CV Hazırlama Üzerine Tavsiyeler

Geçtiğimiz günlerde WomENcourage Konferansı'na katılmıştım. Etkinlikteki kariyer fuarında İntel'in standına uğradım. Standdaki çalışanlarla tanışıp, hangi alanlarda çalıştığım hakkında konuşma fırsatı buldum. Standa şu anki açık pozisyonlarından bir kısmının çıktısını alıp, gruplara ayırarak koyduklarını gördüm.

Standda Bev ile iletişime geçtim. Etkinlik akşamı güncel cv'mi ona gönderdim. Bunun üzerine bir Skype görüşmesi ayarladık. Bana sıkı çalışmışsın ama proje detaylarını (amacı, önemi, yararı vs.) yazmamışsın dedi. Bu yüzden cv'min insan kaynaklarında çalışan birine açık olmadığı belirtti.

Bunun üzerine Google Doc belgesi açarak orada cv'mi baştan yazmaya başladık. Açıkçası kendimi tanıtırken etkili cümleler yazmak konusunda pek yetenekli değilim ve bu zamana kadar bunun çok da önemli olmadığını düşünüyordum (hala bir miktar öyle düşünüyorum :p). Bev de bunu fark ettiği için bana çok yardımcı oldu.

Bev'e ilk gönderdiğim cv'yi buradan inceleyebilirsiniz. Birlikte hazırladığımız cv ise burada. Özellikle yurtdışında bir yere başvuruyorsak şu anki konumumuzu belirtmeliyiz. Eski cv'me ek olarak: Profile, Key Skills and Experiences, Project History alanlarını ekledik ve Professional Experiences kısmına açıklamalar yazdık.

Profile kısmında; kendimi kısaca tanıtıp, ilgi alanlarımı belirttim. Key Skills and Experinences kısmında çalıştığım alanları alt başlıklara ayırıp, hangi görevleri üstlendiğimi yazdım. Project History kısmında ise sahip olduğum deneyimleri nasıl kazandığımı yazdım. Şimdi şurada çalışıyorum, daha önce şuralarda çalıştım şeklinde. Bev'in Red Hat'te çalışan bir arkadaşı var. Söylediğine göre o arkadaşı cv hazırlama konusunda çok iyiymiş. Bana yardım etmek için arkadaşıyla iletişime geçeceğini söyledi. Bir süredir arkadaşından gelecek cevabı bekledim (hala bekliyorum) :). Bir aya yakın bir zaman geçince bu yazıyı artık yayınlamam gerektiğini düşündüm. Zaten Bev de cv'min bu halinin eskisine göre çok daha iyi olduğunu söyledi.

Cv'de sen bu cümleleri nasıl hazırladın diye soracak olursak, Bev bir şey yazamadığımı görünce İntel'in iş ilanlarına (ya da başka bir firma) bakarak, kendinde oradaki gibi ilgi çeken cümleler kurabilirsin dedi, zaten yazmama Bev de yardım etti. Yani başvuracağımız şirketin tanımlarına bakıp oraya çok uygunmuşuz gibi cümleler kuruyoruz :p

Cv'de olması gereken diğer şeyler; telefon numarası, kullanmıyorsak bile bir github hesabı linki (mülakata almak için github hesabı olmasına bakan firmalar var), yaptığımız sunumlar varsa onları da eklemeliyiz.

Günlük tutuyor olmak iyi bir cv için gerçekten önemli. Günlükte teknik konularda yazmak, kişinin nasıl öğrendiği, nasıl çalıştığı, hangi yolu izlediği, sonuca nasıl vardığı hakkında karşı tarafa bilgi veriyor.

Bev bana WomENcourage gibi katıldığın başka önemli etkinlik var mı diye sordu, varsa onları da eklememi söyledi.

Eğer hakkında bir miktar bilgimiz olan ama çok uzun süre çalışmadığımız konular varsa "I am familiar with .." şeklinde yazmak gerçekten çok mantıklı :). Geçtiğimiz yıl bir yerde denk gelip görmüştüm.

Yukarıda linkini verdiğim eski cv'yi Rik'le birlikte, Red Hat başvurusu zamanında hazırlamıştım. Bu zamana kadar ne zaman cv hazırlamam gerekse hep gel cv'ni birlikte hazırlayalım diyen birileri oldu. Bu konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Bev'le birlikte ilk kez bir İK çalışanıyla cv hazırlamış oldum.

Bev'in arkadaşından da tavsiyeler alırsak bu yazıyı güncelleyeceğim. diff'ini alıp paylaşırım :)

28 Kasım 2015

Posted In: cv hazırlama, Gezegen, tavsiye

LibreOffice için Eclipse IDE Desteği

LibreOffice çok büyük bir proje olduğundan içindeki bir kısmı anlamaya çalışırken grepler içinde kaybolmamak işten değil. Burada yardımımıza IDE'ler yetişiyor. IDE'lerin yeteneklerini kullanarak bir sınıfın nerden miras alındığı, bir değişkenin nerede tanımladığı gibi şeyler çok kolaylaşıyor. Kod tamamlama özelliğini de atlamamak lazım tabi.

Ben bir süredir LibreOffice'in Eclipse ile çalışabilmesiyle ilgili bir öneri üzerinde çalışıyordum. Bugün kabul edilen yamamla birlikte bu iş için büyük bir adım attım. Gönderdiğim yamayı buradan incelebilirsiniz:

https://gerrit.libreoffice.org/#/c/20239/

5.2 sürümüne eklenecek olan bu yama LibreOffice içindeki include satırlarının doğru bir şekilde ayrıştırılabilmesini ve doğru bir şeklide derlenebilmesini sağlıyor

LibreOffice'in Eclipse ile kullanımı aşağıdaki gibidir:
  • LibreOffice'in kaynak kodunu burada tarif edildiği gibi derleyin.
  • Ardından aynı dizinde  make eclipsecdt-ide-integration komutunu çalıştırın.
  • Eclipse CDT ile aşağıdaki ekran görüntüsündeki gibi yeni bir proje oluşturun.
  •  Dosya sisteminizdeki LibreOffice modüllerinden birini seçin ve ekran görüntüsündeki ayarlar ile modülü Eclipse'e yükleyin.


  •  Yüklediğiniz modülün üzerine sağ tıklayıp import'u seçtiğinizde resimdeki gibi ayar dosyası seçeneğini seçin.
  • Yüklemiş olduğunuz modülün içindeki eclipsesettingfile.xml dosyasını seçin.
 
Artık projenizin içide altı çizili hiç include satırı kalmamış olacak. Şimdi makro tanımlamalarıyla ilgili kısım üzerinde çalışıyorum. İlerledikçe bu bloğu güncelleyeceğim.

28 Kasım 2015

Posted In: eclipse, Gezegen, Özgür yazılım

Open Source Conference in Turkey

        Open Source Conference was organized this year for the first time in Ankara - capital of Turkey -. Conference is going to take 5 days, it's started 9th november and it's going to end 13th november. The conference aims to bring together key people in the public sector, to announce works on open source and free software like Pardus, enGerek, Lider Ahenk and to raise awareness. The Conference is local and unfortunately it hasn't any English websites. I hope they will add soon.

        The first day of the conference i've given a talk about LibreOffice. LibreOffice is one of the most important points for Turkey. LibreOffice is an important step for spreading of free softwares. Because this office suit can run on GNU/Linux, MacOs, and Windows. LibreOffice will take an important role in the migration to free operating systems.

        There was no active work on LibreOffice in Turkey until recently. Now there is a team in my University who works for LibreOffice. We are studying to learn LibreOffice, fixing the bugs and spreading our work and LibreOffice by blog posts and other social media tools. Thanks to Necdet Yücel for advising us in this process and thanks to helpfull LibreOffice development team. 

        You can access my presentation from here. My presentation includes following parts:
  • Libreoffice history
        I've told StarOffice, OpenOffice, Oracles's mistakes, why LibreOffice forked from OpenOffice and The Document Foundation.
  • Why we should use LibreOffice in public?
        In this part i've told principles of free software and why are they important for us.
        LibreOffice Turkish translation rate is 100% and this is the most important necessity if we want to spread LibreOffice in Turkey. (Thanks to Turkish translation team)
        No licence fee. I tried to explain this part very carefully. Because nothing should take precedence over LibreOffice is a free software. LibreOffice needs money to continue too.
        LibreOffice is improved enough to cover the needs and changable according to neccessaries. 
  •  How to support LibreOffice. How to continue LibreOffice project?
            I've told that LibreOffice needs code contributions, translation, documentation and donation -for domains, servers, developers, events etc- 
    • Which countries migrated to LibreOffice?
            I've told the countries using LibreOffice direct or indirect, reasons of unsuccesful and successful migrations.
    • What are we doing for LibreOffice in Turkey
            I've told our (LibreOffice team in University) works . We are 10 people. I explained what should be done to increase this number.

    We are planning to participate next years conference as libreoffice developers.

      12 Kasım 2015

      Posted In: Gezegen, libreoffice, tdf-infra

      Amazon Kindle Fire (5th) Nasıl Rootlanır? (Linux)

      Kindle Fire, Amazon'un ürettiği, donanım fiyatını oldukça ucuz tutarak yapılmış ama müşterinin beklediğini de veren bir tablet bence :) Özelliklerine bakmak isteyenleri ve satın almak isteyenleri sayfaya yönlendirmiş olayım.

      Root işlemine başlamadan önce bu linkten "root_fire_5thGen_2015.zip" dosyasını indirmeli ve sıkıştırılmış halinden çıkartmalıyız.

      Tabletten Settings>Devices Options diyip, Serial Number kısmına birkaç kez tıklayarak Developer Options kısmını görünür hale getirmeliyiz.

      Developer Options da Enable ADB seçeneğinin aktif olduğundan emin olmalıyız. 


      Gerekli paketler: sudo apt-get install android-tools-adb android-tools-fastboot

      Tableti bilgisayara bağladıktan sonra "$adb devices" komutunu verdiğimizde aygıt görünüyor olmalı:


      İndirdiğimiz dosyada bize gereken sadece sh betiği olan fire_root.sh dosyası.

      "$sh fire_root.sh" dediğimizde hızlıca rootlama işlemi başlıyor. Tablet yeniden başladığında "SuperSU" görünüyor olmalı :)


      Google Play uygulamasını eklerken:

      Buradan uygulama dosyasını indirmeliyiz ve sıkıştırılmış halinden çıkartmalıyız.

      "$cd Amazon-Fire-5th-Gen-Install-Play-Store" diyerek dizin içine girip aşağıdaki komutları vermeliyiz:

      $adb install com.google.android.gms-6.6.03_\(1681564-036\)-6603036-minAPI9.apk

      $adb install GoogleLoginService.apk

      $adb install GoogleServicesFramework.apk

      $adb shell pm grant com.google.android.gms android.permission.INTERACT_ACROSS_USERS

      $ adb install com.android.vending-5.9.12-80391200-minAPI9.apk

      $ adb shell pm hide com.amazon.kindle.kso

      $ adb kill-server


      Bu işlemler sonunda Google Play tablette kullanılabiliyor olmalı.

      Wiki sayfası da burada.
      Cynogenmod için buraya bakabilirsiniz.
      Kolay gelsin :)

      10 Kasım 2015

      Posted In: amazon, fire, Gezegen, gnu/linux, kindle, root, ubuntu

      DNS Hijacking Nasıl Yapılır?

      DNS(alan adı sunucusu)'nun yaptığı iş ulaşılmak istenen alan adının ip adresini döndürmek, ya da ters dns ile yazılan ipnin gerçekten hangi alan adına sahip olduğunu doğrulamaktır.

      Web tarayıcımızda ulaşmak istediğimiz sitenin adını yazıp açmak için tıkladığımızda kısaca olanlar:

      İlk önce yerelde cache'e, ip adresi var mı diye bakılır. Yoksa sorgu yerel ağdaki DNS sunucuya yollanır.(udp 53) Burada da yoksa yereldeki dns sunucusu kendisinden bir üstteki dns sunucusuna sorgu yapar.(tcp 53) En son bulunan ip istemciye döndürülür.

      Peki biz bulunduğumuz ağdaki DNS sorgularına cevap vermek istersek nasıl bir yol izleyeceğiz?

      Kendi bilgisayarımda olan Ubuntu üzerine bir dhcp sunucusu, bir http sunucusu, bir de dns sunucusu kurdum. DHCP sunucusu ile sanal makinalarıma ip dağıtıyorum. Yapılandırmalarını düzenledikten sonra, aynı ağda bulunan sanal makinadaki kullanıcı hurriyet.com'a ulaşmak istediğinde dns sorgusu benim dns sunucuma gelecek ve benim istediğim sayfayı hurriyet.com'muş gibi gösteriyor olacak.

      Kurulumlar için:

      DHCP sunucusu: 

      $sudo apt-get install isc-dhcp-server


      HTTP sunucusu (Apache2):

      $sudo apt-get install  apache2 php5 libapache2-mod-php5 mysql-server-5.5 php5-mysql libapache2-mod-auth-mysql phpmyadmin

      DNS sunucusu (bind):

      $sudo apt-get install bind9 bind9utils

      Yapılandırmalar:
      * DHCP için: /etc/dhcp/dhcp.conf içinde:

      "option domain-name-servers 192.168.56.1;" diyerek dns sunucu adresimizi tanımlamalıyız.

      * Apache2'nin yapacağı iş, dns sonucu gösterilecek sayfayı ulaşılabilir kılmak. Bunun için kullanıcıya göstermek istediğimiz sayfanın web tasarımı kodları .conf dosyasında da yazdığı gibi /var/www/html/ dizini altında olmalı. Ben yeni bir sayfa oluşturmayıp hazır olan index.html sayfasını gösterdim.

      * Dns kısmını ayarlarken:

      /etc/bind/named.conf.options dosyasının sonuna aşağıdaki kısım eklenmeli. Burada bir zone tanımı yapıyoruz. "hurriyet.com" diye gelen isteklere dns sunucumuzun hangi dosyadan bakacağını söylüyoruz. 

      $sudo vim /etc/bind/named.conf.default-zones

      zone "hurriyet.com" {
              type master;
              file "/etc/bind/hurriyet.zone";
              allow-update { none; };
      };

      tanımladığımız /etc/bind/hurriyet.zone dosyasını oluşturmalıyız ve içeriği aşağıdaki gibi olmalı:

      $sudo vim /etc/bind/hurriyet.zone






















      Son olarak DNS sunucumuzu başlatırken: $sudo /etc/init.d/bind9 start

      Sanal makinadan hurriyet.com sayfasına ulaşmak istersem:


      $dig hurriyet.com çıktısı:

       
      Görüşmek üzere.

      5 Kasım 2015

      Posted In: apache2, bind9, dhcp, dns, http, spoofing, ubuntu, yapılandırma

      Bulut Bilişim Miti

      Bulut bilişim, son yıllarda hakkında çok konuşulan ama az tartışılan bir teknoloji. Bulut bilişim şirketleri, kurumları ve bireyleri bulut bilişimin gerekliliği konusunda ikna edebilmek için yoğun çaba harcıyorlar. Bulut bilişimin sadece gerekli değil aynı zamanda kaçınılmaz olduğuna inanmamız isteniyor.

      Türkiye’de bulut bilişimin bilinirliği hakkında bir araştırma yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Ama 2012 yılının ağustos ayında, ABD’de 1000 yetişkin üzerinde yapılan bir araştırma bulut bilişimin ne olduğu hakkında ciddi bir kafa karışıklığı olduğunu göstermektedir. Araştırmaya katılanların %51’i bulut bilişimin havayla ilgili bir şey olduğunu ve kötü hava şartlarından etkilenebileceğini düşünmektedir. %54’ü daha önce hiç bulut bilişimden faydalanmadığını düşünse de gerçekte %95’i farkında olmadan bulut bilişimi kullanmıştır. İşin ilginci bulut bilişimin ne olduğu bilinmemesine karşın bulut bilişimin “geleceğin iş yeri” olduğuna inananların oranı %59’dur. (http://www.forbes.com/sites/thesba/2012/11/13/americans-still-unclear-about-cloud-computing/ ). Bulut bilişimi, çok konuşulan ama tartışılmayan bir teknoloji olarak nitelendirmemin nedeni tam da bu. İnsanlar bulutun neyi ifade ettiğini bilmemelerine karşın onun hakkında olumlu düşüncelere sahipler.

      Birkaç yıl öncesine kadar bulut bilişimin herkesin üzerinde anlaştığı bir tanımı bile yoktur. Farklı bulut uzmanlarının farklı bulut tanımları vardır. Hatta ABD hükümeti 2009’da birimlerine uygun maliyeti nedeniyle bulut bilişimi dikkate almalarını önerdiğinde birim yöneticileri bulutun tam olarak ne olduğu hakkında tereddüt etmiştir. Bu nedenle hükümet, ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü NIST’ten bulutu tanımlamasını istemiştir (http://www.technologyreview.com/news/425970/who-coined-cloud-computing/).

      NIST’in ABD hükümeti ve sektörün temsilcileriyle beraber yürüttüğü çalışmalar neticesinde 2009 yılının kasım ayında bulut bilişim tanımının ilk taslağı yayımlanmıştır. İlk taslaktan sonra da tanımlama çalışmaları devam etmiştir. 2011 yılında eylül ayında yayımlanan tanımın 15. sürümüne göre bulut bilişim “minimum yönetim çabası ve hizmet sağlayıcısı desteği ile yayımlanabilecek ortak havuzlara ve ayarlanabilir kaynaklara (örneğin ağlar, sunucular, veri depoları, uygulamalar ve hizmetler) anında erişim sağlayan bir model” (http://csrc.nist.gov/publications/nistpubs/800-145/SP800-145.pdf) olarak tanımlamaktadır.

      TSE’nin (2013) tanımına göre ise bulut bilişim, “işlemci gücü ve depolama alanı gibi bilişim kaynaklarının ihtiyaç duyulan anda, ihtiyaç duyulduğu kadar kullanılması esasına dayanan, uygulamalar ile altyapının birbirinden bağımsız olduğu ve veriye izin verilen her yerden kontrollü erişimin mümkün olduğu, gerektiğinde kapasitenin hızlı bir şekilde arttırılıp azaltılabildiği, kaynakların kullanımının kolaylıkla kontrol altında tutulabildiği ve raporlanabildiği bir bilişim türüdür.”

      NIST, bulut bilişimin beş temel özelliği olduğunu belirtmektedir:

      1. Talep üzerine selfservis (On-demand self-service): Tüketici, sunucu zamanı ve depolama gibi özellikleri gereksinim duydukça otomatik olarak (insan etkileşimine gerek duymaksızın) servis sağlayıcıdan sağlayabilir.
      2. Geniş Ağ Erişimi: Çeşitli istemciler (mobil telefonlar, iş istasyonları, dizüstü bilgisayarlar, tabletler) ağ üzerinden, standart mekanizmaları kullanarak sunulan hizmetlerden faydalanabilir.
      3. Kaynak Havuzu: Birden çok tüketiciye aynı anda hizmet verilir. Tüketiciler, kullandıkları kaynağın yerini bilmeksizin, karşılarında tek bir kaynak varmışcasına hizmetlerden faydalanırlar.
      4. Hızlı esneklik: Bulut sisteminin yetenekleri, hızlı bir biçimde artırılabilir ya da azaltılabilir. Tüketiciler, sistemin kaynaklarını sınırsız olarak algılarlar.
      5. Ölçülebilirlik: Sunulan hizmetler, hem servis sağlayıcı hem de tüketici tarafından izlenebilir ve ölçülebilir.

      Bulut bilişimdeki hizmet modelleri ise üç farklı biçimde karşımıza çıkmaktadır: Hizmet olarak Yazılım (Software as a Service – SaaS), Hizmet olarak Platform (Platform as a Service – PaaS) ve Hizmet olarak Altyapı (Infrastructure as a Service – IaaS).

      Yazılım hizmeti modelinde bilgisayar kullanıcıları ihtiyaç duydukları yazılımı bilgisayarlarına kurmadan, hizmet sağlayıcının bilgisayarlarına internet üzerinden erişerek kullanırlar. Yıllardır kullandığımız e-posta hizmetleri (Google Mail, Yahoo Mail vb), yazılım hizmeti kapsamında değerlendirilebilir. Son yıllarda Google Apps (https://www.google.com/work/apps/business/), salesforce.com, Microsoft Office 365 vb yazılım hizmetlerinin kullanımının da yaygınlaştığı, hatta bazı kullanıcıların bu yazılımları bilgisayarlar kurulan yazılımlara tercih ettiği görülmektedir. Bu hizmetler ücretli olabileceği gibi hizmet sağlayıcılar hizmeti ücretsiz sunup hedefli reklamcılıktan gelir elde etmeyi tercih edebilir.

      Platform bir hizmet olarak sunulduğunda hedef kitle son kullanıcılar değil, yazılım geliştirenlerdir. Bu modelde hizmet sağlayıcılar, işletim sistemi, web sunucu, programlama dili, veritabanı gibi yazılım geliştirmek için kullanılabilecek araçları sunar (Örneğin Google App Engine, Microsoft Azure, OrangeSpace, Heroku vb).

      Altyapı hizmetinde ise sunulan fiziksel ya da sanal bilgisayarlardır. Kullanıcılar, hizmet sağlayıcının belirlediği sınırlar çerçevesinde kendisine ayrılan makineye erişip istediği işletim sistemi ve yazılımları kurabilir. Dolayısıyla en kapsamlı bulut hizmetidir.

       

      Yazılım Hizmeti

      E-Posta, sanal masaüstü, iletişim, oyunlar

      Platform Hizmeti

      Veritabanı, geliştirme araçları, web sunucusu

      Altyapı Hizmeti

      Sanal makineler, sunucular, depolama alanları, yük dengeleyiciler, ağ

      Bulut bilişim, konumlandırma (deployment) modeline göre de sınıflandırılabilmektedir. Özel bulutlar, sadece belirli bir kuruluşa hizmete veren bulutlardır ve kuruluşun kendisi tarafından yönetilir. Topluluk bulutları, ortak ilgilere (görev, güvenlik, politika vb) sahip topluluklarca kullanılır ve bulutun yönetimi içerisindeki örgütlenmelerle sağlanır. Kamusal bulutların kullanımı herkese açıktır. Ama bu kullanımın ücretsiz olma zorunluluğu yoktur; kullanıcılar belirli bir ücret karşılığında hizmet alırlar ya da hizmetin karşılığını kişisel verileriyle öderler. Kamusal bulutlar, hükümet kuruluşları, üniversiteler, şirketler ya da bunların bir araya gelerek oluşturduğu örgütler tarafından işletilmektedir. Melez (hybrid) bulutlar ise yukarıdaki modellerin bir karışımı olabilmektedir.

      İnsanlar neden bulut hizmetlerini seçmelidir sorusuna bulut şirketlerinin verdiği yanıtlar sunduğu hizmete göre değişmektedir. Hedef kurumsal kullanıcılar olduğunda özellikle bilişim ve haberleşme teknolojisi (BHT) kaynaklarının dışarıdan teminine vurgu yapılmaktadır. 2010 yılında yayımlanan Bulut Bilişim Dosyası’nda bulut hizmeti sağlayıcıları bulutun faydalarını aşağıdaki sözlerle ifade etmiştir (Yapıcı, 2010):

      • “Kaynak kullanımını efektif hale getiren bulut teknolojisi, veri merkezi giderlerini azaltması, bütün BHT kaynaklarının bir havuzdan ihtiyacı olduğu kadar kullanılmasını sağlaması ve bütün kaynakların tek bir yönetim sistemi ve işletim sistemi ile yönetilebilecek esnekliğe kavuşturması açısından kurumlara büyük faydalar sağlamaktadır.” (Cisco)
      • “Bulut Bilişim kişi ve kurumlara merkez serbestliği sağlar. Üstelik sabit bedeller yerine kullanılan kapasite ve hizmet kadar ödeme mantığıyla çok daha ekonomiktir. Bu sayede işletimi uzman bir kadro tarafından gerçekleştirilen güçlü altyapılarda konumlanan merkezlerdeki veri ve uygulamalarınıza İnternet üstünden kolayca ulaşabilirsiniz. Böylece bir veri merkezinin ihtiyaç duyduğu insan ve donanım masraflarıyla uğraşmaz, ayakta tutmak için enerji harcamaz, sadece kendi işinize ve ihtiyaçlarınıza odaklanırsınız.”
      • “Daha önce altyapı teknolojilerini yöneten bilgi işlem kısımları, sanal veri merkezlerinde artık altyapı servisleri sağlayan bir duruma gelmekte, fiziksel sistemleri yönetmek yerine artık is süreçleri ile alakalı kuralları yöneterek doğru uygulamaların, doğru sunucular üzerinden hizmet vermesini ve verilerin doğru disk sistemleri üzerinde depolanmasını sağlamaktadırlar.” (EMC)
      • “Müşterilerimiz bu sayede kendi için önem arz eden konulara fazla zaman ayırmayıp diğer işlerine odaklanabiliyor” (Google).
      • “Burada anahtar nokta, ‘kullandığın kadar öde modeli’” (HP)

      Kısacası bilişim sektörü dışında faaliyet gösteren şirketlere, kendi işlerine odaklanmalarını ve BHT hizmetlerini dışarıdan almaları tavsiye edilmektedir. Ama bulutun bir de görünmeyen (ya da gösterilmeyen) yüzü vardır. Bulut bilişim,

      • Son derece fazla enerji arzına gereksinim duymaktadır ve bulundukları çevreye zarar vermektedir.
      • Kişilerin mahremiyetini tehdit etmektedir.
      • Verilerin güvenliğinin sağlanmasında çeşitli zorluklarla karşılaşılmaktadır.
      • Kalifiye bilişim çalışanlarının işsiz kalmasına neden olacaktır.

      Bulut isminin çağrıştırdığın aksine, oluşumu ve sonuçlarıyla son derece maddidir. Müşteriler, 7 gün 24 saat hizmet beklemektedir ve herhangi bir kesintiye tahammülleri yoktur. Bilgisayarların kesintisiz çalıştırılması ve soğutulması bulut şirketleri için önemli bir sorundur. Bu nedenle bulut merkezlerinin olduğu yerlerde, doğal kaynaklar tahrip edilmekte ve şirketler yerel halkla karşı karşıya gelmektedir. Yerel halk, bulut bilişimi ilk başta havada, belki uydularla ilgili bir şey sanmakta, ancak kısa bir süre sonra acı gerçeği öğrenmektedir.

      Yüzlerce veri merkezinin tasarımına katılmış Peter Gross’a göre tek bir veri merkezi bile cihazlarını çalıştırmak ve soğutmak için orta büyüklükteki bir kasabadan fazla güç tüketmektedir. Çünkü harcanan enerjinin en fazla %12’si hesaplamalar için kullanılmakta enerjinin geri kalanı sunucuları talebe hazır halde tutmak için kullanılmaktadır. Talep üzerine selfservis ve esneklik kulağa hoş gelmektedir. Ama bunun bir bedeli vardır. Mühendisler, verimliliği değil kızgın müşterilerle karşılaşmamak için hizmetlerin sürekliliğini tercih etmekte ve kullanılmayan sunucuları hazır bekletmektedir. (http://www.nytimes.com/2012/09/23/technology/data-centers-waste-vast-amounts-of-energy-belying-industry-image.html?_r=0). Bu nedenle, bulut bilişimin yaygınlaşmasına en çok sevinenlerden biri ABD kömür endüstrisi olacaktır. Çünkü bulut bilişim havarilerinin savunduklarının aksine bulut bilişim gerekli enerji miktarını azaltmamakta, tam tersine artırmaktadır.

      İnternette olan hiçbir sistem bilgisayar korsanlarının saldırılarına karşı tamamen korunaklı değildir. 2013 yılında Silikon Vadisi’nin devleri (Apple, Twitter, Facebook) bilgisayar korsanlarının saldırısına maruz kalmıştır (http://wapo.st/1FlBdyh). Mosco (2014) bulut bilişimdeki veri sızıntılarının ve güvenlik açıklarının sektörün bir diğer kirli sırrı olduğunu belirmektedir. Bulut dışı sistemlerin karşı karşıya olduğu tüm tehditler, bulut bilişim için de geçerlidir. Hatta bunlar bulut bilişimde artmıştır. PC’leri korumaya yönelik eski önlemler, bulut bağlamında yeterli olamamaktadır. Ayrıca veri kayıpları sadece bilgisayar korsanlarından kaynaklanmamaktadır. Servis sağlayıcıların bizzat kendileri zaman zaman yanlışlıkla müşterilerinin dosyalarını silebilmektedir (http://readwrite.com/2013/03/04/9-top-threats-from-cloud-computing).

      Kullanıcı verilerinin bilgisayar korsanlarının eline geçmesi ve farklı amaçlar için kullanılması önemli bir sorundur. Ama birçok şirketin temel gelir kaynağının kullanıcıların kişisel verileri olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca ABD yasalarına göre hükümet ülke sınırları içinde bulunan bir sunucuya erişip sunucuda tutulan verileri inceleyebilir. Kullanıcıların, verilerini bilgisayarlarında tutmaktan vazgeçmesi ya da bulutlarda yedeklemesi hem şirketlerin hem de hükümetlerin gücünü artıracaktır.

      Tüm bu sorunlara ve risklere karşın şirketler ve kamu kurumları bulut bilişimi tercih edebilirler. Fakat bilişim çalışanları açısından bakıldığında bulut bilişimin pek hayırlara vesile olmayacağı ortadadır. Bulut bilişim havarilerini söylemleri, 1990’lardaki özelleştirmecileri anımsatmaktadır. Yalnız bilgi işlem merkezlerindeki bilgisayarlar değil, çalışanlar da gereksiz olarak görülmektedir. Kurumlar, BTH hizmetlerini dışarıdan almaya ikna edilmek istenmektedir. Trajikomik olarak, özelleştirme tartışmalarında olduğu gibi, bunu destekleyen bilişim çalışanları da vardır.

      Yine de gerçeklerin ağırlığı nedeniyle bulut bilişim şirketlerinin işi zordur.

      Bulut Bilişim Nasıl Satılır?

      Bireylerin ve kurumların verilerini gönül rahatlığıyla bulut şirketine teslim edebilmeleri için bu yönde bir motivasyonlarının olması gerekir. Bulut şirketi bu motivasyonu oluşturduktan sonra potansiyel müşterilerini, verilerinin güvende olduğuna ve bu verilere istedikleri zaman erişebileceklerine ikna etmelidir. Verilerinin güvenliği, mahremiyet, sistemin güvenirliği, bilgi işlem merkezinin geleceği gibi konularda potansiyel müşterinin kafasında bazı soru işaretlerinin ve kuşkuların olması doğaldır. Şirketler, verilerin güvende olduğunu ve verilere her zaman erişilebileceğini, mahremiyete önem verdiklerini söyleyeceklerdir. Ama veriler ne kadar güvendedir? Bulut şirketi piyasadan çekildiğinden müşterilerin verilerine ne olacaktır? Hükümetler müşterilerin özel verilerini istediğinde şirket bunları teslim edecek midir? Bulut şirketi, tüm bu kuşkuları ortadan kaldırmalı ve bulutun gerekliliği konusunda ikna edici olmalıdır (Mosco, 2014 : 77-123).

      Bulut şirketlerinin bunda oldukça başarılı oldukları söylenebilir. Yazının başındaki anket örneğinde olduğu gibi, bulutun öncüsü bir ülkede insanlar bulutun ne olduğunu bile bilmeden ona dair olumlu fikirlere sahip olabiliyorlarsa bu durum bulut şirketlerinin başarısıdır. Bulut şirketleri, kendileri için riskli konuların (işsizlik, mahremiyet, veri kaybı ve çevre kirliliği gibi) üstünü örterek ve teknolojik çözümleri öne çıkararak son derece başarılı bir kampanya yürütmektedirler. Şirket reklamları, bloglar, “tarafsız” araştırma şirketleri ve lobi faaliyetlerinin etkisindeki hükümet politikaları dünyayı kararlı adımlarla buluta doğru sürüklemektedir.

      Bulut şirketlerinin hedef kitlesine göre farklılaşan reklamları vardır. https://www.youtube.com/watch?v=MaA9l2H8BM8 adresindeki reklamı izlemenizi tavsiye ederim. Can sıkıntısı içinde bir aile… Anne, bilgisayarındaki aile fotoğrafı ile oynayarak mutluluğun resmini çiziyor ve reklamın sonunda Windows’a, doğanın kendisinden daha güzel bir aile sunduğu için teşekkür ediyor. İnsan, teknolojiyle doğaya meydan okuyor. İlginç olan ve bazılarınca eleştirilen ise reklamda bulutun kavramsal olarak çok az yer kaplaması (age). Ama bence bu reklamda amaç zaten bulutu anlatmak değil, sevdirmek.

      Microsoft, bulut bilişimle bireylere daha mutlu aile tabloları sunarken kurumsal kullanıcılara bulutla güç vadediyor (http://epubs.itworldcanada.com/i/31583-cio-cloud-supplement/6):

      MS_Cloud

      IBM’in bulut çözümleri ise daha akıllı (smart) bir gezegen inşa ettiğini iddia etmekte ve reklamları da (https://www.youtube.com/watch?v=q_d7Io_rr2s) bu iddia üzerine kurmaktadır. 2009’dan beri bulut bilişim reklamlarına özel bir önem veren IBM’in reklamlarının anahtar kelimesi “akıllı”dır. Kullanıcılara, dönüşüm, rasyonellik, değişimin kaçınılmazlığı mesajları verilmektedir (age).

      Microsoft bireysel kullanıcılara kusursuz aileler, kurumsal kullanıcılara kusursuz güç vadetmekte; IBM ise kusursuz bilgi. Bulut pazarının bir diğer önemli ismi Apple’ın bulut vaadi ise kusursuz uyum (https://www.youtube.com/watch?v=YWZTMyjmcnU ). Bireysel kullanıcı pazarına yönelen Apple, Microsoft’tan farklı olarak hayattaki kusurları düzeltmeyi değil “zaten kusursuz olan” cihazları arasındaki uyumla var olan kusursuzluğunu genişletmeyi hedeflemektedir (age).

      Şirketlerin reklamları, bulutu söylemsel olarak inşa etmekte, bireylere ve kurumlara bulutun ne olduğunu, onunla ne yapabileceklerini öğretmektedir. Ama aynı zamanda çevreye verilen zararı, elektrik kesintilerini, veri kayıplarını, yaygın gözetimi ve BT sektöründeki işten çıkarmaları içeren alternatif öykülerin de önüne geçilmektedir.

      Bulutun söylemsel inşasında şirketlerin doğrudan reklamlarının yanında bloglar ve sektöre dair dergiler de önemli bir yere sahiptir. Bu yayınlarda, bulutun yaygınlaşması ve potansiyel müşterilerin kafalarındaki soru işaretlerinin giderilmesi için yoğun çaba harcanmaktadır. Bulut şirketlerine, bulutun satışını kolaylaştırmak için aşağıdaki gibi taktikler verilmektedir (age):

      • Müşteri, çevreye duyarlıysa bulutu elektriği az kullanan yeşil teknoloji olarak pazarlayın
      • Müşterinin doğal felaketlerden kaynaklı kesintilere karşı kaygıları varsa bulut hizmetinin sürekliliğine vurgu yapın
      • Müşteri, belirli bir platformda (Apple, Microsoft) çalışma ve uyum ile ilgileniyorsa sanallaştırma çözümlerini anlatın
      • Bilgi işlem yöneticileri ile görüşürken ölçeklenebilirlikten ve uygulamaların kullanılabilirliğinden (availability) söz edin
      • Mali işlerden sorumlu yöneticilere maliyetlerin nasıl düşeceğini anlatın

      Şirket reklamları, bloglar ve sektöre yönelik dergiler bulutun promosyonunun bir parçasıdır. Bunların nesnel ve tarafsız olmadığını biliriz. Ancak Deloitte, Forester, Gartner, McKinsey & Company vb özel düşünce kuruluşlarının ve danışmanlık şirketlerinin hazırladığı raporların nesnel değerlendirmelere dayandığı varsayılmakta ve bu raporların tarafsızlığı pek sorgulanmamaktadır. Bu kuruluşlar, her zaman bulut bilişim hakkında tamamen olumlu raporlar hazırlamasalar da bulut bilişimin gelişiminde belirleyici bir yerleri vardır. Örneğin Deloitte 2009 yılında hazırladığı bir raporda bulut bilişimi kaçınılmaz olarak göstermektedir. Mosco’nun (2014) eleştirdiği gibi Deloitte, o dönem henüz yeni yeni oluşan bir sektörün sonraki yıllarda büyük oranda genişleyeceği kehanetinde bulunmaktadır. Bu kehanetin kaynağı da bir başka araştırma şirketi olan Gartner’dır. Bu rapora benzerleri gibi bloglarda, dergilerde ve reklamlarda referans gösterildiğinde raporun etkisi daha da artacak, belki başka bir araştırma şirketi de Deloitte’nin raporundan alıntılar yapacak ve bulut bilişim miti daha da güçlenecektir.

      Sözkonusu kuruluşların bir başka taktiği ise var olan sorunları kabul edermiş gibi yapıp bunları önemsizleştirmektir. Örneğin Amazon’un bulut hizmetlerinde yaşanan kesinti bulut bilişimin kurumsal kullanımının henüz hazır olup olmadığının sorgulanmasına neden olmasına karşın (http://bits.blogs.nytimes.com/2011/04/21/amazon-cloud-failure-takes-down-web-sites/) bir diğer büyük araştırma şirketi olan Forester, hazırladığı raporda yaşananları münferit olarak nitelendirmiştir. Araştırma şirketleri, ellerindeki verileri yorumlamaktan çok dünyayı buluta yönlendiren hamleler yapmaktadır (age).

      Bulut bilişim, 2012 yılında Dünya Ekonomik Forumu’nun da gündemine girmiştir. Forum, Küresel Bilişim Teknolojileri Raporu’nda özellikle bulut bilişime odaklanmıştır. Raporda, ekonomik büyüme ve küresel ekonominin genel başarısı için internetin önemine, bulut bilişimin BT’nin günümüzde en ileri noktası olduğuna ve bulut bilişimin daha verimli ve yaygın olabilmesi için teknik standartların gerekliliğine vurgu yapılmıştır. Ancak bulut bilişimin çevreye etkileri, kişisel veriler ve yaratacağı işsizlik yine gözardı edilmiştir (http://www3.weforum.org/docs/Global_IT_Report_2012.pdf).

      İlk BT şirketleri geçmişte teknolojinin daha çok kendi kendini satacağını düşünmüş ve lobi faaliyetlerine yeterince önem vermemiştir. 1990’ların ortasına kadar politika BT şirketlerine yabancı bir konudur. Fakat son yıllarda Google, Facebook, Microsoft vb şirketlerinin ABD’de ve AB’de lobi faaliyetleri için çok ciddi harcamalar yaptıkları bilinmektedir. Bu lobi faaliyetleri yalnızca ucuz enerji, veri merkezi alanları ve benzer imtiyazlar için olmamakta şirketlerin hareket alanlarını kısıtlayan yasal düzenlemelere karşı da yapılmaktadır. Örneğin, AB’de mahremiyet yasaları bulut şirketleri için önemli bir engeldir. Google, antitröst yasalarına, Facebook mahremiyetle ilgili sınırlamalara ve Microsoft çevreyle ilgili düzenlemelere karşı lobi faaliyeti yürütmektedir. Fakat bu lobi faaliyetleri sadece kısa dönemli hedeflerle sınırlı olmamakta şirketlere ürünlerini hükümete satma ve hükümet desteği ile dışa açılma satma fırsatı da sunmaktadır.

      Özetle, Mosco’nun (2014) To the cloud: Big data in a turbulent world kitabının üçüncü bölümünde ayrıntılı bir şekilde anlattığı gibi bulut bilişim miti, bulut şirketlerinin etkinlikleriyle (reklamlar, bloglar, araştırma şirketi raporları, lobi faaliyetleri, fuarlar) yaratılmış bir olgudur. Bulut bilişim, teknolojik olarak üstün ya da topluma yararlı olduğu için değil şirketler onun yaygınlaşmasını arzuladığı için yaygınlaşmaktadır.

      Akıntıya Karşı

      Kişisel bilgisayarlar (PC), gücü hükümetlerden, büyük şirketlerden ve laboratuvarlardan alıp sıradan kullanıcılara vermişti. Bir devrimdi… Özgür yazılım, internetteki özerk alanlar, paylaşım ancak PC’lerin sağladığı koşullarda gerçekleşebildi. Bulut bilişimle, bir karşı devrim yaşıyoruz. Kullanıcıların gücü ellerinden alınıyor; hükümetlere ve büyük şirketlere geri veriliyor. Özgür yazılım hareketi özel mülk yazılımlara kullanıcının yazılımı istediği biçimde kullanma ve değiştirme özgürlüğünü elinden aldığı için karşı çıkmıştı. Yazılım hizmeti modeli bu kısıtlamayı özel mülk yazılımlardan daha öteye götürmektedir.

      Şirketlerin gücüne karşı bir şey yapılabilir mi?

      Şirketlerin elindeki güce sahip değiliz. Onlar kadar lobi yapamayız. Propaganda olanaklarımız sınırlı. Ama “gerçeklerin” elimizdeki en büyük güç olduğunu düşünüyorum. Bulut bilişimdeki temel sorunları gündemde tutabilirsek bulut bilişimi önleyemesek bile şirketleri gerekli önlemleri almaya zorlayabiliriz.

      Bulut bilişimin şimdiki hali doğrudan şirketlerin politikalarıyla biçimleniyor. Bunu kısmen değiştirebiliriz. Ama başka bir düzende başka bir bulut bilişimimiz olacaktı… Sonraki yazılarda SSCB’deki ve Şili’deki deneyimlere yer vereceğim.

      Yaralanılan Kaynaklar

      Mosco, V. (2014). To the cloud: Big data in a turbulent world. Paradigm Publishers.

      Türk Standardları Enstitüsü (2013). Bulut Bilişim Güvenlik ve Kullanım Standardı (Taslak), https://www.tse.org.tr/upload/tr/dosya/duyuruyonetimi/1082/12122014170015-2.pdf son erişim 15/09/2015

      Yapıcı, C. (2010). Bulut Bilişim Dosyası”. Telepati Dergisi, (177), 67-98.

      4 Kasım 2015

      Posted In: amazon, Bulut Bilişim, Çevre, Emek, Enerji, Gözetim, IBM, Microsoftsoft, Özel hayatın gizliliği, Özgür yazılım

      LibreOffice Belge Önizlemesi Geliştirmesi

      LibreOffice ile ilgili geliştirme sürecimiz heyecanla devam ediyor. Ben LibreOffice kullanıcı arayüzüyle ilgili bir geliştirme yaptım. Bu süreçte kelime işlemci bileşenini bolca kurcaladım.

      Bugzilla kaydı şurada bulunan işte yapılması istenen kelime işlemci ile açılmış ya da hazırlanmış bir belgenin baskı önizleme modunda sayfalar arasında hareket etmeyle ilgiliydi. Çözüm için gönderdiğim 5.1 sürümünde kullanabileceğiniz özelliğin yamasını şuradan inceleyebilirsiniz:

      https://gerrit.libreoffice.org/19335


      Yamadan Önce


       


      Gönderdiğim yamadan önce önizleme modundayken belgenin sayfaları arasında gezinmenin iki yolu vardı. Ya araç çubuğunda bulunan Belge başına git, Belge sonuna git, Öncekine git ve Sonrakine git düğmeleri, ya da farenin tekerleği ile gezinebiliyordunuz. Bu çok sayfalı belgelerde 200. sayfaya gitmek isteyen biri için zor bir yoldur.

      Yamadan Sonra 



       


      Gönderdiğim yamadan sonra araç çubuğuna eklediğim nümerik alan sayesinde artık 200. sayfaya gitmek isteyen direkt 200 yazarak gidebilecek.

      Bu işlerle ilgili çok heyecanla çalışıyoruz. Bu yıl daha çok güzel işler çıkarmayı hedefliyoruz.

      2 Kasım 2015

      Posted In: freesoftware, Gezegen, Özgür yazılım

      Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com