KRACK: WPA2 Protokolünü Hedef Alan Bir Saldırı

Kablosuz internet cihazlarımızla (bilgisayar, telefon, vb) evlerde, iş yerlerinde vs bağlandığımız kablosuz ağların çoğunu koruyan WPA2 şifreleme algoritmasını etkisiz hale getiren bir atak geliştirilmiş. KRACK adı verilen bu atak kablosuz ağların parolalarını kırmıyor, yani evlerimizdeki internete kaçak ortağımız olmuyor ancak daha kötüsü cihaz ve erişim noktası arasındaki şifrelemeyi etkisiz hale getirerek siz ve internet arasında giden gelen bilgileri saldırgan kişilerin okuyabilir hale gelmesine yol açıyor. Üstelik bu atak en azından mayıs ayından beri başarıyla çalışıyormuş ancak ilk defa şimdi yaygınca bilinir hale gelmiş.

Biz ne yapabiliriz bu atak karşısında? Ziyaret ettiğimiz web sayfalarına mümkün olduğunca https üzerinden erişmeye çalışalım, ne kadar az şifrelenmemiş web trafiği yaratırsak o kadar iyi. Ayrıca kullandığımız bilgisayarların, telefonların, modemlerin vb her fırsatta yazılım güncellemelerini takip edelim. Örneğin bir çok Linux tabanlı işletim sisteminde WPA2 şifrelemeli ağlara bağlanmamızı sağlayan wpasupplicant yazılımına gerekli yamalar geldi bile. Windows’lar için de gerekli yamalar yayınlanmış. Şu an için yapacak başka da bir şey yok.

Atak hakkında detaylı bilgiye https://www.krackattacks.com/ adresinden, atakla ilgili yayınlanan bilimsel makaleye de https://papers.mathyvanhoef.com/ccs2017.pdf adresinden erişebilirsiniz.

17 Ekim 2017

Posted In: android, Gezegen Yazıları, güvenlik, ios, linux, windows, wpa2

GNU/kWindows

Son zamanlarda benzersiz bir karışım hakkında çok konuşuluyor: GNUtamamıyla özgür işletim düzeni— ve Microsoft Windows —özgürlüğü reddeden, kullanıcıyı denetleyen, gözetim düzeni. Ayrıca ortalıkta çok fazla yanlış bilgi var. Düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım.

Bu konuyu tartışmadan önce bazı terimleri açıklığa kavuşturmamız gerekiyor: Kullanıcılar “Linux” işletim düzeni hakkında konuştuklarında aslında Linux çekirdeği eklenmiş GNU işletim düzenine atıfta bulunurlar; biz buna GNU/Linux (ya da GNU+Linux) işletim düzeni diyoruz. Çeşitli biçimlerde GNU işletim düzenini kullanıyorsanız komut satırından tanıdık gelecek bir çok yazılım GNU yazılımıdır: bash, (g)awk, grep, ls, cat, bc, tr, gcc, emacs ve diğerleri. Linux bir çekirdektir ve işletim düzeninin yapmaya çalıştıklarını destekler: işlemleri, hafızayı, dosya düzenlerini ve daha fazlasını yönetir, çekirdeğin çeşitli eylemleri gerçekleştirmesini yöneten düzen çağrılarını sağlar, bu eylemler yeni işlemleri çatallamak ya da hafızayı tahsis etmek gibidir. Bu önemli bir ayrımdır —tüm bu yazılımı “Linux” olarak adlandırmak hatalı olduğu gibi tamamıyla özgür Unix ikamesi olan GNU tasarısını göz ardı etmektedir.

İsimlendirme sorunu oldukça yaygındır, GNU/Linux işletim düzeni kullanıyor olsa bile çoğu kullanıcı GNU'nun ne olduğunu bilmemektedir. Son olarak GNU Bash'tan “Linux Bash” olarak bahseden makale okudum; bu adeta GNU tasarısına, 26 yıldır Unix-benzeri düzenlerde (Apple'ın sahipli Mac OS X'i dahil) en geniş kullanıma sahip kabuğu yazan tüm yazarlara atılan bir tokattır.

GNU çoğunlukla Linux çekirdeğiyle kullanılmaktadır ama durum her zaman böyle değildir. Örneğin GNU kendi çekirdeği Hurd ile çalışabilir (GNU/Hurd). BSD çekirdeği olan bir düzende çalışabilir (örn. GNU/kFreeBSD). Ama bugün bir ay önce bile duymayı beklemeyeceğiniz birşeyden bahsetmek istiyorum: GNU ve Windows çekirdeği. Bu karışım GNU/kWindows (GNU ile Windows çekirdeği) olarak atfedildi.[1]

Anlaşılana göre Microsoft ve Canonical Linux düzen çağrılarını Windows'un anlayabileceği türe çeviren bir uyumluluk katmanı, altdüzen yazmak için birlikte çalışıyor. Yani, Linux çekirdekli bir düzen için derlenmiş yazılım çağrı çevirme ile Windows üzerinde çalışacak. Bir çok makale bu düzeni “Windows üzerinde Ubuntu” ya da “Windows üzerinde Linux” olarak adlandırıyor. Yanılgı şu ki bu düzen Linux çekirdeğini kapsamıyor, GNU işletim düzeninin Linux yerine Windows'un çekirdeğiyle çalıştığına tanıklık ediyoruz.

Bu Microsoft için yadsınamaz bir teknik yarardır: Windows kullacıları GNU/Linux'tan ya da Apple'ın özgürlüğü reddeden Mac OS X'i gibi diğer Unix benzeri düzenlerden tanımış olabileceği ortamlarda geliştirme yapmak istiyor. Fakat bunun hakkında düşününce önemli bir kavramı göz ardı ettiğini anlıyoruz:

Kullanıcılar bir işletim düzeni adı olarak “Linux"tan bahsettiklerinde GNU hakkında konuşmaktan kaçınıyor. Ve GNU'dan bahsedilmesinden kaçınarak ayrıca GNU'nun üzerinde kurulduğu temel ilkeleri tartışmaktan kaçınmış oluyorlar, bu ilkeler tüm kullanıcıların yazılımdan dört ana özgürlüğü temin etmesi fikridir: yazılımı her amaç için kullanabilmek, yazılımı anlayabilmek ve ihtiyaca göre düzenleyebilmek (ya da sizin için bunu başkasının yapabilmesi), yazılımı diğerleriyle paylaşabilmek, değişikliklerinizi başkalarıyla paylaşabilmek. Bu dört özgürlüğe saygılı yazılımlara özgür yazılım diyoruz.

Özgür yazılım gerçekten önemlidir, saldırıya açık olan kullanıcıların geliştirme esnasında (yazılım geliştiricilerin ya da şirketlerin değil) kendisinin denetimini temin eder. Kullanıcının bu dört özgürlüğünü ihmal eden herhangi bir yazılım özgür olmayan (ya da sahipli), özgürlüğü reddeden yazılımdır.  Bunun anlamı herhangi bir özgür olmayan yazılımın yeteneği ve verimi önemsizdir, benzer görevi yerine getiren özgür yazılımdan daima aşağıda olacaktır.

Herkes özgürlükten ya da özgür yazılım felsefesinden konuşmak istemez. Bu anlaşmazlık "açık kaynak” geliştirme yöntembiliminde sonuçlanmıştır, özgür yazılımın faydalarını gerekli fikirsel hususları tartışmadan şirketlere satmaktadır. “Açık kaynak” felsefesinde eğer özgür olmayan bir yazılım daha iyi özelliklere ve verime sahipse o kesinlikle daha iyidir, çünkü “açık kaynak” geliştirme yöntembiliminden üstün gelmiştir, özgür olmayan yazılım her zaman kötü bir şey olarak sayılmaz.

Tüm bunları bir araya getirelim: GNU adında özgür bir işletim düzenine sahibiz. Genellikle Linux çekirdeğiyle birlikte kullanılıyor ve ikisi birlikte GNU/Linux işletim düzeni olarak adlandırılıyor. Ama şimdi GNU/Linux'u alıp Linux'u kaldırıp ve onun yerine Windows çekirdeğini eklediğimiz bir duruma sahibiz, kar sağlayan GNU/kWindows. GNU kullanıcı özgürlüklerine değer verir. Windows ise tam tersini yapar.

Kullanıcılar neden bunu istiyor? Yani, belki de Mac OSX'te GNU araçlarını istemeleriyle aynı sebeptir, kullanmak istedikleri yazılımları kullanmak istiyorlar ayrıca GNU'da beğendikleri teknik faydaları istiyorlar. “Açık kaynak” felsefesini ele aldığımızda —çünkü eğer bir kullanıcı özgürlüğüne değer veriyorsa GNU/Linux gibi tamamıyla özgür bir işletim düzeni kullanmalıdır. Eğer bir kullanıcı zaten Windows kullanıyorsa GNU yükleyerek bir takım özgürlükler kazanır, artık düzeninde özgürlüklerine değer veren daha fazla yazılıma sahiptir ve bu yüzden böylesi onun için daha iyidir.

Peki ya bugün GNU/Linux kullanıyorsanız? Bu durumda GNU/kWindows düzenine geçmek büyük bir gerileme demektir, bunu yaparken özgürlüklerinizi Microsoft'a teslim etmiş olursunuz. Microsoft'un özgürlüğü reddeden gözetleyici düzeninde ne kadar parlak özellikler tanıttığının bir önemi yok, özgürlüğünüze saygı duyan bir işletim düzeni her zaman birincil tercih olmalıdır. Kullanıcıların GNU'nun sağladığı teknik yararlar için GNU/kWindows düzenine geçmemesi adına elimizden gelenin en iyisini yapacağız.

Birazı gerçek birazı felsefik olmak üzere elimizde bir takım sorunlar var:

İlkin, lütfen GNU/kWindows'u “Windows üzerinde Linux” (bununla ilgili başka bir biçimde) olarak atfetmeyin, yanlış bilgiyi yaymak durumu karıştırmanın ötesinde GNU işletim düzeni üzerinde çalışan binlerce yazarı göz ardı etmektir. “Windows üzerinde Ubuntu” olarak anmazsanız en iyisini yapmış olursunuz, bu tam yanlış bir ifade sayılmaz -Ubuntu'nun dağıttı GNU'yu kullanıyorsunuz- ama hala GNU Tasarısından bahsetmiyor. GNU'dan bahsedersek, kullanıcılar tasarıyla ilgili sorular sorabilir ve belki de kendi kendilerine sonuç ararlar. Özgür yazılım felsefesini okuyacaklar ve umarım sorunları, evvela daha önce farkında olmadıkları sorunları anlamaya başlayacaklar.

İkinci olarak, GNU/kWindows düzeni kullanan birisi gördüğünüzde kibarca nedenini sorun. Onlara sadece bu teknik yetenekleri sağlayan değil ayrıca özgürlüğü sağlayan daha iyi işletim düzeninin olduğunu söyleyin! Özgür yazılımın ne olduğunu söyleyin ve onlarla özgür yazılımı bağdaştırın ve neden önemli olduğunu anlamalarını sağlayın.

GNU'dan yarar sağlayan daha fazla insan görmek iyi ama ne için burada bulunduğumuzu ya da adımızı çok fazla anmadan, kullanıcıları diğer taraftan sahipli gözetim düzenine çekerek, böyle satıldığında mutlu olamayız.

[1] Bu isim Richard Stallman’dan gelmektedir. GNU Tasarısının kurucusudur.

Lisans: Bu metin CC BY-SA 4.0 lisansı altında dağıtılan “GNU/kWindows” metninden tercüme edilmiştir. Özgün metin Mike Gerwitz tarafından yazılmıştır. Tercüme metni CC BY-SA 4.0 altında lisanslanmıştır.

9 Nisan 2016

Posted In: canonical, gnu, GNU/kWindows, gnu/linux, hurd, linux, linuxgezegeni, microsoft, Özgür yazılım, tercüme, ubuntu, windows

GNU/kWindows

Son zamanlarda benzersiz bir karışım hakkında çok konuşuluyor: GNU —tamamıyla özgür işletim düzeni— ve Microsoft Windows —özgürlüğü reddeden, kullanıcıyı denetleyen, gözetim düzeni. Ayrıca ortalıkta çok fazla yanlış bilgi var. Düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım. Bu konuyu tartışmadan önce bazı terimleri açıklığa kavuşturmamız gerekiyor: Kullanıcılar “Linux” işletim düzeni hakkında konuştuklarında aslında Linux çekirdeği eklenmiş GNU işletim düzenine atıfta … Okumaya devam et "GNU/kWindows"

9 Nisan 2016

Posted In: canonical, gnu, GNU/kWindows, gnu/linux, hurd, linux, linuxgezegeni, microsoft, Özgür yazılım, tercüme, ubuntu, windows

ReactOS: Özgür lisanslı Windows inşa etmek

Çoklu önyüklemeden WINE'a, özgür yazılım Windows uygulamalarını çalıştırmak için hep bir çözüm üretmeye çalıştı. Yine de bu çabaların sadece birkaçı Windows'un özgür lisanslı uyarlaması olan ReactOS kadar hırslı olabildi. Tasarı 2006'dan beri faal ve on yıllık zorlu ve ihtiyatlı geliştirmenin ardından Şubat 2016'da ilk alpha sürümü piyasaya çıktı.

Geliştirici Ziliang Guo'ya göre özgür lisanslı Windows 95 uyarlamasını hedefleyen FreeWin95 tasarısının başarısızlığından ReactOS meydana geldi.

“FreeWin95 hiçbir yere gelemedi çünkü insanlar işletim sistemini nasıl uyarlayacakları hakkında teknik tartışmalar yaptı ve çıkmaza sürüklendi. Kimse kodlamayı istemedi.”

Mesafe kaydedememenin bir sonucu olarak Jason Filby ve David Welch Windows NT'nin özgür sürümünü oluşturmak için yeni bir tasarı oluşturdular. Bir başka tasarı üyesi olan Jeff Know tasarıya ReactOS (React: tepki) adını önerdi çünkü bu çaba Microsoft'un masaüstündeki tekeline bir tepkiydi.

image

Geçmişten bir esinti: ReactOS üzerinde WinZip çalışıyor

Tersine Mühendislik ve Belgelendirme

Başlangıçta ReactOS zorluklarla karşı karşıya geldi. Tasarı başladığında bir çok Windows derleyicisi sahipliydi ve özgür olan bir kaçı ise acı verici şekilde yetersizdi. Gerekli araçları geliştirmekte büyük bir adım niteliğindeki MinGW‘den sorumlu ana geliştirici Casper Hornstrup'ı hatırlıyor Guo. Bu koşullar altında ReactOS'u çalıştırabilmek/önyükleyebilmek bile bir mihenk taşıydı. Guo'nun belirttiği gibi,

“Gerçekten bir işletim sistemini çalıştırabilmek insanların düşündüğünden daha karmaşık bir iş”

Bir diğer sorun ise Windows NT'nin iç mimarisi için yetersiz belgelendirme olmasıydı. Örneğin, çekirdek seviyesi API'leri üzerinde bilgi yetersizliği NT sürücü uyumluluğunu zorlaştırıyordu. Benzer olarak dahili birbirine bağımlılıkların geliştirilmesi gerekiyordu, sorun teknik zorluklara sebep olduğu gibi bu zorlukları artırıyordu.

“Takım eksik bir özelliği tamamlamak üzere olduğunda bazen varolan bileşenlerin içine geri dönüp hackleri silmesi gerekebiliyor, (bu süreç) diğer hacklerle bağlantılı hacklerin oluşturduğu bir tavşan deliğinde sonlanıyor ve tüm bu şey başarısız yollarda adeta çöküyor.” diyerek açıklıyor Guo.

Bugün durum bir miktar düzeldi. MSDN sitesi, Windows Internals, Inside Microsoft Windows ve Windows Graphics Programming gibi bir çok kitaba ek “Microsoft Windows hakkında bolca belgelendirme mevcut” diyor tasarı yürütücüsü Aleksey Bragin. Bu bilgiler özgürce kullanılabiliyor ama bilgiler hatalar içerebiliyor ve belgelenmemiş bölümleri olabiliyor.

Bir diğer avantaj ise WINE'ın Win 32API için uyumluluk katmanı. ReactOS bunu yeniden kullabilir fakat “Tabi ki takım bu API'lere güç sağlayacak Win32 altsistemini doğru bir şekilde tamamlamak zorunda.” diyor Guo.

Bu nedenle, bu avantaja karşın, ilerlemek için ReactOS üçüncü şahıslar tarafından yapılan tersine mühendisliğe bağımlı. Diğer zamanlarda, tasarı üyeleri karakutuculuğa (blackboxing) başvuruyor, farklı türde girdilere Windows'un verdiği cevapları sistematik olarak test ediyor ve içerde neler olduğunu anlamaya çalışıyorlar.

Malesef, tersine mühendislik çoğu kez hukuksal mayın tarlasına dönüşüyor.

“Tasarıda her zaman şu farkındalık oldu: Microsoft'un bizi stratejik tehdit olarak görebilir ve kapatmayı isteyebilir.” diyor Guo. Herhangi bir olası sorunu önlemek adına, ReactOS her zaman dikkatli davranıyor, öncelikle katkıların kısıtlı Microsoft kodundan elde edilmediğinden emin olunuyor. Örneğin, tersine mühendislikle oluşturulmuş ve ardından Assembly'den C'ye çevrilmiş kod kabul edilmiyor ama karakutuculuk kabul ediliyor.

Doğrusu, Bragin'e göre, ReactOS mümkün olduğu kadar tersine mühendislikten kaçınmayı tercih ediyor. Tersine mühendislik kaçınılmaz olduğunda katkıcılardan GNU Kodlama Standartları'nın 2.1 maddesini uygulamaları, sahipli yazılımlara -özellikle Windows'a- atfı önlemeleri bekleniyor. Buna göre tüm kod mümkün mertebe özgün olandan farklı olmalıdır.

Yine de, tersine mühendislik bir gri alan gerektiriyor. Guo bunu hatırlatıyor, bir noktada, tasarı geliştiricileri lekesiz kodu neyin oluşturduğu hakkında farklı yorumlarla konu üzerinde tartıştı. Bu tartışma bazı geliştiricilerin çıkmasına sebep oldu ve tasarı kodlarının iç denetimiyle sonuçlandı. Neyse ki lekeli kod bulunmadı ve tasarı nihayet yoluna devam edebildi.

Önündeki Zorluklar

Alpha sürümü 0.4'ün piyasaya sürülmesi yıllar süren kitke kaynaklı çalışmayla, sınırlı başarının ardından geldi. Yeni sürüm Canlı CD olarak mevcut, Windows NT olarak tanıtılıp VirtualBox'a kolayca kurulabiliyor. Çağdaş donanım üzerinde yirmi yıllık sistemleri öykündüğü için işletim sistemi saniyeler içinde önyükleniyor. Winzip, özgür yazılım olan LibreOffice, bir kaç eski ve basit oyun gibi çeşitli yazılımları çalıştırabiliyor.

image

ReactOS kendi Solitaire sürümünü çalıştırıyor.

Yine de zorluklar sürüyor. Her zaman olduğu gibi nitelikli geliştiriciler ender:

“Halihazırda Microsoft için çalışmayan NT çekirdek uzmanlarının sayısı çok az.” diye not ediyor Guo. Mevcut donanımı desteklemek oldukça zor olabiliyor, Guo değişken donanım standartlarının bir problem olduğunu söylüyor ve “Microsoft bile bunlarla sıfır sorun yaşamıyor.” diyerek ekliyor.

Bir diğer sorun ise, son sürümlerdeki kullanılırlık üzerinde yapılan geniş çalışmaların ardından, Guo'nun sözleriyle:

“Geçmişte çok çok daha az olan kullanıcının görebileceği, büyük değişikliklerle yere yakın olan birçok meyve toplanmış oldu.”

Bu bazı temel sorunları hatırlatıyor. Örnek olarak öncelikler hakkında soru üzerine Bragin şöyle dedi:

“En önemli açık hafıza yönetimi ve önbelleklemeye bağlı sistem kararlılığında. Diğer sorunlar da var elbette ama gerçekten kararlı çekirdeğe sahip olmak tasarı için büyük başarı olur.”

Diğer baskı yapan sorun ise oyunlar için DirectX desteği. ReactOS WINE'ın DirectX uyarlamasına sırtını yaslamayı umuyor. Bragin oyun desteğinin önemli olduğunu çünkü hafızayı, dosya sistemini ve ağı kullanmaları “işletim sisteminin kendisi için güzel bir test” olduğunu vurguluyor.

İlk alpha sürümü dikkate değer bir mihenk taşı. ReactOS halihazırda yeterince gelişmiş, Bragin onu işletim sistemlerini öğretmek için kullanıyor.

“Ama gerçekten ReactOS'un bir kullanım senaryosunda Windows'un yerine kullanılabilecek güçte olduğu anı görmek istiyorum. Bu an kesinlikle önümüzdeki beş yıl içinde yaşanacak.” diyerek bir öngörüde bulunuyor.

Genel Dağıtıma Doğru

Sahipli geliştirmeyle etkileşime giren diğer özgür yazılımlarda olduğu gibi ReactOS da Microsoft'un kendi API'lerindeki daimi değişimin daima gerisinde kalacağa benziyor. Ancak bu durum ilk çıktığındaki kadar kasvetli olmayabilir.

ReactOS her Windows sürümünün tüm özelliklerini yeniden çoğaltmakla ilgilenmiyor.

“Biz güzel özellikler üretmeye çalışıyoruz, örneğin çeşitli temalar arasında geçiş yapmamızı sağlayan kullanıcı arayüzü tasarlayıcımız gibi. Yine de, Microsoft'un her eklediği güzel değil. Örneğin, Metro Arayüzü ya da diğer yeni API'ler yeterince popüler olmadıkça bunlara fazlaca vakit ayırmaya gerek yok. Eğer birisi gerçekten isterse bir Windows 8 Metro Teması yapabilir. Yine de böylesi bir arayüzü seven çok kişi olduğundan emin değilim. Windows 10 ya da Windows 8'e eklenmiş çok fazla değer görmüyorum.” diyor Bragin.

Her neyse, alpha sürümüyle birlikte ReactOS ivme kazanmışa benziyor. Hedefi hala zoruluklarla karşı karşıya.

Not: Tercümeyi tek seferde bitirme inadım sonucunda bir ya da iki cümleyi anlamakta epey zorlandığımdan anlam bütünlüğünü bozmayacak şekilde yazıdan çıkardım, yine bir kaç cümlede birebir çeviriden sakındım.
Lisans: Bu metin CC by-SA 4.0 ya da sonrası altında dağıtılan “ReactOS: Building a Free-Licensed Windows” metninden tercüme edilmiştir. Özgün metin Bruce Byfield tarafından yazılmıştır. Tercüme CC by-SA 4.0 ya da sonrası altında tekrar lisanslanmıştır.

31 Mart 2016

Posted In: Açık kaynak, free software, linuxgezegeni, microsoft, open source, Özgür yazılım, reactos, röportaj, tercüme, windows

ReactOS: Özgür lisanslı Windows inşa etmek

Çoklu önyüklemeden WINE’a, özgür yazılım, Windows uygulamalarını çalıştırmak için hep bir çözüm üretmeye çalıştı. Yine de bu çabaların sadece birkaçı Windows’un özgür lisanslı uyarlaması olan ReactOS kadar hırslı olabildi. Tasarı 2006’dan beri faal ve on yıllık zorlu ve ihtiyatlı geliştirmenin ardından Şubat 2016’da ilk alpha sürümü piyasaya çıktı. Geliştirici Ziliang Guo’ya göre özgür lisanslı Windows … Okumaya devam et "ReactOS: Özgür lisanslı Windows inşa etmek"

30 Mart 2016

Posted In: Açık kaynak, free software, linuxgezegeni, microsoft, open source, Özgür yazılım, reactos, röportaj, tercüme, windows

Steam’in Linux’taki İlk 6 Ayının Ardından

steamlinux

Dünyada dijital oyun dağıtımının liderliğine sahip olan Steam, Linux için ilk beta sürümünü 2012 yılının kasım ayında kullanıcılara sunmuştu. 2003 yılında Windows ve 2010 yılında Mac sürümlerini (ve beraberlerinde bu platformlar için oyunlarla birlikte) çıkartan Steam’in Linux’taki ilk 6 ayında neler olduğunu şöyle toparlamaya çalışayım.

  1. Beta’nın yayınlandığı ilk akşam Linux oyun kütüphanesinde 26 oyun vardı. Bugün bu sayı 115. Bu oyunlara hızlıca göz gezdirdiğimizde çoğunun indie dediğimiz bireyler veya küçük oyun stüdyoları tarafından hazırlanan oyunlar olduğunu görüyoruz. Tabii ki sayfalara göz gezdirdiğimizde adını daha çok duyurmuş oyunlarla karşılaşabiliyoruz ama bunların da çoğunun Half-Life, Portal, Counter-Strike gibi yine bizzat Valve’in geliştirdiği oyunlar olduğunu görüyoruz.
  2. Steam Donanım & Yazılım istatistikleri sayfasında işletim sistemleri başlığını genişlettiğimizde karşımıza çıkan tüm Linux yüzdelerini toplayacak olursak 1.82% gibi bir sayı çıkıyor karşımıza. Bu yüzdenin önemli bir çoğunluğunu Ubuntu kullanıcıları oluştururken liderlikte 54.18% ile 64 bit Windows 7 kullanıcıları yer alıyor. Windows 8 kullanıcılarının sayısı ise toplamda 11.65%.
  3. İster Linus Torvalds tepkisini “gösterdi” diye olsun, ister Steam Linux’a geldi diye olsun; Nvidia’nın Optimus destekli ilk resmi sürücülerinin Linux’a çıkması da bu 6 ay içine denk geliyor 🙂
  4. Hakkında çok fazla açıklama olmasa da Valve’in Linux tabanlı oyun konsolu olan Steam Box söylentileri aldı başını gidiyor…

steamlinux

 

Gelecek İçin Tahminlerim

  1. Valve’in ürettiği tüm oyunlar neredeyse Linux’a port edildi ve Linux katalogundaki diğer oyunlar gibi güzel güzel problemsizce, takılmadan ve Windows sürümlerinden daha performanslı şekilde çalışıyorlar. Şu an aklıma geldiği kadarıyla geriye Portal 2 ile Dota 2 kalmış durumda, Dota 2 de Linux’a port edilirse kullanım yüzdelerinde bir miktar artış olacaktır (yazıyı hazırladığım şu an dünya genelinde Dota 2’yi açmış ve oynayan oyuncu sayısı 289.321).
  2. Geride bıraktığımız 3 yıl içersinde Mac için çıkmış olan oyun sayısı 412. Bu oyunlara hızlıca göz gezdirdiğimde Grand Theft Auto III-VC-SA başlıkları, Assassin’s Creed serisinden 1-2 başlık, Knights of the Old Republic gibi 4-5 Star Wars başlığı gibi adları duyulmuş ünlü oyunlar da yer alıyor ancak bu oyunların henüz Linux sürümleri yok. Bu başlıkların Windows’un yanı sıra Mac’e de çıkmış olmaları, oyun üreticilerinin eğer isterlerse ve gerekli emeği gösterirlerse Microsoft teknolojilerine olan bağımlılıklarını kırarak başka platformlarda da oyunlarını çalıştırabildiklerini gösteriyor. Örneğin daha ilk günden Linux’ta oynanabilir olan Serious Sam 3. Bu oyunların da şirketlerin zaman ayırdıkça Linux’a birer ikişer geleceğini düşünüyorum. Mesela indie cenneti haline gelmiş Linux’a aniden Assassin’s Creed IV: Black Flag geliverse ne güzel olurdu değil mi?
  3. Steam Box’ın Playstation gibi, Xbox gibi rakiplerini olduğu bir pazarda pay alabilmesi için yukardaki maddede de belirttiğim gibi ünlü oyunların Linux sürümlerini çıkartması için oyun şirketlerini teşvik etmesi gerekiyor.

Özetle ilk 6 ay Valve’in Linux dünyasında kendine yer açmasıyla geçti diyebiliriz. Artık diğer şirketlerin de katkı vermeye başlaması zamanı geldi. Bakalım bir 6 ay daha geçtikten sonra ne değişiklikler yaşanacak.

14 Mayıs 2013

Posted In: Gezegen Yazıları, linux, Mac, Oyun, steam, ubuntu, windows

"Eee Windows fazla oldun!" demek de lazım

Can Dündar "Eee-devlet fazla oldun!" yazısı ile devletin güvenlik birimlerinin gazetecileri nasıl izleyebildiğini bir örnekle anlatmış;

...
Bir gün polisteki bir tanıdığı arayıp “Sakıncalı şeyler yazıyorsun” demiş.
Dehşete kapılmış gazeteci...
“Ne yazıyormuşum” diye sormuş.
Telefondaki kitabı anlatmaya başlamış.
“Ama... Nerden biliyorsunuz” diye kekelemiş bizimki...
“İnternete bağlı olduğun sürece bilgisayarına girip yazdıklarını görebiliyorlar” diye izah etmiş arayan.
...


 
Bu örneğin doğru olup olmadığı değil mümkün olup olmadığı daha önemli ve teknik olarak Windows işletim sistemi kullanan herkes böyle bir tehlike ile yaşıyor. Kullanılan güvenlik yazılımlarının en babası bile Windows çekirdeğine ekleniyor, yani Windows çekirdeği ne kadarına izin verirse o kadar bilgi ile çalışıyor bu güvenlik yazılımları. Kısacası güvenlik yazılımlarının arkasına sığınmaya çalışmanın da faydası yok. (Buradan "Sizi güvenlik yazılımları değil GPL lisansı korur" diye bir slogan da çıkar ayrıca :)

Can Dündar'ın yazısında bahsettiği arkadaşı çözümü yurt dışına kaçmakta bulmuş, en azından içeri alınmam diye düşünmüş olabilir. Ama nereye kaçarsanız kaçın Windows'u açtığınız anda tehlike altındasınız demektir.

Çözüm ise çok basit, Eee Windows fazla oldun diyerek kullanmaktan vazgeçmek. Eğer bu yazıyı okuyup hala "Eee ne kullanacğım ki?, Mac mi alayım?" diye soran varsa Linux kullanıcıları olarak onlardan özür dilememiz lazım, daha çok tanıtım yapamamışız, Linux'u anlatamamışız.

Unutmayın Windows kullandığınız sürece asla güvende değilsiniz, ayrıca bu tek taraflı bir güvenlik sorunu da değil, aynı durum emniyet ve askeri birimler için de geçerli, bunu en iyi İran bilir

Bilgisayarda kendinizi tamamen güvende ve özgür hissetmenin tek yolu Linux kullanmaktır.




13 Eylül 2012

Posted In: linux, lkd_gezegen, Özgürlük için, windows

Windows "Users" klasörünü başka bölüme taşımak

İşyerimdeki Windows 7 kullanılan sistemlerdeki klasik Windows sorunlarına karşı en çok güvendiğim yazılım Clonezilla. Ancak Windows sistem bölümünü yedeklemeye kalkınca mecburen "Users" klasörü altındaki kullanıcı dosyalarını da yedeklemek gerekiyor, eğer kullanıcı büyük boyutlu dosyalarla çalışıyorsa veya resim, video ve müzik klasörleri doluysa yedekleme işi gereksiz yere uzuyor, üstelik geri yükleme yapınca kullanıcının dosyaları yedekleme tarihine geri yükleniyor ve yeni dosyalar siliniyor.

Maalesef Windows kurulumunda Linux sistemlerde olduğu gibi kullanıcı klasörünü başka bir disk bölümüne konumlandırma seçeneği yok ve bunu elle yapmak biraz acı verici. (Böyle basit bir özelliğin neden eklenmediğini hep merak etmişimdir.)

Örneğimde Windows 7 kullanıyorum ve diskte 3 bölüm mevcut, en azından bizi ilgilendirenler 3 tane.
  1. Boot
  2. C: [System]
  3. D: [Data] (NTFS)
1. Boot bölümü kurulumda otomatik oluşturuluyor ve önyükleme sistemi var, ancak Windows içerisinde sürücü harfi atanmadığı için normalde görünmeyen bir bölümdür.
2. C: Kurulum yapılan ve Users klasörünün bulunduğu sistem bölümü.
3. D: Kullanıcı klasörünü taşıyacağımız bölüm. NTFS Olarak Biçimlendirilmiş olması gerekiyor.

Aslında yapılacak işlem klasörü kopyalamak ve yeni yerine bir bağlantı oluşturmaktan ibaret (Linux'taki sembolik bağ gibi), ancak Windows açıkken Users klasöründeki bazı dosyalar kilitli olduğu için kopyalanması mümkün olmuyor. Sistemi Windows Kurulum DVD'si ile açıp kopyalamak gerekiyor.

DVD'den açınca da disk bölümü harfleri farklı oluyor ve doğru bağlantı oluşturabilmek için bölümlere doğru harfleri elle atamak gerekiyor. Şükür ki bu iş için Windows'un "diskpart" adında bir disk yönetimi konsol aracı var. Uygulama şöyle;

Sistemi Windows DVD'si ile açıp, onarma seçeneklerini seçip, komut konsolunu açın ve "diskpart" komutunu çalıştırarak disk yönetim konsoluna geçin.

İhtiyacınız olan komutlar şunlar;
  • LIST DISK
  • LIST PARTITION
  • SELECT DISK X
  • SELECT PARTITION X
  • ASSIGN LETTER=Y
  • EXIT
LIST ... komutları mevcut disk ve bölümleri listeliyor, birimler listelerde 0,1,2,... gibi sayılarla isimlendiriliyor, bu sayıları SELECT ... komutlarındaki X parametresi yerine yazmanız gerekiyor. SELECT ... komutları ise üzerinde işlem yapacağınız birimi seçmek için kullanılıyor. İşlem yapmak için önce diski sonra bölümü seçmeniz gerekiyor. ASSIGN ... ise seçili bölümün harfini değiştirmek için kullanılıyor, Y parametresi yerine boşta olan bir harfi yazıyorsunuz. (Zaten komutlar yeterince kendisini açıklıyor, ayrıntıyı merak ediyorsanız HELP ve HELP <komut> çalıştırın.)

Örnekte disk 0, bölüm 2'inin harfini E yapalım;

>LIST DISK
>SELECT DISK 0
>LIST PARTITION
>SELECT PARTITION 2
>ASSIGN LETTER=E

Siz LIST komutlarının çıktısındaki bölüm boyutlarına bakarak sisteminizde gerçekte hangi bölümün hangi harfte olması gerektiğini biliyor olacaksınız. ASSIGN işleminde sadece kullanılmayan harfleri yazabildiğiniz için en iyisi önce mevcut bölümlerin harflerini alfabenin sonlarında birer harf olarak değiştirip sonra olması gerektiği gibi ayarlamanız iyi olur, böylece çalışacağınız C: ve D: harfleri de işin başında boşa çıkmış olacağından bir karışıklık yaşama ihtimaliniz azalır.

Son olarak EXIT komutu ile çıkış yapın ve DIR komutuyla doğru atama yapıp yapmadığınızı mutlaka kontrol edin (DIR C: gibi). DIR Komutu ile o bölümdeki dosyalar listelenir, doğru bölümün doğru harfe ait olup olmadığına böylece bakabilirsiniz. Artık C:\Users klasörünü D:\Users olarak kopyalama ve bağlama işlemi yapılabilir. Komutlar şöyle;

>ROBOCOPY  /COPYALL  /MIR  /XJ  C:\Users  D:\Users
>MOVE   C:\Users  C:\Users-backup
>MKLINK  /J  C:\Users  D:\Users

ROBOCOPY Komutunda hata alırsanız kesinlikle işleme devam etmeyin, parametreleri küçümsemeyin işin püf noktaları onlarda. Sorun yoksa sistemi yeniden başlatın, eğer her şey yolundaysa C.\Users-old klasörünü silebilirsiniz ve kullanıcı verilerine dokunmadan sistem bölümünü klonlayabilirsiniz.

Bu yöntemi pek çok bilgisayarda sorunsuzca uyguladım, ancak oluşabilecek veri kayıplarından beni sorumlu tutmayın çünkü henüz hiç başıma gelmediği için bir sorun çıkarsa nasıl eski hale getirileceğini bilmiyorum :)

26 Eylül 2011

Posted In: lkd_gezegen, windows

Spor Genel Müdürlüğü Pardus’a kapılarını kapattı

Spor Genel Müdürlüğü 81 vilayette bulunan il müdürlüklerini de içerisine alan yeni bir yapılanma amacıyla tüm bilgisayar sistemlerini tek bir etki alanına (domain) dahil etme çalışmaları yürütüyor. Bu çalışma özel bir firmaya ihale yoluyla verilmiş durumda.

Ancak yapılan çalışmalar tamamen Microsoft teknolojileri kullanılarak yürütülüyor ve firma tarafından il müdürlüklerinde bulunan Pardus sistemler yerine Windows kurulması isteniyor. 81 İlde toplam 1600 civarında bilgisayar kullanılmakta.

Böylece ülke çapında teşkilatlanmış olan bir kamu kurumu adeta Pardus'a kapılarını kapatmış, gücün karanlık tarafına geçmiş oldu.

12 Eylül 2011

Posted In: lkd_gezegen, öi_gezegen, Özgürlük için, pardus, windows

Özgür müyüz, Değil miyiz?

PC Labs, sürekli yeni haber ve makaleler yayınlayan, belki de bu sebeple hemen her gün mutlaka ziyaret ettiğim güzel bir internet sitesi. Okuduğum kimi yazılar bana hayli sıradan gelirken bazı konular ise müthiş ilgimi çekiyor ve beni düşünmeye sevk ediyor. Bu bağlantıda okuduğum bir makale de beynimin hücrelerini kaşındıran bir türde…Yazıda 390.000 kişi gibi devasa bir […]

26 Nisan 2011

Posted In: Apple, Kapitalizm, linux, Mac, microsoft, özgürlük, pardus, PC, Seçim, Serbest Piyasa, Standart, Tercih, Toplum, ubuntu, windows, yazılım

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com