Bana Müsade – 2

Bundan  bir ay önce ozgurlukicin yöneticiliğinden ayrıldığımı açıklamıştım*. Ancak benden sonra bu görevi devam ettirecek kişinin hemen ortaya çıkmaması nedeniyle fiilen bu görevimi yerine getirmeye devam ettim. Forumdaki bazı iletilere müdahale etmek zorunda kaldım hatta yazılan bu iletilerden forum’u eskiye göre daha az takip ettiğimden özelden yazılan e-posta ya da telefonla haber verildiğinde haberim olabildi.

Bir kaç gün önce ozgurlukicin yöneticilerimizden Mutlu Can Yılmaz ile konuşarak yönetici yetkilerini verdim. An itibariyle de kendi yetkilerimi aldım. Artık özgürlükiçin’in sade bir üyesiyim. Elbette bundan sonrada Pardus için çalışmaya devam edeceğim. Elimden geldiğince katkıda bulunacağım. Hâlâ  umudum var ve hâlâ kullanıcı topluluğu temsilciliğine adayım:)  Arz ederim.

https://sezaiyeniay.wordpress.com/2012/03/26/bana-musade/


30 Nisan 2012

Posted In: özgürlükiçin, pardus

Clipdict’e Merhaba

Uzun zamandır program bağımsız bir sözlük olsa ne güzel olurdu diye düşünüp duruyorum. (Bir akıllı ben değilim ya illa birileri yapmıştır ben denk gelememişimdir.) Kafamda kurduğum şeyde şuydu anlamını bilmediğim bir kelimeyi seçsem bir tuşa bassam ve anlamını görebilsem. Bunu yapabilen tarayıcı eklentileri var ama bu bana bir tek tarayıcıda lazım olmuyor. Akşam aklıma kelimeyi clipboard'dan çekerek bunu yapabileceğim geldi. Python ve QT ile 15-30 dk'lık bir uğraşıyla (ki onunda en az yarısı döküman okumaya gitmiştir) Clipdict'i yazdım ve ona mümkün olabilecek en berbat isimlerden birini verdim.

Aslında çok çok basit bir iş yapıyor clipboard'dan çektiği kelimeyi seslisozluk'te arayıp çıktısını bir QWebView'e veriyor. Kendisi için bir klayve kısayolu oluşturduktan sonra gayet güzel olduğu fikrindeyim.

Xubuntu üzerinde test ettim. Diğer dağıtımlarda da sorun çıkmaz sanıyorum ama Windows'da çalışır mı bilmiyorum. Windows'ta çalıştırmak isteyen olursa diye Python 2.7.x ve QT 4.7.x kullandığımı yazayım.
Kullandığım QClipboard modunun X11'e özel olması gibi bir şey yazıyordu QT belgelerinde. Bir deneyen olursa haber verirse sevinirim.
GÜNCELLEME: Windows bir makina üzerinde deneme fırsatı buldum. Çalışması için QClipboard modunu Selection'dan Clipboard moduna değiştirmek gerekti. Windows herhalde farklı bir clipboard sistemi kullandığı için seçilen veriye ulaşmak için kopyalamak gerekti. Windows'ta bir kısayol ile komut çalıştırmanın mümkün olmadığını sanıyorum.  Clipdict'i GNU/Linux üzerindeki gibi çalışır için gereken çabanın Windows araçlarıyla yeni bir tane yazmaktan daha fazla olduğunu düşündüğüm için de üzerinde uğraşmamayı düşünüyorum.

Olur da bir göz atmak isterseniz aşağıdaki adreste bulabilirsiniz.

30 Nisan 2012

Posted In: Gezegen, Özgür yazılım, programlama

XFCE üzerinde HDMI’dan ses çıkışı almak

Bir süredir bilgisayarımı ekran olarak bir LCD TV kullanarak kullanma imkanı buldum. Bağlantıyı da yazının başlığından anlayabileceğiniz gibi HDMI ile yapıyorum. Ancak HDMI'dan ses çıkışı almayı oldum olası becerememişimdir. XFCE Ses karıştırıcısından dahili ses kartını HDMI yapmak işe yaramadı aynı şeyi terminalden alsamixer kullanarak yapmayı denediğimde pek sonuç alamamıştım. İnternette bazı yerlerde dahili ses çıkışının kapatılması gerektiğini okudum. Ancak XFCE ses araçları bunu sağlayamadığı için başka bir yok aramaya başladım. Sonra Pulse Audio ses araçlarının daha detaylı seçenekler sunduğunu hatırladım.  Sorunu çözmek için bu adımları uygulamam gerekti

pavucontrol paketini kurmak
ve Configuration sekmesinden dahili ses ayarını kapalıya getirmek.

Kullandığım dağıtımın Xubuntu 11.10 olduğunu ve ekran kartımın ATI Radeon 4650 olduğunu da not düşeyim. Kendim için düştüğüm bu not birine es kaza faydalı olursa da ayrıca mutlu olurum.

29 Nisan 2012

Posted In: Gezegen, gnu/linux

Pardus Kurumsal 2 uykudan uyandıktan sonra tekrar uyuyamama problemi

Bu nasıl bir problem öyle demeyin :D Aynen bu başlıkta dediğim gibi problem. Bir batarya aldım uyutur uyutur uyandırırım dedim çalışmalarım bölünmez dedim ama işler pek umduğum gibi gitmedi.

https://bugs.launchpad.net/ubuntu/+source/linux/+bug/206952

buradaki deneyimlerden yararlanarak benim problemim olan usb çekirdek modülleri ile ilgili problemi tespit edip bu modül için tanımlama yapmak üzere root yetkili iken

echo SUSPEND_MODULES=\"ehci_hcd uhci_hcd usbcore\" >> /etc/pm/config.d/usb_suspend_workaround

komutu ile ehci_hcd uhci_hcd ve usbcore modüllerinin suspend(uyku) haline geçerken devre dışı kalmasını sağladım(sanırım).

Ben de herşey yolunda gitti ancak anlaşılan o ki bazı kullanıcılarda bu modüllere ek olarak wireless card modülünüde devre dışı bırakmak gerekebiliyor.

İyi çalışmalar dilerim.

linux second suspend problem and solving method.

24 Nisan 2012

Posted In: linux, pardus, ubuntu

Pardus’tan ayrılışım ve sonrası

Kısa Özet

TÜBİTAK’da yer aldığım Pardus projesinden istifa ettim iki hafta önce. Tam 20 ay ( ~1.5 yıl) severek çalışmış, iyi insanlar tanımış, bir çok güzel bilgi öğrenmiş, ama üzgün ve hevesi kırılmış biri olarak ayrıldım. Neden mi?

Uzun Hikaye (geçmişe dair)

Nerden nasıl başlasam sözlerime bir türlü bilemedim. Bu yazılanları büyük bir hüzünle yazdığımı belirteyim. İnsanoğlu hayallerle büyür ama bu hayaller tam gerçekleştiği sandığınız anda kül olup uçtuğunu geç fark ediyor. En iyisi ben kaseti en başa sarıp o şekilde size hikeyimi anlatayım.

Yıl 2010. Hacettepe’den mezun olmama iki ay kala Pardus projesine iş başvuruşunda bulunmuştum. 2008 yılında staj yapmıştım ve böylelikle de ekibin bir çok kısmını kısmen de olsa tanıyordum. Linux ile maceram ise 2005 yıllarına dayanıyor. İşim güçüm Linux idi, okulda insanlara Linux’u anlatırdım, Linux kullanır, Linux CD’si dağıtırdım(Maviportal), kişisel blogumda belgeler yazardım, insanlarla tartışırdım. Bundan daha keyifli bir şey yoktu benim için. Akşam okuldan geldiğim gibi Archlinux ile ilgili gelişmeleri takip eder, şu an hangi teknolojiler, hangi paketlerde ne özellikler mevcut, sistemde ne gibi değişiklikler olacak diye adım adım takip ederdim. Seviyordum çünkü.

Hal böyle olunca Pardus’ta işe başlamak da hayallerimden biriydi. Nitekim öyle de olmuştu. Erkan Tekman’dan kabul mektubunu alınca bölümün önünde sevinçten zıpladığımı, gözlerimin güneş misali parladığı o an orada olanlar bilir. Akşam üstü bunu aileme söyledim ve 2010 Ağustos ayında ise resmen Pardus ekibinde işe başlamıştım.

Pardus ofisinde ilk iş günüm (Ağustos 2010)

İlk ofisimde Onur Küçük, Ozan Çağlayan, İbrahim Güngör ve Serdar Dalgıç vardı. İşe başlamamla birlikte hangi konularda çalışacağım ile ilgili bilgiler aramaya konulmuştum. “İşe Alıştırma” gibi bir faaliyet yoktu, “İşe dalıp” çalışmak vardı. Ben de bilgisayarımı kaptığım gibi ofiste ne yapabilirim diye sormuştum. Onur Abi(ben böyle seslenirdim kendisine): “Bugzilla’daki yeni paket isteklerine bakabilirsin, hataları çözebilirsin, oradan bir gir istersen” demişti. Ben de bunun üzerinde Bugzilla’ya girip gözüme ilk kestirdiğim yeni paket isteğini yapmaya konuldum. Paket ise Geogebra idi.

Daha öncesinde paket yapmama (2009 yılında) rağmen her şey benim için yeniydi. O yüzden hiç yerimde durmuyordum, ayağa kalkıp ofis ofis dolanırdım. Bilmediğim ne varsa her birini tek tek sorar, not alırdım ve uygulardım. Hal böyle olunca da birinci hafta “Yapılacak iş var mı? Bana iş verin” diye serzenişte bulunduğumda bana Texlive ailesinin tüm paketleri atanmıştı. Amacım hem yeni çıkacak Pardus 2011 için bunları yeniden düzenlemek hem de Pisi’den çıkan texlivemodules actionsapi’yi sil baştan tekrar düzenlemek. Texlive paketleri ile uğraşırken gözüme kestirdiğim bazı hataları da kendimce çözmeye çalışıyordum. Bunları da zaman zaman blog yazıları niteliğinde sizlerle paylaşmıştım.

Zamanla bu paketlerin üzerine Fatih Aşıcı’dan da tek tük işler alarak devam ettim. Kimse boş durmuyordu, herkes bir şeyi bir yerlere yetiştirmeye çalışıyor bir şeyler yapmaya çalışıyordu. Ben de bu hızın içinde kendimce bir şeyler yapmaya çalışıyordum. Fatih Aşıcı ile yaptığım işler artınca ve Fatih’in Nisan 2011’de askere gideceği kesinleşince yavaştan onun işlerini devralmaya başladım. Ofisi değiştirdim ve onun yanına geçmiştim. Fatih Aşıcı ile başta Panda ve Panda-KDE olmak üzere bir sürü güzel işlere imza attık.

Fatih Aşıcı askere gidince ona ait paketlerin %70-80’i devralmıştım. Zamanla onun paketlerin bakımı ile uğraşıyor ve bir yandan da X11, Mesa, Ekran kartları gibi teknolojirdeki gelişmeleri takip ediyor ve öğrenmeye çalışıyordum. Hatta bununla ilgili gelişmeleri de sık sık bu blogda sizlerle paylaşıyordum. Örneğin “Wine 64bit” konusundaki gibi. 2011 Ağustos ayında ise, yani tam bir yıl sonra işe iyice alışmıştım. İş yerimi, iş ortamını çok seviyordum. “Bundan sonrası çok güzel olacak, bir sürü güzel işlere imza atacağız, güzel işler yapacağız” diye söylenip duruyordum. Bu bundan 7-8 ay önceydi.

Ayrılıkların başlaması (Temmuz-Ağustos 2011)

Tabi bu şekilde ilerlemedi hiç bir şey.

2011 güzünde ekipten insanlar tek tek ayrılmaya başlamıştı. İsimlerini tek tek vermek istemiyorum, zira gidenleri geliştirici listesi, twitter gibi mecralardan görmüşünüzdür. Gidenler Pardus ekibinde yıllarca çalışmış, deneyimli insanlardı. Onlar gittikçe üzerimizde iş yükü artıyor, ileride yapmak istediklerimize dair hayaller de sönükleşiyordu. İş yükü artıyordu çünkü bu kadar çok paketin bakımını yapmak gerçekten çok zordu. Zor olmasının en büyük etkenlerden biri de eşit olmayan paket dağılımı idi. Benim üzerimde 300’e yakın paket varken, bir başkasının üzerinde en fazla 40-50 olabiliyordu. Bunu her ne kadar eşitlemeye çalışsak da, geliştiricilerin bu konudaki tutumu bu işi daha da zorlaştırmıştı.

İnsanlar ayrıldıkça kurumsal alanlarda da işler artmaya, yeni işler doğmaya başlıyordu. Bu yeni işlerden biri mesela Fatih Projesi idi. Fatih Projesi daha yeni duyulmaya başladığında Pardus ekibi olarak (Erkan Tekman önderliğinde) sık sık Ankara’ya gider gelirdik. O zamanlarda MEB Eğitek’de iki tane akıllı Tahta üzerinde 1-1.5 gün içinde Pardus’u sorunsuz bir şekilde çalıştıracak hale getirip göstermiştik. Erkan Tekman ta o zaman Pardus’un yapabiliceklerini, yapamayacaklarını, yapılması gerekenleri tek tek sıralamış ve bildirmişti.

2011 Kış ayında Tübitak Yönetimini değişmeye başladı. Tübitak içinde yapılan büyük bir toplantı sonucunda Pardus’un Fatih Projesinde yer almaması karar verilmişti. Bizimle yapılan bir toplantı da Pardus’un fiyat kırıcı rolü üstlendiğini, bu yüzden Microsoft karşısında -5 dolar kadar bir avantaj sağladıklarını, o yüzden Pardus’un bu konudaki başarısının yadsınamaz olduğu dile getirilmişti. Bunun duyan ekibin bir kısmı buna çok kırılmış (haklı olarak) ve ayrılmaya karar vermişti. Kan kaybı artarak devam etti bu günden sonra.

Son aylar (Ocak-Nisan 2012)

Aradan aylar geçti. Daha önce yukarıda saydığım isimlerin olduğu ofiste tek başına kalmıştım, var olan işleri düzenlemeye çalışıyorum, bir yandan da ansızın çıkan Fatih Projesi ile ilgili konusunda çalışıyordum. Ben de herkes gibi ayrılmaya karar vermiştim. Sebebleri çoktu, bunun en başında iki yıl önceki hayallerimi gerçekleşmek ve bir şeyler yapabilmek için gerekli zeminin yok olmasıydı. Belki bazı insanlar devlete kapağı atıp tüm gün oturup, aklı zorlamayan rahat işler yapmayı seviyordur, ama ben bunlardan biri değildim.

Çalıştay’da da “501 Developer” sözünü duyunca üzüldüm biraz. “501” geliştiricisi olmak kötü bir şey değil, ama TÜBİTAK tarafından sanki yıllardır böyle çalışıyormuşuz gibi itham edilmek beni çok üzdü. Çünkü bu proje’de yer almış herkes bilir ki, gecesi, gündüzü, haftasonu, fark etmeksizin çalışan bir ekip vardı. Mesai kalmak zevkti ve eve gitsek bile çalışırdık. Kaldı ki bu Pardus Projesinde işe başlayan insanların çoğu zaten işe başlamadan önce de boş zamanlarında destek veren insanlardı. “Sabah 8:00 akşam 17:00 arası çalışıyorsunuz, bize hevesli insanlar lazım” diye itham edilmek hoş olmadı.

20 ay önce Ankara’dan yola çıkarken yanımda bir bavul ve gönlümde yatan kocam hayalim, Pardus’a olan sevdam, hevesim vardı. Fedakarlık yapıp ailemi, dostlarımı, en yakın arkadaşlarımı, anılarımı, alışkanlıklarımı bırakıp gelmiştim. Pardus ve Pardus’la beraber bu ülkem, bu dünya için güzel şeyler üretebilirim diye çıkıp gelmiştim.

Pardus projesiyle ilgili gelişmeler bana herhangi bir proje için bu denli fedakarlığı hiç bir zaman yapmamam gerektiğini acı bir şekilde öğretti.

..

Bu projede yer aldığım sürede bana desteğini esirgemeyen, sorduğum tüm sorularımı eksiksiz bırakmayan, kimi zaman dertlerimi dinleyip derman olan herkese teşekkür ederim. Sizlerden çok şey öğrendim, inşallah ben de öğrendiklerimi yeri ve zamanı geldiğinde başkalarına aktarabilme şansına sahip olurum.

Yeni iş? Gelişmeler var mı ?

Pardus’tan sonra yeni bir işe başladım(16 Nisan 2012 itibariyle). Tanıdık simalar ile çalışıyor olacağım. Önümüzdeki yıllar blogumda yeni işimle ilgili edindiğim bilgileri yine sizlerle paylaşacağım.

22 Nisan 2012

Belge Özgürlüğü Günü (2012)

Bu yazıyı, yaklaşık 1 ay önce yazmam gerekiyordu sanırım. Tabii arada daha nice yazılar yazılması gerekiyordu, yeni heyecanlarımın paylaşılması.. Lakin şu son dönem hayatım hiç olmadığı kadar koşuşturmaca dolu olduğundan hep erteledim, erteliyorum yazma işini.

Sanırım bu yazı da şahane bağlantılar verip, kaçacağım bir yazı olacak.


Öncelikle, Document Freedom Day (DFD) sitesine bir bakmalı.
Sonra da "Aaa haritada artık Türkiye de var" diye şaşırmalı. Evet, evet. Beni en çok heyecanlandıran, bizleri bu etkinliği yapmak konusunda en çok motive eden durum sanırım o haritaya bu sene Türkiye'yi de dahil etme heyecanı oldu. :)

Belge Özgürlüğü Günü için hazırladığımız (Nermin Canik & Özlem Özgöbek) belgeye buradan ulaşarak  bilgi edinmek mümkün.

Bu belgeyi broşür olarak bastırıp, amfide derslerde elden ele yayılmasının yanı sıra bölümdeki akademisyenlerin odalarını tek tek gezip dağıtmak, onlara belge özgürlüğünün önemini anlatmak özün sözü bir şeylere dikkat çekmek beni epey bir heyecanlandırdı.

 Tabii bir de pasta yapma heyecanı vardı ki o heyecanı anlatmak mümkün değil!

1 gün öncesi gidip en taze çilekleri bulma çabamı, malzemeleri aldıktan sonra kaldığım yurda deyim yerindeyse koşarak gitmemi, özün sözü pasta yapmak için bu denli heyecanlanmamı özgür yazılım sevdam dışında başka hiçbir şey yaratamazdı sanırım. Özgür pastaların ortaya çıkış sürecinde benden, bizden yardımlarını esirgemeyen sevgili oda arkadaşıma da ayrıca teşekkür etmeli. :)

Özgür pastalarımızla, broşürlerimizle, açık standartlar hakkında keyifli sohbetlerimizle uzun zamandır geçirdiğim en güzel günlerden biri oldu Belge Özgürlüğü Günü.

O vakit nice keyifli etkinliklere!

21 Nisan 2012

Posted In: GLFS

Belge Özgürlüğü Günü Ardından

28 Mart’ta Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde Belge Özgürlüğü Gününü (Document Freedom Day) kutladık. İki tane pastamız ve broşürlerimiz vardı. Gün boyu broşürlerden dağıttık ve öğlen de tahmin ettiğimizden daha kalabalık bir toplulukla pasta kestik. 🙂

DFD_cake-300x225

documentfreedom.org sitesinde tüm dünyada yapılan Belge Özgürlüğü Günü etkinliklerine yer veriliyor. Biz de küçük kutlamamızla Türkiye’den katılan ilk ve tek topluluk olmuş olduk. Devamının daha zenginleşerek gelmesi dileğiyle…

Sitede yer alan etkinliğimiz: Türkiye

Etkinlik için hazırladığımız (Nermin Canik ve Özlem Özgöbek) belgeyi paylaşmak isteriz: PDF

17 Nisan 2012

Posted In: linux, Özgür yazılım

Pardus tarihi eser oldu


Pardus projesi 2011 yılının son aylarında, kağıt üzerinde olmasa da fiilen sona erdirildi. Aslında olayların gelişimine bakınca buna sona erdirmek yerine  infaz etmek demek daha doğru olacak, infazdan sonra Pardus'un başarısızlığından ötürü suçlu bulunmuş olduğunu öğrendik. Ancak bu konuda hiçbir doyurucu açıklama ve objektif bir değerlendirme sunulmadı. 

Şimdi kimse "ama Proje devam ediyormuş...." falan demesin lütfen, Pardus'a ait herşey artık birer tarihi eserdir, yarın bir dağıtım daha çıksa bile o başka bir şey olacak.

Ben de başarısızlıklar neler olabilir diye düşünerek aslında epeydir yazmak istediğim bazı tahminleri ancak yazma fırsatı bulabildim.

Belki kötü bir ürün olduğu için başarısız görüldü. Pardus'un Türkçe hata bildirimi kabul etmesi ve Türkçe belgelendirme ve gönüllü desteği nedeniyle ülkemizde hızlıca yaygınlaşması zaten normaldi. Tarafsızca değerlendirmek için uluslararası sitelerde Pardus hakkında yapılan incelemelere ve yurt dışındaki Pardus kullanıcılarının açtıkları sitelerdeki değerlendirmelere ve desteğe bakmak gerekiyor. Ben bakınca Pardus'un  kötü bir ürün olmadığını açıkça görüyorum.

Belki de kamu kurumları kullanmadığı için başarısızdı. Demek ki pek çok kamu kurumu Pardus'a göç çalışması başlatmış ancak Pardus yetersiz-başarısız olduğu için göç yürümemiş olmalı. Böyle bir şey duyan, gören, bilen var mı? Böyle bir şey olmadı, dahası Pardus'a kısmen veya tamamen göç eden birkaç kurumun halen Pardus kullandığını biliyoruz. Hatta bugün kağıt üzerinde bir Pardus kaldıysa belki varlığını bu kurumlara borçludur. Bence Pardus kamu kurumları için de oldukça yeterli bir ürün sundu.

Zaten Pardus'un kamu kurumlarında yaygın kullanılmamış olmasının nedenini kime sorsanız size anlatır;

  1. Kamu idaresi 5 yıl boyunca kanun, yönetmelik, genelge bağlamında kamu kurumlarını Pardus göçüne hazırlayıcı, teşvik edici veya bağlayıcı hiçbir çalışma yapmadı. 
  2. Yapmadığı gibi ihalelerde MS (Microsoft) teknolojilerine bağımlılığı arttıran yatırımlara da izin verildi. Hatta daha da kötüsünü yaparak kamu hizmeti almak isteyen vatandaşların MS ürünleri satın almasını zorunlu kılan hizmetler bile sundu.
  3. Kamu'da bilgi işlem kadrolarında görevli personellerin pek çoğu kamu yararını düşünüp MSCE ve eşdeğer belgelerini duvardan indirip çekmeceye koymak istemedi. Pardus ile karşılaştıklarında Pardus'un MS teknolojileri ile olan uyumsuzluklarını ve farklılıklarını bahane ederek çamur atıp, tepeden bir bakışla ahkam kestiler. (Ama yine de memurları suçlamayıp amirlere bakın, onlara bu fırsatı veren yine kamu idaresinin iradesizliğiydi)

Kısacası kamu idaresi 5 yıl boyunca Pardus'u yok saydı, MS ürünleri kadar sahiplenmedi. Tüm bunların sorumlusu olarak Pardus infaz edilmiş olmamalı.

O zaman  Pardus yönetimi başarısızdı. Bu önerme zaten (geçtiğimiz haftalarda) Pardus'un gıyabında yapılan yargılamada en çok oyu almış görünüyor, hatta diğer maddelerin pek çoğu da kendi içerisinde yönetim başarısızlığını taşıyor. (bkz: http://nyucel.blogspot.com/2012/03/pardusun-yarn-calstaynn-ardndan-2.html)



Pardus'u infaz edenler çalıştay katılımcıları gibi sadece yöneticileri sorumlu göstermiş olsaydı yöneticileri değiştirmeleri ve yeni politikalar belirlemeleri yeterli olacaktı, ama aşırı bir tepkiyle mühendislerle birlikte projeyi tamamen dağıtmak yoluna gidildi.

Ayrıca son zamanlarda infaz nedenlerinin sadece bunlardan ibaret olmayabileceğini de düşündüm, kağıt üzerinde bir isim olarak kalan projenin BİLGEM'den ULAKBİM'e bağlanmış olması projenin çalışma şeklinin de değiştirilmek istendiğini gösterdi. Ancak bu da mühendislerle birlikte projeyi dağıtmayı gerektirecek bir sebep olmasa gerek.

Sonuçta kamu kurumlarında yaygın kullanılmaması, kötü bir ürün olması ve kötü bir yapılanma ile geliştirilmesi gibi gerekçeler yukarıda yazdıklarımı çürütecek şekilde nesnel olarak ispatlanmış olsaydı bile, bunların hiç birinin çözümü projeyi yok etmeyi gerektirmiyordu. Tabii gerçekten amaç Pardus'u devam ettirmek idiyse.

Şimdi tüm bu yazdıklarımı bir kenara koyup bir de şuna bakıyorum; Önce sorunları tespit edip çözüm arayalım, gerekiyorsa ondan sonra yok ederiz demek yerine aceleyle infaz ettikten sonra gelin bakalım neymiş bu Pardus'un başarısızlığı demenin profesyonel bir yeniden yapılanma çalışması ile ilgisi yok.

Tüm bunların ışığında projenin ipinin geçen yıl ortalarında çoktan çekilmiş olduğu, ipi çekenlerin başarı ve başarısızlık gibi bir hassasiyetlerinin olmadığı, bunların sadece bahaneler olduğu, nesnel değerlendirmeler yapılmadığı, yeniden yapılanmadan anlaşılanın yok et ve yeniden inşa et olduğu sonucuna vardım. 
 
Eh, pek çok kurumun, sevimli görünmesi için adına yeniden yapılanma denilen bu çarktan geçtiğini biliyoruz, ancak işin bu pis kısmını değerlendirecek değilim.

10 Nisan 2012

Posted In: lkd_gezegen, öi_gezegen, pardus

Cisco cihazların yedeğini alacak betik hazırlayalım

Çalışma ağınızda çok fazla sayıda ağ cihazı varsa bunların üzerinde yapacağınız toplu işlemler uzun, hatalı ve can sıkıcı olabilir. Tüm cihazların üzerinde komutların tek seferde nasıl çalıştırılacağını inceleyelim;

Örnek senaryomuzda Cisco cihazların çalışan konfigürasyonlarının yedeğini bir FTP klasöründe toplayacağız. Bunun için PuTTy‘nin CLI (command line interface) sürümü Plink‘i kullanacağız.

Cihazlarınıza TELNET ile bağlanıyorsanız;

plink.exe -telnet -l admin 10.0.0.1 < lc.txt

cihazlarınıza SHH ile bağlanıyorsanız;

plink.exe -ssh -l admin -pw password 10.0.0.1 < lc.txt

lc.txt dosyasının içine, çalışan ayarları (running config) FTP’ye kopyalamak için;

ena
password
copy run ftp://anonymous@10.0.0.22

exit

burada FTP sunucunuzun anonymous bağlantıya izin verdiğini varsaydık.

Yukarıda bağlantı komutlarındaki IP adreslerini cihazların adresileri olarak dizi şeklinde oluşturup terminal ekranına yapıştırdığınızda yüzlerce cihazı tek seferde yedeklemiş olacaksınız.

9 Nisan 2012

Posted In: lkd, teknik, tr

Cisco cihazların yedeğini alacak betik hazırlayalım

Çalışma ağınızda çok fazla sayıda ağ cihazı varsa bunların üzerinde yapacağınız toplu işlemler uzun, hatalı ve can sıkıcı olabilir. Tüm cihazların üzerinde komutların tek seferde nasıl çalıştırılacağını inceleyelim;

Örnek senaryomuzda Cisco cihazların çalışan konfigürasyonlarının yedeğini bir FTP klasöründe toplayacağız. Bunun için PuTTy‘nin CLI (command line interface) sürümü Plink‘i kullanacağız.

Cihazlarınıza TELNET ile bağlanıyorsanız;

plink.exe -telnet -l admin 10.0.0.1 < lc.txt

cihazlarınıza SHH ile bağlanıyorsanız;

plink.exe -ssh -l admin -pw password 10.0.0.1 < lc.txt

lc.txt dosyasının içine, çalışan ayarları (running config) FTP’ye kopyalamak için;

ena
password
copy run ftp://anonymous@10.0.0.22

exit

burada FTP sunucunuzun anonymous bağlantıya izin verdiğini varsaydık.

Yukarıda bağlantı komutlarındaki IP adreslerini cihazların adresileri olarak dizi şeklinde oluşturup terminal ekranına yapıştırdığınızda yüzlerce cihazı tek seferde yedeklemiş olacaksınız.

9 Nisan 2012

Posted In: lkd, teknik, tr

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com