Pardus Kurumsal – Mac adresi toplama (fing)

Daha önce windows altınta ve komut sistemi ile mac adreslerini toplamak için bir yazı yazmıştım.Buradan ulaşılabilir. Windows Komut sisteminde uyguladıklarımızı aslında linux ortamında da uygulayabiliriz.

Fakat tek tek uğraşmaktansa toplu olarak ağdaki bütün bilgisayar ve aygıtların ip ve mac adreslerini önümüze seren güzel bir araç buldum.

Linux ve windows altında çalışabiliyor. RPM ve DEB paketleri mevcut.

Pardus altına kurmak için TGZ paketini indiriyoruz.

bu yazılımı aşağıdaki siteden indirebilirsiniz.

http://www.over-look.org/site/index.php/fing-download-linux/32bit/117-overlook-fing-1-4/download

http://www.over-look.org/site/

http://www.over-look.org/site/index.php/download

Ben Pardus Kurumsal sürümüne yükledim ve çalıştırdım. Bunu için;

dosyayı indirdikten sonra indirdiğimiz dizinde F4 tuşuna basarak konsolu o dizinde başlatıyoruz.

Sonra aşağıdaki komut ile tgz paketini gereken yere açıyoruz.

sudo tar -zxvf overlook-fing-1.4.tgz --directory=/

daha sonra konsolda,

sudo fing

yazdığımızda Mac ve ip adresleri karşımıza listelenecektir.

Daha önce başka bir yazımda kurulumu anlattığım Bilişim Teknolojileri Sınıf Yönetimi Programı olan italc programında Mac adreslerini girerken bu araç çok işime yaradı. Bilgisayarların MAC adreslerini giriyorum, bu sayede ağdan bilgisayarın uyandırılma özelliği olan “Wake on Lan” özelliğini kullanarak bilgisayarları uzaktan açabiliyorum.

27 Aralık 2011

Posted In: Ağ Sistemleri, fing, linux, Linux Mac adresi toplama, mac adres bulma, mac adres toplama, pardus, Pardus Kurumsal ile mac adresi toplama, Pardus Mac adresi toplama

Pardus Kurumsal 2 Üzerinde Redmine Kurulumu

Birkaç hafta evvel, bir sunuma koyacak birkaç ekran görüntüsü alabilmek için yönetim panelini kurcalayabileceğim bir Redmine kurulumuna ihtiyacım oldu. Halihazırda -gerekirse- bozabileceğim bir tanesi elimin altında olmadığından iş başa düştü. Ben de isterdim tabii bir Scientific Linux üzerinde kurayım, bir Ubuntu üzerinde kurayım da fazla uğraşmayayım; ama maalesef halihazırda kurulu onlar da yoktu. Ben de sanal makinaya Ubuntu kurup “apt-get install redmine” demenin daha uzun süreceğini zannederek, sakalı olan kişilerin aksine telkinlerine karşın, kurulu sistemim olan Pardus Kurumsal 2’de Redmine’ı kurmaya kalkıştım. Yaklaşık 4-5 kere Ubuntu kurup kaldırabileceğim sürede tamamlayabildim sanırım(tabii bunda Ruby on Rails hakkında hiçbir şey bilmememin de etkisi vardı). Neyse ki yaptıklarımı not ettim bi kenara, hem bi daha buna kalkışmamam için uyarı olarak dursun hem de uyarıyı dinlemeyip kalkışırsam[1] işe yarasın diye.

Evvela ihtiyaçları sıralayalım. Redmine’ı kurabilmek için Ruby + Rails + Rack üçlüsünün, uyumlu sürümlerinin(hem birbirleriyle hem Redmine’ın kurulacak sürümü ile) kurulu olması gerekiyor(Apache üzerinde de çalışabiliyor sanırım, lakin ben bunlarla kurdum). Rails ve Rack kurmak için Rubygems gerekiyor. MySQL Server 5.0 ve üstü öneriliyor. Tüm bunların uyumlu sürümleriyle ilgili bir tablo Redmine kurulum wiki’sinde[2] bulunuyor. Seçtiğim sürümleri ve edindiğim yerleri ben de şöyle tablolayayım:

Redmine 1.3.0 http://rubyforge.org/frs/?group_id=1850
Ruby 1.8.7 Pardus Kurumsal 2 paket deposundan
Rubygems 1.3.7 Pardus 2011 paket deposundan, paketi inşa ederek
Rails 2.3.14 Rubygems aracılığıyla
Rack 1.1.1 Rubygems aracılığıyla
MySQL Server 5.5.8 Pardus Kurumsal 2 paket deposundan

MySQL server ve Ruby paketleri Pardus Kurumsal 2 sistemde zaten kurulu olmalı. Bir şekilde kaldırılmışsa, konsoldan “sudo pisi it mysql-server” ve “sudo pisi it ruby” demek yeterli.

Kurumsal 2 paket deposunda ne yazık ki Rubygems’in pisi paketi bulunmuyor. Lakin Pardus 2011 deposunda bulunması işi hiç değilse biraz kolaylaştırıyor. Önce pisi paketini inşa ettim:

sudo pisi build http://svn.pardus.org.tr/pardus/2011/devel/programming/language/ruby/rubygems/pspec.xml

Ardından bu pisi paketinden Rubygems’i kurdum:

sudo pisi it rubygems-1.3.7-1-c2-i686.pisi

Rubygems’i hallettikten sonra, onun aracılığıyla kuracağım Rails ve Rack’i kurmaya sıra geldi. Uygun sürümleri kurabilmek için “-v” parametresini kullandım. Şöyle ki:

gem install rails -v=2.3.14
gem install rack -v=1.1.1

Geriye kalan, Redmine’ı indirip[3] uygun bir dizine açtıktan sonra gerekli yapılandırma işlemlerini halletmek. Önce MySQL’e bağlanıp(MySQL servisi çalışmıyorsa “service mysql-server start” komutundan sonra) veritabanında Redmine’a yer açtım:

create database redmine character set utf8;

Bir de “redmine” adında bir MySQL kullanıcısı oluşturup, parolasını “penguen” yapıp gerekli izinleri sağladım:

create user ‘redmine’@’localhost’ identified by ‘penguen’;
grant all privileges on redmine.* to ‘redmine’@’localhost’;

İndirip açtığım redmine-1.3.0 dizinindeki “config/database.yml.example” dosyasını “config/database.yml” olarak kaydettikten sonra içindeki “production” alanını düzenledim:

production:
 adapter: mysql
 database: redmine
 host: localhost
 username: redmine
 password: penguen

Veritabanı yapılandırmasını tamamlamak ve sunucu yapılandırması için konsoldan redmine-1.3.0 dizinine geçerek şu komutları verdim:

rake generate_session_store
RAILS_ENV=production rake db:migrate

Son olarak, Redmine’ı çalıştıracak kullanıcı hesabı için birkaç izin düzenlemesi gerekli. Bunları da redmine-1.3.0 dizininde iken verdim:

mkdir tmp public/plugin_assets
sudo chown -R pardus_kullanici_adi:users files log tmp public/plugin_assets
sudo chmod -R 755 files log tmp public/plugin_assets

Tüm kurulum ve yapılandırma işlemleri bittikten sonra, sunucuyu başlatmak için:

ruby script/server webrick -e production

Sunucu sorunsuz biçimde çalışıyorsa Redmine’a http://localhost:3000/ adresinden erişilebiliyor. Öntanımlı kullanıcı adı ve parolası “admin”.

Not düşmekte fayda var: Yerelde birkaç ufak deneme yapmak için yaptığım bu kurulumun bazı adımlarının, gerçekten kullanılacak bir Redmine için ideal olmadığı aşikar. Sistemde bir Redmine kullanıcısı oluşturmanın ve Webrick yerine Apache’yi tercih etmenin çok daha sağlıklı sonuçlar vereceğini söyledi bazı kuşlar.

adil

[1]http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yapma+demiyorum+hobi+olarak+yine+yap
[2] http://www.redmine.org/projects/redmine/wiki/RedmineInstall
[3] http://rubyforge.org/frs/download.php/75597/redmine-1.3.0.tar.gz


27 Aralık 2011

Posted In: lkd-gezegen, Özgür yazılım, Pardus Kurumsal 2, Redmine

Ayrılık

Yaklaşık iki ay önce işlerin yoluna girebileceğini, ayrılmaların Pardus’un gelişimini etkilemeyeceğini anlatan; geçmişten bir çok örnek içeren bir nevi bir moral yazısı yazmıştım. O yazı da yazdıklarım hala geçerli tabi ki. Fakat yazının başlığından olsa gerek insanlar benim de Pardus’tan ayrıldığımı düşünmüş olacaklar dı ki, ayrıca bir de dipnot eklemiştim bir yere gitmediğime dair. Şimdi o dipnot yalan oldu, 14 Aralık 2011, benim Pardus ofisinde çalıştığım son gün oldu.

 

Neden ayrıldığımı soracak olursanız cevabım kısaca “sıkıldım” olacak, cevabımın nedenlerini bilenler biliyordur, bilmeyenler de bilmesin…

Bugün bu yazıyı yazdığımda Pardus ofisinden ayrılışımın ikinci haftasındayım. Neredeyse 6 yıldır aynı insanlarla, aynı konu üzerinde fakat her zaman farklı alanlarda çalıştım. Özgür yazılıma katkım o veya bu şekilde yine olacaktır fakat yeni işim (Sigma RD’de Kinect ile akla hayale sığmayacak teknolojiler geliştiriyoruz, dünyayı ele geçireceğiz) gereği eskisi gibi çalışamayacağım aşikar. Özgür yazılım camiasına, özgür yazılım kullanan insanlara bir yararım dokunduysa ne mutlu bana. Sağlıcakla kalın.

Bu paragraftan sonrakilerin hiçbirini okumasanız da olur, kendi kendime neler yapmışımın notlarını aldım sadece.

Özgür yazılıma elle tutulur ilk katkım 2002 yılında yaptığım ilk şenliğin afişiydi (şimdi bakınca berbat gözüken). Şenliğin devamında LKD sayesinde bir çok yerde standlar kurduk, sunumlara katıldık, insanlara özgür yazılımı anlattık.

O dönemlerde Murat Koç’un yönettiği FrontSite adlı şirkette yarı zamanlı çalışmaya başladım, Barış Metin ve Enver Altın ile birlikte çalışma fırsatı buldum.

Kerem Can Karakaş’ın önerisi ve o dönem (2004) Pc World  Genel Yayın Yönetmeni olan Güçlü Aydoğan’ın da desteği ile Pc World dergisinde açık kaynak köşesinde bir süre haber ve inceleme yazıları yazdım.

Bu dönem ve sonrasında da pek sevgili Ümit Bozkır, Arda Çetin ve adını hatırlayamadığım bir çok özgür yazılım gönüllüsü ile birlikte standlar kurduk, fuarlara katıldık, LKD’yi temsil ettik.

Yine bu dönemlerin sonuna doğru Penguen Yazılım bünyesinden Kosgeb desteği alan firmalara Linux’a giriş eğitimi verdim.

Bu arada üniversite bitmek üzereydi, staj yapmam gerekiyordu. 2006 yılında ki Özgür Yazılım günlerinde Erkan Tekman’a Pardus projesinde staj yapıp yapamayacağımı sordum, karşılığında aldığım “stajı boş ver gel yarı zamanlı ekibe katıl” cevabının ardından 2006 Nisan’ında Pardus serüvenim başlamış oldu.

O aralar sıkça ilgilendiğim web teknolojileri konusunda da kendimi geliştirebilmek için aynı zamanlarda Octeth’te PHP ile ilgilendim, Cem Hürtürk’ün de desteği sayesinde Octeth’in amiral gemisi OemPro için bir kaç özellik ekledim.

Sonra okul bitti, artık tam zamanlı olarak bir işe başlamam gerektiğinden 2007 yılında Tübitak Uekae’de Pardus Projesindeki çalışma hayatıma başladım…

2009 Ağustos ayında işe güce kısa bir ara verip 2010 Şubat’ında tekrar işe başladım. 14 Aralık 2011’de ise Tübitak günlerim sona erdi.

Pardus projesinde çalıştığım dönem boyunca bir çok alt projede görev aldım, sahipsiz olan bir çok gereksiz işi de yaptım. Yalı, Yönetici Ailesi, Grafikler, arayüzü olan hemen hemen her Pardus teknolojisine katkıda bulundum. Zaman su gibi geçti gitti. Çok güzel günlerdi, çok güzel insanlarla tanıştım arkadaş oldum. Yaptığım hiç bir şeyden de pişman olmadım. Çoh iyiydi yani.

26 Aralık 2011

Posted In: gezegen.linux, gezegen.pardus, is, life, lkd, ozguryazilim, pardus, tarih, tubitak, Türkçe

Sqlite Managment Tool (Sqlite Yönetim Aracı) PhpliteAdmin

Böyle ufak ufak siteler yapıyorum, uygulamalar yazıyorum falan tabi hızlı bir çözüm olarak çoğu zaman özellikle django kullanırken sqlite3 kullanıyorum. Elbette django kullanırken model de ne varsa veritabanında o oluyor. Ancak yine de bir sqlite yönetim aracına ihtiyaç duyuyordum.

http://code.google.com/p/phpliteadmin/ adresinde bulunan php ile hazırlanmış harika araçla sqlite veritabanlarınızı yönetebiliyorsunuz. Tek yapmanız gereken password ve directory değerlerini değiştirmek.

25 Aralık 2011

Posted In: linux, pardus, Sqlite

Python ile ufak bir resim boyutlandırma betiği

Pampalar şimdi malumunuz ben linux kullanıcısıyım bu blogumdan da belli oluyordur. :P Ama tamamen alışkanlık ve kod yazmayı sevmekten dolayı konsol kullanmasını seviyorum. Geçenlerde okulda bi resim boyutlandırma ve video çevirme işlemi lazım oldu windowstaki gibi iki saat programlarla cebelleşmek yerine hemen konsoldan birer satırlık (ffmpeg ve imagamagick şahaneleri ile) kodla işimi gördüm. Burda amaç havalı görünmek değildi işi hızla bitirmekti.

Müdür yardımcımız hemen yapıştırdı siz linux kullanıyonuz ya dedi :) yani konsol falan :) Bunun konsol haricinde de yapılabildiğini anlattım ama seviyorum böyle dedim ama yine de tuttum bir de python betiği yazdım hacılar.
Adını da feriha koymadım pyresim koydum ( isim bulamadım salladım) github a da koydum ha :) alın bakın kullanın falan diye :)
https://github.com/birtanyildiz/pyresim

Ekran Görüntüsü

22 Aralık 2011

Posted In: linux, pardus, python

Pardus Kurumsal 2 – Sistem Koruma (Sistem Dondurma)

Bilişim teknolojileri sınıflarında, İnternet kafelerde ve bilgisayarların halka açık olarak birden fazla kişi tarafından kullanıldığı yerlerde bilgisayarın ayarlarını ve sistemini korumak için çeşitli yazılımlar ve donanımlar kullanılır. Bilgisayar koruma kartı olarak geçen bilgisayarın PCI yuvasına takılan kartlar çok sağlıklı çalışmamakla birlikte zaman zaman sorunlara yol açmaktadır. Bu nedenle genelde bilişim teknoloji sınıflarındaki bilgisayarlarda bulunan kartlar sökülerek yerine “Deep Freeze”, “Drive Vaccine” vs. tarzı programlar kurulmaktadır.

Linux sistemlerine gelince birkaç yazılım olmasına rağmen kabul görmüş, kullanılan sağlıklı bir özgür yazılım bulunmamaktadır. (veya ben haberdar değilim)

Linux kullanıcı yapısında yönetici hesabına (Root) veya yönetici hesabı yetkilerine sahip olmayan bir kullanıcı /home dizini haricinde hiç bir klasör veya dosyaya erişememektedir. Bu aslında başlı başına bir korumadır. Standart bir kullanıcı sistemi bozacak herhangi bir etkide bulunamaz. Ancak düzeni bozabilir. 🙂 Bilgisayarın masaüstü duvar kağıdı görüntüsü olmadık bir görüntü ile değişebilir, masaüstü gereksiz dosyalar ile dolabilir, çalışan programların ayarları değişebilir, tarayıcıların başlangıç sayfaları değişebilir ve daha neler neler…

Batuhan Bayrakçı’nın bir yorumu üzerine fark ettim.
http://www.muratselcuk.com/ozgur-bilisim-teknolojileri-sinifi/#comment-207

Pardus-Linux.Org eDergi 32.Sayıda Ercan Topalak tarafından hazırlanan yazıda güzel ve kullanışlı bir çözümden bahsedilmektedir.

Bende bu yöntemi kendi bilişim teknolojileri sınıfımda Pardus Kurumsal 2 sürümümü üzerinde kullandım.

Burada yapılması gerekenleri konsol ekranı üzerinden anlatacağım.
Öncelikle /home dizinindeki kullanıcı klasörünün(benim örneğimde “ogrenci”) yedeğini /root dizini altına alıyoruz.

sudo cp -R /home/ogrenci/ /root/

Daha sonra yedek aldığımız bu dizinin sahipliğini kullanıcı üzerine alıyoruz.

sudo chown -R ogrenci:ogrenci /root/ogrenci/

Pardus Kurumsal 2 için açılışta çalışması için düzenleyeceğimiz dosyayı açıyoruz. Bu dosyanın adı ve yolu farklı dağıtımlarda farklı olabilir.

kdesu kwrite /etc/conf.d/local.start

sonra aşağıdaki satırı “local.start” dosyasına ekliyoruz. Bu kod ile Belgeler klasörünü hariç tutarak bütün kullanıcı dizinini aldığımız yedekten geri yüklüyoruz. “rsync çok faydalı bir araç, “rsync –help” komutu parametreleri incelenebilir. Çok çeşitli parametrelere sahip.

rsync --del -av /root/ogrenci/ /home/ogrenci/ --exclude 'Belgeler'

Şimdilik her şey yolunda gözüküyor. Ne kadar kullanışlı olduğunu zamanla göreceğiz. Tabi bunun yanında çok kez reset atılan ve sık kesilen elektrikler nedeni ile kapanan bilgisayarlarda bulunan Linux işletim sistemlerinin ne kadar sağlıklı çalışacağını senenin sonunda gözlemlemiş olacağız…

Kaynak:
http://ankabilisim.org/2011/06/dondurulmus-uzaktan-kumandali-gnulinux/
http://www.pardus-linux.org/dergi-konulari/32/dondurulmuş-uzaktan-kumandalı-gnulinux/

22 Aralık 2011

Posted In: deep freeze alternatifi, linux, Linux deep freeze, Linux sistem koruma, pardus, Pardus Deep freeze alternatifi, Pardus deepfreeze, Pardus disk koruma, Pardus Kurumsal 2 deep freeze, Pardus Kurumsal 2 sistem koruma

Bir kitaplığın portresi

Bundan bir buçuk ay öncesinde The New Yorker dergisinde güzel bir yazıya denk gelmiştim. Maalesef paylaşılabilir bir yazı olmadığından sizlere sunamadım içeriğini. Yazı, bir süre önce kayınbabasını kaybeden ve ondan geriye kalan devasa bir kitaplık ve kitapları nasıl değerlendirmesi gerektiğini bilmeyen bir yazarın anıları hakkında. Aşağıdaki resim bu kitaplığa ait:

Kayınbabasını öldükten sonra bu kitaplar miras kalıyor kendisine. Fakat bu büyüklükte bir kitaplığı ve haliyle kitapları saklayacak yeri olmayınca bunlarla neler yapabileceğini düşünmeye başlıyor.

Bundan yaklaşık iki yıl önce kitaplar ve kitaplıklar hakkında bir yazı yazmıştım: Kitaplar üzerine. Bu yazıyı Rands‘ın “Kitaplıklar insanların özelliklerini, ilgi alanlarını ve kısacası hayatını sergileyen anıtlar haline gelmiştir. Yabancı bir eve girdiğimde ilk yaptığım iş kitaplığına bir göz atmak. Böylelikle anında bir çözümleme yapabiliyorum.” yorumu üzerine yazmıştım.

Ben hâlâ bu şekilde düşünüyorum.

Fakat New Yorker‘deki yazı, tam tersi bir bakış açısına yer vermiş. James Wood, kayınbabasının kitaplıklarını bir yere taşıyamayacağını anladığında satmaya karar verir. Fakat bir yandan kitaplara da göz atıyor, kayınbabası ile ilişkilendirmeye ve kitaplar üzerinden onun portresini çıkartmaya çalışıyor. Fakat bunda başarılı olamıyor. Kitapları araştırdıkça çizmek istediği resmin (mecâzı anlamda) aslında kayınbabası ile hiç ilgisi olmadığı ortaya çıkıyor. Bununla ilgili kısmı tekrar dergiden çıkartıp yazdım:

“We had a couple of breaks. An online bookseller, who deals in rare books and first editions, came and picked through what interested him, and filled his old Volvo with boxes. A few days late, an English bibliophile, who teaches philosophy at Queen’s University, did the same. I enjoyed their obvious excitement, my enjoyment tempered by the sensation that the library was suffering death by a thousand cuts

For in any private library the totality of books is meaningful, while each individual volume is relatively meaningless. Or, rather, once separated from its family, each individual book becomes relatively meaningless in relation to the original collector, but suddenly newly meaningful as the totality of the author’s mind..

.. In this strange way, our libraries are like certain paintings that, as you get closer to the canvas, become separate and unreadable blobs and daubs of paint.

And in this way, I began to thinks, our libraries perhaps say nothings very particular about us at all. Each brick in the wall of a library is a borrowed brick”

Sizce bir kitaplık bir kişiyi tarif edebilir mi ? Yabancı bir eve girdiğimizde kişinin kitaplığına göz atarak onun neyle ilgili olduğunu, neyi sevdiğini, neyle ilişkili olduğunu öğrenebilir miyiz?

16 Aralık 2011

Pardus Kurumsal 2 – NTP Zaman Sunucusu (NTP Server) Kurulumu

Kullandığımız bilgisayarların saat ve tarih ayaları zaman zaman çeşitli sebeplerle geri kalabiliyor veya ayarı değişebiliyor. Örneğin Bios pili bitik bir bilgisayarın saat ayarları kayıtlı kalmıyor. Tarih ve saatin doğru ayarlı olmaması durumunda bazı programlar çalışmıyor ve ağ üzerinde çeşitli sorunlar yaşanabiliyor. Bu noktada Zaman Sunucuları devreye giriyor. İnternet üzerinde ücretsiz hizmet veren birçok zaman sunucusu mevcut. Güncel işletim sistemlerinin pek çoğunda tarih ve saatin bu sunucular vasıtası ile güncellenmesi sağlanabiliyor. Fakat çok sayıda bilgisayarın bulunduğu büyük ağlarda yada İnternet bağlantısı sorunlu olan yerlerde (Ör: Okullardaki Bilişim Teknolojileri Sınıfı) Kendi zaman sunucumuzu kurabiliriz.

Pardus Kurumsal  2 üzerinde gerçekleştirdiğim kurulum adımlarını anlatacağım.
Benim Sunucu bilgisayarımın ip si 192.168.2.200
Öncelikle Sunucu bilgisayarda,

Paket Yöneticisinden “ntp-server” paketini kuruyoruz.

Konsoldan ntp-server kurulumu

sudo pisi it ntp-server

ardından konsol yardımı ile ntp.conf dosyası açıyoruz

kdesu kwrite /etc/ntp.conf

üzerinde bazı eklemeler yapıyoruz.

server 192.168.2.200
restrict 192.168.2.0 mask 255.255.255.0 nomodify notrap
server 127.127.1.0 # local clock
fudge 127.127.1.0 stratum 10

dosyayı kaydedip çıktıktan sonra Servisi aşağıdaki komutlar ile her açılışta açılmasını sağlayıp başlatıyoruz.

sudo service ntpd on
sudo service ntpd start

Evet zaman sunucumuz çalışmaya başladı.
Sıra geldi zamanı güncelleyeceğimiz istemci bilgisayarlar ayarlarına
istemci bilgisayar üzerinde herhangi bir kurulum yapmamıza gerek yok çünkü “ntp-client” paketi zaten kurulu olarak geliyor. (eğer değilse “pisi it ntp-client” komutu ile yada Paket Yöneticisinden kurabilirsiniz.)
Öncelikle saat ve tarih ayarını değiştirip eski bir tarihe ayarlayalım.
sonra denemek için konsolda aşağıdaki komutu uyguluyoruz.

sudo ntpdate 192.168.2.200

bu komut sonunda istemci bilgisayarın saati sunucu bilgisayarın saati ile eşitlenmiş oluyor.

bunu otomatik olarak gerçekleştirmek için öncelikle istemci bilgisayarın ntp.conf dosyasına sunucunun tanımlanması gerekiyor bunun için;
ntp.conf dosyasını açıyoruz.

kdesu kwrite /etc/ntp.conf

Not:Bu dosya istemci bilgisayarda olmayabilir yok ise boş bir dosya olarak yaratılıyor.

Bu dosyanın içine aşağıdaki satırı ekliyoruz.

server 192.168.2.200

Sonrasında ntpdate servisini başlatıp açılışta başlamasını sağlıyoruz.

sudo service ntpdate on
sudo service ntpdate start

artık istemci bilgisayar saati zaman sunucumuz ile otomatik olarak güncelleştiriliyor.
Kurduğumuz bu zaman sunucusu ile isterseniz Windows istemcilerin de saat ve tarih ayarlarını güncelleyebilirsiniz.(Saat ve tarih ayarları bölümünde İnternet saati kısmına sunucu ip no sunu girilecek.) (Ben Windows 7 ile denedim çalışıyor.)

13 Aralık 2011

Posted In: linux, ntp-client, ntp-server, ntp.conf, ntpdate, Pardum Kurumsal NTP Server, pardus, Pardus kurumsal 2 ntp-server, Pardus Kurumsal Zaman Sunucusu, Pardus Ntp Server, Pardus Zaman Sunucusu, Sunucu Sistemleri

IstStatus Servisinin Susturulması ve Güvenlik Anlayışımız

Dün birçok havacılık meraklısı insanın yanısıra otellerin ve havayolu şirketlerinin çeşitli havalimanlarına iniş yapacak olan uçakları görebildikleri, kule ile aralarında olan telsiz konuşmalarını dinleyebildikleri iststatus.com kapatıldı. Kapatılma sebebi ise “güvenlik”. Devlet Hava Meydanları İşletmesi, VIP uçakların içerisindeki yolcuların, uçak kodunun, havadaki pozisyonunun herkes tarafından açık olarak görülmesinin bir güvenlik zaafiyeti oluşturduğunu düşünmüş ve öyle görünüyor ki teröristlerin bir saldırı yaparak uçağı düşürmelerinden korkarak kapatılmasını sağlamış [0]. Bu düşünce tarzının yanlış olduğunu, kafamıza kuma gömmek olduğunu ve doğru olanın ne olduğunu bir şekilde DHMİ’ye anlatmak gerekiyor.

Konuyu daha iyi anlayabilmek için iststatus.com ‘un bu servisi nasıl sağladığına fazla teknik detaya inmeden bir bakalım. Radar sistemlerinin nasıl çalıştığını hepimiz az çok biliyoruz. Bir radar sinyali göndererek objelerden seken sinyali işleyip bu objelerin bize olan uzaklığını hesaplayarak objelerin konumunu belirleyebiliyoruz. Havacılıkta bu radara Birincil Radar (Primary Radar) deniyor ve genel olarak yedek olarak kullanılıyor. Ancak şöyle bir sorun mevcut, uçakların kuleye olan uzaklık bilgisinin yanısıra yerden olan yüksekliği, uçak kodu gibi bilgilerin de bilinmesi gerekiyor. Bunun için birincil radar yetersiz kaldığı için İkincil İzleme Radarı (Secondary surveillance radar) kullanılıyor. Basit olarak her uçak gerekli bilgileri içerisinde barındıran bir alıcı/verici (transponder) taşıyor. İkincil izleme radarı bir sinyal gönderip bilgi istediği zaman uçaklarda bulunan bu alıcı/verici gerekli bilgiyi kodlanmış (şifrelenmiş değil) bir biçimde 1090 MHz‘den yayınlıyor.  DHMİ’nin söylediğinin aksine şunu belirtmek gerekir ki bu bilgi uçağın içerisindeki yolcu bilgilerini kapsamamaktadır.

IstStatus‘un yaptığı şey zaten herkes tarafından görülebilen, şifrelenmemiş ve 1090 MHz’de gönderilen veriyi anlamlı bir veri haline getirip 3 dakika gecikme ile insanlara sunmak. Telsiz konuşmaları da tek bir kanal değil, birden fazla kanal dolaşılarak veriliyor. Bu kanallar, benim bildiğim kadarıyla, yer, yaklaşma, ve kule. Burada konuşulanlar ise tamamiyle havacılıkla ilgili ve anormal bir durum olmadığı sürece “TK 321, yüksekliğini aaa’ya çıkar, hızını bbb’ye düşür, baş kısmını da ccc’ye yönelt” şeklinde ve herhangi bir önemli bilgi içermiyor. Tekrar hatırlatmak gerekiyor ki bu telsizler de herkes tarafından rahatlıkla dinlenebilir.

IstStatus türünün tek örneği değil tabi ki. Dünyanın birçok yerinde, görünüllü insanlar evlerinin çatılarına basit bir telsiz anteni ve az önce bahsettiğim 1090 MHz’de yayınlanan veriyi anlamlı hale getirecek cihazı koyarak (ADS-B Receiver) insanlara havaalanında neler olduğunu sunuyor. Bunun çeşitli yararları mevcut. Birincil olarak havacılıkla ilgilenen çeşitli insanlar kuleyi takip ederek muhabere konusundaki bilgilerini genişletiyorlar. Bu, aynı zamanda kulede ya da uçakta meydana gelen bir olumsuzluk durumunda otokontrol sağlıyor. Bir diğer yararı ise oteller ve misafirlerini havalimanında karşılayacak olan oluşumlar bu sayfayı takip ederek uçağın nerede olduğuna bakarak araçlarını zamanında çıkarıyorlar ve havalimanındaki gereksiz trafik engellenmiş oluyor. Bunu, iststatus kapandığından beri Atatürk Havalimanında yaşanan araç trafiğinden anlayabiliriz.

Herhangi bir terörist eylemi gerçekleştirme planı olan bir insan, 3 dakika gecikme ile aldığı bilgiyi kullanmayacaktır ve daha sofistike düşünmesi gerekir. Elinde yaklaşık olarak 400-500€ maliyeti olan ADS-B alıcısı olan bir insan bu bilgileri zaten görebilecektir. Şu anda alınan karar kafamızı kuma gömmekten başka bir şey olmamakla birlikte otokontrolü ve havacılık meraklılarının çalışmalarını engellemektedir. Öyle görünüyor ki kuledeki insanlar ve DHMİ, bu otokontrolden rahatsız oluyorlar. Dilerim ki havacılık meraklıları, telsiz meraklıları ve bir şekilde iststatus’den yararlanmış insanlar bu konunun peşini bırakmaz.

[0] http://www.airporthaber.com/iststatus-susturuldu–36590h.html


12 Aralık 2011

Posted In: adb-s, dhmi, güvenlik, iststatus, Linux Gezegeni, ltba, Oi-gezegeni, Pardus-gezegeni

Bulutlara Yükselen Şehirler

Bulut bilişim hakkındaki bu bloga hoşgeldiniz.

Şu anda göz attığınız bu blogun ilk yazısı olmasından dolayı, hem bulut bilişimin ne olduğu, bu terim karşısında aslında ne anlaşılmasi gerektiği ve tarihsel gelişim sürecini bir metafor kullanarak açıklama yaklaşımı cazip geldi. Bulut Bilişim ve sanallaştırma ihtiyacının IT sektörüne yaptığı asansör etkisi üzerine bir makale :

Bulutlara Yükselen Şehirler
Şehirlerde yaşamın geçirdiği evrelere bakarsanız,önce 2-3 katlı tahta malzemelerle inşa edilen binalarda başlayan yaşantı, beton kullanan inşaat tekniklerinin yaygınlaşmasıyla önce 4-5 katlı, merdiven yoluyla üst katlara da ulaşılabilen hale geldi. Beton ve çelik kullanılan mimarilerde 10-20 katlı binalar üretebilmek mümkünken, insanların çokca merdivenli binaların üst katlarını tercih etmemesi gibi gayet açık, insani ve pratik sebeplerden dolayı asansorün icadına kadar geçen süreçte çok katlı binaların yaygın olmadığı bilinir. Asansör gibi aslında oldukça mekanik ve dönemin diğer gelişmelerine rağbetle (tren, otomotiv, elektrik ve telefon) basit sayılabilecek bir icat, şehirlerin tıkanmak üzere olan kabını kırarak 20-30 katlardan başlayan sonraları 100 ve üzeri katlı binaların inşasını ve kullanımını mümkün kıldı.

Bu dönemlerden geçerken ortalama bir insanın yaşam alanı ihtiyacının aşağı yukarı aynı olduğunu (yatak odası, oturma odası ve benzeri), asansörün icadının binalarda yaşayanların hayatını çok da etkilemediğini söyleyebiliriz. Belki üst katlarda oturmanın faydalarına manzara, daha fazla güneş ve uzağı görebilme, aynı binada oturanların ısınmadan ötürü yakıt tasarrufu etmesi, çatı, su deposu gibi alanların ortak kullanılması ve bakımlarının da ortak yapılması, kapıcı servisi vb gibi şeyler yazsak da çok da net bir kazançtan bahsetmek zor.

Sanallaştırmanın Bilişim üzerindeki asansör etkisi
Asansörün icadı, insanların bir binanın 5. katında yaşamak yerine 50. katta yaşanması olasılığını getirir, ancak arada kullanımsal farklar kısmen yok denebilecek ölçüdedir. Bunu bilişim dünyasına uyarlarsak, bir muhasebe yazılımının, kişisel dosyaların, emaillerin, bulut üzerinde bulunması kullanıcıya mobilite kazandırsa da temel işlevler göz önünde bulundurulduğunda avantajlı demek doğru olmaz. İnşaat mühendisliği, mimarlık ve müteahhitlik gözüyle bakıldığında ise asansörün icadı ve aynı metrekaredeki alana 5 katlı yerine 50 katlı bina yapabiliyor olmak, karlılığı neredeyse 10 katına arttıran, yeni inşaat tekniklerinin geliştirilmesini zorunlu kılan, yangın, deprem gibi farklı afetlere karşı daha gelişmiş karmaşık yöntemlere ihtiyacı açığa çıkaran tamamen yeni bir dönemin başlangıcıdır. Bilişim donanımı dünyasında artan işlemci güçleri ve ucuzlayan fiyatlar dikine (scale up) türü ölçeklemeyi kolaylaştırsa da ardı arkası gelmeyen data ve istek akışının karşılanması için yatay (scale out) ölçekleme tekniklerinin uygulanması ancak Bulut Bilişimle birlikte gelen yaklaşım ve metodlar sayesinde olabilir.

Bulut Bilişim kim için var?
Bulut bilişim herşeyden önce bir bakış açıcısıdır, bir metodolojidir, özünde eski bir soruna yeni bir yaklaşımdır. Ama end user dediğimiz kullanıcılara neredeyse transparan dır, dikkatsizce bakıldığında farkedilemez, bu da onu cazip kılan en önemli unsurların başında gelir. Asansörün icadı, işi emlak ve inşaat olan, şehir içinde bolca arsa toplamış olan yatırımcıların gözlerinden tatlı tatlı süzülen sevinç göz yaşlarına nasıl yol açtıysa Bulut Bilişim de biz IT profesyonelleri için aynıdır. Sevinçten ve keyiften buluta dair bloglarda methiyeler düzmekten tutun da, bilişim dergilerinde boy boy reklam ve yazı yayınlamaya kadar tüm aktiviteler bu yüzdendir.

İşin şaka yanı bir tarafa, Bulut Bilişim'in kazandırdıkları, bu tek yanlı açıklamayla tabii ki açıklanamaz. Her şeyden önce şehirlerde yaşayan insanların sayılarının her sene katlanarak artması, onların barınma ihtiyaçlarını paralelinde getirdiğinden ötürü önce asansör ihtiyacı doğdu ve bu ihtiyaç da icadı peşinden getirdi. İnsanların köylerden akın akın gelerek daha fazla sayılarla şehirlerde yaşamasını da her geçen gün artan internet,mobil kullanımına benzetebiliriz. Asansörün mü şehirleşmeyi başlattığı, yoksa şehirleşmenin mi asansör icadına imkan sağladığı biraz yumurta ve tavuk hikayesi gibidir, iki varsayım ayrı ayrı veya birlikte doğru olabilir. Bu bağlamda sanallaştırma Bulut Bilişimi, Bulut Bilişim ihtiyacı da sanallaştırmayı getirmiş olabilir, yaygın olan varsayım sanallaştırmanın Bulut Bilişimi yumurtladığıdır.

Sanallaştırmaya (Virtualization) asansör dediğimiz anda, asansörün yukarı aşağı hareketini sağlayan halat ve rayları da dağıtık depolama tekniklerine (SAN, NAS storage) benzetmek gerekir, Bulut Bilişim de her geçen gün yükselen şehirlerde yeşeren yaşam tarzının yeni adıdır. Merdivenlerin olduğu ve sıkca kullanıldığı dönemde merdiven ustaları ve merdiven bakımı gerekirken, asansörlü dönemde artık asansörün bakımını yapan mekaniklere de DevOps adı verilir, ki bu giderek önem kazanan ve Sistem Yöneticiliğinden farklı olan disiplin konusunda ayrı bir yazıda değineceğim.

Bulut Bilişim, exponential olarak artan data ve ihtiyaca bağlı olarak 3 farklı disiplinin zaman içerisinde yeterince olgunlaşması sayesinde var olabildi. Bu disiplinler birbirinde bağımsız olarak son 10 senedir farklı isimlerde ve uygulama alanlarında kullanılıyorlardı. Sanallaştırma 2000`lerin ortalarından beri var olan ve öncelikle masaüstünde ve konsolidasyon projelerinde tercih ediliyordu. Dağıtık depolama (SAN, NAS, FC ve distributed file systems) maliyet bariyerini aşarak yaygınlaşamamış, uygulama alanı olarak öncelikle highly available sistemlerin mimarilerinde kullanılıyordu. En son ve IT profesyonelerini en çok ilgilendiren en önemli disiplin, bilgi/birikim, alet kutusu ve yaklaşım metodolojileri (ya da kısaca DevOps) Web 1.0 döneminde pişti ve refine olarak bugun ihtiyaç duyulan olgunluğa ve kıvama ulaştı.

Yukarıda kullandığım metafor Bulut Bilişimin bir çok özelliğini, özellikle aynı altyapıda daha yoğunluklu (CPU ve RAM fiyatlarının düşmesine paralel) konsolidasyon sağlaması, beraberinde getirdiği metod ve ihtiyaç farklılıkları açıklamak için yeterli, ancak en önemli kazanımlardan biri olan high availability (halen doğru Türkçesini bulamadım) bu metaforda eksik kalıyor. Bulut Bilişim sayesinde, işletim sistemlerini kaydırma yöntemleriyle 6x9, yani %99.9999 verimliliğe ulaşabilmek çok da zor değil. Ayrıca Bulut Bilişim terimi sadece sanallaştırılmıs altyapıları değil aynı zamanda internet üzerinde çalışan yazılımların altyapısal sorunlara toleranslı olarak tasarlanmasını da (SaaS) kapsayacak şekilde kullanılıyor.

PC, IT, LAMP ve benzeri kısaltmaların tercih edildiği bilişim terminolojisinde kulağa oldukça hoş gelen bulut kelimesinin bu yeni trendin adı olarak neden seçildiğiyle ilgili webde bir kaç klasik tanım bulabilirsiniz. Ben, binaların göklere, bulutlara asansör dayayarak tırmanma sürecindeki şehirlerin yükselmesinin bir benzerini IT altyapısında gördüğümüz için Bulut Bilişim adı verildiği tezini hem daha romantik hem de daha keyifli olduğu için savunuyorum. Teknik ya da romantik tanımlar arasında tercih sizin :-)

İlerleyen yazılarda bu benzetmeleri açarak RAIN, 6 Nines, C&D ve BigData konularına değineceğim.

Not : "Teşbihte hata olmaz".

10 Aralık 2011

Posted In: Gezegen

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com