İnternet Haftası Bilişim STK’ları Bildirisi

Biz Bilişim STK’ları İnternet kültürünü yaymak, İnternetin Türkiye için önemini anlatmak,
ülkemiz İnternet politikalarını tartışmak, yeni projeler başlatmak için İnternet Haftalarını yapıyoruz. Bu yılda, Türkiye İnternetinin 24 yaşı nedeniyle, 10- 23 Nisan tarihlerinde 20. İnternet Haftasını kutluyoruz.

Bizler, İnterneti, insanlığın yeni toplum biçimi olduğunu düşündüğümüz, Bilgi Toplumunu oluşturan araç ve kavramların temsilcisi olarak görüyoruz. Sanayi devrimi insanın kol gücünü çokladı, onun etkin kullanımını mümkün kıldı. İnternetin temsil ettiği devrim ise, insanın beyin gücünü çokluyor, onun ürünlerinin paylaşılmasını, yeniden üretilmesini kolaylaştırıyor. Yaşam gittikçe artan bir şekilde bilgi ve enformasyon üzerine dönüyor. Artı değer yaratmanın ana unsuru, bilgi, ar-ge, inovasyon, yani eğitimli insanların beyinsel ürünleri oluyor. İnternet bireyi özgürleştiriyor, güçlendiriyor. Kitlelere örgütlenme ortamları sunuyor, onları güçlendiriyor. İnternet dünya üzerinde milyarlarca insanın katıldığı bir paylaşım, öğrenme, üretim ve eğlence ortamıdır. Biz, toplum olarak sosyal medya da kavga ederken pek fark etmiyoruz, ama İnternet, sektörleri yeniden yapılandıran, meslekleri değiştiren, kamu yönetimi, demokrasi, hizmet ve ticareti yeniden tanımlayan devrimsel bir gelişmedir. Birbirlerini hiç görmeyen insanlar, insanlığın ortak mülkiyeti için ürünler geliştirmekte; özgür yazılım, açık erişim, açık ders malzemeleri, açık bilim, açık tıp, açık biyoloji gibi projeleri hayata geçirmektedirler. Bu bağlamda İnternet, Sanayi devriminden daha önemli bir gelişmedir. AB’nin bir önceki Sayısal Gündem sorumlusu, toplumu yeniden yapılandırmak açısından, İnternetin elektrik, telgraf ve matbaadan daha önemli olduğunu söylemiştir. Büyük Veri, Nesnelerin İnterneti, 3 Boyutlu Yazıcılar, Yapay Zeka, 5G gibi yeni teknolojiler, 4. Sanayi Devrimi yada Sanayinin İnterneti konuları gündeme taşımaktadır. Bu teknolojilerin birbirini beslemekte ve ekonomiyi etkilemektedir.

Dünyada 3.6 milyara yakın insan İnternet kullanıcısı, 1.86 milyarı Facebook kullanıyor. Ülkemizde 16-74 yaş grubunde kullanım %61, Erkekler %70, Kadınlar %51, Kent ve Kırsal arasında kadın erken a rasında fark var. Bir başka deyişle halkımızım %40 interneti kullanmıyor. TUİK 2013 verilerine göre Kent’te %61 Erkek -%42 Kadın ve Kırsalda bu %33 Erkek ve %14 Kadın internet kullanıyor. Kabaca değerlendirirsek; dünya ortalamasını yakaladık ama Avrupa ortalamasını yakalayamadık.
Ülkeler, İnterneti ekonomiyi geliştirme, kamu hizmetlerini iyileştirme, toplumsal katılımı artırmak, demokrasiyi geliştirmek için kullanmak çabasında. Dünya bireyin gelişmesi, toplumun üretken bir parçası olması için İnternetin önemli olduğuna karar vermiş ve bilgiye ve İnternete erişimi temel bir yurttaşlık hizmeti olarak ilan etmiştir. Bu temel hak, anayasalara ve hükümet programlarına girmeye başlamıştır.

Önemli gelişmelere rağmen, maalesef, ülkemiz bir bütün olarak, İnterneti ekonomik kalkınmanın, bireysel gelişmenin, toplumsal katılımın motoru olarak görememiş, marjinal problemlere odaklanarak, İnterneti olanak değil, baş edilecek bir sorun olarak görmüştür. Siyasi kadrolar, gündelik siyasi hesaplarını bir kenara koymalı ve yurttaşların temel hak ve özgürlüklerine saygı göstermelidir.

Uluslarası indekslere durum, parçalı bulutlu; çoğunlukla bulutlu. Genellikle, 190 ülke arasında 60’ın üstündeyiz. İnsani gelişme 71/188, demokrasi 97/179, basın ve ifade özgürlüğü, (rsf 151/179; FH 156, özgür değil, ve internet: özgür değil 50/65) ve toplumsal cinsiyet indekslerinde çok kötüyüz;, 130/144 (Ekonomi: 129, Eğitim:109, Sağlık:1-38, siyaset: 113), . WWW vakfının sıralamasında 38/86 durumdayız: bu özgürlük, içerik ve yarar alt indekslerinde de aynı civarda. Rekabet indeksinde 55/138, Inovasyon indeksinde 42/128, Network Readiness (GITR) 48/138 (Çevresel: 49, hazırlık:40, kullanım:59, Etki: 58). Dünya Telekom Birliği (ITU) Bilişim Gelişme indeksinde 70/175, Avrupada 40 ülke arasında 38., kullanımda 76, erişimde 81, beceride 39. sıradayız. İnternet.org ve Ekonomist (EIU) araştırmasında 31/75 deyiz; erişim ve fiyatta 33/75, işe yarar içerikte 19/75 , yetkinlik (etkin kullanım) da ise 48/75 üzerindeyiz. Dünya geniş bant indeksinde 70/173 sıradayız.
Türkiye İnterneti gelişiyor. Mobilde ilginç uygulamalar var, en yeni cihazları alıyoruz. Finans sektörümüz İnternet işinde oldukça başarılı. Kamuda Maliye, Sağlık, Adalet sisteminde önemli projeler var. E-devlet hizmetleri sunumunda Avrupa ortalamasının üstündeyiz. Ülkemizde çeşitli ar-ge teşvikleri var, teknokentler çoğalıyor. İnternet ve Bilişimle ilgili bir kaç bakanımız var. Bütün bunlara rağmen:
Türkiye Gemisi Rotasını Bilgi Toplumuna Döndüremedi
Ülkemizde önemli gelişmelerde olsa, bütünsel bir bakış açısıyla koordineli bir çaba eksik. Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı ile e-devlet eylem planımız var, ama pek bir kimsenin haberi yok. Yönetişim yapısı yok. Bilişim STK’ları olarak önerimiz:
Ülkemiz Bilişim ve İnterneti stratejik sektör ilan etmelidir. Bunun için en başta Bakan düzeyinde bir siyasal sahiplenme olmalıdır. Tüm paydaşları kapsayan, katılımcı saydam yapılar kurulmalı, kamuoyunca açık ortamlarda yeterince tartışılan, gözden geçirilen eylem planları yapılmalı ve hayata geçirilmelidir. Yurttaş ve sivil toplum bu gelişmelerin odağında olmalı, gelişmeler saydam ve katılımcı bir şekilde hayata geçmelidir.
Telekom ve Bilişim sektöründe adil rekabet koşulları yok. Devlet ve tarafsız olması gereken kurumlar tekeli koruyorlar. Fiber altyapısında ülke olarak geri kaldık. Ağ tarafsızlığını sağlamak üzere hem ekonomik, hem siyasi önlemlerin alınması, bu önlemlerin bilginin serbest akışını güvence altına alacak politikalarla desteklenmesi gerekmektedir.

3G ve 4G gecikmeli olarak hayata geçmiştir. 4G için fiber altyapısı yeterli değildir. Fiber altyapısı konusunda ülke olarak oldukça geri kalmış durumdayız. Türkiye’de sabit ve mobil genisbant değerleri OECD ortalamasının yarısında. 189 ülkede arasında sabit de 73 sırada, mobil’de 75. sıradayız. 3G ve 4G ihaleleriinde göstermelik yerli araştırma şartı arandı, ama ülkede geliştirilen 4G için baz istasyonları, Ulak projesi, kenara konuldu. Fiber altyapısının gelişmesi önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Ülkemiz İnternetin devrimsel bir gelişme olduğunu algılayamamış marjinal problemlerine odaklanarak, adeta İnternete savaş açmıştır. Ülkemiz, kalkınmanın, ar-ge ve inovasyonun ifade ve basın özgürlüğünün tam olduğu, farklı ve aykırı fikirlerin yeşerebildiği hoşgörü ortamlarında var olduğunu algılayarak, özgürlükçü bir çizgiye gelmelidir. Ülkemiz yasaklama refleksinden kurtulmalıdır. Github, dropbox gibi weblerin yasaklaması sadece ülkemizin tanıtımına, turizmine ve ülkede şirketlere ve bireylere zarar vermektedir. Booking.com, ve trivago gibi weblerin yasaklanması öncelikle kendi istekleri ile üye olan şirketlere zarar verir. Aksine bu tür portalların değişik sektörler için geliştirilmesi için Türk firmaları teşvik edilmelidir.mYasaklanan web sayısı 3yıl önce 30 bin, 2 yıl önce70 bin iken geçen yıl 110 bine çıkmıştır. Bu yıl engelliweb de yasaklı. Bu daha çok Türkiye’ye zarar vermektedir. 5651 ve ona bağlı yasal düzenlemeler iptal edilmeli ve STK’ların katılımıyla yeniden yapılmalıdır.

Yukarıda da belirtildiği gibi ülkemizde Kır-Kent ve kadın-erkek arasında İnternet kullanımında ciddi uçurumlar var ve nüfusun yaklaşık %40’ı ı İnternetin dışında. Sadece TÜİK rakamları değil, uluslararası gelişmişlik indekslerinde de Türkiye maalesef sonlarda yer almaktadır. Türkiye’nin bu indekslerin altlarında yer alması sosyal eşitsizliklere, hatta uçurumlara işaret ediyor. Sayısal uçurum da bunların arasında en önemli başlıklardan birisidir. Sayısal uçurumu ortadan kaldıracak, tüm yurttaşları yeni medya okuryazarı yapacak çabalar, kamu, özel sektör ve STK işbirliği ile yapılmalıdır. Ulaştırma Bakanlığı öncülüğünde başlatılan sayısal uçurumu kapatmaya yönelik Kars’ta başlatılan projeyi sevinçle karşılıyoruz. Evrensel hizmet fonu bu amaçla kullanılmalı, cihaz alımı, eğitim, ve varlığı unutulan KİEM (Kamu İnternet Erişim Merkezleri) kullanılmalı, çaba diğer paydaşları kapsamlıdır. Sayısal uçurumu kapatma çabası yurttaşları bilgi okuryazarı yapmalı; onları yeni medya etiği, mahremiyet ve güvenlik konularında yeterli ve kendilerini geliştirebilen bir konuma gelmelidir.

Bilişim teknolojilerin eğitimi ülkenin kalkınması, dünya ile rekabet edebilmesi içinde önemlidir. Bu kapsamda özgür yazılımların önemine işaret etmek isteriz. Özgür yazılımlar tasarruf, güvenlik, istihdam ve rekabet açılarından önemlidir. Bilişimci yetiştirme ve yazılım geliştirme açılarından özgür yazılımlar çok önemlidir. İnsanlığın ortak mülkiyetinde olan 1.4 milyon olan özgür yazılım, Türkiye’de üretilen yazılımlar kadar “yerli ve milli”dir. Pardus ve Fatih projelerinin özgür yazılım temelinde yaygınlaştırılmasını öneririz.

Temel öğrenim kurumlarındaki “Medya Okuryazarlığı” ve “Bilgisayar” dersleri müfredatının dijital okuryazarlığı geliştirecek şekilde gözden geçirilmesi gereklidir. Bu yönde pilot çalışmayı destekliyoruz. Bütün dünya anaokulundan itibaren herkese programlama/yazılım kavramlarını öğretmeye çalışıyor. Webin kurucusu Tim Berners-Lee politikacılara programlama öğretelim diyor. Programlama düşünme ve planlama yetisini geliştiriyor. Dünya gittikçe daha fazla bir şekilde yazılımın etrafında dönüyor. Ülkemizde, okullarda bu yönde ders konması konusunda çaba harcamaya başladı. Umarız, yakında bu konuda pilot çalışmalar başlar.

Herkese açık, özgür, güvenli, bütünsel İnternet tüm insanlığın yararınadır.

İnternet Yaşamdır!

Saygılarımızla kamuoyuna duyururuz.

23 Nisan 2017

2017


Destekleyen STK’lar:
Alternatif Bilişim Derneği 
Alternatif Medya Derneği 
Bilgisayar Mühendisleri Odası 
Bilişim Teknolojileri Eğiticileri Derneği
EHD – Elektronik Ticaret ve Internet Hukuku Derneği 
EMO – Elektrik Mühendisleri Odası 
SOC-TR – Internet Derneği 
INETD – Internet Teknolojileri Derneği 
IYAD – Internet Yayıncıları Derneği 
Ankara Barosu Bilişim Hukuku Komisyonuy
İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu 
Kadın Yazılımcı Oluşumu 
LKD – Linux Kullanıcıları Derneği 
PKD – Pardus Kullanıcıları Derneği 
TBD – Türkiye Bilişim Dernegi 
TELKODER- Serbest Telekomunikasyon İşletmecileri Derneği
TKD – Türk Kütüphaneciler Derneği

24 Nisan 2017

Posted In: 5G, demokrasi, fibder, Genel, internet, internet politikaları, lkd, sayısal uçurum, Sosyal medya

Yeni İnternetimiz Nasıl Olacak?

6 Nisan günü Twitter’a ve Youtube’a erişimin mahkeme kararı doğrultusunda engellendiği duyuruldu. İlgili karar sadece Twitter’a veYoutube’a yönelik olmayıp Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın rehin alınması görüntülerini yayınlayan tüm web sitelerini kapsıyordu (http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/28662617.asp, http://www.turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=49579):

Milli Güvenliği ve Kamu Düzenin Korunması ile suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu görevlileriyle vatandaşların internet ortamında yer alan yasa dışı içerikler nedeniyle mağdur olmaması, zarara uğramaması, hak ve özgürlüklerin muhafaza edilmesi amacıyla talebin kabulüne karar verilmiştir.

Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın rehin alınması görüntülerini halen yayınlamakta olan Google adlı arama motoru ile aynı yer sağlayıcı üzerinden yayın yapan YouTube adlı internet sitesinden görsel ve videoların, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki Kanun’un 8/2. maddesi uyarınca içerikten çıkarılmasına, mümkün olmadığı takdirde erişimin engellenmesine hükmedilmiştir.

İlerleyen saatlerde, şikayet edilen içeriklerin kaldırılmasıyla beraber sözkonusu sitelere yönelik engellemeler de kaldırıldı. Şimdilik…

Nitekim 27 Mart 2015 tarihinde kabul edilen ve 15 Nisan 2015 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 6639 sayılı kanunun 29. maddesiyle, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 8. maddesi genişletildi. 8. maddede erişimin hangi durumlarda engellenebileceği yer almaktadır:

a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

1) İntihara yönlendirme (madde 84),

2) Çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra),

3) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190),

4) Sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194),

5) Müstehcenlik (madde 226),

6) Fuhuş (madde 227),

7) Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228),

suçları.

b) 25/7/1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçlar

“Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi” başlığıyla eklenen 8/A maddesi ise son derece belirsiz ve keyfi uygulamalara açıktır:

MADDE 8/A – (1) Yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması sebeplerinden bir veya bir kaçına bağlı olarak hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, Başbakanlık veya millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması ile ilgili bakanlıkların talebi üzerine Başkanlık tarafından internet ortamında yer alan yayınla ilgili olarak içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı verilebilir. Karar, Başkanlık tarafından derhâl erişim sağlayıcılara ve ilgili içerik ve yer sağlayıcılara bildirilir. İçerik çıkartılması ve/veya erişimin engellenmesi kararının gereği, derhâl ve en geç kararın bildirilmesi anından itibaren dört saat içinde yerine getirilir.

(2) Başbakanlık veya ilgili Bakanlıkların talebi üzerine Başkanlık tarafından verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı, Başkanlık tarafından, yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde, karar kendiliğinden kalkar.

(3) Bu madde kapsamında verilen erişimin engellenmesi kararları, ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verilir. Ancak, teknik olarak ihlale ilişkin içeriğe erişimin engellenmesi yapılamadığı veya ilgili içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla ihlalin önlenemediği durumlarda, internet sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi kararı verilebilir.

(4) Bu madde kapsamındaki suça konu internet içeriklerini oluşturan ve yayanlar hakkında Başkanlık tarafından, Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Bu suçların faillerine ulaşmak için gerekli olan bilgiler içerik, yer ve erişim sağlayıcılar tarafından hâkim kararı üzerine adli mercilere verilir. Bu bilgileri vermeyen içerik, yer ve erişim sağlayıcıların sorumluları, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, üç bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(5) Bu madde uyarınca verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararının gereğini yerine getirmeyen erişim sağlayıcılar ile ilgili içerik ve yer sağlayıcılara elli bin Türk lirasından beş yüz bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilir.

Yeni düzenleme, idareyi yargının görev ve yetkileriyle donatarak erkler ayrılığına zarar vermektedir. Daha da önemlisi, bu düzenlemeyle hukuki belirlilik ilkesinden uzaklaşılmıştır. Hukuki belirlilik ilkesi, “yasama organı tarafından meydana getirilmiş tüm düzenlemelerin, gerek idare, gerekse bireyler bakımından hiçbir tereddüte mahal bırakılmaksızın anlaşılabilir olması, yaptırımların neden ve sonuçlarının açık ve anlaşılır olması, kamu otoritelerinin, kanun tarafından yetkilendirilmiş dahi olsa, keyfi şekilde takdir hakkı kullanması ihtimalini barındırmaması olarak anlaşılmalıdır” (Ünsal, 2015). Önümüzdeki günlerde, “can ve mal güvenliğinin korunması, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması” gibi belirsiz gerekçelerle engellenen sitelere rastlanacaktır. Bir sitenin ya da sitede yer alan herhangi bir içeriğin can ve mal güvenliğini, milli güvenliği, kamu düzenini ya da genel sağlığı nasıl tehdit edeceği; içeriğin kaldırılmasının ya da siteye erişimin tamamen engellenmesinin bu tehdidi nasıl ortadan kaldıracağı yakın zamanda görülecektir. Buna göre, yetkililerin yalanlamalarına rağmen salgın olduğunu iddia eden web sitelerinin içeriği genel sağlığı korumak amacıyla engellenebilecek. Seçim tartışmalarının en kızıştığı anda bir sosyal medya sitesine erişim hukuka aykırı da olsa üç gün engellenebilecek (“Başkanlık tarafından, yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar”).

Böylece “Yeni Türkiye”nin yeni interneti için önemli bir adım atılmış oldu. Önümüzdeki günlerde bu yeni düzenleme, Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne taşınacak (ayrıntılı bilgi için bkz Ünsal (2015)). Ama nasıl bir internetimizin olacağı, toplumsal muhalefetin tepkilerine ve sansüre karşı uygulayacağı stratejiye bağlı olacak.

Yakında “Türkiye’de Site Engelleme/Kapatma ve Sivil Toplum Yaklaşımı Tarihi” adlı bir kitap yayımlanacak. Henüz hazırlanmakta olan kitabın yayımlanacağı zamanı ve hangi yayınevinden çıkacağını bilmiyorum. Ama Füsun S. Nebil’in turk-internet.com sitesindeki yazısında kitabın içeriği ve yaklaşımı hakkında bilgi veriliyor. Kitap, 1999-2015 arasındaki dönemi beş fazda inceliyor (2015a):

  1. 2005 Öncesi
  2. 2005-2007 Arası (5651 Öncesi Yoğun Engelleme Dönemi ve 5651′ Giden Yol)
  3. 2008-2014 Arası (Osman Nihat Şen Dönemi TİB Uygulamaları)
  4. 2011 Güvenli İnternet Dönemi
  5. Torba Kanunlar – Kanunlar Dönemi / 2014 Sonrası

Kitabın ilk iki bölümü turk-internet.com sitesinde özetlenmiş. Nebil, “değişmiyor ki” denilse de sivil toplum tepkilerinin zaman zaman etkili olduğunu ve bu nedenle her bölümün sonuna bir sivil toplum karnesi konulduğunu belirtmekte. 2005-2007 dönemi, sivil toplumdaki farkındalığın ve birlikte iş yapma kültürünün zayıf olduğu, 5651 sayılı kanun öncesinde ise sivil toplumun daha duyarlı davrandığı görülmekte. Nebil bu dönemi şöyle değerlendirmekte (2015b):

Ancak yine de sorunların yeterince takip edilmediği ve “çözüm” yani “yapıcı eleştiri” yerine “çözümsüzlük” üzerine gidildiği durumlar da oldu.

TBMM’deki kanun takibi konusu ise, bugün bile yapılmıyor. O gün de yapılmadı. Bununla kastettiğimiz, komisyonlardaki çalışmalara katılmak ve kanun tasarıları ile ilgili konulara müdahil olmaktır. Meslek kuruluşu olan sivil toplum örgütleri bunu ciddiye alıyor ama tüketicileri ya da kullanıcıları temsil eden sivil toplum örgütlerinin bu konuya (mesela kadınla ilgili sivil toplum örgütlerinin yaptığı kadar) katılmadıkları görülüyor. Bu önemli bir eleştiri konusudur.

Muhtemelen kitabın daha sonraki bölümlerinde sivil toplum için daha olumlu değerlendirmeler yer alacaktır. Sansüre ve filtreye karşı eylemlerde apolitik denilen bir kuşağın sokaklara döküldüğü görüldü. Gezi’nin habercilerinden biriydi.

Ancak yine de Türkiye’deki site engelleme/kapatmalara karşı oluşan tepkiler değerlendirildiğinde toplumsal muhalefetin İnternet’te somut bir stratejisinin olmadığı görülmektedir. İnternetteki özgürlük alanlarını genişletmeyi hedefleyen değil, devletin hamlelerine karşı harekete geçen tepkisel bir muhalefet vardır. İnternette özgürlüğün devletle sivil toplum arasında olduğuna dair bir yanılsama yaygındır; böylece şirketler uzaklarda, tarafsızlıklarını ve saygınlıklarını korumaya devam edebilmektedir. Bu nedenle mücadele de sadece devletin etki alanının sınırlandırılmasına, devletin müdahalelerinden özgürlük sorununa indirgenmektedir. Ancak eşitlik, kullanıcıların internetin gelişiminde söz ve karar hakkı olmadan, özgürlük ve özgürlük mücadelesi de eksik kalmaktadır.

Günümüzde İnternet denilince ilk akla gelen sosyal medya olmaktadır. Kullanıcılar internete değil, Facebook, Twitter, Youtube gibi sosyal medya sitelerine girmektedir. Dolayısıyla, kullanıcıları çoğu zaman ilgilendiren belli başlı sosyal medya sitelerine erişip erişemedikleridir. Bu çerçevede, Nisan ayında yaşanan site engelleme sürecine tekrar döndüğümüzde sürecin ilgili web sitelerinin şikayet konusu olan içeriği sitelerinden kaldırmaları ile sonuçlandığı görülmektedir. Asıl sorun da sorunun sorunun çözülmüş gibi göründüğü noktada başlamaktadır. Prof. Dr. Yaman Akdeniz Twitter’ın talep edilen içerikleri kaldırmasını şöyle yorumlamaktadır (bkz. http://www.turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=49578):

Twitter’ın Anayasa Mahkemesinin kararından bu yana Türkiye ile ilgili politikası başından sonuna kadar yanlış. İçerik temizlemenin ya da gelen talepleri uygulamanın yöntemi bu olmamalı. Göreceksiniz talepler seçimlere kadar daha da artacak.

Twitter tabi ki engelli kalmasını istemiyoruz ama bunu bu şekilde yapması, Türkiye’nin ifade özgürlüğü sorunu açısından da uygun olmayan bir yaklaşım. Hiçbir tartışma yapılmadan, çarşaf listeler halinde talep edilen içerikler ve sadece tweet değil, hesaplar da dahil kaldırılıyor.

Twitter kullanıcılarının kendilerini ifade edecekleri bir ortam sunmakla övünüyor. Ama bu ne kadar güvenilir? Ya da bu ne kadar özgür?. Bu soruları sormak lazım. Bunu çok sorunlu buluyorum. Facebook da yapıyor, muhtemelen Youtube’de yapacak.

Bu sosyal medya firmalarının amacı kullanıcılarını mutlu etmek olmalıdır. Ama bu mutluluk “hükümetin müsade ettiği kadar” gibi değil ya da “erişime engelli olmayayım da ne olursa olsun” olmamalıdır.

Dolayısıyla Twitter ve diğerleri açık kalmak adına hükümetin talebini yerine getirdiler; bundan sonra da yerine getirmeye devam edecekler. Arap Baharı’ndan sonra Facebook ve Twitter gibi sosyal medya sitelerine farklı değerler yüklenmiş olmasına ve Türkiye’de egemenlerce baş belası olarak görülmesine karşın her ikisi de kar amaçlı sosyal medya siteleridir. Politik amaçlar için kullanımları istisnadır. 2009, 2010, 20111 ve 2012 yıllarındaki moda konulara (TT – Trendind Topic) bakıldığında ağırlığın eğlence dünyası ile ilgili olduğu görülmektedir. En çok takipçisi olan hesaplar da bununla ilişkilidir (Fuchs, 2013):
popular_twitter

Sosyal medya şirketlerinin iş modelleri kullanıcı verilerinin metalaşması üzerine kuruludur. Televizyonlar izleyicilerini, radyolar dinleyicilerini ve gazeteler okuyucularını reklam şirketlerine satmaktadır. İnternetin diğer medyalardan farkı ise hedefli reklamcılığı kolaylaştırması ve reklam şirketlerine daha cazip fırsatlar sunmasıdır. Örneğin bir televizyon program içinde yayınlanacak reklamda, programın içeriği veya yayın saati gibi kriterler dikkate alınsa bile reklam herhangi bir izleyiciye yöneliktir. İnternet reklamları ise kullanıcının eğilimlerini dikkate alır. Arama motorlarındaki aramalar, sosyal medyadaki hareketler, gezilen siteler, eposta içerikleri vs analiz edilerek doğrudan belirli bir kullanıcıyı hedefleyen reklamlar gösterilir.

İnternetin diğer medyalardan ikinci farklılığı ise sosyal medya uygulamalarıyla gündeme gelmiştir. Bir televizyon veya radyo, kamu hizmeti yayıncılığı yapmıyorsa ve kendi faaliyeti dışında bir geliri yoksa reklamdan elde edeceği gelire ihtiyacı olacaktır. Fakat izleyiciler reklamlardan pek hoşlanmazlar; eğlencelerinin kesilmesini istemezler. Bir televizyon kanalı izleyicilerini kaybetmek istemiyorsa izleyicinin dikkatini metalaştırırken dikkatli olmalı ve izleyiciyi televizyona bağlayacak programlar üretmelidir. Sosyal medyada ise içerik kullanıcılar tarafından üretilir. Örneğin, Facebook ile aynı teknik işlevlere sahip bir sosyal medya sitesini teknik olarak tasarlamak zor değildir. Facebook gibi bir web sitesi geliştirirseniz bu sizi Mark Zuckerberg kadar zengin yapmaz. Facebook’u Facebook yapan içeriğidir, bir diğer deyişle kullanıcıların Facebook üzerindeki etkinlikleridir. Facebook, bu etkinlikleri artırmak ve kullanıcıların sitede daha fazla zaman geçirmesini sağlamak için çeşitli oyunlar ya da uygulamalar geliştirebilir; yazılım şirketlerine bu yönde ödeme yapabilir. Ama yeni kullanıcıları Facebook’a çeken, onların sitede daha fazla zaman geçirmesini sağlayan ve reklam şirketlerine satılan kullanıcıların etkinlikleri olacaktır. Kısacası, televizyon ya da radyo programlarında içerik medya sahibi tarafından oluşturulurken sosyal medyada kullanıcıların metalaşmasının yanında karşılığı ödenmeyen, el konulan bir emek vardır.

Sosyal medya kullanıcıları sömürülmektedir; şirket sahiplerinin karına kar katmaktadır. Sosyal medyadaki etkinliklerin eğlenceli olması sömürü gerçeğini değiştirmemektedir. Ücretli emekte olduğu gibi bir ücret ilişkisi yoktur. Köle emeğinde olduğu gibi insanlara çalışmazlarsa ölecekleri tehdidi yapılmamaktadır. Ama Facebook etrafında kurulan sosyal ağ, özellikle genç insanları ağa dahil olmaya zorlamaktadır; ağda olmamak bir eksiklik haline gelmektedir. Ağa dahil olmadıklarında yalnız kalacaklardır ve çevrelerindeki organizasyonlardan haberdar olamayacaklardır (Fuchs, 2014 s. 254-255).

Ülkemizde de toplumsal hareketlerden uzak kalacağı savunmasıyla Facebook’un gönüllü emekçisi olan sosyalistler yok mu?

Facebook, Twitter, Google vb şirketlerin iş modellerinin temelinin karşılığı ödenmeyen kullanıcı emeği olduğu dikkate alındığında bu şirketlerin hükümetlerin sansür taleplerine karşı tavırları daha anlaşılır olacaktır. Doğaldır ki şirketlerin devrim yapmak, toplumu demokratikleştirmek gibi hedefleri yoktur. İçerik kaldırma talebine Twitter’ın olumlu yanıt vermesi tutarlı bir harekettir. Twitter, Türkiye’deki kullanıcı emeğinden tamamen mahrum kalmak istememektedir. Hükümetle yaptığı işbirliğinin kullanıcıların tepkisine ve Twitter’dan kopmalarına (dolayısıyla emek gücü kaybına) neden olabileceğini düşünselerdi daha temkinli davranacaklardı.

Aslında temel sorun mülkiyet ilişkilerinin ve bunun kararlara yansımasının göz ardı edilmesinden kaynaklanmaktadır. Facebook’un en tepesinde bulunan 12 kişi, hisselerin %61,1’ine sahiptir. Facebook’ta hisse sahibi şirketler ise şunlardır: Accel Partners, DST Global Ltd., Elevation Partners, Goldman Sachs, Greylock Partners, Mail.ru Group Ltd, Meritech Capital Partners, Microsoft, Reid Hoffman, T. Rowe Price Associations Inc., Tiger Global Management and Valiant Capital Opportunities LLC. Facebook’ta söz sahibi olanlar Facebook’un üst düzey yöneticileri ve bu şirketlerdir; şirketi var eden kullanıcılar değil. Facebook’un gizlilik politikası, hangi kullanıcı verilerinin toplanıp satılacağı, sitede varsayılan ayarın hedefli reklamların kabulü mü reddi mi olacağı, siteye kayıt için gerekli veriler hakkında kullanıcıların söz ve karar hakkı yoktur (age, s.256). Sık sık sosyal medyanın katılımcılığından söz edilir; ama katılımcılık popüler sosyal medya sitelerinin yönetiminde geçerli değildir. Önümüzdeki günlerde daha sık göreceğimiz gibi siteden silinecek içerik ya da kullanıcı hesabı hakkında kullanıcıların söz hakkı olmayacaktır.

Aynı eşitsizlik, diğer özel mülk sosyal medya siteleri için de geçerlidir. Twitter’ın iş modelinde, müşterilerinin talepleri doğrultusunda belirli bir tweetin, hesabın veya konunun (trend) öne çıkarılması vardır (http://www.bbc.com/news/business-24397472). Bunun dışında, normal kullanımda hangi konunun öne geçeceğini, TT olacağını belirleyen algoritmalar açık değildir (https://support.twitter.com/articles/101125-faqs-about-trends-on-twitter). Şirket, enformasyon akışını, ağ bağlantı hızınızdan bağımsız olarak, yavaşlatabilir. Pentland’ın (2014) belirttiği gibi enformasyon akış hızındaki bir değişim ağda beklenmedik sonuçlar doğurabilir.

Kısacası, özel mülk sosyal medyada,

  • Kullanıcılar, mülkiyeti elinde bulunduranların çizdiği çerçevede hareket etmektedir
  • Kullanıcılar sömürülmekte, verileri metalaşmakta ve tek zenginleşen şirket hissedarları olmaktadır
  • Kullanıcılar, üyesi oldukları sosyal medyaya katkıda bulundukça o medyayı daha da zenginleştirmekte ve güçlendirmektedir.Daha sonra ayrılmak isteseler bile “ayrılırsam, zengin bir sosyal ağdan kopacağım, yalnız kalacağım” endişesi başka alternatiflere yönelmeme konusunda bir baskı oluşmaktadır.

Bu nedenle, yalnızca sansüre karşı özgürinternet talep etmek yeterli değildir. İnternetin kullanıcıların karar mekanizmalarında söz sahibi olduğu, eşitlikçi ve işbirliğine dayalı ağlarla örülmesi gerekmektedir. Bu da internetin ticarileşmesine karşı çıkabilmek demektir!

İşehttps://prism-break.org/en/all/#social-networks adresinde yer alan özgür sosyal ağlardan biri denenerek başlanabilir. Önerim, Diaspora* sosyal ağıdır (https://diasporafoundation.org). Ağa http://podupti.me/ adresinde belirtilen sunuculardan biri kullanılarak dahil olunabilir.

Burada yine, “ama tüm arkadaşlarım ve hedef kitlem Facebook’ta ya da Twitter’da. Bu ağları terk edemem.” diyenler olacaktır. İnsanlar haklı olarak sadece kendi kitlesine yayın yapan televizyonların, radyoların ve gazetelerin durumuna düşmek ve en geniş kitleyle bağlantıyı koparmak istemeyecektir. Sadece X örgütünün/partisinin üyelerinden oluşan bir ağ pek cazip değildir.

Ancak Diaspora* klasik bir alternatif medya değildir. Diaspora*’da ikili bir sosyal ağ kurabilir. Diaspora üzerinden diğer ağlara da mesaj göndermek mümkündür. Bir yandan Diaspora*’da şirketlerden bağımsız, özgür bir ağ kurarken diğer yandan Diaspora* üzerinden Facebook ve Twitter hesaplarınıza mesaj gönderebilirsiniz. Diaspora*’daki sosyal ağ büyüdüğünde ne Facebook’a ne de Twitter’a ihtiyacımız kalacaktır.

Zor ve imkansız mı? İnsanları eşit ve özgür sosyal medya için ikna edebilir miyiz?

Denemeden bilemeyiz.

Bunun için (en başta kendimizi!) ikna edemiyorsak, başka bir dünya için ikna edebilir miyiz?

Üstelik aynı senaryoyu izlemekten sıkılmadık mı? Hükümet “içerik kaldırılsın” der, popüler sosyal medya şirketleri de, siteleri tamamen engellenmesin, diğer kullanıcılar mağdur olmasın bahanesinin arkasına sığınarak gerekeni yapar.

Dolayısıyla yeni internetimizin nasıl olacağı bize bağlı…

 

 

Kaynaklar

Fuchs, C. (2013). Social media: A critical introduction. Sage.

Fuchs, C. (2014). Digital Labour and Karl Marx. Routledge.

Nebil, F. S. (2015a), Türkiye’de Site Engelleme/Kapatma ve Sivil Toplum Yaklaşımı Tarihi – Bölüm 1 (2006 Öncesi), http://turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=49419, son erişim 19/04/2015

Nebil, F. S. (2015b), Türkiye’de Site Engelleme/Kapatma ve Sivil Toplum Yaklaşımı Tarihi – Bölüm 2 (2007- 5651’e Giderken), http://www.turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=49420, son erişim 19/04/2015

Pentland, A. (2014). Social Physics: How Good Ideas Spread-The Lessons from a New Science. Penguin.

Ünsal, B. (2015), AYM 5651 Yeni Hükümler, http://www.unsalgunduz.av.tr/wp-content/uploads/2015/04/AYM-5651-Yeni-Hukumler-White-Paper.pdf, son erişim 19/04/2015

 

 

 

4 Haziran 2015

Posted In: Diaspora, Emek, Erişim Hakkı, facebook, Gözetim, ifade özgürlüğü, Özel hayatın gizliliği, Özgür yazılım, sansür, sosyal ağlar, Sosyal medya, Twitter

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com