Stubby ile DNS-over-TLS nasıl yapılandırılır?

8.8.8.8 için DNS over TLS‘in duyurulmasının ardından, stubby kullanarak kullanıcı tarafında nasıl yapılandırılacağını inceliyoruz.

Öncelikle stubby‘yi Ubuntu 18 yazılım deposundan kuralım;

sudo apt install stubby

Stubby kendi içinde gelen ön tanımlı ayarlar ile doğrudan çalışmaya başlayacak. Google DNS 8.8.8.8’i eklemek için aşağıdaki satırları ayar dosyasına ekleyelim;

/etc/stubby/stubby.yml
# Google
- address_data: 8.8.8.8
  tls_auth_name: "dns.google"
  tls_pubkey_pinset:
    - digest: "sha256"
      value: nxmRHK4Oq08HNWWYZwakeCHmiKvsDsEaBPS3blQ+nSE=
- address_data: 8.8.4.4
  tls_auth_name: "dns.google"
  tls_pubkey_pinset:
    - digest: "sha256"
      value: nxmRHK4Oq08HNWWYZwakeCHmiKvsDsEaBPS3blQ+nSE=

Pinsetin doğrulaması aşağıdaki komut çalıştırılarak yapılabilir;

openssl s_client -connect '8.8.8.8:853' 2>/dev/null | openssl x509 -pubkey -noout | openssl pkey -pubin -outform der | openssl dgst -sha256 -binary | openssl enc -base64

Stubby‘nin 53 portunu dinlediğinden emin olduktan sonra ağ ayarlarımızdan DNS tanımını 127.0.0.1 olarak değiştirerek kriptolu DNS kullanmaya başlayabiliriz.

sudo netstat -lnptu | grep stubby

11 Ocak 2019

Posted In: lkd, teknik, tr

İnternet Haftası Bilişim STK’ları Bildirisi

Biz Bilişim STK’ları İnternet kültürünü yaymak, İnternetin Türkiye için önemini anlatmak,
ülkemiz İnternet politikalarını tartışmak, yeni projeler başlatmak için İnternet Haftalarını yapıyoruz. Bu yılda, Türkiye İnternetinin 24 yaşı nedeniyle, 10- 23 Nisan tarihlerinde 20. İnternet Haftasını kutluyoruz.

Bizler, İnterneti, insanlığın yeni toplum biçimi olduğunu düşündüğümüz, Bilgi Toplumunu oluşturan araç ve kavramların temsilcisi olarak görüyoruz. Sanayi devrimi insanın kol gücünü çokladı, onun etkin kullanımını mümkün kıldı. İnternetin temsil ettiği devrim ise, insanın beyin gücünü çokluyor, onun ürünlerinin paylaşılmasını, yeniden üretilmesini kolaylaştırıyor. Yaşam gittikçe artan bir şekilde bilgi ve enformasyon üzerine dönüyor. Artı değer yaratmanın ana unsuru, bilgi, ar-ge, inovasyon, yani eğitimli insanların beyinsel ürünleri oluyor. İnternet bireyi özgürleştiriyor, güçlendiriyor. Kitlelere örgütlenme ortamları sunuyor, onları güçlendiriyor. İnternet dünya üzerinde milyarlarca insanın katıldığı bir paylaşım, öğrenme, üretim ve eğlence ortamıdır. Biz, toplum olarak sosyal medya da kavga ederken pek fark etmiyoruz, ama İnternet, sektörleri yeniden yapılandıran, meslekleri değiştiren, kamu yönetimi, demokrasi, hizmet ve ticareti yeniden tanımlayan devrimsel bir gelişmedir. Birbirlerini hiç görmeyen insanlar, insanlığın ortak mülkiyeti için ürünler geliştirmekte; özgür yazılım, açık erişim, açık ders malzemeleri, açık bilim, açık tıp, açık biyoloji gibi projeleri hayata geçirmektedirler. Bu bağlamda İnternet, Sanayi devriminden daha önemli bir gelişmedir. AB’nin bir önceki Sayısal Gündem sorumlusu, toplumu yeniden yapılandırmak açısından, İnternetin elektrik, telgraf ve matbaadan daha önemli olduğunu söylemiştir. Büyük Veri, Nesnelerin İnterneti, 3 Boyutlu Yazıcılar, Yapay Zeka, 5G gibi yeni teknolojiler, 4. Sanayi Devrimi yada Sanayinin İnterneti konuları gündeme taşımaktadır. Bu teknolojilerin birbirini beslemekte ve ekonomiyi etkilemektedir.

Dünyada 3.6 milyara yakın insan İnternet kullanıcısı, 1.86 milyarı Facebook kullanıyor. Ülkemizde 16-74 yaş grubunde kullanım %61, Erkekler %70, Kadınlar %51, Kent ve Kırsal arasında kadın erken a rasında fark var. Bir başka deyişle halkımızım %40 interneti kullanmıyor. TUİK 2013 verilerine göre Kent’te %61 Erkek -%42 Kadın ve Kırsalda bu %33 Erkek ve %14 Kadın internet kullanıyor. Kabaca değerlendirirsek; dünya ortalamasını yakaladık ama Avrupa ortalamasını yakalayamadık.
Ülkeler, İnterneti ekonomiyi geliştirme, kamu hizmetlerini iyileştirme, toplumsal katılımı artırmak, demokrasiyi geliştirmek için kullanmak çabasında. Dünya bireyin gelişmesi, toplumun üretken bir parçası olması için İnternetin önemli olduğuna karar vermiş ve bilgiye ve İnternete erişimi temel bir yurttaşlık hizmeti olarak ilan etmiştir. Bu temel hak, anayasalara ve hükümet programlarına girmeye başlamıştır.

Önemli gelişmelere rağmen, maalesef, ülkemiz bir bütün olarak, İnterneti ekonomik kalkınmanın, bireysel gelişmenin, toplumsal katılımın motoru olarak görememiş, marjinal problemlere odaklanarak, İnterneti olanak değil, baş edilecek bir sorun olarak görmüştür. Siyasi kadrolar, gündelik siyasi hesaplarını bir kenara koymalı ve yurttaşların temel hak ve özgürlüklerine saygı göstermelidir.

Uluslarası indekslere durum, parçalı bulutlu; çoğunlukla bulutlu. Genellikle, 190 ülke arasında 60’ın üstündeyiz. İnsani gelişme 71/188, demokrasi 97/179, basın ve ifade özgürlüğü, (rsf 151/179; FH 156, özgür değil, ve internet: özgür değil 50/65) ve toplumsal cinsiyet indekslerinde çok kötüyüz;, 130/144 (Ekonomi: 129, Eğitim:109, Sağlık:1-38, siyaset: 113), . WWW vakfının sıralamasında 38/86 durumdayız: bu özgürlük, içerik ve yarar alt indekslerinde de aynı civarda. Rekabet indeksinde 55/138, Inovasyon indeksinde 42/128, Network Readiness (GITR) 48/138 (Çevresel: 49, hazırlık:40, kullanım:59, Etki: 58). Dünya Telekom Birliği (ITU) Bilişim Gelişme indeksinde 70/175, Avrupada 40 ülke arasında 38., kullanımda 76, erişimde 81, beceride 39. sıradayız. İnternet.org ve Ekonomist (EIU) araştırmasında 31/75 deyiz; erişim ve fiyatta 33/75, işe yarar içerikte 19/75 , yetkinlik (etkin kullanım) da ise 48/75 üzerindeyiz. Dünya geniş bant indeksinde 70/173 sıradayız.
Türkiye İnterneti gelişiyor. Mobilde ilginç uygulamalar var, en yeni cihazları alıyoruz. Finans sektörümüz İnternet işinde oldukça başarılı. Kamuda Maliye, Sağlık, Adalet sisteminde önemli projeler var. E-devlet hizmetleri sunumunda Avrupa ortalamasının üstündeyiz. Ülkemizde çeşitli ar-ge teşvikleri var, teknokentler çoğalıyor. İnternet ve Bilişimle ilgili bir kaç bakanımız var. Bütün bunlara rağmen:
Türkiye Gemisi Rotasını Bilgi Toplumuna Döndüremedi
Ülkemizde önemli gelişmelerde olsa, bütünsel bir bakış açısıyla koordineli bir çaba eksik. Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı ile e-devlet eylem planımız var, ama pek bir kimsenin haberi yok. Yönetişim yapısı yok. Bilişim STK’ları olarak önerimiz:
Ülkemiz Bilişim ve İnterneti stratejik sektör ilan etmelidir. Bunun için en başta Bakan düzeyinde bir siyasal sahiplenme olmalıdır. Tüm paydaşları kapsayan, katılımcı saydam yapılar kurulmalı, kamuoyunca açık ortamlarda yeterince tartışılan, gözden geçirilen eylem planları yapılmalı ve hayata geçirilmelidir. Yurttaş ve sivil toplum bu gelişmelerin odağında olmalı, gelişmeler saydam ve katılımcı bir şekilde hayata geçmelidir.
Telekom ve Bilişim sektöründe adil rekabet koşulları yok. Devlet ve tarafsız olması gereken kurumlar tekeli koruyorlar. Fiber altyapısında ülke olarak geri kaldık. Ağ tarafsızlığını sağlamak üzere hem ekonomik, hem siyasi önlemlerin alınması, bu önlemlerin bilginin serbest akışını güvence altına alacak politikalarla desteklenmesi gerekmektedir.

3G ve 4G gecikmeli olarak hayata geçmiştir. 4G için fiber altyapısı yeterli değildir. Fiber altyapısı konusunda ülke olarak oldukça geri kalmış durumdayız. Türkiye’de sabit ve mobil genisbant değerleri OECD ortalamasının yarısında. 189 ülkede arasında sabit de 73 sırada, mobil’de 75. sıradayız. 3G ve 4G ihaleleriinde göstermelik yerli araştırma şartı arandı, ama ülkede geliştirilen 4G için baz istasyonları, Ulak projesi, kenara konuldu. Fiber altyapısının gelişmesi önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Ülkemiz İnternetin devrimsel bir gelişme olduğunu algılayamamış marjinal problemlerine odaklanarak, adeta İnternete savaş açmıştır. Ülkemiz, kalkınmanın, ar-ge ve inovasyonun ifade ve basın özgürlüğünün tam olduğu, farklı ve aykırı fikirlerin yeşerebildiği hoşgörü ortamlarında var olduğunu algılayarak, özgürlükçü bir çizgiye gelmelidir. Ülkemiz yasaklama refleksinden kurtulmalıdır. Github, dropbox gibi weblerin yasaklaması sadece ülkemizin tanıtımına, turizmine ve ülkede şirketlere ve bireylere zarar vermektedir. Booking.com, ve trivago gibi weblerin yasaklanması öncelikle kendi istekleri ile üye olan şirketlere zarar verir. Aksine bu tür portalların değişik sektörler için geliştirilmesi için Türk firmaları teşvik edilmelidir.mYasaklanan web sayısı 3yıl önce 30 bin, 2 yıl önce70 bin iken geçen yıl 110 bine çıkmıştır. Bu yıl engelliweb de yasaklı. Bu daha çok Türkiye’ye zarar vermektedir. 5651 ve ona bağlı yasal düzenlemeler iptal edilmeli ve STK’ların katılımıyla yeniden yapılmalıdır.

Yukarıda da belirtildiği gibi ülkemizde Kır-Kent ve kadın-erkek arasında İnternet kullanımında ciddi uçurumlar var ve nüfusun yaklaşık %40’ı ı İnternetin dışında. Sadece TÜİK rakamları değil, uluslararası gelişmişlik indekslerinde de Türkiye maalesef sonlarda yer almaktadır. Türkiye’nin bu indekslerin altlarında yer alması sosyal eşitsizliklere, hatta uçurumlara işaret ediyor. Sayısal uçurum da bunların arasında en önemli başlıklardan birisidir. Sayısal uçurumu ortadan kaldıracak, tüm yurttaşları yeni medya okuryazarı yapacak çabalar, kamu, özel sektör ve STK işbirliği ile yapılmalıdır. Ulaştırma Bakanlığı öncülüğünde başlatılan sayısal uçurumu kapatmaya yönelik Kars’ta başlatılan projeyi sevinçle karşılıyoruz. Evrensel hizmet fonu bu amaçla kullanılmalı, cihaz alımı, eğitim, ve varlığı unutulan KİEM (Kamu İnternet Erişim Merkezleri) kullanılmalı, çaba diğer paydaşları kapsamlıdır. Sayısal uçurumu kapatma çabası yurttaşları bilgi okuryazarı yapmalı; onları yeni medya etiği, mahremiyet ve güvenlik konularında yeterli ve kendilerini geliştirebilen bir konuma gelmelidir.

Bilişim teknolojilerin eğitimi ülkenin kalkınması, dünya ile rekabet edebilmesi içinde önemlidir. Bu kapsamda özgür yazılımların önemine işaret etmek isteriz. Özgür yazılımlar tasarruf, güvenlik, istihdam ve rekabet açılarından önemlidir. Bilişimci yetiştirme ve yazılım geliştirme açılarından özgür yazılımlar çok önemlidir. İnsanlığın ortak mülkiyetinde olan 1.4 milyon olan özgür yazılım, Türkiye’de üretilen yazılımlar kadar “yerli ve milli”dir. Pardus ve Fatih projelerinin özgür yazılım temelinde yaygınlaştırılmasını öneririz.

Temel öğrenim kurumlarındaki “Medya Okuryazarlığı” ve “Bilgisayar” dersleri müfredatının dijital okuryazarlığı geliştirecek şekilde gözden geçirilmesi gereklidir. Bu yönde pilot çalışmayı destekliyoruz. Bütün dünya anaokulundan itibaren herkese programlama/yazılım kavramlarını öğretmeye çalışıyor. Webin kurucusu Tim Berners-Lee politikacılara programlama öğretelim diyor. Programlama düşünme ve planlama yetisini geliştiriyor. Dünya gittikçe daha fazla bir şekilde yazılımın etrafında dönüyor. Ülkemizde, okullarda bu yönde ders konması konusunda çaba harcamaya başladı. Umarız, yakında bu konuda pilot çalışmalar başlar.

Herkese açık, özgür, güvenli, bütünsel İnternet tüm insanlığın yararınadır.

İnternet Yaşamdır!

Saygılarımızla kamuoyuna duyururuz.

23 Nisan 2017

2017


Destekleyen STK’lar:
Alternatif Bilişim Derneği 
Alternatif Medya Derneği 
Bilgisayar Mühendisleri Odası 
Bilişim Teknolojileri Eğiticileri Derneği
EHD – Elektronik Ticaret ve Internet Hukuku Derneği 
EMO – Elektrik Mühendisleri Odası 
SOC-TR – Internet Derneği 
INETD – Internet Teknolojileri Derneği 
IYAD – Internet Yayıncıları Derneği 
Ankara Barosu Bilişim Hukuku Komisyonuy
İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu 
Kadın Yazılımcı Oluşumu 
LKD – Linux Kullanıcıları Derneği 
PKD – Pardus Kullanıcıları Derneği 
TBD – Türkiye Bilişim Dernegi 
TELKODER- Serbest Telekomunikasyon İşletmecileri Derneği
TKD – Türk Kütüphaneciler Derneği

24 Nisan 2017

Posted In: 5G, demokrasi, fibder, Genel, internet, internet politikaları, lkd, sayısal uçurum, Sosyal medya

Ses Kartından Tam Performans Alalım

Kullandığım masaüstü bilgisayarın ana kartında (GA-Z68MA-D2H-B3) tümleşik çalışan ses kartının (RealTek ALC889), High-Resolution (24bit/192kHz) ses yeteneği olduğunu bugün farkettim. Anakartın dokümanlarında HD audio yeteneği olduğu yazıyordu fakat bu seviyede kaliteli bir ürünü anakart üzerinde sunacaklarını düşünmemiştim. Ayrıca dokümanda DAC (Digital-to-Analog Converter) yetenekleri yazmıyordu. Sonrasında şu metni okudum “GIGABYTE strongly believes that in 2011, HD audio playback is a standard specification”. E hal böyle olunca Ubuntu ve Windows‘da HD sesin nasıl ayarlanacağını anlatan bir blog yazısı ile sevincimi taçlandırmaya karar verdim. Bu yeteneklerin varsayılan olarak açık gelmediğinin altını çizmek gerekiyor. HD sesin farkını anlamak için kaliteli bir ses sistemine ihtiyacınız var, ben YAMAHA HSM80 kullanıyorum ve ses kalitesindeki farkın keyfini sürmeye başladım.

Ubuntu HD ses tanımlama;
Öncelikle şuanda kullanmakta olduğunuz Sample Spec değerlerini aşağıdaki komut ile kontrol edin;

pacmd list-sinks

Muhtemelen şuna benzer bir satır göreceksiniz, “sample spec: s16le 2ch 44100Hz“. Kullanmakta olduğum kart 32bit 192kHz desteklemesine karşın, 16bit 44100Hz seviyesinde çıkış veriyor.

/etc/pulse/daemon.conf dosyasına aşağıdaki satırları ekleyin. “;” ile yorum satırı haline gelmediğinden emin olun;

default-sample-format = s24le
default-sample-rate = 192000

Dosyaya tanımları ekledikten sonra aşağıdaki komutla pulseaudio’yu yeniden başlatın;

pulseaudio -k

Sample Spec değerini tekrar kontrol ettiğinizde farkı görmeniz gerekiyor.

Windows HD ses tanımlama;
“Ses ayarları > Hoparlör Özellikleri > Gelişmiş” sekmesi altından çalışma değerleri tanımlanabiliyor.

Hamdi Özcan – ozcan.com

28 Ocak 2017

Posted In: lkd, teknik, tr

10 Dakika 7 Saniyede Kendi Github Sunucumuzu Kurmak

"21 Günde Python Öğrenin" veya "24 Saatte Java" gibi kitapları görmüşsünüzdür ve sonuç, hiç de kitabın adında yazdığı gibi olmaz. Bu başlıkta yazan da aslında doğru değil ama bir farkla: zaman kısmı doğru, GitHub kısmı yalan... Aslında GitHub değil, web arayüzü GitHub'a çok benzeyen, kendi Git sunucumuzu kuruyoruz.

Saat tutup denedim ve gerçekten de 10 dakika 7 saniye sürdü. Ve daha da güzeli, bütün yapacağımız, sadece 2 komut yazıp basit bir web formunu doldurmak...

Bu bilişime fazla kafa yorarsan, sıyırırsın
Aslında yapılacak işlem hiç de basit değil. Birazdan yazacağım birkaç basit komutu çalıştırdığınızda, arkaplanda şunlar gerçekleşecek:
  • host makinede, dışarıya kapalı sanal bir network oluşturulacak
  • bir Linux container (LXC) oluşturulacak ve ayarlanacak
  • veritabanı sunucusu kurulacak
  • Reverse proxy olarak çalışacak bir Nginx sunucu kurulacak ve ayarlanacak
  • Git sunucu kurulacak
  • iptables ile NAT ayarları yapılacak
  • Self signed SSL sertifikası oluşturulacak
  • vs vs vs
Şimdi bütün bu adımları detaylı detaylı yazarsam ne olur? Değerli bir büyüğümüzün dediği gibi kafayı sıyırılsınız. Büyüğümüz ne demiş bakalım: "Bu bilişime fazla kafa  yorarsan sıyırırsın, nimetlerinden kullanıp yararlanıp işini göreceksin. Kafayı taktın mı o zaman işin kötü."                        
                                                  
"Yok, ben illa kafayı sıyırmak istiyorum. Olayın detaylarını da öğrenmek istiyorum" dersen, kaynak kodlar açık. Dilediğin gibi inceleyebilirsin. Takıldığın yer olursa bana email at.              
                                                  
Bulut sistemi dedikleri bir şey var, herkes oraya bir şey atıyor              
Yalnız bu işi yapabilmek için tek bir şey gerekiyor: Debian Jessie kurulu bir makine...                                         
                                                  
"Ya şimdi kim uğraşacak Debian kurmakla" dersen, cevap yine sayın büyüğümüzden geliyor: "Bulut sistemi dedikleri bir şey var, herkes oraya bir şey atıyor gelen oradan işine yarayanı alıyor kullanıyor ben böyle anlıyorum. Sistematik bir şey yok. Abur cubur dolduruyorsun, herkes ihtiyacını oradan alıyor ama hiç de karışmıyor. İstediğini buluyorsun"             
                                                  
Siz de öyle yapın. Ben öyle yaptım. Gittim Digital Ocean'a, açtım Debian Jessie bir makina... Beyin bedava...

"Yok ben yine arıza çıkaracağım. Bulutsuz olmaz mı" dersen, sanal makineye, Debian Jessie kurup deneyebilirsin. Yalnız (swap dahil) minimum 1 GB RAM ayırmanız gerekiyor ve (i386 değil) AMD64 mimarisini kullanın.

Bildiğiniz gibi bilgisayarlar Binali sistemiyle çalışır
Şimdi sıra geldi mucizevi komutlarımıza... Debian Jessie makineye root olarak bağlandıktan sonra şu 2 komutu veriyoruz:

wget https://raw.githubusercontent.com/emrahcom/emrah-jessie/master/installer/ej
bash ej ej-gogs

Birinci komut, kurulumu yapacak olan Bash scriptini indiriyor. İkinci komut ise kurulumu yapıyor. Script işini bitirdikten sonra web tarayıcımızı açıp IP adresini kullanarak sunucuya bağlanıyoruz. Açılan formda sadece 2 yeri değiştirmeniz gerekiyor: Domain ve Application URL

Eğer bu sunucu için bir alan adı kullanmayacaksanız, "your.domain.name" yazan yerlere, sunucunun IP adresini yazabilirsiniz. Bu kadar...

Başka numaraların var mı
Evet, var. Aynı yöntemle kendi Gmail sunucunuzu, canlı video yayını yapabileceğiniz stream sunucunuzu, web panelden yönetebileceğiniz PowerDNS sunucunuzu veya web sitenizin önüne koyabileceğiniz WAF (web application firewall) sunucunuzu da kurabiliyorsunuz. Her biri yaklaşık 10 dakikada ve 2 komutla oluyor. Detaylar, benim GitHub hesabında var ama siz yine de detaya girmeyin, kafayı sıyırmayın.

selamlar

21 Ocak 2017

Posted In: Debian, git, github, linux, lkd

İnternet, Kalkınma ve Demokrasi için Yaşamsal Önemdedir

ihafta16

19. İnternet Haftası Bilişim STK’ları Bildirisi

Biz Bilişim STK’ları İnternet kültürünü yaymak, İnternetin Türkiye için önemini anlatmak, ülkemiz İnternet politikalarını tartışmak, yeni projeler başlatmak için İnternet Haftalarını yapıyoruz. Bu yılda, Türkiye İnternetinin 23 yaşı nedeniyle, 11- 24 Nisan tarihlerinde 19. İnternet Haftasını kutluyoruz.

Bizler, İnterneti, insanlığın yeni toplum biçimi olduğunu düşündüğümüz, Bilgi Toplumunu oluşturan araç ve kavramların temsilcisi olarak görüyoruz. Sanayi devrimi insanın kol gücünü çokladı, onun etkin kullanımını mümkün kıldı. İnternetin temsil ettiği devrim ise, insanın beyin gücünü çokluyor, onun ürünlerinin paylaşılmasını, yeniden üretilmesini kolaylaştırıyor. Yaşam gittikçe artan bir şekilde bilgi ve enformasyon üzerine dönüyor. Artı değer yaratmanın ana unsuru, bilgi, ar-ge, inovasyon, yani eğitimli insanların beyinsel ürünleri oluyor. İnternet bireyi özgürleştiriyor, güçlendiriyor. Kitlelere örgütlenme ortamları sunuyor, onları güçlendiriyor. İnternet dünya üzerinde milyarlarca insanın katıldığı bir paylaşım, öğrenme, üretim ve eğlence ortamıdır. Biz, toplum olarak sosyal medya da kavga ederken pek fark etmiyoruz, ama İnternet, sektörleri yeniden yapılandıran, meslekleri değiştiren, kamu yönetimi, demokrasi, hizmet ve ticareti yeniden tanımlayan devrimsel bir gelişmedir. Birbirlerini hiç görmeyen insanlar, insanlığın ortak mülkiyeti için ürünler geliştirmekte; özgür yazılım, açık erişim, açık ders malzemeleri, açık bilim, açık tıp, açık biyoloji gibi projeleri hayata geçirmektedirler. Bu bağlamda İnternet, Sanayi devriminden daha önemli bir gelişmedir. AB’nin bir önceki Sayısal Gündem sorumlusu, toplumu yeniden yapılandırmak açısından, İnternetin elektrik, telgraf ve matbaadan daha önemli olduğunu söylemiştir. Bu gün, 4. Sanayi Devrimi, İnternetin tetiklediği bir gelişmedir.

Dünyada 3.4 milyara yakın insan İnternet kullanıcısı, bunun yaklaşık yarısı Facebook kullanıyor. Türkiye’de 16-74 yaş grubunda İnternet kullanımı %56, Erkekler %66, Kadınlar %46, Kent ve Kırsal arasında kadın erkek arasında ciddi bir fark var. 2013 verilerine göre Kent’te %61 Erkek -%42 Kadın ve Kırsalda bu %33 ve %14. Kabaca değerlendirirsek; dünya ortalamasını yakaladık ama Avrupa ortalamasını yakalayamadık.
Ülkeler, İnterneti ekonomiyi geliştirme, kamu hizmetlerini iyileştirme, toplumsal katılımı artırmak, demokrasiyi geliştirmek için kullanmak çabasında. Dünya bireyin gelişmesi, toplumun üretken bir parçası olması için İnternetin önemli olduğuna karar vermiş ve bilgiye ve İnternete erişimi temel bir yurttaşlık hizmeti olarak ilan etmiştir. Bu temel hak, anayasalara ve hükümet programlarına girmeye başlamıştır.

Önemli gelişmelere rağmen, maalesef, ülkemiz bir bütün olarak, İnterneti ekonomik kalkınmanın, bireysel gelişmenin, toplumsal katılımın motoru olarak görememiş, marjinal problemlere odaklanarak, İnterneti olanak değil, baş edilecek bir sorun olarak görmüştür. Siyasi kadrolar, gündelik siyasi hesaplarını bir kenara koymalı ve yurttaşların temel hak ve özgürlüklerine saygı göstermelidir.

Uluslararası indekslerde olmayı hedeflediğimiz yerde değiliz. Genellikle, 190 ülke arasında 60’ın üstündeyiz. İnsani gelişme indeksinde 192 ülke arasında 72. sıradayız: 72/192, demokrasi indeksinde 97/167 hibrid kategorisinde. Web vakfının sıralamasında 38/86 durumdayız. Toplumsal cinsiyet indeksinde 130/145. ITU’nün IDI (Bilişim Gelişmişlik) indeksinde 167 ülke arasında 69. sıradayız. IDI’de Avrupa da 40 ülke arasında 38. sıradayız. Sadece Bosna ve Arnavutluk’tan daha iyiyiz. Tüm Bilişim için sepet fiyatının sıralamasında ise 63/170 konumundayız. Sınır tanımayan gazetecilerin basın özgürlüğü indeksinde de 149/180’deyiz. Freedom House özgürlük indeksinde 100 üzerinden 53 ile kısmi özgür durumunda, alt indekslerde siyasal özgürlük 3/7, sivil özgürlüklerde 4/7, ortalama 3.5/7. Freedom House İnternet indeksinde de 100 üzerinden 60 ile kısmi özgür konumundayız.
Türkiye İnterneti gelişiyor. Mobilde ilginç uygulamalar var, en yeni cihazları alıyoruz. Finans sektörümüz İnternet işinde oldukça başarılı. Kamuda Maliye, Sağlık, Adalet sisteminde önemli projeler var. E-devlet hizmetleri sunumunda Avrupa ortalamasının üstündeyiz. Ülkemizde çeşitli ar-ge teşvikleri var, teknokentler çoğalıyor. İnternet ve Bilişimle ilgili bir kaç bakanımız var. Bütün bunlara rağmen:
Türkiye Gemisi Rotasını Bilgi Toplumuna Döndüremedi
Ülkemizde önemli gelişmelerde olsa, bütünsel bir bakış açısıyla koordineli bir çaba eksik. Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı ile e-devlet eylem planımız var, ama pek bir kimsenin haberi yok. Yönetişim yapısı yok. Bilişim STK’ları olarak önerimiz:
Ülkemiz Bilişim ve İnterneti stratejik sektör ilan etmelidir. Bunun için en başta Bakan düzeyinde bir siyasal sahiplenme olmalıdır. Tüm paydaşları kapsayan, katılımcı saydam yapılar kurulmalı, kamuoyunca açık ortamlarda yeterince tartışılan, gözden geçirilen eylem planları yapılmalı ve hayata geçirilmelidir. Yurttaş ve sivil toplum bu gelişmelerin odağında olmalı, gelişmeler saydam ve katılımcı bir şekilde hayata geçmelidir.
Telekom ve Bilişim sektöründe adil rekabet koşulları yok. Devlet ve tarafsız olması gereken kurumlar tekeli koruyorlar. Fiber altyapısında ülke olarak geri kaldık. Ağ tarafsızlığını sağlamak üzere hem ekonomik, hem siyasi önlemlerin alınması, bu önlemlerin bilginin serbest akışını güvence altına alacak politikalarla desteklenmesi gerekmektedir.
50 milyona yakın yetişkin insanın önemli kişisel verilerin ele geçmiş olması ve bunun webden indirilebilir olması çok ciddi bir sorundur. İlgili tüm kurumların konu üzerinde ciddi olarak durması, olası riskleri, yarar ve zararları, alternatif çözüm yollarını bulmaya çalışması gerekir. Konuyu bir polemik konusu yapmadan, suçlu aramanın ötesine geçip, ne yapılması gerektiğini bilimsel olarak araştırılması gerekir. İlgili bütün paydaşları, STK’ları, Üniversiteleri, Özel sektörü ve kamuyu kapsayan bilimsel çalışma grupları oluşturup, konuyu enine boyuna incelenmelidir. TC Kimlik numaralarını yeniden tanımlamayı ciddi olarak düşünmeliyiz. Ortada olan risk küçümsenemez bir risktir. Yeni Nüfus cüzdanları dağıtılmaya başlandı. AB uyumu için yeni pasaportlar söz konusu. TC kimlik no’sunu yenilersek, bunu şimdi yapmanın büyük avantajı vardır. “Bize bir şey olmaz” klişesinin ötesini düşünmek gerekir. İnternet ve bilişim hiç birimizin aklına bile gelmeyen pek çok şeyi hayatımıza getirdi. Bu nedenle, bu konuyu partiler üstü bir anlayışla, ortak akıl oluşturarak çözüm aramalıyız.

TC Kimlik numarasının tüm kamu veri tabanlarında ana giriş noktası ciddi bir risk oluşturmaktadır. Kişisel verilerde yurttaşı devlete karşı korumak önemli bir boyuttur. Yeni çıkan yasa bu açıdan ciddi sorunlar içermektedir. Katılımcı şekilde gözden geçmesi gerekir.

3G ve 4G gecikmeli olarak hayata geçmiştir. 4G için fiber altyapısı yeterli değildir. Fiber altyapısı konusunda ülke olarak oldukça geri kalmış durumdayız. Türkiye’de sabit ve mobil genisbant değerleri OECD ortalamasının yarısında. 189 ülkede arasında sabit de 73 sırada, mobil’de 75. sıradayız. 3G ve 4G göstermelik yerli araştırma şartı arandı, ama ülkede geliştirilen 4G için baz istasyonları, Ulak projesi, kenara konuldu. Fiber altyapısının gelişmesi önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Ülkemiz İnternetin devrimsel bir gelişme olduğunu algılayamamış, İnternetin kalkınma, demokrasi, yönetim boyutlarından çok, marjinal problemlerine odaklanarak, adeta İnternete savaş açmıştır. Ülkemiz, kalkınmanın, ar-ge ve inovasyonun ifade ve basın özgürlüğünün tam olduğu, farklı ve aykırı fikirlerin yeşerebildiği hoşgörü ortamlarında var olduğunu algılayarak, özgürlükçü bir çizgiye gelmelidir.

Yasaklanan web sayısı 2 yıl önce 30 bin, geçen yıl 70 bin iken şu anda ise 110 bine çıkmıştır. Bu daha çok Türkiye’ye zarar vermektedir. 5651 ve ona bağlı yasal düzenlemeler iptal edilmeli ve STK’ların katılımıyla yeniden yapılmalıdır.

Yukarıda da belirtildiği gibi ülkemizde Kır-Kent ve kadın-erkek arasında İnternet kullanımında ciddi uçurumlar var ve nüfusun yaklaşık yarısı İnternetin dışında. Sadece TÜİK rakamları değil, uluslararası gelişmişlik indekslerinde de Türkiye maalesef sonlarda yer almaktadır. 17. büyük ekonomi olma iddiasında olan Türkiye’nin bu indekslerin altlarında yer alması sosyal eşitsizliklere, hatta uçurumlara işaret ediyor. Sayısal uçurum da bunların arasında en önemli başlıklardan birisidir. Sayısal uçurumu ortadan kaldıracak, tüm yurttaşları yeni medya okuryazarı yapacak çabalar, kamu, özel sektör ve STK işbirliği ile yapılmalıdır.

Bilişim teknolojilerin eğitimi ülkenin kalkınması, dünya ile rekabet edebilmesi içinde önemlidir. Bu kapsamda özgür yazılımların önemine işaret etmek isteriz. Özgür yazılımlar tasarruf, güvenlik, istihdam ve rekabet açılardan önemlidir. Pardus ve Fatih projelerin özgür yazılım temelinde yaygınlaştırılmasını öneririz.

Sosyal ağların ve yeni medyanın gündelik yaşamın doğal ve rutin bir parçası haline gelmesi sonucunda, artık yeni medya okuryazarlığı yurttaşın temel bir gereksinimi haline gelmiştir. Yurttaşlar, enformasyonu kullanabilme ve nitelikli enformasyon kaynaklarına ulaşabilme, yeni medya ortamlarında etik ihlallerde bulunmama ve etik ilkelere uygun davranabilme bilgi ve beceresini Yeni Medya Okuryazarlığı ile kazanabilir. Yeni Medya Okuryazarlığı sayesinde, İnternet’teki risklerin farkındadır, olanakları da bilinçli ve etkin şekilde kullanır.

Temel öğrenim kurumlarındaki “Medya Okuryazarlığı” ve “Bilgisayar” dersleri müfredatının dijital okuryazarlığı geliştirecek şekilde gözden geçirilmesi gereklidir. Bütün dünya anaokulundan itibaren herkese programlama/yazılım kavramlarını öğretmeye çalışıyor. Webin kurucusu Tim Berners-Lee politikacılara programlama öğretelim diyor. Programlama düşünme ve planlama yetisini geliştiriyor. Dünya gittikçe daha fazla bir şekilde yazılımın etrafında dönüyor. Ülkemizde, okullarda bu yönde ders konması konusunda çaba harcamaya başladı. Umarız, yakında bu konuda pilot çalışmalar başlar.

Herkese açık, özgür, güvenli, bütünsel İnternet tüm insanlığın yararınadır.

İnternet Yaşamdır!

Saygılarımızla kamuoyuna duyururuz.

12 Nisan 2016

2016


Destekleyen STK’lar:
Alternatif Bilişim Derneği 
Alternatif Medya Derneği 
Bilgisayar Mühendisleri Odası 
EHD – Elektronik Ticaret ve Internet Hukuku Derneği 
EMO – Elektrik Mühendisleri Odası 
ISOC-TR – Internet Derneği 
INETD – Internet Teknolojileri Derneği 
IYAD – Internet Yayıncıları Derneği 
İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu 
Kadın Yazılımcı Oluşumu 
LKD – Linux Kullanıcıları Derneği 
PKD – Pardus Kullanıcıları Derneği 
TBD – Türkiye Bilişim Dernegi 
TELKODER- Serbest Telekomunikasyon İşletmecileri Derneği
TKD – Türk Kütüphaneciler Derneği

13 Nisan 2016

Posted In: bilgi toplumu, freedom of expression, Genel, ifade özgürlüğü, internet, internet cencor sansür ifade özgürlüğü özgürlük, internet haftası, internet sansürü, lkd, Özgür yazılım, sosyal ağlar, temel bilişim eğitimi, yasaklar, yönetişim

Müziğe Evet, Yağlı Saçlara Hayır

Aydınlanma
 Her şey, yeni bir eve taşınmamla başladı. Önceden iş yerine varmam 5 dakika sürüyordu. Bu süre, bir anda 45 dakikaya çıkınca aydınlanma yaşadım ve bazı insanların neden müzik olmadan yapamadığını anladım: bu yol (ve bazen de hayat), başka türlü çekilecek gibi değildi.

Aydınlanma sürecim, daha önce anlam veremedim bir çok şeyi de anlamamı sağladı. Örneğin "yolu bilmek ile yolda gitmek" aynı şey değildi. Bu koduğumun yolu, git git bi türlü bitmiyordu ama yolu bilmek için Google Map'e bakmak yeterliydi. Ayrıca o bilgenin, Ferrari'sini neden sattığını da artık çok iyi anlamıştım.

Neyse, bu yeni hayatımda artık müziğe daha çok yer verecektim. İşyerinde bilgisayar ile çalışırken de radyo dinlemeye karar verdim ve yoldayken dinlediğim Radio Slow Time'ın Internet üzerinden yaptığı yayını buldum. Artık bilgisayar başına oturunca bir konsol açıyor ve şu komutu çalıştırıyordum:


mplayer http://46.20.7.104/

Ama hayat bu kadar basit değildi ve yeni zorluklar beni bekliyordu.

Yağlı Saçlar
 İnsanlığın en büyük sorunu ile yüzleşmem de bu vesile ile oldu. Radio Slow Time, reklam kuşaklarında çağımızın vebası "yağlı saçlar" konusunda bilinçlendirici yayınlar yapıyor, bunun bir son olmadığını, hala bir umut olduğunu anlatıyordu.

Önceleri çok önemsemedim. "İnsanlar, o mucize şampuanı nasıl olsa alır, yağlı saçlar sorunu da kısa sürede çözülür" diye düşündüm ama cahil halkımız, her zamanki tavrı ile bu sorunu da görmezden geldi. Israrla o mucize şampuanı almadılar.

Artık önümde iki seçenek kalmıştı. Ya o mucize şampuanı ben alıp milletin yağlı saçlarını zorla yıkayacaktım ya da reklam kuşağı başladığında mplayer'ın sesini kısacaktım. Birinci yöntem bana pek pratik görünmedi.

Sessizlik
mplayer'ın sesini kapatmak için işimi yarım bırakıp mplayer'ın açık olduğu masaüstüne geçmek, sesi kapatmak ve tekrar çalıştığım masaüstüne dönmek iyi bir çözüm değildi. Bir kısayolla bu işi halletmem gerekiyordu.

Biraz araştırma yapınca mplayer'da slave mod diye bir şey olduğunu öğrendim. Slave moddayken mplayer, input noktasına gönderilen komutları algılıyor ve gerekli işlemi yapıyordu. Yani artık mplayer'ı şu şekilde başlatacaktım:

mkfifo /tmp/mplayer.pipe
mplayer -slave -input file=/tmp/mplayer.pipe http://46.20.7.104/


Sesi açıp kapatmak için de input noktasına (yani named pipe'a) şu komutu göndermem yeterliydi:

echo mute > /tmp/mplayer.pipe

Bu komutu, bir kısayola bağlayınca düşündüğüm oldu ama hala yolunda gitmeyen bir şeyler vardı.

Özgür İrade, Aslında Bir Yanılsama mı
"Hayatımızı reklamlar yönetiyor" derlerdi de inanmazdım. İnsanın aklı vardı, neden duyduğu bir şeyden bu kadar etkilensindi ki... Ama geldiğim duruma bakar mısınız? Reklam kuşağından kurtulacam derken farkında olmadan Pavlov'un köpeğine dönmüştüm. Reklam başlayınca otomatik olarak kısayola tıklıyordum.

Bu insanlık dışı durumdan kurtulmam gerekiyordu. Özgürlüğümü yeniden kazanabilmek için daha çok bilgi sahibi olmalı ve öğrendiklerimi eyleme dökmeliydim. Yeniden araştırmaya başladım.

mplayer çıktılarını inceleyince kanalın, yapılan yayınla ilgili bazı bilgiler gönderdiğini gördüm. mplayer çalışırken şu şekilde çıktılar geliyordu:

ICY Info: StreamTitle='"YASMIN_LE - "NO TENGO';StreamUrl='&artist=
A:1464.9 (24:24.8) of 0.0 (unknown)  0.8% 40%
ICY Info: StreamTitle='"","Title" - V1","Code"';StreamUrl='&artist=
A:1479.3 (24:39.2) of 0.0 (unknown)  0.8% 40%
ICY Info: StreamTitle='"SAM_SMITH - RITING'S O';StreamUrl='&artist=
A:1751.3 (29:11.3) of 0.0 (unknown)  0.8% 40
ICY Info: StreamTitle='"Reklam","","":';StreamUrl='&artist
A:2003.0 (33:23.0) of 0.0 (unknown)  0.8% 40%


Çıktıdan da görüleceği gibi StreamTitle kısmında yayınlanacak şarkı ile ilgili bazı bilgiler vardı. Reklam başlayacağı zaman da bu kısımda Reklam yazıyordu. Reklam yazısını gördüğüm anda mute komutunu otomatik tetikletirsem artık özgürdüm.

Konsolun Kalbine Giden Yol, Borudan Geçer
Konsolla aranız iyi ise "|" (yani pipe, Türkçe'siyle boru) ile herhangi bir komutun çıktısını, başka bir komuta girdi olarak gönderebileceğinizi biliyorsunuzdur. mplayer çıktısını bir while döngüsüne yönlendirilsem ve bu döngü içinde bazı kontroller yapıp uygun anda mute komutunu tetiklersem bu iş olabilirdi. Komutu hazırladım:

mplayer -quiet -slave -input file=/tmp/mplayer.pipe http://46.20.7.104/ | \
while read line
do
   echo $line
   [ "$(echo $line | grep -v StreamTitle)" ] && continue

   title=$(echo $line | cut -d '"' -f2)
   [ -z "$title" ] && continue
   [ "$title" = "Reklam" ] && echo mute > /tmp/mplayer.pipe
done


mplayer çıktılarını alan while döngüsü kısaca şunu yapıyordu:
  • Satırda StreamTitle kelimesi geçmiyorsa bu satırla bir işi olmadığında bir sonraki satıra atlıyordu.
  • StreamTitle kelimesi geçiyorsa şarkı adını alıyordu.
  • Şarkı adı belirlenemediyse (bazen boş geliyor) bir sonraki satıra atlıyordu.
  • Şarkı adı olarak Reklam yazıyorsa sesi kapatıyordu.

Obsesyon (Takıntı)
Israrlı bir şekilde sürekli aklımıza gelen, bir türlü engel olamadığımız, beynimizi bir tahta kurdu gibi sürekli kemiren sinir bozucu düşünce...

Yapılan klinik deneyler, düzgün çalışmayan yazılımların obsesyona sebep olduğunu ve yazılımcıların %93.27'sinin sinir bozucu (amiyane tabirle gıcık) olduğunu göstermekte... Bu son örnek de bunu doğruluyordu.

Reklam başlayınca, ses otomatik olarak kapatılıyordu ama reklam bitince otomatik açılmıyordu. Reklamın bittiğini farkedip manuel olarak sesi açmak gerekiyordu. Dolayısı ile ses kapatıldıktan bir süre sonra beynimi, "acaba reklam bitmiş midir, sesi artık açsam mı" gibi sinir bozucu düşünceler kaplıyordu. Bir yazılımcı olarak kendi sinirlerimi de bozmayı başarmıştım.

Komutu biraz düzenlemem gerekiyordu. Reklam bittiği zaman da sesi otomatik olarak açtıracaktım. Yalnız dikkat edilmesi gereken bir nokta vardı: ses zaten kapalıyken sesi kapatmaya, ses zaten açıkken de sesi açmaya kalkmamalıydım. Yoksa her tetiklendiğinde modu tersine çeviren (yani on ise off, off ise on yapan) mute komutu, yanlış çalışacaktı. Dolayısı ile mute durumunu takip etmek gerekiyordu.

Komut artık şu şekli almıştı:

MUTE=false
[ -e /tmp/mplayer.pipe ] || mkfifo /tmp/mplayer.pipe

mplayer -quiet -slave -input file=/tmp/mplayer.pipe http://46.20.7.104/ | \
while read line
do
   echo $line;
   [ "$(echo $line | grep -v StreamTitle)" ] && continue

   title=$(echo $line | cut -d '"' -f2)
   [ -z "$title" ] && continue

   if [ "$title" = "Reklam" ]
   then
     $MUTE || echo mute > /tmp/mplayer.pipe
     MUTE=true
   else
     $MUTE && echo mute > /tmp/mplayer.pipe
     MUTE=false
   fi
done


 Değişen kısımlar:
  • Named pipe (/tmp/mplayer.pipe) henüz oluşturulmamışsa mkfifo ile oluştur.
  • Reklam kelimesi yakalandıysa ve mute modunda değilse, sesi kapat.
  • Bir şarkı adı yakalandıysa ve mute modunda ise sesi aç.
Fiber Internet
Reklamları bir türlü anlayamıyorum. Mesela bi tane firma var, "fiber Internet" diye garip bir şeyin reklamını yapıyor. Reklamı yapıldığı için ben de satılan bir şey sandım, "şundan eve alalım" dedim. Firma ile görüştüm ama bizim eve getiremiyorlarmış, bize satmadılar. Halbuki sokağın başındaki laz bakkal, avokado bile getiriyor. Avokadonun bile gelebildiği bir yere, fiber Internet nasıl gelemiyor anlamadım.

Bizim iş yeri de o şeyden satın almak istemiş ama onlara da satmamışlar. O nedenle Internet bağlantım, über süper değil. Über süper bir bağlantı olmayınca sanırım mplayer, müziği kesintisiz verebilmek için buffer kullanıyor. Buffer olunca da gelen bilgi ve müzik arasında bir süre farkı oluyor. Yani "Reklam" bilgisi geldikten 5-6 saniye sonra reklam başlıyor. Oysa ki ben komutu, 21. yüzyılda çalışacak şekilde tasarlamıştım ve gecikme olacağını hesaba katmamıştım.

Durum böyle olunca İlber Ortaylı Hoca'ya hemen bi telgraf gönderdim. "Osmanlı döneminde Internet kullanımı" ile ilgili temel bilgileri aldıktan sonra bu gecikmeyi de hesaba katacak şekilde komutu düzenledim. Artık komut şu hale gelmişti:


MUTE=false
WAIT=5
echo $WAIT > /tmp/mpwait
[ -e /tmp/mplayer.pipe ] || mkfifo /tmp/mplayer.pipe

mplayer -quiet -slave -input file=/tmp/mplayer.pipe http://46.20.7.104/ | \
while read line
do
   echo $line;
   [ "$(echo $line | grep -v StreamTitle)" ] && continue

   title=$(echo $line | cut -d '"' -f2)
   [ -z "$title" ] && continue

   if [ "$title" = "Reklam" ]
   then
     $MUTE || (sleep $(cat /tmp/mpwait); echo mute > /tmp/mplayer.pipe) &
     MUTE=true
   else
     $MUTE && (sleep $(cat /tmp/mpwait); echo mute > /tmp/mplayer.pipe) &
     MUTE=false
   fi
done


Bu seferki farklar:
  • Gecikme süresi, komut çalışırken istenirse değiştirilebilsin diye, /tmp/mpwait dosyasına kaydediliyor.
  • Ses açılıp kapatılacağı zaman bu gecikme süresi kadar beklenip ondan sonra mute komutu tetikleniyor.
Mutlu Son
Sonunda istediğim olmuştu. Artık rahat bir şekilde müzik dinliyebiliyordum ama kafama takılan bir şey vardı: o mucize şampuandan ben de almalı mıydım?

28 Mart 2016

Posted In: linux, lkd, mplayer

Bir “Portal” üzerine…

Türkiye’de özgür yazılım katkıcılığı yapmak zor iş… Hatta katkıcılığı bırakın topluluk üyesi olmak bile pek kolay değil…

2007 benim için bu alanda bir milat, kişisel aydınlanma, özgür yazılımın alnımda çıkardığı 3. göz… Bu tarihi referans alırsam 2007 öncesi -topluluk/camia ne derseniz artık- aitlik süreci çok zordu. Bakıyorum da 2007 sonrasından ta ki hatırlamak istemediğim bir tarihteki Özgürlükİçin.org çöküşüne kadar gerçekten güzel zamanlar geçirmişiz… Bu çöküşten sonra ise, topluluk ve aidiyet dışında özgür yazılım dünyasıyla olan bağlarımız da zayıflamaya başladı… En büyük zorluk ise bir portal, bir ana gemi olmayışı.

Efsanevi Özgürlükİçin sitesi hayalet gemi gibi bant genişliklerinde seyretmekte...

Efsanevi Özgürlükİçin sitesi hayalet gemi gibi bant genişliklerinde seyretmekte…

Bu zorluğu kısaca masaya yatırırsak -aslında buna da çok zamanım yok- madde madde gidelim:

  • Özgür yazılım dünyasından haberler / sürüm duyuruları
  • Ortak bir paylaşım/yardımlaşma alanı – forum
  • Blog kardeşliği – gezegen
  • İncelemeler – özellikle oyun ve heyecan verici şeyler

Bu ve bunun gibi onca şeyi bir araya getiren harika bir şeye sahipmişiz; özgürlükiçin.org hatta o zman o kadar zenginmişiz ki bir de pardus-linux.org‘a sahipmişiz… ve cahilmişiz… bunların artık geride kaldığını kabul etmek gerekiyor…

Özgür yazılımda böyle “değerler” (bu kelimeyi kullanmayı da pek sevmiyoırum) ne kadar önemliymiş, onu düşünüyorum bir kaç gündür… Bunların eksikliği gerçekten özgür yazılım dünyasını takip etmekte insanı çok zorluyor… Hadi ben İngilizce biliyorum takip edebiliyorum… Ya ait olmak? Paylaşmak? Yardımlaşmak? Birlikte bir şeyler yapmak isteyip de o marşa basıp o enerjiyi boşaltabilmek? Yapabilmek? Bunlar yok…

Atlamadan bir de teknokedi.com vardı, o da bu açığı kapatmak için kendi öz amacı olmasa da alan yaratmak için katkı vermişti. Sevgili Ali Işıngör abimizin iyi niyetiydi…

Şu anda bu alan içice dağınık halde… Andoid, tabletler  ve mobil teknoloji birçok kişinin başını döndürdü ve masaüstü arka plana itildi, fakat şimdi GNU/Linux masaüstünün güçlenerek geldiğini görüyorum. Steam’in GNU/Linux’a gelmesi ve süpersonik oyunları Linux’a taşıması, Nvidia – Ati sürücülerindeki yenilikler + Vulkan vs, ve nihayetinde de Microsoft’un başlayan Linux aşkı(!) (hem Office’in potansiyel Linux sürümü beklentisi hem de Office 365)… Bunlar harika şeyler aslında… Masaüstünde Linux kullanımını kısıtlayan birçok sıkıcı bahane ortadan kalkıyor -konuyu uzatmamak adına özgür yazılım felsefesiyle kapalı yazılım tercihini kullanıcıya bırakalım… Yakında kendi adam akıllı dağıtımıyla pazara çıkacak masaüstü/dizüstü bilgisayarlar görmeyi umuyorum. (Dejavu değil…)

Konuya dönersek, şu anda bildiğim birkaç site arasında GNU/Linux dünyasına özel bir amiral gemi görebileceğim bir portal yok. Bildiğim siteler ise adeta kahramanca bir bireysel mücadele ile ayakta tutulmaya çalışılıyor, içerik sunmak için büyük emek ve zaman harcanıyor… Bunlardan bazıları:

  • getgnu.org – Fortran takma ismiyle adeta bir süperkahraman edasıyla paylaşılabilir bütün haberleri neredeyse tüm özgür yazılımla ilişkili forumlara ileten süper kişi. nasıl yaptığını hala çözebilmiş değilim.
  • linuxnotlari.com – Sevgili Mustafa Gökay’ın epeyce emek verdiği Linux Haber Platformu. OMG ubuntu tadında
  • acikgunluk.net – Sevgili Özgür Ilgın’ın günlüğü, özgür yazılım artı hobileri (özel ilgi alanı nostaljik ve avatür türk sineması)

* Başka bildiğiniz aktif sayılabilecek site varsa yorumlara yazarsanız sevinirim.

Yeni bir site?

Hayır, yeni değil, birleştirici, geniş ve yeni içeriği sunan bir site… Kolektif ve eğlenceli, hatta daha önce olmadığı kadar eğlenceli olmalı… Özgür yazılım caps galerisi dahi olsa olur…

Neden?

Çünkü ihtiyaç var

Peki gönüllü mü olacak, nasıl ayakta duracak?

Ticari bir proje olmalı. Para kazanmalı, en azından masraflarını çıkarmalı.

Özgür yazılım projeleri ve ticari amaç???

Böyle bir tabu var, ticari amaç güdülebilir. Özgür yazılım ürünleri dahi parayla satılabilir ki bu gibi işlerde “reklamsızlık” sanki bir bekaret kemeri gibi her projeye iliştiriliyor. Çok anlam veremiyorum…

Ticari amaç olmalı, diğer türlü hiçbir şekilde ayakta duramadı. Bağış kültürü bizim ülkemizde yok, şahsi fedakarlık bir yere kadar… Bir de bu işleri üstlenen kişiler sürekli rica minnet ile istekte bulunmak gerekiyor; damdan düştüm bilirim, yok bize sunucu, yok bize alan adı lazım diye aramaktansa parayı basıp almak en sağlıklısı.

Kim yapacak? Nasıl bir model?

Şu an bu işi hobi olarak yapan arkadaşlar ve böyle bir projeye girmek isteyen kişiler bir araya gelebilir, gelir paylaşımlı kolektif bir model üzerinde anlaşabilir. Dileğim de budur. Şayet onlar olmazsa, İngilizce bilen birkaç üniversite öğrencisi arkadaş böyle bir projeye girerse hem hobi, hem harçlık hem de ileriye yönelik belki de kendi işlerini kurabilirler.

Gelir yeterli olur mu?

Varsayalım Google Adsense ile yola çıktılar, Türkçe içeriğin reklam başı getirisi tabi ki İngilizce içerikten daha düşük olacaktır, ama akmasa da damlar, ileriye doğru hacim arttıkça tatmin edici bir gelir gelebilir.

Özellikle Steam sayesinde oyun inceleme ve tanıtım içeriklerinin ileride büyük potansiyeli olacağına inanıyorum.

Zorlukları?

Tahmin ettiğim bazı zorlukları var, bunun yanı sıra yukarıda bahsettiğim arkadaşların yaşayıp deneyimlediği zorluklar da vardır. Sonuçta protonların çarpıştırmayacakları için kolayca üstesinden gelebileceklerini düşünüyorum. Linus Torvalds’ın “Just for fun – Yanlızca Eğlenmek İçin…” sözüne yaslanıp eğlenceli bir yola girilebilir…

***

Yukarıdaki kendi kendime röportajım daha kısa bir yazı yazmak içindi, kendimi havaya sokmak için değildi. Epeydir bir şey karalamamıştım, lafı iyice uzatmak istemedim 😉

Dilerim bu yazım bir açık davet olur, en azından bir tartışma başlar ve şu üzerimizdeki ölü toprağını silkeleyebiliriz.

***

Bonus: “Var mı peki bu haberleri takip edebileceğimiz yabancı bir site?” diyenler özgür Ilgın’ın 10 sitelik listesine bakabilirler: En çok takip ettiğim 10 yabancı GNU/Linux haber ve blog

***

Son olarak, ben bu yukarıda yazdıklarımı düşünürken LKD‘den şöyle bir ileti de geldi. Katkı verebilceklerin dikkatine:

Merhaba,

Dünyada özgür yazılım ve ilgili alanlar (kişisel verilerin gizliliği, ifade özgürlüğü, telif hakları vs.) hakkında önemli gelişmeler yaşanmakta. Ancak bu gelişmeler hakkında yayımlanmış güncel haber ve yazılar yabancı dil (başta İngilizce) bilmeyen ilgililere ulaşamamakta. Bu nedenle, güncel haber ve yazıları Türkçeye çevirmek amacıyla bir çeviri grubu kuruyoruz. Çeviri grubu çalışmalarına LKD üyesi olsun ya da olmasın özgür yazılıma gönül vermiş herkes katılabilir.

Çevirisi yapılacak haber ve yazılar, LKD tarafından hazırlanacak bir sitede düzenli olarak yayımlanacak. Ayrıca aylık olarak da bülten haline getirilerek duyurusu yapılacak.

Çeviri grubuna katılmak için yk@linux.org.tr adresine, kısaca kendinizi tanıtan ve çalışma grubuna katılmak istediğinizi belirten bir e-posta atmanız yeterli olacaktır.

— 

ibrahim izlem GÖZÜKELEŞ

~DAVET~

Özgür Yazılım Günleri 2016: LibreOffice Geliştirme ve Yaygınlaştırma Toplantısı

Özgür Yazılım Günleri 2016: LibreOffice Geliştirme ve Yaygınlaştırma Toplantısı –

(twitter bağlantısını yapıştırınca yukarıdaki kendiliğinden çıktı, vay be!)

Fırsatınız varsa katılın, detaylı bilgi için: http://ozguryazilimgunleri.org.tr/2016/etkinlik-programi/

Mutlu günler.

Sonrası Bir “Portal” üzerine… Günlüğüm ilk ortaya çıktı.

23 Mart 2016

Posted In: Genel, Gezegen, gnu/linux, just for fun, lkd, Özgür yazılım, özgürlükiçin, pardus-linux.org, portal

İnternet Demokrasi ve Kalkınma için Yaşamsaldır

1 Aralık 2015, 20. “Türkiye’de İnternet” Konferansı açılış konuşması

20. internet konferansı

20. internet konferansı

Sayın Hocalarım, Sayın Konuklar, Sayın katılımcılar, Sayın basın mensupları, netdaşlarım, 20. İnternet Konferansı açılış törenine hoş geldiniz, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Bu konferansın gerçekleşmesinde emeği geçen herkese, Konferans Yürütme Kurulu ve İnternet Teknolojileri Derneği adına teşekkür etmek istiyorum. Başta ev sahibimiz, İstanbul Üniversitesine sayın rektörümüzün sahsında teşekkür ederiz.

Bildiri veren, panele katılan, seminer veren, oturum yöneten aktif katılımcılara ve dinleyicilere, izleyicilere çok teşekkür ederim. Sponsor ve destekcilerimiz Argela, IBM, Bimeks, CardTek, Mediaclick, o Plavcı , İpanema Esprosso, BtHaber, Turk-internet.com, tech İnside , TETAM ve kardeş STK’lar isoc-tr yada İnternet Derneği, LKD ve Alternatif Bilişime teşekkür ederiz.Yerel organizasyonu yapan, Enformatik Bölümü mensuplarına ve Organizasyon şirketimiz Cresga’ya teşekkür ederiz..

Bu konferans fikri Türkiye İnternetinin emekleme günlerinde daha 2 Mbitlik omurga hayal edilirken, ortaya çıkan çalkantıyı azaltmak, paydaşları bir masa etrafında toplamak, ve ortak akıl oluşturmak amacıyla ortaya atılmıştı. İlk yıllar bürokrasinin merkezi Ankara, ile iş dünyasının merkezi İstanbul arasında gidip geldik, büyük ölçüde tüm paydaşları da buluşturduk. Bu gün bu 2 merkezin ilgisini pek çekemiyoruz. Çünkü Türkiye interneti çok büyüdü. E-devlet’de epey yol aldık. Başarılı bir çok internet şirketimiz var, genç girişimcilerimiz var.

Biz hala, bu konferansın, internetle ilgilenenlerin buluşma noktası, bilgi ve deneyimlerin paylaşıldığı, sorunların tartışıldığı bir platform, ortak aklın arandığı bir ortam olmasını arzuluyoruz. Bu konferansın, internet konusunda, topluma entelektüel liderlik etmesi arzumuzdan ve çabamızdan vazgeçmedik. Ana sorunların ülkenin gündemine taşınması, o sorunlar için alternatif çözüm arayışlarına ortam sağlama amacı hala geçerli. Bu nedenle, hem başarı ve başarıszlık örneklerine, yeni pojelerin tanıtılmasına, Türkiye internetin çeşitli kesim ve boyutlarının resmini çeken çalışmalara, bildiri, panel, çalıştay ve her kesime yönelik seminerlere genişçe yer vermeye çalışıyoruz.

İnterneti Nasıl Algılamalı ?

İnternet dünyada 3.4 milyar insanın yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir; ve yaşamımızı sürekli olarak değiştirmektedir. Bu konferansı düzenleyenler olarak, interneti, insanlığın yeni toplum biçimi olduğunu düşündüğümüz, Bilgi Toplumunu oluşturan araç ve kavramların temsilcisi olarak görüyoruz. Sanayi devrimi insanın kol gücünü çokladı, onun etkin kullanımını mümkün kıldı. İnternetin temsil ettiği devrim ise, insanın beyin gücünü çokluyor, onun ürünlerinin paylaşılmasını, yeniden üretilmesini kolaylaştırıyor. İnternet Bilgi Toplumunun taşıyıcısı, ön modeli, katalizörü konumunda. Yaşam gitikçe artan bir şekilde bilgi ve enformasyon üzerine dönüyor. Artı değer yaratmanın ana unsuru, bilgi, ar-ge, inovasyon, yani eğitimli insanların beyinsel ürünleri oluyor. İnternet bireyi özgürleştiriyor, güçlendiriyor. Kitlelere örgütlenme ortamları sunuyor, onları güçlendiriyor. Hiyararşik yapıları kırmaya başlıyor. Nasıl sanayi devrimi sancılı olduysa, Bilgi Toplumuna dönüşüm de uzun ve sancılı olacaktır. İnternet dünya üzerinde milyarlarca insanın katıldığı bir paylaşım, öğrenme, üretim ve eğlence ortamıdır. Biz, toplum olarak sosyal medya da kavga ederken pek farketmiyoruz, ama İnternet, sektörleri yeniden yapılandıran, meslekleri değiştiren, kamu yönetimi, demokrasi, hizmet ve ticareti yeniden tanımlayan devrimsel bir gelişmedir. Birbirlerini hiç görmeyen insanlar, insanlığın ortak mülkiyeti için ürünler geliştirmekte; özgür yazılım, açık erişim, açık ders malzemeleri, açık bilim, açık tıp, açık biyoloji gibi projeleri hayata geçirmektedirler. Bu bağlamda İnternet, Sanayi devriminden daha önemli bir gelişmedir. AB’nin bir önceki sayısal Gümden sorumlu kişisi, toplumu yeniden yapılandırmak açısından, internetin elektrik, telgraf ve matbadan daha önemli olduğunu söylemiştir.

Dünya Nerede, Türkiye Nereye Gidiyor ?

Internetin boyutları konusunda bir kaç rakam verirsek: 3.4 milyara yakın insan internet kullanıcısı. İnternete kayıtlı bilgisayar sayısı 1 milyar 34 milyon civarına. Bir miktar oynasada 1 milyara yakın web var. Dünyada toplam 300M kadar alan adları var. Blog ve video sayısının yüz milyonlar ölçüsünde olduğunu biliyoruz. Google artık sayfa sayısı vermiyor, ama 2008 de 1 trilyon URL’e ulaştığını açıklamıştı. Facebook günlük kullanımda milyarı aştı. Twitter, İnstagram, Linkedin, Pinterest gibi sosyal ağlar gittikce gelişiyor. Türkiye’ye gelince 16-74 yaş grubunde kullanım %56, Erkekler %66, Kadınlar %46, Kent ve Kırsal arasında kadın erken arasında ciddi bir fark var. TUIK bu istatistikleri artık vermiyor. 2013 verilerine göre Kent’te %61-%42 ve Kırsalda bu %33 ve %14. İş yerlerinin %93’ü internete bağlı ama ancak %65’nin webi var. İnternet kullananların %52’si, yani toplumun, %28’i edevlet hizmetini kullanıyor. Internete kayıtlı bilgisayar 7 milyon civarında. TR altında 371 bin alan adı var. Yurt dışında da 1.3M civarında var . Kabaca değerlendirirsek; dünya ortalamasını yakaladık ama, Avrupa ortalamasını yakalayamadık.

Uluslarası indekslere durum, parçalı bulutlu; çoğunlukla bulutlu. Genellikle, 190 ülke arasında 60’ın üstündeyiz. İnsani gelişme, demokrasi, basın ve ifade özgürlüğü, ve toplumsal cinsiyet indekslerinde çok kötüyüz; 69/192, 125/142, 154/179 . WWW vakfının sıralamasında 58/81 durumdayız: bu özgürlük, içerik ve yarar alt indekslerinde de aynı civarda.

Türkiye İnterneti gelişiyor. Mobilde ilginç uygulamalar var, en yeni cihazları alıyoruz. Finans sektörümüz internet işinde oldukça başarılı. Kamuda Maliye, Sağlık, Adalet sisteminde önemli projeler var. E-devlet hizmetleri sunumunda Avrupa ortalamasının üstündeyiz. Büyük özel sektör interneti oldukça iyi kullanıyor. Okullar için 8 milyarlık Fatih Projesi yürüyor görüntüsü veriyor. Çeşitli ar-ge teşvikleri var, teknokentler çoğalıyor. İnternet ve Bilişimle ilgili bir kaç bakanımız var.

Türkiye Gemisi Rotasını Bilgi Toplumuna henüz döndüremedi!

Bütün bunlara rağmen, ülkede Bilişim, Bilgi Toplumu konularında bir dağınıklık söz konusu. Ülkemizde planlı, sistematik, kapsamlı ve tutarlı bir Bilgi Toplumuna yöneliş olduğunu söylemek mümkün değil. 2006-2010 kapsayan Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı vardı, kimsenin haberi yoktu. Şimdi 2015-2018 Bilgi Toplumu Strajesi var, ama E-devlet Eylem planı hazırlanıyor. . Türkiye gemisinin rotasını bilgi toplumuna döndürecek boyutta sahiplenme, yapılanma, program, ve çaba yok. Bilgi Toplumu çalışmalarını koordine edecek kapasitede bir yapılanma yok. Yapılanma olarak, Bilgi Toplumu Dairesi, Başbakanlık e-devlet grubu, Türksat, BTK, Sanayi Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı var. Bunun bir Parlamento ayağı yok. Sivil toplumu, özel sektörü, üniversiteyi ve basını işin içine çekecek, ortak aklı arayacak, saydam ve katılımcı, felsefe, kadro ve yapılar yok. Moda deyimiyle Multi stakeholder yapılar yok; bir başka deyişle Türkiye İnternetinde yeterli düzeyde yönetişim yok.

Yasaklar Kanayan Yara

Türkiye İnternetinin özgürlük boyutu ve yasaklar kanayan yarasıdır. Ülkemiz 8 yıldır, 5651 nolu yasa yoluyla, tabir caizse, “İnternetle Savaşıyor”. Ülke olarak kanıksadık ama, 5651′in getirdiği yapı, demokratik hukuk devletinde kabul edilemez bir Hukuk Faciasıdır. Bugün itibarıyla 106 bin web yasaklı, geçen yıl bu 60 bin idi. Basitçe yargısız infaz sözkonusudur. Yasaklamalar, bütün iletişimi, izleme çabası, insan hakları, hukuk devleti açılarından kaygı verici gelişmelerdir. Bunlar mevcut anayasal hakların ihlalinin ötesinde uluslarası hukukun, ve internet kurallarının/protokollerın çiğnenmesi anlamına gelmektedir. Bütün bunlar çocukları koruma bahanesiyle yapılıyor. Çocukların korunması konusunda bir anlaşmazlık yok. Sorun bunun nasıl yapılacağında. Hoşgörü, diyalog ve yönetişim içinde insan odaklı çözüm aramalıyız. Saydam ve katılımcı yapılarla, ifade özgürlüğü ekseninde sorunu çözmeliyiz.

Türkiyenin dünya İnternet literatüre girdiği iki nokta öne çıkıyor: biri YouTube/twitter engellemesiyle öne çıkan yasakçı bakış, diğeri ise Gezi olayları sırasındaki Sosyal Ağ kullanımıdır.

Bilgi Toplumu Strateji ve Eylem Planın temel hedefi, emek yoğun bir ekonomiyi ve kırsal ağırlıklı bir toplumu, bilgi yoğun bir ekonomi ve toplumsal yapıya dönüştürmek olmalıdır. Türkiye’yi Bilgi Toplumuna taşıyacak kadroları yetiştirmeye yönelik çalışan bir programımız ve politikalarımız yok, ve var olan kadroları kamuda tutacak insan kaynakları politikalarımız sorunlu. Serbestleşme mevzuat olarak tamam ama, pratikte ağır aksak ilerliyor; istatistikler fiili tekelin devam ettiğini gösteriyor. Bir başka deyişle bilişim ve internet sektöründe tam rekabetin olduğunu söylemek zor.

Dünya Çocuklara Programlama Öğretmeye Çalışıyor

Ülkemizde Bilişim insan gücünde ciddi sorunlar var; en başta vizyon ve plan eksikliği öne çıkıyor. Öğrencilerimize, bilgisayar/bilgi okur yazarılığı dışında, etik, güvenlik, estetik ve temel programlama, ağ, veritabanı ve bilişim sistemleri kavramlarını öğretmeliyiz Dünya çocuklara ana okulundayken programlama öğretmeye çalışıyor. Tim Benners-Lee politikacılara programalama öğretmek istiyor.

İnternetden ve Sosyal Ağlardan Korkmayın, onları ciddiye Alın!

Gittikçe artan bir şekilde devletler, interneti zapturapt altına almak istiyorlar, ama kitleler daha açık bir toplum istiyorlar; saydamlık, hesap verilebilirlik, yönetime katılma, ve refahtan pay istiyorlar. Bunu kamu yönetiminden istedikleri kadar, tüm kurumlardan istiyorlar. Wikileaks’i dünya yurttaşlarının gerçekleri öğrenme, saydamlık talebi penceresinden görmek gerekir. Snowden’i de aynı yönde yapılmış önemli bir katkı olarak almak gerekir. İnternet yaşamın vazgeçilemez bir gerçeği oldu. Biz diyoruz ki, İnternet’den Korkmayalım! Onu öğrenelim! Olanaklarını ve olası risklerinin farkında olalım. İnterneti kendimizi geliştirmek, işimizi geliştirmek, daha iyi yapmak, daha iyi dünya vatandaşı olmak için kullanalım. İnterneti, telefon ve elektrik gibi doğal kabul edelim. Kendimizi özgürleştirmek, yenilemek için kullanalım. Demokrasiyi geliştiren bir yurttaş olarak katkımızı göstermek için kullanalım, toplumsal katılım ve denetim için kullanalım.

Biraz sonra açılış Konferansında Sayın Mehveş Evin “Türkiye’de İnternet ve Sivil harketler” konulu konuşmasını yapacak. Bunun dışında bu konferansta toplam 55 oturumda 11 Panel/Çalıştay, 19 seminer, 16 bildiri, 6 Davetli oturum ve 3 Teknoloji sunumu ve başarı hikayesi oturumu var. 2 tane tam günlük seminer (Ağ Yönetimi ve Derin Öğrenme), 2 tane yarım günlük seminer (Cizge Veri Tabanları ve Kapalı Çarşı Esnafına E-ticaret ) var. İnternetin, ticari, hukuksal, sosyal boyutlarını kapsayan 51 bildiri arasında İnternetin tüm boyutları hakkında inceleme bulmak mümkün. Eğitim seminerleri, bireysel ve kurumsal kullanıdan, programciya, bilim adamından girişimciye toplum farklı kesimlerine yönelik olacaktır. Seminerlerin önemli kısmı Özgür yazılım etrafında olacaktır. Linux ve Özgür yazılımlar, İnternet üzerinde yayılmış 10 Milyon civarında gönüllünün ürettiği 1 Milyon civarında yazılımı kapsamaktadır. Özgür yazılım, bireyler, kurumlar ve ülkeler için tasarruf, istihdam, güvenlik ve rekabet açılarından önemlidir. Ülkemizin yazılım stratejisin önemli bir parçası olmak gerekir. Özgür Yazılımın yansımaları arasına creative commons, crowd sourcing, crowd funding, wikipedia gibi paylaşma ve katılım felsefeli projeleri e sayabiliriz.

Birkaç oturumdan bahsetmek istiyorum. ISOC, ICANN ve Google’dan konuşmacıların olduğu İngilizce bir oturum, Çoçuklara programlama öğretmek konusunda dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmeleri anlatan bir oturum, Kadın Bilişimcilerin tartıştığı bir Panel, Whatisup ile boşanmayı irdeleyen bir Panel, ülkemiizn alt yapısını inceleyen bir panel, E-imza ve kamuda ilginç projeşeri anlatan bir e-devlet oturumu, Eğitim vve Güvenlik oturumlarına dikkati cekmek isterim. Bilişim Firmalarımızdan başarı hikayeleri ve teknolojişk gelişmeleri anlatan otuurmlar var.

Konferansa katılmak, yeni şeyler öğrenmek, yeni dostluklar, yeni ağlar oluşturmanın yanında, Türkiye İnternetine sahip çıkmak, yasaklara karşı tavır almak, katılımcı, saydam ve demokratik bir toplum oluşturma çabasına katkı vermek, “bu çorbada benim de bir tutam tuzum var “ demek için önemli.
Biz, İnterneti çok önemsiyoruz. Bu konferansları da genelde interneti, özelde Türkiye internetini tartışacak, toplumun gündemine koyacak, ve ülkemizin gelişmesine katkı verecek bir platform, ortak akıl için bir ortam olarak tutmaya çalısıyoruz, çalışacağız. İnternet konferansını, ülkenin Bilgi Toplumu ve e-devlet çabalarının gözden geçirileceği, geri besleme yapılacağı bir dost ortamı yapmak istiyoruz.

Demokratik, gelişmiş bir Türkiye için bu davet bizim!

Katkı veren herkese tekrar teşekkür eder, başarılar dilerim.

19 Şubat 2016

Posted In: bilgi toplumu, Genel, ifade özgürlüğü, internet, internet yasaklari, lkd, yönetişim

Easy-RSA 3 ile kişisel sertifika otoritemizi (CA) kuruyoruz

CAEasy-RSA3, Linux komut satırından çalışan, PKI CA (kök sertifika otoritesi) oluşturulmasını ve yönetilmesini sağlayan bir araç. OpenVPN ile birlikte dağıtıldığından, tanınan bir araç. OpenSSL komut satırı aracının üzerine yazılmış betiklerden oluşmakta. Başlıca özellikleri;

– Kök sertifika oluşturma ve imzalama
– Sertifika istek ve imzalama (request and sign)
– Alt kök sertifika yönetimi ( sub-CAs )
– Sertifika iptal listesi oluşturma ( CRL )

Saydığımız bu özelliklerin kullanım örnekleri aşağıdaki gibi;

Açık anahtar altyapısının (PKI) oluşturulması

Easy-RSA‘nin kullanılabilmesi için öncelikle gerekli klasör yapısının oluşturulması gerekmekte. Farklı klasör isimleri ile birden çok PKI altyapısının yönetilmesi mümkün, varsayılan üst klasör adı PKI. Altyapının ilk kurulumunu aşağıdaki komut ile tamamlayalım;

./easyrsa init-pki

Bu komut her çalıştırıldığında tüm yapı sıfırlanıyor.

Kök sertifikanın oluşturulması

Sertifika isteklerini (CSR) imzalayabilmek için bir sertifika otoritesine (CA) ihtiyacımız var. Kurduğumuz PKI için bir CA anahtar çifti oluşturalım;

./easyrsa build-ca

Sorulduğunda güçlü bir parola girmemiz önemli, PKI yapısında en yüksek güvenlik gerektiren bileşen CA gizli anahtarıdır. Belirlediğimiz bu parolayı daha sonra sertifika imzalarken kullanacağız. Bu adım tamamlandığında bir açık anahtarımız (ca.crt) ve bir gizli anahtarımız (ca.key) oluşturulup PKI klasör yapısındaki yerlerine kopyalanır.

İmza istediğinin CA’ya gönderilmesi

İmzalama isteğinin nasıl oluşturulduğunu “SSL Sertifikası Nasıl Üretilir?” başlıklı yazımda açıklamıştım. Gelen isteklerin CA‘ya iletelim ve sonrasında bu iletilen imzalama isteğini onaylayalım;

./easyrsa import-req istekDosyasi.req istekAdı

İsteğin ayrıntılarını görüntüleyelim;

./easyrsa show-req istekAdı

İsteği imzalarken kullanılabilecek üç farklı parametre bulunuyor. Bunlar CLIENT, SERVER ve CA. İhtiyacımıza uygun sertifika türünü belirleyerek imzalama işlemini tamamlayalım;

./easyrsa sign server istekAdı

Bu adımdan sonra imzalı sertifika PKI yapısındaki ISSUED klasörünün altına kopyalanır. İmzalayacağımız sertifikada CN (common name) alanı tanımlı olmalı.

İmzalanan sertifikanın iptal (revoke) edilmesi ve CRL’nin yayınlanması

Çeşitli nedenlerden dolayı, imzalanan bir sertifikayı iptal edelim;

./easyrsa revoke istekAdı

İptal (revoke) edilen sertifikaları CRL (certificate revoke list) dosya türünde yayına hazır hale getirelim;

./easyrsa gen-crl

Anahtar çifti ve istek oluşturma

Easy-RSA ile tek seferde anahtar oluşturmak ve imza isteğinde bulunmak mümkün. Yukarıda açıkladığım gibi bu isteği CA ile imzalayarak otorite imzalı sertifikayı elde ederiz.

./easyrsa gen-req istekAdı

 

4 Ağustos 2015

Posted In: lkd, teknik, tr

Easy-RSA 3 ile kişisel sertifika otoritemizi (CA) kuruyoruz

CAEasy-RSA3, Linux komut satırından çalışan, PKI CA (kök sertifika otoritesi) oluşturulmasını ve yönetilmesini sağlayan bir araç. OpenVPN ile birlikte dağıtıldığından, tanınan bir araç. OpenSSL komut satırı aracının üzerine yazılmış betiklerden oluşmakta. Başlıca özellikleri;

– Kök sertifika oluşturma ve imzalama
– Sertifika istek ve imzalama (request and sign)
– Alt kök sertifika yönetimi ( sub-CAs )
– Sertifika iptal listesi oluşturma ( CRL )

Saydığımız bu özelliklerin kullanım örnekleri aşağıdaki gibi;

Açık anahtar altyapısının (PKI) oluşturulması

Easy-RSA‘nin kullanılabilmesi için öncelikle gerekli klasör yapısının oluşturulması gerekmekte. Farklı klasör isimleri ile birden çok PKI altyapısının yönetilmesi mümkün, varsayılan üst klasör adı PKI. Altyapının ilk kurulumunu aşağıdaki komut ile tamamlayalım;

./easyrsa init-pki

Bu komut her çalıştırıldığında tüm yapı sıfırlanıyor.

Kök sertifikanın oluşturulması

Sertifika isteklerini (CSR) imzalayabilmek için bir sertifika otoritesine (CA) ihtiyacımız var. Kurduğumuz PKI için bir CA anahtar çifti oluşturalım;

./easyrsa build-ca

Sorulduğunda güçlü bir parola girmemiz önemli, PKI yapısında en yüksek güvenlik gerektiren bileşen CA gizli anahtarıdır. Belirlediğimiz bu parolayı daha sonra sertifika imzalarken kullanacağız. Bu adım tamamlandığında bir açık anahtarımız (ca.crt) ve bir gizli anahtarımız (ca.key) oluşturulup PKI klasör yapısındaki yerlerine kopyalanır.

İmza istediğinin CA’ya gönderilmesi

İmzalama isteğinin nasıl oluşturulduğunu “SSL Sertifikası Nasıl Üretilir?” başlıklı yazımda açıklamıştım. Gelen isteklerin CA‘ya iletelim ve sonrasında bu iletilen imzalama isteğini onaylayalım;

./easyrsa import-req istekDosyasi.req istekAdı

İsteğin ayrıntılarını görüntüleyelim;

./easyrsa show-req istekAdı

İsteği imzalarken kullanılabilecek üç farklı parametre bulunuyor. Bunlar CLIENT, SERVER ve CA. İhtiyacımıza uygun sertifika türünü belirleyerek imzalama işlemini tamamlayalım;

./easyrsa sign server istekAdı

Bu adımdan sonra imzalı sertifika PKI yapısındaki ISSUED klasörünün altına kopyalanır. İmzalayacağımız sertifikada CN (common name) alanı tanımlı olmalı.

İmzalanan sertifikanın iptal (revoke) edilmesi ve CRL’nin yayınlanması

Çeşitli nedenlerden dolayı, imzalanan bir sertifikayı iptal edelim;

./easyrsa revoke istekAdı

İptal (revoke) edilen sertifikaları CRL (certificate revoke list) dosya türünde yayına hazır hale getirelim;

./easyrsa gen-crl

Anahtar çifti ve istek oluşturma

Easy-RSA ile tek seferde anahtar oluşturmak ve imza isteğinde bulunmak mümkün. Yukarıda açıkladığım gibi bu isteği CA ile imzalayarak otorite imzalı sertifikayı elde ederiz.

./easyrsa gen-req istekAdı

 

4 Ağustos 2015

Posted In: lkd, teknik, tr

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com