Internet, Yeni Medya ve Özgürlükler

Yeni Medya Kongresi, Kadir Has Üniversitesi 26 Şubat 2015

Bu konuşmada, ben interneti nasıl anlıyorum, nasıl görüyorum; internet için ne yapmaya çalıştım, çalışıyorum, internet için kalın çizgileri ile ne yapılmalıyı, yeni medya ve özgürlük bağlantısına ağırlık vererek anlatmak istiyorum.

İnternet, Soğuk Savaş günlerinde, Sputnik’in yarattığı şok sonrasında, ABD’nin Bilim ve Teknolojiye yönelmesinin yarattığı ortamda bir proje olarak ortaya çıktı. İnterneti ortaya çıkartan ARPANET projesi, Ordunun Araştırma Ofisince fonlandı. Ama, Internetin ABD Ordusu için, askeri amaçlarla geliştirildiğini söylemek haksızlık olur. Licklider “Galactik Ağ” ile bugünlere yakın bir ağ hayal ediyordu. Bu 1963 de oldu, ArpaNet’in ilk düğümünün kurulması 1969 Eylül, TCP/IP’nin kullanıma girmesi ocak 1983, webin ilk tasarımı 1989, ayağa kalkması ise 1993’de oldu. Bizim İnternete bağlandığımız yılda 1993 idi.

Kanımca, İnternet insanlığın gelişmesinde Sanayi Devrimi boyutlarında bir gelişmeyi temsil etmektedir. Neelie Kroes, AB’nin önceki başkan yardımcısı ve Sayısal Gündem komiseri, NetMonial konuşmasında, interneti toplumu yeniden yapılandırma açısından, elektrik, matbaa ve sanayileşme toplamından daha fazla olduğunu söyledi. İnternet, hepimizin yaşamını köklü olarak değiştirdi. Bazılarımız, internet öncesini hatırlıyor ama genç kuşaklar internetsiz bir yaşamı hiç görmedi. Peki, interneti nasıl algılamalı? Nedir İnternet? Buna herkes muhtemelen farklı bir cevap verecektir. İnsanlık, bilim ve teknolojinin öncülüğünde yeni bir toplum biçimine geçişin sancılarını yaşıyor. Buna genelde, “Bilgi Toplumu” diyoruz. Bilgi hep önemliydi. Niye şimdi “Bilgi Toplumu” diyoruz? Ekonomik kalkınmasının ana motorunun, bilim, teknoloji, ar-ge ve inovasyon olduğu, kısaca “bilgi” bulutunda topladığımız, insan beynin ürünleri olduğunu anladık. Bunun sonucunda tüm ekonomik hayat, hizmetler, kamu yönetimi, eğitim, sağlık, eğlence, örgütlenme, halkla ilişkiler, pazarlama kısaca yaşamın tüm boyutları bir değişim, yeniden yapılanma sürecine girdi. Birey tarihte hiç olmadığı kadar öne çıktı; bireysel gelişme olanakları artı, kendi başına bir merkez oldu; kendi matbaası, radyosu, televizyonu, gazetesi mümkün. Bunu makul ücrete, bazan bedava, hızlı ve kolay, uzman olmadan, yapabiliyor.

Hepimiz internet sayesinde, sınırların fiilen ortadan kalktığı, sosyal ve kültürel açıdan birleşen bir dünyanın parçasıyız. Kitleler soysal ağlar üzerinden birleşmekte, örgütlenmekte, toplumsal, kültürel ve siyasal etkinlikler yapmakta. Dünyayı sarsan politik gelişmelere en azından katalizor olmakta. Dünya üzerinde dağılmış gönüllüler imece benzeri bir yöntemle tüm insanlığın ortak malı ürünler üretmektedir: linux ve özgür yazılım dünyası, wikipedia, açık ders malzemeleri, creative commons lisanslı sanat ve fikir ürünleri gibi. Veriye dayalı paylaşım ekonomisi, akıllı ulaşım sistemleri, büyük veri temelli yeni uygulamalar, mobil uygulamalar, IoT, ağ temelli servislerin uzaktan verilmesi gibi pek çok yeni uygulamalar ortaya çıkmaktadır. Kısaca, devrimsel bir gelişmeyi hep birlikte yaşıyoruz. Gelişmenin ne yönde olacağınızı biraz sezinliyoruz, epey de yanılıyoruz. Bu gelişmeyi bireyler, STK’lar, kurumlar olarak etkileme gücümüz var.

İnternetin işaret ettiği Bilgi Toplumun bireyleri, bağımsız, inisiyatif alabilen, yaratıcı, farklı ve aykırı düşünebilen insanlar olacaktır. Bir başka deyişle, bu tür insanları yetiştiremeyen toplumlar, yarışı kaybedeceklerdir. İnternetin tüm toplumu, kamu yönetimini, iş dünyası, sağlık, eğitim, eğlence vs’yi her gün değiştirdiği ortada. İnsanların, toplum içinde eşit bir yurttaş hatta eşit bir dünya vatandaşı olması için bu teknolojileri çok rahat, kolay ve etkin kullanabilmesi gerekir. Bu hem kendini geliştirebilmek, toplumsal hizmetlerden yararlanabilmek, hem de toplumsal yaşama, özellikle siyasal hayata katılabilmesi için elzem olduğu aşikar. İnternetin dünyaya açılan bir sokak olarak düşünürsek, sokaktan gelecek çeşitli tehditler için güvenlik ve mahremiyetin korunması için ciddi bir okur yazarlık gerekmektedir. Gerekli okur yazarlık seviyesi, dinamik olmalı ve sürekli geliştirilmelidir. Bu okur yazarlık düzeyine bilgi/bilişim/yeni medya okuryazarlığı diyoruz. Bu okur yazarlık düzeyine ulaşamamış insanlar, eşit yurttaş olmak yeteneğini kaybedecek ve geri kalacaktır. İnternete erişim temel bir insan hakkıdır. Bu görüş, hem BM belgelerine hemde Avrupa Belgelerine (Konsey, Parlamento) ve Anayasalara girmeye başlamıştır.

Bu konuda 2 yeni eğilimden bahsedeceğim. ABD’nin önemli Bilgisayar Meslek Örgütü ACM, lise fen kolundan mezunların bir çok bilgisayar dersi alması gerektiğini söylüyor. Bir başka deyişle, Bilişimin temel kavramlarını her yurttaşa öğretmek zorundayız. Bilişim sistemlerini “büyülü tek tuş” sistemi algısından kurtarıp, olanaklarını, limit ve riskleri öğretmeli, ağ, veri tabanı, güvenlik, mahremiyet, etik, estetik, ifade özgürlüğü, hukuk temel kavramlarını öğretmeliyiz. Bunu tarihçiye, iş adamına, tarımcıya, öğretmene, kısaca her yurttaşa anlatmalıyız.

Yeni gelişen ikinci nokta programlamanın herkese öğretilme çabasıdır. Web’in kurucusu Tim Berners-Lee, inovasyon kongresinde herkese program yazmayı önermişti. Poltikacılara programlama öğretmeliyiz ki, doğru düşünmeyi öğrensinler diyor. Programlama öğrenmenin düşünme alışkanlıklarını olumlu etklilediği, bütünsel düşünmeyi geliştirdiği düşünülüyor. Bu bakışın sonunda, ana okulunda pogramlama öğretme, programlama kampları, hacketonları, çalıştayları vs ile bütün dünyada en başta gençleri programlamaya alıştırmak ve sevdirmek yönünde bir çaba söz konusu. Okul öncesi çocuklara da programlama öğretme çabaları var. Türkiye’de bu yönde kampanyalar ve çalıştaylar yapılıyor, bu konuda uzmanlaşan şirketler var.

Türkiye Ne Durumda ? Ne Yapılmalı ?

Kalın cizgilerle bakarsak, iyimser yönde dünya ortalamasını yakaladık, genelde Avupanın gerisindeyiz. Bazı sektörlerde iyiyiz, finans, e-devlet hizmetlerin sunumunda, uyap, vedop gibi bir çok hizmetde ödül aldık. Özgürlük, yasaklar, toplumsal cinsiyet, hukukun üstünlüğü, gelir dağılımı gibi indekslerde cok gerideyiz, yer yer utanılacak konumdayız. Türkiye bir yandan, internet ve temsil ettiği bilişim, ar-ge, inovasyonu teşvik için, e-devlet projeler, örnek vaka haline gelmekte olan fatih projesi için çömertce para harcıyor, rol model olarak Bill Gates, Steve Jobs, Zukerman’ı öne çıkartıyor, öte yandan gerekli ön koşul olan özgürlükler, hukukun üstünlüğü, ifade ve basın özgürlüğü ve adil rekabet koşullarını sağlaması gerektiğini anlayamıyor, algılayamıyor, uygulayamıyor.

-Türkiye İnternetin neyi temsil ettiğini kavrayamadığı için, internetin gelişmesi, toplumsal yarar sağlanması, toplumu bütünleştirmesi, dünya ile rekabetin önemli aracı olarak kaullanmaya odaklanamamış, daha çok tasaruf, ihracatı teşvik gibi parçalara odaklanmaya çalışmıştır. Bu nedenle, bütünsel, tüm paydaşları kapsayan, ortak aklı ortaya çıkaran katılımcı yapılar kuramamış ve ortaya çok parçalı, daha çok marjinal problemlere ve dar çıkarlara odaklanılmış ve sonuçta Türkiye gemisinin rotası Bilgi Toplumuna dönememiştir. Gates, Jobs, Zukerman çıkartmak isteyenler, Twitter, facebook ve Youtube’un kökünü kazımayı hedeflemişlerdir.

Benim eskilerde epey tekrarladığım bir önerimi kısaca izninizle özetlemek istiyorum: 1) strateji, 2) siyasal irade, 3) sorumlu koordinasyon merkezi (bakanlık, müsteşarlık), 4) her yıl gözden geçen eylem planı, 5) TBMM de komisyon, 6) yıllık, herkese açık değerlendirme, geri besleme yapıları (konferans). Bir başka deyişle, işin önemini kavramış bir siyasi liderlikle, tüm paydaşları içeren, tüm toplumu kapsayan, katılımcı, saydam, yönetişimi öne çıkaran yapılar kurmak gerekir. Gerisi gelir. Tekrarlamakta yarar var: özgürlük, hukukun üstünlüğü, aykırı ve farklı görüşlerin yeşereceği bir ortam ön koşul.

Peki, yeni medya okur yazarlığı yelpazesinde Türkiye ne durumda? Ben konu uzmanı değilim. Elimde sunucak bilimsel veriler yok. Deneyimlerimden hareketle bir kaç şey söylemek gerekirse; durum pek parlak değil. Konferanslara bildiri sunan, kurslara katılan, katılmak isteyenler, bilişim sınıfındaki öğrencilere bakınca durum düşündürücü. Hiç grup haberleşmesine katılmamış, açık yönergeyi anlamayan, yönergeyi okumayan, şu adrese yazın denmesine rağmen, o mesajı cevaplayan o kadar çok ki.

Kendi maceram konusunda bir kaç sey söyleyip bitirmek istiyorum. Bilkent’e 1987 Haziranında katıldım. Yurt dışında iken o zamanki İnterneti kullanmıştım. Birkaç ay sonra Bilkent, ODTÜ üzerinden bir terminal ile Bitnet ağı olan TÜVAKA’ya bağlandı, daha sonra kendi makinası üzerinden bağlandı. Bağlantı tüm ülke içinde 9.6Kps, idi. 89 yılında Ege’deki düğüm üzerindeki DOST listesinde niye TCP/IP (İnternet) ağına bağlanmıyoruz tartışması oldu. Ben o tartışmanın aktif katılımcılarından biriydim. 12 nisan 1993’de Türkiye İnternete bağlandığında, herkese çok savunduğum İnterneti anlatmak zorunda hissettim. 1993 Bilişimde bir oturumda, Attila Özgit ve Ufuk Çağlayan’la buluştuk. Ufuk GOSIP hakkında, Attila TR-Net hakkında bende “İnternet: Eğitim ve Araştırma Yeni Olanaklar” başlıklığıyla konuştum. O yıl sonunda DIE’de istatistik Kongresinde İnterneti anlatan bir seminer verdim. Notları özet olarak Cumhuriyet Bilim Teknikte yayınlandı. 94 Şubatında Tubitak’ta Üniversitelere yönelik bir demo yapılmıştı. Benim notlarım gelişmişti. O dağıtıldı. 1994 yılında servis.net.tr çalışmaya başladı (ODTÜ’de). MAM’da benzeri bir servis başladı. Benim notlar, “İnternet: Bilgiye erişimin yeni araç ve olanakları” adıyla yayınlandı. 94 bilişimde “İnterneti Nasıl Geliştiririz?” konulu bir forum/çalıştay yaptık. Pek bir şey çıkmadı. Konuyu bilende azdı. Servis.net.tr ve MAM servisi ya x.25 üzerinden ya da şehirler arası tarifeden ve düşük kapasite modemlerle çalışıyordu.

Tr-net ile TT (PTT) arasındaki İnterneti birlikte büyütme projesi görüşmeler koptu. TT ihaleye çıktı. TUR-NET ortaya çıktı. İhalenin ertesi günü, inet-tr yapıldı. İnet-tr , üniversitelerde ortaya çıkan çatışmaları azaltmak, herkesi bir masa etrafında toplamak ve ortak akıl oluşturmak amacıyla ortaya atıldı. İlk konferans buna odaklandı. İnet-tr’96 yı yeni kurulan Yeditepe’de, ’97 de ODTÜ’de yaptık. Kamuya yönelik ve demokrasi oturumları hep öncelikliydi. İnet-tr’97 de özel bir kamu oturumu yaptık. Başbakanlıkla temas halindeydik, onlara ilk web, mail ve gopher sunucunu ben kurmuştum. 1997 konferansında Internet Üst Kurulu kurulma kararı çıktı. İlk toplantı Ocak 98 de idi. İlk toplantıdan sonra İnternet Haftası kararı çıktı. İnternet günü önerisi, İnternet Haftasına döndü ve 2 hafta olarak uygulanmaya başlandı. Şubat 98 de ise KamuNet konferansı yapıldı.
İnet-tr’98 de ise Akademik Bilişime karar verildi.

Kamunet 1 kere yapılabildi. Bazıları içten bazıları dıştan engellediler. Bu yıl inet-tr’nin 20.sini yapacağız. Akdemik Bilişimin 17.sini yaptık. İnternet Haftasının 18.sini yapacağız.

Bu arada bunlarla içice Özgür Yazılım ve Linux etkinliklerini yaptık. Linux kampını 2010’da başlattık. Akademik Bilişim öncesi 4 günlük kurslarıda 2010 da Urfa Konferansında başlatmıştık.

Tüm bu etkinliklerde interneti toplumun gündemine taşımak, internet kültürünü yaymaya çalışmak, bilgi ve deneyim paylaşım ortamı sunmak, insan gücü yetişmesine katkıda bulunmak, ortak akıl oluşması için çaba harcamak, iyi bir örnek olmak, ve bu konuların tartışılması için bir platform oluşturmak hedeflenmişti. Bu platformları ayakta tutmaya çalıştık. Bunu benimle birlikte hareket eden, destek olan pek çok kişiyle birlikte yaptık. “İnternet Çetesi” sözünü duyanlar, bunun bizim çekirdek kadromuz olan Ufuk, Attila ve Ethem Derman’ı kapsadığını bilir. Ama, pek çok dosttan, internet gönüllüsünden destek aldık.

Peki bundan sonra ne yapmalı? Benim nacizane önerilerim: pozitif yaklaşmak, teslim olmamak ve elden gelen çabayı, olabildiğince örgütlü bir şekilde göstermektir. Bazı daha somut örnek olarak, bu konuların doğru terim ve çerçevede tartışılmasına çaba harcamak, bu konularda ciddi araştırma yapmak ve bunu yayınlamak (bilimsel dergilerle, sınırlı olmamak kaydıyla), interneti etkin bir şekilde kendi işimizi daha iyi yapmak için kullanmak, topluma örnek olmak ve destek isteyen gruplara destek olmaktan bahsedebiliriz. Topluma Entelektüel liderlik etmek akıldan çıkmamaması gereken bir hedef. İnterneti diğer teknolojilerle birlikte kullanmaktan kaçınmamak, clicktavizm den uzak durabilmek önemli.

Ülkede ve dünyada yanlız değiliz. Eşit bir dünya vatandaşı olarak tüm dünya ile empati ve dayanışma içinde olmak gerekir.

İflah olmaz bir iyimser olarak, eski slogınımı tekrarlamama izin verin:

İnternet Yaşamdır !

yenimedya-sunum

8 Mart 2015

Posted In: bilgi toplumu, bilişim, demokrasi, Fatih Projesi, Genel, insan hakları, internet, lkd, Özgür yazılım, sosyal ağlar, temel bilişim eğitimi, yönetişim

İnternetle Özgür Yazılım Sembiotik Bir İlişki İçinde

BTHABER 1000. sayı söyleşisi 15 aralık 2014

http://www.bthaber.com/internetle-ozgur-yazilim-iliskisi
Sedef Özkan

BThaber-AkgulÜlkemizin bilişim otoritelerinden Mustafa Akgül ile bilişim tarihimizde; sözcüklerle kısa sürse de, bir o kadar uzun ve devam edecek yolculuğa çıktık.

Bilişim dünyasına girişinin internetle olduğunu söyleyen Mustafa Akgül, “İnterneti çok önemsiyorum; ‘İnternet Yaşamdır!’ diyorum, onun en az sanayi devrimi kadar önemli, insanlığı ‘Bilgi Toplumu’na taşıyan bir gelişme olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuşmasına başladı. Çabasını; interneti Türkiye’ye tanıtmak, ülkenin gündemine taşımak, ülkenin ekonomik, sosyal ve demokratik anlamda gelişmesine yönelik önündeki engelleri kaldırmak olarak aktaran Akgül, “Bu amaçla, İnternet Konferansı’nı 19 kere, Akademik Bilişim Konferansı’nı 16 kere, İnternet Haftası’nı 17 kere arkadaşlarımla düzenledik, düzenlemeye devam ediyoruz. KamuNet Konferansı’nı sadece 1 kere yapabildik. Bunların yanında Linux ve özgür yazılımı Türkiye’ye tanıtmak, gelişmesine katkı vermek için uğraştım. İnternetle özgür yazılım sembiyotik bir ilişki içindeler. İnternet sayesinde birbirini tanımayan insanlar birlikte, tüm insanların ortak malı ürünleri geliştiriyor. Bunların yanında pek çok bilişim etkinliği içinde oldum” açıklamasını yaptı.

Bilim, Ar-Ge ve inovasyonu temel alan kapsamlı bir strateji ve planla ülkemiz kalkınabilir

“Bilişim ve internet bir yandan toplumun bütünleşmesi, bir hedef etrafında birleşmesi, katılımcı ve saydam, demokratik olmaya yardımcı olacak araçları, öte yandan tüm sektörleri değiştiren, geliştiren, tüm yaşamı etkileyen, kolaylaştıran, sinerjiler oluşturma potensiyeline sahiptir” diyen Akgül, bilim, Ar-Ge ve inovasyonu temel alan kapsamlı bir strateji ve planla ülkemizin kalkınabileceğinin altını çizdi ve şu detayları verdi: “AB seviyesine ulaşabiliriz. ‘İnternet ve Bilişim’ tüm toplum kesimleri, tüm sektörler için önemli. Herkesin kendi işini yaparken, internet ve bilişimi kullanması, iyi planlanır ve düzgün araçlar geliştirilirse, işini daha iyi yapmasına, yüksek katma değere neden olacaktır. Şu anda Türkiye’de iyi niyetle çabalayan, para harcayan ama düzgün ve kapsamlı bir stratejisi olmayan, katılımcı, saydam mekanizmaları olmayan, resmin tamamını göremeyen çelişkiler içinde bir görüntü var. Bir yandan Bill Gates, Steve Jobs, Mark Zuckerberg’ler yetiştirmeyi hedefleyen, öte yandan twitter, facebook ve youtube’un kökünü kazımak isteyen bir ülkeyiz. Microsoft’un bile Açık Kaynak dünyasına katılma çabasında olduğu bir zamanda, olayın farkında olmayan bir bilişim sektörü, basın ve üniversiteleri olan bir ülkeyiz. Herkesin bilişimin önemini söylediği ama bir curcunanın sürdüğü, bütünsel bir yapının olmadığı acı bir gerçek olarak karşımızda.”

Dünya, anaokulunda programlama kavramlarını öğretmeye çalışıyor

“Bilişimi ve bilişimle ülkeyi ne geliştirir?” sorusuna şöyle yanıt veren Akgül, açık kaynak ve özgür yazılıma da vurgu yaptı: “Bilişim için siyasal liderlik, sorumluluk alacak siyasal geleceği bilişime bağlı bir siyasal kadro, tüm paydaşları içeren, katılımcı, tüm çalışmaları koordine edecek bir yapılanma, kapsamlı bir strateji, açık ortamlarda periyodik gözden geçirilen Eylem Planı; bilişimi ve bilişimle ülkeyi geliştirir. Demokrasi, saydamlık, katılımcılık, ifade özgürlüğü, merak, girişim, bilişim sektörünün gelişmesi için önemlidir. Açık Kaynak ve özgür yazılımlar stratejinin bir parçası olmak zorunda. İnsan gücü, eğitimi de önemli bir parçası olmalı. Ülke olarak bilişim eğitimi ve bilişim kültürüne önem vermemiz gerekir. Kaliteli uzmanlar, doktoralı elamanlar yetiştirmeliyiz. Bizim, dağdaki çobandan, denizdeki balıkçıya, tarihçiden ziraatçiye, temel bilişim kavramlarını, bilişim ve internet tehdit ve olanaklarını, sınırlarını ve potensiyeli anlatacak mekanizmalar kurmamız gerekir.” Mustafa Akgül, “Dünya anaokulunda programalama kavramlarını öğretmeye çalışıyor” diyerek erken yaşta bilişim eğitimine dikkat çekerek şunları paylaştı: “Okullarda temel bilişim kültürünü, başta programalama, bilgi sistemi, veri tabanı, ağ, güvenlik, mahremiyet, etik ve estetik kavramlarını öğretmeniz lazım. Bilişimin önemini, karmaşıklığını, zorluğunu ve kırılganlığını okullarda anlatmamız gerekir. Her meslekten okullu, bir yelpazede bilişim kültürü almalı. Öğretmenler, hukukçular, kamu/siyaset bilimciler, idareciler, işletmeciler biraz daha öncelikli olmalı.” Yazılım stratejisine de değinen Akgül, “Doğru dürüst bir yazılım stratejimiz olmalı. Bunda Açık Kaynak ve özgür yazılımlar, gömülü sistemler önemli rol almalı. Stratejik sektörler belirlemeli, onlara daha fazla odaklanmalıyız. Bütün bunlar bir miktar öğrenme ister. Öğrenen, geri besleme yapacak, katılımcı yapılar kurmalıyız.”

Eşit bir dünya vatandaşı olduğunun farkında yaşamak…

Akgül, tecrübelerini paylaşırken yolu bilişimden geçenlere yani herkese şunları önerdi: “Başta merak, işin özünü anlamaya, öğrenmeye, deney yapmaya, eleştirisel bakmaya önem vermeli, özen göstermeliler. Yapıcı ve girişimci olmalılar. Sorumluluk almaktan, hata yapmaktan korkmasınlar. İnsanları kırmaktan kaçınsınlar, yumuşak bir dille uzlaşmacı olsunlar. İlkelerden taviz vermeden, diyalogla orta yol bulmanın yollarını arasınlar. Sanat ve kültürden, müzikten zevk almaya çalışsınlar. Doğa ve çevreye saygılı, yaşama saygılı bir tavır sergilesinler. Eşit bir dünya vatandaşı olduğunun farkında olarak yaşasınlar.”

İnterneti savunmaya, tanıtmaya, yaymaya devam edecegiz

Hedefleri hiç tükenmeyen Akgül, “Benim çalışmalarım birbirine bağlı olarak ‘İnternet ve Özgür Yazılım’ etrafında olmuştur. İnternet konusunda, yurt dışındaki internet özgürlüğünü savunan gruplarla birlikte çalışan isoc-tr yani İnternet Derneği’ni geniş bir kadroyla birlikte kuruyoruz. İnterneti savunmaya, tanıtmaya, yaymaya devam edecegiz. Yıllık kapssamlı internet raporları çıkartmak, interneti toplumun gündemine koymak, demokrasiyi geliştirici uygulamalara destek olmak gibi hayallerimiz var. 1998’de bir kere yapabildigimiz KamuNet Konferansı’nı günün koşullarında; kamunun saydamlaşmasına, etkin çalışmasına, yurttaşa hızlı hizmet ve demokrasiye katkı vermesine yönelik yılık konferanslar olarak yapmak istiyoruz. Özgür yazılım boyutunda; üniversitelerde özgür yazılım derslerinin ve kullanımının artması, yıllık raporların hazırlanması gibi çaba/proje/hayallerim var. Son yirmi yılı özetlemeye çalışan 2 sloganımız bulunuyor: ‘İnternet yaşamdır’ ve ‘Türkiye Bilişimle, Bilişim Özgür Yazılımla gelişir!’”

23 Aralık 2014

Posted In: bilgi toplumu, bilişim, bthaber 1000. sayısı, demokrasi, e-devlet, Genel, ifade özgürlüğü, internet, linux, lkd, Özgür yazılım, sosyal ağlar, temel bilişim eğitimi, yönetişim

İzmir İktisat Kongresinde Bilişim

V. İzmir İktisat Kongresinde Bilişim Politikaları Panelinde 31 ekim 2013 tarihinde yaptığım konuşma. izmir 5. iktisat kongresindeki sunumum

Bu tür önemli etkinlikler ülkenin Bilgi Toplumu, Bilişim, Ar-ge İnovasyon gibi politikaların geniş kitlelerin gündemine girmesi ve geniş kamoyunca tartışılması için iyi fırsattır. Ama, ülkemiz dar politik tartışmalar aşıp, ülkenin geleceği ilgilendiren önemli konuları konuşamadı. Cumhurbaşkanının konuşmasında “Bilgi” boyutuna değindi, ama köşe yazılarına bile yansımadı. Kıyaslama için, bir önceki seçimde Merkel’in ana teması Almanya’da inovasyon idi.

Bilişim ve İnterneti Nasıl Görüyorum

Önce Bilişim ve İnterneti nasıl görüyorum konusunda bir kaç şey söylemek istiyorum. İnterneti, Bilişim, bilgi toplumu, ar-ge, inovasyon gibi yeni gelişmeleri temsil eden bir sembol olarak alıyorum. Ve interneti sanayi devriminden daha önemli bir gelişme olarak görüyorum. İnsanlık şimdi Bilgi Toplumuna geçişin sancılarını yaşıyor. Bugün temel zenginlik kaynağı bilgi, ar-ge ve inovasyondur. Dünyanın gündemi, emek ve doğal kaynak yoğun bir ekonomi ve toplumsal yapıdan, bilgi yoğun bir ekonomi ve topluma geçiştir. Tüm yaşamı kökten değiştiren bir sürecin içindeyiz. Bu değişim kendi kültürünü yaratıyor. Kısaca devrimsel bir gelişme ile karşı karşıyayız. Bunun için sistematik, bilimsel, bütünsel bir yaklaşım gerekli.

Bardağın Boş Tarafı

Türkiye’de Bilgi Toplumu ve Bilişim konularında önemli gelişmeler oluyor. Ama, ben bardağın boş tarafına bakacağım, ve onu doldurma konusunda bazı öneriler getireceğim. Kısa vadede değil, uzun vadede nereden nereye geldiğimize bakmaya çalışacağım.

— 2003 Bilişim Zirvesine Başbakanımız Almanyadan telekonferansla başladı ve özetle “Yazılımda Türkiye Geliyor!” mesajını verdi. Bugün, Türkiye dünya yazılım piyasasında önemli bir oyuncu değil.

— 9. planda ar-ge’ye ayrılan payın ulusal gelir içindeki payın %1.5’e cikması hedeflendi. Ama, TUIK rakamları %0.86 olduğunu gösteriyor. (simdi %0.96)

— 2005 Yılında Bill Gates gelince ülkenin gündemine silicon vadisinden esinlenen “Bilişim Vadisi” girdi. 9. planda yer aldı. Araştırmalar yapıldı, Bakanlar Kurulundan bu yönde bir karar da alındı. Şu anda benim bildiğim raflarda bekliyor. (MAM’da minyatör olarak başladı.)

— Ülkemizin 2006-2010 yılını kapsayan Bilgi Toplu Strateji ve Eylem Planı yapıldı. DPT’nin değerlendirmesine göre zamanında %50 kadarı bitti. Bu güne kadar %63’ü bitti. Fakat, devamı olan Strateji ve Eylem Planı yapım sürecinde. Bu ikinci Strateji katılımcı bir şekilde hazırlanıyor, geniş bir paydaş kesiminden görüş alındı. Ama, bunun 2011 başında hazır olması anlamlıydı. Avrupa Birliğinde benzeri bir proje bittiginde yenisi hazır oluyor ve bir değerlendirme raporu yayınlanıyor.

Uluslarası İndekslerde Türkiye

Uluslarası indekslerde ve dünyadaki konumuza bakarsak; kabaca dünya ortalaması yakaladık, bazı konularda öne geçiyor olsakta genelde Avrupa ve OECD’nin arka sıralarındayız.

İnternet kullanımında henüz %50’yi bulamadık. Bu TUIK’in Ağustos 2013’te açıkladığı, 2013 nisanında yaptığı anket sonuçları, ve 15-74 yaş aralığını kapsıyor. Şehir-Kırsal ve Erkek-kadın arasında ciddi bir fark var. Türkiye genelinde ortalama %49, Erkek %60, Kadın %39. Kent’te bu (58,68,48) Kırsalda ise (27, 39, 19). İnterneti devamlı kullanma (en az haftada bir) oranı ise %40. İnsani gelişme indeksinde 90/192, sosyal kapitalde ise 60/122, İnovasyon indeksinde 68/142, internet kullanımında ise 62/142 sırada. Birleşmis Milletlerin e-devlet indeksinde epey salınımdan sonra 80., e-katılımda ise 111. sıradayız. ITU’nun fiyat sepetinde 157 ülke arasında 61, ICT gelişme indeksinde ise 69/142 konumdayız. Dünya Genişbant raporunda sabit hatlarda %10.5 ile 70/173’teyiz. Dünya ekonomik Forumunda indeks girdileri ve hesaplama yöntemini değişiyor ve bizde epey bir salındık: son yıllarda 52, 55, 69, 76, 55, 52 sıradaydık. World Wide Web vakfı webindex’in 81 ülke arasında 58 olduk. Detaylara bakınca, erişim hız, kalite ve fiyatını ve ilgili eğitimi ölçen Erişim İndeksinde 54., özgürlük ve açıklık indeksinde 58, paydaşlara kendi dillerindeki içeriğin kalitesi ölçen İçerik indekinde 59. ve toplum, ekonomi, siyaset ve çevrede olumlu gelişmeleri ölçen katkı/güçlendirme indeksinde ise 57. sıradayız.

Bazı Temel Sorunlar

Sektörde rekabet eksikliği.

Kağıt üzerinde rekabet konusunda eksik yok ama gerçek öyle gözükmüyor. Kamuda bir yandan TT’ye iç güdüsel olarak koruma alışkanlığı sürüyor. TT hukuki olarak artık bir özel kuruluş olmasına rağmen, bir kamu şirketi gibi davranılıyor. Örneğin, merkezi hükümet telefon hizmetini ihaleyle almıyor; yani doğrudan TT’den almaya devam ediyor. Bir kaç ay önce bakanlık ve BTK’ya geçiş hakkı konusunda çabaları için STK’lar teşekkür bildirgesi yayınladık. Ama, fiber yatırımı yapmak isteyen oparatörler hala şikayetçi. Kablo-TV de yapılan devleştirme sonucunda kablo TV üzerinden internet dünyaya kıyasla gelişmedi. Hukuki anlaşmazlık yıllardır sürüyor. Son zamanlarda şirketlerden biriyle olan sorun çözülmüş ama büyük oyuncularla mahkeme devam ediyor. Sonuç olarak, kablo TV ve kablo TV üzeriden telekom ve internet hizmetlerinde önemli bir gelişme yok. Rekabet Kurumunun TT’yi özelleştirmesine onay vermesinin önemli gerekçesi kablo-TV altyapısının hakim operatöre karşı alternatif oluşturma potansiyeli idi. Tübitak ve Türksat’in kamudan bilişim işlerini ihale yapılmadan alması, pek çok projenin kamu ihale yasası kapsamından çıkartılması ciddi bir şikayet konusu. Kamu ihale yasası daha çok inşaat ve benzeri işlere uygun tasarlandığı, bilişim projelere uygun olmadığı bilişim sektörü tarafından yıllardır dile getiriliyor. Yasaya yeterli esneklik getirmek yerine, projeler yasa kapsamı dışına alınıyor.

Yetki/Görev Dağınıklığı

Başbakanlık, Ulaştırma, Kalkınma ve Sanayi Bakanlığı birinci derecede ilgililer. Bakanları, İlgili Kamu Kurumlarını, Sektör temsilcilerini kapsayan e-dönüşüm icra kurulu koordinasyon görevini üstlemişti, ama epeydir toplanmıyor. Tübitak, BTK ve Türksat’da ikincil derecede Bilgi Toplumu, Ar-Ge ve İnternet projeleriyle ilgili. Ana işi bu olan, temel yetkili ve görevli bir birim gözükmüyor. Ulaştırma Bakanı en fazla bilgili ve ilgili Bakan olarak öne çıkıyor. Ama, bakanlık bünyesinde uygun bir yapılanma yok. Ülkenin Bilgi Toplumu Politikalarına yön veren bir bakanlıkta ana işi bu olan birimlere, bilişim, ekonomi, sosyoloji, kamu yönetimi, iletişim gibi konularda doktoralı uzmanları da kapsayan kadrolar bekler. Hic bir bakanlığımızda böyle bir yapılanma yok.

Yönetişim Yapıları Yok

Politika ve uygulamalar konusunda tüm paydaşların görüş, öneri ve eleştirilerini alan, onları karar süreçlerine katan yapılar yok. İnternet Kurulu bu amaçla başlamıştı, önce yeniden yapılandırılarak aykırı sesler kısıldı, sonra küçük ve paydaşları temsil etmeyen güvenilir bir yapıya dönüştürüldü. E-dönüşüm Danışma Kurulu hemen hiç çalışmadı. E-dönüşüm icra kurulu zaten toplanmıyor. Bakanlık, sektör temsilcileri ile arada bir görüşüyor ama bu düzenli, yasal ve temsile dayalı bir yönetişim yapısı olmuyor ve olması istenmiyor. Sektör ve STK’lardan gelen önerilerin tartışılması, irdelenmesi ve sonuçların gerekçeleri il açıklanması, bir diyalog oluşması gerekir.

Özgürlük Boyutu Sorunlu

Yöneticilerimizden Bil Gates, Steve Jobs, Zuckerman örnekleri gündeme gelir. Bunların özgürlük ortamında ortaya cıktığının farkında değiliz. Buluş yapan insanlar farklı düşünebilen, aykırı sorular sorabilen, sorgulayan, inisiyatif alan insanlar arasından çıkar. “Başımıza icat çıkartma”, “soru sorma”, “su küçüğün söz büyüğün” kültüründe, yasakların yoğun olduğunda bir ortamda yaratıcı bireyler yetiştirmek zor olur. Bu konularda topluma önderlik etmek, merakı, soru sormayı, girişimi teşvik eden toplum önderleri yok.

Politikalarda süreklik ve uyum eksikliği

Konunun bütünlüğünden sorumlu ve görevli bir birimin olmayışı, bunu kaçınılmaz olarak ortaya çıkartıyor. Youtube yasağının uzun süre çözülememesi, ve çözümün palyetif oluşu bunun örneklerinden biridir. Bir taraftan her ilde Üniversite açarken, öğretim üyesi yetiştirme için uygun politikların olmayışı bunun bir başka örneği. Kaldıkı 2006-2010 Bilgi Toplumu Strateji ve Eylem planunda bu konuda bir eylem vardı. Sorumlusu YÖK idi, ilk toplantı bile yapılmadı. Bir taraftan Fatih Projesini başlatmak, öte yandan temel bilişim dersini kredisiz ve seçmeli hale getirmek açıkça çelişkili bir duurm yaratıyor.

Geri Besleme Yapıları Yok

Yönetişim eksikliğine paralel olarak geri besleme mekanizmaları yok. web2.0 araçlarını kamu weblerinde göremiyoruz. Projeleri henüz tasarım aşamasında iken görüş alma, farklı bakış açılarını dinlemek yönünde bir çaba söz konusu değil. 2006-2010 Eylem Planı içinde toplumu bilgilendirme ve geri besleme için eylem vardı, yani para ayrılmıştı ama bu yönde bir çaba olmadı. UYAP’ta avukatlar, Fatih’de öğretmenler, veliler büyük ölçüde devre dışı kaldılar. İlk Strateji raporu büyük ölçüde, kamuoyunun bilgisi dışında, sadece kamudan görüş alarak oluşturulmuştu, ama geçikmiş olarak yapılan yenisi kamuoyu ile birlikte, etkileşim içinde, en azından Sektör, STK ve uzmanlarla diyalog içinde oluşturuluyor. Basit, yurttaş memnuniyeti ölçen çabalar pek gözükmüyor. Facebook ve Twitter, çok az kurumda var; onlarda bile Bakanın hesabı var ama Bakanlığın yok. Kamu kurumlarında, kamu oyunu bilgilendiren Blog, bildiğim kadarıyla, yok. Kamuoyunun görüşleri webten yayınlamak sanırım uzun zaman göremiyeceğimiz bir şey. Yeni anayasa için alınan görüşler bile yayınlanmadı.

Kültür Boyutu

İnternet katılım, saydamlık ve paylaşım ortamı olarak öne çıkıyor. Web 2.0 ile sosyal ağlar ve yeni medya ile geniş kitleler meraklarını, birikimlerini, görüşlerini internet taşıyor ve paylaşıyor. Kitleler bu ağlarda üretiyor, eğleniyor, örgütleniyor, öğreniyor. Bilgi Toplumunun bireylerinin bağımsız hareket edebilen, inisitif alabilen, girişimci, farklı bakabilen, yaratıcı bireyler olduğunu öngörebiliriz. Yaratıcılığın gelişmesi için farklı düşünebilen, aykırı sorular sorabilen, hoş görülü davranabilen bireyler gerekir. Tüm bunlar için hem ortam hemde bu ortamı geliştirecek, destekliyecek kurumlar olması gerekir.

Tüm dünyada geniş kitleler sosyal ağlarda örgütleniyor ve bilgilenme, yönetime katılma, saydamlık, bilgiye erişim ve refahtan pay istiyorlar.

Ne Yapılmalı ?

Ne yapılması konusundaki görüşlerimi bir kaç alt başlıkta toplamak istiyorum. Bunu siyasal sahiplenme, strateji, kurumsal yapılanma, insan gücü, sayısal bölünme, özgür yazılım, sayısal bölünme, sektörler için bilişimin ve özgürlük boyutunda özetliyeceğim.

Kurumsal Yapılanma

En başta toplum olarak işin önemini kavramış ve stratejik bir hedef olarak Bilgi Toplumu seçmemiz gerekir. Bunu söylem düzeninde yaptık, 2006-2010 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planımız vardı. 2003 sonunda e-dönüşüm İcra Kurulunun kurulmuş olması sevindirici ama yeterli değil. Benim gördüğüm en temel eksikliklerden biri ana işi Bilgi Toplumu ve Bilişim olan bir siyasetçinin olmayışı. Kamuda bu işten doğrudan sorumlu kişi DPT-Kalkınma Bakanlığında Bilgi Toplumu Dairesi Başkanı. Daireyi bir Genel Müdürlüğüne bile çıkaramadık. İcra kurulunda en az 3 bakan vardı. Kurul başkanlarının vaktinin çok azı e-dönüşüm, e-türkiye yada Bilgi Toplumu konusuna ayrılmıştı. Kanımca siyasi geleceğini bu konuya bağlı bir siyasetçi olması çok önemli. Bilgi Toplumu çalışmalarını koordine edecek, paydaşlarla diyalog içinde, kamuoyu ile etkileşimi olan kapsamlı bir örgütlenme gerekir. Bu müsteşarlık, bakanlık yada Bilgi Toplumu Kurumu gibi bir yapı olabilir. Bu yapının esnek, saydam ve katılımcı olması, icinde farklı sektörlere ilişkin bağımsız yapılar içermesi gerekir. Gelişmeleri ölçen, talep ve görüşleri tespit eden araştırmaları destekleyen, yıllık değerlendirme konferanslarını düzenleyen, İnternet Enstitüleri gibi yapıları destekleyen bir örgütlenme olmasında yarar. Bunun bir de parlamento ayağı olmalı, sadece Bilgi Toplumu ve Bilişim konularına odaklanmalı.

İnsan Gücü ve Eğitim

Bilişimde sabit sermaye yatırımın düşük oluşu, bilişime yatırımın kolay ve karlı olacağı sanısını uyandırdı. Hindistanın yazılım ve cağrı merkezindeki başarısı bu yönde beklentileri artırdı. Bir masa ve bir bilgisayar yatırımıyla büyük başarılar elde edileceği düşünüldü. Asıl sermayenin yetişmiş insan olduğunu pek algılayamadık. Özel sektör, düşük ücretle çalışacak yazılımcı peşinde. Ülkenin Bilişim ve Bilgi Toplumu Stratejilerinde insan gücü yetiştirmesine ciddi bir yer ayrılmadı. 2006-2010 Bilgi Toplumu Stratejisinde Bilgisayar Mühendisliği için öğretim üyesi yetiştirme eylemi vardı. Sorumlusu YÖK idi; hiç bir şey yapılmadı, bir toplantı bile. Ülke olarak insan gücü planlaması yapmamız, teknikyenden doktoralıya her kademede binlerce bilişimci yetiştirmemiz lazım. Bu ülkeyi Bilgi Toplumuna taşımamız, bir başka deyişle tüm ekonomiyi, tüm kamu hizmetlerini, toplıumu emek yoğun bir yapıdan bilgi yoğun bir yapıya dönüştürmemiz gerekiyor. Bunun için de insan gücü çok önemlidir. İlk ve orta öğretimi bilişim eğitimi açısından yeniden tasarlamak lazım. Bütün dünya programlama kavramlarını ilk fırsatta tanıştırmanın yollarını arıyor. RaspberyPie ortaokul öğrencileri 25$/35$ ile bütün yetenekleri olan bir bilgisayara kavuşabilsinler diye tasarlandı. Üzerinde bir Linux dağtımıyla geliyor, sadece çevre birimlerini bağlamak gerekiyor. ABD’de meslek örgütü ACM (Association of Computing Machinary) lise fen bölümünü biitiren bir öğrencinin 6 bilgisayar dersi alması gerektiğini söylüyor. Kanımca, bizim her öğrenciye temel bilişim/bilgi okur yazarı olmanın yanında konunun etik, estetik, mahremiyet, güvenlik boyutlarını, limitlerini ve olanaklarını öğrenmesi gerekir. Temel programlama, ağ, veritabanı ve güvenlik kavramlarıyle tanışmalıdır. Bunları sadece bilişimcilere değil, her meslekten insana öğretmemiz gerekir: iş dünyası, tarım, sosyal bilimler vs. Olanaklar, limitleri ve temel kavramlar herkes için önemli.

Bilgisayarla ilk tanışma ve ilk eğitimlerin, marka temelli değil kavram temelli olmalı ve alternatif işletim sistemleiryle tanışmalıdır. Önemli olan, öğrencinin öğrenmeyi öğrenmesi, farklı ortamlarda rahatça çalışabilmesidir.

Özgür Yazılım

Özgür yazılımlarla ve açık kaynak yazılım kavramlarıyla her öğrencinin tanışmasında yarar var. Özgür yazılım ülkeler için tasarruf, güvenlik, verimlik ve istihdam için önemlidir. Dünyada 1 milyona yakın özgür yazılım projesi ve 10 milyona yakın özgür yazılım geliştiricisi var. Kamunun, üniversitelerin bu nedenlerle özgür yazılımdan yararlanması önemlidir. Daha önemlisi, bilişimci olmak isteyen bir kişinin özgür yazılımla ellerini kirletmesi, yazılım örneklerini incelemesi, özgür yazılımları kütüphane olarak kullanması, onları geliştirek kendi ürünlerini oluşturması önerilir. Özellikle güvenliğin kritik olduğu uygulamaları özgür yazılım temelli yapma olanağının araştırılması önemlidir. Pardus projesi böyle bir amaçla başlamış ama maalesef sönümsemeye bırakılmıştır. Özgür yazılımın güçlü olduğu bir diğer alan ise gömülü sistemlerdir. Ülkemizin bir özgür yazılım stratejisi olmalıdır. Özgür yazılım konusunda bir ulusal konsey ve ulusal eylem planının katılımcı bir şekilde hazırlanmasını öneririm.

Bilişimin Yatay Rolü

Bilişim yatay olarak tüm sektörler için dönüştürücüdür. Bu dönüşümü hızlandırmak için bilinçli, örgütlü koordineli çaba gerekir. Savunma sanayinde bu yönde kapsamlı çalışmalar yapılıyor. Bunu bütün sektörler için yapmak gerekir. Meslek örgütleri ile birlikte çalışılmalı, yarışmalar yapılmalı, araştırma enstitüleri kurulmalıdır. Devlet her sektör için prototip özgür yazılımları ürettirmeli ve herkesin kullanımına sunmalıdır. Bilişim sektörünün dikey olarak gelişmesi için çalışmalar yapılmalı, bu kapsamda üniversitelerde uzmanlaşma, kapsamlı araştırma enstitüleri/merkezleri ve doktora programları oluşturulmalıdır. Farklı disiplinleri bir araya getiren araştırma programları oluşturmalıdır. Çok disiplnli çalışamaları da bir kültür olarak topluma kazandırmalıyız.

Sayısal Bölünme

Ülkemizi Bilgi Toplumuna dönüştürmek için tüm yurttaşlarımızı bilişim kültürü ile tanıştırmalı, onu bilgi okuryazarı, yeni medya okur yazarı yapmalıyız. İnternernete güvenle dolaşabilir, işini internete uyumlu hale getirebilir, güvenlik, mahremiyet, etik gibi kavramları özümsemiş hale getirmeliyiz. Evrensel Hizmet Fonunu bu amaçla kullanabilmeliyiz. TV’leri bu amaçla kullanabilmeliyiz, en azınaan kamu spotları ile başlayabiliriz. STK’lar bu yönd katkıda bulunabilirler. Fatih projesi bu yönde katkı yapabilir, ama yeniden tasarlanmalı. Konuya bir seferberlik ruhuyla yaklaşabilmeliyiz.

Özgürlük Boyutu

Ulus olarak İnternetden toplumsal yarar sağlamak için özgürlük boyutuna özen göstermeliyiz. İnternetin marjinal sorunlarından çok ana sorunlarına ve katkılarına odaklanmalıyız. İçerik sorunlarının çözümüne ifade özgürlüğünü esas alarak çözmeliyiz. Devlet yurttaşı eğitmeli, onu yetkin kılmalı, ona gerekli yazılımları sağlamalı ama neyin iyi neyin kötü olduğu kararını yurttaşa bırakmalıdır.

Sonuç olarak, İnterneti, Bilgi Toplumu Hedefini ciddiye almalı, kuvvetli bir siyasal sahiplenme, katılımcı, saydam bir yapılanma ile oluşturulacak kapsamlı eylem planını el birliği ile hayat geçirmeliyiz.

İnternet Yaşamdır !

24 Şubat 2014

Posted In: Açık kaynak, bilgi toplumu, bilişim, demokrasi, eylem planı, Fatih Projesi, free software, Genel, information society, insan hakları, internet, knowledge economy, lkd, özgürlük, strateji, temel bilişim eğitimi, yönetişim

Doğu Akdeniz’de Bilişim Fırtınası

ab2014-logo
Sayın Rektörüm, Sayın Konuklar, Sayın katılımcılar, Sayın Basın mensupları, netdaşlarım; hepinize, yürütme kurulu adına, 16. Akademik bilişim Konferansına hoş geldiniz diyorum. Bu konferansın gerçekleşmesinde emeği geçen herkese, başta Rektörümüz, Rektör Yardımcımız ve Bilgi İşlem Dairesi mensupları olmak üzere, tüm Mersin Üniversitesi mensuplarına, sponsor firmalarımıza, bildiri veren, seminer veren, panellerde konuşan tüm katkı verenlere, tüm konferans katılımcılarına teşekkür ederiz.
Konferans öncesi kurslarında ders veren hocalarımıza ve kurumlarına çok teşekkür ederiz; Linux Kullanıcıları Derneği ve PHP Geliştiricileri Derneğine özellikle teşekkür ederiz.


Bu Konferans Neyi Amaçlıyor ?

Akademik Bilişim Konferansını İnternet ve Bilişimin dünya ve ülkemizde yarattığı etki açısından değerlendirmek gerekir. Bizler, İnterneti Sanayi Devrimi boyutlarında bir gelişme olarak görüyoruz. Sanayi Devrimi, Sanayi Toplumunu getirdi, İnternet de Bilgi Toplumunu getirecek. İnsanlık İnternetin tetiklediği adına Bilgi Toplumu ya da Bilişim Toplumu dediğimiz, bu yeni toplum biçimine geçişin sancılarını ve çalkantılarını yaşamakta. Sektörler yeniden yapılanmakta, meslekler yeniden şekillenmekte, ekonomiler ve toplumsal yapı yeniden düzenlenmektedir. Sosyal ağlar milyonları örgütlemekte, rejimleri sarsmakta, yer yer devirmeye vesile olmaktadır. Sosyal ağlar halkla ilişkiler, tanıtım, pazarlama, iletişim ve örgütlemeyi yeniden tanımlamaktadır. İnternetin temsil ettiği değişim, bağımsız ve yaratıcı bireyleri öne çıkartmakta, hiyerarşik olmayan ve ağ yapılarını içeren toplumsal modelleri öne çıkartmakta; katılımı ve saydamlığı, demokrasiyi, gelişmenin önemli bir parçası ve etmeni olarak öne çıkartmaktadır.

İnternetle somutlaşan bilgi ve iletişim alanındaki gelişmeler, üniversitelerin konumunu; teknoloji politikalarını, ar-ge, inovasyon, uzaktan eğitim, ömür boyu eğitim gibi kavramları yeniden tanımlamaya zorlamaktadır. Bu değişim, hayatın her boyutunu köklü olarak değiştirmeye başlamıştır. Ülkemizi bütün dünya ile birlikte bilim ve bilgi ağırlıklı bir rotaya girmeye, bir başka deyişle, Bilgi Toplumuna yönelmeye zorluyor. Bu değişimler devrimsel değişimlerdir. Nasıl sanayi devrimi sancılı olduysa, Bilgi Toplumuna dönüşüm de uzun ve sancılı olacaktır

Bizler bu konferans dizisini İnternetin tetiklediği bu değişime ve bu meydan okumaya Türk Üniversitelerinin cevabının arandığı ve oluşturulduğu bir platform olarak görüyoruz. Akademik Bilişim konferansları, üniversitelerde bilgi teknolojileri konusunda ilgili grupları bir araya getirerek, bilgi teknolojilerini tüm boyutlarıyla tartışmak, tecrübeleri paylaşmak, ve ortak politika oluşturmak amaçlarıyla ulusal boyutta 1999′dan beri yapılmaktadır. Bu nedenle, bilimsel bildirilerin yanında, seminer, çalıştay ve paneller, teknoloji bildirileri, özel sektör deneyimleri ve konferans öncesi kurslar önemli yer tutmaktadır.

Akademik Bilişim Konferansı, büyük şehirlerin dışında, Anadolu Üniversitelerini dolaşmakta , ve yapıldığı şehri bir Bilişim Fırtınası ile sarsmaya çalışmaktadır. Konferans üniversitelere yönelik gözüksede internet ve bilişimle ilgilenen herkese açık ve ücretsizdir. Öğretmenler, lise öğrencileri, ana babalar, iş dünyasına kapımız açıktır. Meslek odaları, ticaret ve sanayi odaları, baroları da aramızda görmek isteriz. Basın ve TV’leri de bu Bilişim Fırtınasına çekmek isteriz.


Türkiye Bilgi Toplumu Yarışında Nerede ?

Ülkemizdeki durumu ben “parçalı bulutlu” olarak görüyorum. Önemli gelişmeler olsada, Ülkemiz bir bütün olarak, işin boyutlarını kavramış, katılımcı mekanizmalarını kurmuş, strateji ve eylem planını yapmış, emin adımlarla ilerleyen bir görüntü veremiyor.

Dünyada 2.7 milyar internet kullanıcısı, 980 milyon kayıtlı bilgisayar, 900M web, 250M civarında alan adı var. Dünya internet kullanımı %35 civarında.
Türkiye’de internet kullanımı 16-74 yaş grubunde %49, Erkekler %59.3, Kadınlar %38.3, bu kırsal kesimde %28.6, % 39.4, % 18.4 düşüyor. Bir başka deyişle kırsal kesimde kadınların internet kullanımı henüz %20’ye ulaşmadı. Internete kayıtlı bilgisayar 7.2 milyon rapor edildi. TR altında 347 bin alan adı var. Yurt dışında da 1.3M civarında var . Kabaca değerlendirirsek; dünya ortalamasını yakaladık ama, Avrupa ortalamasını yakalayamadık. Facebook’ta epey öndeyiz, Gezi nedeniyle de twitter kullanımında sıçradık. 2006-2010′u kapsayan, ama coğumuzun farkında olmadığı bir strateji ve eylem planımız vardı; büyük ölçüde eylemler bitmedi. 2013 de yenisi için çalışmalar katılımcı bir şekilde devam ediyor.
Uluslarası indekslere durum, parçalı bulutlu; coğunlukla bulutlu. ITU indeksilerinde durum: ICT gelişmede 69/157, beceride 55/157, internet kullanımında 73/177, erişimde 61/177. Fiyat sepetinde ise 61/161, geniş bant 70/173. Dünya ekonomik formu indeksinde uzunca bir dönem geriledik; indeksi değiştirdiler, 70′lerden 52′ye sıçradık. Yine Dünya Ekonomik Forununda Rekabet indeksinde bir sıçrama yaparak 59 dan 43′e sıçradık. Ama, WIPO ve INSEAD’ın ürettiği Inovasyon indeksinde 68. Birleşmiş Milletlerin e-devlet indeksinde 80/192 ama e-katilimda 111/192 sıradayız. İnsani gelişme, demokrasi, basin ve ifade özgürlüğü, ve toplumsal cinsiyet indekslerinde çok kötüyüz; 90, 88/167, 154/179 ve 121/135. WWW vakfının sıralamasında 58/81 durumdayız: bu özgürlük, içerik ve yarar alt indekslerinde de aynı civarda. Sayısal yerlilerin 15-24 yaş oranı sıralamasında %9.3 ile 49/180 konumundayız.

Ülkemiz ar-ge ve inovasyona yönelik önemli teşviklerde çömert bir görüntü izlenimini veriyor. Ulusal gelirde henüz ar-ge’nin payı %0.92’e ulaştı, yüzde %2’yi aşması hedeflenmişti. Ülkemizinde bu konudaki çabalarda İnsan gücü, rekabet, ve özgürlük boyutları eksik. Örgütlenme, ve katılımcı yapılar, yönetişim büyük ölçüde eksik. Bilişim firmaları kalite insan gücü yerine ucuz insan gücü peşinde. Enerjimizi ana sorunlar yerine marjinal sorunlara harcıyoruz. İnternet gündemimizi yasaklar ve filtreler oluşturuyor. Özgürlükler-güvenlik dengesi, güvenlik lehine bozululmaya devam ediyor. İnternetdeki önemli gelişmelerin özgürlük ortamında, farklı ve aykırı düşüncelerin yeşerebildiği, hoşgörü ve rekabetin olduğu, hukuk devletinin yerleştiği ortamlarda geliştiği pek fark edemedik.
Kısaca, Türkiye gemisinin rotasını Bilgi Toplumuna henüz döndüremedik!

Ülkemizin gündeminde olan Fatih ve Pardus Projesi hakkında bir kaç noktaya değinmek istiyorum. Fatih projesi çok endişe verici bir şekilde gelişiyor. Ortada kapsamlı bir yol haritesi ve yönetim gözükmüyor. Eğitim ve bilişim sektörü büyük ölçüde devre dışı. İnternete kapalı tabletlerin mantığını anlamak mümkün değil. Pardus projesi, sönümsemek üzere kendi haline bırakılmış durumda. Bu, ülkenin özgür yazılım konusunda tutarlı bir politikası olmadığının göstergesi.


İnternet Tehdit Altında !

Her devrimsel gelişmede birileri kaybeder, birileri kazanır. Kaybetme korkusunda olanlar değişime direnir. Ansiklepodiler kaybetti, bilimsel dergiler yavaşta olsa kaybediyor. Sayısal ürünlerde marjinal maliyet ve dağıtım maliyetinin pratik olarak sıfır olması, Fikri Haklarda ciddi bir sorunu yarattı. Film, Muzik ve İlaç endüstrisinin başı çekmesiyle, İnternet’e Fikri Haklar nedeniyle ciddi bir saldırı var. PIPA, SOPA tasarılarının ardından ACTA, CISPA ve ITU ile, hukukun evrensel ilkelerini çiğneyen uygulamalara kapıyı açan bir bakış açısı öne çıkıyor: “korsan” bahanesiyle, yargısız infaz ile orantısız cezalandırma söz konusu. İnsanlık, yaratıcılığı teşvik etmek zorunda, ama bu değişen teknolojiler ışığında geniş kitlelerin hayati çıkarlarını gözönüne alarak makul bir düzeyde olmalı.

Bu kapsamda ülkemizin gündeminde olan internet düzenlemesinin, interneti zapturapt altına çabasının, bir yandan hukuk devleti ilkelerine, anayasamıza ve AIHS’e aykırı olacagını, ifade ve basın özgürlüğüne ciddi darbe vuracağına, ülkemizin gelişmesine ciddi zarar vereceğine dikkat çekmek isteriz.

İnternetden Korkmayın!

İnternet yaşamın her boyutunu değiştiriyor; bir devrimsel değişimin temsilcisi. Teknolojiler ise kaygan. Bu değişimi zapturapt altına almak hem zor, hem de tehlikeli; önemli gelişmeleri engellemek söz konusu. Bu nedenle, düzenlemelerin, asgari, platformdan bağımsız, yavaş ve çok dikkatli yapılması gerekir. İnternet, sosyal ağlarla, yeni medyayla, kitlesel projelerle, pek çok insanı tedirgin ediyor. Biz diyoruz ki, İnternetden Korkmayın! Onu öğrenin! Olanaklarını ve olası risklerini öğrenin. İnterneti kendinizi geliştirmek, işinizi geliştirmek, daha iyi yapmak, daha iyi dünya vatandaşı olmak için kullanın. Nasıl elektriği, telefonu kullanıyorsanız, interneti de aynı ölçüde doğal, yaşamın bir parçası olarak kabul edin. Kendinizi özgürleştirmek, yenilemek için kullanın. Demokrasiyi geliştirmek, bir yurttaş olarak katkınızı göstermek için kullanın, toplumsal katılım ve denetim için kullanın.

Bu konferans dizisinde eğitim seminerleri önemli bir rol oynamıştır. Bilişimci yetiştirmenin, yeni gelişmeleri aktarmanın, insanların ellerini kirletmekten geçtiğini bildiğimiz için hem konferans öncesi hemde konferans sırassında eğitim seminerlerine yer veriyoruz. Konferans öncesi eğitimler önceleri 1 gün, 1 salonda 30-40 kisinin eğitimiyle başladı. Sonraları gelişti. Çok sayıda yeni üniversite kurulduktan sonra 4 günlük kurslara başladık. O da tek salonda başladı. Bu konfereransta ise 700 öğrenciye 16 konuda 20 salonda, 40 egitici ile eğitim verdik. Kursların ve eğitim seminerlerin ana teması Linux, açık kaynak ve Özgür Yazılımlardır. Bizler, bunların ülkede bilişimin gelişmesi, rekabet gücü, istihdam, tasarruf, güvenlik açılarından önemli olduğunu düşünüyoruz.

Özgür Yazılıma Eşit Şans Tanıyın !

Açık kaynak ve özgür yazılım konusunda Üniversitelere önemli görevler düşmektedir. En başta temel bilişim eğitimin markadan bağımsız, kavram temelli eğitim olması gerekir. Bu eğitim öğrenciyi tüm seçeneklerle çalışabilir konumuna getirmesi gerekir. Daha temelde, MEB’in temel bilişim eğitimini yüzeysel ve tekele odaklı eğitim yerine, kavram temelli; konunun etik, estetik, güvenlik, mahremiyet boyutlarınıda kapsayan temel mantığını, olanak ve sınırlarını anlatan kademeli bir eğitimi gündeme alması gerekir.

Her üniversite öğrencisinin Linux ve özgür yazılımlara tanışmış olması gerekir. Üniversitenin kendisinin markalara bağımlı olmadan, tüm seçenekleri fayda, maliyet, taşınabilirlik, bakım gibi kriterler açısından değerlendirerek seçim yapmasını gerekir diye düşünüyoruz. Üniversitelerin açık kaynak’in yanında, Açık Erişim ve Açık Ders Malzemesi projelerini daha yakından takip etmesi ve desteklemesi gerekir. Üniversitelerin, ülkede bilgi birikimine ve insan gücü yetiştirmeye katkıda bulunması gerekir. Bu bakımdan, hem özgür yazılımlara destek olması, hemde internet servislerini kendisi çalıştırması gerekir.

Konferansta, toplam 100 oturum var. 9 Panel, 4 Çalıştay, 27 seminer ve 30 Teknoloji sunumu oturumu gerçekleşecektir. Toplam 50 Bildiri oturumunda 237 bildiri sunulacaktır. Oturumlar arasında, e-öğrenme, güvenlik, yazılım, yeni medya, inşaat ve mekansal bilişim, Tıp, Tarım, e-ticaret, gömülü sistemler, Temel Bilişim Eğitimi, Temel Bilimlerde Bilişim, Mobil, Üniversite , Açık Üniversite ve Sosyal Ağlar oturumları göze çarpmaktadır.

Biz, düzenleyiciler olarak, bu konferansı bildiri sunma ve yayınlamanın çok ötesinde bir bilgi ve deneyim paylaşımı, fikir kıvılcımlarının aktarıldığı, ortak sorunların tartışıldığı, ve çözüm arandığı bir ortam olmasını hedefliyoruz. Esas olan diğer bildirileri dinleme, tartışmaya katılmadadır; bildiri sunma buna vesile olduğu için önemlidir. Bir konferans aynı zamanda sosyal bir birlikteliktir; yeni dostlukların, ortaklıkların, projelerin ortaya çıktığı ortamlardır. Tüm katılımcıların 3 gün boyunca konferansta kalmasını, tartışmalara katılmasını, istiyoruz.

Biz, İnterneti çok önemsiyoruz. Bu konferansları da ülkemizde üniversiteler ve internetin gelişmesine katkı verecek bir platform, ortak akıl için bir ortam olarak tutmaya çalışıyoruz, çalışacağız, bu davet bizim!

Katkı veren herkese tekrar teşekkür eder, başarılar dilerim.

5 Şubat 2014 Mersin Üniversitesi

7 Şubat 2014

Posted In: bilgi toplumu, bilişim, demokrasi, devekuşu, domkişot, Genel, harakiri, ifade özgürlüğü, insan hakları, internet, internet sansürü, internet yasaklari, linux, lkd, Özgür yazılım, sosyal ağlar, temel bilişim eğitimi

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com