Teknolojinin Kadınları Etkinliği Sunumum

Geçtiğimiz günlerde Kadın Yazılımcı topluluğu ile birlikte İstanbul Hackerspace'de Ada Lovelace Day ve Grace Hopper Celebration'ı Türkiye'de de kutlamak için bir etkinlik düzenledik, bu etkinlik için ben de bir sunum hazırladım.

Etkinlik ile ilgili Cansu Uludağ'ın değerlendirme yazısı hayli kapsamlı olmuş, okumanızı tavsiye ederim. Hem vesileyle benim bu blog yazısında (zaman sıkıntısından) bahsedemediğim diğer arkadaşlarımın şahane sunumlarını da okumuş olursunuz.

Bu blog yazısında, yoğunluktan ertelediğim bir işi yapmaya hazırlanıyorum. Etkinlikte yaptığım, hazırladığım sunumu paylaşıyorum. 

 Dünyada yazılım, bilişim ve teknoloji alanında kadınları teşvik etme amacıyla düzenlenen etkinlikler, programlar ve bu konuda kadınlara fon ayıran vakıflar hakkında bilgi verdiğim sunumuma buradan ulaşabilirsiniz.

Çoğunlukla kadınların yer aldığı özgür yazılım, açık kaynak projeleri, organizasyonlarının yer aldığı (içerisinde yer almamla bildiğim, takip ettiklerim nedeniyle) bu sunumu peyderpey de olsa güncellemek yapılacaklar listeme girdi bile! :)
                    

4 Kasım 2014

Posted In: ada lovelace, bilgisayar bilimleri, burslar, computer science, GLFS, grace hopper, kadın, Özgür yazılım, scholarship, software, teknoloji, women, yazılım

Yun, BeagleBoard, Rascal, Raspi, Cubieboard & pcDuino

(http://www.cooking-hacks.com/ Sitesinden çeviridir.)

Arduino Yun’un piyasaya çıkmasını beklerken  sanıyorum piyasadaki yeni Linux aygıtları hakkında daha çok bilgi sahibi olmak ilginç olabilir. Yeni geliştirilenlerle birlikte pek çoğu Arduino uyumluluğu konusunda anlaşmış.

Neden?

Arduino 2005 yılında piyasaya sürüldüğünde  modüler bir platform olarak standart olmuştu. Sonraki tüm yeni aygıtlar insanlara Arduino kadar kolay kullanılabilir özellikte bir platform sağlamak istedi.

Bazıları Ethernet, Wifi, HDMI ve NAND Flash ile gelebiliyor, karşılaştıracağımız her kartta özellikler değişiyor. Fakat hepsi GPIO arabirimine sahip, hatta kolay port etmek için genişletilebilir kartları var.


Her birine kısaca bakalım


Arduino Yun : Arduino Yun, klasik Arduino Leonardo (Atmega32U4 işlemcili) ile Wifi arabirimi birleşimi, SOC (System on a Chip - Arabirimler bir çip üzerinde) bir kart ve MIPS temelli bir GNU/Linux olan OpenWRT tabanlı Linino çalıştırıyor. Linino gömülü aygıtlarda çok kullanılan bir GNU/Linux ve OpenWRT’nin özelleştirilmiş bir sürümü. Kart Atheros AR9331 üzerinde ATMega32u4 işlemcili. Leonardo’da olduğu gibi 14 pinli dijital G/Ç ünitesi, 16Mhz’lik bir kristal osilatör ve micro USB bağlantısı var. 






BeagleBoard-xM: BeagleBoard-xM, ARM Cortex TM-A8 1Ghz. işlemci ve güç tasarruflu 512MB DDR RAM sağlıyor. Bu konuya özel ilgi duyanları, mucitleri ve mühendisleri hayallerinin ötesine taşıyabilir ve BeagleBoard.org topluluğundan da ilham alınabilir. Kart topluluk tarafından tasarlanmış, bu açık donanım tasarımı düşük güç tüketimini korurken  dizüstüne yakın performans ve genişletilebilirlik üzerine gelişmiş. Yaklaşık 9x9cm ebatlarındaki kart direk bağlantı için 4 port hub ve 10/100 Ethernet sağlıyor.







BeagleBone A6: BeagleBone kredi kartı boyutunda Linux bilgisayarı, internet bağlantısı sağlıyor, Android 4.0 ve Ubuntu gibi dağıtımları çalıştırabiliyor. Gerçek zamanlı işlemler için gerekli işlemci gücü ve tüm bağlantı arabirimleri AM335x 720Mhz ARM işlemcisi tarafından sağlanıyor.











Cubieboard: Cubieboard 10x6cm boyutunda küçük bir kart, uzmanlar için uygun, genişletilebilir ve ucuz, yine de ödüllü A10 SOC çipli güçlü bir ARM kart.











pcDuino: pcDuino küçük bir PC platformu, Ubuntu ve Android ICS çalıştırabiliyor. Görüntü çıkışı HDMI. Dahası Arduino ile uyumlu donanım arayüzüne sahip.


















RascalMicro: Rascal küçük bir bilgisayar, bir monitör kullanarak pek çok şeyi kontrol edebilirsiniz. Kart üzerindeki kendi web tabanlı editörü ile Python dilinde geliştirme yapabilir Arduino genişletme kartlarını kullanabilirsiniz.







Raspberry Pi: Raspberry Pi kredi kartı boyutunda bir bilgisayar, TV ve  klavye bağlantısı yapılabiliyor. Küçük bir bilgisayar özellikleri taşıyor, masaüstü bilgisayarınızın yapabildiği pek çok şey için kullanılabilir, hesap tabloları, kelime işleme ve oyunlar. HD Filmleri de oynatabiliyor.







Hangisini seçmeliyim?

miniPC: Eğer HDMI çıkışlı taşınabilir bir bilgisayar istiyorsanız 4 seçeneğiniz var: BeagleBoard-xM, Cubieboard, pcDuino ve  Raspberry Pi. Eğer TV’niz HDMI girişli değilse RaspberryPi ayrıca RCA çıkışı sunuyor. Linux dağıtımları çalıştırabilirsiniz fakat bu durumda çok RAM’a ihtiyacınız olacaktır. Bu nedenle 1GB (Cubieboard, pcDuino) veya 512MB (Raspberry Pi, BeagleBoard-xM) arasından seçim yapmalısınız. Depolamaya gelince, Cubieboard’ın 4GB NAND Flash’ı harici depolamaya göre avantajlı olabilir. BeagleBoard-xM ise  A/V camera, S-Video, Ses (kayıt) gibi en çok G/Ç bağlantısı ile aralarında en kapsamlısı, Raspberry Pi ve  Rascal Micro ise sonra geliyor. Eğer fiyat sizin için önemliyse RaspberryPi en iyisi.

Arduino uyumu: Eğer Arduino uyumlu bir kart arıyorsanız 5 seçeneğiniz var: Öncelikle Arduino Yun aralarında gömülü Wifi arabirimi olan tek kart. Linino Linux çalıştırıyor ve web sunucu kontrol edilebiliyor veya dijital G/Ç arabirimleri ile bilindik Arduino olarak kullanılabilir. Rascal Micro ve pcDuino’nun aynı Arduino soketleri var, Arduino genişleme kartlarını doğrudan takabiliyorsunuz. Hatta RaspberryPi ile köprü kuran bağlantı kartları gibi diğer platformları bağlamak için kartlar bile var. Ben Arduino Yun’u seçtim. Linux üzerinden ayrıntılı Wifi bağlantı kontrolü ve çeşitli GPIO portlarını kolayca programlama imkanı sunan  güzel bir kart.

5 Temmuz 2013

Posted In: linux, lkd_gezegen, teknoloji

WebRTC Değişimin başlangıcı mı?

Gerçekte Skype, GoogleTalk, Jitsi gibi uygulamalar ve Adobe Flash uygulamaları olmadan da web tarayıcısı üzerinden ve hiçbir eklenti kurmadan anında görsel ve sesli iletişim kurabilmek teknik olarak mümkün. Ancak bunun için standart bir protokol olmadığından her firma kendi teknolojilerini geliştirmek zorunda kalıyor. Örneğin Google, Hangout uygulaması için her bir tarayıcı ve her bir işletim sistemi için ayrı ayrı eklenti ve uygulamalar geliştirmek durumunda. Ancak yakında tüm bu yazılımlara gerek kalmayacak gibi görünüyor.

Google, Mozilla ve Opera ile birlikte bu iş için WebRTC (Web Real Time Communications) adında bir W3C standardı üzerinde 2011 yılından beri çalışıyor. Bu sayede tek bir HTML5 uygulaması ile farklı sistemler ve tarayıcılar üzerinden gerçek zamanlı sesli ve görsel iletişim mümkün olacak. Gerekli kütüphaneler tarayıcılarda gömülü olacak ve standart Javascript API'leri sayesinde yönetilecek, herhangi bir cihazda kullanıcının ihtiyacı olan tek şey modern bir web tarayıcıdan ibaret olacak.

AT&T, Mozilla ile birlikte geliştirdiği WebRTC'yi temel alan WebPhone projesi için "vision for the future of seamlessly integrated communication." diyor.  İnternet bağlantısının olduğu her yerden hiçbir ek yazılıma gerek duyulmadan platform bağımsız kesintisiz anlık veri paylaşımı imkanı A.Graham Bell’in icadını tarih kitaplarına kaldırabilir mi? Özellikle IPv6’nın sağlayacağı avantajlar, mobil cihazların gelişimi ve VOIP desteği ile birlikte düşününce olabilir diyorum. 


WebRTC Desteği Firefox ve Chrome tarayıcıların son sürümlerine ekleniyor, Firefox ile test etmek için http://mozilla.github.com/webrtc-landing/ adresindeki örneklere bakabilirsiniz.

WebRTC'de öntanımlı kodlama VP8 olmuş (başka açık kodlamalar da destekleniyor ve ileride eklenebilir), ancak Microsoft bu durumdan pek memnun olmamış olacak ki CU-RTC adını verdiği benzer bir çalışmayı bağımsız olarak yürütüyor ve WebRTC'den daha esnek ve özelleştirilebilir olduğunu iddia ediyor.
 

http://html5labs.interoperabilitybridges.com/cu-rtc-web/cu-rtc-web.htm


26 Şubat 2013

Posted In: internet, lkd_gezegen, teknoloji

Silikon Vadisinde Bilgisayarsız Eğitim

İlköğretimde bilgisayar kullanımının fayda ve zararları  Türkiye'nin aksine gelişmiş ülkelerde epey zamandır tartışılıyor ve tecrübe ediliyor. Geçen yıl The New York Times internet sitesinde yayınlanan bir yazıdan, teknoloji şirketlerinin bazı üst düzey çalışanlarının çocuklarını bilgisayarsız eğitim yapan bir okula gönderdiklerini okumuştum.

Sonraki aylarda bu yazının bir çevirisini yapmanın iyi olacağını düşündüm, çünkü zavallı ulusal basınımızda Fatih projesini bu açıdan tartışan bir yazı, Dünya'daki tecrübeleri araştıran bir inceleme göremedim. Yazının üzerinden 1 yıl geçmiş olsa da konu tazeliğini koruyor.

Yeterliyseniz yazının orjinalini okumanız daha iyi olur zira benim çevirim çok iyi değil, zaten kendime güvenemediğim için sevgili Anıl Özbek ve Zeki Bildirici'den bir göz atıp düzeltme yapmalarını rica etmiştim, beni kırmadıkları için teşekkür ederim.




eBay teknoloji şefi, çocuklarını Los Altos Kaliforniya’daki dokuz derslikli bir okula gönderiyor.  Google, Apple, Yahoo ve Hewlett-Packard gibi Silikon Vadisi devlerinin diğer çalışanlarının yaptığı gibi.

 Fakat okulun başlıca eğitim araçları için yüksek teknoloji oldukları hariç her şey söylenebilir: kağıt, kalem, örgü şişleri ve bazen de çamur. Bir bilgisayar dahi bulunmuyor. Tek bir ekran bile yok. Sınıfta bilgisayarlara izin verilmiyor ve hatta okul yönetimi öğrencilerin evlerinde bilgisayar kullanmalarına da sıcak bakmıyor.

Ülke çapındaki okullar, sınıfları bilgisayarlarla donatmak için acele etmişti ve pek çok politikacı aksini yapmanın aptalca olacağını söylemişti. Fakat teknoloji ekonomisinin merkezinde karşıt bir görüş var, buradaki bazı ebeveyn ve eğitimcilerin mesajı şu: bilgisayarlar ve ilköğretim okulları bir arada olamaz.

Ülkedeki 160 civarındaki Waldorf okulundan biri olan Peninsula Waldorf Okulu fiziksel aktivite ve yaratıcı deneyimlerle öğrenmeye odaklanmış bir eğitim felsefesi taraftarı. Bu yaklaşımı destekleyenler bilgisayarların yaratıcı düşünceyi, hareketliliği, insan ilişkilerini ve dikkat sürekliliğini engellediğini söylüyor.

Waldorf metodu yaklaşık yüz yıllık, fakat günümüzde bu metodun bilişimciler arasında kuvvetle benimsenmesi bilgisayarların eğitimdeki rolü hakkındaki yoğun bir tartışmayı belirgin bir şekilde ortaya koyuyor.

Elli yaşındaki Alan Eagle “İlköğretimde teknoloji desteğine ihtiyacımız olduğu düşüncesini temelden reddediyorum” diyor, kızı Andie Waldorf ilkokulundaki 196 çocuktan biri ve on üç yaşındaki oğlu William ise yakınlardaki bir orta okulda okuyor. “IPad üzerindeki bir uygulamanın çocuklarıma daha iyi okumayı ve aritmetik yapmayı öğreteceği fikri gülünç” diye ekliyor.

Bay Eagle teknolojiden biraz anlıyor. Dartmouth’dan bilgisayar bilimleri derecesi sahibi ve Google’da iletişim yöneticisi olarak çalışıyor, başkan Eric E. Schmidt’in konuşmalarını yazmış. IPad ve akılı telefon kullanıyor. Ama beşinci sınıftaki kızı için “Google’ın nasıl kullanıldığını bilmez” diyor, sekizinci sınıfa başlayan ve okulunun küçük aletleri sınırlı olarak kullanmasını onayladığı oğlu ise daha yeni öğrenmiş.

Buradaki öğrencilerin dörtte üçü yüksek teknolojiyle güçlü bağları olan ebeveynlere sahip. Diğer ebeveynler gibi Bay Eagle de bunda bir çelişki görmüyor. Teknolojinin bir zamanı ve yeri vardır diyor ve ekliyor “Eğer Miramax’ta çalışsaydım ve güzel, iddialı R dereceli filmler yapsaydım, çocuklarımın bunları 17 yaşına kadar görmesini istemezdim”.

Bölgedeki diğer okullar ağ bağlantılı sınıflarla övünürken Waldorf okulu basit, eski tarz görünümü benimsiyor, renkli tebeşirli kara tahtalar, ansiklopedi dolu kitaplıklar, defterlerle dolu ahşap masalar ve iki numara kurşun kalemler.

Geçtiğimiz Salı Andie Eagle ve beşinci sınıf arkadaşları iplik toplarının etrafındaki çapraz ahşap iğnelerle desenli kumaş yaparak örgü becerilerini tazelediler. Okul bunun problem çözme, desen oluşturma, matematik ve koordinasyon becerilerini geliştiren bir uygulama olduğunu söylüyor. Uzun dönemli hedef bir çorap yapmak.

Başka bir sınıfta bir öğretmen, yıldırım taklidi yaptırarak üçüncü sınıflara çarpmayı öğretiyor. Çocuklara bir matematik sorusu soruyor -dört kere beş- ve çocuklar hep bir ağızdan “yirmi” diye bağırarak kara tahtada yazılı numaralara parmaklarıyla işaret ediyorlar. Bir sınıf dolusu hesap makinesi.

İkinci sınıftaki öğrenciler bir çember içerisinde ayaktayken öğretmenin söylediği bir metni tekrar ederek dilbilgisini geliştiriyor, aynı anda çanta yakalama oyunu oynuyorlar. Bu beden ve beyin koordinasyonunu geliştirmeyi hedefleyen bir alıştırma. Diğer sınıflarda olduğu gibi burada da gün, tanrı hakkında bir şiir yazma veya ezberden okumayla başlayabiliyor, şiir mezhep farkı gözetmeyen ilahi vurguyu yansıtıyor.

Eski bir bilgisayar mühendisi olan Andie’nin öğretmeni Cathy Waheed eğitimi çekici ve elle tutulur şeylerle yapmayı deniyor. Geçen yıl kesirleri elma, kek ve börek gibi yiyecekleri ikiye, dörde ve onaltı parçaya kestirerek öğretti.

“Üç haftayı kesirler sayesinde yiyerek geçirdik, herkesin yiyebileceği kadar kesilmiş kek parçaları yaptığımızda bunun ne kadar konsantre edici olduğunu düşünebiliyor musunuz?” diyor Cathy. 

Bazı eğitim uzmanları sınıfları bilgisayarlarla donatmanın yersiz olduğunu söylüyor, çünkü çalışmalar bunun daha iyi test sonuçları veya ölçülebilir kazançlar sağladığını açıkça göstermiyor.

Peki kekleri keserek ve örgü örerek verilen eğitim daha mı iyi? Waldorf’un savunucuları kısmen bu karşılaştırmaya katılmıyor çünkü bir özel okul olarak ilk öğretimde standart testleri kullanmıyorlar ve en baştan ilk öğretim öğrencilerinin bu gibi testlerde iyi derece alamayacaklarını kabul ediyorlar, bunun nedeninin de standart matematik ve okuma müfredatını takip etmemeleri olduğunu söylüyorlar.

Kuzey Amerika’daki Waldorf birliğine bağlı okullarının etkinliğine dair kanıtları araştırınca görünüyor ki 1994-2004 yılları arasında birleşik devletlerdeki  Waldorf liselerinden mezun olan öğrencilerin yüzde 94’ü yüksek okula katılmış, Oberlin, Berkeley ve Vassar gibi prestijli kurumlar başı çekiyor. 

Tabii ki bu durum sürpriz olmayabilir, bu çocuklar  seçilmiş özel okulları araştıran iyi eğitimli ailelerden geliyor, anlaşılacağı gibi genellikle de masrafları karşılayabilecek aileler. Yani teknolojik olmayan eğitim araçlarının etkisini diğer faktörlerden ayrmak zor. Örneğin Los Altos okulundaki öğrencilerin velileri şunu söylüyor; Waldorf yaklaşımının geniş çalışma olanakları iyi öğretmenleri kendisine çekiyor, bu, diğer okullarda eksik olan güçlü görev duygusunu ortaya çıkarıyor.

Kesin bir kanıt olmayınca, konu nesnelliğe indirgenmekte, ebeveynlerin seçimleri ve fikir ayrılıkları tek bir kelime üzerinde duruyor: sorumluluk (engagement). Teknoloji ile donatılmış okulların savunucularına göre bilgisayarlar öğrencilerin ilgisini çekebilir ve aslında elektronik aletlerden uzak kalmış gençler onlar olmadan konsantre olamazlar. 

Ülke çapındaki okul kurullarını temsil eden Ulusal Okul Kurulları Birliğinde (National School Boards Association) eğitim teknolojileri yöneticisi olan Ann Flynn, “Okullar bu araçları satın alıp erişim sağlayabiliyorsa bile bunları kullanmıyorlar, çocuklarımızı kandırıyorlar” diyor.

Eski bir öğretmen ve Furman Üniversitesinde eğitim profesörü olan ve kamu eğitim metodları hakkında 12 kitap yazmış olan Paul Thomas, “Sınıfta teknolojiden kaçınan bir yaklaşımın öğretime daima yararı olur. Öğrenme insani bir deneyimdir. Edebiyat, matematiksel beceri ve eleştirel düşünceye ihtiyacınız varsa teknoloji oyalayıcıdır.” diyor.

Waldorf okullarındaki veliler de gerçek sorumluluğun iyi öğretmenler ve ilgi çekici ders planlarından geldiğini savunuyor.

Pierre Laurent, “Sorumluluk, insan ilişkileriyle, öğrencinin öğretmeniyle, yaşıtlarıyla ilişkileriyle ilgilidir.” diyor, 50 yaşında ve yüksek teknoloji işinde çalışıyor, zamanında Intel ve Microsoft’ta çalışmış. Waldorf okulunda üç çocuğu var, etkileyici bir aile, eşi Monica 2006’da burada öğretmen olmuş.

Teknoloji ile donatılmış okulların savunucuları çocukların modern dünyada rekabet edebilmeleri için ortamlarında bilgisayarlara ihtiyacı olduğunu söylüyor, Waldorf’un velileri buna karşı, bu beceriyi edinmek çok kolaydır, aceleniz ne? diye soruyor.

“Bu çok kolaydır. Tıpkı diş fırçası kullanmayı öğrenmek gibidir” diyor bay Eagle. “Google’da ve bunun gibi yerlerde beyin özürlülerin bile kullanabileceği kadar basit teknolojiler üretiyoruz. Çocukların yetişkin olduklarında bunları kavrayamamaları için bir sebep yok.”

San Francisco’daki Waldorf okulunda çok sayıda yüksek teknoloji çalışanı veli bulunuyor, hemen kuzeyinde  Mill Valley’deki Greenwood okulunun ise Waldorf akreditasyonu yok fakat onların prensiplerinden etkilenmiş.

California’da 40 civarında Waldorf okulu var, bağışlar dengesiz dağılmış, belkide bunun nedeni buradaki faaliyetlerin güçlenmesidir diyor Lucy Wurtz, eşi Brad ile birlikte 2007 yılında Los Altos’daki Waldorf Lisesinin kurulmasına yardım etmiş. Bay Wurtz veri merkezlerinin enerji ihtiyacını azaltmak için çalışan Power Assure’un başkanı.

Waldorf sistemi ucuza gelmiyor: Bayan Wurtz’un finansal desteğin olduğunu söylemesine rağmen  Silikon Vadisindeki okulların anaokulundan sekizinci sınıfa kadar yıllık öğretim bedeli $17.750 ve lisede $24.400. Waldorf’da çocuğu olan ailelerin elit özel ve devlet okullarından seçme imkanları var, yüksek eğitimliler ve liberal eğilimliler, eğitim konusunda sağlam bir bakış açıları var; yani çocuklarının ne zaman teknoloji ile eğitime hazır olacağı hakkında bilgi sahibiler ve teknoloji uzmanlığı ile bunlara erişim imkanı evlerinde yeterince var.

Öğrenciler teknoloye özlem duymadığı gibi tamamen uzak da değiller. Andie Eagle ve beşinci sınıf arkadaşlarıı bazen film seyrettiklerini söylüyor. Kızlardan birinin babası bir Apple mühendisi olarak çalışıyor ve dediğine göre babası bazen ondan hata ayıklama yaptığı oyunları test etmesini istiyor. Oğlanlardan biri haftasonları uçuş simülasyon programlarıyla oynuyor.

Öğrencilerin dediklerine bakılırsa ebeveynleri veya akrabaları telefonlar ve teknolojik aletler ile fazlasıyla haşırneşir olduklarında çocuklar mutsuz oluyorlar. 11 Yaşındaki Aurad Kamkar’ın dediğine göre geçenlerde kuzenlerini ziyarete gitmiş ve kendisini teknolojik aletleri ile oynayan ve birbirleri ile ilgilenmeyen 5 kişinin arasında otururken bulmuş. Onlara el sallamaya başlamış ve “Selam çocuklar, ben buradayım” demiş.

Babası Google’da çalışan 10 yaşındaki Finn Heilig, kağıt ve kalemle çalışmaktan -bilgisayar üzerinde çalışmaya nazaran- daha fazla keyif aldığını, bu sayede geçen yıllardaki gelişimini gözlemleyebildiğini söylüyor. 

“Geriye bakıp birinci sınıftaki el yazınızın ne kadar kötü olduğunu görebilirsiniz. Bunu bilgisayarlarla yapamazsınız, çünkü onda bütün harfler aynıdır. Zaten eğer kağıda yazmayı öğrenirseniz, bilgisayara su döküldüğünde veya elektrik kesildiğinde yazmaya devam edebilirsiniz.” diyor Finn. 


Ayrıca meraklısı için : http://dailynightly.nbcnews.com/_news/2011/11/30/9118340-the-waldorf-way-silicon-valley-school-eschews-technology

21 Ekim 2012

Posted In: Diğer, lkd_gezegen, teknoloji

Droid istilasına hazır olun, Çin’in droidleri Dünya’yı ele geçirecek

Özellikle son aylarda çeşitli teknoloji sitelerindeki haberlerden edindiğim intibaya göre droidler istilaya hazırlanıyor. Darth Vader'ın gizli gizli seri üretimi yapılan droidleri gibi Çin'de pek çok fabrika geceli gündüzlü milyonlarca tablet üretiyor ve bu üretim büyük bir hızla artıyor. Bu yeni bir şey değil tabii, önceki yıllarda da bilgisayar ve telefon gibi aletlerde aynı şeyi yaşadık ama bu sefer olaya istila gözüyle bakmamın nedeni bu tabletlerin işlev/fiyat oranı. Youtube'dan birkaç örnek;

 Günde 4000 tablet üreten küçük bir fabrika.



 





Bu $100 civarındaki aletler temel internet işlevlerinin yanında müzik, film gibi eğlence imkanlarını sağlıyor ve Bluetooth, HDMI, USB, WIFI, 3G gibi temel bağlantı özellikleriyle geliyor.

Sadece bu ihtiyaçlar için bilgisayar sahibi olanların bilgisayar kullanıcıları arasında çoğunlukta olduğunu düşünürsek yakında bu insanların $1000 civarındaki 2-2,5 Kg'lık tuğla tipi bilgisayarları almak için bir nedeni kalmayacak. Aynı işlevselliği 10/1 fiyatına sahip olmak varken. Bilgisayarları bunlardan başka amaçlar için kullananlar da mutlaka bir droid sahibi olacak çünkü; duvara asıp resim gösterisi yapılabilir, hem arabada hem evde medya oynatıcı, otobüste kitap okuyucu, tatilde video kamera, kütüphanede sözlük için vs. kullanılabilir.

Bu cihazların fabrikalardaki maliyetleri $100'ın çok çok altında olsa gerek (videolara bakın), öyle olmasa bile bir sektörde çok sayıda üretici firma, bunlardan iş almak isteyen çok sayıda fabrika ve milyarlarca müşteri varsa fiyatlar büyük bir hızla düşecek demektir.

Kısacası tablo şu; ARM işlemcili tabletler bireysel kullanıcılar için temel bir teknoloji haline gelirken CISC mimarisindeki işlemciler ve ürünleri daha marjinal alanlara çekilecek. 2000'li yılların başındaki cep telefonu istilasından daha hzlı bir istila bekliyorum.

7 Haziran 2012

Posted In: lkd_gezegen, teknoloji

Deniz Dalgasından Enerji Üreten insanoğlu

Bugün RSS listemdeki türkçe bloglarda yeni neler var diye bakarken Mavigenç’in sitesine oradan da yazılardan birine bırakılmış yorum ile Ömer Terakki’nin sitesine geçtim. “Acaba RSS’i takip edilesi bir site mi” diye incelerken gözüme Dalga Enerjisinden Elektrik başlıklı yazısı çarptı. Böyle bir yazının türkçeye çevirilmesinden tam zevke gelmişken bir baktım aslında Dalga Enerjisinden Elektrik yazısı Cihan […]

4 Şubat 2009

Posted In: linux, teknoloji

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com