İzmir İktisat Kongresinde Bilişim

V. İzmir İktisat Kongresinde Bilişim Politikaları Panelinde 31 ekim 2013 tarihinde yaptığım konuşma. izmir 5. iktisat kongresindeki sunumum

Bu tür önemli etkinlikler ülkenin Bilgi Toplumu, Bilişim, Ar-ge İnovasyon gibi politikaların geniş kitlelerin gündemine girmesi ve geniş kamoyunca tartışılması için iyi fırsattır. Ama, ülkemiz dar politik tartışmalar aşıp, ülkenin geleceği ilgilendiren önemli konuları konuşamadı. Cumhurbaşkanının konuşmasında “Bilgi” boyutuna değindi, ama köşe yazılarına bile yansımadı. Kıyaslama için, bir önceki seçimde Merkel’in ana teması Almanya’da inovasyon idi.

Bilişim ve İnterneti Nasıl Görüyorum

Önce Bilişim ve İnterneti nasıl görüyorum konusunda bir kaç şey söylemek istiyorum. İnterneti, Bilişim, bilgi toplumu, ar-ge, inovasyon gibi yeni gelişmeleri temsil eden bir sembol olarak alıyorum. Ve interneti sanayi devriminden daha önemli bir gelişme olarak görüyorum. İnsanlık şimdi Bilgi Toplumuna geçişin sancılarını yaşıyor. Bugün temel zenginlik kaynağı bilgi, ar-ge ve inovasyondur. Dünyanın gündemi, emek ve doğal kaynak yoğun bir ekonomi ve toplumsal yapıdan, bilgi yoğun bir ekonomi ve topluma geçiştir. Tüm yaşamı kökten değiştiren bir sürecin içindeyiz. Bu değişim kendi kültürünü yaratıyor. Kısaca devrimsel bir gelişme ile karşı karşıyayız. Bunun için sistematik, bilimsel, bütünsel bir yaklaşım gerekli.

Bardağın Boş Tarafı

Türkiye’de Bilgi Toplumu ve Bilişim konularında önemli gelişmeler oluyor. Ama, ben bardağın boş tarafına bakacağım, ve onu doldurma konusunda bazı öneriler getireceğim. Kısa vadede değil, uzun vadede nereden nereye geldiğimize bakmaya çalışacağım.

— 2003 Bilişim Zirvesine Başbakanımız Almanyadan telekonferansla başladı ve özetle “Yazılımda Türkiye Geliyor!” mesajını verdi. Bugün, Türkiye dünya yazılım piyasasında önemli bir oyuncu değil.

— 9. planda ar-ge’ye ayrılan payın ulusal gelir içindeki payın %1.5’e cikması hedeflendi. Ama, TUIK rakamları %0.86 olduğunu gösteriyor. (simdi %0.96)

— 2005 Yılında Bill Gates gelince ülkenin gündemine silicon vadisinden esinlenen “Bilişim Vadisi” girdi. 9. planda yer aldı. Araştırmalar yapıldı, Bakanlar Kurulundan bu yönde bir karar da alındı. Şu anda benim bildiğim raflarda bekliyor. (MAM’da minyatör olarak başladı.)

— Ülkemizin 2006-2010 yılını kapsayan Bilgi Toplu Strateji ve Eylem Planı yapıldı. DPT’nin değerlendirmesine göre zamanında %50 kadarı bitti. Bu güne kadar %63’ü bitti. Fakat, devamı olan Strateji ve Eylem Planı yapım sürecinde. Bu ikinci Strateji katılımcı bir şekilde hazırlanıyor, geniş bir paydaş kesiminden görüş alındı. Ama, bunun 2011 başında hazır olması anlamlıydı. Avrupa Birliğinde benzeri bir proje bittiginde yenisi hazır oluyor ve bir değerlendirme raporu yayınlanıyor.

Uluslarası İndekslerde Türkiye

Uluslarası indekslerde ve dünyadaki konumuza bakarsak; kabaca dünya ortalaması yakaladık, bazı konularda öne geçiyor olsakta genelde Avrupa ve OECD’nin arka sıralarındayız.

İnternet kullanımında henüz %50’yi bulamadık. Bu TUIK’in Ağustos 2013’te açıkladığı, 2013 nisanında yaptığı anket sonuçları, ve 15-74 yaş aralığını kapsıyor. Şehir-Kırsal ve Erkek-kadın arasında ciddi bir fark var. Türkiye genelinde ortalama %49, Erkek %60, Kadın %39. Kent’te bu (58,68,48) Kırsalda ise (27, 39, 19). İnterneti devamlı kullanma (en az haftada bir) oranı ise %40. İnsani gelişme indeksinde 90/192, sosyal kapitalde ise 60/122, İnovasyon indeksinde 68/142, internet kullanımında ise 62/142 sırada. Birleşmis Milletlerin e-devlet indeksinde epey salınımdan sonra 80., e-katılımda ise 111. sıradayız. ITU’nun fiyat sepetinde 157 ülke arasında 61, ICT gelişme indeksinde ise 69/142 konumdayız. Dünya Genişbant raporunda sabit hatlarda %10.5 ile 70/173’teyiz. Dünya ekonomik Forumunda indeks girdileri ve hesaplama yöntemini değişiyor ve bizde epey bir salındık: son yıllarda 52, 55, 69, 76, 55, 52 sıradaydık. World Wide Web vakfı webindex’in 81 ülke arasında 58 olduk. Detaylara bakınca, erişim hız, kalite ve fiyatını ve ilgili eğitimi ölçen Erişim İndeksinde 54., özgürlük ve açıklık indeksinde 58, paydaşlara kendi dillerindeki içeriğin kalitesi ölçen İçerik indekinde 59. ve toplum, ekonomi, siyaset ve çevrede olumlu gelişmeleri ölçen katkı/güçlendirme indeksinde ise 57. sıradayız.

Bazı Temel Sorunlar

Sektörde rekabet eksikliği.

Kağıt üzerinde rekabet konusunda eksik yok ama gerçek öyle gözükmüyor. Kamuda bir yandan TT’ye iç güdüsel olarak koruma alışkanlığı sürüyor. TT hukuki olarak artık bir özel kuruluş olmasına rağmen, bir kamu şirketi gibi davranılıyor. Örneğin, merkezi hükümet telefon hizmetini ihaleyle almıyor; yani doğrudan TT’den almaya devam ediyor. Bir kaç ay önce bakanlık ve BTK’ya geçiş hakkı konusunda çabaları için STK’lar teşekkür bildirgesi yayınladık. Ama, fiber yatırımı yapmak isteyen oparatörler hala şikayetçi. Kablo-TV de yapılan devleştirme sonucunda kablo TV üzerinden internet dünyaya kıyasla gelişmedi. Hukuki anlaşmazlık yıllardır sürüyor. Son zamanlarda şirketlerden biriyle olan sorun çözülmüş ama büyük oyuncularla mahkeme devam ediyor. Sonuç olarak, kablo TV ve kablo TV üzeriden telekom ve internet hizmetlerinde önemli bir gelişme yok. Rekabet Kurumunun TT’yi özelleştirmesine onay vermesinin önemli gerekçesi kablo-TV altyapısının hakim operatöre karşı alternatif oluşturma potansiyeli idi. Tübitak ve Türksat’in kamudan bilişim işlerini ihale yapılmadan alması, pek çok projenin kamu ihale yasası kapsamından çıkartılması ciddi bir şikayet konusu. Kamu ihale yasası daha çok inşaat ve benzeri işlere uygun tasarlandığı, bilişim projelere uygun olmadığı bilişim sektörü tarafından yıllardır dile getiriliyor. Yasaya yeterli esneklik getirmek yerine, projeler yasa kapsamı dışına alınıyor.

Yetki/Görev Dağınıklığı

Başbakanlık, Ulaştırma, Kalkınma ve Sanayi Bakanlığı birinci derecede ilgililer. Bakanları, İlgili Kamu Kurumlarını, Sektör temsilcilerini kapsayan e-dönüşüm icra kurulu koordinasyon görevini üstlemişti, ama epeydir toplanmıyor. Tübitak, BTK ve Türksat’da ikincil derecede Bilgi Toplumu, Ar-Ge ve İnternet projeleriyle ilgili. Ana işi bu olan, temel yetkili ve görevli bir birim gözükmüyor. Ulaştırma Bakanı en fazla bilgili ve ilgili Bakan olarak öne çıkıyor. Ama, bakanlık bünyesinde uygun bir yapılanma yok. Ülkenin Bilgi Toplumu Politikalarına yön veren bir bakanlıkta ana işi bu olan birimlere, bilişim, ekonomi, sosyoloji, kamu yönetimi, iletişim gibi konularda doktoralı uzmanları da kapsayan kadrolar bekler. Hic bir bakanlığımızda böyle bir yapılanma yok.

Yönetişim Yapıları Yok

Politika ve uygulamalar konusunda tüm paydaşların görüş, öneri ve eleştirilerini alan, onları karar süreçlerine katan yapılar yok. İnternet Kurulu bu amaçla başlamıştı, önce yeniden yapılandırılarak aykırı sesler kısıldı, sonra küçük ve paydaşları temsil etmeyen güvenilir bir yapıya dönüştürüldü. E-dönüşüm Danışma Kurulu hemen hiç çalışmadı. E-dönüşüm icra kurulu zaten toplanmıyor. Bakanlık, sektör temsilcileri ile arada bir görüşüyor ama bu düzenli, yasal ve temsile dayalı bir yönetişim yapısı olmuyor ve olması istenmiyor. Sektör ve STK’lardan gelen önerilerin tartışılması, irdelenmesi ve sonuçların gerekçeleri il açıklanması, bir diyalog oluşması gerekir.

Özgürlük Boyutu Sorunlu

Yöneticilerimizden Bil Gates, Steve Jobs, Zuckerman örnekleri gündeme gelir. Bunların özgürlük ortamında ortaya cıktığının farkında değiliz. Buluş yapan insanlar farklı düşünebilen, aykırı sorular sorabilen, sorgulayan, inisiyatif alan insanlar arasından çıkar. “Başımıza icat çıkartma”, “soru sorma”, “su küçüğün söz büyüğün” kültüründe, yasakların yoğun olduğunda bir ortamda yaratıcı bireyler yetiştirmek zor olur. Bu konularda topluma önderlik etmek, merakı, soru sormayı, girişimi teşvik eden toplum önderleri yok.

Politikalarda süreklik ve uyum eksikliği

Konunun bütünlüğünden sorumlu ve görevli bir birimin olmayışı, bunu kaçınılmaz olarak ortaya çıkartıyor. Youtube yasağının uzun süre çözülememesi, ve çözümün palyetif oluşu bunun örneklerinden biridir. Bir taraftan her ilde Üniversite açarken, öğretim üyesi yetiştirme için uygun politikların olmayışı bunun bir başka örneği. Kaldıkı 2006-2010 Bilgi Toplumu Strateji ve Eylem planunda bu konuda bir eylem vardı. Sorumlusu YÖK idi, ilk toplantı bile yapılmadı. Bir taraftan Fatih Projesini başlatmak, öte yandan temel bilişim dersini kredisiz ve seçmeli hale getirmek açıkça çelişkili bir duurm yaratıyor.

Geri Besleme Yapıları Yok

Yönetişim eksikliğine paralel olarak geri besleme mekanizmaları yok. web2.0 araçlarını kamu weblerinde göremiyoruz. Projeleri henüz tasarım aşamasında iken görüş alma, farklı bakış açılarını dinlemek yönünde bir çaba söz konusu değil. 2006-2010 Eylem Planı içinde toplumu bilgilendirme ve geri besleme için eylem vardı, yani para ayrılmıştı ama bu yönde bir çaba olmadı. UYAP’ta avukatlar, Fatih’de öğretmenler, veliler büyük ölçüde devre dışı kaldılar. İlk Strateji raporu büyük ölçüde, kamuoyunun bilgisi dışında, sadece kamudan görüş alarak oluşturulmuştu, ama geçikmiş olarak yapılan yenisi kamuoyu ile birlikte, etkileşim içinde, en azından Sektör, STK ve uzmanlarla diyalog içinde oluşturuluyor. Basit, yurttaş memnuniyeti ölçen çabalar pek gözükmüyor. Facebook ve Twitter, çok az kurumda var; onlarda bile Bakanın hesabı var ama Bakanlığın yok. Kamu kurumlarında, kamu oyunu bilgilendiren Blog, bildiğim kadarıyla, yok. Kamuoyunun görüşleri webten yayınlamak sanırım uzun zaman göremiyeceğimiz bir şey. Yeni anayasa için alınan görüşler bile yayınlanmadı.

Kültür Boyutu

İnternet katılım, saydamlık ve paylaşım ortamı olarak öne çıkıyor. Web 2.0 ile sosyal ağlar ve yeni medya ile geniş kitleler meraklarını, birikimlerini, görüşlerini internet taşıyor ve paylaşıyor. Kitleler bu ağlarda üretiyor, eğleniyor, örgütleniyor, öğreniyor. Bilgi Toplumunun bireylerinin bağımsız hareket edebilen, inisitif alabilen, girişimci, farklı bakabilen, yaratıcı bireyler olduğunu öngörebiliriz. Yaratıcılığın gelişmesi için farklı düşünebilen, aykırı sorular sorabilen, hoş görülü davranabilen bireyler gerekir. Tüm bunlar için hem ortam hemde bu ortamı geliştirecek, destekliyecek kurumlar olması gerekir.

Tüm dünyada geniş kitleler sosyal ağlarda örgütleniyor ve bilgilenme, yönetime katılma, saydamlık, bilgiye erişim ve refahtan pay istiyorlar.

Ne Yapılmalı ?

Ne yapılması konusundaki görüşlerimi bir kaç alt başlıkta toplamak istiyorum. Bunu siyasal sahiplenme, strateji, kurumsal yapılanma, insan gücü, sayısal bölünme, özgür yazılım, sayısal bölünme, sektörler için bilişimin ve özgürlük boyutunda özetliyeceğim.

Kurumsal Yapılanma

En başta toplum olarak işin önemini kavramış ve stratejik bir hedef olarak Bilgi Toplumu seçmemiz gerekir. Bunu söylem düzeninde yaptık, 2006-2010 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planımız vardı. 2003 sonunda e-dönüşüm İcra Kurulunun kurulmuş olması sevindirici ama yeterli değil. Benim gördüğüm en temel eksikliklerden biri ana işi Bilgi Toplumu ve Bilişim olan bir siyasetçinin olmayışı. Kamuda bu işten doğrudan sorumlu kişi DPT-Kalkınma Bakanlığında Bilgi Toplumu Dairesi Başkanı. Daireyi bir Genel Müdürlüğüne bile çıkaramadık. İcra kurulunda en az 3 bakan vardı. Kurul başkanlarının vaktinin çok azı e-dönüşüm, e-türkiye yada Bilgi Toplumu konusuna ayrılmıştı. Kanımca siyasi geleceğini bu konuya bağlı bir siyasetçi olması çok önemli. Bilgi Toplumu çalışmalarını koordine edecek, paydaşlarla diyalog içinde, kamuoyu ile etkileşimi olan kapsamlı bir örgütlenme gerekir. Bu müsteşarlık, bakanlık yada Bilgi Toplumu Kurumu gibi bir yapı olabilir. Bu yapının esnek, saydam ve katılımcı olması, icinde farklı sektörlere ilişkin bağımsız yapılar içermesi gerekir. Gelişmeleri ölçen, talep ve görüşleri tespit eden araştırmaları destekleyen, yıllık değerlendirme konferanslarını düzenleyen, İnternet Enstitüleri gibi yapıları destekleyen bir örgütlenme olmasında yarar. Bunun bir de parlamento ayağı olmalı, sadece Bilgi Toplumu ve Bilişim konularına odaklanmalı.

İnsan Gücü ve Eğitim

Bilişimde sabit sermaye yatırımın düşük oluşu, bilişime yatırımın kolay ve karlı olacağı sanısını uyandırdı. Hindistanın yazılım ve cağrı merkezindeki başarısı bu yönde beklentileri artırdı. Bir masa ve bir bilgisayar yatırımıyla büyük başarılar elde edileceği düşünüldü. Asıl sermayenin yetişmiş insan olduğunu pek algılayamadık. Özel sektör, düşük ücretle çalışacak yazılımcı peşinde. Ülkenin Bilişim ve Bilgi Toplumu Stratejilerinde insan gücü yetiştirmesine ciddi bir yer ayrılmadı. 2006-2010 Bilgi Toplumu Stratejisinde Bilgisayar Mühendisliği için öğretim üyesi yetiştirme eylemi vardı. Sorumlusu YÖK idi; hiç bir şey yapılmadı, bir toplantı bile. Ülke olarak insan gücü planlaması yapmamız, teknikyenden doktoralıya her kademede binlerce bilişimci yetiştirmemiz lazım. Bu ülkeyi Bilgi Toplumuna taşımamız, bir başka deyişle tüm ekonomiyi, tüm kamu hizmetlerini, toplıumu emek yoğun bir yapıdan bilgi yoğun bir yapıya dönüştürmemiz gerekiyor. Bunun için de insan gücü çok önemlidir. İlk ve orta öğretimi bilişim eğitimi açısından yeniden tasarlamak lazım. Bütün dünya programlama kavramlarını ilk fırsatta tanıştırmanın yollarını arıyor. RaspberyPie ortaokul öğrencileri 25$/35$ ile bütün yetenekleri olan bir bilgisayara kavuşabilsinler diye tasarlandı. Üzerinde bir Linux dağtımıyla geliyor, sadece çevre birimlerini bağlamak gerekiyor. ABD’de meslek örgütü ACM (Association of Computing Machinary) lise fen bölümünü biitiren bir öğrencinin 6 bilgisayar dersi alması gerektiğini söylüyor. Kanımca, bizim her öğrenciye temel bilişim/bilgi okur yazarı olmanın yanında konunun etik, estetik, mahremiyet, güvenlik boyutlarını, limitlerini ve olanaklarını öğrenmesi gerekir. Temel programlama, ağ, veritabanı ve güvenlik kavramlarıyle tanışmalıdır. Bunları sadece bilişimcilere değil, her meslekten insana öğretmemiz gerekir: iş dünyası, tarım, sosyal bilimler vs. Olanaklar, limitleri ve temel kavramlar herkes için önemli.

Bilgisayarla ilk tanışma ve ilk eğitimlerin, marka temelli değil kavram temelli olmalı ve alternatif işletim sistemleiryle tanışmalıdır. Önemli olan, öğrencinin öğrenmeyi öğrenmesi, farklı ortamlarda rahatça çalışabilmesidir.

Özgür Yazılım

Özgür yazılımlarla ve açık kaynak yazılım kavramlarıyla her öğrencinin tanışmasında yarar var. Özgür yazılım ülkeler için tasarruf, güvenlik, verimlik ve istihdam için önemlidir. Dünyada 1 milyona yakın özgür yazılım projesi ve 10 milyona yakın özgür yazılım geliştiricisi var. Kamunun, üniversitelerin bu nedenlerle özgür yazılımdan yararlanması önemlidir. Daha önemlisi, bilişimci olmak isteyen bir kişinin özgür yazılımla ellerini kirletmesi, yazılım örneklerini incelemesi, özgür yazılımları kütüphane olarak kullanması, onları geliştirek kendi ürünlerini oluşturması önerilir. Özellikle güvenliğin kritik olduğu uygulamaları özgür yazılım temelli yapma olanağının araştırılması önemlidir. Pardus projesi böyle bir amaçla başlamış ama maalesef sönümsemeye bırakılmıştır. Özgür yazılımın güçlü olduğu bir diğer alan ise gömülü sistemlerdir. Ülkemizin bir özgür yazılım stratejisi olmalıdır. Özgür yazılım konusunda bir ulusal konsey ve ulusal eylem planının katılımcı bir şekilde hazırlanmasını öneririm.

Bilişimin Yatay Rolü

Bilişim yatay olarak tüm sektörler için dönüştürücüdür. Bu dönüşümü hızlandırmak için bilinçli, örgütlü koordineli çaba gerekir. Savunma sanayinde bu yönde kapsamlı çalışmalar yapılıyor. Bunu bütün sektörler için yapmak gerekir. Meslek örgütleri ile birlikte çalışılmalı, yarışmalar yapılmalı, araştırma enstitüleri kurulmalıdır. Devlet her sektör için prototip özgür yazılımları ürettirmeli ve herkesin kullanımına sunmalıdır. Bilişim sektörünün dikey olarak gelişmesi için çalışmalar yapılmalı, bu kapsamda üniversitelerde uzmanlaşma, kapsamlı araştırma enstitüleri/merkezleri ve doktora programları oluşturulmalıdır. Farklı disiplinleri bir araya getiren araştırma programları oluşturmalıdır. Çok disiplnli çalışamaları da bir kültür olarak topluma kazandırmalıyız.

Sayısal Bölünme

Ülkemizi Bilgi Toplumuna dönüştürmek için tüm yurttaşlarımızı bilişim kültürü ile tanıştırmalı, onu bilgi okuryazarı, yeni medya okur yazarı yapmalıyız. İnternernete güvenle dolaşabilir, işini internete uyumlu hale getirebilir, güvenlik, mahremiyet, etik gibi kavramları özümsemiş hale getirmeliyiz. Evrensel Hizmet Fonunu bu amaçla kullanabilmeliyiz. TV’leri bu amaçla kullanabilmeliyiz, en azınaan kamu spotları ile başlayabiliriz. STK’lar bu yönd katkıda bulunabilirler. Fatih projesi bu yönde katkı yapabilir, ama yeniden tasarlanmalı. Konuya bir seferberlik ruhuyla yaklaşabilmeliyiz.

Özgürlük Boyutu

Ulus olarak İnternetden toplumsal yarar sağlamak için özgürlük boyutuna özen göstermeliyiz. İnternetin marjinal sorunlarından çok ana sorunlarına ve katkılarına odaklanmalıyız. İçerik sorunlarının çözümüne ifade özgürlüğünü esas alarak çözmeliyiz. Devlet yurttaşı eğitmeli, onu yetkin kılmalı, ona gerekli yazılımları sağlamalı ama neyin iyi neyin kötü olduğu kararını yurttaşa bırakmalıdır.

Sonuç olarak, İnterneti, Bilgi Toplumu Hedefini ciddiye almalı, kuvvetli bir siyasal sahiplenme, katılımcı, saydam bir yapılanma ile oluşturulacak kapsamlı eylem planını el birliği ile hayat geçirmeliyiz.

İnternet Yaşamdır !

24 Şubat 2014

Posted In: Açık kaynak, bilgi toplumu, bilişim, demokrasi, eylem planı, Fatih Projesi, free software, Genel, information society, insan hakları, internet, knowledge economy, lkd, özgürlük, strateji, temel bilişim eğitimi, yönetişim

Bir işletim sisteminden daha ötesi: Her(Aşk)

Geleceği düşündüğümde aklıma hep teknolojinin insanlığı yuvası olan Dünya’dan ileriye taşıyıp gezegenler arası yolculukların yapıldığı, sosyal düzenin değiştiği ve yemyeşil ve barışçıl bir resim çiziyorum hep.

1990’lı yılların başlarında çocukken 2000’li yılları, 2010’u 2015’i hep büyük değişiklikler getirecek diye beklemiştim… Ne yazık ki uçan arabalar hiç gelmedi. Neredeyse 2015 senesinde geldiğimiz nokta basit bir küresel veri alış verişi ağı olan İnternet ve dokunmatik ekrana sahip akıllı(ki akıllı değiller) cep telefonları oldu.  Her an büyük bir bilimsel kırılma olacakmışçasına verike haberlerin hayal kırıklığı bu belkide. Ama şahit olduğum 30 yıllık ömrümde hiçbir insan başka bir gezegene veya gök cismine ayak basmadı.

1990 sendormu bir yana 2000 senromundaki büyük umutlar beklenen İnsan genomu çözüldü denildi fakat hiçbir büyük hastalığa çare bulunmadı…

Gelecek hep hayal edilenden daha, geride, daha ticari ve daha bireysel eğlenceye yani tüketim talebine odaklı oldu. Düşünsenize 1991 yılında geliyor biri size diyor ki 2012 senesinde el içi kadar bir tetriste sapandan fırlatılan kuşlarla domuzları vuracağınız bir atari(o zamanki el oyuncakları) dünyayı kasıp kavuracak insanlar milyonlarca saatini bu oyunda harcayacak… Ne derdiniz, ya bırak allasen 2012 senesinden bahsediyorsun arkadaşım koskoca 21 yılda insanoğlu nerelere gider nerelere… Sen kalkmış el atarisindeki saçma bir oyundan bahsediyorsun…

Velhasıl-ı kelam, teknolojik gelişmenin hayal kırıklığını başka bir yazıya bırakıp başlığımıza geri dönelim…

Her(Aşk)

Her(Aşk) - Afiş boyu için resme tıklayabilirsiniz

Her(Aşk) – Afiş boyu için resme tıklayabilirsiniz

Her filmi, benim yukarıdaki hayal kırıklığım paralelinde bir gelecekte geçiyor. Filmimizin kahramanı Thedore() bir mektup şirketinde çalışıyor. Mektup şirketi demişsem, eposta falan değl, bilindik profillerin üye olduğu ve sevdiklerine mektuplar yazdıran bir şirket, kahramanımız da yazıcı, müşterilerin ağzından dokunaklı mektuplar yazıyor ve bu şekilde geçimini idare ediyor.

Bu gelecek biraz garip doğrusu, en çok dikkatimi çeken 80’li yılların saç-bıyık ve elbise modasının hakim olması. Diğer taraftan da gelişmiş olan teknolojinin yine iletişim teknolojisi üzerinden ilerlediği.

Boşanmış ve hayal kırıklığı içerisindeki kahramanımızın depresyon halleri bir gün gezdiği bir mağazada tanıştığı bir işletim sistemi(Operating System – OS) ile değişiyor.

Bu işletim sistemi, bilindik komut işleyip emir alan bir yapıdan çok öte, semantiğin de ilerisinde öğrenebiliyor, düşünebiliyor tam anlamıyla bir yapay zeka ürünü. İlk kurulumunda işletim sisteminin kullanıcısı analiz edilerek onun kişiliğine göre bir karakter olarak kurulan bu işletim sistemi, kullanıcının tam anlamıyla sanal bir arkadaşı oluyor.

İşletim sistemi kurulum öncesinde sorduğu sorularla bir kadın kendini yapılandırıyor ve ismini de kendi seçerek(Samantha) bilgisayara kuruluyor.

İleri düzey ses tanıma, düşünebilme ve değerlendirme gibi özellikleriyle tıpkı bir insan gibi iletişim kurabilen ve etkileşebilen bu işletim sistemi kısa zamanda zaten depresyonda olan kullanıcısını kendisine aşık ediyor ve aralarında bir birliktelik yaşanmaya başlıyor.

Tıpkı sanal bir sevgili benzeri bu ilişki, işletim sisteminin internetten bulduğu bir insan vekil(human proxy) aracılığıyla ilişkinin insan tarafını biraz canlandırma niyetine kadar çok iyi gitmekte. Daha sonrasında başlayan iletişim, kıskançlık ve ihanet gibi insansı durumlara işletim sisteminin evrilmesi ve sonrasında yaşananlarla sorgulayıcı bir seyir izleyerek film sona eriyor.

Elimden geldiğince spoiler vermeden filmi anlatmaya çalıştım. Fakat filmle ilgili bir kaç hususa da değinmeden geçemeyeceğim.

Filmde yapay zekanın evrilmesi işlenmiş, düşünüp kendisini ve insanlardan farklarını ortaya koyabilen ve kendiliğinden eylemler yapabilen bir işletim sistemi deyince aklıma 2001: A Space Odyssey  filmi ve HAL 9000(IBM’in harflerinden birer sıra geriye kayın, anladınız siz) geliyor. Ayrıca Terminatör filminden SkyNET’i de örnek verebiliriz. Düşünebilen bir işletim sistemi için nihai tehdit insanoğlunun onu kapatması ve bu durumda potansiyel olarak en büyük düşman insanoğlu olması en basit matematikle kaçınılmaz bir çıkarım.

Bu filmde ise, işletim sistemi komut almayı reddetmiyor ve varlığının devamını sürdürme amacı yok, neden HAŞ veya SkyNET gibi evrilmiyor peki diye sorunca, filmde arada işletim sistemine yapılan güncelleme sahnesi sanırım bu soruları kesmek için yapılmış…

Diğer taraftan, aynı anda birçok kişi ile etkileşime geçmesi ve insan zekası ve fiziğinin sınırlarının bu işletim sistemine yetmemesi de ayrı bir konuydu. Bu derece süper bir işletim sistemiyle dünyada çözülemeyen bir sorun kalmazdı doğrusu, sıradan ve ortalama geliri olan bir insanın bu işletim sistemini edinebilmesi ise çok garip geldi. Gerçi filmde işletim sistemine benzer olarak oyunlar ve oyun karakterleri de yapay zekaya yavaş yavaş dönüşüyordu, bu da sanırım bir öncü yenilik dönemi olduğunu anlatmak içindi.

Film güzel, işletim sistemlerin gelecekte nasıl olacağına dair fantastik bir tablo çiziyor. Yapay zeka, ve Asimov‘un Üç Robot Yasası gibi İşletim sistemleri ve ahlakı vb tartışmalar için ilgi çekici olabilir.

Ayrıca ileride bu derece sofistike yazılımların olup olmayacağı ve özgür yazılım ve yapay zeka gibi birçok konu da tartışılabilir. Gelecekten dönüp baktığımızda ilkel olan günümüz işletim sistemleri, özgür yazılım modelinde işlevsel olarak kodlanırken acaba yapay zeka işin içine girince kimin düşünce yapısına göre kodlanacak ve düşünmek öğretilecek, toplumun veya topluluğun ortak değerlerine göre mi, yoksa devrimsel bir örenim yolu izlemesi için mi kodlanacak?

Sanıyorum ki bunları tartışmaya daha çok zaman var…

Notum: 7/10, iMBD notu: 8,3

Peki bir işletim sistemine aşık olunabilir mi?

Evet olabiliyor. Japonya’da gençler bilgisayar karakterleriyle aşk yaşıyormuş. Bunlarla evlenenler bile olmuş. Şu haber ve benzerleri fikir verebilir: http://t24.com.tr/haber/japon-gencler-seksten-neden-uzaklasiyor/242599 

Bir İşletim sistemiyle arkadaş olunabilir mi?

Evet. Kesinlikle olunabilir. Çoğumuz şu aşağıda gördüğünüz işletim sistemiyle dost olmuştuk. Onu çok sevmiştik fakat gitti.

En sevdiğimiz arkadaşlarımızdan biriydi Pardus

En sevdiğimiz arkadaşlarımızdan biriydi Pardus

Sonrası Bir işletim sisteminden daha ötesi: Her(Aşk) Günlüğüm ilk ortaya çıktı.

24 Şubat 2014

Posted In: aşk, Film, film incelemesi, gelecek nasıl olacak, Gezegen, her, işletim sistemleri, linux, lkd, oi, Özgür yazılım, özgürlükiçin

Saklı Dosyaların Geçmişine Dair…

Unix ve Unix benzeri işletim sistemlerinde adı nokta işaretiyle (.) başlayan dosya ve dizinler saklı olarak kabul görüyor. Yani örneğin Masaüstü, Belgeler gibi dizinler ile rapor.odt, tatil_fotoğrafı.jpg gibi dosyalar normal dosya ve dizin olarak kabul edilirken .config gibi dizin ve .bashrc gibi dosyalar adları nokta karakteri ile başladıkları için saklı olarak sayılıyorlar. Saklı dosya ve dizinler herhangi bir parametre olmadan ls komutu ile görüntülenemezken ls -a ile görüntülenebiliyorlar.

1-2 gün önce okuduğum bir yazıda bu dosyaların niçin saklı dosya sayıldıklarını açıklayan ilginç bir açıklama anlatılıyordu. Şöyle ki; Unix işletim sisteminin ilk çıktığı yıllarda Unix’te kullanılan dosya sistemi de henüz emekleme aşamasındaydı. İlk sürümlerde henüz dizin tanımı yer almıyorken (yani hiç bir dizin olmadan tüm dosyalar yanyana) ilerleyen sürümlerde hiyerarşik dosya sistemi yapısı geliştirilmiş ve dizin kavramı devreye girmiş. Tabi biliyoruz ki dizinlerle çalışırken iki tane de özel dizin karşımıza çıkıyor: . (nokta) şu an içinde bulunduğumuz dizine işaret ederken .. (nokta nokta) bir üst dizini işaret eder. Mesela içinde bulunduğumuz bir dizindeki programı çalıştırmak için ./program komutunu çalıştırırken bir üst dizine dönmek için cd .. komutunu çalıştırıyoruz.

. ve .. dizinlerini geliştirdikten sonra ls komutu çalıştırıldığında bunların görünmemesini istemişler ve bu amaç doğrultusunda şöyle bir C kodu yazmışlar:

if (name[0] == '.') continue;

C programlama dilini kullanan insanların rahatlıkla görebileceği gibi bu komut, bir dosya adının ilk karakterinin nokta olup olmadığını, eğer nokta ise işlem yapılmadan geçileceğini belirtiyor. Tabi bu kontrol sayesinde . ve .. dizinlerinin atlanması sağlanırken insanlar .dosya gibi isimler verebilecekleri dosyaların da ls tarafından atlanabileceğini keşfediyor; bu sayede de aslında bir bug nedeniyle (bkz: it’s not a bug, it’s a feature) saklı dosya kavramı doğmuş oluyor.

Aslında eğer yukarıdaki if kontrolü yerine aşağıdaki if kontrolü yapılmış olsaydı günümüzde Unix ve Unix benzeri işletim sistemlerinde saklı dosya tanımı nasıl yapılmış olurdu merak ediyorum 🙂

if (strcmp(name, ".") == 0 || strcmp(name, "..") == 0) continue;

Kaynak: https://plus.google.com/+RobPikeTheHuman/posts/R58WgWwN9jp

20 Şubat 2014

Posted In: dotfile, Gezegen Yazıları, gizli dosya, hidden file, linux

Mozilla Firefox Reklam Göstermeye mi Başlayacak?

2004 yılından beri çok severek kullandığımız web tarayıcımız Firefox’un geliştirici ekibi tarafından bu hafta başında bir blog yazısı yayınlandı. Bu yazıya göre, Firefox web tarayıcısı yakın bir gelecekte kullanıcılara reklam göstermeye başlayabilir.

Yazı içersinde Firefox kullanmaya yeni başlayan bir kullanıcının tarayıcıyı ilk açtığı zaman aşağıdaki gibi bir ekran ile karşılaştığı belirtiliyor. Bu ekran, Firefox kullanıldıkça en sık ziyaret edilen web siteleri ile dolduruluyor ancak başlangıçta boş kaldığı için Firefox kullanıcılarına bir içerik sağlamadığı belirtiliyor.

firefox_newtab

Bu duruma çözüm olarak Directory Tiles adındaki yeni bir kavram üretilmiş; Directory Tiles sayesinde yeni kullanıcıların bu boş ekranda kullanıcının ilgisini çekebilecek reklamlar veya bizzat Mozilla tarafından seçilen sponsorlu reklamların gözükmeye başlayacağı belirtiliyor.

Bu açıklamadan kısa bir süre sonra duruma netlik kazandırmak için ikinci bir yazı yayınlanıyor. Bu yazıda yer alan Soru-Cevap kısmı aşağıdaki gibi:

Tile Nedir?

Bir kullanıcı Firefox’ta her yeni bir sekme açışında dokuz adet kutuyla veya Tile ile karşılaşıyor. Sıklıkla Firefox kullanan kullanıcılar kendi Tile’larında en sık ziyaret ettikleri siteleri görüyorlar.

Şu an için Tile’larda görüntülenen içerik bir frecency (=frequency+recency) algoritmasıyla bağlantılı. En yakın zamanda ziyaret ettiğiniz ve en sık ziyaret ettiğiniz siteler kullanıcıların Tile’larında görünür.

Directory Tile Nedir?

Directory Tile Mozilla’nın kullanıcılara daha iyi bir deneyim sunmak için geliştirdiği yeni bir projedir. Yeni bir Firefox kullanıcısının ziyaret geçmişi henüz bulunmadığı için yeni bir sekme açtıklarında tile’larında herhangi bir içerik görmezler. Directory Tile ile düşüncemiz, bu kullanıcıların Tile’larını onların faydalı veya ilginç bulacakları önceden üretilmiş içerikle doldurmak.

Kullanıcılar hangi Tile’ların sponsorlu olduğunu bilecekler mi?

Evet, sponsorlu Tile’lar görülebilir şekilde ifade edilecek.

Tile zaman haritası ne şekilde?

Directory Tile’ların kullanım sırasında nasıl bir etki yaratacağına ve bizim doğru yöntemi nasıl seçeceğimize dair hala cevaplanacak bir çok soru var. Doğru detayları belirlediğimizde Directory Tile kullanıma sunulacak.

Firefox kullanıcılarına hangi Tile’ı göstereceğine nasıl karar verecek?

Başlangıçta Firefox her kullanıcı için Directory Tile’lardaki içeriği değiştirerek sonuçları test ediyor olacak.

Kullanıcılar Firefox kullanmaya başladıktan sonra ne kadar daha Directory Tile görmeye devam edecek?

Bizim frecency algoritmamız Tile’ların güncellenmesi için yaklaşık 30 günlük normal tarayıcı kullanımına ihtiyaç duyuyor. Bu noktada kullanıcılar kendi sık ve yakın zamanda ziyaret ettikleri sitelerin içerikleri ile karşılaşmaya başlayacaklar.

Directory Tile, içerik sunmak için kullanıcıların profilini üretecek mi?

Tile içeriklerinin kullanıcıların bulundukları konum ile alakalı olması ve kullanılacak dili belirlemek için GeoIP kullanacağız ama başka bir bilgi toplanmayacak ve toplanması düşünülmüyor.

Mozilla sponsorlu içerik ortaklarına Directory Tile’lardan hangi bilgileri sunacak?

Mozilla pazarlamacılar ve içerik yayıncılarına sadece temel ölçütleri sunacak. Şu an için bir Tile’ın ne kadar görüntülendiği ve kaç kere tıklandığı bilgilerini sunmayı planlıyoruz.

Bir yayıncı bir Tile içersinde belli bir içeriği tavsiye edebilecek mi?

Directory Tile içeriği için farklı yaklaşımları göz önünde bulundurup test edeceğiz, fakat ne gibi sistemlerin geliştirileceği Mozilla’nın misyon, değerleri ve gizlilik sözleşmesi doğrultusunda olacak.

Açıkçası kişisel fikrim Firefox’un günümüzde geldiği noktada bulunmasının başlıca sebepleri arasında kullanıcılarına yeterli özgürlük tanıyor olması yer alıyor; gelecekte de Firefox’un bu tutumunu sürdürmesi kullanıcılarının devamlılığı açısından önemli. Eğer Firefox’ta bu tarz bir yeni özelliğin sunulması planlanıyorsa tabii ki sunulabilir, ancak bu özelliği istemeyen kullanıcılara da bu özelliği tamamen devre dışı bırakabilmeleri özgürlüğü sağlanmalı.

14 Şubat 2014

Posted In: firefox, Gezegen Yazıları

Wiki Kurtarma

Pek çok seçkin kişinin emekleriyle meydana getirilen Pardus-wiki geçtiğimiz yıl sorumsuz bir şekilde yayından kaldırıldı.

Yukarıda okuduğunuz cümle; içerisinde yüzlerce maddeyi, bu maddelerin yazılması, güncellenmesi uğruna harcanan binlerce saati, onca emekten sonra pardus-wiki’nin bir çırpıda internet’in derinliklerinde yok edilmesinin yarattığı üzüntü ve kırgınlığı anlatmaya yetmiyor, kurulacak diğer cümleler de yetmeyecek!

Pardus 2011 sürümünün sonlandırıldığının açıklandığı 2012 Ocak ayından sonra bunların başımıza geleceğini anlamış bir şeyler yapmanın derdine düşmüştük. Pardus-wiki’de yetki istedik alt tarafı bir yetki, vermediler!

Gün bu gün oldu. Pardus’un ardılı olan Pisi Linux özverili bir ekip tarafından oluşturuldu. Yalnız kaldılar yılmadılar, emek verdiler Pisi Linux’u mevcut haline getirdiler ve daha iyisini yapabilmek için  çalışmaya devam ediyorlar.

==PisiLinux Wiki==

Pisi Linux kullanıcılarının yardımına koşması amacıyla bir wiki sayfası açıldı. Henüz yolun başında, insan gücü sınırlı (şimdilik aktif çalışan 3 kişi). Sıfırdan bir wiki oluşturmak bu şartlarda çok zor.

==Wiki Kurtarma==

Keşke Pardus Wiki’sine ulaşmak mümkün olsa da oradaki maddeleri Pisi Linux Wiki’sine aktarsak. Ne güzel olurdu.

İşte bu noktada interneti arşivleyen  https://archive.org/web/  ve LibreOffice Writer imdadımıza yetişti. Biz yavaş, yavaş elimizden geldiğince maddeleri taşımaya başladık. Size nasıl yaptığımızı anlatmaya çalışacağım;

https://archive.org/web/ sayfasındaki arama kutusuna http://tr.pardus-wiki.org  yazıyoruz.

web arşiv arama kutusu

web arşiv arama kutusu

* Arama sonucunda açılan sayfada arşivlendiği tarihler takvim üzerinde koyu renkli olarak gösteriliyor.

* En yakın tarihi seçiyoruz.  Açılan sayfada Pardus-Wiki’nin o anki görüntüsüne ulaşıyoruz.

* Taşımak istediğimiz maddeye bağlantıları tıklayarak ulaşıyoruz.

Örneğin Atölye içinde yeralan ActionsAPI maddesini taşıyalım

* Madde içeriğini kopyalıyoruz.

webarsiv2

* LibreOffice Writer sayfasına yapıştırıp Dosya > Dışa aktar’ı tıklayıyoruz. Açılan pencerede dosya adını yazıp, Filtrele kısmından da MediaWiki (txt) ‘yi seçip kaydediyoruz.

LibreOffice Writer Dosya>Dışa aktar

LibreOffice Writer Dosya>Dışa aktar

* Pisi Linux Wiki’sinin arama bölümüne oluşturmak istediğimiz maddeyi Pardus Wiki’deki adıyla aynı olmasına özen göstererek aratıyoruz. Doğal olarak henüz oluşmamış madde için “Bu vikide “Deneme” sayfasını oluştur!”  gibi bir yazı çıkacak. Yazıdaki kırmızı renkli bağlantıyı tıklayıp açılan sayfadaki yazım bölümüne MediaWiki(txt) formatında kaydettiğimiz dosyanın içeriğini kopyalayıp, yapıştırıyoruz.

webarsiv4

* Kaydet deyip maddeyi oluşturuyoruz.:)

==Sorunlar==

Herşey güllük gülüstanlık değil elbette. Bahsettiğim yöntem taşıma işini biraz kolaylaştırıyor ancak bazı eksikleri de yok değil?

* Görseller taşınamıyor. Yeniden eklenmesi gerekiyor.

* İç ve dış bağlantılar kırılıyor. Adreslerin önüne web.arshive.org…. adresi ekleniyor. [[maddeadı ]]şeklinde olması gereken iç bağlantılar [URL maddeadı] şekline dönüşüyor. Bağlantıların yeniden düzenlenmesi gerekiyor.

* Şablonlar henüz Pisi Linux Wiki’sinde bulunmadığı için görüntülenemiyor.

* Tablolar bozuluyor. Yeniden oluşturulması gerekiyor.

==Son==

* Bildiğiniz daha pratik bir yöntem varsa bizimle paylaşabilir

* Wikimizdeki maddelerin “Kırmızı’dan” Mavi’ye” dönmesine yardımcı olabilirsiniz.


9 Şubat 2014

Posted In: özgürlükiçin, pardus, PisiLinux

Doğu Akdeniz’de Bilişim Fırtınası

ab2014-logo
Sayın Rektörüm, Sayın Konuklar, Sayın katılımcılar, Sayın Basın mensupları, netdaşlarım; hepinize, yürütme kurulu adına, 16. Akademik bilişim Konferansına hoş geldiniz diyorum. Bu konferansın gerçekleşmesinde emeği geçen herkese, başta Rektörümüz, Rektör Yardımcımız ve Bilgi İşlem Dairesi mensupları olmak üzere, tüm Mersin Üniversitesi mensuplarına, sponsor firmalarımıza, bildiri veren, seminer veren, panellerde konuşan tüm katkı verenlere, tüm konferans katılımcılarına teşekkür ederiz.
Konferans öncesi kurslarında ders veren hocalarımıza ve kurumlarına çok teşekkür ederiz; Linux Kullanıcıları Derneği ve PHP Geliştiricileri Derneğine özellikle teşekkür ederiz.


Bu Konferans Neyi Amaçlıyor ?

Akademik Bilişim Konferansını İnternet ve Bilişimin dünya ve ülkemizde yarattığı etki açısından değerlendirmek gerekir. Bizler, İnterneti Sanayi Devrimi boyutlarında bir gelişme olarak görüyoruz. Sanayi Devrimi, Sanayi Toplumunu getirdi, İnternet de Bilgi Toplumunu getirecek. İnsanlık İnternetin tetiklediği adına Bilgi Toplumu ya da Bilişim Toplumu dediğimiz, bu yeni toplum biçimine geçişin sancılarını ve çalkantılarını yaşamakta. Sektörler yeniden yapılanmakta, meslekler yeniden şekillenmekte, ekonomiler ve toplumsal yapı yeniden düzenlenmektedir. Sosyal ağlar milyonları örgütlemekte, rejimleri sarsmakta, yer yer devirmeye vesile olmaktadır. Sosyal ağlar halkla ilişkiler, tanıtım, pazarlama, iletişim ve örgütlemeyi yeniden tanımlamaktadır. İnternetin temsil ettiği değişim, bağımsız ve yaratıcı bireyleri öne çıkartmakta, hiyerarşik olmayan ve ağ yapılarını içeren toplumsal modelleri öne çıkartmakta; katılımı ve saydamlığı, demokrasiyi, gelişmenin önemli bir parçası ve etmeni olarak öne çıkartmaktadır.

İnternetle somutlaşan bilgi ve iletişim alanındaki gelişmeler, üniversitelerin konumunu; teknoloji politikalarını, ar-ge, inovasyon, uzaktan eğitim, ömür boyu eğitim gibi kavramları yeniden tanımlamaya zorlamaktadır. Bu değişim, hayatın her boyutunu köklü olarak değiştirmeye başlamıştır. Ülkemizi bütün dünya ile birlikte bilim ve bilgi ağırlıklı bir rotaya girmeye, bir başka deyişle, Bilgi Toplumuna yönelmeye zorluyor. Bu değişimler devrimsel değişimlerdir. Nasıl sanayi devrimi sancılı olduysa, Bilgi Toplumuna dönüşüm de uzun ve sancılı olacaktır

Bizler bu konferans dizisini İnternetin tetiklediği bu değişime ve bu meydan okumaya Türk Üniversitelerinin cevabının arandığı ve oluşturulduğu bir platform olarak görüyoruz. Akademik Bilişim konferansları, üniversitelerde bilgi teknolojileri konusunda ilgili grupları bir araya getirerek, bilgi teknolojilerini tüm boyutlarıyla tartışmak, tecrübeleri paylaşmak, ve ortak politika oluşturmak amaçlarıyla ulusal boyutta 1999′dan beri yapılmaktadır. Bu nedenle, bilimsel bildirilerin yanında, seminer, çalıştay ve paneller, teknoloji bildirileri, özel sektör deneyimleri ve konferans öncesi kurslar önemli yer tutmaktadır.

Akademik Bilişim Konferansı, büyük şehirlerin dışında, Anadolu Üniversitelerini dolaşmakta , ve yapıldığı şehri bir Bilişim Fırtınası ile sarsmaya çalışmaktadır. Konferans üniversitelere yönelik gözüksede internet ve bilişimle ilgilenen herkese açık ve ücretsizdir. Öğretmenler, lise öğrencileri, ana babalar, iş dünyasına kapımız açıktır. Meslek odaları, ticaret ve sanayi odaları, baroları da aramızda görmek isteriz. Basın ve TV’leri de bu Bilişim Fırtınasına çekmek isteriz.


Türkiye Bilgi Toplumu Yarışında Nerede ?

Ülkemizdeki durumu ben “parçalı bulutlu” olarak görüyorum. Önemli gelişmeler olsada, Ülkemiz bir bütün olarak, işin boyutlarını kavramış, katılımcı mekanizmalarını kurmuş, strateji ve eylem planını yapmış, emin adımlarla ilerleyen bir görüntü veremiyor.

Dünyada 2.7 milyar internet kullanıcısı, 980 milyon kayıtlı bilgisayar, 900M web, 250M civarında alan adı var. Dünya internet kullanımı %35 civarında.
Türkiye’de internet kullanımı 16-74 yaş grubunde %49, Erkekler %59.3, Kadınlar %38.3, bu kırsal kesimde %28.6, % 39.4, % 18.4 düşüyor. Bir başka deyişle kırsal kesimde kadınların internet kullanımı henüz %20’ye ulaşmadı. Internete kayıtlı bilgisayar 7.2 milyon rapor edildi. TR altında 347 bin alan adı var. Yurt dışında da 1.3M civarında var . Kabaca değerlendirirsek; dünya ortalamasını yakaladık ama, Avrupa ortalamasını yakalayamadık. Facebook’ta epey öndeyiz, Gezi nedeniyle de twitter kullanımında sıçradık. 2006-2010′u kapsayan, ama coğumuzun farkında olmadığı bir strateji ve eylem planımız vardı; büyük ölçüde eylemler bitmedi. 2013 de yenisi için çalışmalar katılımcı bir şekilde devam ediyor.
Uluslarası indekslere durum, parçalı bulutlu; coğunlukla bulutlu. ITU indeksilerinde durum: ICT gelişmede 69/157, beceride 55/157, internet kullanımında 73/177, erişimde 61/177. Fiyat sepetinde ise 61/161, geniş bant 70/173. Dünya ekonomik formu indeksinde uzunca bir dönem geriledik; indeksi değiştirdiler, 70′lerden 52′ye sıçradık. Yine Dünya Ekonomik Forununda Rekabet indeksinde bir sıçrama yaparak 59 dan 43′e sıçradık. Ama, WIPO ve INSEAD’ın ürettiği Inovasyon indeksinde 68. Birleşmiş Milletlerin e-devlet indeksinde 80/192 ama e-katilimda 111/192 sıradayız. İnsani gelişme, demokrasi, basin ve ifade özgürlüğü, ve toplumsal cinsiyet indekslerinde çok kötüyüz; 90, 88/167, 154/179 ve 121/135. WWW vakfının sıralamasında 58/81 durumdayız: bu özgürlük, içerik ve yarar alt indekslerinde de aynı civarda. Sayısal yerlilerin 15-24 yaş oranı sıralamasında %9.3 ile 49/180 konumundayız.

Ülkemiz ar-ge ve inovasyona yönelik önemli teşviklerde çömert bir görüntü izlenimini veriyor. Ulusal gelirde henüz ar-ge’nin payı %0.92’e ulaştı, yüzde %2’yi aşması hedeflenmişti. Ülkemizinde bu konudaki çabalarda İnsan gücü, rekabet, ve özgürlük boyutları eksik. Örgütlenme, ve katılımcı yapılar, yönetişim büyük ölçüde eksik. Bilişim firmaları kalite insan gücü yerine ucuz insan gücü peşinde. Enerjimizi ana sorunlar yerine marjinal sorunlara harcıyoruz. İnternet gündemimizi yasaklar ve filtreler oluşturuyor. Özgürlükler-güvenlik dengesi, güvenlik lehine bozululmaya devam ediyor. İnternetdeki önemli gelişmelerin özgürlük ortamında, farklı ve aykırı düşüncelerin yeşerebildiği, hoşgörü ve rekabetin olduğu, hukuk devletinin yerleştiği ortamlarda geliştiği pek fark edemedik.
Kısaca, Türkiye gemisinin rotasını Bilgi Toplumuna henüz döndüremedik!

Ülkemizin gündeminde olan Fatih ve Pardus Projesi hakkında bir kaç noktaya değinmek istiyorum. Fatih projesi çok endişe verici bir şekilde gelişiyor. Ortada kapsamlı bir yol haritesi ve yönetim gözükmüyor. Eğitim ve bilişim sektörü büyük ölçüde devre dışı. İnternete kapalı tabletlerin mantığını anlamak mümkün değil. Pardus projesi, sönümsemek üzere kendi haline bırakılmış durumda. Bu, ülkenin özgür yazılım konusunda tutarlı bir politikası olmadığının göstergesi.


İnternet Tehdit Altında !

Her devrimsel gelişmede birileri kaybeder, birileri kazanır. Kaybetme korkusunda olanlar değişime direnir. Ansiklepodiler kaybetti, bilimsel dergiler yavaşta olsa kaybediyor. Sayısal ürünlerde marjinal maliyet ve dağıtım maliyetinin pratik olarak sıfır olması, Fikri Haklarda ciddi bir sorunu yarattı. Film, Muzik ve İlaç endüstrisinin başı çekmesiyle, İnternet’e Fikri Haklar nedeniyle ciddi bir saldırı var. PIPA, SOPA tasarılarının ardından ACTA, CISPA ve ITU ile, hukukun evrensel ilkelerini çiğneyen uygulamalara kapıyı açan bir bakış açısı öne çıkıyor: “korsan” bahanesiyle, yargısız infaz ile orantısız cezalandırma söz konusu. İnsanlık, yaratıcılığı teşvik etmek zorunda, ama bu değişen teknolojiler ışığında geniş kitlelerin hayati çıkarlarını gözönüne alarak makul bir düzeyde olmalı.

Bu kapsamda ülkemizin gündeminde olan internet düzenlemesinin, interneti zapturapt altına çabasının, bir yandan hukuk devleti ilkelerine, anayasamıza ve AIHS’e aykırı olacagını, ifade ve basın özgürlüğüne ciddi darbe vuracağına, ülkemizin gelişmesine ciddi zarar vereceğine dikkat çekmek isteriz.

İnternetden Korkmayın!

İnternet yaşamın her boyutunu değiştiriyor; bir devrimsel değişimin temsilcisi. Teknolojiler ise kaygan. Bu değişimi zapturapt altına almak hem zor, hem de tehlikeli; önemli gelişmeleri engellemek söz konusu. Bu nedenle, düzenlemelerin, asgari, platformdan bağımsız, yavaş ve çok dikkatli yapılması gerekir. İnternet, sosyal ağlarla, yeni medyayla, kitlesel projelerle, pek çok insanı tedirgin ediyor. Biz diyoruz ki, İnternetden Korkmayın! Onu öğrenin! Olanaklarını ve olası risklerini öğrenin. İnterneti kendinizi geliştirmek, işinizi geliştirmek, daha iyi yapmak, daha iyi dünya vatandaşı olmak için kullanın. Nasıl elektriği, telefonu kullanıyorsanız, interneti de aynı ölçüde doğal, yaşamın bir parçası olarak kabul edin. Kendinizi özgürleştirmek, yenilemek için kullanın. Demokrasiyi geliştirmek, bir yurttaş olarak katkınızı göstermek için kullanın, toplumsal katılım ve denetim için kullanın.

Bu konferans dizisinde eğitim seminerleri önemli bir rol oynamıştır. Bilişimci yetiştirmenin, yeni gelişmeleri aktarmanın, insanların ellerini kirletmekten geçtiğini bildiğimiz için hem konferans öncesi hemde konferans sırassında eğitim seminerlerine yer veriyoruz. Konferans öncesi eğitimler önceleri 1 gün, 1 salonda 30-40 kisinin eğitimiyle başladı. Sonraları gelişti. Çok sayıda yeni üniversite kurulduktan sonra 4 günlük kurslara başladık. O da tek salonda başladı. Bu konfereransta ise 700 öğrenciye 16 konuda 20 salonda, 40 egitici ile eğitim verdik. Kursların ve eğitim seminerlerin ana teması Linux, açık kaynak ve Özgür Yazılımlardır. Bizler, bunların ülkede bilişimin gelişmesi, rekabet gücü, istihdam, tasarruf, güvenlik açılarından önemli olduğunu düşünüyoruz.

Özgür Yazılıma Eşit Şans Tanıyın !

Açık kaynak ve özgür yazılım konusunda Üniversitelere önemli görevler düşmektedir. En başta temel bilişim eğitimin markadan bağımsız, kavram temelli eğitim olması gerekir. Bu eğitim öğrenciyi tüm seçeneklerle çalışabilir konumuna getirmesi gerekir. Daha temelde, MEB’in temel bilişim eğitimini yüzeysel ve tekele odaklı eğitim yerine, kavram temelli; konunun etik, estetik, güvenlik, mahremiyet boyutlarınıda kapsayan temel mantığını, olanak ve sınırlarını anlatan kademeli bir eğitimi gündeme alması gerekir.

Her üniversite öğrencisinin Linux ve özgür yazılımlara tanışmış olması gerekir. Üniversitenin kendisinin markalara bağımlı olmadan, tüm seçenekleri fayda, maliyet, taşınabilirlik, bakım gibi kriterler açısından değerlendirerek seçim yapmasını gerekir diye düşünüyoruz. Üniversitelerin açık kaynak’in yanında, Açık Erişim ve Açık Ders Malzemesi projelerini daha yakından takip etmesi ve desteklemesi gerekir. Üniversitelerin, ülkede bilgi birikimine ve insan gücü yetiştirmeye katkıda bulunması gerekir. Bu bakımdan, hem özgür yazılımlara destek olması, hemde internet servislerini kendisi çalıştırması gerekir.

Konferansta, toplam 100 oturum var. 9 Panel, 4 Çalıştay, 27 seminer ve 30 Teknoloji sunumu oturumu gerçekleşecektir. Toplam 50 Bildiri oturumunda 237 bildiri sunulacaktır. Oturumlar arasında, e-öğrenme, güvenlik, yazılım, yeni medya, inşaat ve mekansal bilişim, Tıp, Tarım, e-ticaret, gömülü sistemler, Temel Bilişim Eğitimi, Temel Bilimlerde Bilişim, Mobil, Üniversite , Açık Üniversite ve Sosyal Ağlar oturumları göze çarpmaktadır.

Biz, düzenleyiciler olarak, bu konferansı bildiri sunma ve yayınlamanın çok ötesinde bir bilgi ve deneyim paylaşımı, fikir kıvılcımlarının aktarıldığı, ortak sorunların tartışıldığı, ve çözüm arandığı bir ortam olmasını hedefliyoruz. Esas olan diğer bildirileri dinleme, tartışmaya katılmadadır; bildiri sunma buna vesile olduğu için önemlidir. Bir konferans aynı zamanda sosyal bir birlikteliktir; yeni dostlukların, ortaklıkların, projelerin ortaya çıktığı ortamlardır. Tüm katılımcıların 3 gün boyunca konferansta kalmasını, tartışmalara katılmasını, istiyoruz.

Biz, İnterneti çok önemsiyoruz. Bu konferansları da ülkemizde üniversiteler ve internetin gelişmesine katkı verecek bir platform, ortak akıl için bir ortam olarak tutmaya çalışıyoruz, çalışacağız, bu davet bizim!

Katkı veren herkese tekrar teşekkür eder, başarılar dilerim.

5 Şubat 2014 Mersin Üniversitesi

7 Şubat 2014

Posted In: bilgi toplumu, bilişim, demokrasi, devekuşu, domkişot, Genel, harakiri, ifade özgürlüğü, insan hakları, internet, internet sansürü, internet yasaklari, linux, lkd, Özgür yazılım, sosyal ağlar, temel bilişim eğitimi

İnternetle Savaş!

İnternet yasasında yapılan yeni düzenlemeyle, 5651 ve filtreli internet felsefesi devam ettirilerek, bir kaç ufak düzeltme ile birlikte kişisel hakların korunması görüntüsünde daha fazla sansür, daha hızlı yasaklama, otosansür ve vatandaşı daha uzun süreli izleme altyapısı kurmak hedefleniyor.

İnternet bilgiye erişim ve ifade özgürlüğün en temel aracı haline gelmiştir. Bu Birleşmiş Milletler kararı ile pekiştirilmiştir. İnternet her yurttaşa kendi matbasını kurmak, kendi gazete, radyo ve tv’sini oluşturmak ve bunu ucuz, kolay ve hızlı yapma olanağı sunmaktadır. Bunun tüm toplumu değiştireceği açıktır. Ama bu topluımsal değişim zahmetli ve yavaş olacaktır.

İnternetin yaşamsal önemi, yurttaşların İnternete erişimini temel insan hakkı olarak öne çıkartmakta ve güvence altına alınması için de Anayasalara girmeye başlamıştır. Bir çok ülkede geniş bant erişimi evrensel hizmet kapsamında değerlendirilmekte ve hükümetler yurttaşlara 30-100M hızı sağlama çabalarına başlamıştır. Bu bakımdan her yurttaşa, ucuz, güvenilir, güvenli ve hızlı internet erişimi sağlanması önemlidir. Yine aynı şekilde, her yurttaşın, interneti tüm boyutlarıyla hiç bir kısıtlamaya uğramadan kullanabilmesi onun toplumun aktif ve eşit yurttaş olması için elzem.

Ortak Üretim

İnternet ekonominin çarklarınınn hızlı ve bilgiye dayalı dönmesini sağlamakta, hayal edemediğimiz yaratıcılıklarını ortaya çıkartmakta, ve İnternet ekosistemi tüm ekonomiye ivme kazandırmaktadır. İnternet dünyaya yayılmış milyonları buluşturmakta, ortak üretimi, paylaşım ve dayanışmayı tetiklemektedir.

Ülkemiz ise, İnternetin bu devrimsel boyutunu kavrayamamış, onu kontrol edebileceği ve yayarlanabileceği teknik bir gelişme olarak algılamış, vergi almak, tasarruf etmek ve yurttaşı denetlemek için kullanmış; demokrasi, katılım, saydamlık boyutları, ülkenin kalkınması, ve tüm ülkeye ivme verme potansiyeli hiç farkedilemiştir. İnternetdeki önemli gelişmelerin özgürlük ortamında, farklı ve aykırı düşüncelerin yeşerebildiği, hoşgörü ve rekabetin olduğu, hukuk devletinin yerleştiği ortamlarda geliştiği pek farkedilemedi. Bunun sonucunda chat, irc, facebook ve twitter kullanımı öne çıkmakta, genelde dünya ortalamasını yakalamakta, ama avrupa ve OECD sıralamasında hemen her konuda en gerisinde kalıyoruz.


Google’i bile yasaklarız

5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yuoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” 23 Mayıs 2007’de, “kirli bilgiyi temizleyip sunmak” iddiası ve dünyaya örnek olmak hedefiyle çıkmıştır. 40 bini aşkın yasaklı web, tüm dünyaya rezil olduğumuz Youtube, Alibaba ve benzeri yasaklar, AIHM’de mahkumiyet, gelişmemiş bir internet sektörü, internet bağlantılı özgürlük indekslerinde geri düşmeyle sonuçlanmıştır. 5651 Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nda (TİB) bürokratik bir kadroya yargısız infaz yetkisi vererek Evrensel Hukuk ilkeleri ve anayasamızı ayaklar altına alınmıştır. 5651 yasaklamayı katalog suçları ile sınırlamayı hedefledi, ama Medeni Yasa, Fikir Sanat Eserleri yasası, Terör ve organize suçlar ve dini metinlere kadar uzanmıştır. Bugün her hangi bir mahkeme, her hangi bir nedenle bir webi yasaklayabilmektedir. Google.com’un yasaklandığını ama uygulanmadığını hatırlatmak isterim.

Bugün, Türkiye İnternetinde temel sorunun strateji, siyasal sahiplenme, katılımcı yapıları, yönetişim ve insan gücü eksikliği ile rekabet ve vergi sorunudur. Devletimiz, içinde tüm paydaşların olduğu katılımcı yapılar kurup, onlarla diyalog içinde olmaktan rahatsız oluyor, şayet varsa ilk fırsatta onlardan kurtuluyor. İnternet düzenlemelerinin ana ekseninin, başta ifade özgürlüğü olmak üzere özgürlükleri genişletmek, interneti büyütmek yerine yasaklamayı, mahremiyeti yok etmeye ve vatandaşı izlemeye odaklanması ne acı!

5651’i aile ve çocuk profileleriyle Filtreli İnternet takip etmiştir. BTK’nin “Milli Arama Motoru” gibi söylemleri sık sık gündeme getirdiğini, ve sadece yerel webleri kapsayan “yurtiçi” profilini, Filtreli İnternet kapsamında önerdiğini hatırlatmak isterim. BTK’nın hukuka saygısızlığının bir göstergesi da içinde “sarışın, haydar, baldız” gibi 130+ kelimeden birini içeren weblerin ISP’lerce oto-sansür ile yasaklanması isteği idi. Bu yetki aşımı olan hukuksuz istekten vaz geçilmesi, BTK’nin bakış açısı ve hakim felsefenin açık göstergesidir. Şu andaki 5651 ve Filtreli İnternet uygulamasında ana sorun, büyük ölçüde yargının devre dışı kalarak idari bir kadronun yasaklama yetkisini kullanması, bunun yargılama ayağının çoğunlukla olmaması, sürecin saydamlık ve hesab verilebilirlik boyutunun olmamasıdır. Bugün hem 5651 hem de Filtreli İnternetde kaç tane webin yasaklandığı/sakıncalı bulunduğu bilgisinin bir devlet sırrı gibi saklanmaktadır. Sivil toplumun tespit edebildiği sayı 40482, gerçeği Allah bilir. Bir webin ne zaman, hangi gerekçeyle yasaklandığı yada sakıncalı bulunduğu kimseye haber vermeden, savunma almadan, yargılama olmadan tek taraflı, ve dolaylı olarak gizlice alınıp uygulanıyor. Devletimiz, yapılan başta basın ve ifade özgürlüğü, girişim, ticaret, öğrenme, eğlence gibi özgürlüklere zarar verdiğini fark edemiyor.


Yeni Düzenleme Ne Getiriyor ?

15 Ocak’ta torba yasanın içinde Meclis Plan Bütçe Komisyonu’ndan geçen ve 5651 sayılı internet kanununda Yeni düzenleme 5651 ve Filtreli İnternet felsefesinin devam ettirerek, bir kaç ufak düzeltme ile birlikte kişisel hakların korunmasını görüntüsünde daha fazla sansür, daha hızlı yasaklama, oto-sansür ve vatandaşı daha uzun süreli izleme altyapısı kurmayı hedefliyor. Kanımca, yapılmak istenen ABD Ulusal Güvenlik Kurulu NSA’dan esinlenerek benzeri bir yapı kurarak, farklı, aykırı ve muhalif düşünceleri baskılamak ve izleyebilmektir.

Devletin görevi tüm vatandaşları korumak adına kendi görüşlerini herkese empoze etmek değil, yurttaşların kendi kararlarını verip uygulayabilecekleri becerileri kazandırmak ve altaypıyı kurmaktır. Devlet, yarışmalarla alternatif filtre ve savunma yazılımlarını üretir, özgür yazılım olarak dağıtır, özel sektörü teşvik eder, ve yurttaşı eğitir. Sivil toplum, alternatif filtre listeler, filtre yazılımları üretebilir. Ama, devletin kendi başına, kimseye danışmadan, kapalı kapılar ardında yasaklama yapması bir hukuk devletinde kabul edilemez.

5651 hakkında Abant (2009) ve Kartepe’de (2011) uygulamayı gözden geçiren toplantılar yapıldı, kararlar alındı, ama hiç biri uygulanmadı. BTK, kendi içine kapanmayı tercih etti. Bu tasarı ISP Birliği ile bir diyalog çabası yerine, oto-sansürü teşvik eden, kamuya bağlı STK gibi garip bir yapı önermekte. TİB başkanına yasaklama yetkisi vermesi, bir hukuk devletiyle ile çelişir.

Bu tasarının Temel Hukuk ilkelerine, Anayasamıza, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine, bireysel haklara aykırı olduğunu; ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı, kişisel mahremiyete aykırı, ülkemizin gelişmesine ve henüz yeşerme aşamasında olan İnternet sektörünün gelişmesine ciddi zarar vereceğini düşünüyoruz.

Devletin yasakcı refleksinden kurtulup, insana güvenen, fikir ve ifade
özgürlüğünü temel alan, farklı ve aykırı düşünceleri yeşerten, bir toplum
yaratmaya çalışmalıyız. Çünkü İnternet Yaşamdır !

Radikal 2 – 2 Şubat 2014

3 Şubat 2014

Posted In: bilgi toplumu, demokrasi, Genel, ifade özgürlüğü, insan hakları, internet cencor sansür ifade özgürlüğü özgürlük, internet sansürü, internet yasaklari, lkd, yönetişim

ADB ve Fastboot / Bootloader Kurulumu ve Android SDK [Eğitim Dökümanı]

Blogumda ingilizce yazıyorum hep aslında ancak Android ile uygulama geliştiren arkadaşlara yardımcı olması için bu yazıyı yazmak istedim. İlk kurulumu yapacak arkadaşlar için karışık gelebilen konuyu bu yazı ile netleştirmek istedim. Android cihazınızı rootlamak, cihazın üzerinde işlemler yapmak için adb, fastboot uygulamalarının çalıştığından emin olmanız gerekmektedir.  Çünkü bütün boot uygulamaları bu toollar üzerinden cihaza erişmekte […]

2 Şubat 2014

Posted In: adb, Adb Devices, android, Android SDK, Bootloader, fastboot, Google USB Drivers, linux, sdk

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com