Yerli yazılım, Milli yazılım

Ülkemizin olabildiğince çok konuda dışa bağımlı olmaması hepimizin isteği. Elbette her şeyi yurt içinde üretemeyiz ama eğer bir ürünün yurt dışından kullanılması ülkenin kaynaklarının dışa aktarılması anlamına geliyorsa veya o ürünü geliştirmek için dışa bağımlı oluyorsak onu kendimizin üretmesi anlamlı olacaktır. Ülke menfaatleri açısından bakıldığında bazen dışarıdan daha ucuza alınabilecek bir ürünü yurt içinde üretmek onun sağlayacağı katma değerler göz önüne alındığında daha faydalı olabilir. Güvenlik, gizlilik gibi konuların yanı sıra bir ülke vatandaşı için kullandığı ürünlerin çoğunun kendi ülkesinde üretildiğini bilmek bile önemlidir.

Uzun zamandır özgür yazılımı anlatmaya gittiğim yerlerde 'neden yabancıların yazılımlarını kullanıyoruz da kendimiz yazmıyoruz' sorusuyla karşılaştığımdan bu konuda kısaca yazayım istiyorum. Bu bahsettiğime çok benzer tepkileri Pardus hakkında da sıklıkla duyuyorduk, 'neden milli çekirdek yok, neden kendi ofis paketimizi yazmıyoruz' soruları sonunda 'neden her şeyi baştan yazmıyoruz' sorusuna hızlıca dönüşüyordu.

Öncelikle şunlarda anlaşalım: Kamunun kaynaklarını kullanarak geliştirilen bütün yazılımlar kamunun malı olmalı yani birer özgür yazılım olarak lisanslanmalıdır. Bu yazılımlar bizim sağlayacağımız imkanlarla ortaya çıkacağından sonuçta sahipli yazılımlar olması son derece mantıksız bir iş olacaktır. İkinci olarak eğer ülke olarak ihtiyacımız olan bir yazılım varsa ve böyle bir özgür yazılım yoksa elbette onu baştan yazmak ve özgür yazılım yapmak temel hedefimiz olmalıdır.

Cilalı taş devrine geri dönüp mevcut her şeyi baştan kendimiz keşfetmeye çalışamayacağımıza göre kullandığımız şeyleri yurt içinde üretmek için elimizde kriterler olmalı. Bence bu kriterler için aşağıdaki sorular yol gösterecektir: a) Yazılımı kullanmak için yurt dışına kaynak aktarmamız gerekiyor mu? b) Yazılım üzerinde değişiklik yapmak için yurt dışına bağımlı mıyız? c) Yazılım bazı ihtiyaçlarımızı karşılamıyorsa onun üzerinde değişiklik yapıp kullanmak yerine baştan yazmak daha mı ekonomik olacak? d) Yazılımın ne yaptığından emin miyiz? Yani güvenlikle, gizlilikle, mahremiyetle ilgili kaygılarımız var mı? e) Bu baştan yazma işine nereye kadar devam edeceğiz?

Konuya bu kriterlerle yaklaştığımızda özgür yazılım yerli yazılımdan beklenen her şeyi fazlasıyla sağlar. Şimdi her madde üzerinde kısaca duralım.

Özgür yazılımları kullanmak için yurt dışına kaynak aktarmak gerekmez.

Özgür yazılımların sıfırıncı şartı onları istenilen amaç için kullanabilmemizi garanti altına alır. Yani bir özgür yazılımı ister ev kullanıcısı, isterse ticari kullanıcı ayrıca kimseden izin almadan istediği gibi kullanabilir. Her kullanıcının temel ihtiyaçlarından biri olan ofis paketi için tercihimizi MS Ofis olarak kullandığımızda ülke olarak zaten zorluklarla ürettiğimiz değerleri yurt dışına aktarmış olurken, LibreOffice kullanırsak yurt dışına tek kuruş kaynak aktarmamış oluruz. Benzer şekilde işletim sistemi olarak bir GNU/Linux dağıtımı kullandığımızda onu sanki kendimiz yazmışız gibi özgürce kullanabiliriz. Ülke olarak petrol ve doğalgaz gibi zenginliklere sahip olmadığımızdan bir yazılımın lisans bedelini ödeyebilmemiz için karşılığında vermemiz gereken kaynakları yurt içinde kullanmak hem istihdamı arttıracak hem de üreten bir ülke olmamızı sağlayacaktır. Konuya yurt dışına aktarılan para açısından baktığımızda özgür yazılımlarla yerli yazılımlar arasında bir fark olmadığı görülecektir.

Özgür yazılımları geliştirmek için yurt dışına bağımlı değiliz.

Her yazılımın hataları ve eksikleri olur, bu yazılımın doğasında olan bir şeydir. Özgür yazılımlar kaynak kodlarıyla birlikte dağıtıldıklarından eğer ülke olarak ihtiyacımızı karşılamayan yerleri varsa bunu yazılım geliştiricilerimiz bu yazılımların kaynaklarına ekleyebilecek, mevcut hatalarını giderebileceklerdir. Ülke olarak yerli ofis paketi yazmak için baştan başlamak yerine LibreOffice'in 30 yıllık çalışmasını kullanıp ona eklemeler yapmak kesinlikle çok daha anlamlı olacaktır. Bir işletim sistemini baştan yazmanın ne kadar büyük bir iş olacağını daha sonraki maddelerde açıklamaya çalışacağım ama şu kadarını söylemeden geçmeyeyim böyle sonu gelmeyecek bir projeye kamunun kaynaklarını aktarmak yerine bir GNU/Linux dağıtımının eksikliklerini gidermeye ve ihtiyaçlarımıza cevap verebilecek hale getirmeye çalışmak karşılaştırılamayacak kadar verimli bir çalışma olacaktır. Ülkemizde mevcut yazılımlara kod ekleyebilecek kalitede yazılımcı kaynağı olduğuna ben eminim ama zaten eğer bu yoksa baştan da yazamayız o yazılımları. Konuya yazılımın geliştirilmesi açısından bakıldığında özgür yazılımlar yurt içinde geliştirilen yazılımlardan daha hızlı geliştirilen yazılımlar olarak karşımıza çıkarlar çünkü dünyanın geri kalanının emeğini de kullanmamıza imkan verirler.

Özgür yazılımları kullanmak yazılımı baştan yazmaktan çok daha ekonomiktir.

Yazılımların tek maliyetleri kod yazımı süresince geliştiricilerin fonlanması değildir. Bunun haricinde yazılımın analizi, tasarımı, test edilmesi gibi süreçler de çok önemli bilgi birikimi gerektiren ve zaman alan süreçlerdir. Ülke olarak bir veritabanı yazılımına ihtiyacımız olduğunda postgresql (veya bir başka özgür veritabanı) kullanmak yerine onu baştan yazalım dersek postgresql'in gelişimi için harcanmış 20 yıllık emeği bir kenara koyacağımız gibi onu bu sürede çalıştırmış ve test etmiş yüz binlerce kullanıcının emeğinden de faydalanamamış oluruz. Postgresql bütün kaynak kodlarıyla kendimiz yazmışız gibi kullanabileceğimiz, özgürce geliştirme yapabileceğimiz ve dünyanın geri kalanının onun üzerine yapacağı geliştirmelerden de faydalanabileceğimiz bir veritabanı iken bunu elimizin tersiyle bir kenara itip en baştan başlamak bizi sadece 20 yıl geri götürmez, aynı zamanda kendi emeğimizi de boşa harcamamıza neden olur. Konuya sadece ekonomik olarak baktığımızda bile özgür yazılımlar en az yerli yazılımlar kadar (çoğu durumda daha fazla) ekonomik fayda sağlarlar.

Özgür yazılımların ne yaptıklarını kontrol edebiliriz.

Özgür yazılımlar kaynak kodlarıyla birlikte dağıtıldıklarından iddia ettikleri işlevlerin yanında başka işler yapıp yapmadıklarına bakabiliriz. Bunu elbette hepimiz yapamayız ama hem biz bir grup geliştirici kaynağını bu alana ayırıp baktırabiliriz hem de dünyanın geri kalanının da aynı kodlara bakmasından faydalanabiliriz. Yani ülke olarak lisans bedelinin karşılığını madenlerden çıkardıklarımızla, tarlalarda ürettiklerimizle, denizcilikten elde ettiklerimizle ödemeyi göze alsak bile tam olarak neler yaptığını asla bilemeyeceğimiz kapalı kaynak kodlu, sahipli yazılımlar yerine özgür yazılımlar kullandığımızda tedirgin olabileceğimiz güvenlik, gizlilik, mahremiyet gibi bütün konular üzerinde ihtiyacımız olduğu kadar çalışabiliriz. Bir özgür yazılımı yurt içinde geliştirmiş olmakla insanlığın ortak malı olan bir özgür yazılımı kullanmak arasında bu açıdan hiçbir fark bulunmaz.

Mevcut özgür yazılımları kullanmak yerine her şeyi baştan yazmak gerçekleştirilemez bir hedeftir.

Elbette en formal tanımı bu değil ama bilgisayar yazılımı dediğimiz şeyin bir algoritmanın gerçeklenmiş hali olduğunu unutmayalım. Bu algoritmalar da insanlığın ortak malıdır. Sadece bu topraklar üzerinde yaşayanlar tarafından geliştirilmedi diye bir özgür yazılımı kullanmak yerine onu baştan yazmayı tercih etmek demek aslında yeni bir algoritma geliştirmeyeceksek aynı işi en baştan yapmak demektir. Bunun karşılığında elde edeceğimiz fayda da çoğunlukla sıfıra yakın olacaktır. Eğer algoritmaları da baştan yazmaya kalkarsak bu yolun sonunun cilalı taş devrine gideceği çok açık olmalı herkes için çünkü bilgilerini kullandığımız Newton Çorumlu olmadığı gibi, Amper de Yozgatlı değil. Aklı başında kimsenin insanlığın bütün bilgilerini yeniden biz üretmeliyiz demeyeceğini tahmin ediyorum.

Ayrıca bir yazılımı bu ülkede geliştirilmedi diye baştan yazmaya kalktığımızda nerede duracağız sorusu da cevaplanması gereken bir soru. Örneğin kendi işletim sistemi çekirdeğimizi bu nedenle baştan yazmaya kalktığımızda hangi programlama dilini kullanacağız. Malum hiçbirini biz geliştirmedik. O zaman önce bir programlama dili geliştirelim dersek bu defa da onun için bir editör yazmak gerekecek. Elbette yazdığımız kodları derleyecek bir derleyici ve onun ailesini de yazmak kendi başına ofis paketi yazmaktan çok daha büyük bir emek isteyecek. Peki bu derleyiciyi hangi kabuk üzerinde çalıştıracağız? Demek ki bir de kabuk yazmak gerekecek. Bu konuyu sonuna götürdüğümüzde varacağımız yer cilalı taş devri olacaktır maalesef. Bizi bu noktaya getiren ise bir özgür yazılımı sadece biz geliştirmedik diyerek baştan yazma isteği oldu.

Özgür yazılımlar hangi açıdan bakarsak bakalım bizden biri yazmış gibi kullanabileceğimiz, geliştirebileceğimiz yazılımlardır.

9 Mart 2017

Posted In: Gezegen, gnu, libreoffice, linux, milli yazılım, Özgür yazılım, postgresql, yerli yazılım

Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor? -9-

Aynı başlıkla dokuzuncu yazıyı yazmak biraz garip ama son yazıyı yazalı neredeyse bir yıl geçmiş diyerek bir durum tespiti yapayım yine. Aradan geçen bu sürede neredeyse kimseyi çeviri çalışmalarına çekemedik. Hiçbir kurum, şirket bu çalışmalara destek olmak için adım atmadı. Aşağıda bahsedeceğim büyük özgür yazılım projelerini neredeyse bütün GNU/Linux kullanıcıları kullanıyor ama kimse çevirmediği gibi çevirenlere de destek olmuyor. Bu projeleri çevirenlerin sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar az.

Sahipli yazılımlar yerine özgür yazılımların kullanılması bizim camiadaki herkesin dileği. İngilizce bilmeyen kullanıcıların kendi dilinde olmayan bir yazılımı kullanamayacağı da herkesin malumu. Ülkemizde devlet kurumlarında ve özel firmalarda özgür yazılımlar kullanılsın istiyoruz ama bu yazılımlar nasıl Türkçe konuşacak diye neredeyse kimse düşünmüyor. Bu yazılımları bir avuç gönüllünün çevirdiği göz ardı ediliyor hep.

Bir kere şunda anlaşalım istiyorum: özgür yazılımların çevirileri bu işi yapan gönüllülerin sorumluluğu değil. Biz bu işi gönüllü olarak yapıyoruz. Yarın yapmayabiliriz. Çeviri yapmayı bıraksak ülkede neredeyse kimse çeviri durumlarını takip etmediği için ancak kullanıcı şikayetlerinden fark edilecek kadar sahipsiz durumda bu konu. MS Ofis yerine LibreOffice, Photoshop yerine Gimp kullanın demek kolay ama nasıl kullanacak insanlar bunları diye düşününce bunun kendiliğinden olmadığını fark etmek gerekiyor.

Aslında bunları bir umutla yazmıyorum. Seneye yine bu konuda yazarsam durumun değişmeyeceğini de biliyorum. Şimdi rakamlara geçelim:

KDE: Geçen yıl %95 olan KDE çeviri oranı %81'e düşmüş durumda. Yardım içeriği ise hiç çevrilmedi.

GNOME: Geçen yıl %96 olan çeviri oranı %90'a geriledi. Yardım içeriği neredeyse hiç çevrilmeden duruyor.

Enlightenment: Geçen yıl %78 olan çeviri oranı %74'e geriledi.

XFCE: Geçen yıl tamamen yerelleştirildi diye yazdığım xfce %99 çeviri oranına sahip.

LibreOffice: Geçen yıl hem arayüzü hem de yardım içeriği tamamen yerelleştirilmiş olan LibreOffice'de durum kötüye gidiyor. Arayüz benim şahsi çabamla neredeyse tamamen çevrildi ama yardım içeriğinde 55496 kelime çevrilmeyi bekliyor. Bu LibreOffice'in yeni sürümünde eklenen özelliklerin hiçbirinin yardım içeriği Türkçeye çevrilmedi demek. Elbette yeni sürümde düzeltilen, geliştirilen konuların da yardım içerikleri çevrilmeden duruyor. İşin ilginç yanı bunu biz çevirmenler haricinde önemseyen de yok.

OpenOffice: Zor zamanlardan geçen OpenOffice'e yeni bir şey eklenmemesine rağmen Burak Yavuz'un gayretleriyle arayüzü %100 Türkçe kullanılabilir durumda ama yardım içeriğinden 277297 kelime çevrilmeyi bekliyor. Bu sadece Burak Yavuz'un sorunu gibi davranıyoruz maalesef.

Listeyi uzatmak mümkün ama derdimi anlatabildiğimi düşünüyorum. Özgür yazılım çevirileri sadece biz çevirmenlerin sorumluluğu değil.

15 Şubat 2017

Posted In: Çeviri, Enlightenment, Gezegen, Gnome, kde, libreoffice, openoffice, Xfce

LibreOffice Crash Projesi

Herkese merhaba,

Bir önceki yazımda Ankara'da gerçekleşen Hackfest'te Crash projesi için çalışmaya başladığımdan bahsetmiştim.

Crash projesinde Django kullanılıyor, LibreOffice sunucularındaki çökme raporlamaları için kullanılacak. Marcus'un bana ilk verdiği iş arayüzde bir düzenleme idi.

Eklenmiş olan her LibreOffice versiyonu için günlük çökme miktarı giriliyor ve özet bir grafik oluşturuluyor. Alt kısımda da versiyon ve ayrıntıların olduğu yeni sayfa için bir link vardı. Bu kısmı değiştirip dropdown butona çevirdim. Artık ne kadar versiyon eklenirse eklensin tablo genişleyip sayfayı aşmayacak :)

Before:


















After:
İlk Pull-Request'im alındı. Yeni şeyler ekledikçe yazacağım. Hoş kalın o/

5 Mayıs 2016

Posted In: crash, free sofware, Gezegen, libreoffice

LibreOffice Hackfest in Ankara 2016

Hi everyone,

LibreOffice Hackfest event occurred last weekend and it was hosted by TUBITAK-ULAKBIM. See here for details of the event.

We attended the event all together as Çanakkale team. (with/+Gülşah Köse, +Berk Güreken, +yeliz taneroğlu, +Ayşe Melike Yurtoğlu, +Burçin Akalın, +Kader Tarlan, +Faruk Uzun, +Özcan Esen, +Feyza Yavuz, +merttumer, +Kerem Hallaç +İrem Şendur)

We met LibreOffice developers Michael Meeks, Marcus Mohrhard and Jan-Marek Glogowski who came from abroad on friday. Then we listened to their presentations.


Michael Meeks's presentation began as introductory speech. This was about how the relationship between mentor and contributor should be maintained efficiently and how the development process should be.

Then, Marcus Mohrhard talked about the beneficial links and contents while contributing LibreOffice.

I had conversation with the developers at lunch break and I had a chance to meet them a lot. I had fun about the conversation and loved them all :)

Michael Meeks's was the first presentation in the afternoon. He told us about LibreOffice code base, LibreOffice components of the lowest level to the highest one and these components's communicate with each other. It was a enlightening presentation for me :)

Afterwards, Marcus explained the recent major changes in LibreOffice Calc's code. He talked about the difference in performance.

Before closing the day, Michael told the tools that used to debug in LibreOffice and we have been experimenting with small examples.

When Hackfest started, all the team members went on the tasks that they work on before and members who have questions about these tasks asked to the mentors.

As for what I'm doing is that I decided to contribute to the project that Marcus mentioned in his presentation Friday and I worked on the project installation and reviewed codes. I'm going to finish what we talk with Marcus and I will write about it in a few days:)

I didn't attend the second day of Hackfest. I spent time with my family in Bolu :)
I had fun, learned new things and made new friends. It was a great weekend for me. Also, I was glad to see Nurhak and Erdem, who I met their at AB2016.

Thank you very much, firstly my teacher +Necdet Yücel, event hosts TUBITAK-ULAKBİM and Muhammet Kara, Gökhan Gurbetoğlu and far away from Michael Meeks, Marcus Mohrhard and Jan-Marek Glogowski. I hope we meet again :)

2 Mayıs 2016

Posted In: ankara, bug hunting, free software, Gezegen, hackfest, libreoffice, tubitak, ulakbim

LibreOffice Ankara Hackfest 2016

Herkese merhaba,

Geçtiğimiz haftasonu TÜBİTAK-ULAKBİM ev sahipliğinde LibreOffice Hackfest etkinliği gerçekleşti. Etkinlik ayrıntıları için buraya bakabilirsiniz.


Cuma günü yurtdışından gelen LibreOffice geliştiricileri Michael Meeks, Marcus Mohrhard ve Jan-Marek Glogowski ile tanıştık ve sunumlarını dinledik.

Sunum Michael Meeks'in giriş konuşması ile başladı. Bu konuşma daha çok  mentör ve katkıcı arasındaki iletişimin en faydalı şekilde nasıl yürütüleceği ve geliştirme işinin nasıl olması gerektiğiyle ilgiliydi.

Ardından Marcus Mohrhard, LibreOffice katkısı yaparken oldukça yararlı olacak linkleri ve içeriklerini anlattı.

Öğle arasında geliştiricilerle sohbet ederek onları daha çok tanıma fırsatı buldum. Sohbetleri çok keyifliydi ve hepsini çok sevdim :)
Öğleden sonraki ilk sunum Michael Meeks'indi. Bize LibreOffice'in kod tabanını anlattı. En alt seviyeden en üste kadar LibreOffice'in hangi bileşenlerden oluştuğunu bu bileşenlerin birbirleri ile nasıl iletişimde bulunduklarını anlattı. Benim için oldukça ufuk açıcı bir sunum oldu :)

Sonrasında Marcus, LibreOffice'in Calc bileşeni kodlarında son zamanlarda yapılan büyük değişiklikleri anlattı. Performans farklarından bahsetti.

Günü kapatmadan önce Michael, LibreOffice'de debug yapmak için kullanılan araçları anlattı ve küçük örnekler ile denemeler yaptık.

Hackfest'in başladığında ise tüm ekip, gelmeden önce üzerinde çalıştığı işlerle ile çalışmaya devam etti, soruları olanlar sorularını sordu.

Benim ne yaptığıma gelirsek, cuma günü Marcus'un sunumda bahsettiği projeye katkı vermeye karar verdim ve Hackfest'te kurulum işleri ile ilgilenip kodları inceledim. Birkaç gün içinde Marcus ile konuştuğumuz işi bitirip bununla ilgili de yazacağım :)

Hackfest'in 2. gününe katılmayıp Bolu'da ailemle vakit geçirdim. Yine dopdolu geçen çok eğlendiğim, yeni şeyler öğrendiğim ve yeni arkadaşlar edindiğim harika bir haftasonuydu. Ayrıca akademik bilişimde tanıştığım Nurhak ve Erdem'i de görmek çok güzeldi.

Başta +Necdet hocama, etkinliğe ev sahipliği yapan TÜBİTAK-ULAKBİM'e ve Muhammet Kara, Gökhan Gurbetoğlu'na, çok uzaklardan gelen Michael Meeks, Marcus Mohrhard ve Jan-Marek Glogowski'ye çok teşekkür ederim. Umarım yine görüşürüz :)


2 Mayıs 2016

Posted In: ankara, bug hunting, free software, Gezegen, hackfest, libreoffice, Özgür yazılım

Özgür Yazılım ve Linux Günleri 2016

Merhaba, geçtiğimiz hafta  Özgür Yazılım ve Linux Günleri'nin 15.'si düzenlendi. Benim de katıldığım 5. Özgür Yazılım ve Linux Günleri etkinliği oldu.  

Etkinlik, Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü'ndeydi. Etkinlik boyunca tek gözüme batan problem küçük bir alanda olmasıydı. Katılım oldukça fazla olduğundan sunum aralarında standları gezmek, kocaman bir toplulukla sohbet etmek bir miktar zorlaştı diyebilirim.

Her yıl olduğu gibi Çanakkale'den kalabalık bir ekiple oradaydık. ( +Necdet Yücel +Berk Güreken  +Gülşah Köse +yeliz taneroğlu  +Ayşe Melike Yurtoğlu +Kerem Hallaç +İrem Şendur +Feyza Yavuz +Kader Tarlan  +Burçin Akalın +Beyza Nur Esen ve berfin sarı)

Okulumuzun özgür yazılım gönüllüsü olan mezun öğrencileri ile de görüşüp sohbet etmek her zamanki gibi aşırı zevkliydi. [Yaşasın Kripton :)] Çok sık görüşemediğim ve sohbetini çok sevdiğim insanları böyle etkinliklerde görüp sohbet etmenin tadı da başka tabiki. \o/

Katıldığım ilk sunum, HackerSpace'den Barış Büyükakyol'un "Özgür Yazılım, Özgür Kültür" sunumuydu. Barış, özgür yazılım felsefesini ve neden doğru olanın bu yol olduğunu anlattı.

İkinci katıldığım sunum ise, bahsettiğim mezunlardan +Aydan Taşdemir'in (Reyiz)  "Pgbarman ile Posgresql Yedekleme" sunumuydu. Pgbarman, sistem yönetimi alanında kullanılan bir araç olduğundan ilgiyle dinledim. Bu araç için Aydan da bir özellik eklemiş. Sunumda bize bu özelliği de anlattı.

İkinci gün, katıldığım ilk sunum Necdet Yücel ve +Kaan Ozdincer 'in "Yine Yeniden Özgür Yazılım" sunumuydu. Evet özgür yazılım diyoruz, başkalarını da yanımıza çağırıyoruz fakat bunu yaparken neleri yanlış yapıyoruz, nelerin üzerinde durup bu çağırma işini doğru yapmalıyız soruların tüm cevapları sunumdaydı :) 

Örneğin, özgür yazılım lisansı ile lisanslanmış bir yazılıma açık kaynak diyerek, hiçbir lisansı olmayıp kodlarını görebildiğimiz yazılıma da açık kaynak diyerek yanlış yapıyoruz. "virüs yok", "bedava" diyerek de karşı tarafı yanlış taraftan ikna etmeye çalışıyoruz aslında. Şimdilerde özgür yazılım gibi görünen ama hiç de öyle olmayan yazılımlar için özgür yazılımı ve felsefesini doğru anlamalı, anlatmalı topluluğun temelini sağlam tutmalıyız. Topluluk herşeydir :) Umarım bu sunumu başka bir etkinlikte dinleme şansı bulursunuz.

Sonrasında +Halil Kaya  ve Fatih Kadir Akın(fkdev)'ın "Türkiye’de Hackathon Kültürü ve Özgür Hackathon’lar" sunumuna katıldım. Bu sunumda da Hack kültürünü, son zamanlarda gerçekleşen hacathonların temel felsefeden biraz uzaklaştıklarını ve aslında Hackathon kültürünün nasıl olması gerektiğini anlattılar.


Gelelim bizim "LibreOffice Geliştirme ve Yaygınlaştırma" toplantımıza :)
Toplantımız 2 kısımdan oluşuyordu. Öncelikle ekipten herkes gibi, ben de eylülden beri LibreOffice için nasıl özellikler eklediğimden bahsettim. Bu çalışmamın bana Mozilla tarafında nasıl bir kapı açtığını anlattım. Ekip oldukça kalabalıktı(13 kişi) ama süre azdı malesef. İçimizden arayüz ile ilgilenenlerin ne yaptıklarını sunuma eklemiştik. Merak edenler  buradan bakabilir.

2.kısımda da temel 2 soru üzerine konuştuk: "Geliştirme için bizden başka neden kimse yok, bu sayıyı nasıl arttırırız" ve "LibreOffice kullanımını nasıl arttırabiliriz?" Toplantıya katılamayıp buradan okurken bir fikri olan okuyucular da düşüncelerini paylaşırlarsa seviniriz :)

Etkinlikte bolca sticker topladığım, bir tane LoL tişörtü ve bardak altlığı edindiğim bilgisini ekleyeyim :)


Yazıyı bitirmeden önce Chris Stephenson hocayı da gördüğüme çok sevindiğimi söylemek isterim. Hoş kalın :)

28 Mart 2016

Posted In: bilgi, etkinlik, free sofware, istanbul, libreoffice, mozilla, oylg2016, Özgür yazılım

Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor? -8-

Arada bir durum tespiti yapmak ve bir avuç gönüllüyle yürütülen büyük özgür yazılım projelerinin çevirilerinin ne durumda olduklarını görmek iyi oluyor diye düşünüyorum. Bu yazılarla neredeyse kimseyi çekebildiğimiz yok ama en azından haber vermiş oluyoruz ;)

KDE: geçen yıl kde4 için %90, kde5 için ise %88 oranında olan çeviriler şimdi kde4 için %95, kde5 için %94 oranına yükselmiş durumda. Yardım içeriği çeviri oranı ise maalesef %7.

GNOME: geçen yıl %93 olan çeviri oranı şimdi %96 seviyesinde. Bu kadar büyük bir masaüstü ortamının çevirisinin bu sevilerde olması elbette çok büyük emek istiyor. Yardım içeriği neredeyse hiç çevrilmemiş durumda.

LXDE: böyle bir masaüstü ortamının çeviri için kullandığı sunucunun sorunlarını bir yılı aşkın zamandır çözememiş olması inanılmaz bir durum. İşin garibi çeviri ekipleri hala ümidini kaybetmemiş durumda. LXDE'ye son bir yıldır eklenen hiç bir şey çevrilemedi maalesef.

Enlightenment: çeviri oranı %78'de idi ve hala aynı durumda. Aslında çevirilecek metinler çok fazla olmamasına rağmen çeviri için çok az kişinin uğraşması yüzünden tamamlanamıyor.

XFCE: çevirisi neredeyse tamamlandı diye yazdığım xfce çevirileri %100'e ulaşmış durumda. XFCE'nin tamamen çevrildiği 10 dilden biri Türkçe.

LibreOffice: en büyük özgür yazılım ofis paketi olan LibreOffice arayüz ve Yardım içerikleri %100 iken çok hızlı geliştirilen bir yazılım olması ve biz çeviri ekibinin tempoyu aksatmamız yüzünden arayüzü %100'de tutmuş olmamıza rağmen yardım içeriğinde %84 seviyesine gerilemiş durumda. Bir sonraki yazıya kadar yine %100 olur diye umuyorum.

OpenOffice: Apache OpenOffice için neredeyse tek başına çalışan Burak Yavuz arayüz çevirisini %100, yardım içeriğini ise %37 seviyesinde tutmaya devam ediyor. LibreOffice ile karşılaştırılabilecek bir yoğunluğu olmadığını da eklemek lazım elbette.

Calibre: en önemli e-kitap yönetimi aracı olan calibre %97 oranında Türkçeleştirilmiş durumda. Bu çeviri oranıyla calibre'nin en çok çevrildiği dördüncü dil Türkçe oluyor.

11 Mart 2016

Posted In: calibre, Çeviri, Enlightenment, Gezegen, Gnome, kde, libreoffice, Lxde, openoffice, Xfce

LibreOffice Ankara HackFest


Çanakkale'deki LibreOffice için yürütülen çalışmalar geliştirici ekibin de dikkatini çekti ve onların önerisiyle 30 Nisan - 1 Mayıs 2016 tarihlerinde Ankara'da ULAKBİM'in ev sahipliğinde bir hackfest düzenlenecek. Yurtdışından gelecek üç geliştirici ile LibreOffice geliştirmesiyle ilgilenenlerin katılabileceği bu etkinliğe katılmak isteyenlerin daha önce Aydın'da düzenlediğimiz çalışma atölyesi ile ilgili yazdıklarımızı okumaları iyi olabilir. Bu etkinliğin diğerinden farkı iletişimin İngilizce yapılacak olması. Diğer hackfestler gibi bunda da katılımcıların kodlama yapacakları, kritik noktaları danışabilecekleri geliştiricilerin bulunacağı bir etkinlik olacak.

Bu etkinliği mevcut çalışmalarımıza hız kazandırmak için bir fırsat olarak görürken yeni katkıcıları da aramızda görmek istiyoruz.

27 Şubat 2016

Posted In: ankara, etkinlik, Gezegen, hackfest, libreoffice

Akademik Bilişim 2016’nın ardından

Her yıl başka bir şehirde düzenlenen Akademik Bilişim Konferanslarının 18.sini bu yıl Aydın'da düzenledik. Konferansı her yıl başka bir şehirde düzenlemenin iyi tarafı Anadolunun yeni bir şehrinde bilişim fırtınası estirmeye çalışmak oluyor. Konferans öncesi dört günlük kurslara 1500'e yakın kursiyer ve eğitmenin katıldığını ve konferansa da 4000'e yakın kişinin ziyaret ettiğini düşününce etkinliğin boyutları ve etkisi daha kolay gözünüzde canlanacaktır. Bu büyüklükte konferanslar üniversitelerde pek az düzenlendiğinden yerel organizasyonlar için oldukça zorlayıcı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Aslında düzenleyici ekip olarak bizim de her yıl daha önce karşılaşmadığımız büyüklükte bir konferansa dönüştü Akademik Bilişim. Ard arda onbirinci defa katıldığım konferans her yıl bir öncekinden büyük ölçekli hale geliyor.


Bundan önceki yıllarda her şey çok güzeldi diyerek nasıl alkışları kabul etmişsek bu yıl çözemediğimiz konular için de durumu kabullenmeli ve eleştirilere açık olmalıyız. Konferans öncesi kurslar süresince çözmekte zorlandığımız elektrik ve internet bağlantısı sorunları olmamalıydı. Bunu seneye yaşamamak için önlemleri almayı planlıyoruz ama bu yıl olanlar için bir mazeret değil elbette bu. Bu 42 sınıfta kurslar için özveriyle çalışan 100'den fazla eğitmen ve 1500 kadar kursiyer için daha iyi koşullar hazırlayabilmemiz gerekirdi. Bütün gayretimize rağmen çözemediğimiz sorunlar için özür diliyorum.

Konferansa katılım benim daha önce görmediğim yoğunluktaydı. Çoğu zaman karşılaştığımız konuşmaları dinleyenlerin az olduğu, civarda gezen insan sayısının fazla olduğu bir konferans olmadı bu yıl. Neredeyse bütün salonların tamamının dolu olduğu ve dinleyicilerin çok ilgili oldukları bir konferans oldu. Bence mutluluk verici bir gelişme olarak kayda geçmeli bu durum.

Mezunlar ve halen öğrenci olanlarla birlikte 20 kadar öğrencimin konferans öncesi kurslarda bulunması, bunun her yıl devam eden bir gelenek haline gelmesi en çok mutlu olduğum konuların başında geliyor. Artık kursların birer parçası olan +Kaan Ozdincer , +Mesutcan Kurt , +Engin Manap , +Alper Tekinalp ve +Serdar Yiğit 'e emekleri için teşekkürlerimi yazıyorum.

Her ne kadar bir kısmını eğitmen olarak yazmış olsalar bile 12 öğrencimin ( +Gülşah Köse , +Sedat Ak , +aybüke özdemir , +Berk Güreken , +İrem Şendur , +Kader Tarlan , +Feyza Yavuz , +Kerem Hallaç  +yeliz taneroğlu , +Ayşe Melike Yurtoğlu , +Faruk Uzun ve +Burçin Akalın ) LibreOffice Geliştirme Atöylesi adıyla 4 günlük bir ortak üretim çalışmasında bulunmaları ve aralarına yeni katılımcılar çekmeleri bundan sonra yapacakları bir çok etkinliğin kapısını açtı. Hepsiyle gurur duyduğumu bir kere de buradan yazmış olayım.

Kursların kayıtlarının alınması, kursiyerlerin tercihlerini yapmaları, eğitmenlerin onaylama işlemlerini yapmaları gibi konuları bu yıla kadar eposta ile yapıyorduk. Bu yıl +Özge Barbaros ve +Ahmet Can Kepenek 'in özverili çalışmalarıyla hazırladıkları yazılımı kullandık. Gece gündüz demeden her isteği yerine getiren eski çalışma arkadaşlarıma da çok teşekkür ediyorum.

Umarım konferansın on dokuzuncusuna da katılıp ardından bir yazı yazabilirim.

9 Şubat 2016

Posted In: akademik bilişim, aydın, Gezegen, libreoffice, Özgür yazılım

AB2016 LibreOffice Development Workshop


This year "AB2016 (XVIII)" was organized in Aydın Adnan Menderes University. Attendees were trained on 34 different subject before the conference.

One such training was also about "LibreOffice Development Workshop". My friends (+Gülşah Köse , +Berk Güreken and +yeliz taneroğlu) and I have tried to help the participants to involve in development of Libreoffice for 4 days. The course was deeply about development and process of sending patches for LibreOffice. There were 11 attendies. Most of the participants were from Canakkale 18 Mart University.The training was so effective and fun. We have found lots of bugs and provided patches for them. All of the participants have provided patches. We sent patches and 14 of them are accepted in LibreOffice core repo.

The conference, which comes after the training, took 3 days. The conference topics can be found here.

The Conference began with +Mustafa Akgul's introductory speech. Akgül told about 16 years of the conference history :). This speech gave us more about how big the event is. There were 8 presentations in paralel.
There were 3 presentations from Kripton Team on the 2nd day of the conference. These were as below:

Except from that, It was so funny that I have spent a lot of time with people I like during the event :).

( +Kerem Hallaç  was there too :))

Thank you very much +Mustafa Akgul, +Necdet Yücel  also +Ahmet Can KEPENEK and +Özge Barbaros  for this great event.
See you again next year!

7 Şubat 2016

Posted In: ab2016, akademik bilişim, conference, free software, libreoffice, workshop

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com