Linux Hibrid Grafik Kartları ve Isınma Problemi

Geçen ay zamansız bir şekilde emektar bilgisayarım bozulunca çok da araştırma fırsatım olmadan bir bilgisayar almaya karar verdim. Dell Inspiron 5520'yi tercih etmemdeki en büyük sebep üzerinde ubuntu yüklü geliyor olması idi.

Ancak bilgisayarımda hem tümleşik intel hem de harici ati ekran kartı bulunmakta. Bilgisayarı ilk açtığımda fanın hızla çalıştını gördüm, gördüm ki ısı da artıyor.

Biraz araştırmadan sonra ubuntunun her iki ekrana da elektrik verdiğini gördüm. Ayrıca turbo boost işlemciye sahip bu bilgisayarda bi ayarlama yapmazsanız hep yüksek performans modunda çalıştığından hem şarj hem de ısınmada problem artıyor. Ondan dolayı aşağıdaki adımları uyguladım ve sonuç mükemmele yakın.

Öncelikle vgaswitcheroo yu kullanarak çift ekran kartımızdan aktif olarak kullanmadığımızın elektriğini kesmek için.

echo OFF > /sys/kernel/debug/vgaswitcheroo/switch
komutunu veriyoruz.  "cat /sys/kernel/debug/vgaswitcheroo/switch" komutu ile de durumu görebiliyoruz. (Detaylı ayar ve açılışta bu ayarların geçerli olması gibi konular için lütfen kaynak kısmındaki linkleri inceleyiniz)



Şimdi de Jupiter adlı güç kontrol uygulamacığını yükleyelim. Böylelikle  işlemci gücünü daha kontrollü kullanabileceğiz. Bunun için;
sudo add-apt-repository ppa:webupd8team/jupiter
sudo apt-get update
sudo apt-get install jupiter
Sistem çekmecesine yerleşen uygulamadan eğer ihtiyacımız yoksa power savings moduna getirelim işlemcimizi.

Ayrıca eğer işlemciniz intel ise powertop uygulamasını yükleyebilirsiniz.
sudo add-apt-repository ppa:nilarimogard/webupd8
sudo apt-get update
sudo apt-get install powertop
sudo powertop komutundan sonra tunable tabından gerekli iyileştirmeleri yapabilirsiniz.



isteğe göre lmsensors veya Pensor aracılığı ile sıcaklığı ölçüp değerlendirebilirsiniz. Nadir kapattığım bilgisayarımda genelde sıcaklık bu ayarlamalar ile 48-58 oC aralığında değişiyor. Detaylar için lütfen kaynakları inceleyiniz.
Kaynaklar: 

1) Ubuntu Help ~ HybridGraphics
2) Psensor, temperature monitor
3) Jupiter, power managment applet
4) Powertop

27 Şubat 2013

Posted In: linux, ubuntu

WebRTC Değişimin başlangıcı mı?

Gerçekte Skype, GoogleTalk, Jitsi gibi uygulamalar ve Adobe Flash uygulamaları olmadan da web tarayıcısı üzerinden ve hiçbir eklenti kurmadan anında görsel ve sesli iletişim kurabilmek teknik olarak mümkün. Ancak bunun için standart bir protokol olmadığından her firma kendi teknolojilerini geliştirmek zorunda kalıyor. Örneğin Google, Hangout uygulaması için her bir tarayıcı ve her bir işletim sistemi için ayrı ayrı eklenti ve uygulamalar geliştirmek durumunda. Ancak yakında tüm bu yazılımlara gerek kalmayacak gibi görünüyor.

Google, Mozilla ve Opera ile birlikte bu iş için WebRTC (Web Real Time Communications) adında bir W3C standardı üzerinde 2011 yılından beri çalışıyor. Bu sayede tek bir HTML5 uygulaması ile farklı sistemler ve tarayıcılar üzerinden gerçek zamanlı sesli ve görsel iletişim mümkün olacak. Gerekli kütüphaneler tarayıcılarda gömülü olacak ve standart Javascript API'leri sayesinde yönetilecek, herhangi bir cihazda kullanıcının ihtiyacı olan tek şey modern bir web tarayıcıdan ibaret olacak.

AT&T, Mozilla ile birlikte geliştirdiği WebRTC'yi temel alan WebPhone projesi için "vision for the future of seamlessly integrated communication." diyor.  İnternet bağlantısının olduğu her yerden hiçbir ek yazılıma gerek duyulmadan platform bağımsız kesintisiz anlık veri paylaşımı imkanı A.Graham Bell’in icadını tarih kitaplarına kaldırabilir mi? Özellikle IPv6’nın sağlayacağı avantajlar, mobil cihazların gelişimi ve VOIP desteği ile birlikte düşününce olabilir diyorum. 


WebRTC Desteği Firefox ve Chrome tarayıcıların son sürümlerine ekleniyor, Firefox ile test etmek için http://mozilla.github.com/webrtc-landing/ adresindeki örneklere bakabilirsiniz.

WebRTC'de öntanımlı kodlama VP8 olmuş (başka açık kodlamalar da destekleniyor ve ileride eklenebilir), ancak Microsoft bu durumdan pek memnun olmamış olacak ki CU-RTC adını verdiği benzer bir çalışmayı bağımsız olarak yürütüyor ve WebRTC'den daha esnek ve özelleştirilebilir olduğunu iddia ediyor.
 

http://html5labs.interoperabilitybridges.com/cu-rtc-web/cu-rtc-web.htm


26 Şubat 2013

Posted In: internet, lkd_gezegen, teknoloji

OpenSuSE’ye BCM 43142 kablosuz ağ kartının tanıtılması

Dell’in yeni Vostro/Inspiron serisi bazı dizüstüleri üzerinde Ubuntu kurulu olarak geliyor tahminen (Ubuntu logosu var üzerinde). Tahminen diyorum, çünkü yurdum bilgisayarcısının elinde o müşteriye Windows yüklü olarak ulaşabiliyor :/.

Windows lisansının parasıyla da uğraşmamanın, ucuz olmalarının, düzgün bir klavyelerinin olması, standart ofis ihtiyaçları için fazlasıyla yeterli olmasının mutluluğu içinde Inspiron’ın 3520 serisinden bir-iki hafta içerisinde 3 tane aldım farklı işler için.

Bu dizüstülerinde Broadcom’un 43142 kablosuz ağ kartından bulunuyor. Aslında üzerinde Ubuntu yüklü geldiği için, bu ağ kartı doğal olarak Linux’ta çalışabiliyor. Üzerindeki Ubuntu’yu kullanacaksanız, sorun yok. Ancak herhangi bir Linux kurup, Broadcom’un son model kararlı sürücülerini kullanmaya kalktığınızda bu kartı (henüz?) tanıtamıyorsunuz.

Bunun üzerine Jasmine Aura isimli güzel bir insan, gitmiş ön-kurulu Ubuntu’dan o sürücüleri çıkartmış, tekrar paketlemiş, içine daha yeni çekirdeklerle çalışabilmesi için yamaları eklemiş.

Hazırda deb paketleri var, bunu OpenSuSE 12.2’de kullanabilmek içinse ben şu yolu izledim:

zypper in kernel-devel gcc kernel-desktop-devel patch make

komutuyla çekirdeğe modül derlemek için gerekli paketleri kurdum.

wget http://jas.gemnetworks.com/debian/pool/main/w/wireless-bcm43142/wireless-bcm43142_6.20.55.19.orig.tar.bz2
tar -xf wireless-bcm43142_6.20.55.19.orig.tar.bz2

komutlarıyla kaynak kodunu indirip açtım.

debian/patches dizinindeki tüm yamaları teker teker uyguladım:

cd wireless-bcm43142
patch -p1 < debian/patches/01-Makefile.patch
patch -p1 < debian/patches/02-license.patch
patch -p1 < debian/patches/03-rename-to-wlan0.patch
patch -p1 < debian/patches/04-linux-semaphore-include.patch
patch -p1 < debian/patches/05-kernel_3.1_onwards.patch
patch -p1 < debian/patches/06-user_ioctl_reqs.patch
patch -p1 < debian/patches/07-kernel_3.4_onwards.patch
patch -p1 < debian/patches/08-kernel_3.6_onwards.patch

Ek olarak aşağıdaki yamayı da hazırlayıp, uygulamam gerekti:

--- amd64/Makefile.orig	2013-02-23 11:18:13.949212051 +0200
+++ amd64/Makefile	2013-02-23 11:18:42.632389994 +0200
@@ -153,3 +153,3 @@
 
-EXTRA_LDFLAGS      := $(src)/lib/wlc_hybrid.o_$(BINARCH)
+EXTRA_LDFLAGS      := $(src)/lib/wlc_hybrid.o_shipped_x86_64

Bunu bir dosyaya kaydedip,

patch -p1 < dosya_adi.patch

olarak uygulayabilirsiniz. Artık modülü derliyorum:

cd amd64
make

Ortaya çıkan wl.ko dosyası bizim çekirdek modülümüz. Bunu ilgili çekirdek dizininin altına kopyalamamız gerekiyor:

cp wl.ko /lib/modules/3.4.11-2.16-desktop/kernel/drivers/net/wireless/
depmod -a

Burada 3.4.11-2.16-desktop olan çekirdeğinizin ismi. Güncellemeler sonucu değişebilir, /lib/modules altında da tüm güncellenmiş çekirdeklerin modüllerini bulabilirsiniz. Kullandığınız çekirdek sürümünü uname -a komutu ile öğrenebilirsiniz.

Modülü denemek için yükleyebilirsiniz:

modprobe wl

Bir hata almadıysanız, artık dmesg komutunun çıktısında, wlan0 aygıtının tanındığını görmelisiniz. Ağ ayarlarınızı yapabilir ve cihazınızı kullanabilirsiniz.

Sistem tekrar açıldığında da, çekirdek ilgili modülü yerleştirdiğimiz yerden bulup otomatik olarak yükleyecektir.

23 Şubat 2013

Posted In: Gezegen

FSFE ile 14 Şubat "#ilovefs day 2013"

FSFE (Avrupa Özgür Yazılım Vakfı) 14 Şubat için pek ilginç bir kampanyaya girişmiş.

 İnsanların özgür yazılıma duydukları sevgilerini ilan edebilecekleri, daha doğrusu özgür yazılımı neden sevdiklerini paylaşmalarını sağlayarak daha çok kişiye ulaşabilecekleri, dünyada özgür yazılıma katkı veren bireylere teşekkürlerini iletebilecekleri, farklı yollarla FSFE ve özgür yazılımı destekleyecekleri bir gün haline getirmiş bugünü ve "I love Free Software Day" ilan etmiş 14 Şubatı.

Eğer kampanyaya destek olmak istiyorsanız ya da merak ediyorsanız, yapılabileceklerden  burada bahsedilmiş.

FSF ve FSFE yaptıkları çalışmalarla ve özgür yazılım hareketinde duruşlarını hiçbir koşulda bozmadan yürüttükleri kampanyalarla (misal) mezuniyetim sonrası maddi olarak da desteklemeyi çok istediğim iki vakıf.

Aslına bakarsak FSFE'nin sitesinin bugün için yapılmış tasarımını görünce yine de biraz şaşırdım. :)



Vakti ile bir yazımda şöyle demişim: "Özgür yazılım ile tanıştığımdan beri hayata bakış açımın epey değiştiğini düşünürüm. Stallman, işin yazılımda özgürlük kısmına daha çok yer verse de, özgürlük, bağımlılık kavramlarını bana epey sorgulatarak kişiliğimde de büyük değişikliklere yol açmıştı."

Bu düşüncelerimde bir değişiklik olmadığından FSFE'nin benim için özel bir gün haline getirdiği bugünü pek güzel bir şekilde kutlamaya giriştim ben.

Kampanyada söylendiği gibi #ilovefs etiketi ile de kutlamamın fotoğrafını FSFE ile de (@fsfe) paylaştım. Bakınız! :)


Not: Fotoğrafın içerisinde yer alan benim Stallman Amca'ya imzalatma şansı bulduğum için kendimi pek şanslı hissettiğim kitaba (Özgür Yazılım, Özgür Toplum: Richard M. Stallman’ın Seçme Yazıları) şuradan ulaşabilirsiniz.

14 Şubat 2013

Posted In: GLFS

4 GB’tan büyük zip dosyalarını Linux’ta açmak

unzip komutuyla 14 GB’lık bir zip dosyasını açmaya çalışıp hata aldığımda çektiğim dosya bozuk diye düşünmüştüm. Böyle corrupt falan bişiler yazmıştı. file komutuyla dosyaya baktım, başlıklarında bir sorun yoktu — zip arşiv dosyası olarak görüyordu.

Dosyayı silip baştan çekmeme ramak kala, daha dikkatli okuduğumda dosyada 10 GB kadar bir fazlalık olduğunu iddia ettiğini farkettim. Rastlantı olacak hali yoktu, unzip komutu 4 GB’tan büyük dosyaları açamıyor olmalıydı.

Google dostumdur, bu sorun gerçekten var mı diye sordum. Varmış. Ama acıklı olan e-posta liste / forumlarda hemen herkes “zip niye kullanıyorsun, gzip kullan, vs vs” türü önerilerle gelmiş. En sinir olduğum yanıtlama türlerinden biri :(. İyi, güzel, hoş demişsiniz de, zip’i kendi hazırlamadıysa (bkz ben) ne yapacak? Adamlar soruyu, büyük bir dosyayı nasıl sıkıştırıp aktarırım diye sormamış ki, zip’i açamıyorum diye sormuş…

p7zip uygulamasına yöneldim ben de. Sisteme kurup,

7za x hede.zip

dedim ve çatır çatır açıldı zip. Başka bir sıkıştırma türü önermekten daha kolay değil mi? :)

14 Şubat 2013

Posted In: Gezegen

Pardus-Anka Etkin Destek Çağrısı

Özgür yazılım toplulukları ve özgür yazılıma ilgi duyan herkese ;

Yayınlandığı günden geliştirilmesinin durdurulduğu 2012 yılına kadar GNU/Linux dağıtımları arasında kendisine önemli bir yer bulan Pardus GNU/Linux dağıtımının ardılı olarak
2012 yılı içerisinde çalışmalarına başlayan ve Pardus GNU/Linux dağıtımına özgü teknolojileri devam ettirmeyi amaçlayan Pardus-Anka çalışması geçen zaman içerisinde Paketleri güncel
tutma çabasının ötesinde bir hal alarak yepyeni bir dağıtım haline gelmiştir.

Pardus-Anka GNU/Linux dağıtımı tamamen gönüllü geliştiricilerinin omuzlarında özverili bir çalışmayla yürütülmektedir. Maddi bir kazanç beklentisi içerisinde olmayan geliştiriciler
zaman ve bilgilerinin izin verdiği oranda katkıda bulundukları çalışmalarını siz değerli özgür yazılım gönüllüleriyle beraber yürütmeyi istemekteler.

Sizlerde bilgi ve zamanınız ölçüsünde Pardus-Anka GNU/Linux dağıtımının gelişimine katkıda bulunabilirsiniz. Özgür yazılım felsefesine uygun olarak çalışmalarımız tam bir şeffaflık içerisinde
yürütülmektedir. Yaygın programlama dillerine hakim , özgün pardus teknolojilerine aşina ya da pisi paket yapımı konusunda bilgi sahibiyseniz Pardus-Anka GNU/linux sizi destek olmaya
çağırıyor.

Pardus-Anka GNU/Linux dağıtımı çalışmalarını www.github.com/pardus-anka üzerinde gerçekleştiriyor.
Kullanıcıları frenode üzerinde #pardus-anka kanalında yardımlaşıyor.
geliştiricileri frenode üzerinde #anka-develop kanalında buluşuyor.
hata kayıtlarını bugs.pardus-anka.org adresinde kabul ediyor.

http://www.ozgurlukicin.org/haber/etkin-destek-cagrisi/


13 Şubat 2013

Posted In: özgürlükiçin, pardus

Cobbler Ağ Üzerinden Kurulum Sunucusu

Cobbler da ney” dediğinizi duyar gibi oluyorum :).

Özetle, Cobbler, kurulu olduğu ağdaki bir sunucuyu “ağdan açılmaya” (network boot) ayarladığınızda, karşınıza bir menü gelmesini ve bu menüde seçtiğiniz dağıtımın kurulumunu sağlar.

Üstelik kuracağınız dağıtım destekliyorsa, “kickstart” adını verdiğimiz bir dosyaya kurulum adımları sırasında neler yapılacağını yazarsanız, size başka hiçbişi sormadan kurulumu tamamlayabiliyor.

Peki, ne işinize yarar böyle bir servis? İlk aklıma gelen birkaç senaryo:

  • Eğer sunucuya bağlı bir KVM aygıtı varsa, sunucunun başına fiziksel olarak gitmeden kurulum yapabilirsiniz.
    • Kim şimdi yerinden kalkacak? :)
    • Sistem odaları çok gürültülü, yorucu, hasta edici ortamlardır. Orada geçen her dakika, bizim yaşam enerjimizden çeker.
    • Sunucu bir veri merkezinde (datacenter) olabilir. Her veri merkezine isteseniz de girme olanağınız olmayabilir (örneğin sunucular yurtdışında).
  • Kurulum için USB bellek, DVD, vs taşımak gibi bir derdiniz olmaz.
  • Kurumunuzdaki tüm sunucuların aynı şekilde kurulabilmeleri için çeşitli etkileşimsiz kurulum türlerini önden hazırlayıp, herhangi bir kişiyi “menüdeki şu seçeneği seç ve kurulumu yap” diye görevlendirebilirsiniz. Hata yapması mümkün olmaz :)

Cobbler aslında ufacık bir servis. Ama kendi dışında birçok sunucu servisini bir yerlere koşturuyor. DNS, DHCP, TFTP, HTTP, rsync, …

Cobbler’ın RHEL 6 serisi bir dağıtımda (Scientific, CentOS, Oracle) kurulumunu anlatacağım. Başka bir dağıtımda da benzer adımlarla kurabilirsiniz.

Cobbler’ı çalıştırmak için en ideal ortam, sunucuların kendi aralarında kurulmuş olan yedek ağdır. Bugün artık sunucuların hemen hepsinde birden fazla ethernet aygıtı bulunuyor. Bunlardan bir tanesi de genellikle sunucuların kendi aralarında (dışarı kapalı) bir ağ oluşturmak için kullanılıyor — kendi arasında veri alışverişi yapmaları dışarıya verdikleri hizmeti etkilememesi amacı ile. Bu ağda başka bir DHCP sunucusu çalışması gibi bir risk de bulunmadığından çok daha rahat hareket edebiliyoruz.

Cobbler’ı beraber kullanacağınız bir DHCP ve DNS sunucunuzun da hazırda bulunmadığını düşünerek, onları da Cobbler ile beraber ayarlıyoruz. Bunun için en kısa yöntem Dnsmasq servisini kullanmak oluyor. İsterseniz ağdaki bir DHCP ve/ya DNS sunucusunu kullanabilirsiniz.

Cobbler’ın paketleri popüler Redhat ek depolarından EPEL’de bulunuyor. Öncelikle ekli değilse onu ekliyoruz:

rpm -ivh http://dl.fedoraproject.org/pub/epel/6/x86_64/epel-release-6-8.noarch.rpm

Cobbler için gerekli paketleri kuruyoruz:

yum install cobbler dnsmasq

Ek olarak,
* pykickstart sadece kurulumları etkileşimsiz yapmak isterseniz (kickstart dosyaları ile yapılacak seçimleri tanımlıyorsunuz)
* debmirror Debian temelli bir dağıtım kurmak isterseniz
* fence-agents da sunucularda güç yönetimi yapmak isterseniz
* cobbler-web, Cobbler için bir web arayüzü kullanmak isterseniz
kurulabilir. Zorunlu değiller.

Servislerimizi açalım ve açılışta çalışır hale getirelim:

service xinetd start
service dnsmasq start
service httpd on
service cobblerd start
chkconfig xinetd on
chkconfig dnsmasq on
chkconfig httpd on
chkconfig cobblerd on

Cobbler’a hem DHCP için hem DNS için dnsmasq kullanacağımızı söylemek için /etc/cobbler/modules.conf dosyasındaki ayarları şu şekilde değiştiriyoruz:

[dns]
module = manage_dnsmasq

[dhcp]
module = manage_dnsmasq

Dnsmasq’ın ayarlarını Cobbler kendisi yapacak ama o ayarların neler olduğunu kendisine söylememiz gerekli. Bunun için /etc/cobbler/dnsmasq.template dosyasını şu şekilde değiştiriyoruz:

dhcp-range=Baslangic_IPsi,Bitis_IPsi
server=DNS_Sunucumuzun_IPsi
no-dhcp-interface=eth0

Buradaki no-dhcp-interface seçeneği, sunucunun İnternet’e bağlı bacağında DHCP servisi verip ortalığı karıştırmamasını sağlıyor. eth0 yerine sunucunuzdaki ilgili aygıtı yazabilir ya da böyle bir kaygınız yoksa tamamen kaldırabilirsiniz.

Cobbler’ın rsync’in etinden-sütünden yararlanabilmesi için /etc/xinetd.d/rsync dosyasındaki ayarı şu şekilde değiştiriyoruz:

disable = no

Cobbler’ın asıl ayarlarını ise /etc/cobbler/settings dosyasından yapıyoruz:

server: Sunucumuzun_IPsi
next_server: Sunucumuzun_IPsi
password: $1$3xhywdbz$0zc2kIXyvfYngTdgddX/20
manage_dhcp: 1
manage_dns: 1

Burada server ayarı Cobbler servisinin, next_server ayarı TFTP servisinin IP’si ama bizim kurulumumuzda iki servis de aynı makinede olduğu için aynı IP’yi yerleştiriyoruz.

password kısmındaki hash’i ise şu şekilde oluşturuyoruz:

openssl passwd -1 -salt 'rasgelebisiler' 'degistirbeni'

Debmirror kurduysak, /etc/debmirror.conf dosyasında aşağıdaki ayarları düzenliyoruz:

#dists
#arches

Cobbler paketi ile tüm ağ yükleyicileri gelmiyor, aşağıdaki komutla İnternet’ten eksikleri indirebiliyoruz:

cobbler get-loaders

Güvenlik duvarında Cobbler ve saz arkadaşları için bir seri delik açmak gerekiyor:
* 53 – Dns
* 67,68 – Dhcp
* 69 – Tftp
* 80,443 – Httpd
* 873 – Rsync
* 25150-51 – Cobbler

Bunu /etc/sysconfig/iptables dosyasını doğrudan düzenleyip servisi tekrar başlatarak ya da service-config-firewall(-tui) arayüzü ile yapabilirsiniz. Tabii bir seçenek de güvenlik duvarını tamamen kapatmak.

Keza SELinux için de biraz emek harcamak gerekiyor (eğer uğraşmayıp tamamen kapatmayı tercih etmezseniz). httpd’nin web servis parçalarının kullanılabilmesi, tftp’nin imaj dosyalarına erişebilmesi için:

setsebool -P httpd_can_network_connect true
semanage fcontext -a -t public_content_t "var/lib/tftpboot/.*"
semanage fcontext -a -t public_content_t "/var/www/cobbler/images/.*"

Cobbler servisini tekrar başlatıyoruz ve Cobbler’ın ayarlarını ilgili diğer servislere uygulamasını sağlıyoruz:

/etc/init.d/cobblerd restart && cobbler sync

Etkileşimsiz kurulum için bir kickstart dosyası hazırlamak isterseniz, örneklerini /var/lib/cobbler/kickstarts dizinindeki dosyalarda (ve İnternet’te çeşitli sayfalarda) bulabilirsiniz. Ya da system-config-kickstart arayüzünü kullanabilirsiniz.

Artık kurulumlarda kullanacağımız dağıtımları Cobbler’a ekleyebiliriz.

Örneğin, Scientific Linux 6.3’ün ağ üzerinden kurulum ISO’sunu eklemek istersek, öncelikle ISO’yu dosya sisteminde bir yere bağlıyoruz:

mount SL-63-x86_64-2012-08-02-boot.iso /mnt/cdrom -o loop

Cobbler’a bu ISO’yu alıp dağıtım arşivine eklemesini istiyoruz:

cobbler import cobbler import --name=SL63-Boot --path=/mnt/cdrom

Bu adımda hata mesajı alınca paniklemeyin. Netboot ISO’ları gibi kırpılmış ISO’larda bu yaşanıyor. O zaman Cobbler’a, “sen otomatik bulamadın ama bu aslında Redhat türevi bir dağıtım” diye özel olarak belirtmemiz gerekiyor:

cobbler distro add --arch=x86_64 --breed=redhat --name=SL63-Boot --initrd=/var/www/cobbler/ks_mirror/SL63-Boot/isolinux/initrd.img --kernel=/var/www/cobbler/ks_mirror/SL63-Boot/isolinux/vmlinuz

Artık dağıtım Cobbler arşivlerinde olduğuna göre, bu dağıtımı kullanan bir kurulum profili oluşturabiliriz:

cobbler profile add --name=SL63-Boot --distro=SL63-Boot --kickstart=/var/lib/cobbler/kickstarts/centos6.ks

Kickstart parametresi zorunlu değil, onu vermezseniz etkileşimli standart bir kurulum gerçekleştirirsiniz.

Cobbler’ın burada bahsetmediğim daha birçok özelliği var: Memtest, paket yönetimi, ayar yönetimi, puppet entegrasyonu ve daha niceleri. Cobbler’ın el kitabında hepsinin detaylarını bulabilirsiniz.

Kurmaya değer mi?

Birkaç sunucu için değmeyebilir. Kurulacak sunucu sayısı artmaya başladıkça, Kickstart ve benzeri ek özelliklerini kullanmasanız bile, evet, değecek.

Bazı sunucuların yönetim arayüzlerinde de ağ üzerinden ISO yükleyip kurulum yapmak mümkün ama hiç o ISO’ları bir ADSL bağlantısı üzerinden yüklemeyi denediniz mi? :) Hadi bir kere yaptınız, kaç kere o işkenceye dayanabilirsiniz? Ya aceleniz varsa?

Sunucu sayınız giderek artıyorsa, üşenmeyin, Cobbler’la hayatınızı kolaylaştırın…

9 Şubat 2013

Posted In: arches, dists, Gezegen

Yeni işim, yeni gelişmeler – Koding

Bundan yaklaşık iki-buçuk yıl önce “yeni bir başlangıç” başlığı ile Pardus’ta ise başladığımı paylaşmıştım. O zaman çok heyecanlı ve mutluydum. Uzun zamandır, Pardus’tan ayrıldıktan sonra ilk defa o anki mutluluğu ve heyecanı tekrardan yaşıyorum.

Yeni bir maceraya yelken açmış bulunmaktayım. Şubat ayı itibariyle Koding.com‘de çalışmaya başladım. İnanılmaz heyecanlı bir projede inanılmaz insanlarla çok güzel işler yapma fırsatı elde ettim. Pardus projesinden çok yakın iki arkadaşım (Gökmen Göksel ve Bahadır Kandemir) de Koding’de çalışmaya başladı(çok daha öncesinden). Onlarla tekrar olmak da mutlu verici bir gelişme. Koding’in kurucuları(Devrim Yaşar ve Sinan Yaşar) da bu konuda çok iyi ve işi bilen insanların olması ve en önemlisi de geliştiricilerin halden anlamaları benim açımdan daha da mutlu verici bir gelişme.

Yaklaşık iki aydır Koding için iki tane uygulama yazdım (Rails Dashboard ve Django Dashboard), iki tane uygulama geliştirmek üzereyim ve bunların üzerine uygulamaları yazarken kullandığımız KD Framework’un teknik belgelendirme sürecini de başlatmış bulunmaktayım. Bunların hepsini akşamları boş zamanımda yapmaya çalıştım. Uzun ve yorucu bir süreçti (kabul), ama özellike Devrim abinin bu süreçteki tutumu ve yaklaşımı bu işi sevmemi ve sahiplenmemi sağladı. Bundan sonra her günümü çok daha verimli ve Koding endeksli çalışıyor olabileceğim. Heyecanlı ve güzel bir iş kısacası.

Koding nedir?

Koding activity alanı

Koding’e biraz değineyim. Koding.com iki türk kardeşin kurduğu (Devrim Yaşar ve Sinan Yaşar), A.B.D, San Francisco menşeili bir şirket. Önümüzdeki sene bolca duyacağınız bu ismi bir yere not alın. Koding.com sayesinde dünyanın neresine giderseniz gidin, tek bir tıkla tüm geliştirme ortamınıza ulaşabileceksiniz. Yani bildğiniz terminal(evet kendinize ait bir Linux sanal makinesi), dosyalarınız için depolama alanı, yüzlerce farklı frameworku,vs.. gibi seçenekler mevcut. Ve size ait bir şubdomainiz bile var. Bu daha başlangıç diyebilirim. Daha inanılmaz özellikler sırayla devreye girecek.

Bu çalışma ortamını örnek vermek gerekişe şu şekilde kullanıyorum: arslan.koding.com/docs altında, Koding.com içinde uygulama yazabileceğiniz bir framework’un dokümantasyonları mevcut. Bunların son bir aydır kendim yazmaya çalışıyorum. Bu adreste yer alan dokümanların hepsi aslında bir github deposunda markdown olarak saklanıyor. Ben yeni doküman ekledikten sonra Koding’e giriş yapıp bu değişikleri terminal ile kolay bir şekilde alıyorum(git pull). Sonra bunları yine terminal altında markdoc ile html sayfalarına çeviriyorum. Ve tüm bunlar doğrudan hiç bir şey yapmadan arslan.koding.com/docs yüklenmiş oluyor. Yani anlayacağınız web sitemi buradan sunduğum gibi, geliştirmesini ve bakımını da Koding üzerinden yapıyorum. Aşağıda ise Koding içinden bu dökümanlara ulaşabileceğiniz uygulamanın ekran görüntülerini görebilirsiniz:

Koding belgelendirm

Herkes için farklı imkanlar

İnanılmaz değil mi? Fakat bununla bitmiyor. Söylece bir hayal edin ve şunları bir düşünün:

  • Sınıf arkadaşınla bir C++ örneğini denemek için Koding’e giriş yaptınız ve ikiniz de kendi sanal makinelerinizde kodu derleyip sonuçlarını gördünüz. Aynı kod parçasını beraber aynı anda düzenliyorsunuz. Onun makinesinde bilmem ne aracı kurulmamış, sende kod parçası yokmuş, gibi şeyler tarihe karıştı.

  • Netbook, ChromeOS, iPad gibi kısıtlı imkanlara sahip bir cihazdan Koding’e giriş yaptınız ve altınızdaki makine ile terminal, depolama alanı ve şahsınıza ait bir sanal makine üzerinde geliştirmenizi yapabiliyorsunuz (linode’da ssh bağlanmaktan farklı bu, ssh’e gerek yok çünkü her şey web tabanlı ve zeki, düşünülmüz bir arayüze sahip)

  • Sabah evden çıkarken çok önemli bir kodu yazmayı unuttunuz ve müşteriye eksik bir halde gönderdiniz (ya da bilgisayarınız almayı unuttunuz yanınızda!). Arkadaşınızın laptop’undan Koding’e giriş yapıp geliştirmeyi devam edip müşteriye kalan eksiklikleri tekrar gönderiyorsunuz.

  • SQL (MondgoDB, MySQL,vs..) öğrenmek istiyorsunuz, Linux nedir bilmiyorsunuz öğrenmek istiyorsunuz, Rails, Django gibi web framework’u öğrenmek istiyorsunuz, Git,Vim gibi araçları öğrenmek istiyorsunuz’vs.. her şey Koding ile mümkün! MySQL gibi bir veritabanını tek tıkla aktif hale getirebiliyorsunuz, Linux zaten terminal ile hazır kurulu geliyor,Rails kurmak tek tıklık bir şey, vs..

  • Hakkari’deki bir öğrenci, Ethiopia’daki bir genç, Güney Amerika’daki mühendisler,vs.. herkesi en kısıtlı bilgisayarla bile dünyanın en güzel teknolojilerini tek bir tarayıcı ve internet bağlantısı ile sunabiliyorsun. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi sizce?

Evet bunları hayal edin dedim, ama bunların çoğu hayalden öte gerçek. Ve Koding ile bunları yapma fırsatı elde edeceksiniz. Önümüzdeki senelerde eğer başarabilirsek inanılmaz ve devrimsel bir ürün ortaya çıkacak. Normalde herkese uzak olan bir çok teknolojiye ulaşma imkanınız olacak.

Son durum

Koding San Francisco ofis

Önümde üç haftalık bir San Francisco ziyareti var. Oradaki ofiste 3 hafta boyunca Koding’deki backend teknolojilerini yakından takip edip üzerine bir şeyler de ekleyeceğim ve kuracağım. Hem benim açımdan da bir nevi ‘kick-start’ ölmüş olacak (işi hızlıca öğrenip, giriş yapabilmek bizim gibi uzaktan çalışan insanlar için önemli) hem de Koding bünyesinde çalışan diğer insanları da tanımış olacağım. Kuzey Amerika kıtasını da ilk defa göreceğim için o açıdan da biraz heyecanlıyım. Hadi hayırlısı.

3 Şubat 2013

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com