Pardus Stajına Başlarken

Benim de seçildiğim 2011 Pardus Yaz Stajı yaklaşık ben yazmaya başladıktan 8 saat sonra başlayacak.Ve başlamadan önce bu staj hakkında ne hissediyorum,ne düşünüyorum,ne bekliyorum gibi soruları özellikle daha sonra bakmak için yazmak için yazmak istedim.

Çok genelden başlamak gerekirse. TÜBİTAK ülkemizin önemli bilim insanlarınca kurulmuş her ne kadar son yıllarda siyasi iktidar bazı müdahalelerde bulunmuş olsa da ülkemizin araştırma alanlarında lokomotiflerinden biri olduğunu düşündüğüm bir kurum. Özellikle TÜBİTAK yayınlarıyla büyümüş bir neslin ferdi olarak bu güzide kurumda kısa bir süre çalışabilecek olmak benim için gurur verici
Ayrıca bir özgür yazılım aktivisti olmaya çalışan (ne kadar beceriyorumdur takdir bana ait değil) biri olarak da ülkemizin en büyük özgür yazılım projelerinden birinde çalışabilme olanağı bulmam da bir mutluluk kaynağı benim için.

Peki beklentim neler
Öncelikle herkesinde tahmin edebileceği üzere tecrübe özellikle günlük hayatta kullanılabilecek hiç bir yazılım üret(e)memiş biri olduğum da düşünülürse bu çok önemli.
Bireysel değil takım içi çalışma tecrübesinin de ayrıca çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Kısaca bu tecrübe bittiğinde bir ay sonra daha iyi bir yazılımcı/programcı olmayı umuyorum.

Bence önemli olan bir beklentim daha var.
Yaklaşık 2008 yazından beri Pardus'la ilgileniyorum.Son 1 sene içerisinde de toplulukta yer almaya çalıştım. Bu sürede gözlemlediğim önemli şeylerden biri de kullanıcılarla geliştiriciler arasındaki devasa iletişim bozukluğu.Özellikle kullanıcı tarafı Pardus geliştiricilerini yoğun bir eleştiri yağmuruna tutuyor.Sanıyorum ki geliştiricilere de söylenmedik söz kalmamıştır. Bu durum beni oldukça rahatsız etmekle beraber
Bu stajı bir anlamda da madalyonun öteki yüzünü görmek olarak düşünüyorum.
Nasıl çalışıyorlar,durumları neler,acaba kullanıcılar olarak onlara haksızlık ettiğimiz noktalar var mı gerçekten merak ediyorum. Bunu özellikle gözlemlemeye çalışacağım ve sizin onların açısından öğrenmek istediğiniz bir şey varsa mümkün olursa iletmek de ayrıca isterim.

Şu anlık düşündüklerim,hissettiklerim bunlar. Aklıma bir şey gelirse ekleme yapabilirim.
NOT: Pardus stajı ile alakalı yazılarımı dürüst bir şekilde yazmaya çalışacağım  "Onlara yaranmak için yazıyorsun bunları, Beynin yıkamışlar orada" şeklinde yorumlar yapmamanızı rica edeceğim.
Özellikle tartışmak istediğiniz bir şey varsa ugurcanergn@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

20 Haziran 2011

Posted In: 2011 Pardus Stajı, Gezegen, gnu/linux, Özgür yazılım, pardus, programlama

Bir İETT hikayesi

İstanbul'da olanlar son aylarda otobüs duraklarına gelen otobüs bilgilerini göstermek için kurulmuş ve çoğunlukla çalışmayan ! ekranları görmüştür büyük ihtimalle geçenlerde evimin oradaki durakta otobüs beklerken ekranın bozulduğunu ve 5-10 saniye çalıştıktan sonra yeniden başladığını gördüm. Ama asıl anlatmak istediğim şey bu döngünün başına denk geldiğimde GRUB ekranını ve makineye kurulmuş olan Debian'i gördüm. Akabinde bunu fark etmemle beraber yaşadığım dumur mutluluk karışımı duygularla beraber sonraki döngüde fotoğrafını çekebildim. İstanbul'daki otobüs duraklarının bir çoğunda bulunan sistemlerde GNU/Linux sistemlerin kullandığını öğrendiğim için mutlu oldum ve bunu da sizlerle paylaşmak istedim.
Fotoğrafı da yayınlıyorum. Doğru düzgün bir şeye benzemeyen şemalimin ve telefonu o heyecanla ters tutuşumun da kusuruna bakmazsınız diye umuyorum

14 Mayıs 2011

Posted In: Gezegen, gnu/linux

Linux Sık Sorulan Sorular v2

Yazıya başlamadan uyarımı yapayım. Bu yazının amacı Linux sistemler ile ilişkisi kulak dolgunluğu seviyesinde olanlar (genelde Windows kullanıcıları) için bazı temel soruları cevaplamaktır ve hayatın anlamını vaat etmemektedir.
Cevaplar da giriş seviyesi dağıtım olarak önerdiğimiz Ubuntu ve Pardus (R.I.P) üzerinden verilecektir.

NOT: Aslında yazalı baya olmuş ama gezegene göndermediğimi farkedince belki biri görmek ister diye düşündüm (29.11.2011)

Linux'un bu kadar çok sürümü var ? Zaten Ubuntu da Pardus da Linux değil mi ? Ne farkları var ? 

Kavram karmaşası şurada ortaya çıkıyor. Linux, Windows veya Mac OS gibi bir işletim sisteminin ismi değil. Sadece bir parçasının (çekirdeğinin) ismi ama artık markalaştığı için işletim sisteminin ismi gibi kullanılıyor. Bire bir paralel olmasa da bunu Chicago Bulls denince akla NBA takımından daha çok Michael Jordan'ın gelmesi gibi de düşünebiliriz. Dağıtımlar çok farklı ve çok benzer olabilir. Aralarındaki farkları şöyle açıklayabilirim. Benzer donanıma sahip iki laptop düşünün mesela biri Dell biri HP olsun. Sonuçta bunların ikisi de aşağı yukarı aynı işleri yapabilecekler.  Ama farklar için şöyle örnekler verebilirim. Mesela birinin ekranı daha iyi çözünürlük sağlayabilir. Ağ kartı daha iyi çekebilir. Diğerinin klavyesi daha rahat olabilir. Teknik servisi daha iyi olabilir. Sonuçta bunlar bilgisayarın işlevselleği ile ilgili değil. Kullanım tecrübesiyle ilgili farklardır. Dağıtımların aralarındaki farklar da buna benzer. Hepsi bir birlerinin yaptığı işleri yapabilirken bir iyi bir masaüstü deneyimi,yeni teknolojiler vs. sunarken diğeri daha fazla program desteği, daha iyi teknik destek sunabilir bir başkası daha iyi özelleştirebilirlik ve seçim şansı sunabilir. Dağıtımların arasındaki farklar tamamen bir dağıtımı hazırlayan insanların insiyatifine kalmıştır.. Bu farklar da aynı motoru kullanan Renault ve Audi marka arabaların arasındaki fark gibi olabileceği gibi Doğan ve Şahin arasındaki farklar gibi olabilir. 

Bir de GNU diye bir şeyden bahsediyorlar o nedir ?
GNU Linux'tan 9 yıl önce başlayan bir proje. Akademiden ticari yazılım sektörüne karşı başlayan bir tepki olarak da görülebilir. Özgür bir işletim sistemi yapmak amacıyla başlatıldı. Aynı zamanda bu proje özgür yazılımın teknik bir kavramdan ziyade felsefi ve etik bir kavram olarak şekillenmesini sağladı. Özgür yazılımın güvencesi diyebileceğimiz GPL'de bu proje çatısında yazıldı. Projenin başında ise özgür yazılımın babası kabul edilen Richard Stallman var. Kafa karışıklığını önlemek için ve(ya) marka değerinden dolayı Linux ismini kullansak da aslında belirtilmesi gereken doğru kavram GNU.  GNU hareketine atıfta bulunmak için GNU/Linux diye de adlandırıldığı olur.
Gene bir cümleyle karşılaştır derseniz. GNU Asi İttifakıysa , Linux Han Solo'dur.


Kurması zor diyorlar. Öyle midir gerçekten ?
Aslında bu biraz sizin dağıtım tercihinize bağlı olmakla  beraber mevzu bahis dağıtımlar 5-10 tık arasında kurabilmektedir. Yeni başlayanların canına okuyabilecek.Kullanıcının sistemi kendi istediği gibi gibi kurabilmesini sağlayan ve kullanıcıdan sistemi iyi derecede bilmesini gerektiren gelişmiş kurulumlar sunan dağıtımlar vardır. Ama hangi dağıtımı kurarsanız kurun o dağıtıma ait kurulum belgelerini okumayı ve olası sorunlara karşı verilerinizi yedeklemeyi unutmayın.

Peki mevcut işletim sistemime dokunmadan kurmanın bir yoku yok mudur ? 
Vardır. Mac OS hakkında bir bilgiye sahip olmasamda Linux dağıtımları Microsoft Windows ile aynı bilgisayarda farklı bölümler içerisinde bulunup kardeş kardeş geçinebilirler. Bilgisayar açılışına yüklenecek ufak bir önyükleyici yazılımı size BIOS'tan hemen sonra size bilgisayarı hangi işletim sistemiyle açmak istediğinizi soracak. Linux dağıtımları Windows dosya sistemine erişebilmesine rağmen tersi mümkün olmadığı için Windows üzerinden Linux dağıtımındaki verilerinize erişemeyeceğinizi unutmayın.

Tamam kurduk , kullanmaya başlayacağız da öncesinde söylemek istediğin bir şey var mı ?
Teşekkür ettim söylemek istediğim şeyler var. İnsanlar alışkanlıklarından dolayı tamamen farklı bir sistem çalıştıklarında zorlanıyor ve genellikle isyan ediyor. Ama burada yeni çalıştıkları sistemin eskisine benzemek gibi bir görevi veya amacı olmadığını ve bir alışma süreci gerektirdiğini hatırlatmam gerekiyor. Gerçi bu süreç kullanıcı aksini düşünmediği sürece zor değil. Zaten bu sürece yardımcı olacak  bazı cevapları aşağıda bulabileceğinizi düşünüyorum.

Bu KDE,GNOME,XFCE vs. dedikleri de ne ola ki ?
Bu arkadaşlara masaüstü yönetcileri diyoruz. Kendileri Linux dağıtımlarındaki grafik arayüzleri oluştururlar (Etkileşime geçtiğin bilgisayarı açınca karşına gelen masaüstü şekli). Aşağı yukarı 7-8 tane seçenek içerisinden bilgisayarımızın kapasitesine veya donanımımız yeterliyse keyfimize göre bir tanesini seçebiliriz. Masaüstü yöneticileri hakkında daha detaylı açıklama için http://yazlimciyim.blogspot.com/2010/09/masaustu-yoneticileri-ortamlar.html adresine de bakabilirsiniz.


Ha babam komut yazıyormuşuz bu Linux'ta doğru mudur ?
Aslında bu biraz sizin tercihinize bağlı. Sistemi tamamen grafik arayüzden hiç kod yazmadan kullanabilirsiniz. Bunun önünde hiç bir engel yok Ayrıca Komut satırı kullanmak tipik Windows kullanıcılarının düşündüğünün aksine eski kafalılık olmadığı gibi sistemin eski olduğunu falan da göstermiyor. Size sadece bilgisayarınıza bazı şeyleri yaptırabilmek için alternatif bir yol veriyor.
Zaten Linux terminali çok yetenekli bir araç olduğu için sistemi kod yazarak kullanmak zaman zaman daha rahat oluyor.  insanlara bir şey anlatmaya çalışırken orada x var ona tıkla şurada y var ona tıkla gibi anlatmak yerine konsola z yaz demek bence daha kolay. Zaten Windows'ta 5 yere tıklayıp yapılacak iş tek satırlık komutla yapabilirken konsolu "amele gibi kod ezberlemek " olarak gören Windows fanatiklerine aldanmayın. Şöyle özetlersem Konsol (a.k.a siyah ekran [gerçi rengini de değiştirebilirsiniz ubuntu'da mordu en son hatırladığımda] ) kullanmak zorunda değilsiniz (tekrar yazayım her şey Windows'taki gibi grafik arayüz ile yapılabilir) ama ondan korkmaz ve onu bağrınıza basarsanız Linux'taki en iyi arkadaşlarınızdan olacaktır.

Tamam anladık bu konsol komutları peşimi bırakacak gibi durmuyor. Bari konsol nasıl açılır onu söyle ?
Hay hay hatta yazının ilerisinde komut da kullandırabilirim bak çok şukela olur. Ubuntu için anlatayım önce o zaman. Konsol'u sol üst menüden Uygulamalar -> Donatılar -> Uçbirim veya Alt+F2 ve metin kutusuna gnome-terminal yazarak açabilirsiniz. Pardus için Alt+F2 ve metin kutusuna Konsole yazarak veya menüden Sistem -> Konsole şeklinde açabilirsiniz. Hatta ufak bir ipucu vereyim. Yakuake uygulamasını açarsanız (Menü'de Sistem sekmesinde bulanabilir) konsolu sadece F12 tuşuyla açabilirsiniz.

Peki diğer işletim sistemimdeki programlar çalışır mı bu merette ?
Programlar işletim sistemlerine özel derlendikleri için başka işletim sistemlerinde çalışmazlar. Yazılımın kaynak koduna sahipsek. Onu istediğimiz sistem için derleyebiliriz ama ne yazık ki Windows ve Mac OS programlarının bir çoğunda ayrıca oyunların neredeyse tamamında bu şansa sahip değiliz. Emülatör kullanmak veya sanal sistem üzerinde kullanmak seçeneklerimiz hala var ama her zaman işe yaramayabilir veya verimli olmayabilir. 

Ne programlarımı kullanamayacak mıyım ? O zaman ne işe yarar ki bu ?
Bazı istisnalar haricinde çoğu yazılımın muadillerine hatta bazılarının daha iyilerine sahibiz. Hatta bazılarını Windows üzerinde kullanıyor olabilirsiniz. Mesela 
İnternet Explorer -> Mozilla Firefox , Google Chrome (Chromium), Opera (Özgür yazılım değil)
Microsoft Office -> OpenOffice,LibreOffice,KOffice
Windows Media Player -> VLC Player,SMPlayer,Kaffeine,Totem Player
Windows Live Messenger ->aMSN,Emesene,Pidgin,Kopete
Winamp -> Amarok,Rythmbox,Clementine,JUK,Audacious
Paint -> KolourPaint
Nero -> K3B,Brasero

Program nasıl kurulur onu sorayım bari ?
Windows'taki .exe dosyalarının Linux'taki kabaca karşılığının paketler olduğunu söyleyebiliriz. Ancak paketler merkezi bir depoda durur. Bu Windows'a nazaran inanılmaz bir kurulum kolaylığı sağlar. Yalnız dağıtımların farklı paketleme sistemleri kullandığı konusunda uyarımı yapayım. Mesela Ubuntu paketlerinin uzantısı .deb ken Pardus paketlerinin uzantısı .pisi dir.  .rpm,.pkg.tar.gz gibi farklı paket uzantıları bulunduğunu da not düşeyim.
Windows'taki gibi program kurmak için gereken program ismini Google'da ara,üreticisinin sitesine git,programı indir, .exe dosyasını çalıştır, İleri,İleri,Kabul Ediyorum,İleri,İleri şeklindeki uzunca bir prosedür yok. Paket sistemine kurmak istediğiniz program ismini söylersiniz program depoda varsa kendiliğinden indirir,kurar,çalışmaya hazır hale getirir ve size program kuruldu diye haber verir.
Bunu Ubuntu'da Uygulamalar -> Ubuntu Yazılım Merkezi, Sistem->Yönetim->Synaptic Paket Yöneticisi veya konsoldan "sudo apt-get install program ismi" şeklinde
Pardus'ta sistem çekmecesinde Paket Yöneticisi simgesi oluyor yoksa Sistem ->Paket Yöneticisi veya konsoldan "sudo pisi it program ismi" şeklinde yapabilirsiniz


Peki ya bir yerde takılırsam veya bir hatayla karşılaşırsam ne olacak nasıl destek alacağım ?
 Eğer bir şey sormak isterseniz veya yardım almak isterseniz başvuracağınız belli mecralar var. Öncelikle İngilizce biliyorsanız daha rahat ve daha hızlı yardım alabileceğinizi unutmayın. Her şeyin Türkçe çevirisini bulmak bir yerden sonra pek mümkün olmayacaktır. Aşağı yukarı her dağıtımın bir wikisi olduğunu söyleyebilirim. Orayla başlamanız iyi olabilir. Eğer orada aradığınız sorunun cevabı yoksa forumlara, IRC kanallarına veya mail listelerine (kulağa ilkel geliyor olabilir biz seviyoruz.) başvurabilirsiniz. Ancak dikkat etmeniniz gereken bir şey var oranın davranış etiğine uymayan bir şey yaparsanız hoş karşılanmayabilirsiniz. Mesela internette büyük harfle yazmak nasıl hoş karşılanmazsa Linux forumlarında "İmdat", "Yardım edin" başlıklı konular açmak hoş karşılanmaz. Ben müneccim miyim nereden bileyim oranın etiğini derseniz sizi buraya alalım http://belgeler.org/howto/smart-questions.html




Anladığım kadarıyla bazı programlar paket depolarında olmayabiliyor peki o zaman ne yapacağım ?
Her dağıtımın paket sisteminde her program olmayabiliyor. Peki o zaman ne yapacağız:
İnternette bir çok dağıtım için gönüllüler tarafından sürdürülen gayrı-resmi depolar var. Öncelikle bu depolara bakacağız aradığımız paket var mı diye. Paket adını google'lamak faydalı bir deneme olur belki depodan bağımsız olarak paketi bulabiliriz. İşimiz acil değilse geliştiricilere paket isteğinde bulanabiliriz.
Eğer aradığımız paket kullandığımız dağıtımın mevcut sürümünde yok ancak eski sürümlerde vardı ise eski paketi doğrudan kullanamasak da inşa dosyalarını kendimiz derleyebiliriz. (Özellikle Pardus'ta çok işe yarıyor)
Yazılımı kaynak kodundan derlemek veya paketini oluşturmak teknik bilgi gerektirse de son çare olarak başvurulabilir.

Sürücülerime ne oldu bu harf ve rakamlarda ne böyle ?
Kısaca Linux'taki disk isimlendirme mantığını açıklayayım. Disk ismi üç harf ve bir sayıdan oluşur. "sda1" gibi. Disk isimi eğer disk IDE kanalından bağlı ise "hd" eğer disk SATA kanalından bağlıysa "sd" ile başlar. Diskin kaçıncı disk olduğunu belirten bir harf ile devam eder (birinci ise "a" ikinci ise "b" vs.) ve sonuna diskin kaçıncı olduğunu belirten bir sayı alır. Örneğin SATA ile bağlı 2.diskin ilk bölümü "sdb1" olarak adlandırılır. USB  hard disklerden sonraki harfi alır  Örneğin 2 hard disk bağlı bilgisayara bir flash disk bağlarsanız. "sdc1" olarak adlandıralacaktır. Optik sürücüler "sr" ve sürücü no ile adlandırılır.


Kök dizinde bir sürü klasör var bunlar ne işe yarar ?
Linux dosya sistemi hiyerarşisine göre temel dosyalar.
/bin   : Olması şart komut dosyalarını içerir
/boot   : Başlangıç için gerekli dosyaları bulundurur
/dev   : Donanım dosyaları vardır
/etc   :  Sistem ayarlarını barındırır
/lib     :  Kütüphane dosyaları ve kernel modülleri bulunur 

/home : Kullanıcının her türlü dosyasının bulunduğu kişisel alanı olan ev dizini.
/lost+found : Kötü bir sistem kapanmasından sonra, olması gereken bazı dosyaları bulamıyorsanız, bakmanız gereken dizindir.
/media   : Kaldırılabilir aygıtların (CD-Rom, Flash bellek vs...) sisteme eklendiği klasördür.
/mnt      : Bir dosya sistemini geçici olarak eklemek için kullanılır. 
/opt   : Ekstra programların kurulması içindir
/proc : S
istem durumuna dair bilgi içeren sanal dosyaları içerir

/sbin   : Sistemi yöneticisiyle ilgili çalıştırabilir dosyaları tutar.
/srv   : Sistemin sunduğu hizmetlerle alakalıdır
/tmp   : Geçici dosyaları tutmak içindir
/usr   : İkincil bir hiyerarşi
/var   : Değişken verileri saklar.

Ayrıntılı bahsetmek istediğim üç dizin var biri "/home" diğeri "/usr" ve sonuncusu "/media"
/home : Kullanıcının adı üzerinde evi diyebileceğimiz ve %99 ihtimalle sistemde en çok zamanı geçireceği dizin. Masaüstü,Belgeler,Resimler,Müzikler,İndirilenler vs. alt dizinleriyle beraber kullanıcının kişisel tüm dosyaları bu dizinde durur. Kullanıcıya özel ayar dosyaları da ev dizininde gizli dosyalar olarak bulundurulur.
/usr (unix system resources):  Windows'taki Program Files dizinine en yakın şey tahmin ettiğim kadarıyla /usr dizinidir. Paket yönetim sistemiyle kurulan programların dizinleri bu klasörde tutulacaktır. Ancak aralarında büyük bir fark var. /usr dizini Program Files dizinin aksine hiyerarşik bir yapısı vardır. Program dosyaları türlerine göre sınıflandırılmıştır. Çalıştırabilir dosyalar "/usr/bin"'e kütüphane dosyaları "/usr/lib"'e ayarlar ve belgeler "/usr/share"'e vs.
(/usr'ın açılımı eklemesi için ras0ir'e teşekkür ederim)
/media : Linux'ta Windows'un aksine sisteme bağlı bütün dosya sistemlerinin kendi bağımsız kök dizinleri yoktur. Bu dosya sistemlerine mevcut sistemin ana dosya sistemin kök dizinindeki /media dizini aracılığıyla erişiriz. Mesela disk ismi "ugurcan" olan bir flash diskim var. Ve bunu bilgisayara taktığımda içindeki dosyalara ulaşacağım dizin /media/ugurcan olacaktır. (Endişelenmeyin dosya yöneticileri bunu otomatik yapıyor zaten ben aklınızda bulunsun diye söyledim)

Niye sürekli şifre girmem gerekiyor ?
Aslında kendi ev dizininizde yapacağınız hiç bir değişiklik için şifre girmeniz gerekmez. Ama ev dizininiz dışında sistemin başka kısımlarını da etkileyecek bir değişiklik yapmak isterseniz. Bilgisayar sizde yönetici şifresini soracaktır. Bunu şöyle somutlaştırabiliriz. Kendi evinizinde istediğiniz herhangi bir şeyi değiştirip kafanıza estiği gibi düzenlemeler yapabilirsiniz. Ama eviniz dışarısında değişiklik yapabilmek için oranın yetkilisinden (Apartman için yönetimden, sokak için belediyeden, başka bir ev için sahibinden vs.) izin almanız gerekir. İlk görüşte biraz gereksizmiş gibi görünse de aslında  bu yöntem bilgisayarınız çok daha güvenli bir hale getirir.


Bir klasörü veya dosyayı nasıl gizlerim ?
Bir klasörü veya dosyayı gizlemek için yapılması gereken tek şey başına bir nokta koymak. Mesela "gizli dosyam" adlı dosyayı gizlemek için yeniden adlandır diyerek ismini ".gizli dosyam" olarak değiştirmek yeterli. Bu dosyaya daha sonra erişmek için dolphin ve nautilus adres çubuğuna .../.gizli dosyam yazmak yeterli


Kodları hangi programda yazacağım ?
Aslında basit işler için GNOME ve KDE masaüstlerinin varsayılan metin düzenleyicileri yeterli. Ama daha rahat çalışmak isteyenler için benim naçizane tavsiyem oldukça hafif,kullanışlı ve 40'ın üstü programlama,betik ve işaretleme dilini destekleyen Geany adlı geliştirme ortamı. Kendisi Ubuntu depolarında mevcutken Pardus'ta kullanmak için http://paketler.pardus-linux.org/P2011/ adresinden indirmek gerekiyor. Daha kompleks işler için Eclipse,Netbeans ve onların eklentileri emrinize amade. Alternatif araçlar olarak konsol tabanlı metin editörleri var öğrendiğiniz zaman hayran olabildiğiniz gibi öğrenene kadar amelelik gözükebilirler yalnız.

Nasıl C derleyeceğim ?
C derleme işlemi bir kaç yolla yapılabilir.Derleme editörler ve geliştirme ortamları aracılığıyla yapılabilir ama ben kendi geliştirme aracı bağımsız bir yöntem olan konsoldan derlemekten bahsedeyim. Ubuntu için herhangi bir paket kuruluma gerek olmasa da Pardus için gcc,glibc ve glibc-devel paketlerini kurmak gerekiyor.
(NOT: Pardus geliştiricileri hedef kitlelerinden dolayı geliştirme ile ilgili paketlerin çoğunu kurulum paketlerinin içine koymamayı tercih etmiş. Programlamayla alakalı ne var ne yok kurmak isterseniz sudo pisi it -c system.devel komutunu kullanabilirsiniz)
Derlemek için gcc /dizin/program.c -o cikis ismi -g komut taslağını kullanmanız yeterli.Programın kaynak kodu eğer terminalin mevcut çalışma dizininin altındaysa sadece program.c olarak girmek yeterli olacaktır. Derleme sonucu oluşacak çalıştırabilir ikili dosyanın ismini -o parametresinden sonra yazacağınız isim oluşturacak eğer bu parametre ve isim girilmezse varsayılan isim a.out olacaktır. -g parametresi de programın debug edilebilmesi için eklenmelidir.
Kaynak kodu çalıştırmak için yapmanız gereken konsolda ./cikis ismi yazmaktan ibaret


Nasıl Python çalıştıracağım ?
Konsoldan python isim.py komutu bir python betiği çalıştırmak için yeterlidir. Python Linux dağıtımlarının hemen hemen hepsinde kurulu olarak gelir.


Bu Qt mereti nasıl kurulur ?
Ubuntu için Python ile QT kullanabilmek için  python-qt4 qt4-dev-tools python-qt4-dev build-essential pyqt4-dev-tools paketlerini kurmak yeterli. Eğer zaten kurulmamışlarsa qt4-designer ve qt4-assistant paketlerini kurmanızı da öneririm. C++ için QT'nin zaten QT Creator adlı çok güzel bir idesi var ona bakmanızı da özellikle önerebilirim. 
Pardus için qt-devel python-qt-devel qt-designer qt-docs paketlerini kurmanız yeterli
(Atladığım bir şey olursa dürtün düzelteyim)

28 Nisan 2011

Posted In: Gezegen, gnu/linux, KOÜ Bilgisayar Müh.

Debian GNU/Linux üzerinde Dropbox kurulumu

Uzunca bir süre yüklemeyi denemeye vakit ayıramadığım için kullanamadığım Dropbox’u kullandığım masaüstü ve netbook cihazlarıma yükledim. Dropbox sitesinde Ubuntu  paketlerini sunuyor. Fakat bir şekilde Debian ile Ubuntu bağımlılıkları aynı olmasına rağmen paket sürüm numaraları  sebeb ile Debian üzerine Dropbox kurulamıyor....

The post Debian GNU/Linux üzerinde Dropbox kurulumu appeared first on Bahri Meriç CANLI Kişisel Web Sitesi.

14 Mart 2011

Posted In: Debian, Dropbox, gnu/linux, linux, ubuntu

Linux’u kimler geliştiriyor

Linux çekirdeğinin kimler tarafından geliştirildiğini elbet merak etmişsinizdir. Şahsen ben ediyordum Linux Vakfı her yıl yaptığı gibi Linux çekirdeği'ne katkıda bulunanlar ile ilgili bir rapor yayınladı. Kernel geliştiricilerinden Joe Corbet, Greg-Kroah Hartman ve Linux Vakfından Amanda McPherson tarafından hazırlanan rapor göze çarpan detaylardan biri de taşınabilir cihazlar/gömülü sistemlerin çekirdek geliştirme sürecinin önemli parçaları haline gelmeleriydi.
İlk beşe geçmeden önce iki farklı çekirdek sürümü (2.6.12 ve 2.6.30) için verildiğini belirteyim.
Ve İlk Beşimiz 
(Özgün Yazı bağımsız geliştiricileri 1. kabul etmeden şirketler arası bir karşılaştırmaya gitmiş değiştirmeyeceğimi belirtmek isterim )
Pastadan en büyük payı %20 ile her zaman ki bağımsız geliştiriciler alıyor. Üzgünüz troller bağımsız geliştiriciler hala bolca mevcut. İyi ki varlar.
RedHat 2.6.12 için %12.4 ve 2.6.30 içinse %12 ile ikinci sırada aslında her sürümde geliştirici sayısının %10 civarlarında arttığını düşünürsek RedHat 'in pastadan alacağı pay düşmeyecek gibi duruyor.
İşlerin Novell için iyi gitmediğini söyleyebiliriz 2.6.12'de katkı oranı %7 iken 2.6.30'da %5'e düşerek yerini İntel'e (%7.8) kaptırıyor ve üçüncü sıraya düşüyor.Bunu da İntel'in X.org ve MeeGo üzerindeki çalışmalarına rahatlıkla bağlayabiliriz.
İntel'in yerinden ettiği başka bir isimde IBM ki o da İntel'in eski sırası olan dördüncü sıraya yerleşiyor.
Beşincilikte sürpriz bir firma olarak Nokia'yı görüyoruz ki kendileri 2009'ta  SGI, Parallels, ve Fujitsu'nun gerisindeydi.


Kişisel olarak bakarsak 2.6.30 için ilk beşi Paul Mundt (Reneseas),Johannes Berg (İntel),Peter Zijilstra (RedHat),Bartlomiej Zolnierkiewicz (Varşova Teknik Üniversitesi),Greg Kroah-Hartman (Novell)
olarak sıralayabiliriz.
Torvalds niye bu listede yok diye sorarsanız.Torvalds kendisi kod yazmaktan çok başkaları tarafından girilenlerle ilgileniyor.Önemli bir iş ancak ölçülmesi biraz zor.


Açık kaynak Java'ya ve Google'a karşı olan antagonizmi ve Sun'dan aldığı özgür yazılım projelerindeki yanlış politikalarıyla ağırca eleştirilen Oracle'a gelirsek oranlar biraz düşse (2.6.12'de %2.3'tü) de %1.9 ile çekirdek gelişimine saygıdeğer bir katkıda bulunuyorlar.
En yaygın masaüstü Linux dağıtıcısı Canonical çekirdeğe kayıtlara geçebilecek bir katkıda bulunmadığını görüyoruz.Görünüşe göre Canonical Linux çekirdeğine katkı vermeden de başarılı olabiliyor ancak gene de Canonical'in başka alanlarda da olsa Linux'a değerli katkılarda bulunduğunu vurgulamakta fayda görüyorum.
Nokia'nın yükselişinde gömülü sistemler üzerindeki çalışmalarının büyük rol oynadığını görüyoruz.
Sunucu piyayasının ardından gömülü sistemler piyasasının da Linux ile ilgilenmesi elbette ki güzel bir gelişme.
Nokia'nın katkı miktarını ikiye katlamasının ardından gömülü sistemler konusunda çalışma yapan Wolfson MikroElektronik ve Reneseas teknoloji de ilk defa ilk 20'ye girdi.Listeye giren firmalardan biri de Texas Insruments. Linux'la çalışan hesap makinesi güzel değil mi sizce de.  Broadcom ve Atheros'da ilk 20'ye girdi .Bu güzel bir gelişme çünkü Linux'un donanım desteğinin gün geçtikçe artabileceğı anlamına da geliyor.
Düş kırıklığına uğradığımız bir nokta ise bir internet devi olan Google'ın (2.6.30 sürümünde) ilk 20'ye girememesi oldu (%0.7). Bu oran 2.6.12'de %0.8'di. Google'ın Pengutronix'in bile altında Allah aşkına daha önce Pengutronix'i duyanınız var mı ? Hayır mı ? Ben de duymadım. Linux'tan en çok faydalanan (Linux tabanlı iki işletim sistemi geliştiren büyük olasılıkla yer yüzünde en çok Linux sunucusu bulunan) bir firmanın Linux'a bu kadar önemsiz katkılarda bulunması üzücü.


Bu gelişmelerin ardından 2011 ilginç bir yıl olacağa benziyor eğer Google Android için yaptığı değişiklikleri çekirdeğe eklerse sıralamadaki yeri ciddi bir biçimde artacağa benziyor.Novell'i geride bırakan İntel'in bu konu da geleceği parlak gözüküyor. Nokia'nın sırasının yükselmesiyle İntel Nokia ortaklığıyla geliştirilen MeeGo gücüne güç katacak gibi gözüküyor.
Son olarak Linux çekirdek gelişimi sağlıklı bir şekilde sürüyor.Çekirdek her ne kadar çok önemli de olsa özgür yazılım ekosistemin sadece bir parçası. GNU araçları Apache gibi diğer kritik sistemler ile ilgili benzer raporlar görmek için sabırsızlanıyorum


Kaynak: Linux Dergisinin 7 Aralık'ta yaptığı haber
Dipnot:Çeviri konusunda pek deneyimli değilim zaten yazıya birebir bağlı kalmaya da çalışmadım hatalarım için uyarabilirseniz sevinirim

12 Aralık 2010

Posted In: Gezegen, gnu/linux

Linux, Windows’u döver mi ?

Sayın Ali Erkan İMREK hazırladığı Linux İlk Sorulan Sorular belgesinde rastladığım belge gerçekten çok hoşuma gitti hatta hislerime tercüman olduğunu bile söyleyebilirim.Lafı çok uzatmadan sizi yazıyla baş başa bırakayım

Evet belgenin sonuna geldik, bu kadar sıkıcı konudan sonra bende biraz eğlenmek istiyorum.
Aslına bakarsanız Linux ile Windows sanılanın aksine çok iyi anlaşırlar, mesela bir ağda birbirleri ile çok güzel dosya paylaşımı yaparlar, bazen bir Linux Windows’a sunuculuk yapar bazen Windows bir Linux’a. Linux ve Windows benzetme yazılımları sayesinde birbirlerini kendi sistemlerinde ağırlayabildikleri gibi aynı bilgisayarda yan yana kardeşçe yaşayıp giderler ve birbirlerinin dosya sistemlerini okuyup yazarak her türlü sırlarını paylaşırlar. Bunun yanında sevimli
penguen, yardımsever, orta halli, paylaşımcı ve büyük bir ailede büyümüştür. Mahallede UNIX, BSD, MacOsX, Solaris gibi arkadaşları ile de en az Windows kadar belki daha iyi anlaşır ve herkes tarafından sevilir. Linux mahalledeki herkesin yardımıyla sıcak ve eğlenceli bir ortamda kendini
geliştirmektedir. Oysa Windows zengin bir ailenin tek çocuğu olarak büyük bir malikanede
yalnızlık içinde ve şımartılarak yetiştirilmiştir. Windows’un babası mahallede pek sevilmeyen birisidir ve Windows’a istediği her donanımın sürücü yazılımını satın alarak onu mutlu edebileceğini düşünmüştür. Windows, babasının her şeyi önüne hazır olarak sunmasından dolayı kendisini geliştirememiş ancak her istediği alındığı için de dışarıdan bakınca hiçbir eksiği yokmuş gibi görünmektedir. Bu durum ister istemez Windows’un psikolojisini olumsuz etkilemiştir. Mahalledeki arkadaşları ile iletişimi hiçbir zaman Linux’un ilişkileri gibi sıcak ve samimi olmamıştır ve mahallede çoğunlukla tek başına oynamıştır. Üstelik babası Windows için özel yaptırdığı DirectX adlı özel oyun bahçesine diğer arkadaşlarını almasına hiç izin vermez ve Windows’u hep tek başına oynamaya mecbur bırakır. Bu soğuk ve yalnız yetiştirilme ortamına onun mükemmel olduğuna inanan babasının sürekli öve öve göklere çıkarması da eklenince, zaman içinde Windows’da kişilik ve davranış bozuklukları ortaya çıkmıştır. (Örneğin Windows, bazen hiçbir neden yokken kendisini bir odaya kapatarak kapıya mavi bir perde asar ve onu oradan çıkartmanız için tüm oyuncaklarını ve elbiselerini çöpe atıp hepsini yeniden almanızı ister)
İşin en üzücü tarafı ise babasının onu hep en pırıltılı ve şık elbiselerle, en pahalı oyuncaklarla donatırken sağlığını hep ihmal etmesidir. Bu nedenle Windows'un bağışıklık sistemi gelişmemiştir ve çok sık hasta olur. En küçük rahatsızlıklar bile onu yoğun bakıma muhtaç bırakır. Buna çok üzülen Linux ise ona verdiği eşyaları hep dezenfekte etmeye özen gösterir ve söz dinlemeyen inatçı babasını bu konuda sürekli yönlendirmeye çalışır. Gördüğünüz gibi gerçekte Windows özünde çok kötü bir program değildir ancak babasının olumsuz tavırları yüzünden her anlamda pek sağlıklı yetişmediği de ortadadır. Windows’un babasını tanıyanlar Windows’un bu durumundan dolayı haklı olarak babasını suçlarlar ve Windows’a mümkün olduğunca hoşgörülü davranmaya çalışırlar. Ancak genelde mahalleye yeni taşınanlardan Linux’u sevenler bu gerçekleri bilmedikleri için Windows’a pek hoşgörüyle yaklaşmayarak kötü ve geçimsiz yönlerinden dolayı babasını değil haksız olarak Windows’u suçlarlar. Evet soruya dönersek, anladığınız üzere burada kimsenin kimseyi döveceği yok, muhtemelen siz de mahalleye benim gibi yeni taşındınız. Size tavsiyem Windows ve Linux konusundaki “kim kimi döver” gibi bitip tükenmeyecek gereksiz polemiklere pek kulak asmamanız ve gerçekleri iyi görmenizdir, her iki sistem de mükemmel değil. Sonuçta Windows'la maziye dayanan bir arkadaşlığınız olabilir ama geleceği parlak ve yakın zamanda önemli yerleregelecek birisiyle de iyi ilişkileriniz olması fena olmaz değil mi?

23 Kasım 2010

Posted In: Gezegen, gnu/linux

Dağıtım mı ? O da ne ? v2.0

GNU/Linux'a dolayısıyla özgür yazılıma adım atmak isteyen yeni kullanıcılar büyük ihtimalle kavram karmaşası ve seçim zorluğu yaşıyorlardır.Gelin bazılarını açıklığa kavuşturalım.
Önce bu dağıtım denilen şey ne kısaca ondan bahsedelim.Bunu da bir örnekle açıklayayım.
Toplama bilgisayarları bilirsiniz.Piyasadaki farklı donanımları birleştirerek yüzlerce değişik bilgisayar toplayabilirsiniz. Bu donanımların hepsi farklı olsalar dahi çalışmak için birbirlerine muhtaçtırlar. Linux'ta GNU yazılımları da diğer özgür yazılımlar da bu parçalar gibidirler. Ve biz sonuçta oluşan şeye bir GNU/Linux dağıtımı deriz.Bazen kendimiz toplamayız da bilen birinden yardım isteriz o bizim için istediğimiz gibi toplar ya bilgisayarı. Özgür yazılımın en büyük olgusu olan yardımlaşmak devreye burada girer ve hazırlanan dağıtımlar herkesin kullanabilmesi için internete konulur.
Şimdi bir dağıtımın yapısından bahsedelim
Bir dağıtım genel olarak
Çekirdek , Kabuk(Shell) ,Grafik ortam , Masaüstü ortamı ve Dağıtıma özel uygulamalardan oluşur.
Bunun detaylarını Ali Erkan İMREK bey hazırladığı Linux İlk Sorulan Sorular belgesinde çok güzel açıklamış oradan da okuyabilirsiniz ama ben özet geçeyim
1-Çekirdek
Çekirdek bilgisayardaki parçaların nasıl kullanılacağına dair kural ve yöntemlerin programlandığı bir yazılımdır. Çekirdek denmesinin nedeni Linux sisteminin temeli olmasıdır. Linux üzerindeki tüm programlar her türlü işlem için, mesela ekran
kartınıza, yazıcınıza veya diskteki bir dosyaya ulaşmak istediğinde bu çekirdek denen programın bazı bölümlerini çalıştırmak zorundadır.Bu nedenle bir Linux sisteminin zorunlu ve en önemli parçasıdır.
2- Kabuk (Shell)
Konsol olarak bilinen bu arayüz aslında Linux çekirdeğinin kullanıcı ile iletişime geçtiği en alt seviyedir ve bu seviyedeki programlara kısaca komut denilmektedir. Bu komutlar ile bir Linux'taki her şeyi en ince ayrıntısına
kadar kontrol edebiliyorsunuz. En yaygın kullanılan kabuk yapısı bir GNU projesi olarak geliştirilen Bash'dır.
3-Grafik arayüz sistemi
Bildiğiniz üzere konsol nam-ı diğer siyah ekran her şeyi yapabilse de genelde bilgisayarda işlerimizi grafik arayüzlerle hallederiz.İşin içine grafik girdi mi fare,ekran kartı,dokunmatik ekranla muhattap oluruz ve bunlarında yüzlerce çeşidi vardır. Takdir edersiniz ki her bir programı her bir donanım için ayrı ayrı programlayamayacağımıza göre bütün farklı donanımların imkanlarını programlara tek bir donanım gibi sunabilmek için bir soyutlama yazılımına ihtiyaç vardır ve bu iş için günümüzde en çok x.org adlı proje kullanılır. Windows'un aksine grafik arayüz(gui) çekirdeğe gömülü olmadığından gui kullanılamaz hale gelse bile sistemi onarmak mümkündür.
4-Masaüstü Ortamı
Ancak bu X sisteminin yaptığı sadece grafik programlara çalışmaları için uygun bir ortam hazırlamaktan ibarettir, tek başına çalışan bir X sisteminde boş ve siyah bir ekranda fare ile hareket eden kocaman bir X işaretinden başka bir şey yoktur. İşte bu boş ortamı eğlenceli ve kullanışlı bir masaüstüne çeviren programlara da Pencere Yöneticileri ve Masaüstü Ortamı denmektedir.
Pencere yöneticileri adı üstünde grafik ekrandaki pencere, buton, menü gibi grafik iletişim elemanlarının ekranda düzgün ve kullanışlı şekilde görünmesini sağlayan programlardır. Masaüstü ortamı da kullanıcıların ihtiyacı olan yönetim
işlemlerinin grafik ekrandan yapılmasını ve masaüstünün kullanışlı şekilde düzenlenmesini sağlayan araçları barındıran programlar veya program gruplarıdır. Günümüzde GNOME ve KDE adlı masaüstü ortamları kendi pencere yöneticileri de olan ve yaygın kullanılan iki projedir. Gnome ortamı, sadeliği ve KDE'ye göre daha az sistem kaynağına ihtiyaç duymasıyla tercih edilirken KDE,
özelleştirilebilme imkanları ve zengin araçlarıyla öne çıkmaktadır. Compiz-Fusion adlı pencere yöneticisi ise bu masaüstü ortamlarının kendi pencere yöneticileri yerine kullanıldığında pencereleri çeşitli görsel efektlerle süslemekte yaygın olarak kullanılmaktadır.
5-Uygulama ve Paketler
Paketleme konusunda başka bir yazı yazmak istediğim için fazlaca özet geçeceğim.
GNU/Linux dağıtımlarında yazılımlar paketler şeklinde ve tek bir merkezde bulunurlar ve bu paket sistemleri de dağıtımdan dağıtıma değişir.

Yeni linux kullanıcılarına dağıtım seçmelerinde yardımcı olsun diye Linux Kullanıcıları Derneğinin sitesinde bulunan dağıtımlar kılavuzunu önerebilirim. Belge biraz biraz eski (tahminen 2-4 yıl) olmasına rağmen başlangıç için gayet güzel. 
Yazıya http://www.linux.org.tr/dagitimlar-kilavuzu/ adresinden ulaşabilirsiniz

Bitirmeden şunu söylemek isterim ki aslında bir sürü dağıtım diğerinin türevi sadece değişiklikler bazen ise geliştirme ve iyileştirmeler içeriyorlar.
Aslında özgün dağıtım sayısı *25-30'lardadır.
Tamamen tahmin olup herhangi bir gerçeklik payı yoktur.

23 Kasım 2010

Posted In: Gezegen, gnu/linux, Özgür yazılım

Samsung ML-1610 Mono Laser Printer

Babam acilen bir lazer yazıcıya ihtiyaç duyunca bugün aşırı değerli dolara rağmen Samsung ML-1610 Mono Laser Printer aldık. Hatta o kadar acilen lazımdı ki şehirdeki Bimeks ve iki Teknosa’da bu modelden kutusu açılmamış tek bir ürün bile kalmadığından benim hiç yapmayacağım bir şeyi yapıp teşhir ürününü aldık. Gerçi karlı da çıktık. Normalde kutuyla gelen %60 [...]

19 Ekim 2008

Posted In: alışveriş, donanım, gnu/linux, Linux Gezegeni, pardus

Donanımlara Linux Uyumluluk Testi

Halen daha önemsenmemesi şaşırtıcı değil mi? Diğer ülkelerde durum nedir bilmiyorum ama bizim ülkemizde herhangi bir donanımın GNU/Linux ile sorunsuz çalıştığını belgeleyen herhangi bir test sonucu yayınlanmıyor. Donanımlar buna ilişkin bir sertifika ile dağıtılmıyor. Bu bir kenara gidip soru soracağınız herhangi bir satış sorumlusu da GNU/Linux’dan haberdar değil. Tek çare ürünü almadan önce internette araştırma [...]

9 Temmuz 2008

Posted In: donanım, gnu/linux, Linux Gezegeni

e-dergi

KTÜ’den bir grup bilgisayar mühendisliği öğrencisi bir e-dergi çıkarmaya girişmişler. Editörlerinden Aydın, GNU/Linux ile ilgili yazmamı rica edince ben de dahil olmuş oldum. Her pazar, sadece son kullanıcı gözüyle GNU/Linux yazılarım yer alacak. İlk yazı da Daha İnsancıl Bir Ubuntu İçin Automatix oldu. Her on yazıda bir kendi başlıklarımdan oluşan bir derlemeyi bloğuma taşıyacağım.

6 Eylül 2007

Posted In: gnu/linux, Linux Gezegeni, serkan, ubuntu

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com