GNU/kWindows

Son zamanlarda benzersiz bir karışım hakkında çok konuşuluyor: GNUtamamıyla özgür işletim düzeni— ve Microsoft Windows —özgürlüğü reddeden, kullanıcıyı denetleyen, gözetim düzeni. Ayrıca ortalıkta çok fazla yanlış bilgi var. Düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım.

Bu konuyu tartışmadan önce bazı terimleri açıklığa kavuşturmamız gerekiyor: Kullanıcılar “Linux” işletim düzeni hakkında konuştuklarında aslında Linux çekirdeği eklenmiş GNU işletim düzenine atıfta bulunurlar; biz buna GNU/Linux (ya da GNU+Linux) işletim düzeni diyoruz. Çeşitli biçimlerde GNU işletim düzenini kullanıyorsanız komut satırından tanıdık gelecek bir çok yazılım GNU yazılımıdır: bash, (g)awk, grep, ls, cat, bc, tr, gcc, emacs ve diğerleri. Linux bir çekirdektir ve işletim düzeninin yapmaya çalıştıklarını destekler: işlemleri, hafızayı, dosya düzenlerini ve daha fazlasını yönetir, çekirdeğin çeşitli eylemleri gerçekleştirmesini yöneten düzen çağrılarını sağlar, bu eylemler yeni işlemleri çatallamak ya da hafızayı tahsis etmek gibidir. Bu önemli bir ayrımdır —tüm bu yazılımı “Linux” olarak adlandırmak hatalı olduğu gibi tamamıyla özgür Unix ikamesi olan GNU tasarısını göz ardı etmektedir.

İsimlendirme sorunu oldukça yaygındır, GNU/Linux işletim düzeni kullanıyor olsa bile çoğu kullanıcı GNU'nun ne olduğunu bilmemektedir. Son olarak GNU Bash'tan “Linux Bash” olarak bahseden makale okudum; bu adeta GNU tasarısına, 26 yıldır Unix-benzeri düzenlerde (Apple'ın sahipli Mac OS X'i dahil) en geniş kullanıma sahip kabuğu yazan tüm yazarlara atılan bir tokattır.

GNU çoğunlukla Linux çekirdeğiyle kullanılmaktadır ama durum her zaman böyle değildir. Örneğin GNU kendi çekirdeği Hurd ile çalışabilir (GNU/Hurd). BSD çekirdeği olan bir düzende çalışabilir (örn. GNU/kFreeBSD). Ama bugün bir ay önce bile duymayı beklemeyeceğiniz birşeyden bahsetmek istiyorum: GNU ve Windows çekirdeği. Bu karışım GNU/kWindows (GNU ile Windows çekirdeği) olarak atfedildi.[1]

Anlaşılana göre Microsoft ve Canonical Linux düzen çağrılarını Windows'un anlayabileceği türe çeviren bir uyumluluk katmanı, altdüzen yazmak için birlikte çalışıyor. Yani, Linux çekirdekli bir düzen için derlenmiş yazılım çağrı çevirme ile Windows üzerinde çalışacak. Bir çok makale bu düzeni “Windows üzerinde Ubuntu” ya da “Windows üzerinde Linux” olarak adlandırıyor. Yanılgı şu ki bu düzen Linux çekirdeğini kapsamıyor, GNU işletim düzeninin Linux yerine Windows'un çekirdeğiyle çalıştığına tanıklık ediyoruz.

Bu Microsoft için yadsınamaz bir teknik yarardır: Windows kullacıları GNU/Linux'tan ya da Apple'ın özgürlüğü reddeden Mac OS X'i gibi diğer Unix benzeri düzenlerden tanımış olabileceği ortamlarda geliştirme yapmak istiyor. Fakat bunun hakkında düşününce önemli bir kavramı göz ardı ettiğini anlıyoruz:

Kullanıcılar bir işletim düzeni adı olarak “Linux"tan bahsettiklerinde GNU hakkında konuşmaktan kaçınıyor. Ve GNU'dan bahsedilmesinden kaçınarak ayrıca GNU'nun üzerinde kurulduğu temel ilkeleri tartışmaktan kaçınmış oluyorlar, bu ilkeler tüm kullanıcıların yazılımdan dört ana özgürlüğü temin etmesi fikridir: yazılımı her amaç için kullanabilmek, yazılımı anlayabilmek ve ihtiyaca göre düzenleyebilmek (ya da sizin için bunu başkasının yapabilmesi), yazılımı diğerleriyle paylaşabilmek, değişikliklerinizi başkalarıyla paylaşabilmek. Bu dört özgürlüğe saygılı yazılımlara özgür yazılım diyoruz.

Özgür yazılım gerçekten önemlidir, saldırıya açık olan kullanıcıların geliştirme esnasında (yazılım geliştiricilerin ya da şirketlerin değil) kendisinin denetimini temin eder. Kullanıcının bu dört özgürlüğünü ihmal eden herhangi bir yazılım özgür olmayan (ya da sahipli), özgürlüğü reddeden yazılımdır.  Bunun anlamı herhangi bir özgür olmayan yazılımın yeteneği ve verimi önemsizdir, benzer görevi yerine getiren özgür yazılımdan daima aşağıda olacaktır.

Herkes özgürlükten ya da özgür yazılım felsefesinden konuşmak istemez. Bu anlaşmazlık "açık kaynak” geliştirme yöntembiliminde sonuçlanmıştır, özgür yazılımın faydalarını gerekli fikirsel hususları tartışmadan şirketlere satmaktadır. “Açık kaynak” felsefesinde eğer özgür olmayan bir yazılım daha iyi özelliklere ve verime sahipse o kesinlikle daha iyidir, çünkü “açık kaynak” geliştirme yöntembiliminden üstün gelmiştir, özgür olmayan yazılım her zaman kötü bir şey olarak sayılmaz.

Tüm bunları bir araya getirelim: GNU adında özgür bir işletim düzenine sahibiz. Genellikle Linux çekirdeğiyle birlikte kullanılıyor ve ikisi birlikte GNU/Linux işletim düzeni olarak adlandırılıyor. Ama şimdi GNU/Linux'u alıp Linux'u kaldırıp ve onun yerine Windows çekirdeğini eklediğimiz bir duruma sahibiz, kar sağlayan GNU/kWindows. GNU kullanıcı özgürlüklerine değer verir. Windows ise tam tersini yapar.

Kullanıcılar neden bunu istiyor? Yani, belki de Mac OSX'te GNU araçlarını istemeleriyle aynı sebeptir, kullanmak istedikleri yazılımları kullanmak istiyorlar ayrıca GNU'da beğendikleri teknik faydaları istiyorlar. “Açık kaynak” felsefesini ele aldığımızda —çünkü eğer bir kullanıcı özgürlüğüne değer veriyorsa GNU/Linux gibi tamamıyla özgür bir işletim düzeni kullanmalıdır. Eğer bir kullanıcı zaten Windows kullanıyorsa GNU yükleyerek bir takım özgürlükler kazanır, artık düzeninde özgürlüklerine değer veren daha fazla yazılıma sahiptir ve bu yüzden böylesi onun için daha iyidir.

Peki ya bugün GNU/Linux kullanıyorsanız? Bu durumda GNU/kWindows düzenine geçmek büyük bir gerileme demektir, bunu yaparken özgürlüklerinizi Microsoft'a teslim etmiş olursunuz. Microsoft'un özgürlüğü reddeden gözetleyici düzeninde ne kadar parlak özellikler tanıttığının bir önemi yok, özgürlüğünüze saygı duyan bir işletim düzeni her zaman birincil tercih olmalıdır. Kullanıcıların GNU'nun sağladığı teknik yararlar için GNU/kWindows düzenine geçmemesi adına elimizden gelenin en iyisini yapacağız.

Birazı gerçek birazı felsefik olmak üzere elimizde bir takım sorunlar var:

İlkin, lütfen GNU/kWindows'u “Windows üzerinde Linux” (bununla ilgili başka bir biçimde) olarak atfetmeyin, yanlış bilgiyi yaymak durumu karıştırmanın ötesinde GNU işletim düzeni üzerinde çalışan binlerce yazarı göz ardı etmektir. “Windows üzerinde Ubuntu” olarak anmazsanız en iyisini yapmış olursunuz, bu tam yanlış bir ifade sayılmaz -Ubuntu'nun dağıttı GNU'yu kullanıyorsunuz- ama hala GNU Tasarısından bahsetmiyor. GNU'dan bahsedersek, kullanıcılar tasarıyla ilgili sorular sorabilir ve belki de kendi kendilerine sonuç ararlar. Özgür yazılım felsefesini okuyacaklar ve umarım sorunları, evvela daha önce farkında olmadıkları sorunları anlamaya başlayacaklar.

İkinci olarak, GNU/kWindows düzeni kullanan birisi gördüğünüzde kibarca nedenini sorun. Onlara sadece bu teknik yetenekleri sağlayan değil ayrıca özgürlüğü sağlayan daha iyi işletim düzeninin olduğunu söyleyin! Özgür yazılımın ne olduğunu söyleyin ve onlarla özgür yazılımı bağdaştırın ve neden önemli olduğunu anlamalarını sağlayın.

GNU'dan yarar sağlayan daha fazla insan görmek iyi ama ne için burada bulunduğumuzu ya da adımızı çok fazla anmadan, kullanıcıları diğer taraftan sahipli gözetim düzenine çekerek, böyle satıldığında mutlu olamayız.

[1] Bu isim Richard Stallman’dan gelmektedir. GNU Tasarısının kurucusudur.

Lisans: Bu metin CC BY-SA 4.0 lisansı altında dağıtılan “GNU/kWindows” metninden tercüme edilmiştir. Özgün metin Mike Gerwitz tarafından yazılmıştır. Tercüme metni CC BY-SA 4.0 altında lisanslanmıştır.

9 Nisan 2016

Posted In: canonical, gnu, GNU/kWindows, gnu/linux, hurd, linux, linuxgezegeni, microsoft, Özgür yazılım, tercüme, ubuntu, windows

GNU/kWindows

Son zamanlarda benzersiz bir karışım hakkında çok konuşuluyor: GNU —tamamıyla özgür işletim düzeni— ve Microsoft Windows —özgürlüğü reddeden, kullanıcıyı denetleyen, gözetim düzeni. Ayrıca ortalıkta çok fazla yanlış bilgi var. Düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım. Bu konuyu tartışmadan önce bazı terimleri açıklığa kavuşturmamız gerekiyor: Kullanıcılar “Linux” işletim düzeni hakkında konuştuklarında aslında Linux çekirdeği eklenmiş GNU işletim düzenine atıfta … Okumaya devam et "GNU/kWindows"

9 Nisan 2016

Posted In: canonical, gnu, GNU/kWindows, gnu/linux, hurd, linux, linuxgezegeni, microsoft, Özgür yazılım, tercüme, ubuntu, windows

Ring hakkında yoğun bir hafta

Son birkaç ayın ardından, GPLv3 lisansı altında ve henüz beta mertebesinde olan Ring; özgür-kaynak yazılım, geliştirici ve siber güvenlik dünyasında bir coşku yarattı.

Birçok İnternet ve haberleşme sanayii ile sürdürülebilir kalkınma sanayii işleticileri yakın ilgi gösteriyor. Birkaç hafta önce Brüksel'deki FOSDEM 2016‘da olduğu gibi, Singapur'da FOSSASIA ve 30. yılını kutlayacak ünlü Özgür Yazılım Vakfının Boston'da düzenleyeceği LibrePlanet müzakerelerinde aynı anda tanıtılacak, Ring ana başlık olacak.

Bu vesileyle, Savoir-faire Linux'un başkanı Cyrille Béraud özgür yazılımın ne ve niçin olduğunu daha iyi anlamak adına Ring'in detaylarına girecek, birçok uzmanın mırıldandığı gibi bu yazılım İnternet tarihinde bir mihenktaşı olabilir.

Bize Ring'in tam olarak ne olduğunu açıklar mısınız?

İlk olarak şunu bilmenizi isterim ki Ring açık kaynaklı bir yazılımdır ve bu nedenle kamu yararınadır. İşlevsel açıdan bakıldığında insanlar bunun bir nevi Skype ya da Hangout olarak göreceklerdir.

Ring dünyanın neresinde olursa olsun iki ya da daha fazla insan arasında şifrelenmiş görüntülü, sesli ve çok yüksek nitelikte yazılı iletişim kurmayı sağlar. Linux, Windows, Mac/OSX ve Android'de mevcuttur, sonraki birkaç ay içerisinde iOS'ta da olacaktır. GPLv3 lisansı altındaki kaynak kodlarıyla birlikte dağıtılmıştır.

image

Yine de şu noktaya dikkat çekmek istiyorum, Ring henüz genç, kırılgan ve pek çok durumda düzgün işlemeyebilecek bir yazılım. Bununla birlikte her gün iyileştiriliyor, standart ortamda ve evsel kullanım için gayet iyi çalışıyor.

Ama Ring'i aynı işleve sahip diğer yazılımlardan ayıran ne?

Ring bir merkezi sunucu olmadan noktadan noktaya iletişim kurmaya imkan sağlıyor. Bu belirleyici bir unsur. Ring evvela bir dağıtık iletişim platformu. Sunucuları yönetecek işletmenlere ihtiyaç yok, her bir aramanız ile ilgili daha fazla maliyet yok, Ring her zaman daha fazla özgürlük ve güvenlik sunuyor. Profesyonel bağlamda birçok kuruluş Ring'in esnekliğinden faydalanabilir. Ring, herkes için maliyetsiz ve konumdan bağımsız, güvenli biçimde iletişim imkanıdır.

Teknik olarak biz kendini kanıtlamış teknolojileri taban alıyoruz: ffmpeg/libav, GnuTLS, pjsip ve diğerleri. Bununla birlikte Ring çekirdeğindeki yeniliğimize ilişkin, biz DHT'lerin (Dağıtık Hash Tabloları) konseptini kullandık. Kendi kütüphanemiz OpenDHT'yi geliştirdik, sadece GitHub üzerinde mevcut, ICE ve SIP kurallarıyla birleştirildiğinde; yönlendiricileri, güvenlik duvarlarını geçerek, bir kullanıcı ya da ekipman, özel bir ağda olsa bile yerini saptamaya ve eğer bunlardan biri muhatabın kullanıcı bilgisini bulunduruyorsa dünyanın neresinde olursa olsun, gerçek zamanlı yüksek güvenlikli iletişim kanalı kurmaya yarıyor.

image

Ring'in bu özelliği ayrıca açık ve tanınmış standartları kullanması sayesinde, bu platform İnternet üzerinde gerçek evrensel hiyerarşik olmayan iletişim dizgesini oluşturmaya yarıyor, sadece iki insan arasında iletişimi değil, genel olarak iki ya da daha çok nesnenin iletişimini sağlıyor. Bu noktadan bakıldığında, Ring etrafında yaptığımız mevcut yenilikler pek çok olasılığın ve sanayi uygulamalarının halka da açılmasını sağlıyor. Biz şuan deneyevimizde çok hafif gömülü sistemler üzerinde şekillenen pek çok prototipe sahibiz, Ring; ev otomasyonuna ya da veri edinme dizgelerine bağlanabiliyor.

Bu tanıtımı bitirmeden şunu belirtmek çok önemli; Ring düşük kipte ve İnternetten tamamen bağlantısını koparmış halde bile işlevini sürdürebiliyor. Afrika'da ya da Hindistan'da kalitesiz bağlantısı olan yalıtılmış bir köy düşünün. İnternet bağlantısı koptuğunda Ring'in dağıtık dizgesi kendisini node'lara bağlayarak hedefe ulaşabilir ve çalışmaya devam edebilir. Örneğini verdiğimiz dünya ile bağlantısı kopmuş bu köyde oturanlar kendi aralarında iletişime devam edebilirler. Bu noktadan bakıldığında Ring sürdürülebilir kalkınmaya katılabilir ve iletişim altyapısını geliştirememiş ülkelerdeki ekonomiye ve demokrasiye katkıda bulunabilir.

Gördüğünüz gibi Ring birçok güce sahip! Ring'i yapabilmek, altında yatan teknolojileri daha fazla insana ulaştırabilmek, her bir insanın ve dünya çapında herkesin kendi Ring kullanımını elde edebilmesi için Ring bir özgür yazılım olmak zorundaydı.

Ring'in arkasında bir ekonomik model var mı ve kısaca Savoir-faire Linux'u tanıtır mısınız?

Elbette Ring'in arkasında bir ekonomik model var. O özgür yazılımlardan bir tanesi. Özgürce herkese açık olarak hazırladığımız kullanım değerleri yarattık. Bu kullanım değerleri bir hizmetler ekonomisi yarattı. Elbette bu ekonomi açık ve rekabetçi pek çok değer yarattı. Ring konusunda Savoir-faire Linux kendi konumuna sahip. Bu ekonomi; değiş tokuşu ve işbirliğini taban almaktadır, böylece az sayıda insanın zenginliği sahiplenmesi ve devrilebilen ekonomiyi kendine ters bellemiştir.

Savoir-faire Linux merkezi Montreal'de bulunan, Kanada içinde Quebec ve Toronto'daki, Fransa içinde Paris'teki takımlarıyla birlikte Kanadalı bir hizmet şirketidir. Bir ortaklık vasıtasıyla Fildişi Sahilleri'nde de bulunmaktayız.

Tümü açık teknolojilerde uzmanlaşmış, yüksek dereceli 110 mühendisimizle birlikte savunma ve gömülü elektronik sektöründe, bankacılık ve sigortacılık sektöründe Desjardins ile, yazılım mühendisliği sektöründe Kanada Uzay Ajansı ile, yönetim bilişim sektöründe Organisation Internationale de la Francophonie ile ve çeşitli yerel teşebbüslerle varlığımızı sürdürüyoruz.

Ayrıca, özgür yazılımın dünya çapındaki aktörleriyle sağlam bağlar oluşturmak bizim için çok önemli. Ayrıca Linux çekirdeği gibi pek çok özgür tasarıya katkıda bulunduk.

Savoir-faire Linux değerler etrafında zenginlik yaratmaktır. Her zaman başarılı olamayız ama her gün, geçen 15 yılda, içimizdeki şu iki tutkuyla çalışmamıza değer katmaya devam ediyoruz: özgürlük ve mükemmelik.

Not: Yazıdaki birkaç cümleyi etkili olarak tercüme edemediğim için çıkardım. Bazı noktalarda birebir tercümeden sakındım. Özgün metin 18 Mart 2016′da yayınlandı, ikinci paragrafta bahsi geçen müzakereler de 20 Mart 2016′da gerçekleşti fakat anlam bütünlüğünü bozmamak adına filleri gelecek zaman kipinde tercüme ettim.
Lisans: Bu metin CC BY 4.0 lisansı altında dağıtılan “An Intensive Weekend about Ring” metninden tercüme edilmiştir. Özgün metin Cindy Marchi tarafından yazılmıştır. Tercüme metni CC BY 4.0 altında lisanslanmıştır.

4 Nisan 2016

Posted In: free software, gplv3, linux, linuxgezegeni, open source, opendht, ring, savoir-faire linux, tercüme

Ring hakkında yoğun bir hafta

Son birkaç ayın ardından, GPLv3 lisansı altında ve henüz beta mertebesinde olan Ring; özgür-kaynak yazılım, geliştirici ve siber güvenlik dünyasında bir coşku yarattı. Birçok İnternet ve haberleşme sanayii ile sürdürülebilir kalkınma sanayii işleticileri yakın ilgi gösteriyor. Birkaç hafta önce Brüksel’deki FOSDEM 2016‘da olduğu gibi, Singapur’da FOSSASIA ve 30. yılını kutlayacak ünlü Özgür Yazılım Vakfının Boston’da … Okumaya devam et "Ring hakkında yoğun bir hafta"

4 Nisan 2016

Posted In: free software, gplv3, linux, linuxgezegeni, open source, opendht, ring, savoir-faire linux, tercüme

ReactOS: Özgür lisanslı Windows inşa etmek

Çoklu önyüklemeden WINE'a, özgür yazılım Windows uygulamalarını çalıştırmak için hep bir çözüm üretmeye çalıştı. Yine de bu çabaların sadece birkaçı Windows'un özgür lisanslı uyarlaması olan ReactOS kadar hırslı olabildi. Tasarı 2006'dan beri faal ve on yıllık zorlu ve ihtiyatlı geliştirmenin ardından Şubat 2016'da ilk alpha sürümü piyasaya çıktı.

Geliştirici Ziliang Guo'ya göre özgür lisanslı Windows 95 uyarlamasını hedefleyen FreeWin95 tasarısının başarısızlığından ReactOS meydana geldi.

“FreeWin95 hiçbir yere gelemedi çünkü insanlar işletim sistemini nasıl uyarlayacakları hakkında teknik tartışmalar yaptı ve çıkmaza sürüklendi. Kimse kodlamayı istemedi.”

Mesafe kaydedememenin bir sonucu olarak Jason Filby ve David Welch Windows NT'nin özgür sürümünü oluşturmak için yeni bir tasarı oluşturdular. Bir başka tasarı üyesi olan Jeff Know tasarıya ReactOS (React: tepki) adını önerdi çünkü bu çaba Microsoft'un masaüstündeki tekeline bir tepkiydi.

image

Geçmişten bir esinti: ReactOS üzerinde WinZip çalışıyor

Tersine Mühendislik ve Belgelendirme

Başlangıçta ReactOS zorluklarla karşı karşıya geldi. Tasarı başladığında bir çok Windows derleyicisi sahipliydi ve özgür olan bir kaçı ise acı verici şekilde yetersizdi. Gerekli araçları geliştirmekte büyük bir adım niteliğindeki MinGW‘den sorumlu ana geliştirici Casper Hornstrup'ı hatırlıyor Guo. Bu koşullar altında ReactOS'u çalıştırabilmek/önyükleyebilmek bile bir mihenk taşıydı. Guo'nun belirttiği gibi,

“Gerçekten bir işletim sistemini çalıştırabilmek insanların düşündüğünden daha karmaşık bir iş”

Bir diğer sorun ise Windows NT'nin iç mimarisi için yetersiz belgelendirme olmasıydı. Örneğin, çekirdek seviyesi API'leri üzerinde bilgi yetersizliği NT sürücü uyumluluğunu zorlaştırıyordu. Benzer olarak dahili birbirine bağımlılıkların geliştirilmesi gerekiyordu, sorun teknik zorluklara sebep olduğu gibi bu zorlukları artırıyordu.

“Takım eksik bir özelliği tamamlamak üzere olduğunda bazen varolan bileşenlerin içine geri dönüp hackleri silmesi gerekebiliyor, (bu süreç) diğer hacklerle bağlantılı hacklerin oluşturduğu bir tavşan deliğinde sonlanıyor ve tüm bu şey başarısız yollarda adeta çöküyor.” diyerek açıklıyor Guo.

Bugün durum bir miktar düzeldi. MSDN sitesi, Windows Internals, Inside Microsoft Windows ve Windows Graphics Programming gibi bir çok kitaba ek “Microsoft Windows hakkında bolca belgelendirme mevcut” diyor tasarı yürütücüsü Aleksey Bragin. Bu bilgiler özgürce kullanılabiliyor ama bilgiler hatalar içerebiliyor ve belgelenmemiş bölümleri olabiliyor.

Bir diğer avantaj ise WINE'ın Win 32API için uyumluluk katmanı. ReactOS bunu yeniden kullabilir fakat “Tabi ki takım bu API'lere güç sağlayacak Win32 altsistemini doğru bir şekilde tamamlamak zorunda.” diyor Guo.

Bu nedenle, bu avantaja karşın, ilerlemek için ReactOS üçüncü şahıslar tarafından yapılan tersine mühendisliğe bağımlı. Diğer zamanlarda, tasarı üyeleri karakutuculuğa (blackboxing) başvuruyor, farklı türde girdilere Windows'un verdiği cevapları sistematik olarak test ediyor ve içerde neler olduğunu anlamaya çalışıyorlar.

Malesef, tersine mühendislik çoğu kez hukuksal mayın tarlasına dönüşüyor.

“Tasarıda her zaman şu farkındalık oldu: Microsoft'un bizi stratejik tehdit olarak görebilir ve kapatmayı isteyebilir.” diyor Guo. Herhangi bir olası sorunu önlemek adına, ReactOS her zaman dikkatli davranıyor, öncelikle katkıların kısıtlı Microsoft kodundan elde edilmediğinden emin olunuyor. Örneğin, tersine mühendislikle oluşturulmuş ve ardından Assembly'den C'ye çevrilmiş kod kabul edilmiyor ama karakutuculuk kabul ediliyor.

Doğrusu, Bragin'e göre, ReactOS mümkün olduğu kadar tersine mühendislikten kaçınmayı tercih ediyor. Tersine mühendislik kaçınılmaz olduğunda katkıcılardan GNU Kodlama Standartları'nın 2.1 maddesini uygulamaları, sahipli yazılımlara -özellikle Windows'a- atfı önlemeleri bekleniyor. Buna göre tüm kod mümkün mertebe özgün olandan farklı olmalıdır.

Yine de, tersine mühendislik bir gri alan gerektiriyor. Guo bunu hatırlatıyor, bir noktada, tasarı geliştiricileri lekesiz kodu neyin oluşturduğu hakkında farklı yorumlarla konu üzerinde tartıştı. Bu tartışma bazı geliştiricilerin çıkmasına sebep oldu ve tasarı kodlarının iç denetimiyle sonuçlandı. Neyse ki lekeli kod bulunmadı ve tasarı nihayet yoluna devam edebildi.

Önündeki Zorluklar

Alpha sürümü 0.4'ün piyasaya sürülmesi yıllar süren kitke kaynaklı çalışmayla, sınırlı başarının ardından geldi. Yeni sürüm Canlı CD olarak mevcut, Windows NT olarak tanıtılıp VirtualBox'a kolayca kurulabiliyor. Çağdaş donanım üzerinde yirmi yıllık sistemleri öykündüğü için işletim sistemi saniyeler içinde önyükleniyor. Winzip, özgür yazılım olan LibreOffice, bir kaç eski ve basit oyun gibi çeşitli yazılımları çalıştırabiliyor.

image

ReactOS kendi Solitaire sürümünü çalıştırıyor.

Yine de zorluklar sürüyor. Her zaman olduğu gibi nitelikli geliştiriciler ender:

“Halihazırda Microsoft için çalışmayan NT çekirdek uzmanlarının sayısı çok az.” diye not ediyor Guo. Mevcut donanımı desteklemek oldukça zor olabiliyor, Guo değişken donanım standartlarının bir problem olduğunu söylüyor ve “Microsoft bile bunlarla sıfır sorun yaşamıyor.” diyerek ekliyor.

Bir diğer sorun ise, son sürümlerdeki kullanılırlık üzerinde yapılan geniş çalışmaların ardından, Guo'nun sözleriyle:

“Geçmişte çok çok daha az olan kullanıcının görebileceği, büyük değişikliklerle yere yakın olan birçok meyve toplanmış oldu.”

Bu bazı temel sorunları hatırlatıyor. Örnek olarak öncelikler hakkında soru üzerine Bragin şöyle dedi:

“En önemli açık hafıza yönetimi ve önbelleklemeye bağlı sistem kararlılığında. Diğer sorunlar da var elbette ama gerçekten kararlı çekirdeğe sahip olmak tasarı için büyük başarı olur.”

Diğer baskı yapan sorun ise oyunlar için DirectX desteği. ReactOS WINE'ın DirectX uyarlamasına sırtını yaslamayı umuyor. Bragin oyun desteğinin önemli olduğunu çünkü hafızayı, dosya sistemini ve ağı kullanmaları “işletim sisteminin kendisi için güzel bir test” olduğunu vurguluyor.

İlk alpha sürümü dikkate değer bir mihenk taşı. ReactOS halihazırda yeterince gelişmiş, Bragin onu işletim sistemlerini öğretmek için kullanıyor.

“Ama gerçekten ReactOS'un bir kullanım senaryosunda Windows'un yerine kullanılabilecek güçte olduğu anı görmek istiyorum. Bu an kesinlikle önümüzdeki beş yıl içinde yaşanacak.” diyerek bir öngörüde bulunuyor.

Genel Dağıtıma Doğru

Sahipli geliştirmeyle etkileşime giren diğer özgür yazılımlarda olduğu gibi ReactOS da Microsoft'un kendi API'lerindeki daimi değişimin daima gerisinde kalacağa benziyor. Ancak bu durum ilk çıktığındaki kadar kasvetli olmayabilir.

ReactOS her Windows sürümünün tüm özelliklerini yeniden çoğaltmakla ilgilenmiyor.

“Biz güzel özellikler üretmeye çalışıyoruz, örneğin çeşitli temalar arasında geçiş yapmamızı sağlayan kullanıcı arayüzü tasarlayıcımız gibi. Yine de, Microsoft'un her eklediği güzel değil. Örneğin, Metro Arayüzü ya da diğer yeni API'ler yeterince popüler olmadıkça bunlara fazlaca vakit ayırmaya gerek yok. Eğer birisi gerçekten isterse bir Windows 8 Metro Teması yapabilir. Yine de böylesi bir arayüzü seven çok kişi olduğundan emin değilim. Windows 10 ya da Windows 8'e eklenmiş çok fazla değer görmüyorum.” diyor Bragin.

Her neyse, alpha sürümüyle birlikte ReactOS ivme kazanmışa benziyor. Hedefi hala zoruluklarla karşı karşıya.

Not: Tercümeyi tek seferde bitirme inadım sonucunda bir ya da iki cümleyi anlamakta epey zorlandığımdan anlam bütünlüğünü bozmayacak şekilde yazıdan çıkardım, yine bir kaç cümlede birebir çeviriden sakındım.
Lisans: Bu metin CC by-SA 4.0 ya da sonrası altında dağıtılan “ReactOS: Building a Free-Licensed Windows” metninden tercüme edilmiştir. Özgün metin Bruce Byfield tarafından yazılmıştır. Tercüme CC by-SA 4.0 ya da sonrası altında tekrar lisanslanmıştır.

31 Mart 2016

Posted In: Açık kaynak, free software, linuxgezegeni, microsoft, open source, Özgür yazılım, reactos, röportaj, tercüme, windows

ReactOS: Özgür lisanslı Windows inşa etmek

Çoklu önyüklemeden WINE’a, özgür yazılım, Windows uygulamalarını çalıştırmak için hep bir çözüm üretmeye çalıştı. Yine de bu çabaların sadece birkaçı Windows’un özgür lisanslı uyarlaması olan ReactOS kadar hırslı olabildi. Tasarı 2006’dan beri faal ve on yıllık zorlu ve ihtiyatlı geliştirmenin ardından Şubat 2016’da ilk alpha sürümü piyasaya çıktı. Geliştirici Ziliang Guo’ya göre özgür lisanslı Windows … Okumaya devam et "ReactOS: Özgür lisanslı Windows inşa etmek"

30 Mart 2016

Posted In: Açık kaynak, free software, linuxgezegeni, microsoft, open source, Özgür yazılım, reactos, röportaj, tercüme, windows

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com