Linus Torvalds’dan Nvidia’ya “F*ck You!”

Finlandiya Aalto Center for Entrepreneurship’de katıldığı bir panelde katılımcılardan gelen Nvidia’nın Linux desteği konusundaki soruyu cevaplarken, Nvidia’nın uğraşmak zorunda kaldıkları en berbat firma olarak dile getiren Torvalds sözlerini Nvidia’ya söverek bitirmektedir. Yıllardır kötü politikalar izleyerek ve yetersiz kodlar yayınlayarak geliştiricilerin saçını başını yoldurtan Nvidia’ya Linux’un babası olan Torvalds’dan gelen tepki kanımca geç kalınmış komik bir...»

29 Haziran 2012

Posted In: linus torvalds, Linux Haberleri, nvidia

Debian tabanlı yeni Pardus

Debian Tabanlı Yeni Pardus

Necdet Yücel tarafından çekilen Debian tabanlı Pardus konsol ekranı


Yavaş yavaş bazı bilgiler gün ışığına çıkmaya başladı herhalde. Başlıkta yazdığım gibi önümüzdeki 1-2 ay içinde çıkacak olan Pardus, Debian tabanlı bir dağıtım olacaktır. Eski bir Pardus geliştiricisi olarak o kadar emeğin, teknolojinin sona erdirilmesini tabi ki üzülerek izleyeceğim. Ama konumuz bu değil(bu yazı açısından), konumuz Debian tabanlı Pardus’a ilişkin bulgular.

Pardus’un Debian tabanlı olmasına ilişkin üç önemli bulgu

Son zamanlarda kamuya açık yerlerde bununla ilgili bir çok ipucu birikti. Bunlar Pardus’ta çalıştığım zamanlardaki bilgilerim ve Pardus çalıştayındaki bilgilerle birleşince ortaya çıktı. Şimdi sırayla bunlar neler onları yazayım:

  1. Pardus Çalıştayı. Pardus çalıştayında ben de yer almıştım. Benimle beraber Pardus ekibinde yer alan ekibin bir kısmı, daha önce ayrılmış geliştiriciler, Türkiye’deki Açık kaynak camiasından tanınmış simalar gibi bir çok insan katıldı. Bir çok şey çizildi yazıldı. Fakat orada özellikle Ahmet Kaplan‘ın “Paket sayısı çok az, Ubuntu gibi on binlerce paketi olan bir dağıtımı alt yapı olarak kullanmak daha mantıklı” cümlesi aslında her şeyi özetler durumdaydı.

    Ahmet kaplan dışında Jon Hall (maddog) da “Debian gibi evrensel ve oturmuş bir dağıtım varken ve özellikle fork’a müsait iken başka bir paket yöneticisi kullanmak mantıksız” demişti.

    Apache Foundation’da yer almış Alex Karasulu da buna benzer düşünceye sahip idi. Kendisi de zaten Jon Hall ile beraber konu açıldıkça bunun avantajlarınıanlatmaya çalışıyordu.

    Son olarak Enderunix ekibi de tam kadro oradayı ve her biri de “Devlet Pardus gibi bir dağıtıma destek vermemeli, Ubuntu/Debian forku daha mantıklı” cümlesine yakın ortak bir düşünceye sahiptiler.

    Tüm bunlar Ahmet Kaplan’ın istediği zemini hazırlamıştı aslında ta o zamanlar. Çalıştayda herkesin kafasında “Debian tabanlı bir Pardus” yerleşmişti ve mantıklı gelmeye başlamıştı (mantıklı ile o günün sonunda oluşan ve solunan havanın sonuçunda oluşan genel algıyı kastediyorum.)

  2. Danışma kurulu toplantısına ilişkin bilgiler. Pardus Çalıştayında karar verilen bir konu vardı. O da bir danışma kurulunun kurulması ve Tübitak olmak üzere bir çok alandan insanların bir kurul oluşturması idi. Bu kurulda resmi/gayriresmi geliştirici, STK, topluluk, çözüm ortakları,vs.. gibi bir çok kesimden insanlar yer alacaktı.

    Bu hafta sonu bu kurul toplanacak. Bununla ilgili Pardus Camia listesinde kimlerin katılacağı sorulduğunda Doruk Fişek şöyle bir mesaj attı:


    E-posta giden kişiler şunlar:

    • Ahmet Kaplan (TÜBİTAK)
    • Abdullah Arslan (MSB - kamu kurumları temsilcisi)
    • Abdullah Erol (TÜBİTAK)
    • Cahit Cavit Vural (?)
    • Doruk Fişek (Özgür Yazılım A.Ş. - çözüm ortakları temsilcisi)
    • Necdet Yücel (18 Mart Üniversitesi - üniversite temsilcisi)
    • Sezai Yeniay (Topluluk temsilcisi)

    Burada yeni-eski simalar var. Bazıları tanıdığımız bildiğimiz insanlar. Ama aralarından “Cahit Cavit Vural”‘ın neden olduğunu anlayamamıştım. İsim tanıdık geliyordu ama nerde gördüğümü hatırlayamamıştım. Biraz araştırınca Pardus kullanıcı listesine “Magmalinux” adındaki Debian forkunu tanıttığını görmüştüm. Magmalinux, Debian tabanlı bir dağıtımdır. Cahit Vural ise bildiğim kadarıyla bununla yıllarca ilgilenmiş ve uğraşmış bir kişidir.

    Yukarıdaki listede onun da isminin yer alması, Tübitak’ın Debian forku ile ilgilinen kişilerin bilgi birikime başvurduğu anlaşılıyor. Acaba Cahit Cavit Vural, Tübitak’ın aylardır hazırladığı Debian forkunda çalışan yeni geliştiricilerinden biri miydi?

  3. Özgürlükiçin.com’daki gizemli Debian tabanlı Pardus dağıtımı. Tüm bunlar yaşanırken ozgurlukicin.com forumlarında ilginç bir olaya tanıklık edildi. Forumda AoKiji adında biri aşağıdaki ilginç anısını paylaştı:

    “Birkaç gün önce pilot okulların birine işim düştü. aklıma hemen akıllı tahta yer alan pardus bir göz atmak geldi. açtık sistemi bir baktık. pardus ilk açılışta grupla değilde windows yapısı altından işletim sistemini seçiyorsunuz. varsayılan “windows”. ordan pardus seçiyoruz.

    Pardus 2011 kurulu sistemde ama bildiğimiz 2011 ile arasında epeyi fark var. adı pardus 2011 ama tamamiyle yeni bir sistem gibi geldi bana. paket yöneticisi .deb paket yöneticisiydi. içersinde paketler hepsi güvenli sürümlerdi.”root” porolasını bilmediğim için fazla kurcalamayadım. herhalde yakında bir açıklama gelir”

Yani yeni Pardus, Pardus değil mi?

Yukarıdaki yazılanları birleştirince bir çok şey aslında ortaya çıkıyor. Bildiğiniz gibi 30 küsür geliştirici son bir sene içinde Pardus projesinden ayrıldı ve projede bir kişi bile kalmadı. Fakat Ahmet Kaplan’ın her konuşmasında “Pardus bitmedi, çok güzel bir şekilde geri döneceğiz” demesi de kafaları iyi karıştırmıştı.

Tübitak muhtemelen son 1-2 aydır Debian/Ubuntu tabanlı bir dağıtım üzerinde çalışıyor (benim tahminim Debian üzerinde, Ubuntu upstream ile iyi anlaşamıyor). Fakat bunu henüz şimdi açıklamayacağı için tüm bilgiler de burnu açık havada kalıyor.

Pardus markası 2-3 ay içinde çok farklı bir anlamda kullanılacak. Yıllarca oluşturulmuş ve kamunun bildiği bir markayı doğrudan kullanmak Tübitak’ın da işine yarayacaktır. Ayrıca Kamu bilindik bir isimle iş yapacağı için içi rahat olacaktır. Fakat Erkan Tekman ve ekibinin yıllarca oluşturduğu teknolojiden hiç bir iz,eser bulunmayacaktır. Yani dışarıdaki yüzlerce Debian forkundan biri olacaktır. Adı Pardus olacak, ama bizim bildiğimiz Pardus’tan çok farklı bir ürün ortaya çıkacaktır.


Dipnot: Yukarıda yazılanlar tamamen şahsi fikrim olmakla beraber, doğru veya yanlış bilgiler içerebilir. Bu bilgilerin doğru kabul edilip edilmemesi tamamen okurun insiyatifine bırakılmıştır. Tüm bilgiler kamuya açık bilgilerden yorumlanarak yazılmıştır.

28 Haziran 2012

Pardus Paket Yöneticisi

Bildiğiniz gibi 2 gün sonra Pardus’un geleceğine yön vereceği beklenen bir toplantı yapılacak. Bende bu toplantıya kullanıcı topluluğunu temsil etmek ve sizlerin görüşlerini toplantıda dillendirmek için katılacağım. Danışma Kurulu’nun kurulmasının konuşulduğu Pardus’un yarını çalıştayından bu yana olası bir toplantıda nasıl bir pardus istediğimizi, kullanıcı kitlesinin beklentilerini ileteceğimi düşünüyordum. 

Bizler son kullanıcı olarak bir bilgisayarı açtığımızda onunla internete girebilmeyi , müzik dinleyebilmeyi , film izleyebilmeyi , ofis yazılımını kullanarak belge oluşturmayı ister bunu isterkende en sorunsuz en hızlı olanını tercih ederiz. Kendimizi sadece tüketici olarak konumlandırdığımız da bunu istemek en doğal hakkımız, hatta olması gerekendir. Eğer bizler kendimizi ya da Pardus geliştiricileri Pardus kullanıcılarını böyle görüyorsa yapılacak bir teknik tercih değişikliği bizi ilgilendirmemeli hatta işimizi kolaylaştırdığı sürece kullandığımız ürünün arkasında yatan felsefenin de bir önemi olmamalıdır.

Peki Pardus Topluluğu olarak tanımladığımız kitlenin özelliği yukarıda belirttiğimiz tipe uygun mudur? eğer cevabınız evet ise başka bir soru sormak gerekir. Pardus meydana çıktığı günden bu yana ve her sürüm değişikliğinde kullanımı çok kolay , yaygınlığı çok fazla ve sorunsuz olduğu için mi tercih edildi bu kitle tarafından ? Pardus bize dikensiz bir gül bahçesi sunduğu için mi? ilk tercihimiz oldu. Bizler Pardus’u sadece iyi bir araç olduğu için mi tercih ettik? Bizlere Pardus’u sunan TÜBİTAK ve onu meydana getiren geliştiriciler bizlere mükemmel bir sistem sunduklarını düşündükleri için mi Pardus kullandığımızı düşündüler? Benim bu sorulara cevabım elbette hayır olacak. Hayır çünkü bizler Pardus’u Windows dan Ubuntudan ya  da debian dan daha iyi olduğu için kullanmadık. Bizler Pardus’u bazen hayatımızı zorlaştırması, verilerimizi kaybetmek, saatlerimizi sorunlarımızın çözümünü arayarak geçirmek pahasına tercih ettik. Çünkü Pardus tüm insanlığın geliştirdiği değerlerin üzerine inşaa edilmiş bizden de insanlığın kullanımına sunulan teknolojiler içeriyordu ve bizler Pardus’u kullandıkça gelişecek,geliştikçe kullanımı artacak kullanımı arttıkça hem ülkemiz kazanacak hem de insanlık kazanacaktı , özgür yazılım anlayışı arttıkça da özgür yazılım kazanacaktı. İşte bu nedenle Pardus topluluğu basit bir son kullanıcı tanımı içine sığamaz. Pardus topluluğu doğrularıyla yanlışlarıyla bu güne kadar üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalışmış bir topluluktur. Topluluğun belkide son ve en önemli görevi danışma kurulu  arefesinde önemli bir konuda fikirlerini açık bir şekilde dillendirmek olacaktır.

Pardus’un Paket Yöneticisi

Birkaç  gündür sosyal medyada sık sık dillendirilen bir konuyu , konu her nekadar son kullanıcıdan çok , geliştirici ve paketçileri ilgilendirsede sizlerle paylaşmak istiyorum. Danışma kurulunda pardus’un paket  yönetim sistemi olan pisi den vazgeçilerek debian’ın paket yönetim sistemi olan deb e geçilmesi gündeme gelecek gibi duruyor. Aslında Pardus’un yarını çalıştayında da gündeme gelen ancak üzerinde çok durulmadan sonraya bırakılan bir konuydu bu tercih sanırım şimdi esaslı olarak gündeme gelecek ve kesin karar verilecek.

Pisi nin üstünlükleri,eksikleri , deb in üstünlükleri , eksiklikleri ya da bu tercih değişikliğinin getirileri ve götürüleri üzerine konunun her iki tarafınında geçerli argümanları vardır mutlaka. Ben konunun bu yönünden ziyade az önce çerçevesini çizmeye çalıştığım Pardus Topluluğunda oluşturacağı yankıyla ilgileniyorum ve danışma kurulu öncesi düşüncelerinizi benimle paylaşmanızı rica ediyorum. Söz sizde.


27 Haziran 2012

Posted In: özgürlükiçin, pardus

Anew Pardus? or New Pardus?

Hello,

My last blog entry was about why I decided to stay aside for a while. As I mentioned there, I left my administration duty at ozgurlukicin.org but I emphasized that I’ve been elected for advisory board that is decided at the Tomorrow of Pardus Workshop is done at March 23-24 and will continue my new duty by conributing to Pardus on the other fields. I still keep my words.

For a while, I don’t exist around here even in forums or #pardus channel. I’ve my personal reasons and even if they still exist, I decided today that I need to write.

Pardus #Anka

As you know, It’s announced in January that Pardus 2011, is last individual version of Pardus, is ended its life cycle, it won’t be go on to develop anymore and there won’t be any update for package repository. After that, a lot of people removed Pardus from their systems and moved to alternative distros. Some of us have insisted to use Pardus because we didn’t want to believe what happens. Those stubborns, that does not give up Pardus, owing to the package repositories controlled by pardususer.de, parduslife and pardus-linu.org communities moved on untill today by updating their systems using those repositories.

If I’m not wrong, in january, Erdinç Gültekin (pantera) was the first person that have talked about Anka and an organization is established to continue Pardus by the community. (Facebook pisi farm group) A copy of official repository is uploaded to svn.pardus-linux.org/pardus/2012 and it’s been started to update the packages. One of the most hard working person in that period was dear Hamit Giray Nart. I’ve to mention him.

#Anka was a prealpha release of Pardus 2012 to keep alive the belief of continuity of Pardus. Now, #Anka is aimed to add new properties to Pardus owing to contributors although it’s known as only a package update process. It’s been planning to announce a new iso in this month.

My personal idea is that it’s much more convenient that #Anka move on its way as a Pardus based distro although PKD and PLO heading #Anka work assume that those workings are to supply updated package support to users and build the infrastructure is planned to go on with community support in the interim of re-starting of Pardus by TUBITAK. Because…

Anew Pardus?

I know/at least belive that open source software have to be developed in an open place to everyone. I believe that previous administration (Erkan Tekman and his team) tried to act in consistent with free software philosophy even they didn’t satisfy a lot of people including the teacher Necdet with his criticisms. If you ask me how it will go on from now on? I don’t know. Because I’ve not contact directly with the new decision-makers except the workshop. As I know, there is no even one developer in the project. I’m trying to follow the news created by my country’s media that is in a perceptual illusion but it’s so difficult to accomplish it by a news have a heading “Everbody will use Pardus” as if only an elite group is allowed to use th Pardus until now, hereafter everybody will use it. I don’t get it how a mind can write that heading and why.

As I understood by the explanations;

It has been decided seriously in some topics and it’s said that Pardus passed all the tests and only Pardus will be used in 620 thousand interactive board.
It’s said that a new Pardus release will be announced in a couple of months.
It’s said that “The Advisory Board”, that is decided to establish in the workshop at March, will meet in near future.

The New Pardus?

I believe that significant decisions will be taken by the Advisory Board that will meet in the coming days, but I strictly belive most of those decisions were already taken a long time ago behind closed doors because of tradition of bureaucracy of my country and will be picked up from the options on the table. And those decisions make us query our priorities. The love of free software? or Pardus love? That’s why we need to put forth now what we want, so we are able to be prepared for the Advisory board.

I request that you help me at the meeting as I think that they invite me as a member of Advisory Board. I need your ideas on 3 basic topics.

1- What do you want in pardus? What should be in Pardus?

2- What don’t you want in Pardus? What shouldn’t be in Pardus?

3- Which pardus technologies can be given up to keep alive the Pardus?

Please add your ideas as comments in this post or send to sezaiyeniay@ozgurlukicin.com.

Please excuse my silence for a couple of months, I’m waiting for your ideas. Faithfully…

(Thank you for the translation İsmail Sezen)


26 Haziran 2012

Posted In: özgürlükiçin, pardus

Pardus Yeniden mi? Yeni Pardus mu?

Merhaba,

Son yazım bana müsadeydi orada da belirttiğim gibi ozgurlukicin.org daki yöneticilik görevimi bırakmış ancak 23-24 Mart da yapılan Pardus’un yarını çalıştayında kurulmasına karar verilen danışma kuruluna seçildiğimi ve bu görevime devam edeceğimi pardus’a başka alanlarda katkıda bulunacağımı söylemiştim. Hâlâ da aynı fikirdeyim.

Bir süredir ne forumlarda ne #pardus kanalında nede burada varlık gösteremiyordum. Bunun çeşitli kişisel nedenleri vardı bu nedneler hâlâ devam etsede bu gün birşeyler yazmam gerektiğini düşünüp bilgisayar karşısına oturdum.

Pardus #Anka

Bildiğiniz gibi Ocak ayında Pardus’un son bireysel sürümü olan Pardus 2011’in sürüm sonuna gelindiği ve artık geliştirilmeyeceği , paket deposunun güncellenmeyeceği açıklanmıştı. Bu andan sonra pek çok kişi Pardus’u kaldırıp alternetif dağıtımlara yöneldiler. Bir kısmımızsa olanlara inanmak istemediği için inatla pardus kullanmaya devam ettiler Pardususer.de parduslife ve pardus-linux.org toplulukları tarafından kontrol edilen paket depoları sayesinde pardusdan vazgeçmeyenler günümüze kadar bazı paketleri bu depolardan güncelleyerek geldiler.

Yine Ocak ayında yanlış Hatırlamıyorsam Erdinç Gültekin (pantera) Anka’yı ilk dillendiren kişi oldu Pardus’un topluluk tarafından devam ettirilmesi için bir örgütlenmeye gidildi (Facebook pisiçiftliği grubu). Resmi deponun bir kopyası svn.pardus-linux.org/pardus/2012  adresine alınarak paket güncellemesine başlandı. Bu dönemin en çok çalışanlarından biriside sevgili Hamit Giray Nart adını anmamak olmaz.

#Anka Pardus 2012 nin ortaya çıkarak Pardus’un devam edeceğine olan inancı diri tutmak amacıyla konulan bir bakıma Pardus 2012 sürümünün prealpha sürümüydü. Şu anda #Anka sadece paket güncelleme çalışması olarak bilinse de aslında katkı verenleri sayesinde Pardus’a yeni özellikler kazandırmayıda hedefliyor Bu ay içerisinde iso çıkarılması planlanıyor.

Her ne kadar #Anka çalışmasında başı çeken PKD ve PLO bu çalışmaları Pardus’un TÜBİTAK tarafından yeniden geliştirilmeye başlanmasına kadar geçen ara dönemde kullanıcılarına güncel paket desteği vermek ve topluluk destekli devam ettirileceği planlanan çalışmaların alt yapısını oluşturmak olarak görselerde benim kişisel görüşüm #Anka nın Pardus tabanlı bir dağıtım olarak yoluna devam etmesinin daha yerinde bir karar olacağı yönünde.Çünkü…

Pardus Yeniden mi?

Özgür yazılımların geliştirilmesi konusunda ahkam kesecek konumda olmasam da en azından bir özgür yazılımın herkese açık bir alanda geliştirilmesi gerektiğini biliyorum yanlışsamda öyle olması gerektiğine inanıyorum. Bundan önceki yönetimin (Erkan Tekman ve ekibi) Başta Necdet hocanın eleştirileri olmak üzere pek çok kişiyi memnun etmesede biraz olsun özgür yazılım felsefesine uygun olarak hareket etmeye çalıştıklarına inanıyorum. Şimdi nasıl derseniz ? Bilmiyorum. Çünkü şimdiki karar vericilerle çalıştay dışında doğrudan bir iletişimim olmadı. Bildiğim kadarıyla projede tek bir geliştirici bile kalmadı. yaşanan gelişmeleride herkes gibi yurdum medyasının algısının gazabına uğramış başlıklarla takip etmeye çalışıyorum ki bunu “Pardus’u herkes kullanacak” başlıklı bir haberde yapmak çok zor. Sanki şimdiye kadar sadece bir grup elitistin kullanmasına izin veriliyormuşta artık herkes kullanabilecekmiş havası verilen bu başlık neden atılır hangi kafanın ürünüdür ya da neyin kafasıdır anlayamıyorum.

Yapılan açıklamalardan anladığım kadarıyla;

  • Bazı konularda ciddi kararlar zaten verilmiş ve uzun zamandır yapılan hazırlıklar neticesinde Pardus’un tüm testleri geçtiği ve  620 bin etkileşimli tahtada sadece Pardus kullanılacak denilebiliyor.
  • 1-2 ay içinde Pardus’un yeni bir sürümünün çıkarılacağı söyleniyor.
  • Mart ayındaki çalıştayda kurulmasına karar verilen “Danışma  Kurulu” yakın bir zamanda toplanacak deniliyor.

Yeni Pardus mu?

Önümüzdeki günlerde toplanacağı açıklanan danışma kurulunda Önemli kararların alınacağına inanıyorum. ancak bu kararların pek çoğununda az önce bahsettiğim gibi Yurdumun bürokratik geleneğinden gelen bir şekilde kapalı kapılar ardında zaten uzun zaman önce alınmış ve uygulamaya konulması için önümüze sunulan seçenekler içinden çıkacağını düşünüyorum. Ve bu kararlar bize Önceliklerimizi sorgulatacak Özgür yazılım sevgisi mi ? Pardus sevgisi mi? dedirtecek türden olabilir. Bu nedenle şimdiden ne istediğimizi ortaya koymalıyız ki Danışma kuruluna hazırlıklı gidebilelim .

Danışma Kurulunun üyelerinden birisi olarak çağrılacağımı umduğum toplantıda bana yardımcı olmanızı rica ediyorum. 3 temel konuda fikirlerinize ihtiyacım var.

1- Pardus’da nelerin olmasını istiyorsunuz?

2- Pardus’da nelerin olmamasını istiyorsunuz?

3- Pardus’un devam etmesi için hangi Pardus teknolojilerinden vazgeçilebilir.

Lütfen fikirlerinizi bu yazıya yorum olarak ekleyin ya da sezaiyeniay@ozgurlukicin.com adresine yollayın.

Birkaç aylık sessizliğimi hoş görün  fikirlerinizi bekliyorum. Sevgiler…


23 Haziran 2012

Posted In: özgürlükiçin, pardus

Tübitak’ın vaat dolu Pardus toplantısının özeti


Pardus'un geleceği hakkında bugün Tübitak'tan beklenen basın toplantısı yapılmış, internet sitelerine düşen haberlerden ikisini okurken önemli cümleleri aşağıya not ettim, özet gibi oldu, ileride belki dönüp bugünlere bakmak isteyen olabilir.

Daha çok Dr. Ahmet Kaplan konuşmuş, ayrıca Pardus Proje Yöneticisinin Abdullah Erol olduğunu yeni öğrendim.
  • Dr. Kaplan Pardus'un sadece kamu kurumlarının kullanımına sunulan bir işletim sistemi olmaktan çıkıp, halk tarafından da tercih edilen bir sistem olmasını dolayısıyla da gerçek anlamda "milli işletim sistemi" haline gelmesini hedeflediklerini belirtmiş.
  • Pardus Danışma Kurulu'nun ilk toplantısı en kısa zamanda yapılacak. 
  • Pardus'un güncellenmesi ve yeni sürümünün 1-2 ay içinde sunulması çalışmaları hızla devam ediyor. 
  • Bu yıl içerisinde yeni kurumsal sürüm çıkacak.
  • Sunucu ve Mobil sürümler çıkacak.
  • FATİH'in 620 bin akıllı tahtasında Pardus kullanılacak.
  • Yeni sürümün devreye girmesi ile birlikte tanıtımlara da ağırlık verilecek. Pardus Tema yarışması yapılacak.
  • Özel sektörle işbirlikleri yapılacak.
  • Sertifikasyon programları oluşturulacak.
  • Kamu ve özel sektör ile halkın rahat kullanımı hedeflenecek, KOBİ'lerin ihtiyaçları için Pardus tabanlı ticari yazılımları artırmak istiyoruz.
  • Bilişim sektörüne yeni çalışma alanı açılmış olacak.
  • Yerelleştirme için üniversitelerden ve firmalardan destek alınacak.
  • Mobil sürüm çalışmalarının tümü TÜBİTAK bünyesinde gerçekleşmiyor, bir eko-sistem oluşturulmuş, firmalarla ortaklık yapılarak geliştiriliyor. Elbette bu hemen yakın zamanda yani bir kaç ayda gerçekleşmez.
  • Linux mobilleşmede geç kaldı. Pardus da bir Linux tabanlı işletim sistemi olarak mobilleşmede geç kaldı.
  • 1512 Girşimcilik Desteği’ne çok önem veriyoruz. Pardus tabanlı yazılımlar üretilmesi için her tür desteği vereceğiz.
  • Bakanlıklardan, SGK'dan, DDY'den Pardus kullanmak için talep geldi.
  • Pardus'un sanal makinelerde açılma süresi 0.8sn yani 1 saniyeden bile az. (Muhtemelen bir yanlış anlaşılma var)
Bu sefer yorum yapmayacağım, aslında bu kadar malzemeyle ne yemekler yapılır ama durun bakalım 1-2 aya yeni sürüm geliyormuş, nereden nasıl geleceğine bir bakıp toplantıyı ona göre ciddiye alayım dedim.


(Kaynak1, Kaynak2)

19 Haziran 2012

Posted In: lkd_gezegen, öi_gezegen, pardus

Başka Bir Teknoloji Mümkün mü?

25 Mayıs 2012 Cuma günü Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi “Başka Bir Teknoloji Mümkün mü?” başlıklı çalıştaya ev sahipliği yaptı. (Şurada bir duyurusu var.)

Çalıştay, “Şeylerin Hikayesi” adlı kısa film gösterimi ile başladı. Tüm gün süren çalıştayda sabah oturumları daha genel tartışmalar ve felsefik bakış açıları ile geçti. Öğleden sonra ise üç farklı alanda (Tarım, bilgisayar ve enerji) günümüzde bize dayatılanların aksine neler yapabileceğimiz konuşuldu. Tayfun Özkaya, yerel tohumlarn önemi, GDO, tarım ilaçları gibi konulara değindi. Baha Kuban, enerji teknolojileri, bu teknolojilere bağlı olarak iklim değişimini anlattı. Dünyada bu konuda herkese örnek olması gereken bazı uygulamalardan söz etti. Bense hepimizin neredeyse eli ayağı haline gelen bilgisayarlarda özgürlükten söz ettim.

Bu çalıştay sonucunda gördük ki alıştırıldığımız, iyi, sağlıklı, verimli olduğuna inandırıldığımız teknolojiler, yaşam kalitemiz ve geleceğimiz üzerinde hiç de güzel etkilere sahip değiller. Ve biz hiç farketmeden kendi kendimizi köleleştiriyoruz, kendi ayaklarımızla gidip teslim oluyoruz. Yine bu çalıştayda gördük ki konu ister bilgisayar ister tarım olsun dünyada birşeyleri değiştirmeye çalışan, hem de bunu birbirlerinden habersiz olarak aynı şekilde yapmaya çalışan insanlar var. Bu noktada insan “aklın yolu bir” diye düşünmeden edemiyor. Kendi meslek alanlarımızın dışında bilgilendiğimiz, arada köprüler kurabildiğimiz böyle etkinliklerin devamının gelmesi dileğiyle.

Sunum notları: Bilgisayar ve Özgürlük (PDF)

7 Haziran 2012

Posted In: linux, Özgür yazılım

Droid istilasına hazır olun, Çin’in droidleri Dünya’yı ele geçirecek

Özellikle son aylarda çeşitli teknoloji sitelerindeki haberlerden edindiğim intibaya göre droidler istilaya hazırlanıyor. Darth Vader'ın gizli gizli seri üretimi yapılan droidleri gibi Çin'de pek çok fabrika geceli gündüzlü milyonlarca tablet üretiyor ve bu üretim büyük bir hızla artıyor. Bu yeni bir şey değil tabii, önceki yıllarda da bilgisayar ve telefon gibi aletlerde aynı şeyi yaşadık ama bu sefer olaya istila gözüyle bakmamın nedeni bu tabletlerin işlev/fiyat oranı. Youtube'dan birkaç örnek;

 Günde 4000 tablet üreten küçük bir fabrika.



 





Bu $100 civarındaki aletler temel internet işlevlerinin yanında müzik, film gibi eğlence imkanlarını sağlıyor ve Bluetooth, HDMI, USB, WIFI, 3G gibi temel bağlantı özellikleriyle geliyor.

Sadece bu ihtiyaçlar için bilgisayar sahibi olanların bilgisayar kullanıcıları arasında çoğunlukta olduğunu düşünürsek yakında bu insanların $1000 civarındaki 2-2,5 Kg'lık tuğla tipi bilgisayarları almak için bir nedeni kalmayacak. Aynı işlevselliği 10/1 fiyatına sahip olmak varken. Bilgisayarları bunlardan başka amaçlar için kullananlar da mutlaka bir droid sahibi olacak çünkü; duvara asıp resim gösterisi yapılabilir, hem arabada hem evde medya oynatıcı, otobüste kitap okuyucu, tatilde video kamera, kütüphanede sözlük için vs. kullanılabilir.

Bu cihazların fabrikalardaki maliyetleri $100'ın çok çok altında olsa gerek (videolara bakın), öyle olmasa bile bir sektörde çok sayıda üretici firma, bunlardan iş almak isteyen çok sayıda fabrika ve milyarlarca müşteri varsa fiyatlar büyük bir hızla düşecek demektir.

Kısacası tablo şu; ARM işlemcili tabletler bireysel kullanıcılar için temel bir teknoloji haline gelirken CISC mimarisindeki işlemciler ve ürünleri daha marjinal alanlara çekilecek. 2000'li yılların başındaki cep telefonu istilasından daha hzlı bir istila bekliyorum.

7 Haziran 2012

Posted In: lkd_gezegen, teknoloji

C’de Pointer Sözdizimi (Syntax) ve Aritmetiği

C’de pointer konusunda yüzlerce, binlerce kaynak var. Bu yüzden size sil baştan pointer’i anlatmayacağım (söz!). Sadece, pointer konusunu öğrenmeye başlayan herkesin sıkıntı çektiği sözdizimi(pointer syntaxı) ve aritmetiği ile ilgili ayrıntılara örneklerle değineceğim. Okuduğum bir çok kaynakta örnek malesef çok az. Bu yazımda özellikle C’de pointer sözdiziminde kullanılan yıldız * operatörünün neden kafa karıştırdığını ve *ptr++, *++ptr, ++*ptr, vs.. gibi değişkenlerin ne anlama geldiğini anlatacağım. Örnek C kodları da mevcut olacaktır, yani indirip, derleyip adım adım görebileceksiniz.

Şimdi pointer nedir?

Pointer bir veri tipidir ve bu veri tipi başka bir değişkeni işaret eder. Peki nasıl işaret eder? Diğer değişkenin sakladığı(tuttuğu) adres sayesinde doğrudan oraya işaret eder. Peki pointer nasıl oluşturulur (declaration)? Pointer tıpkı diğer veri tipleri sözdizimi gibi oluşturulur. Tek fark değişkenin önüne bir yıldız konmasıdır. Örneğin aşağıda bir pointer ve örneklerimizi kullanacağımız bir array verelim

int *foo_ptr;
int my_array[] = {13, 4, 9, -5, 45};

Burada “pointer to int” tipinde bir pointer değişkeni oluşturduk ve bu değşikenin ismi de foo_ptr. Şu an için hiç bir yere işaret etmiyor. Geçersiz bir durum söz konusu ve bunu gidermek için bir yere işaret etmesini sağlayacağız. Yukarıda my_array değişkeni oluşturmuştuk. Şimdi ona işaret etmesini sağlayalım:

foo_ptr = &my_array[0];

Array oluşturulurken bellekte bir bütün olarak yer aldığından ilk sayısı (yani my_array[0]) bize arrayin başlangıcını verecektir. & operatoru ise, bize bir veri tipinin bulunduğu alanın adresini verir. Yukarıda böylelikle foo_ptr değişkenini my_array değişkenin ilk elemanına işaret ediyor olacak. my_array elemanı da bir bütün olduğundan aslında hepsini işaret etmiş olacak. Son olarak belki de önemli bir ayrıntı, & operatoru ile geri dönen verinin tipi pointer cinsinden. Bu yüzden doğrudan foo_ptr değişkenine atayabildik.

İşaret edilen veriye ulaşmak

Pointer’in işaret ettiği veriye ulaşmak için tek yapmamız pointer değişkenin önüne yıldız koymak. Mesela my_array’deki ilk sayıyı çıktısını alalım:

printf("Bu my_array[0] değeri: %d", *foo_ptr); // 13 sayısını gösterecek

Peki o zaman bu değeri değiştirebilir miyiz? Evet aynen değiştirebiliriz. Şimdi sıkı durun. Aşağıda iki tane örnek var, bakalım onlar ne yapıyor:

*foo_ptr = 2;
printf("Bu my_array[0] değeri: %d", *foo_ptr); // 2 sayısını gösterecek

C’deki asıl sorun, * operatorunun hem pointer oluşturma için kullanılması hem de veriyi ulaşmak için kullanılmasıdır. Aslında her ikisini anlamı farklı. Örneğin aşağıdaki örnek ne yapıyor sizce?

foo_ptr = 2;

Eğer adres atama örneğini iyi anladıysanız bu ifadenin sorunlu bir ifade olduğunu göreceksiniz. Yukarıdaki örnek 2 sayısını (burada int tipinde) pointere (pointer de burada pointer of int tipinde) atamaya çalışacak. Ama böyle bir şey mümkün değil. Çünkü her ikisinin tipi farklı. Bu yüzden derlemeye çalışırsanız şöyle bir uyarı çıkacak(“-Wall -g” parametreleri ile derliyorum):

warning: assignment makes pointer from integer without a cast [enabled by
default] 

Dereference özelliğini düzgün kullanabilmek

Yukarıda yıldız * operatoru ile veriye doğrudan ulaşmanın bir diğer adı pointer dereference demektir. Yıldız operatörü malesef bir çok kafa karışıklığına da yol açıyor. Çünkü hem pointer veri tipini oluşturmaya yarıyor, hem de pointer’in işaret ettiği yere ulaşmamızı sağlıyor. Örneğin bir fonksiyonumuz olsun ve bu fonksiyon iki tane argüman alsın. Bu argümanlar pointer to int şeklinde olsun:

void foo_function(int *bar_ptr, int *qux_ptr);

Şimdi dereference özelliği ile birlikte yukarıdaki örnek de kafa karıştırıcı olabiliyor. Çünkü man sayfaları ya da herhangi bir kiptalıkta tanımlar bu şekilde ifade edilmiştir. Burada iki tane pointer tipinden veri alıyorum anlamına geliyor. Bir örnekten gidelim. İki tane pointer oluşturalim ve bunları bir yere işaret etmesini sağlayalım

int *a_ptr;
int *b_ptr;
int x = 2;
int y = 3;

Sonra bu pointerleri işaret etmesine sağlayalım:

a_ptr = &x;
b_ptr = &y;

Buraya kadar herşey normal. Şimdi bu pointer’leri fonksiyonumuza düzgün bir şekilde verelim:

foo_function(a_ptr, b_ptr); // OK: Valid

Yukarıdaki örnek doğru sözdiziminde yazılmış bir örnektir. Gördüğünüz gibi gidip değişkenlerin önüne yıldız öperatorunu koymadık. Neden? Çünkü fonksiyonumuz pointer of int tipinde bir veri bekliyordu. Mesela yıldızlı şekilde yazmak yanlış olacaktı:

foo_function(*a_ptr, *b_ptr); // NOT OK: Invalid

Burada fonksiyonumuza int tipinde iki tane veri sunuyoruz. Halbuki fonksiyon bizden pointer of int cinsinden bir veri tipi bekliyordu. Pointer’lerin önüne yıldız koyarak dereference etmiş oluyoruz, yani işaret ettiği veriyi kullanıyor oluyoruz artık. Bir fonksiyon doğrudan int tipinde veri de alabilir, örneğin:

bar_function(int a, int b);

O zaman gayet sorunsuz bir şekilde oluşturduğumuz pointer verilerimizi kullanabilirdik:

bar_function(*a_ptr, *b_ptr);

Bir başka atama şekli: ptr = my_array

Tekrar örnek değişkenlerimizi oluşturalım:

int *ptr;
int my_array[] = {13, 4, 9, -5, 45};

Sonra ptr’ye my_array’in adresini atalım:

ptr = my_array;  // ptr = &my_array[0]; ile aynı

Yukarıdaki örnek bir başka sözdizimi farklılığı. Yani istersek bu şekilde de yazabiliriz. Farklı bir şekilde yazılmış hali diyelim. Herhangi bir adres pointerini, örneğin &foo[i] , şu şekilde de yazabiliriz kısaca:

(foo + i)

Bizim my_array[0] örneği de haliyle (my_array +0) şekline dönüşüyor. Sıfır ve parantezleri attık mı, sonuç olarak üsteki sonucu elde ederiz:

ptr = my_array;

3[my_array] ve my_array[3] eşittir, nasıl mı ?

Bir önceki örnekte &foo[i] sözdiziminin (foo +i) sözdizimine eşit olduğunu söylemiştik. O zaman kısa bir hack yapalım. Mesela my_array[3] şu şekilde yazalım:

(my_array + 3)

yerlerini değiştrelim:

(3 + my_array)

Hiç bir şey değişmedi, hala aynı. Son olarak bunu da my_array sözdiziminde yazalım:

3[my_array]

Evet bu mümkün! Inanmakta güçlük çekiyorsanız deneyip sonucu kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Hiç bir zaman böyle bir şey yazmayın, yazmayalım. Sadece neler olabileceğini görünüz diye yazdım.


Aşağıda yukarıdaki örneği denemeniz için kısa bir örnek kod mevcut:

Pointer Aritmetiği, örnekler, örnekler..

Şimdi buraya kadar gelmişken aşağıdaki örnek değişkenlere bakalım:

*ptr
*(ptr++)
(*ptr)++
++*ptr
*++ptr
*ptr--
*--ptr
--*ptr

Gördüğünüz gibi karman çoban bir şey. Her birini anlamı farklı, anlaması zor bir şeymiş gibi gözüküyor. Ama şu ana kadar anlattıklarımda bir sorun yoksa, bunlar da bir sorun olmayacak. Şimdi my_array örneğinden gidip her bir değişken ne yaptığını öğrenmiş olacaksınız. Array ve ptr tanımlarını hatırlatalım:

int *ptr;
int my_array[] = {13, 4, 9, -5, 45};

Sonra ptr’ye my_array’in adresini atalım:

ptr = my_array;  // ptr = &my_array[0]; ile aynı

Şimdi devam etmeden önce şunu unutmayın. * operatoru + operatorundan daha önceliklidir. Yukarıdaki listede parantez kullandıklarım olduğu gibi, kullanmadıklarım da var. Parantez kullanmıyorsanız ben o koda kötü derim. Özellikle C gibi bir dilde, pointerleri yukarıdaki gibi kullanacaksanız kesinlikle parantez kullanın. Parantez kullanılmayan değişkenlerin de neye dönüştüğünü tek tek öğreniyor olacaksınız birazdan. Başlayalım:

*ptr // print the value 13

Bu bize my_array değişkenindeki ilk değeri verecektir. Hatırlayınız ki * operatoru bir pointer’in önüne konulduğunda, o pointer doğrudan o veriyi bize gösterir.

*(ptr++) // print the value (13) and increment pointer

Bu bize o anki değeri verecektir, bizdeki örnekte 13 sayısını verecektir. Fakat ptr pointeri de bir artacaktır. Yani artık ptr bir sonraki indeksi işaret ediyor.

(*ptr)++ // print the value (4) and increment the value

Burada bir üsteki örneğin tersini yapıyoruz. İlk önce değeri alıyoruz. Sonra da bu değeri artırıyoruz. Çıktı olarak bize 4 verecektir, ama değişkenin değeri artık 5 olmuştur.

++*ptr // same as ++(*ptr), increment value (5) and print the value (6)

Burada * öncelikli her zamanki gibi. Bu yüzden ilk başta değişkeni bize verecektir. Yani 5 sayısını. Ama öndeki iki ++ artış operatoru olduğundan 5 sayısı bir artacak yani 6 olacaktır.

*++ptr // same as *(++ptr), increment the pointer and print the value (9)

Bu sefer ilk önce pointeri bir artırıyoruz. Sonra da işaret ettiği yerin değişkenini alıyoruz. Pointeri bir artırdığımız bir sonraki değeri almış olduk. Bu da (9) sayısı.

*ptr-- // same a (*ptr)--, print the value (9) and decrement the pointer

Şu anki işaret edilen yerinin değişkenin değerini alıyoruz. Yani bu da bizim örneğimizde (9) sayısı. Fakat sonra pointer düşürüyoruz. Artık bir önceki yere işaret ediyor.

*--ptr // same a *(--ptr), decrement the pointer and print the value (13)

Burada pointerin işaret ettiği yeri bir daha düşürüyoruz. Yani en başa döndük. Sonra da değeri alıyoruz, o da bizim örneğimizde (13)

--*ptr // same a --(*ptr), decrement value (13) and print the value (12)

Son olarak değerimizi alıyoruz ve bu değeri bir azaltıyoruz. Yani 13 sayısını 12 olarak geri dönüyor bize.


Tabi en iyi deneyim göze görülür bir deneyim. Bu yüzden yukarıda tek tek anlattığım örnekleri aşağıdaki C kodunu çalıştırıp da görebilirsiniz. Kolaylık olsun diye ptr adreslerinin de çıktısını veriyorum. Böylelikle pointer adreslerinin nasıl artığını gözünüzle göreceksiniz.

Evet hepsi bu kadar. Bir sonraki yazıma vakit ayırabilirsem, iki boyutlu arraylar (pointers to pointers to data type) ve struct ilişkisini yazmayı düşünüyorum. O zaman işler daha da karmaşık hale geliyor haliyle. Ama umarım yukarıdaki örnekler az çok işinize yaramıştır diye düşünüyorum. Sormak istediğiniz, aklınıza takılanlar varsa, yanlış bulduğunuz kısımlar varsa yorum kısmına yazın lütfen.

5 Haziran 2012

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com