Rich:dataTable’da satırları sıralama

RichFaces kullanıyorsunuz. rich:dataTable’ınız var ve tabloya basılacak verileri bir kurala göre sılamak istiyorsunuz.

Bunun için dataTable altına eklediğimiz kolona:

<r:column sortBy=”#{trxList.txnDateTime}” sortOrder=”DESCENDING”>

….

</r:column>

 

sortBy : sıralamayı neye göre yapacaksınız.

sortOrder : azalan artan sıralama.


30 Temmuz 2012

Posted In: Gezegen, java, linux

Linux Yaz Kampı 2012

Linux Yaz Kampı için 23 Haziran – 8 Temmuz 2012 tarihlerinde Bolu’da Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ndeydik. Aslında yolculuğum 14 Haziran gecesi başladı. Haftasonu Ankara’daki Linux Kullanıcıları Derneği genel kurulu için yola çıktım. Ankara Ankara güzel Ankara… Ankara’da kaldığım yaklaşık bir hafta boyunca hem uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımı gördüm, hem de etrafı dolaştım. İzmir’in sıcaklarından sonra nasıl iyi geldi Ankara’nın nispeten serin havası anlatamam. Açıkçası Bolu’ya istemeye istemeye gittim.

Bolu’ya vardığımda Perşembe akşamıydı. Kamp alanına ilk gelen ben olduğumdan ilk iş kampüsü ve sınıfları gezmek oldu. Kamp boyunca 5 farklı konuda (Java, PHP, Linux Sistem Yönetimi 1. Düzey, Linux Sistem Yönetimi 2. Düzey, LibreOffice & Linux Masaüstü), 7 sınıfta paralel eğitimler oldu. İhtiyacımız olan 7 sınıfın hepsi Güzel Sanatlar Fakültesi’ndeydi. Ben gittiğimde projektör, bilgisayar, priz gibi tüm hazırlıklar tamamlanmıştı. Kampüsü gayet ferah ve yeşil buldum, çevresi de oldukça güzeldi. Ormanlar, yakındaki Gölköy göleti ayrıca bir güzellik katmış kampüse. Geçen sene Linux Yaz Kampı Düzce Üniversitesi’nde düzenlenmişti. Düzce Üniversitesi yeni gelişmekte olan bir üniversite. Orada da çevrede çok güzel ormanlar olmasına rağmen yeni bina inşaatları, çevre düzenlemeleri vs arasında yaz kampı yapmak bir miktar rahatsız ediciydi. Abant İzzet Baysal Üniversitesi ise daha oturmuş bir üniversite olduğu için çevrede inşaat faaliyeti yoktu ve sosyal olanaklar anlamında daha gelişmiş. Örneğin; içinde kuaförden, bankaya kadar pek çok şey barındıran aktivite merkezi adını verdikleri bir çarşısı var. İki üniversite arasındaki en büyük fark ise hava koşulları. Düzce’nin nemli ve sıcak havasına karşılık Bolu’nun serin ve rüzgarlı bir havası vardı.

23 Haziran Cumartesi günü tüm katılımcıların gelmesiyle birlikte kamp resmen başlamış oldu. Kursiyerlerin kalması için ayarlanmış olan yurtlardan Kredi Yurtlar Kurumu’na ait olanla sorunlar yaşadık. Yurt boş olmasına ve önceden bize söz verilmiş olmasına rağmen bir başka etkinlik sebebiyle kursiyerleri yurda almadılar. Her ne kadar kursiyerlerin kampüs içinde konaklamasının önemini anlatmaya çalıştıysak da ne bizim ne de üniversite yönetiminin müdahalesi işe yaramadı ve kursiyerleri şehir merkezindeki KYK yurduna aktarmak zorunda kaldık. Tabii buna bağlı olarak bir de ulaşım sorunu ortaya çıktı. Neyse ki kamp boyunca bu konuda tekrar büyük bir sorunla karşılaşmadık.

Bu bilinen bir gerçek ki milletçe okumayı pek sevmeyiz. Bunun etkilerini de kamp başvurularında ve kamp süresince hissettik. Web sitesinde detaylı olarak belirttiğimiz her konuda defalarca sorular aldık. Açıkçası bu sene kampın tarihleri biraz kötü bir aralığa denk geldi. Yaz okulları, bütünlemeler, yüksek lisans başvuruları, KPSS gibi nedenlerle insanların mazeretleri vardı. Ama tüm bunları saymasak bile, kampa geç katılanlar, erken ayrılanlar, düzensiz devam edenlerin önüne geçmeye çalışsak da tamamen engellemek mümkün olmuyor. Sonuçta katılımcıların hepsi sorumluluklarını bildiğini varsaydığımız yetişkin insanlar. Sadece katılım belgesi almak için gelenler ise her zaman olduğu gibi yine sadece kendini kandıranlar. Bunu bir tatil/işten kaytarma fırsatı olarak görenler ise gerçekten öğrenmeye hevesli insanların önünü kesenler ki en çok bunlar kızdırıyor beni.

Kamp, 15 gün boyunca, deyim yerindeyse gece gündüz derslerle devam etti. Sabah 9:30-12:30, öğlen 14:00-17:30, akşam ise 19:30-21:30 arasında dersler yapıldı. Sadece arada bir gün tatil yaptık. O gün Abant ve Gölcük’e geziler düzenlendi. İsteyen Abant’a, isteyen Gölcük’e gitti, isteyen kendi kendine değerlendirdi günü. Ben Gölcük’ü tercih edenlerdendim. Mesire alanından çıkıp ormanda biraz yürüyüş yapmak istemiştik ki bir ormancının “Fazla yukarıya çıkmayın, tekin değildir buralar.” uyarısıyla pek kısa bir yürüyüş oldu bizimki. 🙂 Etrafta ayılar varmış.

Bolu’ya ayak bastığım ilk günden itibaren Gölköy ve etraftaki diğer ormanlarda yürümeyi kafama koymuştum. Ancak geç biten dersler, günün yorgunluğu ve hava değişikliği sebebiyle kendimi halsiz hissetmem sayesinde yürüyüşler son iki güne hatta geceye kaldı. İki gece arka arkaya ormanda yaptığımız yürüyüşlerin sonuncusunda göle ulaşmayı başardık. Keşke kamp daha uzun olsaydı da daha fazla yürüyebilseydim diye hayıflandım. Bolu’ya dair tek şikayetim yemek oldu. İlginçtir, bunu söylediğim herkes Bolu ve ünlü aşçılarına değinip, şaşkınlığını dile getirdi. Özellikle kampüste ciddi yemek sıkıntısı var. Yemekhane yemekleri kötü, aktivite merkezinde hem yemekler kötü hem hizmet kötü, Kütük Restoran’da sürekli ızgara yenmiyor, misafirhane ise sadece akşam yemeği yapıyor. Kampüs dışında ise araçla ulaşılabilecek yerlerde güzel yemek bulabildik. Özellikle sanayi sitesi içindeki “Alan Kardeşler Günaydın Restoran” kesinlikle Bolu’daki en güzel yemekleri yapıyor. Bir güzel sürpriz de geçen sene Düzce’de kapısını aşındırdığımız Çorbacı Mülayim’in Bolu şubesiydi.

Kampın son günlerinde kapanış telaşı başladı. Kamp için tasarlayıp, baskısını beklediğimiz tişörtler geldi, katılımcıların kursa kaç saat katıldıkları hesaplandı, katılım belgeleri bastırıldı, bir de hesapta olmayan bir aksilik oldu: KPSS için bulunduğumuz bina kapatıldı. Bu konudaki çözümü son gün kongre merkezindeki bir salona geçmekte bulduk. Tişörtlerin bir kısmı, güvenerek binada bir odaya bıraktığımız yerden çalındı. Çalınanların bir kısmını Çağdaş ve Umuthan’ın gayretleri sayesinde geri alabildik. Zaten sayılı olan ve baskıdan eksik gelen tişörtler iyice azaldı böylece. Katılım belgelerine kaç saat katıldıklarının yazılacağını öğrenen bazı kursiyerler, gelmedikleri günler de tam yazılmak istediler. Hatta bazıları yoklama kağıtlarına geçmiş günler için imza atmak istediler. Kursiyerlerimizden bu gibi etik olmayan istekler gelmesi üzücü oldu. Özetle, iyisiyle kötüsüyle bir yaz kampını daha sağsalim atlattık. Benim için kampın en güzel tarafı yine arkadaşlıklar oldu. Etkinlikten etkinliğe gördüğüm insanlar, keyifli sohbetler, eğlenceli olaylar, bazen de alternatif partiler. 🙂 Hepsini bırakmak zordu ama en zoru da Bolu’daki mis gibi havayı bırakıp İzmir’e dönmek oldu.

Fotoğraflar: LKD GaleriKişisel Galeri

13 Temmuz 2012

Posted In: linux, Özgür yazılım

Genç Pardusçular Rahatsız

Pardus danışma kurulunun bir üyesi olarak Pardus yönetiminin toplantının yapıldığı 29/06/2012 tarihinden bu yana yapılması planlanan e-posta üzerinden tartışmaya devam edip kurulun yapısını ve ilk kararlarını alması konusunda  herhangi bir yazı yazmamış olmasına üzülürken bir başka önemli gelişmeyi malesef twitter üzerinden öğrendim.(1)

Pardus yönetimi ODTÜde sektör firmalarıyla bir toplantı yapmış ve Pardus’u anlatmışlar tabi anlatılan bu Pardus benim yeni pardus olarak adlandırdığım debian tabanlı pardus daha doğrusu pardus görünümlü debian.

Twitter üzerinden Orçun Madran’ın twitinde  firmalara bir çağrı yapıldığı  (2) söylenmesine rağmen çözüm ortağı olan firmalarında toplantıyı twitterdan duyduklarını öğrenmiş bulunuyorum. Nedenini de şu twitten anlamak mümkün “Bizi yönetmek isteyen firmalarla çalışmak istemiyoruz”(3)

YÖNETMEK ?

Benim açımdan toplantının en önemli açıklaması bu. Bildiğiniz gibi Danışma kurulunun ilk toplantısında TÜBİTAK yönetimiyle kurul üyelerinin çoğunluğu pisi den vazgeçilerek debian tabanlı olarak pardus’un yoluna devam etme kararının hem alınma yöntemine hemde teknik gerekçeleri konusunda fikir ayrılığına düşülmüş ve toplantı dişe dokunur bir karar alamadan dağılmıştı. Aradan geçen iki haftada da TÜBİTAK ve içerisinde göç ortakları temsilcisinin de bulunduğu bir kurul’un arasında herhangi bir iletişim kurulmadığı da düşünüldüğünde   Sayın Abdullah EROL’un “bizi yönetmek isteyen firmalarla çalışmak istemiyoruz” cümlesinin ne anlama geldiğini anlamak güç değil. Bir noktayı daha belirteyim bugün Kurul üyelerinden Necdet Yücel  Kurul üyelerinin tamamını cc listesine eklediği mailinde danışma kurulunun durumunu sormuş aradan geçen yaklaşık 6 saate rağmen hala bir cevap verilmemiştir.

Ben herkese açık olan bu platfordan bir kaç soru sormak istiyorum.

1- Danışma kurulu pardus hakkında bir karar vermeyecekse süreci yönetip yönlendiremeyecekse varlığının fonksiyonu ne olacak?

2- Danışma kurulunda en önemli tartışma pisi den vazgeçilmesi kararı üzerinde dönmüş ve “bundan önceki sözleşmelere zarar vermeyecek şekilde karar alır” gibi bir cümleyle pardus’un yeniden pisi ile yoluna devam etme umudu korunurken neden hala Debian tabanlı Pardus ile toplantılar yapılıyor?

3- ODTÜ de yapılan toplantıya göç ortakları neden çağrılmadı?

4- TÜBİTAK gerçekten Danışma kurulunu istiyor mu?

 

1- https://twitter.com/orcunmadran/status/223363550607970305

2 – https://twitter.com/orcunmadran/status/223372970184290305

3- https://twitter.com/orcunmadran/status/223371146412834816

 


12 Temmuz 2012

Posted In: özgürlükiçin, pardus

GTK2 programlarını farklı renk profilinde çalıştırmak

Bazı GTK2 yazılımları, kendi içinde renk ayarları taşımak yerine doğrudan gtkrc dosyalarından bunu almayı tercih ediyor.

gtkrc dosyasında ise, programa özgü ayar yapılamıyor. İçinde bir programda yeşil üstü beyaz, ötekinde siyah üstü sarı kullanayım diyemiyorsunuz.

Çözüm ise birden fazla gtkrc dosyası oluşturup, daha sonra çevresel değişken ile onu çağırmak oluyor. Örneğin,


GTK2_RC_FILES=~/.gtkrc-2.0-black leafpad &

Bunun sürekli olmasını istiyorsanız, ev dizininizdeki .bashrc dosyasına yerleştirmeyi ya da ilgili uygulamanın sistemdeki .desktop dosyasını (genellikle /usr/share/applications altında bulunur) düzenlemeyi düşünebilirsiniz.

9 Temmuz 2012

Posted In: Gezegen

Linux Yaz Kampı ’12

LKD ve INETD’nin ortaklaşa düzenlediği Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nin ev sahipliğini yaptığı 3. Linux Yaz Kampı 22 Haziran – 7 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşti. Yaklaşık 180 öğrenci ve 30 eğitmenin katıldığı etkinlikte Linux Sistem Yönetimi, Linux Masaüstü, Java EE5 ve PHP kursları verildi. Biz, üstad Hakan Uygun ve Umuthan Uyan ile birlikte Java eğitimi verdik.

Böyle resmi bir girişten biraz Java eğitiminden bahsedeceğim. Java eğitimine yaklaşık 55 kişi katıldı. İlk 4 gün temel Java ve Web teknolojileri ile ilgili teorik eğitim verdik. Kurumsal bir projeyi gerçekleştirmek için gereken diğer proje araçlarından da bahsettikten sonra bismillah diyerek Tekir Genel Muhasebe programının yazılmasına giriştik. Sınıfı 5 gruba ayırdıktan sonra işleri homojen bir şekilde dağıttık. Kampın kalan günlerinde gruplar verilen işleri bitirmeye çalıştılar. Ellerinden gelenin en iyisini verdiklerini düşünüyorum. Beklentilerimizin de üstünde bir iş çıktı. Buradan herkese teşekkür etmek istiyorum.

Linux Sistem Yönetimi eğitimi için ilk gün, sınıfların homojen olarak dağılması için, bir seviye belirleme sınavı yapıldı. “Sınıflar” diyorum çünkü LSY kursuna katılım oldukça fazlaydı ve 1. düzey 3 farklı sınıfta gerçekleştirildi. LSY 2. düzey sınıfı bir taneydi. Keza PHP ve Masaüstü eğitimlerimiz için de birer sınıf oluşturuldu. Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen eğitmenlerimizin desteği ile 2 hafta boyunca Özgür Yazılım adına çok güzel işler başardığımızı düşünüyorum. Bu paragrafın sonunda da eğitmen arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum. Sağ olun var olun:)

Eğitimlerimiz böyleydi. Peki ya Bolu güzel miydi? Üniversite sizi iyi ağırladı mı? Yemekler, kalacak yerler iyi miydi?

Tüm bu soruların cevabı bence EVET ‘ti. Bir kaç aksilik ve ufak tefek sorun dışında harika 2 hafta geçirdim Bolu’da. AİBU’nun sosyal tesislerinde kaldık. Herhangi bir 3+ yıldızlı otelden farkı yoktu. Çok rahattı.

Yemekler için ayrı paragraf açmak istiyorum. Keza 2 haftada 2 aylık yemek yedik. Pişman mıyım? Asla. Şimdi bir daha olsa yine yaparım. Yapacağım da:) Yaşasın yemek yemek. Kampın ilk haftası sevgili Devrim Gündüz ve Erdem Bayer hocalarımızın arabaları vardı. 2 araba ve 11 kişi. Her gün öğle ve akşam yemeklerinde Bolu’nun çeşitli yerlerine yemeğe gittik. Özellikle Sanayi Sitesinde Alan Kardeşler Günaydın Restoran 10 numaraydı. Yemeklerin tadı hala damağımda. Bolu’ya yolunuz düşerse gidin. Hatta bilerek yolunuzu değiştirin ve gidin orada yemek yiyin:)) O derece. Erdem hoca az çilemizi çekmedi yemek yollarında.Buradan hem teşekkür ediyorum hemde özür diliyorum:))

Yazının sonuna bir kaç fotoğraf ekliyorum. Yazının dışında size birşeyler anlatması için. Haydi kalın sağlıcakla.

kamp1 kamp2 kamp5 kamp4

 

Kamp ile ilgili diğer bütün resimleri görmek için buraya gidebilirsiniz


9 Temmuz 2012

Posted In: Gezegen, java, linux

Bluetooth’u açılışta otomatik kapatmak

Dizüstü bilgisayarım açıldığında, Bluetooth ışığının yanmasına takılıyorum ve her açılışta kapalı olmasını istiyorum. Pil tüketimini arttırması bir kenara, kullanmadığım bir ağ cihazı niye sürekli açık dursun diye de bir rahat batma durumum var.

BIOS’umda böyle bir ayar olmadığı için, açılışta bir uygulama çalıştırarak bunu nasıl yaparım diye bakındığımda en temizi aşağıdaki komutu açılışta otomatik çalışacak biçimde ayarlamak oldu:

rfkill block bluetooth

Alternatifi, masaüstü ortamları ile beraber gelen çeşitli bluetooth uygulamalarını çalıştırıp onlarda bir kere disable edip, sonra bu seçimi hatırlayıp her çalıştırmada kapatmalarını sağlamak olabilirdi. Ancak sırf bunun için sistem çekmecesinde sürekli bir bluetooth programını açık tutmak işime gelmedi.

7 Temmuz 2012

Posted In: Gezegen

Pardus #Anka Çalışmasına Destek

Yazılarımı Pardus’a aşina olanlar okuduğu için ayrıntıya girmeden, kısaca içinde bulunduğumuz durumu tarif etmeye çalışacağım;

2003 Yılından buyana TÜBİTAK tarafından geliştirilen Pardus GNU/Linux dağıtımı yeni proje yönetiminin tek taraflı aldığı ve uygulamaya başladığı ancak Pardus hakkında stratejik kararları vereceği söylenen Pardus Danışma Kurulunda kabul edilmeyen bir karar neticesinde bir Debian tabanlı bir dağıtım haline geldi. Kavram kargaşası olamaması için buna “Yeni Pardus” diyelim. Elimizde zaten bir tanede Pardus vardı ki onada “Eski Pardus” dersek  Ortaya iki adet Pardus çıkmış oldu.

Bu gelişmelere paralel olarak birde Pardus #Anka adı verilen ve topluluk tarafından yürütülen bir çalışma var. Bu çalışma “Eski Pardus”u devam ettirmeyi ve geliştirmeyi hedefliyor. Bu haliyle Eski Pardus’u yani pisi , çomar, yalı, kaptan , müdür gibi teknolojileri barındıran Pardus’u kullanan ve kullanmakta ısrar edenlerin yönelebileceği bir çalışma durumunda #Anka.

Herkesin aklında şu soru var Peki arkadaş nedir bu anka ? Bir çatal mı? yoksa Pardus 2012 mi ? Eğer TÜBİTAK kararında ısrar eder ve Yeni Pardus da diretirse Anka doğal olarak bir Pardus Çatal’ı değil Orjinal pardus’un ardılı olur çünkü onun mirasına sahip çıkmıştır. Yok eğer TÜBİTAK kararından döner ve Eski Pardus’u devam ettireceğini söylerse o haldede Anka çalışmasına ancak sponsor olabilir.

Çünkü ; Bu gün PKD Başkanı Nihad Karslı’nın yaptığı açıklamadan Pardus #Anka’nın geleceğine yönelik önemli görüşmeler yapıldığını öğreniyoruz. Yazıdan da anlaşılacağı gibi artık Anka çalışmasının sponsorları olacak , geliştirme konusunda  google modeli çalışmalar yapılacak , Eski Pardus’un eksikleri bu çalışmalarla giderilmeye çalışılırken aynı zamanda yeni teknolojilerde eklenmeye çalışılacak. Tüm bunlar özgür yazılım felsefesine uygun olarak gerçekleşirken yine gücünü topluluktan alacak. Evet bu çalışmayı daha güçlü yapacak olanlar bizleriz , hepimiz elimizden ne geliyorsa şimdiye kadar yaptığımız gibi bundan sonrada yapmaya devam edersek biliyoruz ki Pardus kendini geliştirerek hakettiği yere gelecek ve belki yaşanmasın dediğimiz yol kazaları bir daha olmayacak .

 

Şimdi Topluluk olarak bizlerin önemli bir karar vermesi gerekiyor. aylardır forumlarda ve e-posta listelerinde Pardus’u konuştuk,yazdık , kızdık , üzüldük, ne yapabiliriz dedik. İşte birşeyler yapabileceğimiz zaman şimdi geldi. Artık omuz vermek gerek kimimiz görseller hazırlayarak, kimimiz kod yazarak , kimimiz pisi paket yaparak , kimimiz test ederek eğer bunların hiçbirini yapamıyorsak da #Anka çalışmasını maddi destek verebiliriz.

Bir kaç gündür PKD başkanı Nihad Karslı ile konuşuyorum bundan birkaç ay öncede benzer bir teklifle gitmiştim ancak kabul görmemişti bu sefer ikna edebildim ve PKD hesap numarasını aldım. Yarın ilk işim PKD ye bağış yaparak #Anka çalışmasına destek olmak. sizlerde böyle düşünüyorsanız aşağıda yazan posta çeki hesabına*  bağışta bulunabilirsiniz.  Artık konuşma değil destek verme zamanı.

 

* Pardus Kullanıcıları Derneği    Yenişehir Mithatpaşa Postanesi    Hesap No: 09489626


5 Temmuz 2012

Posted In: özgürlükiçin, pardus

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com