Libreoffice Çalışmalarım 1

Herkese merhaba,

Bu dönemin başından beri Libreoffice ile ilgili çalışıyorum. Derleme ve yama gönderme nasıl oluyor diye de bir yazı yazmıştım. Sonrasında neler yaptığımdan bahsetmek istiyorum.

İlk yamam kabul edildikten sonra, Libreoffice arayüzüne(UI) özellik eklemek, iyileştirmek üzerine çalışmaya başladım. 

Üzerinde çalıştığım özellik Draw aracındaydı. Şimdiye kadar, şeffaf arka plan görünürlüğü, yapılandırma dosyasından sağlanmış. Ancak geliştiriciler bunun yapılandırma dosyasından bağımsız olmasını istiyorlardı. İstediklerini yapıp yama hazırladım.

Yamanın alınma süreci ise bence bir miktar heyecanlı geçiyor :) Her yollanan yama Jenkins ile 3 platformda kontrol ediliyor. (Linux, MacOS ve Windows) Sorunsuz derlenen yamalara ayrıca geliştiriciler de bakıyor. Sonunda herşey uygun şekildeyse yamayı kabul ediyorlar. 

İki gün önce yamam alındı. Birkaç gün sonra yayınlanacak olan 5.1 sürümünde bu özellik kullanılabilir olacak :)

                              Yamadan önce                                   Yamadan Sonra


Bu haftasonu gerçekleşecek bug hunting etkinliğinden sonra da güzel haberler vermek dileğiyle :)

29 Ekim 2015

Posted In: bug, draw, fix, Gezegen, libreoffice, linux, ui

Linux’ta saat ileri/geri alınma zamanlarının kontrolü

Bilgi teknolojilerinden anlamayan yöneticiler sağolsun, 2011’de olduğu gibi bu yıl da, son dakikada Türkiye’nin “daylight saving time” (dst) uygulamasının tarihleri çok kısa bir zaman kala değişti.

Bu da, çalışan on yüz milyon sunucunun bu kısa süre içerisinde tarihler değişecek biçimde tek tek değiştirilmesi demek. Canlı sunucular için otomatik güncellemenin tercih edilmeyebileceği ya da her sunucunun İnternet bağlantısının olmayabileceği düşünülürse; bu çok ciddi bir iş yükü demek. Bankalar, havayolları gibi saatlerin çok kritik olduğu sistemlerdeki olası problemleri saymıyorum bile. Anadolujet’te yakın zamanda böyle bir sorun yaşadım örneğin:

anadolujet_saat_farki

Bilet almaya çalışırken, bir ekranda 10:00 uçağını seçerken, diğer bir kutuda 11:00 uçağını seçmiş gibi görünüyorum yukarıda.

Normalde saatlerin değişmesi gereken 25 Ekim 04:00 tarihine 1.5 günden az zaman kala, “acaba sunucum saatini doğru zamanda geri alacak mı?” diye bir soru işareti varsa kafanızda bunu Linux’ta kontrol etmek çok kolay.

zdump -v Europe/Istanbul |grep 2015

komutunun çıktısı size yanıtı verecektir. Eğer şuna benzer bir çıktı alıyorsanız, zaman bilgisini güncellemeniz gerekiyor demektir:

[root@barbun ~]# zdump -v Europe/Istanbul |grep 2015
Europe/Istanbul  Sun Mar 29 00:59:59 2015 UTC = Sun Mar 29 02:59:59 2015 EET isdst=0 gmtoff=7200
Europe/Istanbul  Sun Mar 29 01:00:00 2015 UTC = Sun Mar 29 04:00:00 2015 EEST isdst=1 gmtoff=10800
Europe/Istanbul  Sun Oct 25 00:59:59 2015 UTC = Sun Oct 25 03:59:59 2015 EEST isdst=1 gmtoff=10800
Europe/Istanbul  Sun Oct 25 01:00:00 2015 UTC = Sun Oct 25 03:00:00 2015 EET isdst=0 gmtoff=7200

Linux’ta bu bilgiyi tutan tzdata ve tzdata-java paketinin dağıtımınızdaki güncellemesini bulup yapmalısınız.

Güncelleme yapılmışsa, çıktınız şuna benzer olmalı:

[root@barbun ~]# zdump -v Europe/Istanbul |grep 2015
Europe/Istanbul  Sun Mar 29 00:59:59 2015 UTC = Sun Mar 29 02:59:59 2015 EET isdst=0 gmtoff=7200
Europe/Istanbul  Sun Mar 29 01:00:00 2015 UTC = Sun Mar 29 04:00:00 2015 EEST isdst=1 gmtoff=10800
Europe/Istanbul  Sun Nov  8 00:59:59 2015 UTC = Sun Nov  8 03:59:59 2015 EEST isdst=1 gmtoff=10800
Europe/Istanbul  Sun Nov  8 01:00:00 2015 UTC = Sun Nov  8 03:00:00 2015 EET isdst=0 gmtoff=7200

23 Ekim 2015

Posted In: Gezegen

WomENcourage Konferansı – 2015

Geçtiğimiz günlerde İsveç'in Uppsala kentinde düzenlenen WomENcourage etkinliğine katıldım. Neden WomENcourage, anlatsana biraz diye sorarsak açalım. Bir süredir Google'ın seyahat bursu verdiği etkinlikleri bu sayfadan takip ediyorum. Beğendiğim etkinlikleri not edip, uygun zamanlarda bursa başvurarak katılmak gibi bir planım var (aslında beğenmediğim etkinlik yok ama naparsın :b). WomENcourage isminden de anlaşılacağı gibi gitmeyi çok istediğim bir etkinlikti. Ancak bu sene LinuxCon'a katılacağım için WomENcourage'a başvurmaktan vazgeçmiştim. LinuxCon 5-7 Ekim'de İrlanda'da, WomENcourage 24-26 Eylül'de İsveç'te oldu. İkisine farklı vizeler gerekiyor ve vize almaya zaman yetmez diye düşündüm.

Bu düşüncelerden birkaç hafta sonra  Google'ın Dablin'deki ofisinden bir eposta aldım. Epostanın içeriği şu şekilde: Daha önce iş arkadaşlarımla görüştüğün için senden haberdar oldum, biz bu sene WomENcourage konferansı için burs vermeye başladık. Başvurmak ister misin? Buradan anladığım kadarıyla geçen sene Dablin ofisine iş görüşmesine gitmemden dolayı tanıdığı söylüyor. İlgili yazı için bknz.: Google Mülakatları

Şansımı denemek için teklifi kabul edip, başvurdum. Başvuru formunda cv dosyası, linkedin hesabı istiyorlar. Herhangi bir soru çözme, kod yazma gibi bir şey yok. Birde hayatta en çok gurur duyduğunuz, heyecanlandığınız proje nedir ve neden en çok onunla gurur duyuyorsunuz gibi bir soru vardı. Ben Outreachy aracılığıyla yaptığım Linux çekirdeği stajımı yazdım.

Başvuru sonuçları açıklandığında bursa kabul edildiğimi öğrendim \0/. Peş peşe iki vize başvurusu gerektiğinden süre yeter mi diye kaygılandım ama her şey beklediğimden daha iyi gitti :). Google seyahat bursunun içeriği şu şekilde, etkinlik için bilet + 1000€'ya kadar masraf bedeli. Herhangi bir fiş sunma zorunluluğu olmadan bu bedeli veriyorlar (ama yinede fişleri ödemeyi alana kadar saklamamı istediler). İsveç için verdikleri burs: konferans bileti + 800€ oldu.



Etkinliğin ilk günü hackathon ve kariyer fuarına katıldım. Ben vardığımda Hackathon'da gruplar ve projeler belli olmuştu. Ben de sayıca az olan bir gruba eklendim :). Projemizin konusu gaz sızmasını en erken şekilde tespit edip, insan hayatını korumaktı. Bunun üzerine proje tasarımı, sunumu ve basit bir simülasyonunu yaptık. Simulasyonu Edison Board kullanarak gerçekleştirdik. Hackathon'da çok yaratıcı olan başka projeler vardı. Düştüğümüzde kimseden yardım alamayacağımız durumlar için uygulama ve şehirde bisiklet sürümünü daha güvenli hale getirmeyi amaçlayan uygulama aklımda kalanlardan.















Kariyer fuarında Googlçalışanlarıyla tanışarak burs kazananlara hediye edilen çantayı aldım. Charlie beni Mine'yle tanıştırdı. Mine, Google'ın Londra ofisinde çalışıyor. Orada bizden birilerini görmek gerçekten çok sevindirciydi. Sadece bu kadar değil, Bilkent Üniversitesi'nden Reyyan hoca etkinliğin organizatörlerinden! Birde Uppsala'da yüksek lisans yapan Tuğçe ile tanıştım. Tuğçe, bilgisayar bilimlerinde yüksek lisans yapıyor. Etkinlik akşamı, orada yüksek lisansın nasıl gittiği hakkında konuşma fırsatımız oldu.


Fuarda Intel'de çalışan bir kadınla tanıştım. Bana eposta adresini verip kendisiyle iletişime geçmemi istedi. Bugünlerde onunla görüşüp cv hazırlıyorum, bana bu konuda danışmanlık ediyor. CV hazırlamayla ilgili kısa bir yazı yazmayı düşünüyorum.

Google'da çekirdek seviyesinde çalışmak istersem genelde android tarafında iş bulabileceğimi öğrendim. Birde eğer yurtdışında yüksek lisans / doktora yaparsam, muhtemelen burslu yapacağım, bu konuları konuşabileceğim birkaç kişinin eposta adresini aldım.

Etkinliğin asıl amacı insanların tanışıp, çevre edinmesi olduğundan çok yoğun sunumlar yoktu. En çok beğendiğim sunumlardan biri Facebook'ta çalışan kadının yaptığı sunumdu. Benim de hala aklıma şanslı olduğum için işe alındım, benden başka başvuran kimse yoktu o yüzden aldılar gibi düşünceler geliyor ama aslında öyle değil. Kendime bir şeyleri yaptım, başardım ve alındım diyorum dedi.

Bir diğer sunum ise Anita Borg bursuyla doktora yapan arkadaş oldu. O da alınmayacağını düşündüğü için ilk senesinde bursa başvuru yapmadığını, daha sonra başvurup alındığını söyledi. Bu seneki burs miktarı 7000€ imiş. Üstelik burs sadece doktora için değil, lisans ve yüksek lisansta da başvurulabilen bir bursmuş (sadece doktora için sanıyordum ^_^).

İsveç'te güzel anılar gibi güzel diyebileceğim günler geçirdim. Gezmeye vakit bırakmak için birkaç gün fazla kaldım. Boş olan günümde trenle Stokholm'e geçtim. Tam bir harikaydı. Şehre aşık oldum. Gamla Stan'ı beni buraya gömün diyerek gezdim. City Hall de kesinlikle görülmesi gereken yerlerden. Viking Kuleleri'ne asansörsüz çıkarken yaşanacak durum gerçekten harika. İnsanı sayamadığım kadar yıl öncesine götürüyor :).

Uppsala ve Stockholm'de çektiğim fotoğraflara buralardan bakabilirsiniz.

Stokholm'den sonra LinuxCon için Dablin'e gittim ve sunum yaptım ^_^. Onu da bir yazımda paylaşacağım.




20 Ekim 2015

Posted In: anita borg, burs, Gezegen, google, isveç, stokholm, uppsala, womencourage

LibreOffice’in bir parçası olmak

LibreOffice 25 yıllık bir geçmişe sahip dünyanın en büyük özgür yazılım projelerinden biri. 15 yıl önce OpenOffice olarak duyurulan ve 5 yıl önce çatallanan bir ofis paketi olan LibreOffice yaygın etkisi en büyük yazılımlardan biri. GNU/Linux, MacOS ve Windows işletim sistemlerinde çalışabildiğinden kurumların ve kullanıcıların özgür işletim sistemlerine geçişini kolaylaştırabilecek güçlü bir araç. Kurumsal kullanıcıların neredeyse tamamının ofis yazılımı kullandığını düşününce onları bir GNU/Linux işletim sistemine taşıyabilmek için ofis ihtiyaçlarını karşılayabilmek gerekiyor. Bazı durumlarda kullanıcıların bilgisayarlarından daha pahalıya gelen lisans bedelleriyle MS Office kullanmaları yerine tamamen ücretsiz ve özgür olan LibreOffice kullanmaları elbette ülkemiz için de çok önemli.

Yaklaşık 100000 kelimelik bir arayüz ve 450000 kelimelik yardım içeriği benim de içinde olduğum gönüllüler tarafından tamamen Türkçeye çevrilmiş durumda.

Yazılım bu kadar eski ve kapsamlı olunca onun bir parçası olmak biraz zor olsa da süreç oldukça iyi belgelendirilmiş. Geliştirici ekibi de yeni insanları aralarına almak konusunda çok istekli. Hem eposta listelerinden hem de irc'den yardım almak kolayca mümkün. Dünyanın dört bir yanına dağılmış bir geliştirici ekiple birlikte çalışabilmek için önce temel yeterlilikleri kazanmış olmak gerekiyor. Sürüm takip sistemini, hata takip sistemini ve kod gözden geçirme sistemini iyi kullanabilmek geliştirmeye başlayabilmek için şart. Aslında bunları iyi kullanabiliyor olmak sadece LibreOffice özelinde değil herhangi bir yazılım projesinde çalışabilmek için de gerekli. Sadece derleme işlemi bile sıradan bir bilgisayarda 7-8 saat süren bu büyük projenin bir parçası olabilmek sabırlı ve sürekli bir çalışmayı gerektiriyor.

Türkiyeden LibreOffice deposuna yazabilen benim özgür yazılım dünyasından tanıdığım üç arkadaş var: +Gökçen Eraslan , +Efe Gürkan Yalaman ve +Gülşah Köse.

Bu yıl çok yoğun bir çalışma sürecinin ardından 10 öğrencimin LibreOffice deposuna yazabilecek hale gelmesini hedefliyoruz. Bu süreç için geliştirici ekibin önerdiği yolu takip ediyoruz. Geliştirme ortamının hazırlandıktan sonra sürüm ve hata takip sistemleriyle kod gözden geçirme sistemini doğru kullanabildiğinizi göstermek için kolay hatalardan birini çözmeniz gerekiyor. Bu hatalardan bazıları kod temizleme gibi işler ama süreçte öğrenilecek şeyler var. Birlikte çalıştığımız ekibin tamamı bu ilk aşamayı geçti. Şimdi Daha İlginç olarak sınıflandırılmış hatalar üzerinde çalışıyorlar. Bir ülkeden böyle yoğun bir çalışma isteğinin gelmesi Document Foundation tarafından da şimdiden ilgi çekti. Eminim süreç içerisinde buradan yazacağım daha güzel haberler de olacak.

Velhasıl önümüzdeki eğitim yılı bittiğinde +Sedat Ak +aybüke özdemir +Berk Güreken +Kerem Hallaç +Kader Tarlan +İrem Şendur +Feyza Yavuz +yeliz taneroğlu +Ayşe Melike Yurtoğlu çokça hata çözmüş ve bundan sonra hem hata çözebilecek hem de iyileştirme yapabilecek duruma gelmiş olacaklar.

Böyle büyük bir hedefe eskiden birlikte çalıştığım arkadaşların neler yapabildiğini gördüğüm için cesaret edebiliyorum elbette. Buradan birlikte çalışmış olmaktan gurur duyduğum arkadaşlarıma teşekkürlerimi ve sevgilerimi yazıyorum.

14 Ekim 2015

Posted In: Gezegen, libreoffice, Özgür yazılım

Aarhus, Danimarka LibreOffice Konferansı 2015



  Bu yıl Libreoffice Konferansı 23-25 Eylül tarihleri arasında Aarhus, Danimarka'da gerçekleşti. Ben de Türkiyeden gelen tek katılımcı ve aynı zamanda  konuşmacıydım. Etkinliğe katılım 30 farklı ülkeden ve yaklaşık 150 kişi civarındaydı. Etkinlik Aarhus semtindeki bi halk kütüphanesinde gerçekleşti. Konuşmalar paralel iki oturumda yapıldı.


  Konferansta  LibreOffice geliştiricileri, katkıcıları, pazarlamacıları, kullanıcıları, ülkelerindeki göçlerde rol almış insanlar, öğrenciler vardı.




  Konferansın ikinci günü saat 4 civarı konferans alanına ulaşabildim. Tanışmaya ve konuşmaya bu kadar istekli bir topluluğu ilk defa görüyorum sanırım. İlk olarak LibreItalia ekibiyle sonra Sophie -Organizasyonda büyük emeği geçen kişi- ile tanıştım. Yaka kartımı ve bi takım LibreOffice çıkartmaları aldıktan sonra son oturumlara katıldım. O gün paralel oturumlardan biri sadece ODF ile ilgiliydi. Son oturumda ise Bjoern Lİbreoffice sürümlerini nasıl çıkardıklarından bahsetti.

  Konferansın 3. günü benim de konuşmamın olduğu gündü. Öncesinden de çok hazırlanmış olmama ve Türkiye'de 15 kez konuşmuş olmama rağmen yapacağım ilk ingilizce sunumum olacağından yine ilk defa konuşacakmışım gibi heyecanlıydım :) Kendi konuşmamın olduğu saate kadar herhangi bir oturuma katılamadım. Etkinlik alanında bi yandan içimden konuşmamın provasını yapıp bi yandan insanlarla tanıştım. Etkinliğin benim için en güzel tarafı bu tanışma kısmıydı. Listelerde yazıştığım irc de konuştuğum soru sorduğum  insanlarla konuşup tanışmak çok güzeldi. 

  Yerel organizasyon çok iyi hazırlanmıştı. Konferans boyunca ihtiyacımız olan herşey mevcuttu, yardıma ihtiyaç duyulduğunda ilgilenecek birilerini bulmak çok kolaydı ve teknik hiçbir sorun yaşanmadı.

  Konuşma vakti geldi çattı. Düşünmek yaşamaktan her zaman daha zordur bunu bi kez daha kendime kanıtlamış oldum. Düşündüğüm kadar zor olmadı ingilizce sunum yapmak. Sunumun arkasından gelen soruları da rahatlıkla cevapladım. Bunda okulun son döneminde ve bu yaz katıldığım ingilizce kurslarının konuşma klüplerinin de etkisi büyük. Çanakkalede LibreOffice için çalışan 10 arkadaşım  ve Türkiyede planlanan LibreOffice göçü hakkında soru soruldu. Her anlamda benim için bulunmaz bir tecrübeydi. Buradan kullandığım sunuma ve konuşma özetine ulaşabilirsiniz.


Bu da sunumumun videosu


                               

  Konferansın bitiminde hackfest düzenlendi. Konferans alanından ayrı bir yerde yapılacaktı. Bulması kolay olmadı ama bulduk. 42 kişi etkinliğe kaydolmuş olmasına rağmen toplasan 5 kişi vardık ancak. Bu katıldığım ilk hackfest olduğundan baştan napacağımızı anlayamadım çok. Sonra anladım ki kendimiz istediğimiz konuyla ilgili çalışacakmışız, birşey sormak istediğinde şu kişiler c++ tan anlar, şunlar şundan, bunlar bundan diye bir grup kendini tanıttı. 2 saat kadar çalıştık ve ardından yemek saati geldi. Yemek daha çok kaynaşma ortamı gibiydi. Oturduğum masada müthiş bir sirkülasyon vardı. Gerçekten tanışmak için bu kadar istekli bir topluluk ilk defa görüyorum. İlk defa gittiğim bi ülkede sanki uzun süredir oradaymışım gibi hissettim.

  Konferansın son günü tüm oturumlara katılmaya çalıştım. Her alanda olduğu gibi LibreOffice tarafında da kadın geliştirici çok az sayıda. Son gün etkinlikteki durumu gören biri LibreLadies gibi topluluk olsa süper olmaz mı diyerek sanıyorum ki bu topluluğun da temelleri atmış oldu. Süper olur diyenlere bakarak böyle söylüyorum.

  Son gün LibreOffice'in 5. yaş günü için pasta kestik. İyi ki forklandın LibreOffice :)




















Beni her zaman cesaretlendirdiği ve bu konferansa katılımım için sağladığı tüm desteği için Necdet Yücel 'e sonsuz teşekkürler.




6 Ekim 2015

Posted In: aarhus, danimarka, denmar, freesoftware, Gezegen, libreofis, pebble, pebble-remote

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com