Bir “Portal” üzerine…

Türkiye’de özgür yazılım katkıcılığı yapmak zor iş… Hatta katkıcılığı bırakın topluluk üyesi olmak bile pek kolay değil…

2007 benim için bu alanda bir milat, kişisel aydınlanma, özgür yazılımın alnımda çıkardığı 3. göz… Bu tarihi referans alırsam 2007 öncesi -topluluk/camia ne derseniz artık- aitlik süreci çok zordu. Bakıyorum da 2007 sonrasından ta ki hatırlamak istemediğim bir tarihteki Özgürlükİçin.org çöküşüne kadar gerçekten güzel zamanlar geçirmişiz… Bu çöküşten sonra ise, topluluk ve aidiyet dışında özgür yazılım dünyasıyla olan bağlarımız da zayıflamaya başladı… En büyük zorluk ise bir portal, bir ana gemi olmayışı.

Efsanevi Özgürlükİçin sitesi hayalet gemi gibi bant genişliklerinde seyretmekte...

Efsanevi Özgürlükİçin sitesi hayalet gemi gibi bant genişliklerinde seyretmekte…

Bu zorluğu kısaca masaya yatırırsak -aslında buna da çok zamanım yok- madde madde gidelim:

  • Özgür yazılım dünyasından haberler / sürüm duyuruları
  • Ortak bir paylaşım/yardımlaşma alanı – forum
  • Blog kardeşliği – gezegen
  • İncelemeler – özellikle oyun ve heyecan verici şeyler

Bu ve bunun gibi onca şeyi bir araya getiren harika bir şeye sahipmişiz; özgürlükiçin.org hatta o zman o kadar zenginmişiz ki bir de pardus-linux.org‘a sahipmişiz… ve cahilmişiz… bunların artık geride kaldığını kabul etmek gerekiyor…

Özgür yazılımda böyle “değerler” (bu kelimeyi kullanmayı da pek sevmiyoırum) ne kadar önemliymiş, onu düşünüyorum bir kaç gündür… Bunların eksikliği gerçekten özgür yazılım dünyasını takip etmekte insanı çok zorluyor… Hadi ben İngilizce biliyorum takip edebiliyorum… Ya ait olmak? Paylaşmak? Yardımlaşmak? Birlikte bir şeyler yapmak isteyip de o marşa basıp o enerjiyi boşaltabilmek? Yapabilmek? Bunlar yok…

Atlamadan bir de teknokedi.com vardı, o da bu açığı kapatmak için kendi öz amacı olmasa da alan yaratmak için katkı vermişti. Sevgili Ali Işıngör abimizin iyi niyetiydi…

Şu anda bu alan içice dağınık halde… Andoid, tabletler  ve mobil teknoloji birçok kişinin başını döndürdü ve masaüstü arka plana itildi, fakat şimdi GNU/Linux masaüstünün güçlenerek geldiğini görüyorum. Steam’in GNU/Linux’a gelmesi ve süpersonik oyunları Linux’a taşıması, Nvidia – Ati sürücülerindeki yenilikler + Vulkan vs, ve nihayetinde de Microsoft’un başlayan Linux aşkı(!) (hem Office’in potansiyel Linux sürümü beklentisi hem de Office 365)… Bunlar harika şeyler aslında… Masaüstünde Linux kullanımını kısıtlayan birçok sıkıcı bahane ortadan kalkıyor -konuyu uzatmamak adına özgür yazılım felsefesiyle kapalı yazılım tercihini kullanıcıya bırakalım… Yakında kendi adam akıllı dağıtımıyla pazara çıkacak masaüstü/dizüstü bilgisayarlar görmeyi umuyorum. (Dejavu değil…)

Konuya dönersek, şu anda bildiğim birkaç site arasında GNU/Linux dünyasına özel bir amiral gemi görebileceğim bir portal yok. Bildiğim siteler ise adeta kahramanca bir bireysel mücadele ile ayakta tutulmaya çalışılıyor, içerik sunmak için büyük emek ve zaman harcanıyor… Bunlardan bazıları:

  • getgnu.org – Fortran takma ismiyle adeta bir süperkahraman edasıyla paylaşılabilir bütün haberleri neredeyse tüm özgür yazılımla ilişkili forumlara ileten süper kişi. nasıl yaptığını hala çözebilmiş değilim.
  • linuxnotlari.com – Sevgili Mustafa Gökay’ın epeyce emek verdiği Linux Haber Platformu. OMG ubuntu tadında
  • acikgunluk.net – Sevgili Özgür Ilgın’ın günlüğü, özgür yazılım artı hobileri (özel ilgi alanı nostaljik ve avatür türk sineması)

* Başka bildiğiniz aktif sayılabilecek site varsa yorumlara yazarsanız sevinirim.

Yeni bir site?

Hayır, yeni değil, birleştirici, geniş ve yeni içeriği sunan bir site… Kolektif ve eğlenceli, hatta daha önce olmadığı kadar eğlenceli olmalı… Özgür yazılım caps galerisi dahi olsa olur…

Neden?

Çünkü ihtiyaç var

Peki gönüllü mü olacak, nasıl ayakta duracak?

Ticari bir proje olmalı. Para kazanmalı, en azından masraflarını çıkarmalı.

Özgür yazılım projeleri ve ticari amaç???

Böyle bir tabu var, ticari amaç güdülebilir. Özgür yazılım ürünleri dahi parayla satılabilir ki bu gibi işlerde “reklamsızlık” sanki bir bekaret kemeri gibi her projeye iliştiriliyor. Çok anlam veremiyorum…

Ticari amaç olmalı, diğer türlü hiçbir şekilde ayakta duramadı. Bağış kültürü bizim ülkemizde yok, şahsi fedakarlık bir yere kadar… Bir de bu işleri üstlenen kişiler sürekli rica minnet ile istekte bulunmak gerekiyor; damdan düştüm bilirim, yok bize sunucu, yok bize alan adı lazım diye aramaktansa parayı basıp almak en sağlıklısı.

Kim yapacak? Nasıl bir model?

Şu an bu işi hobi olarak yapan arkadaşlar ve böyle bir projeye girmek isteyen kişiler bir araya gelebilir, gelir paylaşımlı kolektif bir model üzerinde anlaşabilir. Dileğim de budur. Şayet onlar olmazsa, İngilizce bilen birkaç üniversite öğrencisi arkadaş böyle bir projeye girerse hem hobi, hem harçlık hem de ileriye yönelik belki de kendi işlerini kurabilirler.

Gelir yeterli olur mu?

Varsayalım Google Adsense ile yola çıktılar, Türkçe içeriğin reklam başı getirisi tabi ki İngilizce içerikten daha düşük olacaktır, ama akmasa da damlar, ileriye doğru hacim arttıkça tatmin edici bir gelir gelebilir.

Özellikle Steam sayesinde oyun inceleme ve tanıtım içeriklerinin ileride büyük potansiyeli olacağına inanıyorum.

Zorlukları?

Tahmin ettiğim bazı zorlukları var, bunun yanı sıra yukarıda bahsettiğim arkadaşların yaşayıp deneyimlediği zorluklar da vardır. Sonuçta protonların çarpıştırmayacakları için kolayca üstesinden gelebileceklerini düşünüyorum. Linus Torvalds’ın “Just for fun – Yanlızca Eğlenmek İçin…” sözüne yaslanıp eğlenceli bir yola girilebilir…

***

Yukarıdaki kendi kendime röportajım daha kısa bir yazı yazmak içindi, kendimi havaya sokmak için değildi. Epeydir bir şey karalamamıştım, lafı iyice uzatmak istemedim 😉

Dilerim bu yazım bir açık davet olur, en azından bir tartışma başlar ve şu üzerimizdeki ölü toprağını silkeleyebiliriz.

***

Bonus: “Var mı peki bu haberleri takip edebileceğimiz yabancı bir site?” diyenler özgür Ilgın’ın 10 sitelik listesine bakabilirler: En çok takip ettiğim 10 yabancı GNU/Linux haber ve blog

***

Son olarak, ben bu yukarıda yazdıklarımı düşünürken LKD‘den şöyle bir ileti de geldi. Katkı verebilceklerin dikkatine:

Merhaba,

Dünyada özgür yazılım ve ilgili alanlar (kişisel verilerin gizliliği, ifade özgürlüğü, telif hakları vs.) hakkında önemli gelişmeler yaşanmakta. Ancak bu gelişmeler hakkında yayımlanmış güncel haber ve yazılar yabancı dil (başta İngilizce) bilmeyen ilgililere ulaşamamakta. Bu nedenle, güncel haber ve yazıları Türkçeye çevirmek amacıyla bir çeviri grubu kuruyoruz. Çeviri grubu çalışmalarına LKD üyesi olsun ya da olmasın özgür yazılıma gönül vermiş herkes katılabilir.

Çevirisi yapılacak haber ve yazılar, LKD tarafından hazırlanacak bir sitede düzenli olarak yayımlanacak. Ayrıca aylık olarak da bülten haline getirilerek duyurusu yapılacak.

Çeviri grubuna katılmak için yk@linux.org.tr adresine, kısaca kendinizi tanıtan ve çalışma grubuna katılmak istediğinizi belirten bir e-posta atmanız yeterli olacaktır.

— 

ibrahim izlem GÖZÜKELEŞ

~DAVET~

Özgür Yazılım Günleri 2016: LibreOffice Geliştirme ve Yaygınlaştırma Toplantısı

Özgür Yazılım Günleri 2016: LibreOffice Geliştirme ve Yaygınlaştırma Toplantısı –

(twitter bağlantısını yapıştırınca yukarıdaki kendiliğinden çıktı, vay be!)

Fırsatınız varsa katılın, detaylı bilgi için: http://ozguryazilimgunleri.org.tr/2016/etkinlik-programi/

Mutlu günler.

Sonrası Bir “Portal” üzerine… Günlüğüm ilk ortaya çıktı.

23 Mart 2016

Posted In: Genel, Gezegen, gnu/linux, just for fun, lkd, Özgür yazılım, özgürlükiçin, pardus-linux.org, portal

PisiLinux 1.1 Yayınlandı

Pardus projesinin 2012 Ocak ayında sonlandırılmasından sonra yaşanan belirsizliğin ardından projenin teknik altyapı değişikliğiyle yoluna devam etmesine karar verildi. Normal şartlarda tamamladığım bu cümlenin ardından bir bağlantıya atıfta bulunurdum ama inanın İnternet’in derinliklerinde Pardus ile ilgili bu konudaki  bağlantıları aramak bile istemiyorum. Çünkü ben ve benim gibi pek çok kişi o süreçte çok üzüldü , kırıldı ve Pardus adını bile duymak istemedi ki hâlâ böyle hissedenlerin olduğunu biliyorum.

2012 Yılı bu belirsizlikle geçerken bazı Pardus severler başka dağıtımlara, bazıları da “yeni” Pardus’a geçiş yaptı geriye kalan kitle ise işimi göremeyecek duruma gelen kadar Pardus’ kullanmaya devam edeceğim derken çok az sayıdaki Pardus sever ise bir iddia ile ortaya çıktı “paketleri güncel tutacağız” Paketleri güncel tutma çalışmaları 2013 başlarında  Pardus’a özgü PİSİ , COMAR, YALI, KAPTAN gibi  teknolojileri kullanacak yeni bir Dağıtım oluşturmaya evrildi.

Tıpkı Pardus’un yıllar önce Gentoo’yu kuluçka dağıtım olarak kullanması gibi Özgün Pardus’un ardılı olan  bu yeni dağıtım da Pardus 2011.2 sürümünü kuluçka dağıtım olarak kullandı ve tıpkı ana rahmindeki bir cenin gibi bir süre sonra kalp atışları duyulmaya başlandı.

PisiLinux

PisiLinux

Yeni Dağıtımın Adı PisiLinux

Bir GNU/Linux dağıtımını diğerlerinden ayıran en önemli özelliği kuşkusuz kullandığı paket yönetim sistemidir.  Özgün Pardus’un en önemli özelliği de elbette diğer dağıtımlardan farklı olarak kendi paket yönetim sistemi olan PİSİ idi bundan dolayı yeni dağıtımın adı Pisi Linux oldu.

Çalışmalar sınırlı sayıda paketçinin çabalarıyla github üzerinde  sürdürüldü.  Paketler gözden geçirildi sürümleri güncel’e çıkarıldı, Pardus hata sistemine girilen yeni paket istekleri baz alınarak yeni paketler eklendi, Yalı içeriği güncellendi, Pisi’ye ihtiyaçlar gözönüne alınarak eklemeler yapıldı. Zahmetli ve uzun bir çalışmanın ardından geçtiğimiz Ağustos ayında ilk kararlı sürümü olan PisiLinux 1.0 yayınlandı.

29 Ekim 2014 günü yani Cumhuriyetimiz’in 91. Yıldönümünde ise güncellenen paketler 300 Mb geçtiği için ilk ara sürüm Pisilinux 1.1  sessiz sedasız yayınlandı. PisiLinux!u meydana getiren bu fedakâr ekip tıpkı iki yıldır yaptıkları gibi çalışmalarına sessiz sedasız devam ediyor…

Geçen iki yılda;

1- Kaderine terk edilen Pisi paketleri güncellediler.

2- Yeni paketleri depoya aldılar.

3- Yeni bir dağıtımı meydana getirdiler.

4- Pisi’ye yeni özellikler eklediler.

5- PisiLinux Topluluğunun temellerini attılar. Bu amaçla proje sayfası, Web Sitesi,  Forum, Hata Takip Sistemi,Yardım Kanalları‘nı hayata geçirdiler.

Bu tip blog yazıları genelde “etkin” destek çağrısı amacıyla yazılır ki ben de daha önce böyle birkaç yazı yazmıştım. Ancak bu sefer öyle değil.

Bu sefer sadece bir son kullanıcı olarak size PisiLinux’u sadece deneme amaçlı da olsa kurun kullanın demek için yazıyorum. PisiLinux 1.1 sürümünü indirin ve  önyargılarınızı bir kenara bırakarak kullanın. Bir bakın eğer işlerinizi yapamayacağınızı düşünürseniz de  kaldırın.  Bu seviyeye gelmiş olan Pisilinux artık sizden sadece kullanılmayı ve hak ettiği değeri görmeyi bekliyor.

Daha önce defalarca Linux dağıtımları kurdunuz kaldırdınız bir kez daha yapabilirsiniz haydi!

Sürüm Çıkış Târihi İndirme Bağlantısı
Pisi Linux 1.1 KDE  29.10.2014
Pisi Linux 1.0 KDE  14.08.2014
Pisi Linux 1.0 LXDE 14.08.2014
Pisi Linux 1.0 XFCE 14.08.2014
Pisi Linux 1.0 Minimal 14.08.2014

2 Kasım 2014

Posted In: Dağıtım, gnu, indir, linux, özgürlükiçin, pardus, Pisi, PisiLinux

Bir işletim sisteminden daha ötesi: Her(Aşk)

Geleceği düşündüğümde aklıma hep teknolojinin insanlığı yuvası olan Dünya’dan ileriye taşıyıp gezegenler arası yolculukların yapıldığı, sosyal düzenin değiştiği ve yemyeşil ve barışçıl bir resim çiziyorum hep.

1990’lı yılların başlarında çocukken 2000’li yılları, 2010’u 2015’i hep büyük değişiklikler getirecek diye beklemiştim… Ne yazık ki uçan arabalar hiç gelmedi. Neredeyse 2015 senesinde geldiğimiz nokta basit bir küresel veri alış verişi ağı olan İnternet ve dokunmatik ekrana sahip akıllı(ki akıllı değiller) cep telefonları oldu.  Her an büyük bir bilimsel kırılma olacakmışçasına verike haberlerin hayal kırıklığı bu belkide. Ama şahit olduğum 30 yıllık ömrümde hiçbir insan başka bir gezegene veya gök cismine ayak basmadı.

1990 sendormu bir yana 2000 senromundaki büyük umutlar beklenen İnsan genomu çözüldü denildi fakat hiçbir büyük hastalığa çare bulunmadı…

Gelecek hep hayal edilenden daha, geride, daha ticari ve daha bireysel eğlenceye yani tüketim talebine odaklı oldu. Düşünsenize 1991 yılında geliyor biri size diyor ki 2012 senesinde el içi kadar bir tetriste sapandan fırlatılan kuşlarla domuzları vuracağınız bir atari(o zamanki el oyuncakları) dünyayı kasıp kavuracak insanlar milyonlarca saatini bu oyunda harcayacak… Ne derdiniz, ya bırak allasen 2012 senesinden bahsediyorsun arkadaşım koskoca 21 yılda insanoğlu nerelere gider nerelere… Sen kalkmış el atarisindeki saçma bir oyundan bahsediyorsun…

Velhasıl-ı kelam, teknolojik gelişmenin hayal kırıklığını başka bir yazıya bırakıp başlığımıza geri dönelim…

Her(Aşk)

Her(Aşk) - Afiş boyu için resme tıklayabilirsiniz

Her(Aşk) – Afiş boyu için resme tıklayabilirsiniz

Her filmi, benim yukarıdaki hayal kırıklığım paralelinde bir gelecekte geçiyor. Filmimizin kahramanı Thedore() bir mektup şirketinde çalışıyor. Mektup şirketi demişsem, eposta falan değl, bilindik profillerin üye olduğu ve sevdiklerine mektuplar yazdıran bir şirket, kahramanımız da yazıcı, müşterilerin ağzından dokunaklı mektuplar yazıyor ve bu şekilde geçimini idare ediyor.

Bu gelecek biraz garip doğrusu, en çok dikkatimi çeken 80’li yılların saç-bıyık ve elbise modasının hakim olması. Diğer taraftan da gelişmiş olan teknolojinin yine iletişim teknolojisi üzerinden ilerlediği.

Boşanmış ve hayal kırıklığı içerisindeki kahramanımızın depresyon halleri bir gün gezdiği bir mağazada tanıştığı bir işletim sistemi(Operating System – OS) ile değişiyor.

Bu işletim sistemi, bilindik komut işleyip emir alan bir yapıdan çok öte, semantiğin de ilerisinde öğrenebiliyor, düşünebiliyor tam anlamıyla bir yapay zeka ürünü. İlk kurulumunda işletim sisteminin kullanıcısı analiz edilerek onun kişiliğine göre bir karakter olarak kurulan bu işletim sistemi, kullanıcının tam anlamıyla sanal bir arkadaşı oluyor.

İşletim sistemi kurulum öncesinde sorduğu sorularla bir kadın kendini yapılandırıyor ve ismini de kendi seçerek(Samantha) bilgisayara kuruluyor.

İleri düzey ses tanıma, düşünebilme ve değerlendirme gibi özellikleriyle tıpkı bir insan gibi iletişim kurabilen ve etkileşebilen bu işletim sistemi kısa zamanda zaten depresyonda olan kullanıcısını kendisine aşık ediyor ve aralarında bir birliktelik yaşanmaya başlıyor.

Tıpkı sanal bir sevgili benzeri bu ilişki, işletim sisteminin internetten bulduğu bir insan vekil(human proxy) aracılığıyla ilişkinin insan tarafını biraz canlandırma niyetine kadar çok iyi gitmekte. Daha sonrasında başlayan iletişim, kıskançlık ve ihanet gibi insansı durumlara işletim sisteminin evrilmesi ve sonrasında yaşananlarla sorgulayıcı bir seyir izleyerek film sona eriyor.

Elimden geldiğince spoiler vermeden filmi anlatmaya çalıştım. Fakat filmle ilgili bir kaç hususa da değinmeden geçemeyeceğim.

Filmde yapay zekanın evrilmesi işlenmiş, düşünüp kendisini ve insanlardan farklarını ortaya koyabilen ve kendiliğinden eylemler yapabilen bir işletim sistemi deyince aklıma 2001: A Space Odyssey  filmi ve HAL 9000(IBM’in harflerinden birer sıra geriye kayın, anladınız siz) geliyor. Ayrıca Terminatör filminden SkyNET’i de örnek verebiliriz. Düşünebilen bir işletim sistemi için nihai tehdit insanoğlunun onu kapatması ve bu durumda potansiyel olarak en büyük düşman insanoğlu olması en basit matematikle kaçınılmaz bir çıkarım.

Bu filmde ise, işletim sistemi komut almayı reddetmiyor ve varlığının devamını sürdürme amacı yok, neden HAŞ veya SkyNET gibi evrilmiyor peki diye sorunca, filmde arada işletim sistemine yapılan güncelleme sahnesi sanırım bu soruları kesmek için yapılmış…

Diğer taraftan, aynı anda birçok kişi ile etkileşime geçmesi ve insan zekası ve fiziğinin sınırlarının bu işletim sistemine yetmemesi de ayrı bir konuydu. Bu derece süper bir işletim sistemiyle dünyada çözülemeyen bir sorun kalmazdı doğrusu, sıradan ve ortalama geliri olan bir insanın bu işletim sistemini edinebilmesi ise çok garip geldi. Gerçi filmde işletim sistemine benzer olarak oyunlar ve oyun karakterleri de yapay zekaya yavaş yavaş dönüşüyordu, bu da sanırım bir öncü yenilik dönemi olduğunu anlatmak içindi.

Film güzel, işletim sistemlerin gelecekte nasıl olacağına dair fantastik bir tablo çiziyor. Yapay zeka, ve Asimov‘un Üç Robot Yasası gibi İşletim sistemleri ve ahlakı vb tartışmalar için ilgi çekici olabilir.

Ayrıca ileride bu derece sofistike yazılımların olup olmayacağı ve özgür yazılım ve yapay zeka gibi birçok konu da tartışılabilir. Gelecekten dönüp baktığımızda ilkel olan günümüz işletim sistemleri, özgür yazılım modelinde işlevsel olarak kodlanırken acaba yapay zeka işin içine girince kimin düşünce yapısına göre kodlanacak ve düşünmek öğretilecek, toplumun veya topluluğun ortak değerlerine göre mi, yoksa devrimsel bir örenim yolu izlemesi için mi kodlanacak?

Sanıyorum ki bunları tartışmaya daha çok zaman var…

Notum: 7/10, iMBD notu: 8,3

Peki bir işletim sistemine aşık olunabilir mi?

Evet olabiliyor. Japonya’da gençler bilgisayar karakterleriyle aşk yaşıyormuş. Bunlarla evlenenler bile olmuş. Şu haber ve benzerleri fikir verebilir: http://t24.com.tr/haber/japon-gencler-seksten-neden-uzaklasiyor/242599 

Bir İşletim sistemiyle arkadaş olunabilir mi?

Evet. Kesinlikle olunabilir. Çoğumuz şu aşağıda gördüğünüz işletim sistemiyle dost olmuştuk. Onu çok sevmiştik fakat gitti.

En sevdiğimiz arkadaşlarımızdan biriydi Pardus

En sevdiğimiz arkadaşlarımızdan biriydi Pardus

Sonrası Bir işletim sisteminden daha ötesi: Her(Aşk) Günlüğüm ilk ortaya çıktı.

24 Şubat 2014

Posted In: aşk, Film, film incelemesi, gelecek nasıl olacak, Gezegen, her, işletim sistemleri, linux, lkd, oi, Özgür yazılım, özgürlükiçin

Wiki Kurtarma

Pek çok seçkin kişinin emekleriyle meydana getirilen Pardus-wiki geçtiğimiz yıl sorumsuz bir şekilde yayından kaldırıldı.

Yukarıda okuduğunuz cümle; içerisinde yüzlerce maddeyi, bu maddelerin yazılması, güncellenmesi uğruna harcanan binlerce saati, onca emekten sonra pardus-wiki’nin bir çırpıda internet’in derinliklerinde yok edilmesinin yarattığı üzüntü ve kırgınlığı anlatmaya yetmiyor, kurulacak diğer cümleler de yetmeyecek!

Pardus 2011 sürümünün sonlandırıldığının açıklandığı 2012 Ocak ayından sonra bunların başımıza geleceğini anlamış bir şeyler yapmanın derdine düşmüştük. Pardus-wiki’de yetki istedik alt tarafı bir yetki, vermediler!

Gün bu gün oldu. Pardus’un ardılı olan Pisi Linux özverili bir ekip tarafından oluşturuldu. Yalnız kaldılar yılmadılar, emek verdiler Pisi Linux’u mevcut haline getirdiler ve daha iyisini yapabilmek için  çalışmaya devam ediyorlar.

==PisiLinux Wiki==

Pisi Linux kullanıcılarının yardımına koşması amacıyla bir wiki sayfası açıldı. Henüz yolun başında, insan gücü sınırlı (şimdilik aktif çalışan 3 kişi). Sıfırdan bir wiki oluşturmak bu şartlarda çok zor.

==Wiki Kurtarma==

Keşke Pardus Wiki’sine ulaşmak mümkün olsa da oradaki maddeleri Pisi Linux Wiki’sine aktarsak. Ne güzel olurdu.

İşte bu noktada interneti arşivleyen  https://archive.org/web/  ve LibreOffice Writer imdadımıza yetişti. Biz yavaş, yavaş elimizden geldiğince maddeleri taşımaya başladık. Size nasıl yaptığımızı anlatmaya çalışacağım;

https://archive.org/web/ sayfasındaki arama kutusuna http://tr.pardus-wiki.org  yazıyoruz.

web arşiv arama kutusu

web arşiv arama kutusu

* Arama sonucunda açılan sayfada arşivlendiği tarihler takvim üzerinde koyu renkli olarak gösteriliyor.

* En yakın tarihi seçiyoruz.  Açılan sayfada Pardus-Wiki’nin o anki görüntüsüne ulaşıyoruz.

* Taşımak istediğimiz maddeye bağlantıları tıklayarak ulaşıyoruz.

Örneğin Atölye içinde yeralan ActionsAPI maddesini taşıyalım

* Madde içeriğini kopyalıyoruz.

webarsiv2

* LibreOffice Writer sayfasına yapıştırıp Dosya > Dışa aktar’ı tıklayıyoruz. Açılan pencerede dosya adını yazıp, Filtrele kısmından da MediaWiki (txt) ‘yi seçip kaydediyoruz.

LibreOffice Writer Dosya>Dışa aktar

LibreOffice Writer Dosya>Dışa aktar

* Pisi Linux Wiki’sinin arama bölümüne oluşturmak istediğimiz maddeyi Pardus Wiki’deki adıyla aynı olmasına özen göstererek aratıyoruz. Doğal olarak henüz oluşmamış madde için “Bu vikide “Deneme” sayfasını oluştur!”  gibi bir yazı çıkacak. Yazıdaki kırmızı renkli bağlantıyı tıklayıp açılan sayfadaki yazım bölümüne MediaWiki(txt) formatında kaydettiğimiz dosyanın içeriğini kopyalayıp, yapıştırıyoruz.

webarsiv4

* Kaydet deyip maddeyi oluşturuyoruz.:)

==Sorunlar==

Herşey güllük gülüstanlık değil elbette. Bahsettiğim yöntem taşıma işini biraz kolaylaştırıyor ancak bazı eksikleri de yok değil?

* Görseller taşınamıyor. Yeniden eklenmesi gerekiyor.

* İç ve dış bağlantılar kırılıyor. Adreslerin önüne web.arshive.org…. adresi ekleniyor. [[maddeadı ]]şeklinde olması gereken iç bağlantılar [URL maddeadı] şekline dönüşüyor. Bağlantıların yeniden düzenlenmesi gerekiyor.

* Şablonlar henüz Pisi Linux Wiki’sinde bulunmadığı için görüntülenemiyor.

* Tablolar bozuluyor. Yeniden oluşturulması gerekiyor.

==Son==

* Bildiğiniz daha pratik bir yöntem varsa bizimle paylaşabilir

* Wikimizdeki maddelerin “Kırmızı’dan” Mavi’ye” dönmesine yardımcı olabilirsiniz.


9 Şubat 2014

Posted In: özgürlükiçin, pardus, PisiLinux

Pardus-Anka Etkin Destek Çağrısı

Özgür yazılım toplulukları ve özgür yazılıma ilgi duyan herkese ;

Yayınlandığı günden geliştirilmesinin durdurulduğu 2012 yılına kadar GNU/Linux dağıtımları arasında kendisine önemli bir yer bulan Pardus GNU/Linux dağıtımının ardılı olarak
2012 yılı içerisinde çalışmalarına başlayan ve Pardus GNU/Linux dağıtımına özgü teknolojileri devam ettirmeyi amaçlayan Pardus-Anka çalışması geçen zaman içerisinde Paketleri güncel
tutma çabasının ötesinde bir hal alarak yepyeni bir dağıtım haline gelmiştir.

Pardus-Anka GNU/Linux dağıtımı tamamen gönüllü geliştiricilerinin omuzlarında özverili bir çalışmayla yürütülmektedir. Maddi bir kazanç beklentisi içerisinde olmayan geliştiriciler
zaman ve bilgilerinin izin verdiği oranda katkıda bulundukları çalışmalarını siz değerli özgür yazılım gönüllüleriyle beraber yürütmeyi istemekteler.

Sizlerde bilgi ve zamanınız ölçüsünde Pardus-Anka GNU/Linux dağıtımının gelişimine katkıda bulunabilirsiniz. Özgür yazılım felsefesine uygun olarak çalışmalarımız tam bir şeffaflık içerisinde
yürütülmektedir. Yaygın programlama dillerine hakim , özgün pardus teknolojilerine aşina ya da pisi paket yapımı konusunda bilgi sahibiyseniz Pardus-Anka GNU/linux sizi destek olmaya
çağırıyor.

Pardus-Anka GNU/Linux dağıtımı çalışmalarını www.github.com/pardus-anka üzerinde gerçekleştiriyor.
Kullanıcıları frenode üzerinde #pardus-anka kanalında yardımlaşıyor.
geliştiricileri frenode üzerinde #anka-develop kanalında buluşuyor.
hata kayıtlarını bugs.pardus-anka.org adresinde kabul ediyor.

http://www.ozgurlukicin.org/haber/etkin-destek-cagrisi/


13 Şubat 2013

Posted In: özgürlükiçin, pardus

Genç Pardusçular Rahatsız

Pardus danışma kurulunun bir üyesi olarak Pardus yönetiminin toplantının yapıldığı 29/06/2012 tarihinden bu yana yapılması planlanan e-posta üzerinden tartışmaya devam edip kurulun yapısını ve ilk kararlarını alması konusunda  herhangi bir yazı yazmamış olmasına üzülürken bir başka önemli gelişmeyi malesef twitter üzerinden öğrendim.(1)

Pardus yönetimi ODTÜde sektör firmalarıyla bir toplantı yapmış ve Pardus’u anlatmışlar tabi anlatılan bu Pardus benim yeni pardus olarak adlandırdığım debian tabanlı pardus daha doğrusu pardus görünümlü debian.

Twitter üzerinden Orçun Madran’ın twitinde  firmalara bir çağrı yapıldığı  (2) söylenmesine rağmen çözüm ortağı olan firmalarında toplantıyı twitterdan duyduklarını öğrenmiş bulunuyorum. Nedenini de şu twitten anlamak mümkün “Bizi yönetmek isteyen firmalarla çalışmak istemiyoruz”(3)

YÖNETMEK ?

Benim açımdan toplantının en önemli açıklaması bu. Bildiğiniz gibi Danışma kurulunun ilk toplantısında TÜBİTAK yönetimiyle kurul üyelerinin çoğunluğu pisi den vazgeçilerek debian tabanlı olarak pardus’un yoluna devam etme kararının hem alınma yöntemine hemde teknik gerekçeleri konusunda fikir ayrılığına düşülmüş ve toplantı dişe dokunur bir karar alamadan dağılmıştı. Aradan geçen iki haftada da TÜBİTAK ve içerisinde göç ortakları temsilcisinin de bulunduğu bir kurul’un arasında herhangi bir iletişim kurulmadığı da düşünüldüğünde   Sayın Abdullah EROL’un “bizi yönetmek isteyen firmalarla çalışmak istemiyoruz” cümlesinin ne anlama geldiğini anlamak güç değil. Bir noktayı daha belirteyim bugün Kurul üyelerinden Necdet Yücel  Kurul üyelerinin tamamını cc listesine eklediği mailinde danışma kurulunun durumunu sormuş aradan geçen yaklaşık 6 saate rağmen hala bir cevap verilmemiştir.

Ben herkese açık olan bu platfordan bir kaç soru sormak istiyorum.

1- Danışma kurulu pardus hakkında bir karar vermeyecekse süreci yönetip yönlendiremeyecekse varlığının fonksiyonu ne olacak?

2- Danışma kurulunda en önemli tartışma pisi den vazgeçilmesi kararı üzerinde dönmüş ve “bundan önceki sözleşmelere zarar vermeyecek şekilde karar alır” gibi bir cümleyle pardus’un yeniden pisi ile yoluna devam etme umudu korunurken neden hala Debian tabanlı Pardus ile toplantılar yapılıyor?

3- ODTÜ de yapılan toplantıya göç ortakları neden çağrılmadı?

4- TÜBİTAK gerçekten Danışma kurulunu istiyor mu?

 

1- https://twitter.com/orcunmadran/status/223363550607970305

2 – https://twitter.com/orcunmadran/status/223372970184290305

3- https://twitter.com/orcunmadran/status/223371146412834816

 


12 Temmuz 2012

Posted In: özgürlükiçin, pardus

Pardus #Anka Çalışmasına Destek

Yazılarımı Pardus’a aşina olanlar okuduğu için ayrıntıya girmeden, kısaca içinde bulunduğumuz durumu tarif etmeye çalışacağım;

2003 Yılından buyana TÜBİTAK tarafından geliştirilen Pardus GNU/Linux dağıtımı yeni proje yönetiminin tek taraflı aldığı ve uygulamaya başladığı ancak Pardus hakkında stratejik kararları vereceği söylenen Pardus Danışma Kurulunda kabul edilmeyen bir karar neticesinde bir Debian tabanlı bir dağıtım haline geldi. Kavram kargaşası olamaması için buna “Yeni Pardus” diyelim. Elimizde zaten bir tanede Pardus vardı ki onada “Eski Pardus” dersek  Ortaya iki adet Pardus çıkmış oldu.

Bu gelişmelere paralel olarak birde Pardus #Anka adı verilen ve topluluk tarafından yürütülen bir çalışma var. Bu çalışma “Eski Pardus”u devam ettirmeyi ve geliştirmeyi hedefliyor. Bu haliyle Eski Pardus’u yani pisi , çomar, yalı, kaptan , müdür gibi teknolojileri barındıran Pardus’u kullanan ve kullanmakta ısrar edenlerin yönelebileceği bir çalışma durumunda #Anka.

Herkesin aklında şu soru var Peki arkadaş nedir bu anka ? Bir çatal mı? yoksa Pardus 2012 mi ? Eğer TÜBİTAK kararında ısrar eder ve Yeni Pardus da diretirse Anka doğal olarak bir Pardus Çatal’ı değil Orjinal pardus’un ardılı olur çünkü onun mirasına sahip çıkmıştır. Yok eğer TÜBİTAK kararından döner ve Eski Pardus’u devam ettireceğini söylerse o haldede Anka çalışmasına ancak sponsor olabilir.

Çünkü ; Bu gün PKD Başkanı Nihad Karslı’nın yaptığı açıklamadan Pardus #Anka’nın geleceğine yönelik önemli görüşmeler yapıldığını öğreniyoruz. Yazıdan da anlaşılacağı gibi artık Anka çalışmasının sponsorları olacak , geliştirme konusunda  google modeli çalışmalar yapılacak , Eski Pardus’un eksikleri bu çalışmalarla giderilmeye çalışılırken aynı zamanda yeni teknolojilerde eklenmeye çalışılacak. Tüm bunlar özgür yazılım felsefesine uygun olarak gerçekleşirken yine gücünü topluluktan alacak. Evet bu çalışmayı daha güçlü yapacak olanlar bizleriz , hepimiz elimizden ne geliyorsa şimdiye kadar yaptığımız gibi bundan sonrada yapmaya devam edersek biliyoruz ki Pardus kendini geliştirerek hakettiği yere gelecek ve belki yaşanmasın dediğimiz yol kazaları bir daha olmayacak .

 

Şimdi Topluluk olarak bizlerin önemli bir karar vermesi gerekiyor. aylardır forumlarda ve e-posta listelerinde Pardus’u konuştuk,yazdık , kızdık , üzüldük, ne yapabiliriz dedik. İşte birşeyler yapabileceğimiz zaman şimdi geldi. Artık omuz vermek gerek kimimiz görseller hazırlayarak, kimimiz kod yazarak , kimimiz pisi paket yaparak , kimimiz test ederek eğer bunların hiçbirini yapamıyorsak da #Anka çalışmasını maddi destek verebiliriz.

Bir kaç gündür PKD başkanı Nihad Karslı ile konuşuyorum bundan birkaç ay öncede benzer bir teklifle gitmiştim ancak kabul görmemişti bu sefer ikna edebildim ve PKD hesap numarasını aldım. Yarın ilk işim PKD ye bağış yaparak #Anka çalışmasına destek olmak. sizlerde böyle düşünüyorsanız aşağıda yazan posta çeki hesabına*  bağışta bulunabilirsiniz.  Artık konuşma değil destek verme zamanı.

 

* Pardus Kullanıcıları Derneği    Yenişehir Mithatpaşa Postanesi    Hesap No: 09489626


5 Temmuz 2012

Posted In: özgürlükiçin, pardus

Pardus Danışma Kurulunun Ardından

23-24 Mart Tarihlerinde yapılan “Pardus’un Yarını” Çalıştayı’nda alınan en önemli karar “Pardus hakkında stratejik kararları almaya yetkili bir danışma kurulunun  kurulmasıydı”(1).

Alınan karar gereği çeşitli alanlardan temsilcilerin bulunduğu kurul 29 Haziran 2012 tarihinde Ulakbim’de toplandı. Çalıştayda alınan kararda kurulun yapısı ;

  • TÜBİTAK yönetim temsilcisi
  • STK temsilcisi
  • Kullanıcı topluluğu temsilcisi
  • Geliştirici temsilcileri (biri topluluktan olmak üzere 2 kişi)
  • Pardus çözüm ortaklarından bir temsilci
  • Üniversite (akademik) temsilci
  • Kamu kurumlarından temsilci

olacak şekilde belirlenmişti. Hepimiz bu karara uygun olacak şekilde bir kurul bekliyorduk ancak karşımıza şöyle bir yapı çıktı

  • TÜBİTAK yönetim temsilcisi (Ahmet Kaplan)
  • STK temsilcisi (Doc.Dr. Mustafa Akgül)
  • Kullanıcı topluluğu temsilcisi (Sezai Yeniay)
  • Geliştirici temsilcileri (biri topluluktan olmak üzere 2 kişi)
  • Pardus çözüm ortaklarından bir temsilci (Ozguryazılım a.ş. – Doruk fişek)
  • Üniversite (akademik) temsilci (Çanakkale 18 Mart Ü.-  Dr. Necdet Yücel)
  • Kamu kurumlarından temsilci (Milli savunma Bakanlığı – Üst. Teğ. Abdullah Arslan)

Geliştirici Temsilcileri bölümünü boş bıraktım çünkü bu noktada bir anlaşmazlık vardı. Her ne kadar toplantı gündemi şu şekilde teklif edilmiş olsada ;

Gündem Teklifi
– Pardus Bireysel sürümünün yol haritası
– Tema yarışmasının biçimi ve değerlendirilmesi
– Türkçe’leştirme çalışmalarının yöntemi ve planlaması
– PDK sonuç bildirisi
– Faaliyet takvimi ve sonraki oturum zamanının belirlenmesi

gündeme geçilmeden halledilmesi gereken bir nokta vardı. TÜBİTAK Abdullah Erol ‘u Geliştirici temsilcisi olarak toplantıya dahil etmişti bir de Cavit Vural Topluluk geliştirici temsilcisi olarak bulunuyordu. Oysa Topluluk Geliştirici temsilcisi olarak kısa sürede ve hızlı bir şekilde olsa da Anka çalışmasında aktifi rol alan Erdinç Gültekin’i belirlemiştik. Ancak bu oylamanın Tübitak tarafından yeterli bulunmadığı belirtildi ve Erdinç’in kurul toplantısına sadece izleyici olarak katılmasına izin verildi söz hakkı verilmedi. Hal böyle olunca Pardus adına stratejik kararlar vermesi beklenen kurulun ilk tartışma maddesi kurulun yapısı üzerine oldu. Cavit Vural’ın topluluk tarafından seçilmediği dolayısıyla topluluk geliştirici temsilcisi olamayacağı dile getirildi. Resmi geliştiricide olamazdı çünkü bildiğimiz kadarıyla Tübitak ile resmi bir bağı (en azından ilan edilmiş) bulunmuyordu.Bunun üzerine Cavit Vural’ın toplantıya izleyici olarak katılmasına karar verildi.   Erdinç’in oylamasının yeterli bulunmaması üzerine o anda Ozgürlükiçin ve PLO forumlarında bir konu açarak uzun ve geniş katılımlı olacağını umduğumuz bir seçim duyurusu yaptık (2-3)

Tartışmaların ardından Toplantıya ;

  • TÜBİTAK yönetim temsilcisi (Abdullah Erol)*
  • STK temsilcisi (Doc.Dr. Mustafa Akgül)
  • Kullanıcı topluluğu temsilcisi (Sezai Yeniay)
  • Pardus çözüm ortaklarından bir temsilci (Ozguryazılım a.ş. – Doruk fişek)
  • Üniversite (akademik) temsilci (Çanakkale 18 Mart Ü.-  Dr. Necdet Yücel)
  • Kamu kurumlarından temsilci (Milli savunma Bakanlığı – Üst. Teğ. Abdullah Arslan)

ile devam ettik.

* Dr. Ahmet Kaplan İçişleri Bakanlığından çağrıldığı için toplantıdan ayrılmak zorunda kaldı.

Ben toplantının ilk dakikalarını twitterdan #pardusdanışma etiketiyle aktarmaya çalışsamda tartışmaların hararetlenmesi üzerine iki tarafı idare edemediğimden yayını sonlandırmak zorunda kaldım. En önemli tartışma tahmin ettiğiniz gibi Milli eğitim Bakanlığı nın Fatih projesi kapsamında pilot okullara gönderdiği ve vestel firmasınca üretilen Etkileşimli tahtaların Debian tabanlı bir Pardus ! kurulu olmasıydı. TÜBİTAK bu kararı alma gerekçelerini şöyle açıklamaya çalıştı;

“MEB ile sözleşmemiz vardı ve zaman sıkıntısına girmiştik Akıllı tahtada bazı sorunlar yaşıyorduk bunu çözmek için debian tabanlı bir pardus oluşturarak sorunu aşabildik ve piyasaya sürdük aynı sözler Milli Savunma Bakanlığı ile yapılan bakım sözleşmesi içinde geçerliydi” bu sözler üzerine Dr. Necdet Yücel ve Doruk Fişek yapılamayanın ne olduğunu anlamaya çalıştılar ve Necdet hoca yapamadığınız neyse verin bir akıllı tahta size bir ayda teslim edeyim dedi Yine  Doruk Fişek de Çözüm ortağı bir firmanın ortağı olmasına rağmen Tübitak tarafından kendilerine böyle bir sorunun çözülmesi talebiyle gelinmediğini gelinseydi kısa zamanda halledebileceklerini açık bir şekilde ifade ettiler. Hem Necdet hoca hem de Doruk Fişek bahsedilen teknik aksaklığın Pardus’un pisi yi kullanması ile alakalı olmadığını daha doğrusu bahsedilen türden bir sorunun asla paket yöneticileriyle alakasının olmadığını bir özgür yazılımın sorunu çözmesi halinde diğerininde yani debianda çözülen bir sorunun pardusta da çözülebileceğini açık kaynak dünyasında bunun böyle olduğu dile getirildi.

Bir başka gerekçede şöyle açıklandı ; Debian depolarında 30 bin paketin olduğu pardus deposunda ise 5 bin paketin olduğu debian tabanlı bir pardusda mevcut debian paket havuzununda kullanılacağı böylece paket sorununun olmayacağı söylendi. Doruk Fişek ise işin aslında sanıldığı gibi basit olmadığını verdiği teknik örneklerle anlattı ve bir süre sonra mevcut debian havuzu ile farklılıklar oalcağı paketin deb olmasına rağmen artık farklılaştığı için paket bakımı için yine bir işyükü getireceğini ortaya koydu.

Yine Dr. Necdet Yücel ve Doruk Fişek karşı oldukları kararın pisi yerine deb in tercih edilmesi olmadığını buna karar verilecekse bile bu kararı Pardus hakkında stratejik kararları vereceği söylenen Danışma kurulu tarafından verilmesi gerektiği ancak TÜBİTAK’ın kendi başına bir karar aldığı ve geliştiricisi bilinmeyen çözüm ortağının kim olduğu bilinmeyen bir çalışma neticesinde debian tabanlı bir Pardus meydana getirilerek piyasaya sürüldüğü ve bu oldu bittinin danışma kuruluna dayatılarak onaylatılmak istendiği bunun kabul edilemez olduğu belirtildi. Bu sözlere Ben ve Doc.Dr. Mustafa Akgül hocamızda katıldı. Kamu kurumlarını temsilen toplantıya katılan MSB  temsilcisi Üst.Teğ. Abdullah Arslan ise bürokratik kaygılardan olsa gerek artık sözleşmelerin imzalandığını ve bu saatten sonra geri dönüşün olamayacağını savunarak debian tabanlı pardus ile yola devam edilmesi gerektiğini savundu. Hatta Abdullah Erol en azından 3 yıl pisi önerisiyle gelmeyin deb’e dokunmayın dedi. Bu söz üzerine bende siz 3 yıl da pisiyi öldürmüş oluyorsunuz hemde kendinizi deb e bağlıyorsunuz bu doğru değil dedim. Örneğin cpm diye bir paket yöneticisi çıksa ve sizin deb ile çözemediğiniz (pisi ile çözülemeyen oluyorsa bu da olmalı) bir sorunu cpm paket sistemi çözüyor olsa bile bu geçişi yapmayacağız demektir. Bu kendinizi sınırlamak olur doğru bir düşünce değil dedim.

Bu tabloda temel iki grup oluşmuştu

1- Debian tabanlı Pardus’a karşı olan Grup (Ben , Necdet Hoca , Doruk Fişek ve Doc.Dr.Mustafa Akgül)

a- Daha çok yöntemin yanlış olduğunu düşündükleri için karşı çıkanlar ( Necdet Hoca ve Doruk Fişek)

b- Pardus’a özgü teknolojilerden bu kadar kolay ve mesnetsiz gerekçelerle vazgeçilmesine karşı çıkanlar ( Doc.Dr.Mustafa Akgül ve Ben )

2- Yapılan sözleşmelerden dolayı Debian tabanlı Pardus’u destekleyenler ( Abdullah Erol ve Abdullah Arslan)

4’e 2’lik bu aritmetik TÜBİTAK’ı mevcut sözleşmelerden dolayı zora sokmuştu. :Sanılanın aksine Danışma kurulu çoktan alınmış Debian tabanlı Pardus kararını onaylamamıştı. Danışma kurulunun kararları uygulanacak olsa yapılan sözleşmelerin yerine getirilmesi imkansızlaşacaktı (örn. 6 hafta içinde yapılacak MSB deki yenileme (mevcut pisili pardusların Kurumsal 3 isimi verileceğini sandığımız Debian tabanlı Pardus’a geçirilmesi) çalışmaları).  Bizden beklenen aylar öncesinde alınan ve uygulamaya konulan bir çalışmanın onanmasıydı. Olmadı.

 OLMADI

Bu gelişme üzerine taraflar kendi argümanlarını ortaya koymaya başladılar.

Birinci grup Danışma kurulunun Pardus ile ilgili tüm kararları almaya muktedir bir kurul olarak düşünüldüğünü savunurken (Bkz. 1. bağlantı ) İkinci grup (TÜBİTAK-Abdullah Erol) Danışma Kurulunun sadece bireysel pardus sürümü için söz sahibi olacağını kurumsal’a karışmaması gerektiğini savundu. Elbette bu iddia Pardus’un Yarını Çalıştayının sonuç metninde açık bir şekilde yazdığı gibi  “Pardus’un gelişiminin gerek bireysel gerek kurumsal sürüm olarak TÜBİTAK öncülüğünde, topluluğun katılımıyla sürdürüleceği TÜBİTAK tarafından belirtildi. Pardus’un geleceğine yön verecek, gerekli kararları alacak bir kurul oluşturuldu.” kararıyla yalanlanmış oluyordu. Bu açıklamamız üzerine Danışma kurulunun çalışma esasları ve yetki çerçevesi tartışmaya açıldı.

TÜBİTAK’ın bizden istediği en önemli şey mevcut sözleşmelerde kurumu zora sokacak bir kararın alınmamasıydı elbette bu konuda alınmış en önemli karar paket yöneticisi kararıydı.

Birinci grup olarak bizler her ne kadar mevcut sözleşmelere zarar verecek bir tavır içinde olmayacağımızı dillendirsekte bir türlü ikna edici olamadık ve herkesin kafasında dolaşan düşünceyi bir büyüğümüzü olarak Doc.Dr.Mustafa Akgül söyledi “Siz bu kurula güvenmiyorsunuz”

Evet ne yazık ki TÜBİTAK kendi oluşturacağı kurulun kararlarından endişe duyuyordu oysa bizler kilometrelerce uzaktan işimizden rica minnet izin alarak ,uykusuz kalarak paydaşı olduğumuzu düşündüğümüz Pardus projesinin daha iyi yerlere gelmesi ( daha kötüye gitmemesi olarakta okuyabilirsiniz) için gelmiştik . Bu düşünce hepimizi üzdüğü gibi umutsuzluğada sürükledi. Ancak yinede vazgeçmedik daha doğrusu her iki tarafta vazgeçmedi.

KURULUN YETKİSİ

Geldiğimiz nokta yeni bir tartışma doğurmuştu. (Sizinde farkettiğiniz gibi fazla yol alamadık neredeyse gündeme dair hiçbir konuyu konuşamadık daha o noktaya varamamıştık varacak gibide görünmüyordu) Kurulun yetkisi ve görev çerçevesi ne olacaktı. Öğrendik ki biz aslında henüz danışma kurulu olmamışız sadece çalışma kuruluymuşuz. Danışma kurulu olabilmemiz için TÜBİTAK Bilim Kurulunun onayından geçmeliymişiz. Doruk Fişek durumu iyi anlatan bir söz söyledi ozaman tokmağı verin öyle konuşmaya başlayalım. Dediği gibi yetkimiz yokken konuşmak anlamsızdı ve biliyorduk ki isterlerse bu danışma kurulunu onaylamayabilirler. Yine biliyoruz ki isterlerse her zaman bu kurulu kaldırabilirler.

ANLAŞAMADIK

İlk toplantının ortaya koyduğu bir gerçek vardı anlaşamamıştık. Bu durum TÜBİTAK ‘ı şaşırtmış olsada Necdet hoca durumu güzel ifade etti “Siz bizi size karşı çıkalım diye çağırdınız yoksa istediğiniz kararı alırdınız” Evet biz orada ortak akıl için biraraya geldik

Gördük ki anlaşamadık.

Sorularımız vardı cevap alamadık ;

1- PİSİ nin etkileşimli tahta özelinde eksiği neydi?

2- Bu eksiğin giderilmesi için çözüm ortaklarına neden başvurulmadı?

3- Yeni çözüm ortağı anlaşmaları yapıldığı söylensede bunlar neden açıklanmadı ( mevcut ortakların bile haberi yok)?

4- 2 ay sonra piyasaya sürülecek Pardus sürümü kimler tarafından hazırlandı ? Çalışmalar neden özgür yazılım felsefesine uygun bir yolla yapılmadı?

SONUÇ

Bakmayın ara başlığın sonuç olduğuna , yapılan ilk danışma kurulu toplantısında beklentileri karşılayacak herhangi bir sonuç alınamadı teklif edilen gündem konularının neredeyse hiçbiri konuşulamadı (oysa temayı bile konuşacağımızı umuyorduk) Dr. Ahmet Kaplan’ın moderatörlüğünde yapılan görüşmelerin ilk bölümü akıcı geçiyordu ancak toplantıdan ayrılmak zorunda kalması bir talihsizlik oldu aksi halde bağlayıcı kararlar alınabilirdi . Şimdi ise toplantıya bir mail listesi üzerinden devam edeceğiz ve kurulun çalışma esasları üyelerin seçilme yöntemleri üzerinde karara varıp kurul’un bilim kurulu tarafından onaylanmasını bekleyeceğiz (Doruk’un dediği gibi tokmağı elimize almayı bekleyeceğiz)

Peki o zamana kadar boş mu duracağız? Elbette hayır

#ANKA

Toplantıda zaman zaman #anka çalışmasıda gündeme geldi. Pardus’un topluluk tarafından geliştirilmesine TÜBİTAK’ın sıcak baktığını en azından müdahale etmeyeceğini öğrendik. Yine topluluk tarafından istenirse pisi ile yola devam edilebileceği söylendi. Elbette Topluluk çalışmalarını yapmak için bir makamdan icazet almak zorunda değil ancak sözlerden çıkardığım sonuç şu marka patent logo vs gibi konularda başımızı ağrıtmayacakalar. En azından ben öyle anladım. Geleceğin ne olacağı belli olmaz ,elbette gönlümüz TÜBİTAK ve topluluk olarak Pardus’un kendisine özgü teknolojilerini muhafaza ederek, toplantıdada söylediğim gibi “Bu toprakların ürettiği değerleri” koruyarak devam etmesi. Ancak aksi olursa da elimizde desteğinizi bekleyen bir #Anka var sahip çıkalım.

BEN SAKSI DEĞİLİM:)

Temsilciniz olarak seçtiğiniz danışma kurulunun bu ilk toplantısında elimden geldiğince fikirlerinizi iletmeye ve savunmaya çalıştım. Umarım beklentilerinize cevap verebilmişimdir. İkinci toplantı olur mu bilmiyorum ancak fikirlerinizi benimle paylaşırsanız daha donanımlı olarak katılabilirim yapılacak olan toplantıya . İlkinde hatam olmuşsa affola.

(1) http://www.pardus.org.tr/pardusun-yarini-calistayi-sonuc-metni/

2) http://www.ozgurlukicin.org/forum/gonullu-calismalar-gecici/24685/?page=1

3) http://www.pardus-linux.org/forum/pardus-g%C3%B6n%C3%BCll%C3%BCleri/pardus-topluluk-geli%C5%9Ftirici-temsilcisi-se%C3%A7imi-yeni


1 Temmuz 2012

Posted In: özgürlükiçin, pardus

Pardus Paket Yöneticisi

Bildiğiniz gibi 2 gün sonra Pardus’un geleceğine yön vereceği beklenen bir toplantı yapılacak. Bende bu toplantıya kullanıcı topluluğunu temsil etmek ve sizlerin görüşlerini toplantıda dillendirmek için katılacağım. Danışma Kurulu’nun kurulmasının konuşulduğu Pardus’un yarını çalıştayından bu yana olası bir toplantıda nasıl bir pardus istediğimizi, kullanıcı kitlesinin beklentilerini ileteceğimi düşünüyordum. 

Bizler son kullanıcı olarak bir bilgisayarı açtığımızda onunla internete girebilmeyi , müzik dinleyebilmeyi , film izleyebilmeyi , ofis yazılımını kullanarak belge oluşturmayı ister bunu isterkende en sorunsuz en hızlı olanını tercih ederiz. Kendimizi sadece tüketici olarak konumlandırdığımız da bunu istemek en doğal hakkımız, hatta olması gerekendir. Eğer bizler kendimizi ya da Pardus geliştiricileri Pardus kullanıcılarını böyle görüyorsa yapılacak bir teknik tercih değişikliği bizi ilgilendirmemeli hatta işimizi kolaylaştırdığı sürece kullandığımız ürünün arkasında yatan felsefenin de bir önemi olmamalıdır.

Peki Pardus Topluluğu olarak tanımladığımız kitlenin özelliği yukarıda belirttiğimiz tipe uygun mudur? eğer cevabınız evet ise başka bir soru sormak gerekir. Pardus meydana çıktığı günden bu yana ve her sürüm değişikliğinde kullanımı çok kolay , yaygınlığı çok fazla ve sorunsuz olduğu için mi tercih edildi bu kitle tarafından ? Pardus bize dikensiz bir gül bahçesi sunduğu için mi? ilk tercihimiz oldu. Bizler Pardus’u sadece iyi bir araç olduğu için mi tercih ettik? Bizlere Pardus’u sunan TÜBİTAK ve onu meydana getiren geliştiriciler bizlere mükemmel bir sistem sunduklarını düşündükleri için mi Pardus kullandığımızı düşündüler? Benim bu sorulara cevabım elbette hayır olacak. Hayır çünkü bizler Pardus’u Windows dan Ubuntudan ya  da debian dan daha iyi olduğu için kullanmadık. Bizler Pardus’u bazen hayatımızı zorlaştırması, verilerimizi kaybetmek, saatlerimizi sorunlarımızın çözümünü arayarak geçirmek pahasına tercih ettik. Çünkü Pardus tüm insanlığın geliştirdiği değerlerin üzerine inşaa edilmiş bizden de insanlığın kullanımına sunulan teknolojiler içeriyordu ve bizler Pardus’u kullandıkça gelişecek,geliştikçe kullanımı artacak kullanımı arttıkça hem ülkemiz kazanacak hem de insanlık kazanacaktı , özgür yazılım anlayışı arttıkça da özgür yazılım kazanacaktı. İşte bu nedenle Pardus topluluğu basit bir son kullanıcı tanımı içine sığamaz. Pardus topluluğu doğrularıyla yanlışlarıyla bu güne kadar üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalışmış bir topluluktur. Topluluğun belkide son ve en önemli görevi danışma kurulu  arefesinde önemli bir konuda fikirlerini açık bir şekilde dillendirmek olacaktır.

Pardus’un Paket Yöneticisi

Birkaç  gündür sosyal medyada sık sık dillendirilen bir konuyu , konu her nekadar son kullanıcıdan çok , geliştirici ve paketçileri ilgilendirsede sizlerle paylaşmak istiyorum. Danışma kurulunda pardus’un paket  yönetim sistemi olan pisi den vazgeçilerek debian’ın paket yönetim sistemi olan deb e geçilmesi gündeme gelecek gibi duruyor. Aslında Pardus’un yarını çalıştayında da gündeme gelen ancak üzerinde çok durulmadan sonraya bırakılan bir konuydu bu tercih sanırım şimdi esaslı olarak gündeme gelecek ve kesin karar verilecek.

Pisi nin üstünlükleri,eksikleri , deb in üstünlükleri , eksiklikleri ya da bu tercih değişikliğinin getirileri ve götürüleri üzerine konunun her iki tarafınında geçerli argümanları vardır mutlaka. Ben konunun bu yönünden ziyade az önce çerçevesini çizmeye çalıştığım Pardus Topluluğunda oluşturacağı yankıyla ilgileniyorum ve danışma kurulu öncesi düşüncelerinizi benimle paylaşmanızı rica ediyorum. Söz sizde.


27 Haziran 2012

Posted In: özgürlükiçin, pardus

Anew Pardus? or New Pardus?

Hello,

My last blog entry was about why I decided to stay aside for a while. As I mentioned there, I left my administration duty at ozgurlukicin.org but I emphasized that I’ve been elected for advisory board that is decided at the Tomorrow of Pardus Workshop is done at March 23-24 and will continue my new duty by conributing to Pardus on the other fields. I still keep my words.

For a while, I don’t exist around here even in forums or #pardus channel. I’ve my personal reasons and even if they still exist, I decided today that I need to write.

Pardus #Anka

As you know, It’s announced in January that Pardus 2011, is last individual version of Pardus, is ended its life cycle, it won’t be go on to develop anymore and there won’t be any update for package repository. After that, a lot of people removed Pardus from their systems and moved to alternative distros. Some of us have insisted to use Pardus because we didn’t want to believe what happens. Those stubborns, that does not give up Pardus, owing to the package repositories controlled by pardususer.de, parduslife and pardus-linu.org communities moved on untill today by updating their systems using those repositories.

If I’m not wrong, in january, Erdinç Gültekin (pantera) was the first person that have talked about Anka and an organization is established to continue Pardus by the community. (Facebook pisi farm group) A copy of official repository is uploaded to svn.pardus-linux.org/pardus/2012 and it’s been started to update the packages. One of the most hard working person in that period was dear Hamit Giray Nart. I’ve to mention him.

#Anka was a prealpha release of Pardus 2012 to keep alive the belief of continuity of Pardus. Now, #Anka is aimed to add new properties to Pardus owing to contributors although it’s known as only a package update process. It’s been planning to announce a new iso in this month.

My personal idea is that it’s much more convenient that #Anka move on its way as a Pardus based distro although PKD and PLO heading #Anka work assume that those workings are to supply updated package support to users and build the infrastructure is planned to go on with community support in the interim of re-starting of Pardus by TUBITAK. Because…

Anew Pardus?

I know/at least belive that open source software have to be developed in an open place to everyone. I believe that previous administration (Erkan Tekman and his team) tried to act in consistent with free software philosophy even they didn’t satisfy a lot of people including the teacher Necdet with his criticisms. If you ask me how it will go on from now on? I don’t know. Because I’ve not contact directly with the new decision-makers except the workshop. As I know, there is no even one developer in the project. I’m trying to follow the news created by my country’s media that is in a perceptual illusion but it’s so difficult to accomplish it by a news have a heading “Everbody will use Pardus” as if only an elite group is allowed to use th Pardus until now, hereafter everybody will use it. I don’t get it how a mind can write that heading and why.

As I understood by the explanations;

It has been decided seriously in some topics and it’s said that Pardus passed all the tests and only Pardus will be used in 620 thousand interactive board.
It’s said that a new Pardus release will be announced in a couple of months.
It’s said that “The Advisory Board”, that is decided to establish in the workshop at March, will meet in near future.

The New Pardus?

I believe that significant decisions will be taken by the Advisory Board that will meet in the coming days, but I strictly belive most of those decisions were already taken a long time ago behind closed doors because of tradition of bureaucracy of my country and will be picked up from the options on the table. And those decisions make us query our priorities. The love of free software? or Pardus love? That’s why we need to put forth now what we want, so we are able to be prepared for the Advisory board.

I request that you help me at the meeting as I think that they invite me as a member of Advisory Board. I need your ideas on 3 basic topics.

1- What do you want in pardus? What should be in Pardus?

2- What don’t you want in Pardus? What shouldn’t be in Pardus?

3- Which pardus technologies can be given up to keep alive the Pardus?

Please add your ideas as comments in this post or send to sezaiyeniay@ozgurlukicin.com.

Please excuse my silence for a couple of months, I’m waiting for your ideas. Faithfully…

(Thank you for the translation İsmail Sezen)


26 Haziran 2012

Posted In: özgürlükiçin, pardus

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com