Kamu kurumları özgür yazılımdan ne anlıyor?

Son dönemde "yerli ve milli yazılım"dan bahsedildiğini sıkça duyuyoruz. Bu konuya bir açıklık getirmek için bir cümleyle özetlenebilecek bir yazı yazmıştım [1]: "Özgür yazılım yerli ve milli yazılımlardan bütün beklentilerimizi karşılama potansiyeline sahiptir." Evet özgür yazılımın bu potansiyeli var ama ülke olarak bunu değerlendiriyor muyuz? Bence hayır! Özgür yazılımın getirdiği dört özgürlükten [2] sırasıyla bahsedip bu iddiamı temellendirmek istiyorum.

Yazılımı istenilen amaç için, istenilen şekilde çalıştırma özgürlüğü

Bu özgürlük son kullanıcı açısından bakınca en temel olanı [3]. Peki kamunun özgür yazılıma (onlar hep açık kaynak diyorlar ama bence esas önemli konu bu değil) olan ilgisi gerçekten bazıları sahipli yazılımları kullanamıyor diye itiraz edişinden mi? Yoksa özgür yazılımların çok büyük oranda lisans bedeli verilmeden kullanılabiliyor olmasından mı? Burada kamunun sadece maliyet odaklı yaklaşımı özgür yazılımdan çok hızlı bir dönüşü beraberinde getirir. Bunu kendi ülkemizde yaşadığımız tecrübelerden de çok iyi biliyoruz. Bununla ilgili daha önce yazdıklarımı tekrar etmemek için linkini bırakıyorum [4].

Yazılım nasıl çalıştığını anlama ve onu istediği gibi değiştirme özgürlüğü

Kamu bu özgürlüğü neredeyse hiç kullanmıyor. Tamam özgür yazılımların kaynak kodları açık ve kamu onu değiştirebilir durumda ama bunu yapmıyor. Nereden biliyoruz yapmadığını? Özgür yazılımların geliştirme süreçleri tamamen açık olduğu için istediğiniz özgür yazılıma bakın geliştiricileri arasında kaç tane .tr uzantılı eposta adresi var. Üşenmeyen isimlere tek tek de bakabilir. Sizi yormamak için söyleyeyim çok büyük oranda hiç yok. Oysa Pardus temel olarak Debian üzerine inşa edilmiş bir dağıtım, bir tane bile Debian geliştiricisi istihdam etmesi gerekmez mi? Dağıtımla birlikte dağıtılan ofis paketi LibreOffice, bir tane olsun LibreOffice geliştiricisi çalıştırması gerekmiyor mu? Ankara'da postgresql konferansı düzenlendiğinde akın akın koşan TÜBİTAK birimlerinde bir tane olsun, ilaç niyetine postgresql geliştiricisi bulunmamasında bir gariplik yok mu?

Peki TÜBİTAK kendisi geliştirici çalıştırmıyor ama Debian vakfının, Belge vakfının, Postgresql vakfının destekçisi mi? Bunun da cevabı hayır. Böyle yazınca sadece TÜBİTAK hakkında yazıyorum gibi anlaşılmasın isterim. Her yerde adı geçen Havelsan, Aselsan ya da herhangi bir kamu kurumu için de durum aynı.

Bütün özgür yazılım kullanan kurumlar onun gelişimine katkıda bulunsun demiyorum ama hiçbirinin katkıda bulunmaması olacak şey değil. Bu özgürlüğü hiç değerlendirmediğimiz için buradan edineceğimiz bilgi birikimi diye bir şeyden bahsedemiyoruz. Ülkemiz insanının "ben de yapabilirim" hissine zerre katkısı olmuyor özgür yazılım kullanımının. Bu büyük bir kayıptır.

Yazılımın kopyalarını yeniden dağıtabilme özgürlüğü

Bu özgürlüğü kullanıyoruz ve kurumlar lisans ücreti ödemiyor ama yazılımı yapılandırmak ve özelliştirmek ayrıca bir emek istiyor. Yazılımın kendisine para vermemiş kurumlar bakımı ve ayakta tutulması için ücret ödemek istemiyor genellikle. Microsoft'a, Oracle'a her yıl düzenli ödenen bakım ücretlerini yerli firmalara verip sorunlarını çözdürmekte çok isteksiz kamu kurumları.

Yazılımın değiştirilmiş hallerini yeniden dağıtılabilme özgürlüğü

Kamu kullandığı özgür yazılımları geliştirmeye çalışmadığı için elinde değiştirilmiş bir hali de olmuyor ve bunu dağıtamıyor. Eğer bir özgür yazılımı kendi ihtiyaçları için kaynak kodunda bir değişiklik yaparak kullanıyorsa bile bunu özgür yazılım topluluğu ile paylaşmadığından bu özgürlük tamamen işlevsiz bir hale geliyor.

Açık kaynak yazılımlarla kendi problemlerini çözen kamu kurumları kendi yazılımlarının kaynak kodlarını açıp başka kurumların kullanımına da sunmuyor. Neredeyse aynı problemleri çözmek için her kurum kendi açık kaynak (!) çözümünü kendi geliştiriyor.

Bütün bunlara rağmen özgür yazılım kullanımı ülke için bir avantajdır ama sürdürülebilir bir durum değildir. Yazılım tekelleri ile fiyat konusunda mücadele etmek mümkün değildir. Yukarıda bahsettiğim [4] numaralı yazıdaki acı tecrübelerimizi unutmamalıyız. Özgür yazılım sadece bedava yazılım değildir, onu böyle anlayanlar Microsoft ve Oracle "sizden para almayalım" dediklerinde ilk geri dönenler olacaktır.

Özgür yazılım kendi başına bir amaç değil, daha iyi bir dünya için bir araç. Biz ülke olarak sadece tüketen bir ülke olmayı hedeflemiyorsak bu yolda bize yardımcı olabilecek bir araç. Üreten bir ülke olabilmenin de ilk şartı yüzümüzü üretime çevirmek olmalı.

Maalesef yanlış yoldayız!

[1] https://www.nyucel.com/2017/03/yerli-yazlm-milli-yazlm.html
[2] http://www.gnu.org/philosophy/free-sw.en.html
[3] https://www.nyucel.com/2017/03/son-kullanc-icin-ozgur-yazlm-neden.html
[4] https://www.nyucel.com/2012/07/bedava-m-ozgur-mu.html

26 Ocak 2019

Posted In: bedava, Gezegen, Özgür yazılım

Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor? -11-

Büyük masaüstü ortamlarının Türkçe çeviri oranları hakkında en son bir yıl önce yazdığımdan son durumu tekrar gözden geçirmek istedim. Özgür yazılımlar için genel olarak Türkçe çeviri eksikliğinin kullanıma engel olmayacak durumda olduğunu söylemek mümkün. Bu çevirilerin çok az sayıda gönüllüyle sürdürüldüğünü hatırlatmak isterim. Çeviri oranlarının yüksek olması sanki bu konuda yapılacak bir şey kalmamış izlenimi doğursa da yazılım çevirisi süreklilik isteyen bir alan.

KDE: Geçen yıl %94 olan Türkçe çeviri oranı %82'ye gerilemiş durumda. Uzun yıllar boyunca hiç çevirilmemiş olan yardım içeriği geçen yıl bir atılımla %8 seviyesine ulaşmıştı. Bugün bu oranın %22 olması güzel ama yapılması gereken çok şey var bu konuda.

GNOME: Geçen yıl %99 olan arayüz çevirileri hala %99'da. Aradan geçen bir yılda eklenen her şeyin çevrildiği anlamına geliyor bu. Yardım içeriği hiç çevrilmeden duruyor. Bu konuda enerji ve motivasyon bulmak gerçekten çok zor.

Enlightenment: Geçen yıl %73 olan çeviri oranı %100'e ulaşmış durumda.

XFCE: Geçen yıl tamamı çevrilmiş olan xfce projesinin bugünkü çeviri oranı yine %100 seviyesinde.

LXDE: Geçen yıl olduğu gibi %100 çeviri oranına sahip.

LibreOffice: Özgür ofis paketi olan LibreOffice çevirileri de geçen yılın oranlarına çok yakın. Kullanıcı arayüzü %99, yardım içeriği ise %92 oranında Türkçe kullanılabilir durumda.

Bu çalışmaları sürdürenlerin ellerine sağlık!

21 Aralık 2018

Posted In: Çeviri, Enlightenment, Gezegen, Gnome, kde, libreoffice, Lxde, Xfce

"Kod yazabiliyorum ama algoritmasını yazamıyorum"

Yıllardır bilgisayar mühendisliği öğrencilerine algoritma ve programlamaya giriş anlatıyorum. Bütün eğitim hayatları boyunca sadece problem çözmeye odaklanmış olan öğrenciler için problemi çözme süreci üzerinde düşünmek çok zor geliyor. Öğrencilerin bir kısmı üniversiteye gelmeden önce de kodlamayı bir miktar biliyor olmasına rağmen bir problemi hangi süreçleri takip ederek çözdükleri üzerine neredeyse hiç düşünmemiş oluyorlar. Bu elbette bireysel olarak onların eksikliği değil, onları bu hale eğitim sistemimiz getiriyor.

Algoritma üzerinde düşünmek aslında problemi çözmek değil de onu çözümlemek anlamına geliyor. Üniversiteye gelene kadar problem çözümlerinde hep kısa yollar, formüller öğrenmiş; kavramları, tanımları önemsememiş gençler için bunları öğrenmek ve üzerinde düşünmek zorlu bir süreç oluyor. Hemen kod yazmaya geçmek istiyorlar ama problemi çözümlemeden kodunu yazmak işlevsiz bir çaba oluyor. Algoritma yazmak veya akış şeması çizmek için harcanan zaman boşa geçiyormuş gibi geliyor genç arkadaşlara.

Bu denizi doldurmak için yapılan çalışmalara benziyor biraz. Kayaları taşıyan ilk kamyonların döktüklerinin suyun içinde kaybolup gittiğini görürüz başlarda. Sanki bir sonsuzluğun içine bıraktığımız bu kayalar asla kıyının seviyesine gelemeyecek gibidir. Eğer yeterince kayayı suya dökersek zamanla suyun yüzeyinden görülebilir olduklarını görürüz. Bu işleme sabırla devam edince kayalar suyun yüzeyini de aşarlar. Programlama öğrenme sürecinin başında algoritma üzerinde düşünürken, yazarken işte bu kayaları denize döküyoruz. Hemen ortaya bir şey çıkarmak isteyenler, for'ları, while'ları ve if'leri yazmak ve o denizi hemen doldurmak istiyorlar.

Karl Marx'ın en kötü mimarı en iyi arıdan ayıran özelliğinin mimarın yapacağı işi önce aklında inşa etmesi olarak vurgulamasını yazılım dünyası için de düşünmek hatalı olmayacaktır. 



İşin doğrusu bazı durumlarda çözülecek problem üzerinde çokça düşünmeye değecek kadar derinlikli olmuyor. Hele iş hayatında insanın karşısına sürekli meydan okumalarla dolu sorunlar çıkmıyor. Süreç üzerinde düşünme disiplini olmayan biri için her sorun böyle kolayca çözülebilir gibi geliyor olabilir ama elbette her zaman böyle olmuyor.

Bir örnekle problemin önce akılda çözülmesinin önemini göstermek istiyorum. Aşağıda bir üçgen şeklinde dizilmiş sayılara bakalım. Bize yukarıdan aşağı doğru sadece birbirine temas eden sayılarla elde edebileceğimiz en büyük toplam soruluyor olsun.
Takip edilebilecek rotaların sayısı sadece 8 olduğundan olası bütün rotaları hesaplayıp en büyüğünü seçersek 308 toplamını bulmak zor olmayacaktır. Şimdi bu sayı dizisini biraz büyütelim.

Yukarıdaki şekilde 15 satır var, yani takip edilebilecek rotaların sayısı 2^14 tane. Bu da 16384 farklı rota demek oluyor. İlkine göre bir hayli fazla olsa da burada da tüm rotaları hesaplayıp en büyüğünü seçmek imkanı var. En yavaş bilgisayarlarda bile oldukça kısa sürede hesaplanabilecek şekilde kodlamak mümkün bu yöntemi.

Peki ya satırların sayısı 100 olsaydı? Bu durumda hesaplanacak farklı rota sayısı 2^99 olacaktı. Bu da 633825300114114700748351602688 farklı rota demek olur. Bu 30 basamaklı bir sayı olduğundan bütün rotaları hesaplayarak sonuca ulaşamayacağımız herkes için çok açık olmalı. Ne bu kadar farklı rotayı hesaplayabilir ne de, hesaplasak bile, bunları bir yerde saklayabiliriz. İşte "kod yazabiliyorum ama algoritmasını yazamıyorum" diyenlerin tıkandığı nokta burasıdır. Yöntem üzerinde düşünmeyen ancak sonucu apaçık görünen problemleri çözebilir.

Buraya kadar sabırla okuyanlar için çözümü de yazıp öyle bitirmek istiyorum bu yazıyı. Çözümü 8 farklı rotanın olduğu durum için anlatacağım ama kolayca genişletebilirsiniz. Problemi yukarıdan aşağıya doğru değil de aşağıdan yukarı doğru çözmeye çalışalım. En alttaki satırın bir üstüne kadar gelmiş olsaydık en alt satırdakilerden hangisini seçerdik diye düşünelim. Yani bir şekilde 17'ye gelmiş olsaydık, en büyük toplamı elde etmek için 18'e mi, 35'e mi giderdik? Elbette 35'e gitmeliydik. Aynı şekilde 47'den de 87'ye gitmeliydik. Son olarak 82'den de 87'ye giderdik. O zaman üçüncü satırdaki her sayıdan altındaki satırdaki ulaşabildiği sayıların en büyüğüne gideceğimizi görmüş olduk. Şimdi problem şu hale geldi.

                                   75
                       95                       64
17+max(18,35)  47+max(35,87)  82+max(87, 10)

İşlemleri yapınca:

     75
   95 64
52 134 169

Aynı işlemi ikinci satır için yapalım:
                         75
95+max(52,134) 64+max(134,169)

Burada işlemleri yapalım:
     75
229 233

Aradığımız sonuç böylece 75+max(229,233)=308 olacaktır. Bir kere böyle düşünmeyi akıl ettiğimizde satır sayısının ne kadar fazla olduğunun bir önemi kalmayacaktır. Yazacağımız kod 100 satır için bir saniyede çözüm bulacakken, bunu düşünmeyenlerin yazacağı kod milyarlarca yılda sonlanmayacaktır. Algoritma hakkında düşünmek ve düşünmemek arasındaki fark işte bu büyük uçurumdur.

11 Aralık 2018

Posted In: algoritma, Gezegen, yazılım

LibreOffice için Türkçe imla denetimi eklentisi: zemberek-extension

Zemberek-NLP Ahmet A. Akın ve Mehmet D. Akın'ın 10 yıldan uzun zamandır geliştirdikleri bir özgür yazılım projesi. Proje Türkçe için doğal dil işleme araçları içeriyor [1]. Bir dönem Pardus tarafından kullanımı ile çok bilinen bir projeydi ama bir süre hem Pardus sahipsiz kaldı, hem de Zemberek geliştiricileri gönüllü olarak yaptıkları işe bir süre ara verdiler. Zemberek sadece imla denetimi işini yapmıyor olsa da son kullanıcıya en çok ulaştığı yer burası. Özellikle LibreOffice kullanıcılarının imla denetimi yaptırabilmeleri ciddi bir ihtiyaç.

Zemberek-NLP bu yıl içinde yeniden geliştirilmeye başlandı. Uzun yıllardır el değmemiş olan LibreOffice eklentisi de baştan hazırlandı [2]. Eklentiyi hazırlama kısmında Okan Özdemir ve Talha Kanyılmaz da çalıştılar. Eklenti henüz ilk sürümünde olduğundan hatalar içerebilir. Deneyip geri bildirimde bulunulursa çok iyi olur. Kurulum ve diğer konular için eklentinin sayfasına bakılabilir.


[1] https://zembereknlp.blogspot.com
[2] https://github.com/COMU/zemberek-extension

4 Aralık 2018

Posted In: Gezegen, libreoffice, Özgür yazılım, zemberek, zemberek-extension

Google Summer of Code 2018

Bu yıl kabul edilen bizim çocuklar:

Dara Akdağ: Upgrading Ontology Tagging at WikiPathways

Cem Başsoy: Designing a Generic Tensor Library for Boost.uBlas

Semih Serhat Karakaya:  Integration of Nextcloud/ownCloud as Storage and User File Provider

Kaan Sancak: PathwayMapper Improvements and Integration into cBioPortal

Alper Çakan: WebVLMC (Remote UI for VLMC)

Mert Tümer: LibreOffice Android Viewer

Talat Uyarer: Redis Implementation For Gora

Ahmet Tanakol: Generating JSON Editors based on JSON Schema

Doğukan Çelik: A calendar database of social events and conferences

Furkan Tokaç: Improve handling for touchpads and mice with Libinput

Ahmet Çandıroğlu: Improvements for Newt, a Cytoscape.js based SBGN editor





Meraklısı için: 2006200720082009201020112012201320142015, 2016, 2017

23 Nisan 2018

Posted In: Gezegen, gsoc, haber

Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor? -10-

Dönem dönem düşen masaüstü ortamlarının çeviri oranlarının çok yükseldiği bir zamanda yazabildiğim için mutluyum. Aşağıdaki rakamlara bakınca bir GNU/Linux dağıtımı kullanmanın önündeki (eğer varsa) engellerden birinin yerelleştirme olmadığını rahatça söyleyebiliriz sanırım.

KDE: Geçen yıl %81 olan KDE çeviri oranı büyük bir artış göstererek %94 seviyesine çıktı. Daha önce neredeyse hiç çevirisi olmayan yardım içeriğinin de %8'i Türkçeye çevrildi. Çok yakında daha yükseğe çıkacağını tahmin ediyorum. KDE'nin en çok yerelleştirildiği 12. dil Türkçe.

GNOME: Geçen yıl %90 olan çeviri oranı %99'a yükseldi. Yardım içeriği neredeyse hiç çevrilmeden duruyor.

Enlightenment: Geçen yıl %74 olan çeviri oranı %73'e geriledi.

XFCE: Xfce web sayfası da dahil olmak üzere %100 çeviri oranına sahip.

LXDE: Lxde projesinde yer alan bütün yazılımlar %100 Türkçe çevirisine sahip.

LibreOffice: Özgür ofis paketi LibreOffice'de çeviri durumu çok iyi. Bütün sürümlerin arayüzleri %100 Türkçe'ye çevrilmiş durumda. Yardım içerikleri de %99 civarında yerelleştirildi.

Çevirmenlerin ve onlara destek olanların eline sağlık!

1 Ekim 2017

Posted In: Çeviri, Enlightenment, Gezegen, Gnome, kde, libreoffice, Lxde, Xfce

XXII. Türkiye’de İnternet Konferansı, Akademik Bilişim 2018 ve 3. Kamu Açık Kaynak Konferansı

Türkiye'de İnternet Konferanslarının yirmi ikincisi bu yıl 2-4 Kasım 2017 tarihlerinde Bahçeşehir Üniversitesinde yapılacak.

3. Kamu Açık Kaynak Konferansı ise 25-26 Ekim 2017 tarihleri arasında ATO Congresium'da düzenlenecek.

Yirminci Akademik Bilişim Konferansı için Karabük Üniversitesi ev sahibi olacak ve 31 Ocak - 2 Şubat 2018 tarihlerinde gerçekleşecek.

Bilişim camiasının bu üç büyük buluşmasını takvimlerinize şimdiden işaretleyin de sonradan keşke haberim olsaydı demeyin.

20 Eylül 2017

Posted In: akademik bilişim, ankara, Gezegen, inet-tr, istanbul, kak, karabük, konferans

LibreOffice Hesap Tablosu Korumasız Hücreleri Seç

Hesap tablosunda hücrelerin hepsi varsayılan olarak korumalıdır. Bu koruma ancak siz çalışma kağıdını koruma altına aldığınızda aktif olur. Hücrenin koruma durumunu hızlıca değiştirebilmek için bir toggle butonu daha önce eklemiştim.

Bir çalışma kağıdını koruma altına aldığınızda içindeki koruması kaldırılmış hücrelere toplu işlemler yapmanın (Hepsini sil, hepsinin font büyüklüğünü değiştir vs vs) bir yolu yoktu. Elle tek tek seçmeniz gerekiyordu. Hücrenin korumalı/korumasız olması da gözle ayırt edilemediği için imkansızdı diyebilirim.

Eklediğim bu özellik çalışma kağıdı korumalı yada korumasız olduğunda içindeki tüm koruması kaldırılmış hücreleri seçmenize izin veriyor. 6.0 sürümünden itibaren kullanılabilecektir.

İlgili hata kaydı: https://bugs.documentfoundation.org/show_bug.cgi?id=95883
Gönderdiğim yama: https://gerrit.libreoffice.org/gitweb?p=core.git;a=commitdiff;h=ed715a460254e4d72c78ff6eb244a9fc6692e2a6
Sürüm notu:  https://wiki.documentfoundation.org/ReleaseNotes/6.0#Calc

12 Haziran 2017

Posted In: calc, free software, Gezegen, hesap tablosu, hücre koruma, libreofis, Özgür yazılım, unprotected cells

Hücre biçimlendirme çubuğunun toggle davranışı düzeltildi.

LibreOffice hesap tablosunda  aşağıdaki araç çubuğu yardımıyla hücrenin sayı biçimini değiştirmek mümkün:

Sırasıyla standart, para birimi, yüzde, ondalıklı, tarih, bilimsel

Normalde olması gereken aşağıdaki gibi seçili olan hücre hangi biçimdeyse o butonun basılı görünmesiydi.


Bu durum ondalıklı sayı biçimi için geçerli değildi ve daha önce bu durumu düzeltmiştim.

Şimdi standart yani bir hücreye bir sayı yazdığınızda varsayılan biçimi için bu toggle özeliğinin düzeltilmesi gerekiyordu. Ama bu diğerlerinden farklı bir davranışta olmalıydı. Hücre zaten başka bir biçemle biçilendirilmediğinde standart butonu üzerine tıklansada hala basılı durumda kalmalıydı. Ve başka bir buton örneğin % tıkladıysa ve yeniden tıklanıp biçim geri alındıysa standart butonu üzerine basılmadığı halde basık görünmeliydi.

Bu davranışa toggle demek doğru değil, bir radio buton davranışı da değil ne diyeceğimi bilemiyorum. Bu sorun 5.4 sürümünden itibaren düzelmiştir. Var olan özelliğin hatasının çözümü olduğundan önceki ara sürümlere de eklenmesi muhtemel.

İlgili hata kaydı: https://bugs.documentfoundation.org/show_bug.cgi?id=86119
Gönderdiğim yamalar:
https://gerrit.libreoffice.org/gitweb?p=core.git;a=commitdiff;h=82beda528fb74ae1c6b5e12a98dbf5d4e9e4c0db

https://gerrit.libreoffice.org/gitweb?p=core.git;a=commitdiff;h=07dcac8a0057fc24e8cf0a8daebacd97da9c982c
Sürüm notu: https://wiki.documentfoundation.org/ReleaseNotes/5.4#Calc



12 Haziran 2017

Posted In: calc, free software, Gezegen, hesap tablosu, libreofis, Özgür yazılım, toggle

Özgür yazılım ile açık kaynağın ne farkı var?

Özgür Yazılım hareketi 1983'de başlayan ve kullanıcıların yazılımları çalıştırma, anlama, değiştirme ve değiştirdikleri halini dağıtma özgürlüklerini savunan bir harekettir. Açık Kaynak ise neredeyse aynı ilkeleri farklı ifadelerle savunan ve 1998'de ortaya çıkan, özgür yazılım topluluğunun içinden çıkan bir oluşumdur. Özgür Yazılım hareketinin başlatıcısı Stallman açık kaynağı bir yazılım geliştirme metodolojisi, özgür yazılımı ise bir sosyal hareket olarak görmektedir. Stallman uzun yıllardır neden kendisini bir açık kaynak savunucusu olarak kabul etmediğini yazılarıyla ve konuşmalarıyla anlatıyor olsa da çok fazla anlaşıldığı söylenemez. Bu yazıda ikisi arasında bir fark var mı ve biz hangi ifadeyi kullanmalıyız konularını tartışmak istiyorum.

Lisans

Bir yazılımla ne yapabileceğinizi belirleyen şey onun özgür yazılım veya açık kaynak olması değil o yazılımın kullandığı lisanstır. Temel kavramları aynı bile olsa her özgür yazılım lisansı aynı kullanım şartlarını sunmaz. Watcom lisansı gibi neredeyse kimsenin kullanmadığı lisansları bir tarafa bırakırsak bütün açık kaynak yazılım lisanslarının aynı zamanda özgür yazılım lisansı olarak kabul edildiğini görürüz. Konuya lisanslar açısından bakınca özgür yazılımlar ile açık kaynak yazılımlar arasında bir fark yoktur [3].

Yanlış anlamalar

Türkçe konuşan insanlar olarak "free software" ifadesinde yaşanan "bedava" mı "özgür" mü karışıklığını yaşamıyor olmamıza rağmen "open source" yazılım denildiğinde sadece kaynak kodu açık olan yazılımın anlaşılması gibi sorunla, İngilizce konuşanlar gibi, karşı karşıya kalıyoruz. Özgür yazılım denildiğinde arkasında yazılımın ve kullanıcıların özgürlüklerini önemseyen, onun için mücadele eden bir felsefe olduğunu anlamak kolay olmasına rağmen maalesef onun hakkında da kafa karışıklığı az değil. Genel Kamu Lisansı (GPL) en bilinen özgür yazılım lisanslarının başında geliyor olmasına rağmen tek özgür yazılım lisansı değil. GPL özgür yazılımın dört şartına ek olarak Copyleft kavramını da kullanmaktadır. Özgür yazılımın şartları yazılımı sizin nasıl haklarla edineceğinizi belirlerken Copyleft onu nasıl dağıtmanız gerektiğini söyler. Yani Copyleft özelliğine sahip bir lisansla lisanslanmış bir yazılımı yine aynı şartlarla dağıtmanız gerekir [1]. Bütün özgür yazılım lisanslarının böyle bir zorunluluğu olmamasına rağmen maalesef genel kanı bu yönde ülkemizde.

Açık kaynak ise ülkemizde en az anlaşılan kavramlardan biri. Bunda adının yaptığı çağrışımın etkisi de büyük elbette. Hem kullanıcılar, hem de önemli miktarda geliştirici bir yazılımın kaynak kodunu görebildiğinde onu açık kaynak sanmak gibi bir kavramsal hataya düşüyor [2]. Github benzeri bir kod barındırma ortamına yazılımının kaynak kodlarını koyan bir yazılımcı onun hemen açık kaynak olduğu yanılgısına kapılıyor.

Açık kaynak yanlış anlaşılmaya çok müsait olduğundan açık kaynak ifadesini her kullandığımızda onun kaynağı açık olan yazılım anlamına gelmediğini ve mevcut 10 şartını anlatmak oldukça zor bir iştir. Bunu yapmadığımızda hem özgür yazılım hem de açık kaynak hareketlerinin uğraştıkları konuları önemsememiş oluruz. Özgür yazılım dediğimizde birilerinin kafasını karıştırma riski oldukça düşüktür. Günümüzde gittikçe artan bir hızla özel mülk yazılımların da kaynak kodlarının açıldığını hesaba katarak, insanları yanlış yönlendirmemek için açık kaynak yerine özgür yazılım ifadesini kullanmak daha doğru bir hareket olacaktır.

Düşmanımız açık kaynak değil özel mülk yazılımdır

Özgür yazılım taraftarları olarak sıklıkla açık kaynak ifadesini özgür yazılım olarak düzeltiyoruz. Bunu kafa karışıklığına neden olmamak için yaptığımız halde, istemeden de olsa, sanki açık kaynağın kötü bir şey olduğu algısını da yaratabiliyoruz. Halbuki durum böyle değil. Özgür yazılım ve açık kaynak hareketleri kullanıcıların özgürlüklerini savunan hareketlerdir. Biz özgür yazılım savunucuları açık kaynağı düşman olarak görmeyiz. Hem özgür yazılımın hem de açık kaynak yazılımın insanlık için kötü olarak kabul ettiği yazılımlar özgür olmayan (özel mülk) yazılımlardır.
We in the free software movement don't think of the open source camp as an enemy; the enemy is proprietary (nonfree) software.

[1] http://www.nyucel.com/2017/05/genel-kamu-lisansnn-gpl-onemli-fark.html
[2] http://www.nyucel.com/2017/05/ack-kaynak-sadece-kaynak-koda-erisim.html
[3] http://www.nyucel.com/2017/05/ozgur-yazlm-m-ack-kaynak-m-1.html

28 Mayıs 2017

Posted In: Açık kaynak, Gezegen, Lisans, Özgür yazılım

Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com