Özgür Yazılım ve Linux Günleri 2013

4 senedir aralıksız katıldığım bir ÖYLG'nin daha sonuna geldik. Yaşadıklarımı anlatmak istiyorum.

Cuma sabahında Alternatif Bilişim cemaati olarak Hackerspace'de buluşup etkinlik alanına doğru yola çıktık. Bilgi Üniv. servislerinin yerinin değiştirmelerinden haberim olmayınca ufak bir krizden de kurtulmuş oldum.
Bu sene etkinlik Santral kampüsünün enerji müzesinde yapılıyordu. Etkinlik alanını Dolapdere'dekinden daha çok beğendiğimi söyleyebilirim. Sponsor listesinin kabarık olmasıyla ve demirbaş haline gelmiş kurumların katılımıyla stand sayısı fazlaydı. Salonların büyüklükleri iyiydi.

Etkinlik teması dağıtık sistemler ve NoSQL veritabanları olarak belirlenmişti. NoSQL pek aşina olduğum bir konu değil ama ÖYLG'nin güncel bir konuyu seçmesine memnun oldum. 7-8 tane konuşmayı dinleyebildim. Onlardan bahsettikten sonra, hatrı sayılır gördüğüm şeyleri anlatmak istiyorum.

İlk olarak mevcut Pardus proje yöneticisi Ahmet Kaplan'ın konuştuğu TÜBİTAK ULAKBİM'ın sponsor sunumuna girdim. Etkinlikten günler önce konuşmanın protesto edileceği konuşuluyordu. Bir ara konu yumurta atmaya kadar geldiyse de böyle bir olay yaşanmadı. Ahmet Bey sunum yapmadan kısa bir konuşma yapıp zamanı sorulara ayırmak istedi. O sırada eski geliştiriciler de salondaydılar. Gökçen Eraslan'ın "Eski Pardus'tan hangi bileşenleri kullanıyorsunuz ?" sorusuna cevabın Milky olmasına epey bir içerlemiş gözüküyordu. Bu süreç boyunca tepkisini çok net ortaya koyan insanlardan olan Ozan Çağlayan eleştirilerini sıraladıktan sonra "Kurumsal 2 zaten isteklerinizin çoğunu yapıyordu" sözüne "Sizin yaptığınız ürün çalışsaydı MSB bizim kapımıza dayanmazdı" cevabı basbaya ayıptı. (Sözü geçen ürünün 3.5-4 senelik Kurumsal 1 olduğunu hatırlatayım) Ahmet Beyin dışarıda bu söz için özür dilediğini not düşeyim. Dinleyicilerden birinin "LibreOffice çeviri listesinde TÜBİTAK'tan niye kimse yok" sorusuna verilen "Olmaması da lazım zaten " cevabı gülünçtü.
Konuşmadan anladığım şeyler arasında Yeni Pardus deposunun kamuya açık olmaması Tübitak'ta yaklaşık 5 kişinin bulunup geri kalan işlerin firmalara yaptırılması gibi şeyler vardı. Aslında servis sağlayıcısı görevi gören bir kurumun Linux dağıtımı geliştirmeyi ne kadar becerebileceği hala tartışma konusu. Konuşma süresi biraz aşılsa da tartışma dışarıda uzunca bir süre devam etti. Bir kısmını dinledim. Hararetli tartışma bir yerden sonra yumuşadı. Eski geliştiriciler tartışmayı trollemediler ve tavırları yaşadıklarına rağmen makul ve gerçekçiydi. Etkinliğin en merak edilen olaylarından biriydi. Konuşma sırasındaki protesto görüntülerine https://pardusadokunma.wordpress.com/2013/04/06/ozgur-yazilim-gunleri-2013-tubitak-protestosu/ adresinden erişebilirsiniz.

Ardından Ekin Meroğlu'nun yaptığı Linux Tabanlı Sanallaştırma: KVM ve Ekosistemi konuşmasına katıldım. 1.5 saate yakın sürdü. Oldukça yoğun ve bilgilendirici olduğunu düşünüyorum. Sanallaştırma pek ilgilendiğim bir konu değildi ama ilginç olabileciğini düşünüyorum. Bu konuşmaya denk gelmem iyi oldu.

ÖYLG'ninde özellikle Chris Hoca(Stephenson)'nın sunumunu kaçırmamaya çalışıyorum. Özgür yazılım camiasına Chris Hoca'dan bahsetmeye elbette gerek yok. Ama piyasadan pek hazetmeyen ben için yaptığı bilim vurgusu çok değerli ve kendi adıma büyük bir boşluğu doldurduğunu düşünüyorum. Konuşma başlığı GoTo’nun Zararlı Kabul Edilmesi – Dijkstra’nın Mirası olsa konunun odak noktası Dijkstra'ydı hatta GoTo 2-3 cümleden fazla geçmedi diye hatırlıyorum. Artık klasikleşmiş bir şekilde konuşmada Java'ya giydirmeyi de ihmal etmedi.

Ardından oldukça provakatif ve gel beni dinle diyen bir başlığa sahip Yaşar Safkan'ın Yazılımcının Suçu Ne ? sunumunu izledim. Zaten eğlenceli bir insan olan Yaşar Abi komik bir şekilde yazılımcıların sorunlarına değindi. Konuşmayla ilgili bir özet için http://www.teknikodu.com/yazilimcinin-sucu-ne/ konuşma videosu için buraya http://www.safkanyazilim.com/yasar-safkanin-ozgur-yazilim-gunleri-2013teki-konusmasi/ bakabilirsiniz.

İlk günün son etkinliğinde Uğur Özyılmazel'in İnsanlar için Git konuşmasını dinledim. Git'e aşina olmayanlar için güzel bir girişti. Git yaşam döngüsünü biliyordum ama otomatize eden git-flow aracınında haberdar değildim. Onu da buraya not düşebilirim.

İkinci gün biraz geç kaldığım için Neden Scala konuşmasının ortalarına denk geldim. Güzel bir giriş sunumuydu ama ben dilden haberdar ve basit seviyede bilen biri olduğum için yeni pek fazla şey duymadım. Ancak concurency'ye en yakın kelimeyi bulduklarını düşünüyorum eş-zamanlılık diyerek.

Tizen konuşmasını dinleyemesem de Meego topluluğuyla görüşmek güzeldi. Galaxy S3'ün boyutlarından şikayet edenlere Tizen demo cihazını göstermek isterdim.

Ardından HortonWorks'ten Chris Harris'in Hadoop sunumunu izledim. Yanlış anlamadıysam HortonWorks Yahoo'daki ilk Hadoop ekibinin üyeleri tarafından kurulmuş ve Hadoop Core'una en çok katkıyı veren şirket. Harris'in konuşması Hadoop ne işe yarar, hangi bileşenlerden oluşuyor, yahu ne olcak bu Hadoop'un hali konuları eksenindeydi. Teknik detay pek içermiyordu diyebilirim. Konuşmayı dağınık bulanlar olmuş, ben pek farketmedim.

Sonrasında günün son sunumlarından olan Yakından Eğitim'e girdim. GSoC'un yerli şubesi diyebileceğim yakından eğitim ilgilendiğim takip ettiğim ancak belli çekincelerle başvurmadığım bir projeydi. Sunumdan anlayabildiğim kadarıyla onlar da projeyi oturtmaya çalışıyorlar kendilerine tekrar başarılar dilerim.

Etkinlikte sunumlar dışında olan bitenden de biraz bahsetmek istiyorum.

Hackerspace olarak getirdiğimiz Commodore 64 büyük ilgi gördü. Mail listesi kayıtlarını oradan almaya çalışsak da ben e-posta bırakmıştım ama eklemediniz sözünü çok duyacağız gibime geliyor. Commodore'a sonsuz döngü yapan bir program yazıp beni kullanmayı bilmediğim bir aletle öylece ortada bırakan Uğur Abiye de teessüflerimi burdan ileteyim. Hatta biri o durumun resmini de çekmiş.Malum trollük mağduru olunca eğlenceli olan bir şey değil :)
Ancak etkinliğin en büyük trollü ödülünü aşağıdaki ilanla bence Bilgisayar Mühendisliği Odası hakediyor.
Piyasada görmeye çok alıştığımız 5 kişinin işini 1 kişiye yaptırma amaçlı ilanların biraz abartılmış versiyonu. Tepedeki referans kodununun YUH ile başladığını farketmeyen ben dahil pek çok kişi bunu ciddiye aldı ve çokca dalgası geçildi. Kendim de fark etmedim aslında bunu BMO adına üzüldüğüm için sitem etmeye gittiğimde gösterdiler. İnternette falan da bozuntuya vermediler. Trollüğün kitabı yazılacak olsa girmesi gereken bir hareket.

LKD standında bir süre sadece kadınların bulunması özellikle saç,sakal,göbek triosuyla akla gelen linuxçu stereotype'ına karşı hoş bir görüntüydü. Özgür yazılımda kadınların daha aktif olmaları dileğiyle diyeyim.

Yeni tanıştığım insanlar karşısında heyacanlanıp, yer yer gaza gelip insan kilitleme gibi kötü bir huyum var ne yazık ki. Bu seneki piyango Biçda standındaki hanıma vurdu kendisinden özür dileyeyim buradan.

Gördüğüm kadarıyla her sene etkinlik biraz daha ileriye gidiyor. LKD'ye ve organizatörlere emeklerinden dolayı teşekkür ederim. Bir aksilik olmazsa seneye görüşmek üzere.

9 Nisan 2013

Posted In: Etkinlikler, Gezegen, gnu/linux, Özgür yazılım

2011 Cebit Eurasia Pardus Macerası


Previously on Cebit 
Geçen sene tadı damağımda kalan stand maceramdan sonra bu yıl bütün fuar boyunca katılmayı planlayıp belirtsemde bölümüm bana bir son dakika golü atarak fuarın ilk gününe staj mülakatı koydu. Onun dışında 3 gün boyunca standda bulundum.
Benim anlatmak istediğim bir çok şeyi Camia Koordinatörümüz Nihan ve Gönüllü Koordinatörümüz. Onur  bloglarında gayet güzel anlatmışlar. Ben de tekrardan bu güzel etkinliği beraber geçirdiğim herkese teşekkür edeyim.
GSM firmaları sponsorluktan çekildiğinden beri gitgide sönükleşen fuarın en güzel standının Pardus'unki olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.  Bu yıl geçen seneye ek olarak standımızda akıllı tahta, Sigma RD ekibinin geliştirdiği Pardus üzerinden Kinect aracılığı ile hareketleri algılayan bir doğal arayüz, Pardus üzerinde çalışan bir telsiz sistemi ve oyun alanımız vardı. Bu duruma birde girişin ücretsiz hale gelmesi eklenince fuar boyunca standımız oldukça kalabalık ve ana-baba günü seviyeleri arasında bir yoğunluk yaşadı. Ancak bizde özellikle hafta sonu 20 kişinin üzerinde bir kadroyla orada olunca ziyaretçilere yetebildik. Hatta stand oldukça kalabalıkken bile yardım edecek insan bulamadığım oldu.
Aslında fuarın geneli hakkında arkadaşlarımdan pek farklı şeyler söyleyemeyeceğim için biraz değerlendirme yapayım ve ilginç olaylardan bahsedeyim.
Geçen sene CD'lerin erken bitmesinden sonra Nihan'ın ortaya koyduğu yeni DVD dağıtma politikası gayet başarılıydı ve bu sene DVD'lerimiz fuar sonuna yetebildi.
Standda sürekli yetkili birinin olması da çok güzel bir gelişmeydi. Böylece Pardus ile kurumsal boyutta ilgilenen hemen hemen hiç kimseyi geri çevirmedik.
Onun dışında daha çok basılı materyalimiz olsa sanki daha iyi olurdu özellikle geçen seneki kurulum belgesini içeren posterler çok iyiydi.
Kendi adıma konuşacak olursa geçen 1 senede Linux topluluğu içinde kazandığım tecrübe sayesinde insanların sorularını fazla zorlanmadım.
Sistem yönetimi ile ilgilenmediğim için sunucu sorularında biraz zorlandım. Orada genelde Caner imdadıma yetişti. Onun dışında ekran kartı 2011'de çalışmayan ve açtığı hata kaydına cevap alamadığını söyleyen beyfendiye yardımcı olamadığıma çok üzüldüm.
Tv kartım çalışır mı, Excel'deki x fonksyonu LibreOffice'de var mı gibi spesifik sorular karşısında yapacak pek fazla bir şeyim yoktu.


Fuar kapanırken muzaffer futbol takımı edasında çektirdiğimiz fotoğrafı da ekleyeyim.



Soldan sağa ayaktakiler: Ebubekir Akgül, Tuncer Çolak, Merve Karabulut, Nihan Katipoğlu, Filiz Günel, Nesrin Kalender, Sinem Oğuz, Uğurcan Ergun, Kaan Özdinçer, İsmail M. Gökbulut, Uğur Eke, Zeynep Dikici

Soldan sağa oturanlar: Ülgen Sarıkavak, Murat Savaş, Caner Başaran, M. Sami Gürpınar, Murat Açıkgöz, Pamir Talazan, Onur Güzel, Ekin Meroğlu

Fotoğrafta olmayan isimleri de aklımda kaldığı kadarıyla buradan ben yazayım Gökmen Göksel, Fatih Arslan, Serdar Dalgıç,Mete Bilgin,Akın Ömeroğlu, Eren Türkay, Koray Löker, Zeki Bildirici, Samedhan Karameşe,Umut Albayrak,Fırat Zencirci, Hüseyin Özkan

Hepinize tekrardan teşekkür ederim. İyi ki varsınız.

PS: Fuar boyunca yaşanan ilginç geyikleri ve epic failleri da ayrı bir yazıda toplamak istiyorum.





12 Ekim 2011

Posted In: Etkinlikler, Gezegen, gnu/linux, Özgür yazılım, pardus

openSUSE Beta Pizza Partisi

22 Eylül'de çıkacak olan openSUSE 12.1 sürümünün betasını openSUSE topluluğu pizza partileriyle kutlamaya karar vermişler  Organizasyonun Türkiye ayağını çiçeği burnunda teknoloji portalı Teknokedi düzenlemeye karar vermiş.  Pizza yiyip Linux hakkında sohbet etmek isteyen herkesi bekliyoruz.
Teknokedi'nin haberi :

Linux dünyasında, özgür yazılım geliştirme işinden bahsederken Linus Torvalds'ın sözü olan "Just for fun" yani "Sadece eğlence için" deyimi çok kullanılır. Linux topluluğundaki insanlar eğlenmeyi hayatlarının merkezine koyar. Bu eğlence kaynağı bir parti olabilir, bir yemek olabilir, bir oyun olabilir ya da sadece bir bardak içecek olabilir. İçinde eğlenceli bir şeyler olmadığı sürece bir şeyler hep eksik kalır...
openSUSE topluluğu da işlerini eğlenceyle buluşturma konusunda çok iyiler. 22 Eylül günü openSUSE 12.1 Beta sürümünü kullanıcılarına sunacak ve bu beta sürümünü, tüm dünyada aynı anda gerçekleştirilecek Beta Pizza Partilerle kutlamaya karar verdiler. Bir araya gelip yeni sürümü kurmak, test etmek, bir yandan da pizza yiyerek sohbet etmek isteyenleri bir araya getirecek bu etkinliğin Türkiye ayağına katılmaya ne dersiniz?

Linux, pizza masasında kurtarılır

Bu eğlenceli etkinliğin Türkiye ayağını, openSUSE geliştiricisi olan sevgili İsmail Dönmez'in de cesaretlendirmesiyle, TeknoKedi olarak biz organize etmeye karar verdik. Bunun için 22 Eylül akşamı hepinizi openSUSE 12.1 Beta sürümünü kurmaya ve pizzalarımızla beraber Linux ve özgür yazılım sohbetlerine katılmaya davet ediyoruz!
Cihangir'de ilginç pizzalar yapan bir bir mekanda, Kort Pizza'da yerimizi ayırttık. 22 Eylül 18.30-20.00saatleri arasında openSUSE ve Linux konuşup bilgisayarına kurulum yapmak isteyen herkese kapımız açık. İster openSUSE, ister Ubuntu, ister Pardus, ister Arch Linux kullanıyor olun, isterseniz sadece özgür yazılım taraftarı olun, mutlaka o akşam bizimle bir dilim pizzayı paylaşmaya gelin. Katılım durumunuzu Facebook etkinliğinde belirtmeyi de unutmayın ;)
Arada eğlenmeyeceksek, bu hayatın tadı nasıl çıkar? :)
Etkinlik afişi :

17 Eylül 2011

Posted In: Etkinlikler, Gezegen, gnu/linux

Özgür Yazılım ve Linux Günleri 2011 1.Gün

(Biraz geç oldu anca kendime gelebildiğimden daha ilk günü yazıyorum kusura bakmayın)
Saat 10'daki etkinliğe gitmek için önceki gecenin uykusuzluğunun da etkisiyle belki bir işin ucundan tutarım düşüncesiyle 7.30'ta evden çıktım. Sağolsun köprü trafiği acıbadem'in öncesinden başlayarak kendisini ziyadesiyle çok güzel hatırlattı. Etkinlik alanında ancak saat 9.30'da olabilsem de ulaşımda bir sorun yaşamadım. Santral yerleşkesini ilk görüşte biraz tuhaf bulduğumu söyleyebilirim. Ama fakültelerin bulunduğu kısma doğru ilerledikçe alışılmış üniversite yerleşkesi havası geri gelmeye başladı.Etkinlik alanı geçen seneye oranla biraz daha ufaktı. Meydanda 90 derecelik açıyla LKD ve Pardus standları ve birinde özgür yazılımı tanıtan (İnsanlar bir yerden sonra Free Software Song'dan usandıklarını söylemeye başladılar :) ) diğerinde Chris Stephenson'un derslerinden kesitler veren (Ara ara izledim çok beğendim bu hocamızın internetteki bütün derslerini izleyesim geldi tavsiye ederim ) videolar dönen iki adet LCD varken koridorda diğer sponsorların standları vardı. Güzel bir balkon vardı etkinliğin yapıldığı fakültede arada bir kantin ve oturacak yerlerde olması gayet güzeldi.
Anlatacağım çok fazla şey varmış şimdi farkediyorum şöyle yapayım en başta girdiğim oturumlardan bahsedeyim sonra yaşadığım tecrübelerin bazılarını paylaşmak istiyorum.(Tecrübe ve enstantaneler kısmı ayrı bir yazıya bile taşabilir bilmiyorum)
Nedendir bilmem IBM'den insanların yaptığı insanın sunumları çoğu zaman sıkıcı bulmuşumdur,fikrim ne yazık ki bu seferde değişmedi.. Bu konuşmayı yapmak için Almanyalar'dan gelen amcam şahsi alınmasın. Şunu da anladım tamam İngilizce bir konuşmayı dinleyebiliyorum ama aksanlar cidden zorluyor. Ardından Pardus ARM ile çapraz derleme atölyesine girdim. Ne yazık ki konuya yabancı olduğum için pek bir şey anlayamadım. Sunumu yapan Pardus Geliştiricisi Mehmet Emre Atasever'in benim şu an okuduğum bölümden mezun olduğunu öğrenmem ilginç bir sürpriz oldu. Ardından Erkan Tekman'ın Pardus sunumunu dinledim. Sunumda Pardus'un tarihinden,amaçlarından ileride neleri planladığından ve yeni yapılanmasından bahsetti.Kendisini ilk defa şahsen dinliyorum.Onun dışında hakkında bildiklerim sadece internette okuduklarımdan ibaretti ve beklediğimden daha olumlu bir profil çizdi ayrıca Türkiye'de özgür yazılımın sadece Pardus çevresinde toplanmaması ve başka projelerin oluşması konusunda fazlaca istekli olduğunu gördüm. Aranın ardından Koray Löker'in Özgür Yazılım Geliştiricisi Olmanın Sosyal Boyutları oturumunda (Programı gördüğümden beri en çok girmek istediğim oturumlardan biriydi) ortada bir sunum yoktu daha çok söyleşi havasındaydı. Daha çok kullanıcı-geliştirici ikilemine ve iki tarafında beklentilerine ve sorunlarına değinildi. Özellikle aradaki iletişimsizlikten doğan gerilimden fazlaca bahsedildi. Geliştiricilerin tavırlarından tutun kullanıcılardan beklenenlere kadar bir çok konu konuşuldu.Koray Löker'in blogunda söylediği gibi geliştiriciler kullanıcıları bilinçlendirmek için daha çok çaba harcamalı bence de. Ancak her şeyden önemlisinin iki tarafında bir miktar anlayışlı olması gerektiğini düşünüyorum.
Günün kapanışını Çomak toplantısıyla yaptım. Topluluktan söz alan insanlar olduysa daha çok çomak ve pardus geliştiricileri arasında yoğun bir fikir alışverişi özellikle proje yönetimi hakkında ciddi dersler çıkartılabilecek bir oturumdu.
Tabii ki bütün gün oturumlardan ibaret değildi. Zaten amaç Türkiye'deki özgür yazılım topluluğunun buluşmasıydı. İyisiyle kötüsüyle böyle bir etkinliğe sahip olmak güzel

4 Nisan 2011

Posted In: Etkinlikler, Gezegen

Özgür Web Günleri Günlüğü

15-16 Ekim tarihinde yani geçen hafta sonu Yeditepe Üniversitesi Bilgisayar Topluluğu LKD ile beraber Özgür Web Teknolojileri Günleri adında bir etkinlik düzenlendi. İstanbul'da bir özgür yazılım etkinliğini kaçırdığım nadir göründüğü için ben de oradaydım. YÜ Mühendislik-Mimarlık Fakültesinin döner kapılarının çok hızlı olduğunu söylemekle başlayayım (daha sonraki etkinliklerde sırtınıza,çantanıza vurabilen bir döner kapıya hazırlıklı olun). Her özgür yazılım etkinliğinde bulunan LKD,Kartaca,Zeitin standlarının yanı sıra Profect ve Gittigidiyor standları vardı. Bütün stand yetkilileriyle de sohbet etme imkanı buldum elbette. LKD bu etkinlik için muhteşem stickerlar hazırlamıştı.Uzun zamandır üşeniyordum LKD'ye üye olmaya burada başvurumu yaptım inşallah kabul edilir.Kartaca standındaki bayanın beni Özgür Yazılım Günlerinden hatırlaması şaşırttı açıkcası , her zaman ki Kartaca defter ve kalemlerinden vardı (Bu gidişle Kartaca defterlerinden bir koleksiyonum olacak :D) Profect adlı eğitim firması %50 indirimle Linux ve İnternet kitapları satıyordu (3 tane aldım). Bizim bölümde (KOÜ Bilgisayar Müh.) Özgür yazılım ile ilgilenen insanların sayısı çok azken 19 Mayıs'ta aktif çalışan bir Özgür Yazılım Klübü varmış feci imrendim ne söyleyeyim.19 Mayıs'ta okuyan arkadaş bütün etkinlik programını hocalarına danışmış beni de bilgilendirerek çok daha güzel bir etkinlik geçirmemi sağladı kendisine de çok teşekkür ederim buradan.
Girdiğim seminerlerden bahsedecek olursam. İlk gün ilk seminer Kampüste web geliştirme hakkındaydı Sabancı Üni. 'den konuşmacılar müşteri ilişkilerinin nasıl olması gerektiğinden ve kullandıkları sistemlerden özellikle Drupal'den bahsettiler. İkinci olarak hoş bir tesadüfle Drupal-tr kurucusu Drupalle ilgili bir sunum yaptı ne yalan söyleyeyim bu CMS/Framework 'ten etkilendim. Sonraki Rest sunumunu anlamayarak yan salona geçtik fakat Front-End sunumunun ne yazık ki sadece sonuna yetişebildik. Aradan sonra Gökhan Bey adını ilk defa duyduğum erlang dilini ve frameworklerini büyük bir tutkuyla ve bilişim stand-upı tarzında anlattı.Günün son iki sunumunda ise Ruby on Rails üzerinde test temelli programlama hakkında gayet güzel bilgiler aldık. Bana bir programlama dilinden ziyade İngilizce yazıyormuşuz gibi geldi.
İkinci günü biraz daha atölyede geçirdim ilk başta Kartaca'dan PHP/Zend atölyesindeydim ancak pek bir şey anlamadım ve ikincisine girmedim.Biraz da arkadaşların etkisiyle bir wordpress sunumuna girdim ancak sunumu veren kişi meşhur blog yazarlarından biri (Blog işinde yeni olan ben bile duyduysam meşhurdur herhalde :D) ve gayet de son kullanıcı olan Gabriela Oleru verdi.Başka yerde güzel bir sunum olacak iken özgür yazılım ile ilgilenen veya teknik (veya her ikisine) hitap eden bir kitleye yapılınca benim en kötü bulduğum sunumdu onu da yapamıyorum bunu da yapamıyorum bilgisayarcı bir arkadaş artık msnden cevap vermiyor hehe şeklinde bir sunumu beklemediğimden de olabilir bir an için özellikle teknik insanlara son kullanıcı bakış açısını mı anlatmaya çalışıyorlar diye düşünmedim değil ama bu sıkılmamı engellemedi tabii ki . Ardından PHP/Obullo ve Apache Cassandra sunumu vardı aslında konular gayet güzeldi ancak Obullo sunumunu yapan Ersin Bey'in sesi uykumu getirdi :D . Aranın ardından bir Python framework'ü olan Turbogears sunumu dinledim.Son olarak Python/Django ile ilgili bir atölye çalışmasında bulundum.Bence Egnity geliştiricisi Emre Bey çok güzel bir sunum gerçekleştirdi.
Tanıştığım ve tekrar gördüğüm insanlarla,öğrendiğim yeni şeylerle genel olarak çok güzel bir etkinlik geçirdiğimi söyleyebilirim.

18 Ekim 2010

Posted In: Etkinlikler, Gezegen

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com