Sistemde aradığını şak diye bulmak : Locate komutu

Birazcık elini komut satırına bulaştırmış kullanıcıların en çok ihtiyacı olan şey aradığı dosyanın nerede olduğunu bulmaktır. Komut satırında en elimizin altında olan komutlar find ve locate komutlarıdır. Örneğin samba paylaşımlarını ayarlamak için kullanılan smb.conf dosyasının nerede olduğunu kolayca bulabilmek için find veya locate komutu ile hızlıca dosyanın hangi dizin altında olduğunu bulabiliriz. Sizin alışkanlığınız nedir...»

30 Mayıs 2012

Posted In: bash, dosya aramak, dosya bulmak, find, Komut Satırı, locate, locate veritabanı

Mandriva’da Neler Oluyor?

Mandriva Linux blog’unda 17 Mayıs 2012 tarihinde Jean-Manuel Croset (CEO) tarafından yapılan açıklama ile Mandriva’nın tüm haklarını bağımsız bir topluluğa devredileceğini iletiyor. Yapılan bu açıklamanın özetle anlamı Mandriva Linux dağıtımının gelecek kararları Mandriva firması tarafından verilmeyeceğini, dağıtımın sorumluluk gösterebilecek bir topluluk tarafına devredileceği belirtilmektedir. Mandriva SA’nın bu topluluğun parçası olacağını ve doğrudan destekler ile dahil...»

26 Mayıs 2012

Posted In: Linux Haberleri, mageia, mandriva

Youtube videosu eklenen SDN foruma kapatma kararı

Ülkemizdeki elektronik yasaklama uygulamasının son örneğini az önce ağzım açık okudum. Bir üyesi tarafından forumda bir youtube videosu paylaşılan SDN forum, Müyap tarafından şikayet edilmiş ve mahkeme SDN forum sunucularının kapatılmasına karar vermiş!* Evet, video Youtube sunucusunda, kapatılan SDN forum, üstelik bağlantı 15 dakikada kaldırılmış olduğu halde.

Üzerinde yorum yapabilmek için mantıklı bir şeyler aradım ama bulamadım. Umarım sanatçılar "böyle saçmalık olmaz" diyerek Müyap yönetimini uyarırlar. 


10 Mayıs 2012

Posted In: internet, lkd_gezegen, Özgürlük için

Bilim Haftası ve Çocuklar ile "Linuks"

Dün, üniversitedeki öğrencilik hayatımın en ilginç deneyimlerinden birini yaşadığım bir gün oldu!

Gözlemlerimi, geri bildirimlerimi yazmadan önce kısaca özetlemem gerekirse; ana sınıfı, ilköğretim ve lise öğrencileri, onların öğretmenleri ve çocuklarını gezdirmeye gelmiş veliler ile Gnu/Linux ve Özgür Yazılım Sohbetleri geçirdiğimiz bir gün oldu diyebilirim.
Aslında ufaklıkların gözünden günün özeti  "Linuks ve Oyunlar" da olmuş olabilir :)

Kendi evindeki bilgisayarlarına ya da öğretmenlerine ısrar yapmaya karar verip okuldaki bilgisayarlarına bir dağıtım kurmak isteyen meraklı ufaklıkların, bizlere sorup, not defterlerine linuks diye not almasından dolayı Linuks olacak artık benim için Gnu/Linux. :)

Öncelikle, Ege Üniversitesi Bilim Haftası hakkında bilgi vererek, sonra da bizim standımızda yaptıklarımızdan bahsederek devam etmeliyim yazmaya sanırım.

Devamı »

5 Mayıs 2012

Posted In: GLFS

Blog altyapısı olarak Jekyll kullanmak

Blogumu RSS’den takip edenler muhtemelen değişimi görmemiştir (RSS’deki bozukluk dışında). Bundan iki ay önce Dreamhost sunucuların genelini etkileyen bir saldırı sonucunda hasar gördü. Merak edenler için: Dreamhost Sites Hacked. Sabah kalktığımda bu manzara ile karşılaştığımda artık Wordpress’i terketmenin zamanı geldiğini anlamıştım.

Wordpress artık işimi görmemeye başlamıştı. Her ay güncellenmesi, durmadan ihtiyacımın olmadığı özellikleri eklemesi, güvenlik açıkların artması, her geçen gün daha da hantalaşması,vs.. Uzun zamandır bu hantal yapıdan kurtulmayı düşünüyordum. Çünkü Wordpress benim için sadece basit bir blog arayüzünden fazlası değildir. Sunduğu özellikler böyle bir açık kaynak kodlu proje için muazzam olsa da benim için gereksiz bir yükten başka bir şey değildi. Yukarıda anlatığım durum gerçekleşince ben de soluğu Jekyll‘de buldum.

Jekyll nedir?

Jekyll statik site üreticisi diye geçiyor. Bunu biraz daha açayım. Jekyll, Ruby ile yazılmış bir uygulama. Belli bir sisteme, şablona göre bir klasör oluşturup içindeki dizinleri oluşturuyorsunuz. Örneğin benim klasörümdeki dizinler şu şekilde:

Jekyll Template

Yukarıdaki klasörler oluştuktan sonra bu dizin içinde şu komutu çalıştırıyoruz:

# jekyll --safe

Jekyll, yukarıdaki dizini tarıyor ve sonunda _site diye bir klasör oluşturuyor(yukarıdaki resimde yer almıyor, ona sonra değineceğim). Bundan sonra sizin tek yapmanız gereken herhangi bir tarayıcı ile bu _site altındaki index.html dosyasını açmak. Aslında tüm blogunuz ve içeriği _site klasörü içinde oluşmuş ve herhangi bir websunucu üzerinde (Apache,vs..) yayınlamaya hazır duruyor. Hepsi bu kadar. Herhangi bir veritabanı, kurulum,vs.. gibi adımlar yok. Jekyll’in güzel ve beni cezbeden yönlerinden biri bu.

Jekyll’de blog yazma işlemi nasıl işliyor?

Jekyll’de yazılarınızı Markdown veya [Textile](http://en.wikipedia.org/wiki/Textile_(markup_language) formatlarında yazabilirsiniz. Böyle olunca hem daha rahat ve hızlı bir şekilde yazabildiğiniz gibi, Vim, Emacs gibi metin düzenleyiciler ile de değiştirebilirsiniz (Jekyll’in bir güzel yani daha).

Bu yazıları da _post dizini altına yerleştiriyorsunuz. Peki bunun nasıl göründüğünü, yani çıktısını nasıl göreceksiniz? Yukarıda bahsettiğim gibi _site klasörü aslında bizim blogumuzun birebir çıktısı oluyor. Tek yapmanız gereken bir web tarayıcı ile bunu açmanız. Jekyll bir adım daha öte gidip size bir kolaylık sunuyor. --server parametresi ile çalıştırdığımızda

# jekyll --server

yerel bir sunucu oluşturuyor ve bize _site içeriğini sunmaya başlıyor(yerelde 4000 port numarasında). Yerelde doğrudan locahost:4000 portundan inceleyebilirsiniz sitenizi.

Örneğin ben genellikle tmux’da iki tane yan yana pencere açıyorum, birinde Jekyll sunucusu çalışıyor bir yanda da Vim açık şekilde yazımı yazıyorum. Vim’de ne zaman yazımı kaydetsem Jekyll bana son halini sunuyor:

Jekyll-Vim çalışma akışı

Jekyll’de bloglar nerede ve nasıl host edilir?

Burada çeşitli seçenekler var. Aklıma gelen iki tanesi şu şekilde:

  1. Yerelinizde oluşan _site klasörünü satın aldığınız bir sunucuya yüklemek. Tabi her seferinde tüm _site klasörünü yüklememiniz tavsiye edilir. Bunun yerine ya bir betik yazıp sadece değişiklikleri sunucunuza yüklersiniz (web jargonunda deploy derler). Bunun için Google’da Jekyll Deployment diye aratırsanız insanların çeşitli betikler, çözümler sunduğunu göreceksiniz.

  2. Ya da Github’in Github Pages özelliğini kullanacaksınız (ben bu şekilde kullanıyorum). Github’ın Jekyll desteği var ve size özel subdomain veriyorlar. Ayrıca CNAME özelliği sayesinde satın aldığınız bir domain ismini de buraya yönlendirebiliyorsunuz. Mesela blog.arsln.org adresi farslan.github.com adresini işaret ediyor(bu yüzden github linkine tıklarsanız kişisel siteme yönlendirileceksiniz). Github’daki en güzel özellik doğrudan Jekyll desteği olmasıdır. Yani siz normal bir git deposu açıyorsunuz, yukarıdaki resimdeki gibi bir Jekyll klasör şablonu oluşturuyorsunuz ve gerisini github’a bırakıyorsunuz. Depoyu oluşturduktan sonra depda her değişiklikte (commit) github otomatik olarak jekyll --safe komutunu çalıştırıp _site klasörünü oluşturuyor.

İyi güzel de, nasıl kurulur bu Jekyll, nasıl başlayalım?

Geldik en can alıcı noktaya. Yukarıdaki anlatıklarım ile ilgili sorunun yoksa ve ben bu işi yaparım diyorsanız bundan sonrası kolay. Burada asıl konu Jekyll Nedir sorusuna bir cevap bulmaktı. Yani muhtemelen Jekyll’e geçmek istediniz ama bir türlü işlerin nasıl yürüdüğünü anlamadınız. Yukarıdaki anlatıklarım umarım bu konuda yardımcı olmuştur. Bundan sonra yapmanız gerekenler şunlar:

  1. Sıfırdan bir blog başlamayı düşünüyoranız başta Jekyll’i yerel makinenize kurmalısınız(bu her koşulda yapılmalı). Jekyyl ana sayfasındaki kurulum notlarına bakabilirsiniz.

  2. Jekyll’i kurduktan sonra Jekyll’in klasör yapısını ve anlamına bakabilirsiniz.

  3. Jekyll’in altyapısı ve işlevini öğrendikten sonra asıl mesele olan kendi blogunuzu oluşturmaya geldi. Jekyll’de güzel olan kısım ise, bir uygulumanın kaynak koduna bakar gibi blog sitelerin kodlarına bakıp değiştrebilmenizdir. Bu konuda bir süre site var. Örneğin şurada bir çok kullanıcın Jekyll ile yapılmış sitelerini ve kaynak kodlarını görebilirsiniz: Jekyll kullanıcı siteleri. İsterseniz benim Github’daki bloguma da bakabilirsiniz: farslan.github.com

  4. Wordpress’iniz varsa ve geçmeyi düşünüyorsunuz Wordpress to Jekyll aramasını yapıp bununla ilgili belgelere bakabilirsiniz.

  5. Markdown veya [Textile](http://en.wikipedia.org/wiki/Textile_(markup_language) öğrenebilirsiniz.

Jekyll konusunda bir uyarı

Jekyll’de RSS’den tuttun da yorumlara kadar her şeyi kendiniz yerleştirmeniz gerekiyor. Hatta anasayfa’da üç/dört/beş tane yazı çıkmasını sağlamak bile sizin göreviniz. Sitenin tasarımı, Jekyll konfigurasyonları, eklentileri (örneğin kod renklendirmeleri), gibi bir çok konuyu baştan veya başkalarının şablonlarına bakıp oluşturmanız gerekiyor. Yukarıda verdiğim bağlantılar bu konuda size bir önayak olacaktır.

Bu blogun okuyucusu iseniz muhtemelen bu tarz şeyler sizin için sorun oluşmayacak, ama Wordpress’i basit işler için kullanıyorsanız, Vim’in, Terminal’in yanınından bile geçmediyseniz ve şu ana kadar anlatıklarım ile ilgili soru işaretleriniz oluştuysa elinizi bile vumayın. Çünkü Jekyll terminal, shell, geliştirme gibi konularda aşınalık ve bilgi istiyor. Yani daha doğrusu Jekyll ile uğraşmak istiyor ve kullanmak istiyorsanız bu bilgiler şart.

Jekyll’in avantajları

Benim açımdan en güzel yani Github’da hiç bir derdim olmadan kullanabilmek. Blogda kullanacağım resimleri kişisel hostumda tutuyorum. Yorumlarımı da şahane bir yorum hizmeti olan Disqus ile yönetiyorum. Diğer kalan tüm işlerim github üzerinde olduğu için çok hızlı ve sorunsuz bir altaypıya sahip oluyorum (hız konusu gibi).

Bunun dışında yazılarımı Vim ile yazıp, yerelimde istediğim tarayıcıda sitemi anında görebilmek ve yazıyı oluşturduktan sonra basit bir git push origin master ile konsoldan github’a yollamak paha biçilmez bir deneyim sunuyor bana. Benim gibi işlerinizin çoğunu konsol üzerinden yapıyorsanız, vim/emacs kullanmayı seviyorsanız, git hastası iseniz Jekyll tam biçilmiş kaftan.

Yorum kısmında yazı ile ilgili düşünceleri ve önerilerinizi yazabilir, aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

1 Mayıs 2012

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com