2012′nin sonunda kısa kısa..

Merhaba;

Uzun zamandan sonra ilk blog yazım, genelde dönem geçişlerine denk geliyor blog yazılarım. Linux gezegenine de iniş yaptıktan sonra gezegende yayınlanacak ilk yazım sanırım.

Tanıyanlar beni bilir zaten, tanımayanlar için şurayı göstermiş olayım.

Bir önceki blog yazım 4 ay önceydi. O zamandan bugüne hayatımda olan değişikliklerden bahsedeceğim, biraz kişisel bir yazı olacak, ilginizi çekmiyorsa köprüden önceki son çıkış burası efendim.

  • İçinde bulunduğumuz 2012′nin son günlerinde iş hayatımda bir değişiklik oldu. Ağustos ayından beri çalışmakta olduğum şirketten ayrılıp Markafoni‘ye geçtim. Aralık başında işe başladım, yeni iş ortamına da alıştım sayılır. IT’de çalışan bir çok kişiyi tanıyordum zaten, o yüzden alışma sürecim pek sorunlu geçmedi. Django ve python’u çokça kullanan bir şirket Markafoni, ayrıca çalışanlarının çoğunda özgür yazılıma llgi bulunmakta. Markafoni’de sitenin arkayüz(backend) tarafında çalışan çekirdek(core) ekipte yer alıyorum. Zaman ne gösterir bilmiyorum, ama şimdilik halimden memnunum.

Markafoni’den önce Sistematik adında dijital yayıncılıkla uğraşan küçük ölçekli bir şirkette çalışıyordum. Kasım başında bu şirketten ayrıldım. Maddi açıdan sorunlarım olmuştu şirketle, maaşların düzenli ödenmesinde sıkıntılar vardı. Şirketin maddi sıkıntıları olabilir, bunu doğal karşılıyorum, sıkıntılı zamanlarda çalışan olarak ben de elimden geldiğince özveride bulunmaya çalışırım. Ancak çalıştığım süre içerisinde, 1′inde yatması gereken maaşı ayın ortasında alıyor olmak benim açımdan da moral bozucu oldu. Şirketten ayrıldıktan sonra son ay almam gereken ekim ayı maaşını tek seferde ödeyemeyeceklerini söylediklerinde, ben de en azından yarısını ödeyebilirlerse iyi olacağını söyledim. Kasımın ortasında maaşın yarısını aldıktan sonra diğer yarısı için de aralık ayını beklemeye başladım. Aralık ayında yazışmalara başladık tekrardan, bir süre sonra cevap verdiler ve bu ay ödeyemeyeceklerini, ocak ayında bir ödeme beklediklerini, ocak başında ödemeyi düşündüklerini söylediler. Ayrıldığım şirketin arkasından alacağım paranın böyle peşine düşmek çok tatsız bir deneyim oldu benim için. Ocak ayında nasıl bir cevap vereceklerini merak ediyorum bir yandan da. Mali açıdan sıkıntıya girmemin yanında, benim için asıl sıkıntılı olan kısım şirket tarafından bu şekilde oyalanıyor olmak oldu. Yoksa bu sevimsiz paragrafı yazmak zorunda kalmayı istemezdim.

Hark Köyü – Belpınarı – Kılıçkaya
  • Dağcılık macerama da devam ediyorum bir yandan. En son kasım ayı sonunda Dağ keçileri dağcılık kulübü ile birlikte Sakarya civarındaki Hark Köyü’nde Kılıçkaya mevkiine bir trekking yaptık. 1500 metrenin üzerinde yüksekliği olan Kılıçkaya’nın tepesine çıktık, aşağıya inip kayanın önüne geldiğimizde ise “bunun tepesinden mi inmişiz biz yahu iki saattir?” demekten kendimizi alamadık. Muhteşemdi.

Bunun yanında kaya tırmanışına da başladım. İnanılmaz zevkli bir aktivite benim için. Havalar soğuduğu ve yağışlar başladığından kaya tırmanışı aktiviteleri yapay tırmanış duvarlarında yapılıyor. Benim için iki alternatif vardı, biri Kadıköy’deki boulderIstanbul, diğeri ise eskiden taksim’de olan, şimdi levent’e taşınmış olan boulderhane. Ben daha çok kadıköy’deki boulderIstanbul’u tercih ediyorum. BoulderIstanbul’da 4 metrelik duvarlar var, negatif eğimli yerler de mevcut. Yerde de 30 santimetre yüksekliğinde minderler var, bu sayede düşmeniz durumunda (düzgün bir şekilde düşmeyi de becerirseniz, ki gittiğinizde ilk öğrendiğiniz şey bu oluyor, çok zor değil merak etmeyin :) ) herhangi bir sakatlıkla karşılaşmıyorsunuz. Aslında “hafif” insanlar için daha rahat bir aktivite, ama benim gibi 100 kilonun üzerindeki insanlar da yapabiliyor :) Tabi biraz daha dikkatli olmanız gerekiyor, o vücutu duvarda tutmak pek kolay değil.

  • Uzun zamandır aklımda olan bir şeyi gerçekleştirdim bir de, twitter hesabı açtım. @serdaroncode adresinde ikamet ediyorum. Yazdıklarımı kısıtlamaya karar verdim, sadece programlama, özgür yazılım, mühendislik, bilgisayar bilimleri ve bu konular çevresinde yaptığımız geyiklere ayırdım. Bu kararı almamın sebebi ise, eskiden RSS’le takip ettiğim bir çok kaynağı ve kişiyi artık twitter üzerinden takip edebiliyor olmam. Açıkçası daha rahat da geldi. İyi ki böyle bir karar vermişim de diyorum. Aklımda twitter’da paylaştığım ilginç kaynakları haftalık blog yazıları haline getirip paylaşmak gibi bir fikir de var, bakalım gerçekleştirebilecek miyim.

22 Aralık 2012

Posted In: linux, lkd, Rock Climbing, Trekking, Trekking - Mountaineering

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com