaklanarak, adeta İnternete savaş açmıştır. Ülkemiz, kalkınmanın, ar-ge ve inovasyonun ifade ve basın özgürlüğünün tam olduğu, farklı ve aykırı fikirlerin yeşerebildiği hoşgörü ortamlarında var olduğunu algılayarak, özgürlükçü bir çizgiye gelmelidir.

Yasaklanan web sayısı 2 yıl önce 30 bin, geçen yıl 70 bin iken şu anda ise 110 bine çıkmıştır. Bu daha çok Türkiye’ye zarar vermektedir. 5651 ve ona bağlı yasal düzenlemeler iptal edilmeli ve STK’ların katılımıyla yeniden yapılmalıdır.

Yukarıda da belirtildiği gibi ülkemizde Kır-Kent ve kadın-erkek arasında İnternet kullanımında ciddi uçurumlar var ve nüfusun yaklaşık yarısı İnternetin dışında. Sadece TÜİK rakamları değil, uluslararası gelişmişlik indekslerinde de Türkiye maalesef sonlarda yer almaktadır. 17. büyük ekonomi olma iddiasında olan Türkiye’nin bu indekslerin altlarında yer alması sosyal eşitsizliklere, hatta uçurumlara işaret ediyor. Sayısal uçurum da bunların arasında en önemli başlıklardan birisidir. Sayısal uçurumu ortadan kaldıracak, tüm yurttaşları yeni medya okuryazarı yapacak çabalar, kamu, özel sektör ve STK işbirliği ile yapılmalıdır.

Bilişim teknolojilerin eğitimi ülkenin kalkınması, dünya ile rekabet edebilmesi içinde önemlidir. Bu kapsamda özgür yazılımların önemine işaret etmek isteriz. Özgür yazılımlar tasarruf, güvenlik, istihdam ve rekabet açılardan önemlidir. Pardus ve Fatih projelerin özgür yazılım temelinde yaygınlaştırılmasını öneririz.

Sosyal ağların ve yeni medyanın gündelik yaşamın doğal ve rutin bir parçası haline gelmesi sonucunda, artık yeni medya okuryazarlığı yurttaşın temel bir gereksinimi haline gelmiştir. Yurttaşlar, enformasyonu kullanabilme ve nitelikli enformasyon kaynaklarına ulaşabilme, yeni medya ortamlarında etik ihlallerde bulunmama ve etik ilkelere uygun davranabilme bilgi ve beceresini Yeni Medya Okuryazarlığı ile kazanabilir. Yeni Medya Okuryazarlığı sayesinde, İnternet’teki risklerin farkındadır, olanakları da bilinçli ve etkin şekilde kullanır.

Temel öğrenim kurumlarındaki “Medya Okuryazarlığı” ve “Bilgisayar” dersleri müfredatının dijital okuryazarlığı geliştirecek şekilde gözden geçirilmesi gereklidir. Bütün dünya anaokulundan itibaren herkese programlama/yazılım kavramlarını öğretmeye çalışıyor. Webin kurucusu Tim Berners-Lee politikacılara programlama öğretelim diyor. Programlama düşünme ve planlama yetisini geliştiriyor. Dünya gittikçe daha fazla bir şekilde yazılımın etrafında dönüyor. Ülkemizde, okullarda bu yönde ders konması konusunda çaba harcamaya başladı. Umarız, yakında bu konuda pilot çalışmalar başlar.

Herkese açık, özgür, güvenli, bütünsel İnternet tüm insanlığın yararınadır.

İnternet Yaşamdır!

Saygılarımızla kamuoyuna duyururuz.

12 Nisan 2016

2016


Destekleyen STK’lar:
Alternatif Bilişim Derneği 
Alternatif Medya Derneği 
Bilgisayar Mühendisleri Odası 
EHD – Elektronik Ticaret ve Internet Hukuku Derneği 
EMO – Elektrik Mühendisleri Odası 
ISOC-TR – Internet Derneği 
INETD – Internet Teknolojileri Derneği 
IYAD – Internet Yayıncıları Derneği 
İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu 
Kadın Yazılımcı Oluşumu 
LKD – Linux Kullanıcıları Derneği 
PKD – Pardus Kullanıcıları Derneği 
TBD – Türkiye Bilişim Dernegi 
TELKODER- Serbest Telekomunikasyon İşletmecileri Derneği
TKD – Türk Kütüphaneciler Derneği

13 Nisan 2016

Posted In: bilgi toplumu, freedom of expression, Genel, ifade özgürlüğü, internet, internet cencor sansür ifade özgürlüğü özgürlük, internet haftası, internet sansürü, lkd, Özgür yazılım, sosyal ağlar, temel bilişim eğitimi, yasaklar, yönetişim

GNU/kWindows

Son zamanlarda benzersiz bir karışım hakkında çok konuşuluyor: GNUtamamıyla özgür işletim düzeni— ve Microsoft Windows —özgürlüğü reddeden, kullanıcıyı denetleyen, gözetim düzeni. Ayrıca ortalıkta çok fazla yanlış bilgi var. Düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım.

Bu konuyu tartışmadan önce bazı terimleri açıklığa kavuşturmamız gerekiyor: Kullanıcılar “Linux” işletim düzeni hakkında konuştuklarında aslında Linux çekirdeği eklenmiş GNU işletim düzenine atıfta bulunurlar; biz buna GNU/Linux (ya da GNU+Linux) işletim düzeni diyoruz. Çeşitli biçimlerde GNU işletim düzenini kullanıyorsanız komut satırından tanıdık gelecek bir çok yazılım GNU yazılımıdır: bash, (g)awk, grep, ls, cat, bc, tr, gcc, emacs ve diğerleri. Linux bir çekirdektir ve işletim düzeninin yapmaya çalıştıklarını destekler: işlemleri, hafızayı, dosya düzenlerini ve daha fazlasını yönetir, çekirdeğin çeşitli eylemleri gerçekleştirmesini yöneten düzen çağrılarını sağlar, bu eylemler yeni işlemleri çatallamak ya da hafızayı tahsis etmek gibidir. Bu önemli bir ayrımdır —tüm bu yazılımı “Linux” olarak adlandırmak hatalı olduğu gibi tamamıyla özgür Unix ikamesi olan GNU tasarısını göz ardı etmektedir.

İsimlendirme sorunu oldukça yaygındır, GNU/Linux işletim düzeni kullanıyor olsa bile çoğu kullanıcı GNU'nun ne olduğunu bilmemektedir. Son olarak GNU Bash'tan “Linux Bash” olarak bahseden makale okudum; bu adeta GNU tasarısına, 26 yıldır Unix-benzeri düzenlerde (Apple'ın sahipli Mac OS X'i dahil) en geniş kullanıma sahip kabuğu yazan tüm yazarlara atılan bir tokattır.

GNU çoğunlukla Linux çekirdeğiyle kullanılmaktadır ama durum her zaman böyle değildir. Örneğin GNU kendi çekirdeği Hurd ile çalışabilir (GNU/Hurd). BSD çekirdeği olan bir düzende çalışabilir (örn. GNU/kFreeBSD). Ama bugün bir ay önce bile duymayı beklemeyeceğiniz birşeyden bahsetmek istiyorum: GNU ve Windows çekirdeği. Bu karışım GNU/kWindows (GNU ile Windows çekirdeği) olarak atfedildi.[1]

Anlaşılana göre Microsoft ve Canonical Linux düzen çağrılarını Windows'un anlayabileceği türe çeviren bir uyumluluk katmanı, altdüzen yazmak için birlikte çalışıyor. Yani, Linux çekirdekli bir düzen için derlenmiş yazılım çağrı çevirme ile Windows üzerinde çalışacak. Bir çok makale bu düzeni “Windows üzerinde Ubuntu” ya da “Windows üzerinde Linux” olarak adlandırıyor. Yanılgı şu ki bu düzen Linux çekirdeğini kapsamıyor, GNU işletim düzeninin Linux yerine Windows'un çekirdeğiyle çalıştığına tanıklık ediyoruz.

Bu Microsoft için yadsınamaz bir teknik yarardır: Windows kullacıları GNU/Linux'tan ya da Apple'ın özgürlüğü reddeden Mac OS X'i gibi diğer Unix benzeri düzenlerden tanımış olabileceği ortamlarda geliştirme yapmak istiyor. Fakat bunun hakkında düşününce önemli bir kavramı göz ardı ettiğini anlıyoruz:

Kullanıcılar bir işletim düzeni adı olarak “Linux"tan bahsettiklerinde GNU hakkında konuşmaktan kaçınıyor. Ve GNU'dan bahsedilmesinden kaçınarak ayrıca GNU'nun üzerinde kurulduğu temel ilkeleri tartışmaktan kaçınmış oluyorlar, bu ilkeler tüm kullanıcıların yazılımdan dört ana özgürlüğü temin etmesi fikridir: yazılımı her amaç için kullanabilmek, yazılımı anlayabilmek ve ihtiyaca göre düzenleyebilmek (ya da sizin için bunu başkasının yapabilmesi), yazılımı diğerleriyle paylaşabilmek, değişikliklerinizi başkalarıyla paylaşabilmek. Bu dört özgürlüğe saygılı yazılımlara özgür yazılım diyoruz.

Özgür yazılım gerçekten önemlidir, saldırıya açık olan kullanıcıların geliştirme esnasında (yazılım geliştiricilerin ya da şirketlerin değil) kendisinin denetimini temin eder. Kullanıcının bu dört özgürlüğünü ihmal eden herhangi bir yazılım özgür olmayan (ya da sahipli), özgürlüğü reddeden yazılımdır.  Bunun anlamı herhangi bir özgür olmayan yazılımın yeteneği ve verimi önemsizdir, benzer görevi yerine getiren özgür yazılımdan daima aşağıda olacaktır.

Herkes özgürlükten ya da özgür yazılım felsefesinden konuşmak istemez. Bu anlaşmazlık "açık kaynak” geliştirme yöntembiliminde sonuçlanmıştır, özgür yazılımın faydalarını gerekli fikirsel hususları tartışmadan şirketlere satmaktadır. “Açık kaynak” felsefesinde eğer özgür olmayan bir yazılım daha iyi özelliklere ve verime sahipse o kesinlikle daha iyidir, çünkü “açık kaynak” geliştirme yöntembiliminden üstün gelmiştir, özgür olmayan yazılım her zaman kötü bir şey olarak sayılmaz.

Tüm bunları bir araya getirelim: GNU adında özgür bir işletim düzenine sahibiz. Genellikle Linux çekirdeğiyle birlikte kullanılıyor ve ikisi birlikte GNU/Linux işletim düzeni olarak adlandırılıyor. Ama şimdi GNU/Linux'u alıp Linux'u kaldırıp ve onun yerine Windows çekirdeğini eklediğimiz bir duruma sahibiz, kar sağlayan GNU/kWindows. GNU kullanıcı özgürlüklerine değer verir. Windows ise tam tersini yapar.

Kullanıcılar neden bunu istiyor? Yani, belki de Mac OSX'te GNU araçlarını istemeleriyle aynı sebeptir, kullanmak istedikleri yazılımları kullanmak istiyorlar ayrıca GNU'da beğendikleri teknik faydaları istiyorlar. “Açık kaynak” felsefesini ele aldığımızda —çünkü eğer bir kullanıcı özgürlüğüne değer veriyorsa GNU/Linux gibi tamamıyla özgür bir işletim düzeni kullanmalıdır. Eğer bir kullanıcı zaten Windows kullanıyorsa GNU yükleyerek bir takım özgürlükler kazanır, artık düzeninde özgürlüklerine değer veren daha fazla yazılıma sahiptir ve bu yüzden böylesi onun için daha iyidir.

Peki ya bugün GNU/Linux kullanıyorsanız? Bu durumda GNU/kWindows düzenine geçmek büyük bir gerileme demektir, bunu yaparken özgürlüklerinizi Microsoft'a teslim etmiş olursunuz. Microsoft'un özgürlüğü reddeden gözetleyici düzeninde ne kadar parlak özellikler tanıttığının bir önemi yok, özgürlüğünüze saygı duyan bir işletim düzeni her zaman birincil tercih olmalıdır. Kullanıcıların GNU'nun sağladığı teknik yararlar için GNU/kWindows düzenine geçmemesi adına elimizden gelenin en iyisini yapacağız.

Birazı gerçek birazı felsefik olmak üzere elimizde bir takım sorunlar var:

İlkin, lütfen GNU/kWindows'u “Windows üzerinde Linux” (bununla ilgili başka bir biçimde) olarak atfetmeyin, yanlış bilgiyi yaymak durumu karıştırmanın ötesinde GNU işletim düzeni üzerinde çalışan binlerce yazarı göz ardı etmektir. “Windows üzerinde Ubuntu” olarak anmazsanız en iyisini yapmış olursunuz, bu tam yanlış bir ifade sayılmaz -Ubuntu'nun dağıttı GNU'yu kullanıyorsunuz- ama hala GNU Tasarısından bahsetmiyor. GNU'dan bahsedersek, kullanıcılar tasarıyla ilgili sorular sorabilir ve belki de kendi kendilerine sonuç ararlar. Özgür yazılım felsefesini okuyacaklar ve umarım sorunları, evvela daha önce farkında olmadıkları sorunları anlamaya başlayacaklar.

İkinci olarak, GNU/kWindows düzeni kullanan birisi gördüğünüzde kibarca nedenini sorun. Onlara sadece bu teknik yetenekleri sağlayan değil ayrıca özgürlüğü sağlayan daha iyi işletim düzeninin olduğunu söyleyin! Özgür yazılımın ne olduğunu söyleyin ve onlarla özgür yazılımı bağdaştırın ve neden önemli olduğunu anlamalarını sağlayın.

GNU'dan yarar sağlayan daha fazla insan görmek iyi ama ne için burada bulunduğumuzu ya da adımızı çok fazla anmadan, kullanıcıları diğer taraftan sahipli gözetim düzenine çekerek, böyle satıldığında mutlu olamayız.

[1] Bu isim Richard Stallman’dan gelmektedir. GNU Tasarısının kurucusudur.

Lisans: Bu metin CC BY-SA 4.0 lisansı altında dağıtılan “GNU/kWindows” metninden tercüme edilmiştir. Özgün metin Mike Gerwitz tarafından yazılmıştır. Tercüme metni CC BY-SA 4.0 altında lisanslanmıştır.

9 Nisan 2016

Posted In: canonical, gnu, GNU/kWindows, gnu/linux, hurd, linux, linuxgezegeni, microsoft, Özgür yazılım, tercüme, ubuntu, windows

GNU/kWindows

Son zamanlarda benzersiz bir karışım hakkında çok konuşuluyor: GNU —tamamıyla özgür işletim düzeni— ve Microsoft Windows —özgürlüğü reddeden, kullanıcıyı denetleyen, gözetim düzeni. Ayrıca ortalıkta çok fazla yanlış bilgi var. Düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım. Bu konuyu tartışmadan önce bazı terimleri açıklığa kavuşturmamız gerekiyor: Kullanıcılar “Linux” işletim düzeni hakkında konuştuklarında aslında Linux çekirdeği eklenmiş GNU işletim düzenine atıfta … Okumaya devam et "GNU/kWindows"

9 Nisan 2016

Posted In: canonical, gnu, GNU/kWindows, gnu/linux, hurd, linux, linuxgezegeni, microsoft, Özgür yazılım, tercüme, ubuntu, windows

Veri Bilimi Bülteni — 34

Her cuma yayın­ladığım ‘Veri Bil­imi Bül­teni’ ile son 1 haf­tada veri ve veri bil­imi konusuyla ilgili okuduk­larım­dan dikka­timi çeken­leri pay­laşıy­o­rum. Bu bül­ten her yayın­landığında hab­er­dar olmak istiy­or­sanız “Haf­talık Veri Bil­imi Bül­teni” linkedin grubuna üye ola­bilirsiniz. İyi Okumalar. Çeşitli şirketlerde çalışan veri bilimi ekipleriyle yapılan röportajları burada paylaşıyorum; bu sayede hem kullandığı teknolojiler/yöntemler hakkında Devamını Oku […]

8 Nisan 2016

Posted In: Linux Gezegeni'nde Gözüken Yazılar, Veri Bilimi Bülteni

XXI. Türkiye’de İnternet Konferansı, Akademik Bilişim 2017 ve 2. Kamu Açık Kaynak Konferansı

Türkiye'de İnternet Konferanslarının yirmincisi bu yıl 3-5 Kasım 2016 tarihlerinde TED Üniversitesinde yapılacak.

2. Kamu Açık Kaynak Konferansı ise 16-20 Ekim tarihleri arasında ODTÜ'de düzenlenecek.

On dokuzuncu Akademik Bilişim Konferansı için Aksaray Üniversitesi ev sahibi olacak ve 8-10 Şubat 2017 tarihlerinde gerçekleşecek. Konferans öncesi kursların tarihi de 4-7 Şubat.

Bilişim camiasının bu üç büyük buluşmasını takvimlerinize şimdiden işaretleyin de sonradan keşke haberim olsaydı demeyin.

7 Nisan 2016

Posted In: akademik bilişim, aksaray, ankara, Gezegen, inet-tr, konferans, odtü

Ring hakkında yoğun bir hafta

Son birkaç ayın ardından, GPLv3 lisansı altında ve henüz beta mertebesinde olan Ring; özgür-kaynak yazılım, geliştirici ve siber güvenlik dünyasında bir coşku yarattı.

Birçok İnternet ve haberleşme sanayii ile sürdürülebilir kalkınma sanayii işleticileri yakın ilgi gösteriyor. Birkaç hafta önce Brüksel'deki FOSDEM 2016‘da olduğu gibi, Singapur'da FOSSASIA ve 30. yılını kutlayacak ünlü Özgür Yazılım Vakfının Boston'da düzenleyeceği LibrePlanet müzakerelerinde aynı anda tanıtılacak, Ring ana başlık olacak.

Bu vesileyle, Savoir-faire Linux'un başkanı Cyrille Béraud özgür yazılımın ne ve niçin olduğunu daha iyi anlamak adına Ring'in detaylarına girecek, birçok uzmanın mırıldandığı gibi bu yazılım İnternet tarihinde bir mihenktaşı olabilir.

Bize Ring'in tam olarak ne olduğunu açıklar mısınız?

İlk olarak şunu bilmenizi isterim ki Ring açık kaynaklı bir yazılımdır ve bu nedenle kamu yararınadır. İşlevsel açıdan bakıldığında insanlar bunun bir nevi Skype ya da Hangout olarak göreceklerdir.

Ring dünyanın neresinde olursa olsun iki ya da daha fazla insan arasında şifrelenmiş görüntülü, sesli ve çok yüksek nitelikte yazılı iletişim kurmayı sağlar. Linux, Windows, Mac/OSX ve Android'de mevcuttur, sonraki birkaç ay içerisinde iOS'ta da olacaktır. GPLv3 lisansı altındaki kaynak kodlarıyla birlikte dağıtılmıştır.

image

Yine de şu noktaya dikkat çekmek istiyorum, Ring henüz genç, kırılgan ve pek çok durumda düzgün işlemeyebilecek bir yazılım. Bununla birlikte her gün iyileştiriliyor, standart ortamda ve evsel kullanım için gayet iyi çalışıyor.

Ama Ring'i aynı işleve sahip diğer yazılımlardan ayıran ne?

Ring bir merkezi sunucu olmadan noktadan noktaya iletişim kurmaya imkan sağlıyor. Bu belirleyici bir unsur. Ring evvela bir dağıtık iletişim platformu. Sunucuları yönetecek işletmenlere ihtiyaç yok, her bir aramanız ile ilgili daha fazla maliyet yok, Ring her zaman daha fazla özgürlük ve güvenlik sunuyor. Profesyonel bağlamda birçok kuruluş Ring'in esnekliğinden faydalanabilir. Ring, herkes için maliyetsiz ve konumdan bağımsız, güvenli biçimde iletişim imkanıdır.

Teknik olarak biz kendini kanıtlamış teknolojileri taban alıyoruz: ffmpeg/libav, GnuTLS, pjsip ve diğerleri. Bununla birlikte Ring çekirdeğindeki yeniliğimize ilişkin, biz DHT'lerin (Dağıtık Hash Tabloları) konseptini kullandık. Kendi kütüphanemiz OpenDHT'yi geliştirdik, sadece GitHub üzerinde mevcut, ICE ve SIP kurallarıyla birleştirildiğinde; yönlendiricileri, güvenlik duvarlarını geçerek, bir kullanıcı ya da ekipman, özel bir ağda olsa bile yerini saptamaya ve eğer bunlardan biri muhatabın kullanıcı bilgisini bulunduruyorsa dünyanın neresinde olursa olsun, gerçek zamanlı yüksek güvenlikli iletişim kanalı kurmaya yarıyor.

image

Ring'in bu özelliği ayrıca açık ve tanınmış standartları kullanması sayesinde, bu platform İnternet üzerinde gerçek evrensel hiyerarşik olmayan iletişim dizgesini oluşturmaya yarıyor, sadece iki insan arasında iletişimi değil, genel olarak iki ya da daha çok nesnenin iletişimini sağlıyor. Bu noktadan bakıldığında, Ring etrafında yaptığımız mevcut yenilikler pek çok olasılığın ve sanayi uygulamalarının halka da açılmasını sağlıyor. Biz şuan deneyevimizde çok hafif gömülü sistemler üzerinde şekillenen pek çok prototipe sahibiz, Ring; ev otomasyonuna ya da veri edinme dizgelerine bağlanabiliyor.

Bu tanıtımı bitirmeden şunu belirtmek çok önemli; Ring düşük kipte ve İnternetten tamamen bağlantısını koparmış halde bile işlevini sürdürebiliyor. Afrika'da ya da Hindistan'da kalitesiz bağlantısı olan yalıtılmış bir köy düşünün. İnternet bağlantısı koptuğunda Ring'in dağıtık dizgesi kendisini node'lara bağlayarak hedefe ulaşabilir ve çalışmaya devam edebilir. Örneğini verdiğimiz dünya ile bağlantısı kopmuş bu köyde oturanlar kendi aralarında iletişime devam edebilirler. Bu noktadan bakıldığında Ring sürdürülebilir kalkınmaya katılabilir ve iletişim altyapısını geliştirememiş ülkelerdeki ekonomiye ve demokrasiye katkıda bulunabilir.

Gördüğünüz gibi Ring birçok güce sahip! Ring'i yapabilmek, altında yatan teknolojileri daha fazla insana ulaştırabilmek, her bir insanın ve dünya çapında herkesin kendi Ring kullanımını elde edebilmesi için Ring bir özgür yazılım olmak zorundaydı.

Ring'in arkasında bir ekonomik model var mı ve kısaca Savoir-faire Linux'u tanıtır mısınız?

Elbette Ring'in arkasında bir ekonomik model var. O özgür yazılımlardan bir tanesi. Özgürce herkese açık olarak hazırladığımız kullanım değerleri yarattık. Bu kullanım değerleri bir hizmetler ekonomisi yarattı. Elbette bu ekonomi açık ve rekabetçi pek çok değer yarattı. Ring konusunda Savoir-faire Linux kendi konumuna sahip. Bu ekonomi; değiş tokuşu ve işbirliğini taban almaktadır, böylece az sayıda insanın zenginliği sahiplenmesi ve devrilebilen ekonomiyi kendine ters bellemiştir.

Savoir-faire Linux merkezi Montreal'de bulunan, Kanada içinde Quebec ve Toronto'daki, Fransa içinde Paris'teki takımlarıyla birlikte Kanadalı bir hizmet şirketidir. Bir ortaklık vasıtasıyla Fildişi Sahilleri'nde de bulunmaktayız.

Tümü açık teknolojilerde uzmanlaşmış, yüksek dereceli 110 mühendisimizle birlikte savunma ve gömülü elektronik sektöründe, bankacılık ve sigortacılık sektöründe Desjardins ile, yazılım mühendisliği sektöründe Kanada Uzay Ajansı ile, yönetim bilişim sektöründe Organisation Internationale de la Francophonie ile ve çeşitli yerel teşebbüslerle varlığımızı sürdürüyoruz.

Ayrıca, özgür yazılımın dünya çapındaki aktörleriyle sağlam bağlar oluşturmak bizim için çok önemli. Ayrıca Linux çekirdeği gibi pek çok özgür tasarıya katkıda bulunduk.

Savoir-faire Linux değerler etrafında zenginlik yaratmaktır. Her zaman başarılı olamayız ama her gün, geçen 15 yılda, içimizdeki şu iki tutkuyla çalışmamıza değer katmaya devam ediyoruz: özgürlük ve mükemmelik.

Not: Yazıdaki birkaç cümleyi etkili olarak tercüme edemediğim için çıkardım. Bazı noktalarda birebir tercümeden sakındım. Özgün metin 18 Mart 2016′da yayınlandı, ikinci paragrafta bahsi geçen müzakereler de 20 Mart 2016′da gerçekleşti fakat anlam bütünlüğünü bozmamak adına filleri gelecek zaman kipinde tercüme ettim.
Lisans: Bu metin CC BY 4.0 lisansı altında dağıtılan “An Intensive Weekend about Ring” metninden tercüme edilmiştir. Özgün metin Cindy Marchi tarafından yazılmıştır. Tercüme metni CC BY 4.0 altında lisanslanmıştır.

4 Nisan 2016

Posted In: free software, gplv3, linux, linuxgezegeni, open source, opendht, ring, savoir-faire linux, tercüme

Ring hakkında yoğun bir hafta

Son birkaç ayın ardından, GPLv3 lisansı altında ve henüz beta mertebesinde olan Ring; özgür-kaynak yazılım, geliştirici ve siber güvenlik dünyasında bir coşku yarattı. Birçok İnternet ve haberleşme sanayii ile sürdürülebilir kalkınma sanayii işleticileri yakın ilgi gösteriyor. Birkaç hafta önce Brüksel’deki FOSDEM 2016‘da olduğu gibi, Singapur’da FOSSASIA ve 30. yılını kutlayacak ünlü Özgür Yazılım Vakfının Boston’da … Okumaya devam et "Ring hakkında yoğun bir hafta"

4 Nisan 2016

Posted In: free software, gplv3, linux, linuxgezegeni, open source, opendht, ring, savoir-faire linux, tercüme

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com